Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hak ettiğiniz unvana nasıl ulaşabilirsiniz?

ünvan değişikliği, terfi etmek, iş yaşamı

Yıllardır aynı pozisyonda mı çalışıyorsunuz? Artık terfi etme zamanınızın geldiğini mi düşünüyorsunuz? İş yükünüz artmasına rağmen unvanınızda bir değişiklik olmuyor mu? Sizce unvan artışı talebinizi patronunuzla konuşmalı mısınız? İşte istediğiniz unvana ulaşmanızda işinize yarayacak bazı tavsiyeler…

Hak Ettiğiniz Unvanı Nasıl İsteyebilirsiniz?

Unvanınız sahip olduğunuz her şey değildir ama sizin için bir önemi vardır. Size yeni bir rol önerildiğinde veya uzun zamandır aynı pozisyonda çalışıyorsanız hak ettiğiniz unvan hakkında nasıl düşünmelisiniz? Unvan için görüşmeye değip değmeyeceğine nasıl karar veriyorsunuz? Eğer zam bile alamayacağınızı  düşünüyorsanız unvanınızda bir değişiklik istemeli misiniz? Madalyonun öbür yüzüne bakacak olursak; patronunuz zam olmadan unvanınızda terfi önerirse nasıl karşılık vermelisiniz?

Uzmanlar ne diyor? 

Yeni bir pozisyonu kabul ederken veya yeni bir terfi için uğraşırken çoğu insan maaş anlaşmasına eğilim gösteriyor. Ama iş unvanınız da bu denklemin bir parçası olmalı diyor Getting (More of) What You Want kitabının yazarlarından ve Stanford Graduate School of Business profesörü olan Margaret Neale. Unvanın “hem dışarıdaki dünyaya hem de iş arkadaşlarınıza organizasyonda hangi seviyede olduğunuzu gösteren bir sinyal” olduğunu ve statünüzü ve bağlantılarınızı karşılayan ve işinizi daha iyi yapmanıza yardımcı olacak bir “haklar paketi” olarak görülmesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca, unvanınızın günlük mutluluğunuza ve işyeri bağlılığınıza etkisi olabilir diyor London Business School Profesörü Dan Cable. “İş yerinde kendini anlatmanın bir yöntemi” olduğunu söylüyor. “Ne yaptığınızın ve  ne değer kattığınızın sembolik bir temsili”. İster yeni bir role göz dikin ister yeni bir unvana; bu konuda ilerlemek için bazı fikirlerimiz var.

İfade edin

Unvanınız için görüşmek ya da yeniden görüşmek bir parça  özdeğerlendirme gerektirir. Neden belirli bir unvan istiyorsunuz? Ve neden onu hak ettiğinizi düşünüyorsunuz? Bunlar, unvanı  talep etmeli misiniz diye üzerinde düşünmeniz gereken şeyler. Eğer şirketinizde bir süredir çalışıyorsanız “belki iş kapsamınız ve sorumluluklarınız artmış olabilir ama unvanınız aynıdır, ve hâlâ yaptığınız işin karşılığı olandan daha az maaş ödeniyordur” diyor Neale. Bu durumda muhtemelen patronunuzla tartışmak için haklı bir gerekçeniz vardır. Ya da muhtemel iş verenleriniz unvanınızı, kazandığınız para  için gösterge olarak  kullandığından dolayı siz yeni fırsatlar için diretiyor ve kendinizi daha iyi bir pozisyona yerleştirmek istiyorsunuzdur.

”Şirketlerin daha az sorabildikleri  ve insanların ücret geçmişlerini paylaşmaya daha az istekli oldukları bir zamanda, unvanınız gelecekteki çalışanların beklentilerinizi anlamasının bir yoludur.” diye açıklıyor. Ve eğer  size  başka bir şirkette başka bir pozisyon önerildiyse unvanınızı tartışmak işinizin sorumluluklarında ufak tefek düzeltmeler yaparak sevdiğiniz kısmı daha fazla yapmanın bir yolu olabilir. “Bunu, rolünüzü yeteneklerinize ve ilgilerinize göre özelleştirme fırsatı olarak düşünebilirsiniz.” diyor Cable.

Ödevinizi yapın 

İkinci adım organizasyondaki statünüzü, sorumluluklarınızı ve uzmanlık alanınızı tam olarak yansıtacak belirli bir unvan seçmeyi içeriyor. LinkedIn ve Glassdoor gibi kaynakları kullanarak diğer şirketlerdeki sizinle  eş düzeydeki çalışanların unvanlarına bakabilirsiniz.

Ek olarak, Cable sizi en değerli ve güçlü hissettirecek unvanı göz önüne alın diyor. “Neden verimli olduğunuzu düşünün” diyor. Mesela büyük bir danışmanlık şirketinde “kıdemli analist” olarak çalışıyorsunuz “ama aslında veri içeren görsel sunumları daha iyi yapıyorsunuz. Bu durumda, unvanınıza ‘müşteri ustası’nın eklenmesini isteyebilirsiniz, çünkü bu sizin parladığınız alan.”

Neale, “Aynı zamanda şirketiniz ve endüstriniz bağlamında neyin gerçekçi olduğuna dikkat etmelisiniz.” diyor, “Her organizasyonda bir hiyerarşi vardır. Ve unvanınızın bu hiyerarşide sizin bulunduğunuz seviye hakkında bilgi vermesi gerekir.” Eğer “avangart bir unvan” istemeyi planlıyorsanız, “unvanınızın daha  geleneksel bir karşılığı olmasına dikkat etmenizi” öneriyor. Mesela “Motivasyondan Sorumlu Başkan” unvanını istiyorsanız kartvizitiniz aynı zamanda  “İnsan Kaynakları Planlamasından Sorumlu Başkan Yardımcısı” olduğunuzu açıklayacaktır.

Bütüncül düşünün 

Bir sonraki adım, öncelik sırasına karar vermenizdir. Maaşınızla ve bonusla; mesleki sorumluluklar, tatil zamanları ve çalışma takvimi karşılaştırıldığında, kazanç paketinizi tartışırken dilediğiniz unvanı ne kadar vurgulamalısınız? “Ben şiddetle tek bir alana yoğunlaşan müzakereleri tavsiye ediyorum.” diyor Neale, “Unvanınız birden çok alana yoğunlaşan bir müzakerenin bir parçası olarak tartışılmalı. İşinizi daha iyi yapmak için gerekli bütün kaynakları düşünün.”  İster iş değiştirin ister aynı organizasyonda yıllardır çalışıyor olun, kendinize şunu sorun:  Hangileri daha önemli olacak? Eğer unvan onlardan biriyse, devam edin.

Önce dinleyin… 

Şimdiki veya gelecekteki yöneticinizle görüşmeye hazırlanmak için yapabileceğiniz en önemli şey dinlemek. “İş görüşmeleri sırasında, insanlar organizasyonun karşılaştığı zorlukları anlatırken duyarlı olmalısınız”  diyor Neale, “Ve eğer çoktan şirket içine girmişseniz, karşılaştıkları zorlukları biliyor olmalısınız.” Üstünüzün en çok neyi önemsediğini ve onları en çok neyin endişelendirdiğini anlamaya çalışın, böylece kendi durumunuzu buna göre değerlendirebilirsiniz. “İnsanlar en çok kendi sözlerinden ve bakış açılarından etkilenir” diyor Neale, “Kendi istediklerine, yöneticinin ne istediğini duyamayacak kadar çok odaklanma.”

…Sonra strateji oluşturun 

Konuşmanızı hazırlarken kendinize tek bir soru sorun: Bu insana evet dedirtecek nedir? “Düşünün,  benim terfim patronumun hangi problemlerini çözecek?” diyor Neale. Eğer bilmiyorsanız, bu konuşma için hazır değilsinizdir. “Bir gerekçenizin olması yardımcı olur” diye de ekliyor. Muhtemelen büyük bir anlaşma imzaladınız, önemli bir proje yürüttünüz veya size başka bir iş önerildi ama siz kendi şirketinizde kalmak istiyorsunuz. Ayrıca belirtmelisiniz ki yeni bir unvan, itibar ve güvenilirliğinizi artırarak, daha verimli ve etkili olmanıza yardımcı olacaktır. Cable, bazı unvanların -özellikle de kişiselleştirilmiş olanların- “müşterilerle ve meslektaşlarınızla iyi ilişkiler inşa etmenize yardımcı olacağını” belirtiyor. Unvanların “İnsanlara, sizin kendi kişisel ve özgün yollarınızla neler yaptığınızı sorabilmeleri için bir kapı açtığını” söylüyor, “Bu, gerçek ve samimi ilişkiler inşa ederken gerçekten değerli olabiliyor.”

Yöneticinizle konuşun 

Yöneticinize konuyu açmanın zamanı geldiğinde, Cable konuşmaya “öğrenme moduyla” gelmenizi tavsiye ediyor. Adaylar için “bu bir işe neler katabileceğinizi konuşmak” ve işe alan yöneticinin rollerde başarıyı nasıl tanımladığını daha fazla öğrenmek için bir şans. ”’Unvanınız olan ‘Analist’ oldukça kapsamlı ki bu anlaşılır. Bu unvanı tekrar adlandırabilecek olsanız, bu rolü daha iyi ne yansıtabilirdi?’ diyebilirsiniz.”  Bu soru, “genelde çok iyi, çok gerçekçi bir konuşmaya yönlendirir” diyor. Eğer halihazırda şirketteyseniz ve yeni bir unvan istiyorsanız, Cable patronunuza “unvanların, çalışanların moralini yükselttiğine ve enerjilerini artırdığına işaret eden araştırmayı” göstermenizi öneriyor. “Bazı patronlar katıdır ve ‘cesedimi çiğnemeden olmaz’ cevabını verebilirler. Ama diğerleri meseleye vaktinde ele alınan, ilginç bir konu olarak bakabilir ve çalışanlarının kendilerini ifade etmesine izin vermenin  bir yolu olarak görebilirler. Ne yaparsanız yapın sürekli talep eden “prima donna” olmayın. Güçlü yanlarınızla birlikte alçak gönüllülüğünüzü de yansıtın.

Neale “yöneticinize sağladığınız çözümleri” ve “şirketi ileriye taşımak için kullandığınız yetenek ve becerileri” vurgulamanızı öneriyor.

Minnettar olun (bir noktaya kadar) 

Eğer yöneticiniz arzuladığınız unvanı (ya da benzer bir unvanı) kabul ederse ilk cevabınız “teşekkür ederim” olmalıdır. Eğer unvanınız yanında başka yan haklar sağlanmadığından hayal kırıklığına uğradıysanız, bunun bir oldu-ve-bitti anlaşması olmadığını unutmayın, “bu devam eden bir müzakere süreci” diyor Neale. Bu yüzden fırsatı kullanıp olabildiğince kibar bir şekilde, minnet duyduğunuzun ama yeterli olmadığının ve geri döneceğinizin işaretini verin. Eğer tamamen reddedildiyseniz-maaşınızda, unvanınızda veya herhangi bir ikramiyenizde bir değişiklik olmadıysa, patronunuzdan hangi “kriterlerle” yargılandığınız hakkında daha detaylı bilgi isteyin ve “bu kriterlere ulaştığınızı” her ikinizin de nasıl bileceğini sorun. Öncelikli olarak soru şu olmalı: “İlerlemek için ne yapılmalı?”

Hatırlamanız gereken prensipler  

Yap: 
  • Bireysel koşullarınız hakkında düşünün ve yeni bir unvan isteme sebeplerinizi gözden geçirin. Yeni bir unvan, işinizi daha iyi yapmanıza nasıl yardımcı olacak?
  • Sosyal bağlantılarınızı ve diğer online kaynakları; yeteneklerinizi, uzmanlığınızı ve statünüzü yansıtacak unvanları tanımlamak için sonuna kadar kullanın.
  • Yöneticinizin motivasyonları ve zorlukları üstüne kafa yorun. İsteğinizi dile getirmeden önce kendinize sorun: Neden şimdiki veya gelecekteki patronum evet desin?
Yapma:
  • Kişiselleştirilmiş bir unvan isteyerek aşırıya kaçmak. Eğer böyle bir tane istiyorsanız ve işvereniniz de kabul ettiyse, geleneksel bir eşdeğeri olduğundan emin olun.
  • Unvanınız hakkında dar görüşlü olmak. Maaşınız, iş tanımınız ve yan haklar da dahil olmak üzere her şey masada olmalı.
  • İstediğinizi o anda elde edemeyince cesaretinizi yitirmek. Yeni bir unvan istemek, devam eden bir müzakere sürecidir.
Vaka çalışması 1: Durum tespiti yapın ve unvan değişikliğini yöneticinizin öncelikleriyle uyumlu hale getirin. 

Şayet bir maaş artışı derdinde değilseniz bile, unvan istemenin “kariyerinize ve gelecek iş fırsatlarınıza faydası olur” diyor, Florida merkezli bir hukuki pazarlama ajansı olan PaperStreet’in içerik direktörü Sally Kane. Deneyimlerinden yola çıkarak konuşuyor.

Kariyerinin başlarındayken, henüz avukatlık belgesini almamış hukukçuları hedef alan ulusal bir ticaret dergisinde yönetici editör olarak işe alınmış. İşinin sorumlulukları, derginin yazı işlerinin yönetimini, bağımsız ve stajyer yazarlardan oluşan küçük bir grubu denetlemeyi ve tedarikçilerle birlikte özel projelerde çalışmayı da kapsıyordu.

İşyerinde geçirdiği 6 aydan sonra, Sally unvanının makamını tam olarak tanımlamadığını düşünmeye başladı. “Yeni bir unvanın tedarikçilerin ve diğer yazarların güvenilirliğini kazanmak için bana yardımcı olabileceğini düşündüm.” diyor.

Ayrıca farklı bir unvanın özgeçmişinde daha iyi görüneceğini fark etmiş. “Pozisyonumu atlama tahtası olarak gördüm. Sonsuza kadar orada olmayacağımı biliyordum.” diyor.

Böylece LinkedIn ve Glassdoor ile başlayarak küçük bir çalışma yaptı. “Verilere dayalı olmak istedim ve benim durumumu destekleyecek somut bilgiler topladım.” diye açıklıyor. “Ne yaptığımla çok daha iyi uyum sağlayan unvanlar var mı diye baktım. Aynı zamanda benzer düzeyde ve dağıtımdaki akran yayınları, editoryal yapıları neye benziyor diye kontrol ettim.”

Yöneticisinden -derginin sahibi ve yayımcısından- kendisini genel yayın yönetmeni olarak terfi ettirmesini istemeye karar verdi. O noktada yalnızca yeni bir unvanla mutlu olacaktı, zam istemedi.

İsteğini dile getirmeden önce, unvan değişikliğinin yöneticisinin, hedeflerine ulaşmasına nasıl yardımcı olacağına dair bir strateji oluşturdu. Yöneticisi, markasını oluşturmak ve dergiyi bu endüstride daha görünür yapmak konusunda çok istekliydi.

Sonra “konuşma sırasında unvanımın değişmesinin, dergiyi konumlandırmada bana nasıl yardımcı olacağını anlattım: Konferanslarda çok daha fazla söz alabilecek ve tedarikçilerin gözünde daha önemli olacaktım.”

Yöneticisi ona hak verdi ve unvanını anında değiştirdi. Altı ay sonra, yıllık değerlendirmeler sırasında maaşına, orantılı bir zam aldı.

Vaka çalışması 2: Maaşınız, ikramiyeleriniz, sorumluluklarınız ve unvanınızı içeren “haklar paketinizin” sürmekte olan bir müzakere olduğunu unutmayın. 

Rhonda Rees üniversiteden mezun olduktan sonra, Los Angeles bölgesinde küçük bir halkla ilişkiler şirketinde giriş düzeyinde bir işe başladı. “Unvanım halkla ilişkiler asistanıydı.” diye anımsıyor. “Henüz tecrübesizdim ve giriş düzeyinde bir iş olduğu için kimsenin benden gerçek bir beklentisi yoktu.”

Rhonda halkla ilişkilerle alakalı her şeyi öğrenmeye kararlıydı. Yöneticisini -biz ona George diyoruz- “mentoru” olarak gördü. George, Rhonda’daki potansiteli görmüştü ve ona her geçen gün daha fazla iş ve sorumluluk veriyordu. “Birden kucağıma bir sürü iş yığılmıştı.” diyor.

Fakat buna gücenmiş değildi, aksine kendisini kanıtlamak istiyordu. ”Şirkete para kazandırmakta iyiydim çünkü satış yapmak için rastgele arama yapmayı seviyordum.” diyor, ”Şirkete çok kazanç sağlayan müşterileri getirmeye başlamam  da çok uzun sürmedi.”

George, Rhonda’nın performansından memnundu ve bunu ona da söyledi. ”Bana komisyon vermek onun fikriydi” diyor Rhonda.”Maaşıma ek olarak yüzde 10 komisyon aldım, ve ben bununla tatmin olmuştum. Sadece, ne yapıyorsam onu yapmaya devam ettim.”

Diğer çalışanlar başka işlere devam ettiği sürece George da golf parkurunda daha fazla vakit harcıyordu. Rhonda’nın iş yükü daha fazla arttı. Fakat hâlâ halkla ilişkiler asistanıydı, bu da demek oluyordu ki müşterilerin onu ciddiye almaları için daha da fazla çalışması gerekiyordu.

Sonunda, içinde bulunduğu rolle bağdaşan bir unvana ihtiyacı olduğunu fark etti. “İlk başlarda müşteri temsilciliği yaptığımı zannediyordum. Fakat birdenbire yaptığım işin müşteri yöneticiliği olduğunu fark ettim.” diyor, “George’un gayri resmi olarak bunun farkında olduğunu düşünüyordum fakat ben hâlâ hak ettiğim unvanı almamıştım.”

Rhonda, George’la konuşmaya karar verdi.” Ofisine gittim ve yapıyor olduğum her şeyi açıkladım ve iş dünyasında oldukça önemli biri haline geldiğimi söyledim. Maaş artışı ve müşteri yöneticiliği istedim.” diyor.

“Aslında beni oldukça şaşırtan bir hamle yaptı ve genel başkan yardımcısı unvanını verdi. Hâlen eskisiyle aynı işleri yapıyordum fakat yeni bir unvan ve ufak bir zamla.”

Rhonda, George’a teşekkürlerini sundu. Rhonda bundan bir süre “hoşnut” oldu fakat kısa zamanda kariyerinde daha fazlasını istediğine karar verdi. “Bu deneyim bana kendi işimi kurmak için cesaret verdi, ben de kurdum. Bu işi devam ettirebileceğimi biliyordum.” diyor, “Şimdi patron benim ve kendime ‘genel müdür’ diyorum.”

Kaynak: http://www.hbrturkiye.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND