Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hafıza ve hafıza sorunları…

İnsanların genel olarak şikayet ettiği konulardan birisi hatırlamanın
güçlükle sağlanabildiği durumlarda, öğrenilen bilgilerin kısa süre içersinde
unutulmasını da kapsayan, gereken yerlerde öğrenildiği zannedilen bilgilerin
ortaya çıkmaması durumunda hafıza zayıflığı diye adlandırılan durumdur.

uzun süreli bellek, kısa süreli hafıza, hafıza sorunları, hafıza

HAFIZA VE HAFIZA SORUNLARI

1. GENEL NİTELİKLERİYLE “HAFIZA”

1.1. Hafıza ve Tanımı:

Kısaca hafızayı tanımlamak gerekirse, hafıza bir insanın aklında
tutabileceği birçok şeyden daha fazlasını kapsayan, çok farklı ve karmaşık
bir süreçtir. Akılda tutulması gereken şeyi, hatırlama ve hafıza bankasında
depolanan bilgiye ulaşma birtakım stratejiler gerektirir.

Bazı kişilerin hafızaları diğerlerine göre daha iyi hatta mükemmel
diye tanımlanırken gerçek olan şu ki birçok insan hafızasını etkin ve
verimli kullanmayı sağlayacak stratejilerden yararlanmamaktadır. Verilen
işin gereklerini ya da istenileni anlama, stratejileri kullanmayı bilme, bu
stratejileri etkili bir biçimde kullanma ve depo edilmiş bilgileri ne
şekilde bulup çıkaracağını öğrenme becerisini edinme yukarıda bahsedilen
öğrenme, unutma durumları için çözüm teşkil edebilir.Eğitimde öğrenme
yetersizliği sorununu yaşayan öğrenciler içinse sorunun çözümünün temelinde
bu stratejileri öğrenme ve kullanabilecek düzeye gelmek için edinme yer
alır.

Bilgi bize çevremizden ulaşır. Bir çocukta algısal süreç bozukluğu varsa, bu
bilgi karışmış ve hatırlama fonksiyonunu etkilemiş olabilir. Bilginin
yorumlanmasında (algılama) bir sorun yoksa, onu kısa süreli hafızaya
kaydetmek için, çocuk dikkat kesilmek durumundadır. Çocuğun dikkat
yetersizliği gibi bir rahatsızlığı (ADD) olması halinde ise, hatırlama
fonksiyonu (hafızanın işleyişi) kesin olarak engellenmiş olacaktır.
Görülüyor ki, öğrenme özürlü çocukların çoğu, bilgiyi kısa süreli
hafızalarına kaydetmezler bile. Unutmazlar; sadece, onu ilk etapta
hatırlayacak strateji ya da süreçten yoksundurlar. Bilgi bir kez kısa süreli
hafızaya girdi mi, onu uzun süreli olarak kaydetmek için birşey yapmak
gerekir.

Kısa süreli hafıza çok kısasıdır; süresi muhtemelen sadece 30 sn. dir.
Görülüyor ki, akılda tutulacak bilgiyle ilgili birşey yapmaz, bir çaba
göstermezseniz, o bilgi kaybolur, gider. Bilgiyi uzun süreli belleğe geçmesi
için, ki buna zaman zaman “uzun süreli belleğin depolanması” da denir,
bilgiyi temsil etmek, onu işlemek, başka deyişle prova yapmak ya
da tekrarlamakşarttır.

Örneğin; bir daha hiç görmeyeceğinizi düşündüğünüz birisiyle
tanıştırıldınız; bu nedenle, adını aklınızda tutmak için birşey
yapmıyorsunuz. Bir ay sonra bir yerde karşılaştınız ve adını
hatırlamıyorsunuz. Adını hatırlamak için, isminin baş harfini bir
karakteristikle birleştirmek veya benzer isimdeki bir kişiyle onun yüzü
arasında bir bağlantı kurmak gibi bir yol deneseydiniz belki de
hatırlardınız. (Bu örneğe uyan, bir yabancı dil öğretim kitabında (“Matters
Pre-Intermediate” yer alan bir metin örnek olarak bu çalışmanın
sonunda-EK’te- verilmiştir. Bu çalışmada dikkat edimesi gereken husus gerek
hatırlamak ve gerek unutmak için metinde yer alan kişlerin çeşitli
stratejilere başvurduğu ve bunlardan yararlandığıdır.)

Okul ortamlarında, öğrenme özürlü öğrencilerden, birinin adından
çok çok daha karmaşık bir bilgiyi hatırlamaları istenmektedir; ancak, bu
konudaki süreç değişmez, aynıdır. Bilginin uzun süreli hafızaya kaydolması
ve istenildiğinde bulunup çıkarılabilir durumda olmasını sağlamak için, onun
üzerinde etkili olmaları, onu işlemeleri gereklidir.

Öğrenme özürlü öğrencilerde, hafıza süreci içinde herhangi bir
yerde bir aksaklık, bir duraksama görülebilir. Bu çocukların; çoğu kez, bir
hatırlama stratejisine ihtiyaçları olduğundan bile haberleri olmadığı gibi,
içe bakış ya da kendileri hakkında derinlemesine sorgulayabilirlik ve kendi
sorunlarının (özürlerinin) farkında olmaları olasılığı da daha azdır.
Hatırlama güçsüzlüklerini telâfi etmek yerine, ev ödevlerini akılda
tutmaları için gerekli stratejilerin, örneğin özel bir deftere not
almanınöğretilmesi daha etkili olabilir. Anahtarlarını hep yanlış yere
koyuyorlarsa, evin içinde her zaman anahtarları bulundurabilecekleri bir
yerin (dolap vs.) bulunmasına yardımcı olunabilir.

Bu tip stratejiler öğretilebilir. Hatta öğrenme bozukluğu olan
çocuklar, belirli stratejileri nasıl kullanacaklarını öğrendiklerinde,
öğrenme becerileri de gelişir;böylece öğrenme stratejilerini edinme öğrenme
becerilerini edinmelerine yönelik kapı açılmaktadır.

1.2. Hafızanın Aşamaları:

Öğrenilen bilginin hafızaya yerleşmesi üç aşamada
gerçekleşmektedir. Bu üç aşama Doğan Cüceloğlu(1997:198) tarafından
aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır:

Kodlama(coding): Dış dünyadaki uyarıcıların belleğe kaydedilebilecek biçime
dönüşmesi.
Depolama(storage): Kodlanan bilginin tutulması
Ara-bul-geriye getir(retrieval): Depolanan bilginin gerektiği zaman aranıp
–bulup çıkarılması.

KodlamaAra-bul-geriyegetir
Depolama

Belleğe yerleştirilir Bellekte tutulur
Bellekten çağrılır

Bu üç aşamayı Doğan Cüceloğlu(1997:170) şu örnekle açıklamıştır:

Ilkokul birinci sınıfta alfabeyi öğrenmeye çalışan bir öğrenciyi düşünelim.
Öğretmen tahtaya “A” harfini yazar ve harfin nasıl okunduğunu söyler. Bir
süre sonra öğretmen harfi tahtaya yazar ve diyelim ki Ali’den okumasının
ister. Ali “A” harfinin doğru olarak söyler. Ali’nin “A” harfini söylemesi
onunu belleği sayesinde olmuştur.

Yukarıdaki üç aşamaya göre:

a.Ali öğretmen harfi gösterdiğinde bu harfi diğerlerinden farklı biçimde
belleğine kodlamıştır.

b.Kodlamadan sonra geçen süre içersinde kodladığı bilgiyi bir yerde
depolamıştır.

c.Öğretmen yeniden sorduğu zaman Ali depolamış olduğu bu bilgiyi bulmuş ve
geri getirmiştir.

1.3. Hafıza Türleri:

Birçok kaynakta genel olarak iki türlü hafızadan bahsedilmektedir. Doğan
Cüceloğlu da bu iki türü diğer kaynaklarda da belirtildiği gibi kısa süreli
ve uzun süreli olarak ikiye ayırmış; bazı psikologların “duyumsal bellek”
diye adlandırılan bir türden bahsetmesine rağmen kendisi kitabındaki
sınıflandırmasında bu tür hafıza türüne de kısa süreli hafıza içersinde yer
vermiştir. Buna göre hafıza türlerini tanımlayacak olursak:

Kısa süreli hafıza: Öğrenilen bilginin otuz saniyeyi geçmeyen hatırlama
durumlarında görülmesi. Biyofizik bir süreçtir.
Uzun süreli hafıza: Otuz saniyeyi geçtikten sonra hatırlanan her bilgi veya
olay uzun süreli bellekten çağrılır. Biyokimyasal bir süreçtir. Bir bilginin
uzun süreli belleğe girmesi protein sentezi ile gerçekleşmektedir.
Hem kısa süreli bellekte hem de uzun süreli bellekte “kodlama”, “depolama”
ve “ara-bul-geriye getir” süreçleri yer almaktadır.

Doğan Cüceloğlu’nun iki türe sınırlandırılmış hafıza modeline karşın, “Bilim
ve Teknik” dergisinde yer alan son araştırmalara baktığımızda hafıza
türlaerinin iki ile sınırlandırılmadığını görmekteyiz. Son araştırmalara
dayanarak varılan bu kaynaktan elde deilen verilere göre kısa ve uzun süreli
hafızanın dışında “işlek bellek” diye bir hafıza türünün bulunduğu ve bu
hafıza türünün okuma ya da matematik problemi çözmek gibi hem kısa hem de
uzun süreli hafızanın kullanılmasını içerdiği belirtilmektedir. Buna örnek
olarak “bisiklete binmek” verilmiştir; çünkü hem o anda denge korumayı
sağlamak gerekmekte hem de gerekli kas hareketleri anımsanmaktadır. Ayrıca
bilim adamları yabancı dilde konuşmanın bu dildeki sözcükleri, bunların
anlamlarını ve doğru kullanımlarını içerdiğini söyleyerek(dolayısıyla bu tür
bir çalışma uzun süreli hafızanın ürünüdür) uzun süreli hafızanın tek bir
işlemden oluşmadığına karar vermişlerdir yine “Bilim ve Teknik” dergisinde
belirtildiği üzere. Buna göre uzun süreli hafıza da aşağıdaki grafikte
verildiği üzere çeşitli bölümlere ayrılmaktadır.

HAFIZA

Uzun süreli hafızanın alt bölümlerini oluşturan bu hafıza türleri de “Bilim
ve Teknik” dergisinde şu şekilde açıklanmıştır:

Açık hafıza: Istemli olarak, anımsanarak, sözlü olarak ifade edilebilecek
anılarımızdan oluşur. Örneğin, bir dizi sözcük verilerek bu özcüklerin
tekrarlanmasının istenmesi durumunda “açık bellek” kullanarak bu işlem
gerçekleştirilmiş olmaktadır.

Örtük hafıza: Açık belleğin karşıtı olarak tanımlanmaktadır. Anıların tekrar
yoluyla ya da pratikle birikmesidir. Kayak yapmak ya da bisiklete binmek
örnek olarak verilebilir.

Olaysal hafıza: Kişinin başından geçen olaylardan ve özel durumlardan
oluşmaktadır.Sözgelimi ilk kez New York’ta tiyatroya gitmiş olmak gibi.

İlentilendirme hafızası: Sembollerin yorumlanmasında ve yapılandırılmasında
kullanılan bilgilerden oluşur. Örneğin, New York’la ilgili bu tür bir anı,
bu kentin ABD’de olduğu , yüzölçümü,burada Birleşmiş Milletler binasının
bulunduğu gibi bilgilerle ilgilidir.Kişinin New York’ta yaptığı bir geziyle
olmak zorunda değildir.

Görüldüğü gibi insan hafızası genel olarak iki türle sınırlandırılsa bile bu
kadar basit bir yapıya sahip değildir; görünen basit yapını altında
karmaşıkbir yapı yer almakta, hafıza va hafıza işlemleri bu karmaşık
yapıların ürünü olmak durumundadır.

Çocuk ve Hafıza:

Bebeklik dönemindeki hafıza ve hafıza gelişimi ile yetişkinlerde görülen
hafıza ve gelişimi çok farklı olduğundan dolayı bebeklik ve ilk çocukluk
dönemindeki çocuklarda “hafıza” konusuna ayrı bir şeklide değinmek daha
faydalı ve açıklayıcı olacaktır. Ayrıca bu dönemdeki çocukların hafızalarını
geliştirmelerine yardımcı olabilmek için de bazı stratejilerden yararlanmak
gerekmektedir ki strateji uygulama bilincine ve yetisine sahip olmayan
bebeğe geleceğe yönelik yol açılmış olsun.

Jennifer Hollowell tarafından Internet’te yayınlanan “Children and Memory”
adlı bir makalede altı aylık çocuklarda 24 saatlik hafıza, 16 aylık
çocuklarda 4 ay hafıza kapasitesi bulunduğundan bahsedilmektedir.

Bu yaş gurubundaki çocukların hafıza gelişimi için verilen öneriler şu
şekilde yer almaktadır:

1. Hafıza gelişimi için düzenli olarak tekrar ve pratik yapılmalı.

2. Az az öğretilmeli; başka bir deyişle öğretilecek bilgiler zaman yaılmalı;
öğretilmek istenen davranışların hepsi birden verilmeye çalışılmamalı.

3. Bu yaş gurubundaki çocukların hatırlama kavramında “bağlam” önem
taşımaktadır. Örneğin farlı yerlerde gördüğü aynı kişiyi giysi değişikliği
yüzünden tanımayabilirler.

4. Özellikle ilk 18 ay bebeklerin düzenli ve uygun beslenmesi daha sonra
hafıza üzerinde etki yapmaktadır.

2. HAFIZA SORUNLARI

Hatırlama ve unutmaya yönelik elde edilen bulgular bu konunun tarihsel
süreci içersinde çeşitlilik göstermektedir. En son bulgulardan olan Daniel
Schacter’in 2001 Mayıs ayında “Psycology Today” adlı dergide bulunan ve
Internet üzerinden yayınlanan makalesinde yer alan, bu konuda yazdığı
kitabın özet niteliğinde olan bu çalışmanın sonuçlarına baktığımızda “Seven
Sins Of Memory” başlığı altında yer alan bu makalede hafıza ile ilgili öne
sürülen yedi sorun şöyle özetlenebilir(Metin Ingilizce olduğundan dolayı
kavramlar Ingilizce’den Türkçe’ye çevrilmiştir.):

1.Dalgınlık(Absentmindedness): Dikkat ve hafıza arasında yaşanan bir
sorundur. Hatırlamamız gereken şey üzerinde yoğunlaşılmamasından
kaynaklanır. Örnek olarak anahtarları yanlış yere koyma, randevu unutma
verilebilir.

2.Geçicilik(Transience): Zamanla hafızanın zayıflaması ya da kaybolması
olarak tanımlanabilir. Zaten hafıza problemlerinin temel özelliği de budur.

3.Engelleme(Blocking): Hatırlanmaya çalışılan bilginin engellenmesidir. Yüz
ile ad eşleştirmemesi yapamamak , bir bilgiyi günler sonra hatırlamak bu
hafıza sorununa örnek olarak verilebilir.

4.Yanlış adlandırma(Misattribution): Hafızayı yanlış kaynağa yönlendirme,
gerçekle hayal kurulan şeyi karıştırma, arkadaşının söylediğini zannetiği
şeyi aslında gazetede okumuş olma gibi.

5.Telkin(Suggestibility): Soru yorum ya da tekliflere telkinle bir kişinin
geçmişi hatırlamaya çalışırken kafasına birşeyler sokmak.

6.Yönlendirme(Bias): Şu anki bilgi ve inançların, geçmişin hatırlanması
üzerindeki etkisi. Bu durumda geçmiş gözden geçirilir ve yeniden yazılır.

7.Israrcılık(Persistence): Unutmayı istediğimiz şeyin unutulamaması, akla
gelinmesi istenmediği halde akıla gelmesi. Örneğin işte yapılan bir gaf,
önemli bir sınavda alınan bir sonuç bu guruba girmektedir.

Sinirdilbilimdeki gelişmeler beynin nasıl öğrendiğini ve hatırladığını
görmeye imkan sağlamaktadır.Bu da yedi sorunu açıklamakta yardımcı
olmaktadır.Ayrıca bu çalışmalar hafızada bir başarısızlık /hata meydana
geldiğinde kafamızın içinde neler olduğunu görmemizi sağlamaktadır.

3. HATIRLAMA ve UNUTMA

3.1.Neden Unuturuz?

EK’te verilen ders kitabı hakkında yukarıda yapılan açıklamada da
belirtildiği gibi hatırlama ve unutmaya yönelik özel durumlar yer almakta ve
hafıza konsu içersinde ayrı olarak değerlendirilmeleri gerekmektedir. Bu
doğrultuda Doç Dr. Hasan Bacanlı’nın (2001:227) kitabında yer verdiği üzere
unutmanın nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

1.Kullanılmayan bilgiler unutulur.

2.Örgütlenmemiş bilgilerin iyi yerleşmemesi(Piaget’e göre dengelenmenin
sağlanamaması)

3.Işimize gelmeyen olayları unuturuz; baskı uygularız.( Schacter’in “Seven
Sins” iddiasını göz önüne aldığımızda bu maddenin ordaki
Israrcılık(Persistence) başlığına denk geldiğini görürüz.)

4.Yeni yaşantılar edindikçe eskileri unuturuz.(Bu da Yönlendirme(Bias)
ilkesine denk düştüğünü görürüz.)

Unutmayı Önlemek Için Neler Yapılabilir?

Hasan Bacanlı (2001:228) yukarıda değindiği unutma nedenlerine aynı zamanda
çözüm teşkil edecek şekilde unutmayı önlemek için neler yapılabilir buna
değinmiştir. Bunlara göz atacak olursak:

1.Öğrendiklerinizi kullanın.

2.Dengelenme ve örgütlenmede herhangi bir sorun varsa anlamlı hale getirin.
Ve edindiğiniz bilgiyi ayırt edici konuma getirin.

3.Baskıyı hoş ve tehdit etmeyen bir biçime getirmeye çalışın.

4.Ket’ e karşı kontrol süreçlerine başvurun. Ket vurma ihtimali olan
öğrenmeleri birbirinden uzaklaştırarak öğrenin.

3.2.Unutturma ve Unuturma Yöntemleri:

Hatırlama kadar bazen – yedi sorunun da içinde yer aldığı gibi- unutmak da
gerekmektedir. Doç.Dr. Hasan Bacanlı(2001: 224-5) unutmaya yönelik olarak
insanların başvurduğu kavramları şöyle açıklamaktadır:

Unutma: Unutulması istenen davranışı harekete geçiren uyarıcı organizmadab
uzak tutma.

Sönme: Tekrar yapılmaması karşısında gözlenen davranışın sönmesi, ortaya
çıkmaması.

Bastırma: Bir davranışın ortaya çıkaması istendiğinde ödül yerine ceza
yöntemine başvurulabilir.

Davranış Değiştirme Yöntemleri:

Doç. Dr. Hasan Bacanlı(2001:226-7)’ya göre unutma davranışın
değiştirilmesiyle ilgilidir ve bunu gerçekleştirebilmek için aşağıdaki
yöntemlere başvurmanın unutma ve öğrenmeye yönelik olumlu sonuçlar
getireceğinden bahsetmektedir.

Yorma: Biyolojik olarak yorulma hali ortaya çıktığında istenmeyen davranışı
sergilemeye bireyin halinin kalmaması.

Çatışan uyarıcı verme: Sakız çiğneyerek sigarayı unutma bu duruma örnek
olarak verilebilir.

Yavaş yavaş alıştırma: Durumu, tepki göstermeye değer bulmama. Bunun nedeni
daha önemli bir uyarıcı ile karşılaşılmasıdır.

4. HAFIZAYI GELIŞTIRME YÖNTEMLERI

4.1. Altı Aşamalı Hafıza(Bellek) Geliştirme Yöntemi:

Doğan Cüceloğlu(1997:191-2) hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi ortaya atmıştır. Buna göre:

Aşama 1: Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini
ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir.Konu ana hatlarıyla
düzenlenip kendi kelimelerinizle ayzılabilir. Daha sonraki aşamalarda da
okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek
istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar.
Örgütlenerek organize edilerek çalısılan bir bilginin belleğe ne kadar
yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir denmiştir.

Aşama 2: Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanmasını
içermektedir.

Aşama 3: Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap aracasına okuma yapılmasını
içermektedir.

Aşama 4: Ilişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arsındaki
bağlantıların neler olduğunun anlaşılmaya çalışılmasını içermektedir.

Aşama 5: Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekraredilmesini ve
o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o
kavramların gözden geçirilmesini içermektedir.

Aşama 6: Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp
yapılmadıığının gözden geçirilmesidir.Bu aşamada konunun temel bölümlerinin
ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekmektedir.

Doğan Cüceloğlu bu aşamaların örgütleme, ayrıntılama ve ara-bul-geriye getir
içinde yer alan alıştırma yapma ilkeleriyle gerçekleştirildiğini söylemekte,
Bu aşamaların okullarda ve diğer eğitim kurumlarında uygulanırsa başarıya
ulaşılabileceğini belirtmektedir.

4.2.Eğitimde Hafıza ve Hatırda Tutmanın Ölçülmesi:

Hatırlama: Öğrenciye soru sorarak cevap beklendiğinde öğrenciden hatırlaması
beklenmektedir.

Tanıma: Verilen seçenekler arasından istenileni seçip ayırma(Çoktan seçmeli
soruların yanıtlanması) işlemini yapan öğrenci tanıma işlevini
gerçekleştirmektedir.

Tasarruf: Öğrenilen bilginin yeniden öğrenilerek bir önceki bilgilerden bir
kısmı da olsa hatırda kalacağından öğrenmenin kolaylaşması, sağlamlaşması.

Yukarıda verilen tanımlar hatırda tutulup tutulmamanın ne kadar
gerçekleştiğini ölçme yöntemleri olup daha çok öğretmenin bunu yaparken
kullandığı tekniklere örnek oluşturacak durumdadırlar. Bunun dışında da
öğretmenler, gerek test teknikleri gerek sınıf içi aktivitelerde
kullandıkları yönergeler ve yine testlerle öğrencilerin hafızalarını
ölçmektedirler.

Bilinmesi gereken en önemli uygulama şudur ki bunların yanında öğrencinin de
nasıl daha iyi öğreneceğine yönelik öğrencinin bilgilendirilmesi ve
öğrencinin bu stratejilere başvurarak ve genel hafıza geliştirme
tekniklerinden yararlanarak öğrenmelerini geliştirmeleridir. Bunun yanı sıra
öğretmenlerin yukarıda verilen tekniklere başvurarak öğrencilerin hatırda
tutma dereclerini ölçmelerinin dışında öğrencilerin de kendi kendilerine
hatırda tutma derecelerini ölçebilmeleri ve kendilerini değerlendirebilecek
yetiye sahip olmaları gerekmektedir ki uzun süreli olarak hafıza gelişimi
sağlanabilsin. Bireysel uygulamaya elverişli olması sebebiyle Doğan
Cüceloğlu’nun altı aşaması bu çalışma için yararlı olabilir; öğrenci bu
konuda biliçlendirilebilir ve kendisinin hatırda tutma derecesini
ölçebilmesi sağlanabilir.

KAYNAKÇA

BACANLI, H.(2001) Gelişim ve Öğrenme, Ankara, Nobel.

Yazar: Asuman Birdal
Kaynak: www.yetenek.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND