Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Günlük travmaları nasıl atlatabilirsiniz?

Hayat gerçekte suçlar, acılar, günlük hastalıklar, ayrılıklar ve kurtulamadığımız borçlarla dolu. Birçoğumuz kronik stresle yaşamak zorundayız ve bir tehlike anında kaçış şansımız yok. İşte mikro travmalarla savaşmanın yolu…

Hayat gerçekte suçlar, acılar, günlük hastalıklar, ayrılıklar ve kurtulamadığımız borçlarla dolu. Birçoğumuz kronik stresle yaşamak zorundayız ve bir tehlike anında kaçış şansımız yok. İşte mikro travmalarla savaşmanın yolu…

Günlük travmalarla savaşırken kendinizi daha iyi hissettirecek 8 yol

Travma günlük hayatımızın içinde yer alıyor. Belki savaş veya tecavüz travması kadar olmasa bile yine de canımızı acıtıyor. Aslında bu iyi bir haber çünkü bu yaşamımızda az stres ve çok canlılık anlamına geliyor; ancak yine de tam olarak neyle başa çıkmanız gerektiğini bilmeniz gerekiyor.

1.Mikro travmalar

Hayat gerçekte suçlar, acılar, günlük hastalıklar, ayrılıklar ve kurtulamadığımız borçlarla dolu. Birçoğumuz kronik stresle yaşamak zorundayız ve bir tehlike anında kaçış şansımız yok. Yine de bununla savaşabilecek savunma mekanizmasını geliştirebiliyoruz. Hayattan zevk almak, aşık olmak ve iyi bir şeyler için mücadele etmek bunlardan bazıları; ancak yine de kaçamadığımız, her şeyin çok üstümüze geldiği zamanlar oluyor. Hiç kendinizi hayatınız hakkında endişelenirken buldunuz mu? Gerçekte birçok yaşam stresleri çocukluk acılarını tetikleyerek yetişkinlik dönemindeki acıların olduğundan büyük gözükmesine neden oluyor. Çocukluk döneminizi burnunuz bile kanamadan geçirseniz bile, aralıksız stres ve birden fazla mikro travma sizi sevseniz de sevmeseniz de esir alıyor. Stresle yüzleştiğimiz zaman yapılan eylemlerin çoğu tekrar mutlu olmamız için yapılıyor. Şimdi bizi rahatsız eden durumlara göz atalım:

2. Suç

Anlamadığımız suçlar hakkında bile endişe duyuyoruz. Önceleri suç cüzdan veya bisikletinizi çalmaya çalışan bir yabancıyken şimdi internet suçları, Wall Street suçları, organize suçlar, kimlik hırsızlığı, çocuk kaçırma ve rastgele adam vurma gibi suçlar mevcut. Bu yüzden insanın kendisini güvende hissetmesi kolay olmuyor ve kafamızda şu soru beliriyor. Tüm bunlar ne zaman bitecek?

3. Hayat tarzından ötürü oluşan hastalıklar

İnsüline bağımlı olmayan diyabet, obezite, yüksek tansiyon yüzünden hayatları kötüye giden ve bu sebeplerden dolayı yaşamını yitiren gençler var. Doğadaki toksik atıklar nedeniyle kanser olan kaç insan vardır? Sigaranın akciğer kanserini neden olduğunu biliyoruz peki ya göğüs kanseri? Göğsümüzdeki bir kitleden şüphelendiğimiz zaman anlayabiliyoruz. Belki de 10 yıl sonra göğüs kanseri hayatımız için bir tehdit olmaktan çıkacak.

4. İlişkiler ve evlilikler

İlişkiler bittiği zaman yaşanılan acı da büyük oluyor. 

Birbirimize ihtiyacımız var. Bu yüzden kişiler birbirini iyi tanımalı, karşı cinsle ilişkide yakınlık kurma konusunu iyi anlamalılar; ancak bu konu hakkında kapsamlı olarak yazdığımız üzere, yakınlık stresi kendiliğinden doğuruyor. Aşk kısa bir sürede biçim değiştirerek acıya ve hayal kırıklığına dönüşebiliyor. Bazı birliktelikler boşanma ile sonuçlanabiliyor. Bu aşamada anlaşmalar sanıldığı kadar kolay olmuyor.Eve geldiğiniz zaman kendinizi değersiz hissediyorsunuz ve bu oldukça stresli bir dönem oluyor. Eğer bu birliktelikte bir de problem yaşayan bir çocuğunuz varsa kronik stres yaşama ihtimaliniz oldukça yüksek. Karşınızdaki insana aşıksanız bu durum problem yaşamanızı mümkün kılıyor; ancak duygularınız kaybolmuşsa işiniz hiç olmadığı kadar zorlaşıyor.

5. Borçlar

Borçlar maalesef sadece devletlere özgü bir olgu değil günümüzde. Günümüzde birçok insan borçlarla yaşıyor ve bu borçlar sadece bir önceki tatil harcamalarımızdan meydana gelmiyor. Geniş orta sınıfı barındıran ülkemizde orta sınıfın çalıştığı işler hayatını borçlanmadan sürdürmesine yetmiyor. Her sabah uyandığımız zaman masrafların giderek arttığını görmek bireyler için kolayca aşılacak bir problemden öteye gidiyor ve ancak ekonomimiz düzelince refah seviyemizin artıp borçlarımızdan kurtulmayı başarabileceğiz.

6. Liderlik

Bugün hepimiz liderlerden bize yol göstermesini bekliyoruz; çünkü bu insanın doğasında var. Papazlar, İmamlar, Hahamlar ve ruhani liderler ruhsal desteği almamıza yardımcı oluyor. Hatta kurumsal dev şirketler etik değerlere ve topluma bağlılık sözleri veriyorlar. Biz ise şirketlerin birer birer devrilişini kral çıplak masalındaki gibi sadece seyrediyoruz. Yaşanan skandallar kendimizi çaresiz ve güvensiz hissetmemize neden oluyor. Liderlik sıfatını hakeden insanlar olduğu gibi o sıfatı haketmeyen çürük elmalar da bulunuyor.

7. Travmayı anlamak

Travmaları anlamak en az travmalarla başa çıkmak kadar önemli

Tarihsel olarak travmalar fiziksel acı olarak görülmekteydi. Bir düşünün; savaştasınız, kazaya uğradınız ya da yaralandınız; fakat insan psikolojik olarak da yaralanabilir. 1.Dünya Savaşı’ndan askerler savaş şoku tedavisi görmüşlerdir. Hatta Vietnam Savaşı’ndan sonra bile askerler savaş sonrası Post Travmatik Stres Bozukluğu nedeniyle tedavi görmüşlerdir. Bu rahatsızlık beyin fonksiyonlarına hasar vermektedir ve bu rahatsızlık geriye dönük canlandırmalarla, kişiyi psikolojik olarak zayıflatan kaygı ile, aşırı uyarılma ve kabuslar görme gibi belirtilere sahiptir. Ani ve korkunç bir travma nöbetinde beyin tecavüz veya araba kazasındaki gibi nöropsikolojik tepkiler vermektedir.

Travma rahatsızlığı bugün tüm dünyada biliniyor. Post Travmatik Stres Bozukluğu yaşayan hastalar klasik bozukluk belirtiler taşıyorlar ancak travma yaşama ihtimalleri oldukça fazladır. Kompleks Travma ise genellikle ailede ensest ilişkiler nedeniyle suistimale uğramış, aşağılanmış, tehdit edilmiş kişiler olup kendilerini güvensiz hissetmektedirler.

Babanız tarafından çocukken tehdit edilmiş, dövülmüş, anneniz tarafından sürekli azarlanılmış veya okul arkadaşlarınız tarafından alay edilmiş olabilirsiniz. Travmatik deneyimlerle bir kez karşılaşmış olsanız bile onlar devamlı peşinizden geleceklerdir. Burada korkutucu kısım travmalardan kaçamıyor oluşunuzdur. Travma geçirmiş insanların ciddi bir şekilde tedavi edilmesi gerekir; çünkü travmalar ruhumuzda psikolojik olarak giderilemez yaralar açmaktadırlar ve travma geçiren bireylerin gelecekte diğer insanlara karşı davranışı yaşadığı travma nedeniyle değişmektedir.

Travma nedeniyle oluşan bu değişim birçok farklı seviyede olabilir. Travma psikolojik ve bilişsel olarak kişiyi etkilemekte, içinde yaşadığı dünyayı farklı olarak görmesine neden olmaktadır. Ayrıca korkularını kolayca tetikleyerek tekrar tekrar ortaya çıkarabilir. Travmanın psikolojik etkisi ise beyin fonksiyonlarında değişiklik yapmasıdır. Travmatik deneyimden sonra beyin ‘dövüş ya da kaç’ tepkisi vererek rastgele uyarılır ve kişiyi aşırı stres ve aşırı uyarılmış şekilde bırakır.

Eğer çocukluğunuzda kompleks travma geçirdiyseniz, yetişkinlik yaşamında birçok stres etkeni tetikleyici olacaktır. Kendinizi bir anda maddi durumunuz yüzünden aşırı endişelenmiş bulabilirsiniz. Boşanma durumu kişiyi tehlikeli bir durumda bırakırken siz kendinizi aşırı derecede kaygılı bulabilirsiniz ve bu endişe karınız veya çocuğunuz yüzünden değil geçmiş travma deneyimlerinden meydana gelecektir.

Aşk aynı zamanda acı da getirmektedir. Kimse size eşiniz kadar derin acı veremez. Kimse sizi daha fazla yaralanmış, mutsuz, kaygılı ve sinirli yapamaz. Eğer çocukluğunuzda kompleks travma yaşamışsanız uzmanların ‘dövüş ya da kaç’ tepkisi dediği dönemde stresle ne dövüşebiliyor ne kaçabiliyor ne de yönetebiliyoruz. Bu durum ister istemez ilişkinize de zarar verecektir.

Çocukluğunuzda her şey yolunda gitmiş olup şimdi stres dolu da olabilirsiniz. Ülkenin gidişatına kızabilir, maddi durumunuz hakkında endişelenebilirsiniz. Kocanız sizi sürekli muhtaç durumda bırakır ve o hep iş toplantılarındadır. Kısaca her şey sizi bunaltarak bu duruma getirebilir.

Bu noktada başvurabileceğiniz 2 yöntem var. İlki endişe bozukluğu konusunda uzman birisinden yardım alabilirsiniz. Genel Endişe Bozukluğu adındaki bu rahatsızlık ‘yürür-gezer kaygı’ olarak hayatın her alanında bulunur. Bu rahatsızlığın tedavisi psikoterapi, bazen de ilaç tedavisidir.

İkincisi ise daha radikal bir karardır. Bu noktada önemli olan günümüzde gündelik yaşamdaki stresin kompleks travmanın bir boyutu olup olmadığıdır. Biz bunlara hasarlı mikro travmalar diyoruz; çünkü karşımıza sürekli çıkarlar ve kronik olarak korkular ve kaygılara neden olurlar. Dahası kaçıp kurtulma şansınız yoktur.

8. Günlük mikro travmaların üstesinden gelmek için:

Geçmiş hayatınız strese nasıl tepki verdiğinizi etkiler. Eğer çocukluğunuzda kompleks travma yaşadıysanız terapi görmeniz gerekir. Bu kaygılarınızı bir kaynağa almanızı sağlar

Genel Endişe Bozukluğu konusunda tedavi olun. Bu bozukluk acı vericidir ancak tedavisi mümkündür.

Stres arındırıcı programları deneyimleyebilirsiniz. Yoga, dua etmek, günlük egzersiz, küçük uykular, sıcak banyo, iyi arkadaşlar ve düzenli uyku gibi aktiviteler faydalıdır.

Travmanın etkisini azaltacak tedavi yöntemleri mevcut. Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) Psikoterapisi, DBT ve daha niceleri. Son zamanlarda travma tedavi yöntemleri psikoterapi tedavilerinde ön sıralarda yer alıyor.

Sakınmaktan sakının: Travma geçirmiş kişiler genelde kendilerini kapatırlar, dona kalmış gibi olurlar. Korkularınızla veya sizi endişeye sürükleyen konuların üzerine giderek onların etkisini azaltabilirsiniz.

 Değiştirebildiğiniz her şeyi değiştirin ve üzerinizdeki baskıyı kabullenin. Bir şeyler hakkında endişe duymak ve bu konuda hiçbir şey yapamamak sizi sadece daha zor bir duruma sokacaktır.

Kabullenmek, affetmek veya savaşmak? Birçok ruhani lider veya terapist affetme duygunuzu kişi hazır olmadan ön plana çıkarmaya çalışıyor ve siniriniz de hareketleniyor. Burada dikkatli olun çünkü siniriniz sizi zehirleyebilir. Ne yazık ki travmatik kişiler bazen kendi acıları yüzünden başka insanlara da acı verebiliyorlar. Destek bulmaktan korkmayın ve sinirinizi kontrol altında tutup yapıcı olarak kullanın.

Eğer mümkünse sizi kıran kişileri affedin. İnsanlar sizi aşağıya kırarlar. Bu doğanın kanunu. Unutmayın ama takılmayın da. Yoksa sonunda kaybeden siz olursunuz.

Kaynak: psychologytoday.com 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND