Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

hafıza fotoğrafa döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: www.bbc.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

D vitamini takviyesi gerekli mi?

Manşet, D vitamini takviyesi, d vitamini ilaçları, d vitamini içeren meyveler, d vitamini eksikliği nedir, D vitamini

D vitamin nedir? D vitamini eksikliği hangi hastalıklara yol açar? Sağlıklı yetişkinlerin de D vitamini takviyesi alması gerekir mi? İşte tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir makale…

D vitamini takviyesinin yararı var mı?

D vitamininin yorgunluğa, depresyona, hatta kansere bile iyi geldiği söyleniyor. Ancak bazı uzmanlar vitamin seviyesi normal kişilerin takviye almasını doğru bulmuyor.

Kuzey yarıkürede günler kısalıp güneş ışığı azalırken D vitamini eksikliği konusundaki kaygılar artıyor. Çoğu insan bunu gidermek için D vitamini takviyesine başvuruyor.

D2 ve D3 vitaminleri reçetesiz alınabiliyor. Bunların bağışıklık sistemini güçlendirdiği, yorgunluğa, kas zayıflığına, kemik ağrısına ve depresyona iyi geldiği söyleniyor. Ayrıca kanserden ve yaşlanma kaynaklı sorunlardan korunmayı sağladığı ifade ediliyor.

İngiltere’de vitamin takviyesi alanların üçte biri bunlar arasında D vitaminini de sayıyor.

Ancak tüm yetişkinlerin D vitamini takviyesi almasıyla ilgili öneriler tartışmalı.

D vitamininin vücuttaki kalsiyum ve fosfatı dengeleyerek kemik sağlığı üzerindeki etkisi tartışmasız. Bu nedenle D vitamini eksik olanların bu sorunu gidermesi tavsiye ediliyor. İngiltere’de nüfusun beşte birinde D vitaminini eksiği olduğu sanılıyor.

Ancak bazı uzmanlar vitamin seviyesi normal olanların ekstra D vitamini takviyesi almasının hastalıkları önleyici bir rolü olmadığını söylüyor. Peki doğrusu nedir?

ABD, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde bazı gıda ürünlerine D vitamini takviyesi yapılıyor.

Temel bilgiler

Adı öyle olsa da D vitamini aslında vitamin değil; vücutta kalsiyum emilimini kolaylaştıran bir hormon. Yağlı balık gibi bazı gıdalar dışında D vitamini ihtiyacını ortalama bir diyetle gidermesi zor. Ama derimiz ‘mor ötesi B’ (UVB) ışınlarına maruz kaldığında ihtiyacı olan vitamini kolesterolden üretebiliyor.

D vitamininin iki türü var: D3, balık da dahil olmak üzere hayvanlarda bulunuyor ve güneş ışığına temas halinde derinin ürettiği bu tür. D2 ise mantar gibi bitkisel gıdalarda var. D3 daha etkili olduğundan vitamin takviyelerinde bu tür tercih ediliyor.

İngiltere’de kamu sağlığı kurumu, sonbahar ve kış aylarında yetişkinlere 10 mikrogram D vitamini takviyesi almalarını öneriyor. Bu aylarda güneş ışınlarının dünyaya yatay vurması UVB ışınlarının atmosferden geçip bize ulaşmasını engelliyor. D vitamini seviyesi düşük olanlar ile koyu tenli olanların ise sürekli D vitamini takviyesi alması tavsiye ediliyor.

Diğer ülkelerde de benzer tavsiyeler geçerli. Kanada ve ABD’de yetişkinlerin günde 15 mikrogram D vitamini alması önerilirken, süt, yoğurt, kahvaltılık gevrek, margarin, portakal suyu gibi bazı gıdalara zorunlu D vitamini takviyesi yapılıyor.

Bu tavsiyeler, 20. yüzyılda raşitizm gibi kemik hastalıklarına karşı mücadele kapsamında gündeme gelmişti. D vitamini seviyesi düşük olduğunda vücuttaki kalsiyum da azalıyor ve kemik yoğunluğu düştüğünden özellikle bebek ve çocuklarda raşitizme yol açıyor.

Ayrıca D vitamini azlığı kaslarda da zayıflığa ve yorgunluğa neden olur. D vitamini bakterileri temizleyerek bağışıklık sisteminin güçlenmesini de sağlar.

Bazı uzmanlar bazı sağlık sorunu olanlarda D vitamini eksikliğinin gün ışığına çıkmamaktan kaynaklandığına, yani bu hastalıkların vitamin eksikliğine dayanmadığına inanıyor.

Kemiklerde kırılma

D vitamininin önemli olması, bu vitamin seviyesi normal olan kişilerin takviye almasının yararlı olacağı anlamına gelmiyor. D vitamini takviyesinin temel nedenlerinden biri kemiklerin korunması.

Batıda ne kadar D vitamini almak gerektiğine dair resmi tavsiyeler için, bakım evlerinde yaşayan, güneşe çıkma olanağı fazla olmayan ve kemik erimesi ve kırık riski olan yaşlıların ihtiyaçları temel alınıyor.

Birçok araştırmayı değerlendiren analizlerde, genel nüfus açısından D vitamini takviyesinin sağlıklı insanlarda kemik kırılması riskini azaltmasının veya kemik yoğunluğunu artırmasının söz konusu olmadığı belirtiliyor, tavsiyelerin bunu yansıtacak şekilde değiştirilmesi öneriliyordu.

Ancak bazı uzmanlar da yeterli güneş görmediği için risk grubunda olanlara D vitamini takviyesi yapılması gerektiğine inanıyor. Mart-Ekim ayları arasında, güneş kremi sürmeden eller ve kollar açık bir halde birkaç dakika güneşte kalarak yeterli D vitamini alınabileceği belirtiliyor.

Bazı araştırmalar ise bugün alınan dozlarda tek başına D vitamininin kemiklerde kırılmayı önleyemeyeceğini gösteriyor. Hatta yüksek dozda alındığında yaşlılarda düşme ve kırık vakalarının yüzde 20-30 artabileceğini gösteren bulgular da var.

D vitamini ile diğer hastalıklar, hatta yaşlanma arasındaki ilişki konusunda da çelişkili araştırmalar var.

İddialardan biri D vitamini takviyesinin bağışıklık sistemini güçlendirdiği yönünde. Bir araştırmada bu vitaminin solunum yolları enfeksiyonu riskini azaltıcı rol oynadığı görüldü.

D vitamini ile ömür uzunluğu arasındaki bağlantıyı inceleyen bir araştırmada D3 türünün hücrelerdeki protein düzenlemesini olumlu yönde etkilediği görüldü. Buradan yola çıkarak D vitamininin yaşlanmayı geciktirici etkide bulunabileceği ileri sürülüyor.

Vitamin takviyesi D vitaminini güneşten almak kadar etkili görülmüyor.

Hastalıklarla bağlantı

Ancak diğer araştırmalarda bu konuda kesin sonuca varılamadı. Ayrıca D vitamini ile kalp ve damar hastalıkları arasında da bir bağlantı olduğu, D vitamini eksikliğinin bu hastalıklara yol açmasından ziyade, bu hastalıkların D vitamini seviyesinde düşüşe neden olduğu tespit edildi.

D vitamini eksikliği ile hastalıklar arasında bağlantı kuran diğer çoğu araştırmada da aslında durum bundan ibaret.

Herhangi bir hastalık halinde insanların dışarı çıkıp yeterince güneş görme şansı azaldığından D vitamini eksikliği oluşabiliyor.

Araştırmalar D vitamini seviyesinin yüksek olması ile kalın bağırsak kanseri riskinin azalması arasında da bir bağlantı olduğunu gösteriyor. D vitamini yeni kılcal damarların oluşmasını ve hücreler arasında daha iyi etkileşimi mümkün kılıyor. Ayrıca kalın bağırsaktaki kalsiyum seviyesinin normal olmasını sağlayarak kanser riski taşıyan hücre büyümelerini yavaşlatır.

D vitamini ile karaciğer, meme ve prostat kanseri arasındaki bağlantıları inceleyen araştırmalarda, D vitamini eksikliğinin kanserli hücrelerin yayılmasında belli bir rol oynadığına dair bulgulara rastlandı. Bundan yola çıkarak bazıları vitamin takviyesi almanın kanser riskini azaltacağı sonucunu çıkarsa da, bunu kanıtlayan veriler bulunamadı.

Ruh sağlığı

Gün ışığı ile mevsimsel ruh hali değişimi arasındaki bağlantı eskiden beri biliniyor; ama bunun D vitamini eksikliğinden kaynaklandığını kanıtlamak zor.

D vitamini, ruh halini düzenlemede etkili serotonin hormonu ile uykuyu düzenleyen melatonin hormonu seviyesini etkiliyor. Bu hormonların seviyesinde düşüş, ruh hali değişimine etkide bulunabilir. Ancak bu etkinin kanıtlanması gerekiyor.

Araştırmalar D vitamininin ruh sağlığından beyin gelişimine kadar geniş bir rol oynadığını gösteriyor.

Ayrıca D vitamini eksikliği ile depresyon arasında da bir bağlantı olduğu, ancak bunun, depresyonun D vitamini eksikliğinden kaynaklandığı anlamına gelmediği belirtiliyor.

Güneş etkisi

D vitamininin etkisi konusunda araştırmaların kesin sonuca varamaması, bu çalışmalarda güneş ışığı yerine vitamin takviyelerine bakılmasından kaynaklanıyor olabilir.

Bazı uzmanlar D vitaminini vitamin takviyesi ile almanın güneş yoluyla almak kadar etkili olmadığını söylüyor. Bu konuda araştırmalar sürüyor.

Buna rağmen, vitamin takviyesinin bile D vitamini çok düşük seviyedeki kişilere yarayacağına inanılıyor.

Ancak kişinin D vitamini rezervi ve kışın ihtiyaç duyacağı miktar cilt tonunun yanı sıra dışarıda ne kadar zaman geçirdiğine, vücuttaki yağ miktarına ve vücuttaki kemik yenilenmesinin hızına da bağlı.

Bu nedenle, D vitamini eksikliğinin sadece semptomlara bakarak değil kan tahlili ile belirlenmesi gerekir.

Takviye miktarı

Peki D vitamini eksikliği varsa ne kadar takviye almak gerekir? Günde 25 nanomol D vitamini takviyesi eczaneden reçetesiz alınıp kullanılabilir.

Bunun üzerindeki dozlar ender durumlarda bulantı ve kusma gibi yan etkilere neden olabilir. Henüz kesin sonuca varılmış olmasa da aşırı D vitamininin kalp ve damar hastalıklarına yol açabileceği yönünde iddialar da var.

Tersine, daha yüksek dozda D vitamini takviyesine ihtiyaç olduğunu savunan uzmanlar da var. Örneğin İngiltere’de D vitamini eksikliği çekenlerin sayısı fazla olduğundan, risk grubundakilere vitamin takviyesi yapılması gerektiğine inanılıyor.

Böylesi zıt veriler yüzünden, vitamin takviyesinin yararları konusunda uzmanlar arasında bile bu kadar çelişkili görüşlerin olması şaşırtıcı değil. Hatta bazıları D vitamini takviyesini savunanların milyar dolarlık vitamin sektörü ile bağları olabileceğini bile ileri sürüyor.

Bu bakımdan, Harvard Tıp Fakültesi’ne bağlı bir kadın hastanesinde 25 bin kişi ile yapılan araştırmanın sonuçları merakla bekleniyor. Burada D vitamini ve omega 3 takviyesinin kanser, inme ve kalp hastalıkları üzerinde herhangi bir etkisi olup olmadığına bakılıyor.

Bu yıl sonunda yayınlanması beklenen sonuçların bu tartışmayı sonuçlandırması bekleniyor. O zamana kadar ise kışın D vitamini takviyesi almak isteyenler açısından en kötü sonuç biraz para kaybı olacaktır.

Yazar:  Jessica Brown 
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Buzdağının görünmeyen kısmı

suçlama, söylenme, ördek sendromu, başarı

Ördek sendromu nedir? En belirgin özellikleri nelerdir? Hiç çalışmıyormuş gibi görünen ama başarılı olan insanlar bunu nasıl yapar? İşte tüm bunlara yanıt olabilecek nitelikte bir makale…

Ördek Sendromu: Neden Başkalarının Daha İyi Yaşadığını Düşünürüz

İş yerimizde her şeyi büyük bir titizlikle yapan oldukça sakin bir eleman vardır; üniversitede hiç çalışmıyormuş gibi görünen, sürekli gezen ama sınavlarını AA ile veren bir arkadaşımız, hiçbir ölçü kullanmadan dünyanın en lezzetli yemekleri yapan komşumuz…

Sosyal medya hesaplarımızı turlarken kendi kendimize söylendiğimiz çok olmuştur: “Nasıl bu kadar iyi bir hayat yaşıyor bu insanlar, oysa ben sürünme konusunda yılanlardan halliceyim!”

Bu örneklerden çok daha fazlasının zihninizde canlandığı ve bunları düşünürken: “Ben bu kadar çabalarken ve onlar hiçbir şey yapmazken neden aldıkları sonucun yarısını bile elde edemiyorum? Bunu onlardan daha fazla hak ediyorum!” diyerek sitem ettiğimiz aşikar.

Bu yazı, dışarıdan “en” nitelendirmesiyle bahsettiğimiz insanların da aslında bizden pek bir farkı olmadığını bilmeniz ve kendinizi suçlamayı bırakmanız için yazıldı. Keyifli okumalar!

***

Pek çoğumuz suyun üzerinde dans eder gibi yüzen ördekleri seyredip hayran kalmışızdır. Suyun üst kısmından bakarken herhangi bir problem olduğunu düşünmeyiz, esas karmaşıklık suyun altındadır. Ördek o küçük perdeli ayaklarını hızlıca çırparak suyla mücadelesini sürdürmeye çalışır.

Stanford Üniversitesi tarafından öğrencilerin zorluklarını tanımlamak için ortaya atılan “ördek sendromu” kavramı, ördeklerin suyla mücadelesinden ilham alınarak adlandırılan ve günlük hayatımızı zorlaştıran bir düşünce sistemini özetlemektedir.

Aslında ördek sendromu, öğrencilerin herhangi bir sıkıntı, depresyon, kendinden şüphe etme kaygılarını bastırırken dışarıdan sakin görünebilme yeteneklerini ifade etmek için kullanılmıştır.

Mücadele etmeden veya çaba göstermeden başarma izlenimini başkalarının özellikle bilmesini isteyecekleri şekilde görüntüleri yaymaya-yayınlamaya olanak sağlayan sosyal medya kullanımının yoğunlaşması da bununla ilgilidir.

Örneğin bir üniversite öğrencisinin güzel bir filtre ile geliştirilmiş seyahat görüntülerini paylaşması ve akranları ile sosyalleşmesi, gece geç saatlere kadar kütüphanede kalmasını ya da projesi için yediği ret maillerini paylaşmasından daha olasıdır.

Aynı mantıkla etrafınızdaki insanların zahmetsizce yaşamaları, sınavlara girmeleri, stajlara katılmaları ve partilere gitmeleri esnasında dört sınavınız, dört saatlik uykunuzla birlikte üç projenizi yürütürken gezmelere çıkmanız biraz zor görünüyor.

Tabii ki arkadaşlarınızın başarılı olduğunu görmeyi seviyorsunuz ancak siz, kişisel yetersizlik hissiyle ayakta kalmaya çabalarken herkes nasıl bu kadar mutlu ve rahat olabilir?

Esas soru şu: “İnsanlar gerçekten göründüğü kadar mutlu, zengin, başarılı, rahat ya da mükemmel mi?”

Cevabı hepimiz biliyoruz: değiller. İnsanlar, günümüz “mükemmel olmaya zorlayan, mükemmel olmayanı dışlayan” dünyasına uyum sağlamak için şekilden şekle girmeye mecbur kalıyor. Bu durum yokuş aşağı yuvarlanan küçük bir kartopu gibi çoğumuzu içine katarak büyümeye devam ediyor.

Hepimiz, olmayı istediğimiz başkalarının da olduğunu zannettiğimiz muhteşem kareler içerisinde kayboluyoruz.

İş yerinizde her şeyi büyük bir titizlikle yapan ve oldukça sakin görünen o eleman sabahlara kadar bir sorun çıkmaması için çalışıyor, siz ortak olmayan bu süreci görmüyorsunuz.

Üniversitede gezilecek tüm mekânları bilen ama notları da AA altına düşmeyen o arkadaşınız bütün verimli ders çalışma taktiklerini zorluklarla öğrendi, ders çalışmak için ayırdığı vakitte sadece ders çalışmaya odaklanıyor.

Hiçbir tarif ya da ölçü kullanmadan tüm yemeklerini lezzetli yapan komşunuz o raddeye gelene kadar pek çok kez yemeğini yaktı, pek çok kişiden olumsuz eleştiri aldı.

Sosyal medya hesabında az önce dünyanın öteki ucunda yemyeşil bir ormanda kamp yaptığını paylaşan arkadaşınız ailesiyle büyük bir tartışma yaşadı ve evden ayrıldı, siz bu olaydan haberdar değilsiniz.

En başarılı cerrah seçilen o tıp doktoru, siz o unvanı görmeden önce pek çok güzel şeyden vazgeçerek yıllarını kariyerine adadı.

“Buzdağının görünmeyen kısmı” sizin kendi içinizdeki yıkımları bilmeniz ama başkaları için -belki çok daha fazlasını yaşamış olmasına rağmen- bunu hissedememenizdir.

Hiç kimsenin hayatı bir ördeğin suyun üzerindeki süzülüşü kadar hayranlıkla izlenesi değil. Kendinizi bir başkası gibi olmaya çalışmaya zorlamak, suyun altındaki ayaklara yapacağınız en büyük kötülük olur.

Sağlıcakla…

Kaynak:  www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

İş başvuruma neden geri dönüş alamıyorum?

özgeçmis, iş başvurusu geri dönüş süresi, insan kaynakları, cv

Siz de birçok şirkete özgeçmişini gönderip dönüş alamayanlardan mısınız? O zaman bu makale tam size göre… İşte iyi bir özgeçmiş hazırlamanızı sağlayacak ve özgeçmişinizi görünür kılacak detaylar…

İK uzmanından iş başvurusuna geri dönüş alamamanızın nedenleri

İş arıyorsunuz, ilanlara başvuruyorsunuz ama bir türlü başvurularınıza geri dönüş alamıyorsunuz. CV ve Kariyer Danışmanı, İnsan Kaynakları Profesyoneli Esra Kemer, iş başvurusu sürecinde İK uzmanlarının gözünden adayların yaptığı hataları ve başvurulardaki eksiklikleri anlatıyor.

“Sürekli iş başvurusu yapıyorum neden dönüş olmuyor?” Kâbus gibi günler… İş arayıp duruyorsunuz, ilanlara başvuruyorsunuz ama bir türlü başvurularınıza geri dönüş alamıyorsunuz, mülakata bile çağırılmıyorsunuz. Neden, diye sorup duruyorsunuz kendinize ama bir cevap bulamıyorsunuz.

Bu yazımda amacım kesinlikle iş arayan kesimi eleştirmek ve İK uzmanlarını korumak değil öncelikle bunu belirtmek isterim. Ancak sizler iş başvurusu yaparken diğer dinamikleri de bilirseniz daha bilinçli hareket eder ve kendinizi geliştirip markanızı kuvvetlendirirsiniz. Madalyonunun diğer yüzünü bilmek size fark katacak, gelişmenizi sağlayacaktır.

İK profesyonelleri ve kurumlar İK politikalarında çok mu iyi? Hayır, tabii ki… Her meslekte iyiler ve kötüler var. Kurumun başvurulara geri dönüş politikası farklı olabilir. Benim fikrim ise mutlaka bir şekilde iş başvurusu yapan her adaya geri dönüş yapılması yönünde.

İK tarafında süreç nasıl işliyor?

İK uzmanlarının performansı, açık pozisyonları doğru ve nitelikli profesyoneli bularak hızlı kapatmaları ile ilintili. İlan vermek ve mülakatlar dışında İK profesyonellerinin yürüttüğü başka süreçlerde var belki bilmediğiniz. Bu süreçler;

Açık pozisyona ait yönetici ile iletişimde kalmak,

İlanda yer alan detayların doğru ve eksiksiz olması için personel talep formunun peşinde koşmak,

İlanın yayınlanmasını sağlamak,

Mülakat davetleri yapmak (Gelmeyen adaylardan dolayı kaybettiği vakitte yeniden aday daveti yapmak),

İlana başvurup randevusuz gelen adaylarla görüşmek,

Aday havuzunu oluşturmak üzere CV’leri incelemek gibi…

Peki, İK profesyonelleri iş arama kanallarında iş ilanını yayınlandığında ne oluyor da sizi mülakata çağırmıyorlar? Neden tam da size göre olan ilana ait başvurunuzdan sonra size geri dönüş yapılmıyor bir zahmet? Mülakata çağırılmamanızın birkaç sebebi;

“İlanda X bölgesinde oturan aday” diye belirtilmiş ama hiç alakası olmayan başka bir ilde oturan adaylar başvurduğunda, o adaylar direkt eleniyor. Çünkü ilanda belirtilen şehre servis yoktur yani adayın adresi uygun değildir. Elenirsiniz… Eğer adres değişikliğiniz varsa uygun yedek CV’nizi kullanabilirsiniz.

İlanda işin niteliğine göre mezun olunan okul detayları belirtilir. “Bu okulların birinden mezun olmadım ama bir şansımı deneyim, ne de olsa benim bölüm de istenilen bölümlere yakın” gibi bir düşünceniz olabilir, ama filtreye takılırsınız. Eğer bu farklılığı kapatacak eğitimleriniz-sertifikalarınız var ise mutlaka CV’nizde belirtin, faydalı olur.

Yaş konusu işin niteliğine ve gerekliliklerine göre önemli olabilir İK uzmanları için. Sahada sıcak satış yapan ekibin yaş ortalaması 26 olduğu için ilanda 30 yaşını aşmamış yeni bir çalışan aranıyordur ve bu detay ilanda belirtilmiştir. “Olsun, ben uyum sağlarım” diye 37 yaşında işe başvurursunuz, ancak yine bir filtreleme ile elenirsiniz.

Kariyerinizi aldığınız eğitim ve becerileriniz dâhilinde değiştirmeye karar vermiş olabilirsiniz. Başvurduğunuz iş ile ilgili tecrübeniz yoksa elenirsiniz. Çünkü bu işe daha uygun başka adaylar vardır emin olun, elenirsiniz. Eğer tecrübeleriniz başvurduğunuz işe uygunsa bunu bir şekilde CV’de öne çıkarmalısınız ki mülakat daveti alın. İkna etmelisiniz.

İK uzmanı bir şekilde CV’nizi inceledi, harika haber! Sizinle telefonla iletişime geçecek telefonunuzu arıyor ama telefon numarası kullanılmıyor ya da bir şekilde size ulaşamadı, elenirsiniz. Yedek telefon numarasını arıyor, konudan anlamayan bir kişi açtı ve not almadı; mail attı siz okumadınız. Daha ne yapsın İK uzmanları? CV’de en güzel Facebook profil fotonuz ve karizmatik e-posta adresinizi kullanmıştınız halbuki. Sonra lütfen geri dönüş olmuyor demeyin…

Her CV gönderildiğinde veya ilana başvurduğunuzda mülakata çağrılmayabilirsiniz, çok normal. Filtreler kullandığında eğer bu ve benzeri eksikler varsa CV’niz görüntülenmeyebilir. İK uzmanlarına açık ilanları için yüzlerce hatta binlerce CV geldiğini düşünürsek çok da şaşılacak bir durum değil. İK uzmanının CV’nizin okumanızı sağlamalısınız. Öncelikle CV’niz güncel, sizi ifade edebilmeli ve mutlaka başvurduğunuz işe göre hazırlanmış bir CV olmalı.  Başvuru/ön yazı ile işe uygunluğunuzla ilgili gerekli detayları vererek, uygun olmayan durumları nasıl uygun hale getireceğinizi belirtebilirsiniz. (Adres değişikliği gibi)

Diğer bir konuda İK uzmanlarına gönderilen iş başvurusu ve CV paylaşım e-postaları…

Tam çalışırken yeni posta uyarısı gelir ve e-posta açılır.  İK uzmanları da yoğun bir şekilde çalışıyor, tıpkı diğer profesyoneller gibi. Bomboş veya “Ekteki CV’yi dikkate alır mısınız?” diye yazılmış bir e-posta, ne kadar özenli duruyor bir düşünün…  Başvurulan pozisyon, kariyer hedefi, öz geleceğe dair bir açıklama yazısı, hiçbir şey yok. Gözden kaçabilir mi? Evet, kaçar. Daha şık ve doğru bir şekilde başvuran adayların arkasına geçer mi? Evet, geçebilir mümkün… Tecrübelilerin CV’sinin değerlendirilmesi daha da zor çünkü birden fazla pozisyona uygun olabilir. Bu yüzden İK uzmanları ile iletişime geçerken yazışma kuralları dâhilinde özellikle başvurulan ilan, çalışabilecek pozisyonların belirtildiği bir ön yazı ile gönderilmeli. E-postanız içeriği, sizin özenli bir profesyonel olduğunuzu hissettirir, tavsiyemdir.

Sosyal ağlar nasıl kullanılmalı?

Sosyal ağlarda da “İş arıyorum lütfen yardımcı olun, çok mağdurum. İş bulmamı sağlar mısınız?” içerikli paylaşımlar olabiliyor. İK uzmanı o sırada açık pozisyonu varsa ve unvanınız uygunsa hızlıca ilgilenebilir. Ancak bu tip detay içermeyen paylaşımlar bireysel markanız hakkında ne kadar güçlü bir etki bırakır, tartışılır. Nasıl anılmak istiyorsanız bunu hissettirecek şekilde iletişime geçebilirsiniz. Örneğin, “İş arıyorum ilgilenenlere CV’mi gönderirim” diye düşünmek yerine “X-Y-Z konularında tecrübe sahibiyim, A-B-C gibi yetkinliklerim bulunmaktadır. Bu bilgi ve becerilerimi kullanabileceğim X sektöründe Y pozisyonlarında çalışmak üzere iş arayışım mevcuttur” gibi odaklı bir şekilde duyurmak daha etkili olur.

Bu örnekler daha da artabilir veya kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Özetle,

Profesyonel kimliğinizi iyi tanıyın ve iş başvurularınızı hedef ve niteliklerinize göre yapın.

CV’niz mutlaka becerilerinize ve hedefinize göre yedekli olsun. İlana uygun CV ile başvurun.

Eksik, görev tanımlarının ve iletişim bilgilerinin yazılmadığı CV’ler kullanmayın.

İlanları iyi okuyun ve tam olarak iş tanımı ve nitelikleriniz uygunsa başvurun. İşinizi şansa bırakmayın. Güçlü yönlerinizi ve farklılıklarınızı nasıl uygunlaştıracağınızı mutlaka önyazınızda, CV’nizde veya e-postanızda uygun bir dille ifade edin.

E-posta atarken CV’nizi dosya isminde adınız-soyadınız-başvurduğunuz pozisyonun adı ile gönderirken profesyonel kimliğinizi, tecrübelerinizi hangi pozisyonlar ve ilan için değerlendirilmesini istediğinizi belirtin.

Bu ve benzeri detaylar sebebiyle elenip gidebilirsiniz. İK uzmanları da işini yapıyor ve performansını göstermek zorunda ve onları da bir çalışan olarak anlamak gerekir. İK uzmanının gözünden bakarsanız siz de başvurularınızı daha etkili yapabilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz. Öncelikle;

CV’nizi güncelleyin ve yedekleyin. Görevleriniz, yetkinlikleriniz gibi hedefe göre eksiksiz olsun.

İlanları daha da dikkatli okuyun ve uygun olanlara başvurun.

Genel önyazınız hazır olsun ve bir de ilana göre önyazınızı güncelleyin.

İK uzmanları CV’nizi ve başvurunuzu aldığına dair geri dönüş yapmalı mı? Evet yapmalı.

Sonuçta hepimiz birer değeriz.

Yazar: Esra Kemer
Kaynak:www.kariyer.net

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND