Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Gülben Ergen kendini nasıl geliştiriyor?

Kariyerinde sıfırdan zirveye uzandı… Yetinmedi; kişisel gelişimiyle de takdirleri topladı. Herkesin hayranlığını kazanamadı belki ama kimsenin ona kayıtsız kalması da mümkün değil! Sürekli kendini geliştiren ve her daim yeni sürümünü çıkaran Gülben Ergen’den bahsediyoruz elbette. İşte Gülben Ergen’in kişisel gelişim yolculuğu…

Kariyerinde sıfırdan zirveye uzandı… Yetinmedi; kişisel gelişimiyle de takdirleri topladı. Herkesin hayranlığını kazanamadı belki ama kimsenin ona kayıtsız kalması da mümkün değil! Sürekli kendini geliştiren ve her daim yeni sürümünü çıkaran Gülben Ergen’den bahsediyoruz elbette.  İşte Gülben Ergen’in kişisel gelişim yolculuğu…

Can Dündar’a selamım siyasi değil samimiydi.

Çıkardığı albümlerle olduğu kadar liderlik ettiği sosyal sorumluluk projeleriyle de Türkiye’de ilk sıralarda yer alan Gülben Ergen, Sözcü Pazar’a konuştu.

Türkiye’de kabul edilmesi gereken ve asla kimsenin yarışamayacağı birkaç isimden biri o. Her adımı takip ediliyor, hatalarıyla, sevaplarıyla sınırsızca seviliyor ya da acımasızca eleştiriliyor. Kısa süre önce bir de kitap çıkaran Gülben Ergen, çocuklarına duyduğu muhteşem sevgiyi, sosyal medyadaki güçlü konumunu kısacası on parmağındaki on marifeti de bizler için kelimelere döktü. Beş yılda ilmek ilmek kurduğu ‘Çocuklar Gülsün Diye Derneği’ aracılığıyla 32. Okulunu açmaya hazırlanan Gülben Ergen büyük bir heyecanla yeni okul müjdesini verdi.  Her adımında zirvedeki yerini biraz daha sağlamlaştıran güzel isim, tüm sorularımızı büyük bir içtenlik ve samimiyetle yanıtladı. 

– Hayatınızın bu döneminde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Heyecanlı, mutlu, öğrenmeye, yenilenmeye hep açık… Belki de bu dönem için değil genel hislerim…

– Neredeyse kimse sizin kadar yakın mercek altına alınıp izlenmiyor. Bu koşullar altında nasıl bir hayatınız var? 

Mesleğimin zorluklarından biri bu. Artık alıştım, yadırgamıyorum ama sınırlarımdan da vazgeçmiyorum. Hayatımı içimden geldiği gibi, yaşam felsefeme, değerlerime uyumlu olarak istediğim gibi yaşıyorum.

KİBİRLİLİK FITRATIMDA YOK

 – Gıcık değilsiniz, kibirli değilsiniz, aksine alçak gönüllüsünüz. Bunları bünyede toplayabilmek için ne yaptınız?

Saydıklarınız benim fıtratımda yok, hiç olmadı. Ne çocukluğumda, ne öğrencilik yıllarımda kibirli yada gıcık olmadım. Yapıma, yaşam felsefeme ters. Inançlı olup alçak gönüllü olmamak inançların tümüne ters zaten.

KENDİME VAKİT AYIRDIĞIMDA OYUN OYNUYORUM

 – Geceleri ne yapıyorsunuz? Evde, el ayak çekildikten sonra…

Hahaha… Güzel soru… Bizim evde el ayak akşam dokuz itibarı ile çekiliyor ama bu dokuz buçuğu da bulabiliyor. Sadece duruyorum desem yeridir çünkü durmaya ihtiyacım oluyor. Şahane dvd ler alıyorum kitap evlerinde geçirdiğim uzun zamanlarda. Bazen filme bile konsantre olamayacak kadar kafamı dinleme ihtiyacım oluyor o zaman iki oyunum var CandyCrush ve HayDay onlara gömülüp, seviye yükseltiyorum (gülüyor) Eşimle günün dedikodusunu yapıyoruz, ertesi güne hazırlamam gereken şeyler varsa onları yapıyorum. Okuyabilirsem kitap okuyorum, okuyamazsam kendime çok kızıyorum. İşte böyle 

Çocukların ölüm haberleri beni kahrediyor

– Üç çocuk, albüm hazırlıkları, sabah programı, sosyal sorumluluk projeleri… Bu yoğunluğun içinde en çok neler enerjinizi emiyor?

Kimse ve hiçbir şey enerjimi çoçuklara yapılan şiddet ve ölüm haberleri kadar ememiyor. Kahroluyorum! Bir çocuğun canı yanmış, ben bunu duymuşum, okumuşum ise o zaman şahit yazıyorum kendimi yaşanan her ne ise… Bir gün iki gün değil, günlerce kendime gelemiyorum. Kobani den kaçarken cesedi kıyıya vuran minik Aylan için yaşadığım çaresizlik bir ömür boyu geçmeyecek mesela… Özgecan’ın ölüm biçimi ile, ardında bıraktığı ailesinin soluk alıp acılarını içlerine nasıl gömdüklerini bilmek içimi yakıyor mesela…Şehit edilen askerimizin, polisimizin geride kalan evlatları, eğitim alamayan, sokakta dilenmek zorunda kalan evlatların içinde bulundukları durumlar içimi yakıyor mesela… Soma da yaşanan maden faciasını hala unutamıyorum mesela… Duyduğum gördüğüm her acıya şahit yazıyorum kendimi…

 – Bir günün temposu nedir sizin evde? Trafiğin karıştığı durumlar oluyor mu? 

Trafik en çok saatlerini şaştığı saatler çocukların programları ile ilgili bizim evde. Ev ödevini unutan, baskete giderken ayakkabısını unutan, arkadaşını eve davet etmek isteyenle arkadaşına gitmek isteyen. (Gülüyoruz) Benim işim gücüm, randevum, toplantım hiç aksamaz ve onların okulda olduğu saatler içinde sınırlıdır zaten. Çocuklar bir alem…

BAYRAĞIMA MEMLEKETİME CUMHURİYETİME BORÇ ÖDÜYORUM 

 – Çocuklar Gülsün Diye Derneği ile yıllardır yaptığınız sosyal sorumluluk projesi annelik duygularınızın yoğunluğundan mı doğdu? 

Anne olmadan çalıştığım STK’lar (sivil toplum kuruluşları) vardı. Sorumluluk duygusu insanda sonradan açığa çıkmıyor ama annelikle daha da büyüyor diyebiliriz. “Çocuklar Gülsün Diye” benim yaşama bir şükür biçimim, vatanıma borcum. Artı bir şey yapıyormuşum gibi değil de, bayrağıma, memleketime, cumhuriyetime borç ödüyormuşum gibi çalışıyorum.

 – Yıllardır sosyal sorumluluk projeleri yürütüyorsunuz. Şu ana kadar kaç okul açtınız? 

Beş yıla 31 Çocuklar Gülsün Diye Anaokulu sığdırdık. Milli Eğitim Bakanlığı na 31 Anaokulu anahtarı teslim ettik, 32. Anaokulumuzun inşaatı Artvin/Hopa da devam ediyor.

OLUMSUZ ELEŞTİRİLERİ DUYMAZLIKTAN GELİYORUM

– Projenize destek verenler çoğunlukta olsa da, reklam olarak görenler de var. Olumsuz eleştirilere nasıl göğüs geriyorsunuz? 

Hiç göğüs germiyorum, aksine göğüs kafesimi genişletiyorum oturduğu yerden konuşup canımı yakmak isteyenlerin sözleri ile. İnandığınız değerler uğruna verdiğiniz mücadele kutsalsa duymazsınız işe yaramazları. Görüyorum okuyorum ama duymuyorum onları… Bir okul daha, bir okul daha, bir okul daha açarak, biraz daha uzaklara kar kış demeden giderek gülümsüyorum onlara. Okul öncesi eğitimin farkındalığı için çalışmaya devam ediyorum….

REKLAMA İHTİYACIM YOKTU

 – Kayseri’de üvey anne şiddeti gören çocukları ziyaret ettiğinizde ne hissettiniz? Ve bu ziyarette de sizi eleştirenler oldu. Hatta AKP Bursa Milletvekili Zekeriya Birkan”Şiddet gören çocuklar reklam malzemesi değildir” dedi…

Adı geçen beyefendinin özrü bana değil Allah’a olsun diyerek ondan fazla bahsetmek istemiyorum ki, asıl amacı gerçek olmasın. Benim reklama ihtiyacım sıfır, hatta fazlası var yaşantımda sessiz kalıp uzak durduğum zamanların sebebi popülerliği yaşamımda dengelemektir. Kayseri ye gidip aileyi ziyaretimde, ki öncesi de var, sonrası da, hissettiklerimi burada size anlatmam mümkün değil çünkü hiç bir satıra sığmayacak kadar derin, acı ve ağırdı…

CAN’A SELAMIM SİYASİ DEĞİL SAMİMİYDİ

 – Altın Kelebek ödül töreninde Can Dündar’a selam yolladığınız için hedef gösterildiniz…Yine olsa aynı şeyi yapardım diyebiliyor musunuz? 

Elbette, kaldı ki insanın arkadaşına, dostuna selam yollaması olması gerekendir. Benim Can’a selamım siyasi içerik gözetmeyen, insani bir vefaydı. Yaşam felsefesi önce insan olmak olan birisiyim. Dostluğunu gördüğüm, kitabımda adını geçirdiğim, yaptığım TV Programı’nda misafir ettiğim arkadaşıma selam etmişim. Aynı linçleri arkadaşım Deniz Seki yi ziyaret edişlerim duyulup basına sızdığında da yaşadım. Ben arkadaşımın yargı sebebinin değil, zor gününün peşindeyim. Bu bakışım hiç değişmeyecek.

SİYASETE İLGİM SIFIRIN ALTINDA

 – Gündemi nereden takip ediyorsunuz? Çünkü olup bitenlerle ilgili hep bir paylaşımınız var. Peki ya siyasetle ne kadar ilgilisiniz? 

Gündemi takip etmeden sırf şarkısıyla, konseriyle meşgul olan biri değilim, olmayacağım. Kendime ve hayata saygım var. Elimizde akıllı telefonlar, hayatın her yerinde internet, başucumda gazete Nasıl haberdar olmam ki? Siyasete ilgim sıfırın altında, ama insana ilgim çok derin ve hassas…

ŞİDDETİN, TERÖRÜN, SAVAŞIN KARŞISINDAYIM

 – Türkiye ve dünyada yaşananlar çocuklarınızın geleceği açısından sizi endişelendiriyor mu?

Bundan altı, yedi yıl önceydi. Twitter’ı yeni kullanmaya başladığım zamanlardı sanırım. Memleketimle ilgili endişelerim var demiştim de yine bir farklı linç operasyonu yaşamıştım. Şiddetin, savaşın, terörün susturulamadığı, şahsi menfaatlerin, insanlığın üzerine çıktığı her oluşumun direnişçisiyim kendimce… Ben annemden, ben dinimden, ben yaşamımdaki ustalardan böyle öğrendim, böyle yetiştim, böyle büyüdüm.

ÇOCUKLARIM NE KADAR ÜNLÜ OLDUĞUMU BİLMİYOR

 – Çocuklarınız büyüyor. Artık ne yaptığınızın ve ne kadar ünlü olduğunuzun farkındalar mı?

Mesleğimin farkındalar, ne kadar ünlü olduğumun değil 🙂 Ünlü olmanın benim mesleğimle sınırlı olmadığını anlattım onlara. Faydalı olmak lazım insana, insanlığa. Ben müziğimi de böyle şekillendiriyorum… Kalbimi koydum diyorum. Çocuklarımın babaları da görsel bir iş yapıyor, anneleri de, amcaları da. Ama bir yandan okuyarak, bir yandan iyi insan olmanın gerekliliklerini önceleyerek mesleğimizi yaptığımızı ve bunların önemini anlatıyoruz çocuklarımıza.

– Oğullarınız ile ilgili nasıl hayalleriniz var? Nasıl kareler canlanıyor gözlerinizi kapadığınızda?

Herkesin evladı nasıl değerliyse benim evlatlarımda o kadar gözümün bebeği, burnumun direği, gözümün dinmeyen yaşı. Hayat öğretmenlerim benim. Varlıklarına şükrettiğim mucizelerim, kahramanlarım benim… Üç ayrı karakter, üç ayrı kişilik. O kadar renkli ve o kadar komik ve eğlenceliler ki… Gözlerimi kapattığımda yaşlar süzülüyor yanağımdan hayallerimin ötesinde hayallerim…

 – Mesela Gülben Ergen nasıl bir kaynana olur? 

Eyvah! Kendimi terbiye etmem gereken, nefsimi temizlemiş olmam gereken bir konu bu. Sanırım gerçekleri söyleyemeyeceğim tek soru tek cevap hakkımı burada kullanacağım. İçimden geçenleri söylemeyeceğim ama inanın olgun ve saygılı olmaya gayret edeceğim. Düşününce çok güldüğüm bir konu bu ben ve kaynana olmak. Oğullarımın evlenmesi aman Allahım 

ALLAHA SÖZDE DEĞİL ÖZDE İNANIYORUM

– Bu kadar güçlü olmanızın sırrı nedir? 

İçim göründüğüm kadar güçlü değildir belki. Sizin sorunuz dışarıdan gördüğünüz fotoğrafla ilintili. Güçlü olmaya çalışırken, çabalarken bunun bir mecburiyet olduğunu fark ettim ve bir vazifeli gibi güçlüyüm aslında. Kırılırım, gücenirim, sıkça ağlarım ama ne fayda, etiket yapışmış üzerime “Gülben halleder …” Öyle olsun, öyle de oluyor… Allah’a sözde değil özde inanıyorum. Bu bana sonsuz bir güç veriyor…

DOSTLARIM SANSÜRSÜZ TANIRLAR BENİ

– Peki siz ilk dertlerinizi kime anlatırsınız? İlk kiminle paylaşırsınız? İlk kimin telefonunu çevirirsiniz?

– Eşime, Nihat a , Elvan’a , Nilhan’a, Nurfer’e, Taşkın’a yani ciğerimi bilen dostlarıma anlatırım sınırsız sansürsüz tanırlar beni. Tasavvuf okurum… Geçmiş yaşam tecrübelerini okurum. Başarılı insanların acılarını kaleme aldıkları biyografileri okur, kendi derdimi hafife alırım.

– Çok zeki ve akıllı olduğunuzu hepimiz biliyoruz, peki siz kimden akıl alırsınız? 

Duruşuna hayran olduğum herkesten akıl alırım… Sorarım, danışırım…

 – Meslekte öğrendiğiniz en önemli şey nedir? 

Bizim meslek karışıktır, zordur, ikilemleri, dönemeçleri fazladır. Kendi doğrularımı mesleğime aktarmak, mesleğimden öğrendiklerimden daha değerli benim yaşamımda ve seçimlerimde.

– O kadar çok hayranınız var ki…İnsanlar sizi neden bu kadar çok seviyor? 

Ben beni sevene çok değer veririm, özenirim, sayarım önemserim… Beni yakından tanıyanlar bunu iyi bilirler. Minnetle teşekkür ederim tüm sevenlere…

 – Sizi bu hayatta çok mutlu eden minik birkaç şey saymanızı istesem neler olur?  

Çocuklarımın sağlıkla yüzü gülsün gerisi akar gider… 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND