Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hafıza ve hafıza sorunları…

İnsanların genel olarak şikayet ettiği konulardan birisi hatırlamanın
güçlükle sağlanabildiği durumlarda, öğrenilen bilgilerin kısa süre içersinde
unutulmasını da kapsayan, gereken yerlerde öğrenildiği zannedilen bilgilerin
ortaya çıkmaması durumunda hafıza zayıflığı diye adlandırılan durumdur.

HAFIZA VE HAFIZA SORUNLARI

1. GENEL NİTELİKLERİYLE “HAFIZA”

1.1. Hafıza ve Tanımı:

Kısaca hafızayı tanımlamak gerekirse, hafıza bir insanın aklında
tutabileceği birçok şeyden daha fazlasını kapsayan, çok farklı ve karmaşık
bir süreçtir. Akılda tutulması gereken şeyi, hatırlama ve hafıza bankasında
depolanan bilgiye ulaşma birtakım stratejiler gerektirir.

Bazı kişilerin hafızaları diğerlerine göre daha iyi hatta mükemmel
diye tanımlanırken gerçek olan şu ki birçok insan hafızasını etkin ve
verimli kullanmayı sağlayacak stratejilerden yararlanmamaktadır. Verilen
işin gereklerini ya da istenileni anlama, stratejileri kullanmayı bilme, bu
stratejileri etkili bir biçimde kullanma ve depo edilmiş bilgileri ne
şekilde bulup çıkaracağını öğrenme becerisini edinme yukarıda bahsedilen
öğrenme, unutma durumları için çözüm teşkil edebilir.Eğitimde öğrenme
yetersizliği sorununu yaşayan öğrenciler içinse sorunun çözümünün temelinde
bu stratejileri öğrenme ve kullanabilecek düzeye gelmek için edinme yer
alır.

Bilgi bize çevremizden ulaşır. Bir çocukta algısal süreç bozukluğu varsa, bu
bilgi karışmış ve hatırlama fonksiyonunu etkilemiş olabilir. Bilginin
yorumlanmasında (algılama) bir sorun yoksa, onu kısa süreli hafızaya
kaydetmek için, çocuk dikkat kesilmek durumundadır. Çocuğun dikkat
yetersizliği gibi bir rahatsızlığı (ADD) olması halinde ise, hatırlama
fonksiyonu (hafızanın işleyişi) kesin olarak engellenmiş olacaktır.
Görülüyor ki, öğrenme özürlü çocukların çoğu, bilgiyi kısa süreli
hafızalarına kaydetmezler bile. Unutmazlar; sadece, onu ilk etapta
hatırlayacak strateji ya da süreçten yoksundurlar. Bilgi bir kez kısa süreli
hafızaya girdi mi, onu uzun süreli olarak kaydetmek için birşey yapmak
gerekir.

Kısa süreli hafıza çok kısasıdır; süresi muhtemelen sadece 30 sn. dir.
Görülüyor ki, akılda tutulacak bilgiyle ilgili birşey yapmaz, bir çaba
göstermezseniz, o bilgi kaybolur, gider. Bilgiyi uzun süreli belleğe geçmesi
için, ki buna zaman zaman “uzun süreli belleğin depolanması” da denir,
bilgiyi temsil etmek, onu işlemek, başka deyişle prova yapmak ya
da tekrarlamakşarttır.

Örneğin; bir daha hiç görmeyeceğinizi düşündüğünüz birisiyle
tanıştırıldınız; bu nedenle, adını aklınızda tutmak için birşey
yapmıyorsunuz. Bir ay sonra bir yerde karşılaştınız ve adını
hatırlamıyorsunuz. Adını hatırlamak için, isminin baş harfini bir
karakteristikle birleştirmek veya benzer isimdeki bir kişiyle onun yüzü
arasında bir bağlantı kurmak gibi bir yol deneseydiniz belki de
hatırlardınız. (Bu örneğe uyan, bir yabancı dil öğretim kitabında (“Matters
Pre-Intermediate” yer alan bir metin örnek olarak bu çalışmanın
sonunda-EK’te- verilmiştir. Bu çalışmada dikkat edimesi gereken husus gerek
hatırlamak ve gerek unutmak için metinde yer alan kişlerin çeşitli
stratejilere başvurduğu ve bunlardan yararlandığıdır.)

Okul ortamlarında, öğrenme özürlü öğrencilerden, birinin adından
çok çok daha karmaşık bir bilgiyi hatırlamaları istenmektedir; ancak, bu
konudaki süreç değişmez, aynıdır. Bilginin uzun süreli hafızaya kaydolması
ve istenildiğinde bulunup çıkarılabilir durumda olmasını sağlamak için, onun
üzerinde etkili olmaları, onu işlemeleri gereklidir.

Öğrenme özürlü öğrencilerde, hafıza süreci içinde herhangi bir
yerde bir aksaklık, bir duraksama görülebilir. Bu çocukların; çoğu kez, bir
hatırlama stratejisine ihtiyaçları olduğundan bile haberleri olmadığı gibi,
içe bakış ya da kendileri hakkında derinlemesine sorgulayabilirlik ve kendi
sorunlarının (özürlerinin) farkında olmaları olasılığı da daha azdır.
Hatırlama güçsüzlüklerini telâfi etmek yerine, ev ödevlerini akılda
tutmaları için gerekli stratejilerin, örneğin özel bir deftere not
almanınöğretilmesi daha etkili olabilir. Anahtarlarını hep yanlış yere
koyuyorlarsa, evin içinde her zaman anahtarları bulundurabilecekleri bir
yerin (dolap vs.) bulunmasına yardımcı olunabilir.

Bu tip stratejiler öğretilebilir. Hatta öğrenme bozukluğu olan
çocuklar, belirli stratejileri nasıl kullanacaklarını öğrendiklerinde,
öğrenme becerileri de gelişir;böylece öğrenme stratejilerini edinme öğrenme
becerilerini edinmelerine yönelik kapı açılmaktadır.

1.2. Hafızanın Aşamaları:

Öğrenilen bilginin hafızaya yerleşmesi üç aşamada
gerçekleşmektedir. Bu üç aşama Doğan Cüceloğlu(1997:198) tarafından
aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır:

Kodlama(coding): Dış dünyadaki uyarıcıların belleğe kaydedilebilecek biçime
dönüşmesi.
Depolama(storage): Kodlanan bilginin tutulması
Ara-bul-geriye getir(retrieval): Depolanan bilginin gerektiği zaman aranıp
–bulup çıkarılması.

KodlamaAra-bul-geriyegetir
Depolama

Belleğe yerleştirilir Bellekte tutulur
Bellekten çağrılır

Bu üç aşamayı Doğan Cüceloğlu(1997:170) şu örnekle açıklamıştır:

Ilkokul birinci sınıfta alfabeyi öğrenmeye çalışan bir öğrenciyi düşünelim.
Öğretmen tahtaya “A” harfini yazar ve harfin nasıl okunduğunu söyler. Bir
süre sonra öğretmen harfi tahtaya yazar ve diyelim ki Ali’den okumasının
ister. Ali “A” harfinin doğru olarak söyler. Ali’nin “A” harfini söylemesi
onunu belleği sayesinde olmuştur.

Yukarıdaki üç aşamaya göre:

a.Ali öğretmen harfi gösterdiğinde bu harfi diğerlerinden farklı biçimde
belleğine kodlamıştır.

b.Kodlamadan sonra geçen süre içersinde kodladığı bilgiyi bir yerde
depolamıştır.

c.Öğretmen yeniden sorduğu zaman Ali depolamış olduğu bu bilgiyi bulmuş ve
geri getirmiştir.

1.3. Hafıza Türleri:

Birçok kaynakta genel olarak iki türlü hafızadan bahsedilmektedir. Doğan
Cüceloğlu da bu iki türü diğer kaynaklarda da belirtildiği gibi kısa süreli
ve uzun süreli olarak ikiye ayırmış; bazı psikologların “duyumsal bellek”
diye adlandırılan bir türden bahsetmesine rağmen kendisi kitabındaki
sınıflandırmasında bu tür hafıza türüne de kısa süreli hafıza içersinde yer
vermiştir. Buna göre hafıza türlerini tanımlayacak olursak:

Kısa süreli hafıza: Öğrenilen bilginin otuz saniyeyi geçmeyen hatırlama
durumlarında görülmesi. Biyofizik bir süreçtir.
Uzun süreli hafıza: Otuz saniyeyi geçtikten sonra hatırlanan her bilgi veya
olay uzun süreli bellekten çağrılır. Biyokimyasal bir süreçtir. Bir bilginin
uzun süreli belleğe girmesi protein sentezi ile gerçekleşmektedir.
Hem kısa süreli bellekte hem de uzun süreli bellekte “kodlama”, “depolama”
ve “ara-bul-geriye getir” süreçleri yer almaktadır.

Doğan Cüceloğlu’nun iki türe sınırlandırılmış hafıza modeline karşın, “Bilim
ve Teknik” dergisinde yer alan son araştırmalara baktığımızda hafıza
türlaerinin iki ile sınırlandırılmadığını görmekteyiz. Son araştırmalara
dayanarak varılan bu kaynaktan elde deilen verilere göre kısa ve uzun süreli
hafızanın dışında “işlek bellek” diye bir hafıza türünün bulunduğu ve bu
hafıza türünün okuma ya da matematik problemi çözmek gibi hem kısa hem de
uzun süreli hafızanın kullanılmasını içerdiği belirtilmektedir. Buna örnek
olarak “bisiklete binmek” verilmiştir; çünkü hem o anda denge korumayı
sağlamak gerekmekte hem de gerekli kas hareketleri anımsanmaktadır. Ayrıca
bilim adamları yabancı dilde konuşmanın bu dildeki sözcükleri, bunların
anlamlarını ve doğru kullanımlarını içerdiğini söyleyerek(dolayısıyla bu tür
bir çalışma uzun süreli hafızanın ürünüdür) uzun süreli hafızanın tek bir
işlemden oluşmadığına karar vermişlerdir yine “Bilim ve Teknik” dergisinde
belirtildiği üzere. Buna göre uzun süreli hafıza da aşağıdaki grafikte
verildiği üzere çeşitli bölümlere ayrılmaktadır.

HAFIZA

Uzun süreli hafızanın alt bölümlerini oluşturan bu hafıza türleri de “Bilim
ve Teknik” dergisinde şu şekilde açıklanmıştır:

Açık hafıza: Istemli olarak, anımsanarak, sözlü olarak ifade edilebilecek
anılarımızdan oluşur. Örneğin, bir dizi sözcük verilerek bu özcüklerin
tekrarlanmasının istenmesi durumunda “açık bellek” kullanarak bu işlem
gerçekleştirilmiş olmaktadır.

Örtük hafıza: Açık belleğin karşıtı olarak tanımlanmaktadır. Anıların tekrar
yoluyla ya da pratikle birikmesidir. Kayak yapmak ya da bisiklete binmek
örnek olarak verilebilir.

Olaysal hafıza: Kişinin başından geçen olaylardan ve özel durumlardan
oluşmaktadır.Sözgelimi ilk kez New York’ta tiyatroya gitmiş olmak gibi.

İlentilendirme hafızası: Sembollerin yorumlanmasında ve yapılandırılmasında
kullanılan bilgilerden oluşur. Örneğin, New York’la ilgili bu tür bir anı,
bu kentin ABD’de olduğu , yüzölçümü,burada Birleşmiş Milletler binasının
bulunduğu gibi bilgilerle ilgilidir.Kişinin New York’ta yaptığı bir geziyle
olmak zorunda değildir.

Görüldüğü gibi insan hafızası genel olarak iki türle sınırlandırılsa bile bu
kadar basit bir yapıya sahip değildir; görünen basit yapını altında
karmaşıkbir yapı yer almakta, hafıza va hafıza işlemleri bu karmaşık
yapıların ürünü olmak durumundadır.

Çocuk ve Hafıza:

Bebeklik dönemindeki hafıza ve hafıza gelişimi ile yetişkinlerde görülen
hafıza ve gelişimi çok farklı olduğundan dolayı bebeklik ve ilk çocukluk
dönemindeki çocuklarda “hafıza” konusuna ayrı bir şeklide değinmek daha
faydalı ve açıklayıcı olacaktır. Ayrıca bu dönemdeki çocukların hafızalarını
geliştirmelerine yardımcı olabilmek için de bazı stratejilerden yararlanmak
gerekmektedir ki strateji uygulama bilincine ve yetisine sahip olmayan
bebeğe geleceğe yönelik yol açılmış olsun.

Jennifer Hollowell tarafından Internet’te yayınlanan “Children and Memory”
adlı bir makalede altı aylık çocuklarda 24 saatlik hafıza, 16 aylık
çocuklarda 4 ay hafıza kapasitesi bulunduğundan bahsedilmektedir.

Bu yaş gurubundaki çocukların hafıza gelişimi için verilen öneriler şu
şekilde yer almaktadır:

1. Hafıza gelişimi için düzenli olarak tekrar ve pratik yapılmalı.

2. Az az öğretilmeli; başka bir deyişle öğretilecek bilgiler zaman yaılmalı;
öğretilmek istenen davranışların hepsi birden verilmeye çalışılmamalı.

3. Bu yaş gurubundaki çocukların hatırlama kavramında “bağlam” önem
taşımaktadır. Örneğin farlı yerlerde gördüğü aynı kişiyi giysi değişikliği
yüzünden tanımayabilirler.

4. Özellikle ilk 18 ay bebeklerin düzenli ve uygun beslenmesi daha sonra
hafıza üzerinde etki yapmaktadır.

2. HAFIZA SORUNLARI

Hatırlama ve unutmaya yönelik elde edilen bulgular bu konunun tarihsel
süreci içersinde çeşitlilik göstermektedir. En son bulgulardan olan Daniel
Schacter’in 2001 Mayıs ayında “Psycology Today” adlı dergide bulunan ve
Internet üzerinden yayınlanan makalesinde yer alan, bu konuda yazdığı
kitabın özet niteliğinde olan bu çalışmanın sonuçlarına baktığımızda “Seven
Sins Of Memory” başlığı altında yer alan bu makalede hafıza ile ilgili öne
sürülen yedi sorun şöyle özetlenebilir(Metin Ingilizce olduğundan dolayı
kavramlar Ingilizce’den Türkçe’ye çevrilmiştir.):

1.Dalgınlık(Absentmindedness): Dikkat ve hafıza arasında yaşanan bir
sorundur. Hatırlamamız gereken şey üzerinde yoğunlaşılmamasından
kaynaklanır. Örnek olarak anahtarları yanlış yere koyma, randevu unutma
verilebilir.

2.Geçicilik(Transience): Zamanla hafızanın zayıflaması ya da kaybolması
olarak tanımlanabilir. Zaten hafıza problemlerinin temel özelliği de budur.

3.Engelleme(Blocking): Hatırlanmaya çalışılan bilginin engellenmesidir. Yüz
ile ad eşleştirmemesi yapamamak , bir bilgiyi günler sonra hatırlamak bu
hafıza sorununa örnek olarak verilebilir.

4.Yanlış adlandırma(Misattribution): Hafızayı yanlış kaynağa yönlendirme,
gerçekle hayal kurulan şeyi karıştırma, arkadaşının söylediğini zannetiği
şeyi aslında gazetede okumuş olma gibi.

5.Telkin(Suggestibility): Soru yorum ya da tekliflere telkinle bir kişinin
geçmişi hatırlamaya çalışırken kafasına birşeyler sokmak.

6.Yönlendirme(Bias): Şu anki bilgi ve inançların, geçmişin hatırlanması
üzerindeki etkisi. Bu durumda geçmiş gözden geçirilir ve yeniden yazılır.

7.Israrcılık(Persistence): Unutmayı istediğimiz şeyin unutulamaması, akla
gelinmesi istenmediği halde akıla gelmesi. Örneğin işte yapılan bir gaf,
önemli bir sınavda alınan bir sonuç bu guruba girmektedir.

Sinirdilbilimdeki gelişmeler beynin nasıl öğrendiğini ve hatırladığını
görmeye imkan sağlamaktadır.Bu da yedi sorunu açıklamakta yardımcı
olmaktadır.Ayrıca bu çalışmalar hafızada bir başarısızlık /hata meydana
geldiğinde kafamızın içinde neler olduğunu görmemizi sağlamaktadır.

3. HATIRLAMA ve UNUTMA

3.1.Neden Unuturuz?

EK’te verilen ders kitabı hakkında yukarıda yapılan açıklamada da
belirtildiği gibi hatırlama ve unutmaya yönelik özel durumlar yer almakta ve
hafıza konsu içersinde ayrı olarak değerlendirilmeleri gerekmektedir. Bu
doğrultuda Doç Dr. Hasan Bacanlı’nın (2001:227) kitabında yer verdiği üzere
unutmanın nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

1.Kullanılmayan bilgiler unutulur.

2.Örgütlenmemiş bilgilerin iyi yerleşmemesi(Piaget’e göre dengelenmenin
sağlanamaması)

3.Işimize gelmeyen olayları unuturuz; baskı uygularız.( Schacter’in “Seven
Sins” iddiasını göz önüne aldığımızda bu maddenin ordaki
Israrcılık(Persistence) başlığına denk geldiğini görürüz.)

4.Yeni yaşantılar edindikçe eskileri unuturuz.(Bu da Yönlendirme(Bias)
ilkesine denk düştüğünü görürüz.)

Unutmayı Önlemek Için Neler Yapılabilir?

Hasan Bacanlı (2001:228) yukarıda değindiği unutma nedenlerine aynı zamanda
çözüm teşkil edecek şekilde unutmayı önlemek için neler yapılabilir buna
değinmiştir. Bunlara göz atacak olursak:

1.Öğrendiklerinizi kullanın.

2.Dengelenme ve örgütlenmede herhangi bir sorun varsa anlamlı hale getirin.
Ve edindiğiniz bilgiyi ayırt edici konuma getirin.

3.Baskıyı hoş ve tehdit etmeyen bir biçime getirmeye çalışın.

4.Ket’ e karşı kontrol süreçlerine başvurun. Ket vurma ihtimali olan
öğrenmeleri birbirinden uzaklaştırarak öğrenin.

3.2.Unutturma ve Unuturma Yöntemleri:

Hatırlama kadar bazen – yedi sorunun da içinde yer aldığı gibi- unutmak da
gerekmektedir. Doç.Dr. Hasan Bacanlı(2001: 224-5) unutmaya yönelik olarak
insanların başvurduğu kavramları şöyle açıklamaktadır:

Unutma: Unutulması istenen davranışı harekete geçiren uyarıcı organizmadab
uzak tutma.

Sönme: Tekrar yapılmaması karşısında gözlenen davranışın sönmesi, ortaya
çıkmaması.

Bastırma: Bir davranışın ortaya çıkaması istendiğinde ödül yerine ceza
yöntemine başvurulabilir.

Davranış Değiştirme Yöntemleri:

Doç. Dr. Hasan Bacanlı(2001:226-7)’ya göre unutma davranışın
değiştirilmesiyle ilgilidir ve bunu gerçekleştirebilmek için aşağıdaki
yöntemlere başvurmanın unutma ve öğrenmeye yönelik olumlu sonuçlar
getireceğinden bahsetmektedir.

Yorma: Biyolojik olarak yorulma hali ortaya çıktığında istenmeyen davranışı
sergilemeye bireyin halinin kalmaması.

Çatışan uyarıcı verme: Sakız çiğneyerek sigarayı unutma bu duruma örnek
olarak verilebilir.

Yavaş yavaş alıştırma: Durumu, tepki göstermeye değer bulmama. Bunun nedeni
daha önemli bir uyarıcı ile karşılaşılmasıdır.

4. HAFIZAYI GELIŞTIRME YÖNTEMLERI

4.1. Altı Aşamalı Hafıza(Bellek) Geliştirme Yöntemi:

Doğan Cüceloğlu(1997:191-2) hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi ortaya atmıştır. Buna göre:

Aşama 1: Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini
ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir.Konu ana hatlarıyla
düzenlenip kendi kelimelerinizle ayzılabilir. Daha sonraki aşamalarda da
okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek
istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar.
Örgütlenerek organize edilerek çalısılan bir bilginin belleğe ne kadar
yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir denmiştir.

Aşama 2: Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanmasını
içermektedir.

Aşama 3: Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap aracasına okuma yapılmasını
içermektedir.

Aşama 4: Ilişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arsındaki
bağlantıların neler olduğunun anlaşılmaya çalışılmasını içermektedir.

Aşama 5: Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekraredilmesini ve
o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o
kavramların gözden geçirilmesini içermektedir.

Aşama 6: Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp
yapılmadıığının gözden geçirilmesidir.Bu aşamada konunun temel bölümlerinin
ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekmektedir.

Doğan Cüceloğlu bu aşamaların örgütleme, ayrıntılama ve ara-bul-geriye getir
içinde yer alan alıştırma yapma ilkeleriyle gerçekleştirildiğini söylemekte,
Bu aşamaların okullarda ve diğer eğitim kurumlarında uygulanırsa başarıya
ulaşılabileceğini belirtmektedir.

4.2.Eğitimde Hafıza ve Hatırda Tutmanın Ölçülmesi:

Hatırlama: Öğrenciye soru sorarak cevap beklendiğinde öğrenciden hatırlaması
beklenmektedir.

Tanıma: Verilen seçenekler arasından istenileni seçip ayırma(Çoktan seçmeli
soruların yanıtlanması) işlemini yapan öğrenci tanıma işlevini
gerçekleştirmektedir.

Tasarruf: Öğrenilen bilginin yeniden öğrenilerek bir önceki bilgilerden bir
kısmı da olsa hatırda kalacağından öğrenmenin kolaylaşması, sağlamlaşması.

Yukarıda verilen tanımlar hatırda tutulup tutulmamanın ne kadar
gerçekleştiğini ölçme yöntemleri olup daha çok öğretmenin bunu yaparken
kullandığı tekniklere örnek oluşturacak durumdadırlar. Bunun dışında da
öğretmenler, gerek test teknikleri gerek sınıf içi aktivitelerde
kullandıkları yönergeler ve yine testlerle öğrencilerin hafızalarını
ölçmektedirler.

Bilinmesi gereken en önemli uygulama şudur ki bunların yanında öğrencinin de
nasıl daha iyi öğreneceğine yönelik öğrencinin bilgilendirilmesi ve
öğrencinin bu stratejilere başvurarak ve genel hafıza geliştirme
tekniklerinden yararlanarak öğrenmelerini geliştirmeleridir. Bunun yanı sıra
öğretmenlerin yukarıda verilen tekniklere başvurarak öğrencilerin hatırda
tutma dereclerini ölçmelerinin dışında öğrencilerin de kendi kendilerine
hatırda tutma derecelerini ölçebilmeleri ve kendilerini değerlendirebilecek
yetiye sahip olmaları gerekmektedir ki uzun süreli olarak hafıza gelişimi
sağlanabilsin. Bireysel uygulamaya elverişli olması sebebiyle Doğan
Cüceloğlu’nun altı aşaması bu çalışma için yararlı olabilir; öğrenci bu
konuda biliçlendirilebilir ve kendisinin hatırda tutma derecesini
ölçebilmesi sağlanabilir.

KAYNAKÇA

BACANLI, H.(2001) Gelişim ve Öğrenme, Ankara, Nobel.

Yazar: Asuman Birdal
Kaynak: www.yetenek.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND