Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Güçlü bir psikoloji için neler yapmalı?

Bazılarımız duygusal açıdan güçlü bir karaktere sahiptir. Duygusal yaralarını sarmasını bilir, olumsuz düşüncelerin beyninde hakimiyet kurmasını engeller. İşte psikolojisi güçlü ve sağlıklı olan bireylerin ortak özellikleri…

psikoloji, insan psikolojisi, güçlü insan psikolojisi
Bazılarımız duygusal açıdan güçlü bir karaktere sahiptir.  Duygusal yaralarını sarmasını bilir, olumsuz düşüncelerin beyninde hakimiyet kurmasını engeller. İşte psikolojisi güçlü ve sağlıklı olan bireylerin ortak özellikleri…
 

Duygusal açıdan güçlü ve sağlıklı olan insanların 7 ortak özelliği

 

Çoğumuz sağlığımıza ilgi gösteririz ve fiziksel sağlığımızı riske atacak tehlikelere karşı hemen savunmaya geçeriz. Soğuk havalarda kalın giyinir, bir yerimiz kesildiğinde pansuman yapar, anti bakteriyel bandajlarla kapatırız. Fiziksel olduğu kadar psikolojik yaralar da alıyoruz; fakat konu ruh sağlığımız olduğunda fiziksel sağlığımıza gösterdiğimiz bu özeni nedense göstermiyoruz. Oysa psikolojik yaralarımız da tıpkı fiziksel yaralarımız gibi sarılabilir.

Aşağıdaki 7 prensibi benimseyerek psikolojik yaralarınızı nasıl saracağınızı öğrenebilir, bu sayede sağlığınızı bir bütün olarak koruyabilir ve duygusal dayanıklılığınızı arttırabilirsiniz. Psikolog ve yazar Guy Winch’in Psychology Today’de kaleme aldığı listeyi sizin için derledik;

Başarısızlıklardan sonra kontrolü ele almak

Başarısızlık algılarımızı çarpıtır ve hedeflerimizin çok uzakta, kapasitemizin ise çok düşük olduğu yanılgısını yaratır. Böyle hissettiğimiz zamanlarda moralimiz bozulur, başarı için çabalamayı bırakır, motivasyonumuzu kaybederiz.

Bu yanılsamaya aldırmadan devam edebilmek için eforlarınızı, planlarınızı, hazırlıklarınızı ve konuyla ilgili aklınıza gelen bütün bakış açılarını derleyen bir liste oluşturarak işe başlayabilirsiniz. Böyle bir liste size durumu hala kontrol altına alabileceğinizi hatırlatır. Sonrasında ise yapmanız gereken, listede toparladığınız maddeleri tek tek ele alıp nasıl daha da ileri taşıyabileceğinizi düşünmek. Bunları yapmak sadece yenilgi odaklı çarpıtılmış düşüncenizi değiştirmekle kalmaz, ayrıca uzun vadede karşılaşabileceğiniz zorluklarla daha etkili olarak başa çıkma ihtimalinizi de arttırır.

Yaşanan kayıp ve travmalardan dersler çıkarmak

Kayıp veya travma durumlarında duygusal olarak gelişebilmek, deneyimlerden anlam çıkarabilmekte yatıyor. Travma veya kayıp durumlarında genellikle ilk olarak inkâr etmek ve kederlenmek, arkasından da yeni gerçeklikleri kabul etmek seyri izlenir. Kabullenme aşamasına geçmek gerçekten uzun zaman alabilir. Fakat bu tip durumlarda dikkatinizi kaybınıza yoğunlaştırmak yerine bu durumun size psikolojik ve ruhsal yönden neler kazandırmış olabileceğine odaklanmak, hayatınıza yeni anlamlar kazandıracak; belki de geçmişte var olmayan bir takım yeni idealler ve amaçlar yaratacaktır.

Karamsarlığa ve acı veren düşüncelere karşı koymak

Stresli zamanlarda karamsarlığa kapıldığımız zaman genelde duruma yeni bir bakış açısı getiremez veya durumu kavramak için verimli bir zemin yaratmayız. Aksine, sürekli bizi üzen veya kızdıran anları zihnimizde tekrar tekrar oynatır, kendimizi kısır döngülere sokar ve karamsarlığımızı besleriz. Bu tip eziyet verici düşünce ritüelleri üretmek bizim için bazen bir dürtü kadar güçlü olabiliyor; fakat aslında bu kısır döngüleri kırmayı alışkanlık haline getirebiliriz. Bunu yapmak için en iyi yol, kendinizi konsantrasyon gerektiren bir uğraşla oyalamaktan geçiyor. İster sudoku oynayın ister trende yol boyunca geçtiğiniz bütün durakları sayın, isterseniz de geometri problemi çözün. Yeter ki aklınızı dağıtın.

 Öz saygıyı beslemek

Özsaygımızın iyi hissettiğimiz zaman artan, kötü hissettiğimiz zaman ise özeleştiri mekanizmamız ile azalıp küçülen bir doğası var ve ne yazık ki çoğu zaman özeleştiri olayını abartıp, zaten üzüntü sebebiyle azalmış olan özsaygımızı daha da aşağı seviyelere çekebiliyoruz. Psikolojik sağlığımızı güçlendirmek için özsaygımızı ‘duygusal bağışıklık sistemimiz’ olarak görmeliyiz. Psikolojimiz zorlandığında, özsaygı hasar gördüğünde, eski sağlığına kavuşabilmesi için kendimize duyduğumuz sevgi ve şefkat ile beslenmesi gerekiyor. Özeleştiri yaptığınız zaman, sevdiğiniz bir arkadaşınızı eleştirdiğinizi düşünün ve ona bir e-mail yazdığınızı hayal edin. Bu mailde neler yazabileceğini (ve neler yazamayacağınızı) aklınızdan geçirin. Ona destek olmak için eleştirinizi yapıcı, merhametli, saygılı ve sevgi dolu yaparsınız. İşte kendinizi eleştirirken de takınmanız gereken üslup tam olarak bu olmalı.

Reddedildikten sonra kendini değersiz hissetmemek

Reddedilmek gerçekten can yakar ve çoğu zaman bu acıyı kendimizde kusurlar bularak ‘mantıklı’ hale getirmeye çalışırız. Geliştirdiğimiz müthiş (!) mantığa göre, eğer gerçekten bu kadar acıtıyorsa, gerçekten de zayıf/acınası/kaybeden/değersiz/sevilemez/kırılgan bir kişiyizdir. Reddedilmek acıtır; fakat bunun nedeni çoğu zaman sandığımız gibi bizden kaynaklanan bir sorun değildir. Reddedilmenin acı vermesinin asıl nedeni, beyinlerimizin reddedilişle nasıl bağlantı kurduğuyla ilgilidir.

Reddedilmenin beynimizi ve psikolojimizi nasıl etkilediğini merak ediyorsanız“Reddedilmek Hakkında 10 Şaşırtıcı Gerçek” yazımızı okuyabilirsiniz.

Reddedildikten sonra duygusal acıyı azaltmanın en iyi yolu özdeğerimizi yükseltmekten geçer ve özdeğerimiz sadakat, şefkat, yaratıcılık veya güçlü iş etiği gibi bizim anlamlı gördüğümüz değerleri kendimize yeniden kanıtlamakla güçlenir. Kendi değerlerinizin bir listesini yapın bunlardan birini veya ikisini seçin. Ardından bunları neden önemli ve değerli gördüğünüz üzerine kısa bir metin yazın. Bu basit yazma alıştırması beklemediğiniz kadar yol gösterici olabilir.

İletişimi zorlayan davranışları tanımlamak ve yalnızlıkla başa çıkmayı öğrenmek

Kronik yalnızlık, aslında bizim fark ettiğimizden çok daha sık yaşanıyor ve sonuçları fiziksel ve duygusal açıdan son derece yıkıcı olabiliyor. Buradaki problem şu: Yalnız hissettiğimiz zaman daha fazla reddediliş yaşamamak için, bilinçaltında da olsa, reddedilme riskini en aza indirmeye çalışıyoruz. Sonuç olarak yeni sosyal ortamlardan kaçınıyor, yeni arkadaşlara kendimizi kapatıyor veya var olan arkadaşlıkları sığ ve yüzeysel tutuyoruz. Ama bu, günün sonunda bizi daha da yalnızlaştırıyor;  bu şekilde de kendi kendimizi sabote ediyor ve bozguna uğratıyoruz. Yalnızlıkla savaşmanın en iyi yolu, yalnızlığı oluşturan ve bizi bozguna uğratan bu durumları ortaya çıkarmak ve onlarla mücadele etmektir. Sosyal ortamlarda girişken olmama ve inisiyatif kullanmama mazeretleriniz nelerdir? Bunları maddeleyerek başlayabilirsiniz. Örneğin:“Gideceğim yerdeki insanları tanımıyorum” veya “Onlar zamanında beni aramadılar; ben ne diye şimdi onlarla olayım?” gibi.

İlişkideki problemleri düzeltmeye çalışırken özür dilemekten kaçınmamak

Suçluluk duygusu, eylem veya eylemsizliğimiz bir insana zarar verdiği zaman ortaya çıkar ve o insan bu davranışımız için bizi affetmediğinde güçlenir. Böyle durumlar kimi zaman kırdığımız insanın affetme erdeminden yoksun oluşundan çok, bizim özrümüzün yetersiz oluşundan kaynaklanır. Bir özrün yeterli olabilmesi içinse en önemli unsur empatidir. Empati eksik olduğunda, karşınızdaki insanın sizi tam olarak bağışlaması için yeterli ve etkili bir özür dileyemezsiniz. Bu etkinliği sağlamak istiyorsanız: “Onun yerinde olsaydım nasıl bir hal içinde olurdum?” sorusu ile başlayın. Bunu bir alışkanlık olarak hayatınıza dahil ederseniz, af dilemek istediğinizde o insanın sizin gerçekten üzgün olduğunuzu anlamasını sağlayabilir, hatanızı affettirebilir, bu sayede sizi zorlayan suçluluk duygusunu bertaraf edebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Mülakat teknikleri

mülakat teknikleri, mülakat soruları ve cevapları, mülakat soruları, mülakat, Manşet, iş görüşmesi

Mülakata hazırlanırken en çok hangi sorularla karşılaşacağımızı, o sorulara beklenen cevapları verip veremeyeceğimizi merak ederiz. Mülakatta vereceğimiz her cevap sürecin lehimize ya da aleyhimize dönmesine neden olabilir. Peki, ne yapmalıyız? İşte yanıtı…

Mülakat Soruları

Hem aday hem de mülakatı yapan kişi için oldukça stresli bir konu olan mülakatlarda, giriş konuşmalarının oldukça samimi ve beliren soğuk havayı ortadan kaldırıcı nitelikte olması gereklidir. Mülakatın başında yapılacak olan kısa, samimi bir sohbet iki tarafın da bilgi alışverişini daha verimli hale getirmesini sağlayacaktır. Bunu sağlamanın yolu da mülakatı yönlendiren mülakatçının, mülakatla doğrudan ilişkisi olan veya olmayan sohbet türü bir girişe zaman ayırmasıdır. Bu iki taraf içinde stresi az da olsa ortadan kaldırmak için en etkili yöntemdir. Aday olarak bu tip bir sohbeti siz de başlatabilirsiniz ama ülkemizde daha çok mülakatçının girişi yaptığı gözlemlenmektedir. Aday olarak aşağıda belirtilen sorulara kesinlikle negatif yönden yaklaşmamalısınız. Aşağıda girişi sağlayacak bazı soru örnekleri verilmiştir:

1. ADRESİMİZİ / OFİSİMİZİ BULMAKTA ZORLUK ÇEKTİNİZ Mİ, YOLCULUĞUNUZ NASIL GEÇTİ?

Mülakat öncesi sohbet aşamasında en çok rastlanan soru türüdür. Eğer adresi bulmakta gerçekten sıkıntı yaşamış olsanız bile bunu karşı tarafa aktarmayın. Farklı bir şehirden mülakata gelmiş olabilirsiniz ve yolculuğunuz da oldukça kötü geçmiş olabilir. Herhangi bir problem yaşamadığınızı belirtmek zaten stresli olan ortamı yumuşatmaya daha çok yardım edecektir. Eğer mülakata geç kaldıysanız mutlaka özür dileyin ve kısa bir açıklama yapın.

2. ÖZGEÇMİŞİNİZDE ………. SPORLARI (VEYA HERHANGİ BIR KONU) İLE İLGİLENDİĞİNİZİ GÖRDÜM, NE ZAMAN BU (SPORLARI) YAPMAYA BAŞLADINIZ?

Bu tür bir soru ile karşılaştığınız zaman kesinlikle detaya inmemeye özen gösterin, çünkü bu tip bir soruya vereceğiniz cevabın uzaması gerçek anlamda üzerinde durulması gereken konulara daha az zaman ayırmanıza sebep olacaktır.

3. …………. ÜNİVERSİTESİNİ BİTİRDİĞİNİZİ ÖZGEÇMİŞİNİZDE GÖRDÜM, PROFESÖR ………… TANIYORMUSUNUZ?

Oldukça sık karşılaşılan bir giriş sorusudur. Mülakatçı daha samimi bir ortam yaratmak için ortak tanıdıkların daha etkili olduğunu düşündüğü için bu tip bir soru yöneltir. Eğer bahsettiği kişiyi tanımıyorsanız kesinlikle tanıdığınızı söylemeyin daha detaya inildikçe mahcup durumda kalabilirsiniz.

4. SİGARA İÇMEK VEYA SICAK /SOĞUK BİRŞEY İÇMEK İSTERMİSİNİZ?..

Ülkemizde misafirperverlik en önem verdiğimiz özelliklerimizden biridir. Ve bir şeyler ikram etmek misafirperverliğimizi göstermenin en güzel yolu olarak kabul edilir. Fakat profesyonel iş mülakatında sigara içilmesi pek tercih edilen ve hoş karşılanan bir şey değildir. Eğer sigara içmiyorsanız, ikram edilen sigara size firmada sigara içilip içilmediği konusunda da bilgi verecektir. İkram edilen diğer şeyleri de oldukça nazik bir şekilde reddetmeniz sizin yararınıza olacaktır. Mülakatın en önemli anında kolunuzun çay bardağına çarptığını ve takım elbisenizin üzerine döküldüğünü hayal etmek sanırım bu konuda sizi yeterince aydınlatacaktır. Ayrıca, görüşme sırasında ikram edilen herhangi bir şeyi kabul etmek ilginizin dağılmasına neden olacak ve dolayısıyla mülakat performansınızı düşürecektir.

KİŞİSEL SORULAR …

1. LÜTFEN BANA KENDİNİZ İLE İLGİLİ BİLGİ VERİNİZ.

Özellikle mülakat teknikleri konusunda deneyimsiz bir kişinin sorabileceği ve ülkemizde oldukça sık olarak karşılaşabileceğiniz bir sorudur. Aynı zamanda profesyonel iş mülakatında sorulabilecek en gereksiz sorudur. Mülakatçı bu tip bir soru ile kendinizi tanıtmanızı ister. Fakat bu aşamada sizin karşı bir soru ile kendisini cevaplamanız daha uygundur. Soracağınız soru şöyle olmalıdır: “Özel hayatımı mı anlatmamı talep ediyorsunuz yoksa profesyonel niteliklerimi mi öğrenmek istiyorsunuz? veya ” Bu sorunuzu daha spesifik hale getirebilir misiniz?”.

2.HERHANGİ BİR İŞ BULMADAN SON İŞİNİZDEN NEDEN AYRILDINIZ/İSTİFA ETTİNİZ?

Bu soruyu cevaplandırırken oldukça dikkatli olmak zorundasınız. Eğer dürüst davranmazsanız ve bu davranışınız daha sonra ortaya çıkacak olursa, oldukça zor durumda kalabilirsiniz. Çünkü istihdam aşamasında yapılacak araştırmalar sonucunda dürüst davranmadığınız ortaya çıkarsa, işveren sizin hakkınızda oldukça pozitif bir düşünceye sahip dahi olsa, fikrini derhal değiştirebilir. Eğer işten çıkarıldıysanız, sebeplerini detaylı olarak kendi hatalarınızdan kaynaklansa bile karşı tarafa aktarmak zorundasınız. Dürüst davranmak size oldukça fazla puan sağlayacaktır. Bunun yanında işten ayrılmanızın sebebi oldukça farklı unsurlar yüzünden de olabilir. Firmanız küçülme sürecine girmiş olabilir, tamamen kapanmış ya da tekrar yapılanma süreci sonunda pozisyonunuz kaldırılmış olabilir. Bunun yanı sıra bağlı olarak çalıştığınız amirinizle kesinlikle anlaşamıyor olabilirsiniz. Bu tip durumları kesinlikle detaylı olarak mülakat yapan kişiye aktarmalısınız.

“Çalıştığım firmada öğrenebileceğim her şeyi öğrendim; artık benim için daha fazla öğrenme şansı kalmadı” gibi bir yaklaşım ile işten ayrılmanızı açıklamaya kalkmayın. Çünkü bir profesyonel daima kendini geliştirecek fırsatlar yaratmak zorundadır. Bu sebepten dolayı ayrılma kararı verilmesi oldukça amatör bir davranış olarak kabul edilir ve işten ayrılma sebebi olarak gösterilemez.

Bunun dışında, çalıştığınız firma size karşı olan kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediği için ayrılmış olabilirsiniz. Bu tip konuları mülakatı yapan kişi ile doğrudan paylaşabilirsiniz.

3. ŞU ANDA AYRILMAYI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ POZİSYONUNUZDAN DAHA ÖNCE DE AYRILMAYI DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ, AYRILMADIĞINIZA GÖRE NEDEN KALDINIZ?

Deneyimli bir mülakatçı bu soruyu size muhakkak sorar. Bu sizin iş motivasyonunuzu ölçmek için kullanılan anahtar sorulardan biridir. Çalıştığı işyerinden ayrılmayı kesinlikle düşünen çalışanın iş motivasyonu en alt seviyededir ve firmasına kesinlikle faydalı olamaz. Eğer uzun süredir iş arıyorsanız veya firmanız sizi daha fazla maddi veya manevi imkanlar ile aynı pozisyonda kalmaya ikna ettiyse bu mülakatçıyı ne kadar değerli bir eleman olduğunuz konusunda yönlendirecektir.

4. BAŞKA BIR POZİSYONUN VEYA FİRMANIN SİZİ TAM ANLAMI İLE TATMİN EDECEĞİNE İNANIYOR MUSUNUZ?

Bu soruya cevap verirken pozitif olmalısınız. İş dünyasında birçok imkan olduğunu ve bu imkanları yakından takip etmenizin, kariyeriniz açısından oldukça gerekli olduğunu belirtin. İş tatmini sağlamanın değişik parametrelerinin varlığının farkında olduğunuzu da ilave etmeyi ihmal etmeyin. Sadece maddi imkanlarınızın iyileştirilmesi amacıyla iş değiştirme niyetinde olduğunuzu mülakatı yapan kişiye asla bir neden olarak göstermeyin.

5. NE KADAR SÜREDİR İŞ ARAYIŞI İÇERİSİNDESİNİZ?

Cevap verirken oldukça hassas davranmanız gereken bir soru tipidir. İş arayış sürenizdeki uzunluk mülakatçı için negatif bir olgudur. Çünkü iyi bir eleman için iş arayışının uzun sürmesi yadırganacak bir unsur olarak kabul edilir. Mülakatçı sizin iş beğenmeyen veya kariyerinizdeki adımlar konusunda hassas bir kişi olduğunuzdan ziyade, aranan bir eleman olmadığınızı düşünür. Bu aşamada iş teklifi almadığınız halde değerinizi arttırmak için aldığınızı belirtirseniz, mülakatçının sizi değişik yönlerden sıkıştırmasına yol açmış olursunuz. Tecrübeli bir mülakatçı bu soruya vereceğiniz abartılı cevapları kesinlikle algılayacak ve ona göre davranacaktır. Açık ve dürüst olun.

6. KARİYER HEDEFLERİNİZ NELERDİR?

Özellikle kariyerinin başında olan yeni mezunların en çok hazırlıklı olmaları gereken soru tipi budur. Eğer mühendislik eğitimi aldıysanız ve bankacı olmak istiyorsanız veya işletme mezunu iseniz ve bilgisayar sektöründe çalışmak istiyorsanız, güçlü dayanaklarınız olmalıdır. Eğer bu tip bir kariyer hedefi ile mülakatçıyı cevaplarsanız niye bu kadar uzun süre mühendislik eğitiminde zaman harcadığınızı da iyi açıklamalısınız. Ayrıca uzun süredir iş hayatında yer alıyor ve örneğin bir finans pozisyonu ile ilgili olarak mülakata alınıyorsanız, kariyer hedefleriniz arasında satış yönetiminin yer alması mülakatçının söz konusu pozisyona olan ilginizin oldukça düşük olduğunu sezinlemesine yol açabilir. Her kişinin mutlaka bir kariyer hedefi olmalıdır. Bu soruya cevap verirken kesinlikle duraklamayın ve doğrudan kariyer hedeflerinizi belirtin.

7. KENDİNİZ İÇİN SON ZAMANLARDA OLUŞTURDUĞUNUZ HEDEF İLE İLGİLİ DETAY VERİNİZ.

Bu soruya cevap vermeden önce kişisel veya profesyonel bir projenizi gözünüzün önüne getirin. Örneğin, eğitiminizi tamamlamak, iyi bir iş bulmak veya başka bir şehre yerleşmek, sizin için kariyerinizle doğru orantılı hedefler olabilir. Ama bu soruya verilecek cevabın tamamen işle ilgili olması çok daha uygun olacak ve mülakatın gidişini daha profesyonel bir açıdan etkileyecektir.

8. ŞU ANA KADAR SAHİP OLDUĞUNUZ EN İYİ İŞVERENİ LÜTFEN TANIMLAYINIZ.

Mülakata gitmeden önce bu soru için hazırlık yapmanızda büyük fayda vardır. En iyi işvereninizi tam anlamı ile betimlemenin yolu bu kişinin sahip olduğu bütün iyi veya kötü niteliklerin sıralanması olacaktır. Kağıt üzerinde yapacağınız bir çalışma size daha detaylı bir bilgi verecek ve bu soruya daha hazırlıklı olmanızı sağlayacaktır. Bu tip bir soru size yöneltildiğinde, hemen en iyi işvereninizin sahip olduğu nitelikleri ardı ardına sıralamak yerine, işvereniniz hakkında sahip olduğunuz olumlu düşüncelere yol açan hareketlerini, kısa anekdotlar şeklinde belirtmeniz daha faydalı olacaktır. İşvereninizin yönetim biçimini betimlemeniz ne tür bir yönetim biçiminden hoşlandığınız hakkında mülakatçıya bazı bilgiler verecektir. Eğer bu soruya hazırlıklı değilseniz, öncelikle en iyi işvereninizin kim olduğunu isimle belirtin ve bu arada neden iyi bir işveren özelliği taşıdığını düşünün ve aynı zamanda abartıdan kesinlikle kaçının.

9. BULUNDUĞUNUZ EN İYİ POZİSYONU TANIMLAYINIZ.

Bu soru için de daha mülakattan önce mutlaka hazırlık yapmalısınız. Sahip olduğunuz en iyi işi tanımlayabilmek, ne tür bir işte başarılı olabileceğiniz konusunda mülakatçıya ipuçları verecektir. Mümkün olduğunca objektif olarak bulunduğunuz pozisyonun, negatif ve pozitif yönlerini irdeleyin.

10. BULUNDUĞUNUZ POZİSYONU HAK ETTİĞİNİZE İNANIYOR MUSUNUZ?

Bu soru ile mülakatçının sizden almak istediği bilgi, ülkemizde oldukça sık rastlanan, tanıdık vasıtası ile belirli pozisyonlara gelmiş adayları diğerlerinden tam anlamı ile ayırabilmektir. Eğer bulunduğunuz pozisyona kendi çaba veya başarılarınız ile gelmediyseniz, bunun cevabını profesyonel bir mülakatçı projelerinizi derinlemesine irdeleyerek tespit edebilir. Eğer birtakım tanıdıklarınız vasıtası ile şu andaki pozisyonunuzda bulunuyorsanız, bunu açık yüreklilikle mülakatçıya aktarın. Fakat bu pozisyonda kalmanın sadece başarılarınızla mümkün olduğunu ve bunu da başardığınızı basit örneklerle ispatlayın.

11. BAŞARIYI NASIL TANIMLARSINIZ?

Çok klasik bir sorudur. Bu soruya hazırlıklı olmanız, puan kazanmanızı sağlar. Örneğin; ” Beni istihdam eden firmanın başarıya ulaşması için çalışmak ve kendi kişisel gelişimimi sağlamak benim için başarının en iyi tarifidir” cümlesi veya buna benzer bir cümle size artı değer sağlayacaktır. Muhakkak bu soruya hazırlıklı olun.

12. BU POZİSYONDA BAŞARILI OLMAK İÇİN GEREKLİ OLAN NİTELİKLERİ TANIMLAYINIZ.

Eğer bir iş ilanı sonucu bu mülakata giriyorsanız, iş ilanını tekrar gözden geçirerek bu soruya hazırlanabilirsiniz. Eğer bu iş ilanında, iş tanımı ve pozisyon ile ilgili aranan nitelikler detaylı olarak mevcut değilse, o zaman yaratıcılığınızı kullanarak işin ne tür niteliklere sahip olması gerektiğini belirleyin.

13. EĞER DEĞİŞTİRME İMKANINIZ OLSAYDI BU POZİSYONUN YENİ İŞ TANIMINI NASIL OLUŞTURURDUNUZ?

Mülakatı yapanın bu soruyu sormaktaki amacı sizinle herhangi bir iş teklifi aşamasına gelmeden önce, birtakım yenilikleri yapabilecek kapasitede olup olmadığınızın tespit etmeye çalışmaktır. Vereceğiniz yaratıcı cevaplar sizin ne tür yenilikleri firmaya sağlayabileceğinizin bir tür kanıtı olacaktır. Fakat bu tip bir soruya verebileceğiniz en sağlıklı cevap şu olabilir: “İşe başladıktan, pozisyonu ve firma kültürünü tam anlamı ile tanıdıktan sonra, yaratıcı tavsiyelerde bulunmayı tercih ederim.”

14. BAŞVURDUĞUNUZ POZİSYONUN EN BEĞENDİĞİNİZ / BEĞENMEDİĞİNİZ TARAFI?

Pozisyonla ilgili bir veya iki tane beğendiğiniz özellik belirtmek bu aşamada yeterli olacaktır. Örneğin; müşteri ilişkilerinin yoğun olması, analitik düşünce yeteneğinizi kullanabilecek olmanız bu pozisyonun beğendiğiniz tarafları olabilir.
Pozisyonla ilgili herhangi bir pozitif düşünceniz yoksa, zaten bu mülakatta olmanıza gerek yoktur. Fakat buna karşın pozisyonla ilgili beğenmediğiniz hususları belirtmeniz de sakıncalı olabilir.

15. YETKİLERİNİZİN ASTLARINIZA DEVRİNDEN YANA MISINIZ YOKSA BÜTÜN FONKSİYONLARI KENDİNİZ Mİ KONTROL ETMEK İSTERSİNİZ?

Bu sorunun herhangi doğru veya yanlış cevabı yoktur. Bu soru sizin yönetim tarzınız ile ilgili bazı ipuçlarını ortaya koyacaktır. Bu soruya mümkün olduğunca samimi olarak cevap vermeli ve eğer pozisyon tamamen yetki devrini öngörüyor ise kesinlikle bütün iş fonksiyonlarının kontrolünüz altında olduğu bazı örnekler vermemelisiniz. Bu şansınızı tam anlamı ile yok eder.

16. NE TÜR KİŞİLERLE DAHA RAHAT ÇALIŞIRSINIZ, NE TÜR KİŞİLERLE ÇALIŞAMAZSINIZ?

Hazırlıklı olmanız gereken bir soru tipi. Rahat çalıştığınız iş arkadaşlarınızın en çok beğendiğiniz özelliklerini sıralayın. Bu size yol gösterecektir. İş arkadaşlarınızı en iyi çalıştıklarınız, çalışmakta sorun yaşamadıklarınız ve çalışmakta gerçekten güçlük çektikleriniz olarak ayırın. Çalışırken bilgi alışverişi sağlamanız, iş arkadaşlarınız ile uyumlu çalışmanızı sağlar. Bunu vurgulayarak takım çalışmasına ve bilgi akışına ne kadar değer verdiğinizi belirtin ve bu konuda ne kadar duyarlı olduğunuz konusunda işvereni ikna etmeye çalışın. Çalışmakta gerçekten güçlük çektiğiniz kişilerle ilgili yorumlarda bulunmak oldukça zordur. Spesifik olarak isim vermekten kesinlikle kaçının. Çalışmakta güçlük çektiğiniz kişileri tanımlarken de negatif ifadeler kullanmak yerine daha yuvarlak ifadeler ile bu kişileri tanımlayabilirsiniz. Bazı örnekler vermek gerekirse; takım çalışmasına önem vermeyen insanlarla çalışmakta zorlandığınızı, ayrıca, görev ve sorumluluklarının tam anlamı ile farkında olmayan kişilerle çalışmanın ne kadar zor olduğunu belirtin.

17. UZUN VADELİ KARİYER HEDEFLERİNİZ NELERDİR?

Gerçekçi olmayan hedeflerinizi kesinlikle karşı tarafa aktarmayın. Geleceğinizle ilgili düşünceleriniz yaratıcılığınızı belirler. Gerçekçi kariyer hedeflerinizi mülakat sırasında keşfetmek zorunda kalmamak ve mülakatçının kafasında soru işaretleri oluşturmamak için bu sorunun cevabı mülakat öncesinde planlanmalıdır. Cevap verirken duraksamak uzun vadeli planlar yapmayan bir çalışan olduğunuz izlenimini verir.

18. GÜÇLÜ VE ZAYIF OLAN YÖNLERİNİZ NELERDİR?

Mülakatların klasik sorusudur. Öncelikle başvurduğunuz pozisyon ile birebir ilişkili olan güçlü yanlarınızı belirtin. Ayrıca söz konusu olumlu özelliklerinizi örnekleyerek ön plana çıkartmaya çalışın. İşe olan bağlılığınız, iş etiğine verdiğiniz değer, güçlü insan ilişkileri, sonuca yönelik çalışma gibi güçlü yönlerinizden bahsetmeniz mülakatçıyı tahmin ettiğinizden fazla memnun edecektir. Güçlü olduğuna inandığınız yönleri kullandığınız bazı güncel örnekler konusunda hazırlıklı olmanızda büyük yarar var. Çünkü mülakatı yapan kişi bu yönlerinizi tam anlamı ile irdelemek için bazı örnekler ile konuları detaylandırmanızı isteyebilir. Zayıf olduğunuz yönlerinizin belirtilmesi isteniyorsa ancak pozisyonun kesinlikle gerektirdiği özellikler konusunda kendinizi zayıf hissediyorsanız, mümkün olduğu kadar az detay vererek zayıf yönleriniz konusunda mülakatçıya ipuçları vermemeye çalışın. Ama kesinlikle zayıf yönlerinizi saklamak için yalan söylemeyin. Sadece zayıf yönlerini tespit eden kişiler iş performanslarını objektif olarak değerlendirebilirler. Bu değerlendirme, kişinin eksikliklerini gidermek için yol aldığının en büyük kanıtıdır. Kendini tanıyan kişi, iş hayatında da başarılı olur.

19. PROFESYONEL HAYATINIZDA SAĞLADIĞINIZ EN BÜYÜK BAŞARI NEDİR? DETAYLANDIRIN.

Bu soruda mülakatı yapan kişinin sizden almak istediği cevap tamamen işinizle doğru orantılı olan bir başarıyı detaylandırmanızdır. Okuldaki başarılarınız, spor karşılaşmalarında veya sosyal aktivitelerde kazandığınız başarılar bu aşamada mülakatçının öğrenmek istediği konuların tamamen dışında kalmaktadır.

20. EĞER ESKİ İŞVERENİNİZLE KONUŞMA İMKANIMIZ OLSA, SİZİN ZAYIF YÖNLERİNİZ HAKKINDA BİZE NASIL BİLGİ AKTARIRDI?

Bu soruya cevap verirken eski işvereninizin ne düşündüğünü göz önüne almadan, zayıf olduğunuzu hissettiğiniz konularda kısa açıklamalar yapmanız yeterli olacaktır.

21. SON İŞVERENİNİZ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Çok dikkatli bir şekilde cevap vermeniz gereken bir soru türüdür. İşten ayrılma sebeplerinin başında işverenle veya bir amirle geçinememek olduğunu aklınızdan çıkartmadan cevaplayın. Bu soru ile mülakatı yapan kişi sizin liderlik kabiliyetlerinizi tam anlamı ile değerlendirmeye ve çalıştığınız kişilerle iyi ilişkiler geliştirip geliştiremediğinizi tespit etmeye çalışmaktadır. Kısa kısa bilgiler vermeniz, yorumlarınızda hata yapmanızı önler. Öncelikle işvereninizin olumlu yönlerini sıralayın; eğer işten ayrılma sebebiniz işvereninizle ilgili değilse negatif yönlerinize bu tanımlama içerisinde fazla yer vermeyin. Eğer iyi bir işverene sahip iseniz kesinlikle abartmayın ve övgülerinizin dengeli olmasına özen gösterin.

22. SON İŞİNİZDE SERGİLEDİĞİNİZ ÜÇ BAŞARINIZI LÜTFEN DETAYLANDIRIN.

Sahip olduğunuz profesyonel niteliklerinizi anlatmanızı sağlayacak en güzel mülakat sorularından biridir. Bu soruya vereceğiniz cevap ile mülakatı rahatlıkla yönlendirebilirsiniz. Her soruda olduğu gibi karşınıza çıkması her zaman ihtimal dahilinde olan bu soru için önceden hazırlık yapmak, duraksamanızı ve eksik bilgi vermenizi önler. Vereceğiniz örneklerin mülakat sırasında profesyonel iş hayatınızla doğru orantılı olmasına ve daha önce belirttiğiniz profesyonel özelliklerinizle çelişmeyerek, mülakatçıyı şaşırtmamasına dikkat etmelisiniz.

23. BEŞ YIL İÇİNDE HANGİ POZİSYONDA OLMAK İSTERSİNİZ VE HEDEFİNİZ NEDİR?

Adayın kariyer hedefleri konusunda ne kadar ciddi olduğunu tespit etmek için sorulan bu soruya vereceğiniz cevap gerçekçi olmalıdır. Ve özellikle başvurduğunuz pozisyonu ve firmayı da içermelidir.

24. YARATICI MISINIZ?

Her işin az veya çok yaratıcılık gerektirdiğini unutmayın. Eğer muhasebe yardımcısı pozisyonu için başvuruyorsanız ve bu pozisyonla ilgili olarak mülakata alındıysanız, çok yaratıcı olduğunuz mesajını karşı tarafa vermek işe alınmamanızı sağlayacak unsuru oluşturabilir. Çünkü muhasebe pozisyonu iş tanımı gereği yaratıcı yönünü kullanmak isteyen bir aday için oldukça sıkıcı olabilir ve kısa sürede iş tatmininden yoksun hale gelmesine neden olur. Bu yüzden yaratıcılık gerektirmeyen bir iş tanımı için başvuru yapıyor, yaratıcılığınızı ön plana çıkarmak ve bunu da bazı örneklerle desteklemek istiyorsanız işi daha baştan kaybedebilirsiniz. Özellikle yeni mezunların bu tip sorularda oldukça bocaladıkları ve karşı tarafı kendi nitelikleri konusunda yanılttıkları oldukça sık gözlemlenmektedir.

25. KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİZİ TANIMLAR MISINIZ?

Bu tip bir mülakat sorusuna cevap verebilmeniz için kendinizi çok iyi tanımanız gerekir. Ancak kendinizi iyi tanıyorsanız, en mantıklı şekilde kişilik özelliklerinizi tanımlayabilirsiniz. Çalışma hayatı ile ilgili, kişiliğiniz konusunda karşı tarafa ipuçları verebilecek bazı kelimeler örnek olarak verilmiştir:
Detaycı, İş bağımlısı, Zamana bağlı, İşe odaklanmış, Hassas, Sadık, Hırslı, Takım oyuncusu, Yaratıcı, Araştırmacı vs. Eğer bir finans pozisyonuna başvuru yapıyorsanız detaycı bir kişilik özelliğine sahip olduğunuzu belirtmek size puan kazandıracaktır. Mühendislik gerektiren bir pozisyon için ise, araştırmacı ve yaratıcı yönünüzü belirlemek oldukça önemlidir. Negatif bir örnek vermek gerekirse, eğer satış pozisyonu için başvuruyor iseniz insan ilişkilerinde çok hassas bir kişiliğe sahip olduğunuzu belirtmeniz yanlış sonuçlar doğurabilir.

26. KARTVİZİTİNİZİ ALABİLİR MİYİM?

Bazı adaylar işsiz oldukları dönemleri “Danışman” unvanı ile gizlemeye çalışırlar. Bu duruma ülkemizde oldukça yoğun olarak rastlanmaktadır. Eğer son pozisyonunuz özgeçmişinizde danışman olarak geçiyorsa, bu tip bir soruya hazırlıklı olmanızda büyük fayda vardır. Çünkü danışmanlık yaptığını belirten bir adayın kartvizitinin olmaması, sadece özgeçmişteki boşlukları doldurmak için bir örtü şeklinde kullanıldığının en önemli kanıtıdır.

EĞİTİM İLE İLGİLİ SORULAR…

1. LİSEYİ, ÜNİVERSİTEYİ NE ZAMAN BİTİRDİNİZ, BİTİRME DERECENİZ NEYDİ?

Mülakatlarda en çok rastlanan sorulardan biridir. Özgeçmişinde bu tür bilgileri detaylı olarak belirten aday, mülakat sırasında oldukça şaşırtıcı olarak bu bilgileri tamamen unutmaktadır. Okul bitirme derecesini ve bitirme yılını mülakat sırasında unutmak kadar amatörce bir yaklaşımın oldukça büyük bir hata olduğunu belirtmekte fayda var. Bu tip bir soru sorulduğu zaman, duraksamak bile size puan kaybettirir.

2. EĞER KARİYERİNİZE TEKRAR BAŞLAYABİLME İMKANINIZ OLSA FARKLI BiR MESLEK SEÇMEK VEYA EĞİTİM ALMAK İSTER MİYDİNİZ, HANGİ DALI SEÇERDİNİZ?

Klasik mülakat sorularından bir diğeri ve en sık karşılaşılandır. Eğer mesleğinizi, başvurduğunuz pozisyondan başka bir dala değiştirmek istiyorsanız ve bu soruya başka bir meslek seçmek istediğiniz doğrultusunda bir cevap verirseniz işe kabul edilme olasılığınızı daha en başından, kendi ellerinizle yok etmiş olacaksınız. Asla mesleğiniz dışında bir dalda daha mutlu olacağınız imajını vermeyin ve mesleğinizden ne kadar haz aldığınızı ve bu mesleği seçtiğinizden dolayı ne kadar profesyonelce bir karar verdiğinizi belirtin.

3. KENDİNİZİ GELİŞTİRMEK İÇİN SON ZAMANLARDA NE TÜR EĞİTİM PROGRAMLARINA KATILDINIZ?

Eğitim, hayatın her döneminde devam eden bir olgudur. Öncelikle iş hayatında eğitime harcanan zaman, kariyerinize yapılmış en büyük yatırım olma özelliğini taşır. Eğer kendinizi geliştirmek için eğitim programlarına katılıyorsanız veya firmanız sizi bu konuda destekliyorsa, bunları muhakkak detaylı olarak belirtin. Fakat bu tip bir soru yöneltildiği zaman size en sağlıklı sonucu, şimdiye kadar almış olduğunuz eğitimlerin veya katılmış olduğunuz profesyonel seminerlerin listesini mülakatı yapan kişiye aktarmak sağlayacaktır. Bu size zaman kazandıracak ve daha profesyonel bir görüntü oluşmasını sağlayacaktır.

4. NEDEN MASTER, MBA, DOKTORA YAPTINIZ VEYA YAPMADINIZ?

Özellikle yeni mezunlar arasında sadece üniversite eğitiminin yeterli olmadığı ve lisans eğitiminin kesinlikle yüksek lisans eğitimi ile desteklenmesi gerektiği konusunda yanlış, fakat çok yaygın bir imaj vardır. Eğer lisans eğitiminizi mühendislik konularında yapıp, tarih yüksek lisansı yaptıysanız ve yine de mühendislik pozisyonlarına başvuru yapıyorsanız mülakatçı bu soruyu size yöneltecektir. Eğer araştırma geliştirme nosyonu gerektiren bir pozisyona başvuruyorsanız, konunuzda almış olduğunuz lisansüstü eğitim size stratejik bir avantaj sağlayacaktır. Eğer herhangi bir lisansüstü eğitim almadıysanız, mesleki iş tecrübesinin sizin için daha önemli olduğu bilgisini karşı tarafa aktarmanızda büyük yarar vardır.

5. SON BULUNDUĞUNUZ POZİSYONDA NE ÖĞRENDİNİZ?

Kendinizi öğrenmeye açık bir kişi olarak tanımlayarak yeni veya son pozisyonunuzun size profesyonel beceri anlamında neler kattığını belirtin. Örneğin, “Analitik düşünce yapısına sahip olmamı sağladı “veya “Müşteri ilişkilerini nasıl yöneteceğim konusunda bana bilgi kazandırdı” demeniz açıklayıcı olacaktır.

6. BU MESLEĞİ NEDEN SEÇTİNİZ?

Daha çok yeni mezunlara yöneltilen bu soru türü, eğitimini aldığınız mesleği bilinçli bir şekilde mi, yoksa tam tersinin mi gerçekleştiğini ortaya koymak için yöneltilir. Buna karşın mülakatçı için akıldan çıkarılmaması gereken nokta, eğitim sistemimiz içerisinde oldukça küçük bir kesimin arzu ettiği mesleğe ulaştığıdır. Bu durumda meslek seçmenin büyük bir kitle için tamamen tesadüflere dayandığı ülkemizde bu soruya cevap vermek aday için oldukça sıkıntılı olacaktır. Yine de adayın eğitimini gördüğü mesleğe tesadüf eseri girdiğini ama zaman içerisinde bu mesleği sevdiğini ve kariyerini bu alanda devam ettirmek istediğini belirtmesi pozitif olacaktır.

TECRÜBEYE YÖNELİK SORULAR…

1. SON POZİSYONUNUZU TANIMLAYINIZ.

Bu soru ile sizden beklenen; yaptığınız işin bütün fonksiyonlarına hakim olup olmadığınızı betimlemenizdir. Bu soruya duraksamadan ve mantıklı cevaplar vermek zorundasınız. Mülakat öncesi yazılı iş tanımınıza tekrar bir göz gezdirmeniz işinizi kolaylaştıracaktır. Ama kesinlikle pozisyonunuzu tanımlarken iş tanımınızdaki cümlelerin aynısını kullanmamaya özen gösterin ve güncel birtakım örneklerle iş tanımınızın yaşayan bir iş tanımı olmasına çalışın. Yaptığınız işlerle ilgili olarak abartıdan kaçının ve “ben” olgusu yerine takım çalışmasını ön plana çıkaran “biz” terimini sık sık kullanmaya özen gösterin.

2. HANGİ TARİHLER ARASINDA ÇALIŞTINIZ / ÇALIŞIYORSUNUZ?

Bu soruya hazırlıklı olmalısınız. Özgeçmişinizde çalıştığınızı belirttiğiniz tarih aralıkları sizin yol göstericiniz olmalıdır. Mülakat sırasında bu soruya duraksayarak ve yanlış olarak cevap vermeniz size negatif puan kazandıracaktır. İşe başlama veya ayrılış tarihlerini gün olarak hatırlamanıza olanak olmayabilir ama ay ve yılı unutmanız oldukça olumsuz bir izlenime yol açar. İşe başlangıç ve ayrılış tarihlerini not alarak mülakata girebilirsiniz ama yine de bu tür tarih detaylarını ezberlemeniz, daha doğru bir davranış olacaktır.

3. İÇİNDE BULUNMAKTAN HOŞLANDIĞINIZ İŞ ORTAMINI TANIMLAYINIZ.

Bu soruya cevap verirken geçmiş tecrübelerinizden mümkün olduğu oranda yararlanın. Grup çalışmasını ön plana çıkaran iş ortamlarından hem yeni şeyler öğrendiğinizi, hem de daha profesyonel olarak faaliyet gösterdiğinizi belirtin. İletişimin takım çalışmasının en önemli kuralı olduğunu belirtin.

4. HİÇ PERSONEL İŞE ALIMI YAPTINIZ MI, KARARI SİZ Mİ VERDİNİZ, BU TÜR BİR KARAR VERİRKEN NE GİBİ KRİTERLERİ GÖZÖNÜNE ALIRSINIZ?

Eğer işe alma kararını vereceğiniz bir pozisyona başvuru yaptınızsa bu tip bir soru karşınıza çıkacaktır. Eğer, çalıştığınız işyerinde işe alma kararını verdiyseniz bunu detaylı olarak belirtmenizde fayda var. Ne tip bir süreç izlediğiniz, ne tür bir mülakat yöntemi veya yöntemleri kullandığınız, işe alma kararı verirken nelere dikkat ettiğiniz; bu konuyu açıklamakta önem taşırlar. İşe alım oldukça zor bir karardır. Hem firmanızı, hem de adayın beklentilerini göz önünde tutmalısınız. İşe alma kararı verirken ortaya koyduğunuz prensipler ve kurallar, işe bakış açınızı ve yönetim tarzınızı ortaya koyar. Uyguladığınız kriterler ise, kendinizde var olan ve personelden beklediğiniz profesyonel ve davranışsal değerlerdir. Bu bilgiler ışığında dikkatli cevap vermeye çalışın. Eğer sohbet tipi mülakatlarla işe alma kararı veriyorsanız, mülakatçının sizle sohbet tipi bir mülakat yapmasını eleştirmemeniz gerekir.

5. TAKIM RUHUNU NASIL OLUŞTURURSUNUZ? LÜTFEN ÖRNEKLEYİNİZ.

Eğer böyle bir durum karşınıza çıktı ise, muhakkak örneklendirerek anlatın. Takım ruhunu oluşturmak için yaptığınız çalışmalar, sizin liderlik becerileriniz konusunda mülakatçıya detaylı ipuçları verir.

6. GEÇİMSİZ BİR ÇALIŞAN İLE NASIL BAŞ EDERSİNİZ, BÖYLE BİR DURUMLA KARŞILAŞTINIZ MI?

Bu soruya vereceğiniz cevap, personelinizi nasıl yönettiğiniz ve personel ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunlara nasıl tepki verdiğinizi belirleyen oldukça profesyonel bir soru tipidir. Firma içerisinde huzursuzluk kaynağı olan, takım çalışmasına uyum sağlayamayan geçimsiz bir personeli hiç bir profesyonel kişi, çaba göstermeden, onu yola getirmeye çalışmadan işten çıkarmaya kalkışmaz. Ayrıca, aynı takımda çalıştığınız ve sizinle aynı seviyede olan bir takım arkadaşınız da oldukça geçimsiz olabilir. Bu durumda onu işten atamayacağınıza göre nasıl başa çıkacaksınız? Cevabınız çok planlı ve politik olmalıdır.

7. ÇALIŞILMASI OLDUKÇA ZOR BİR YÖNETİCİNİZ OLDU MU, ÖRNEKLEYİNİZ?

Bu konuda oldukça acı tecrübeleriniz bile olsa bu tür bilgileri kendinize saklayın. Çünkü hiç kimse iyi geçinemediği veya geçinilmesi oldukça zor bir yönetici hakkında objektif değerlendirme yapma imkanına sahip değildir. Bu soruya cevap verirken düşünmeniz gereken, bu yöneticinin sizin profesyonel çalışmalarınızı engelleyen hangi olumsuz yönlerinin ön planda olduğudur. Zaten bunları sıralamakla, bu yöneticinin negatif yönlerini belirlemiş olacaksınız.

8. BAY / BAYAN İŞVERENLE ÇALIŞABİLİR MİSİNİZ, BU DURUM SİZİN İÇİN HERHANGİ BİR FARK OLUŞTURUR MU?

Her konuda olduğu gibi personel konusunda da ne yazık ki en ileri ülkelerde bile bir ayrımcılık söz konusudur. Bu yanlış yönlendirme ile bazı çalışanlar, yöneticisinin cinsiyeti oldukça tercih yapmak istemektedirler. Sadece bu durumun varlığı bile bazı çalışanlar işe başlama veya başlamama kararı vermelerine sebep olmaktadır. Vereceğiniz cevap şöyle olmalıdır: “Kime rapor verileceği oldukça önemli olmakla birlikte, herhangi bir cinsiyet faktöründen ziyade rapor vereceğim yöneticinin yönetim tarzı ile ilgileniyorum.”

9. YÖNETİCİNİZ İLE NE KADAR SIK VE NE AMAÇLA GÖRÜŞÜRSÜNÜZ?

Yöneticinize ne sıklıkta rapor verdiğiniz ve kendisiyle toplantı yaptığınız veya fikrine danıştığınızı belirtin. Mülakatçının bu soru ile amacı, iletişim yeteneğine ve tek başınıza karar verebilme özelliğine sahip olup olmadığınızın tespitidir.

10. İŞİNİZDE İLETİŞİMİN ÖNEMİNİ AÇIKLAYINIZ. ÜSTLERİNİZLE VEYA ASTLARINIZLA NASIL İLETİŞİM KURARSINIZ?

İletişim her organizasyon için en önemli unsur olma özelliğini taşımaktadır. Eğer “pek önemli değil” cevabını veriyorsanız, takım çalışmasından ve modern yönetim tarzlarından tam anlamı ile uzaksınız demektir. Bulunduğunuz pozisyonda, organizasyonda, sektör veya endüstrinin herhangi bir dalında, iletişimin ne kadar önemli olduğunu ve sizin de bu konuda ne kadar hassas olduğunuzu irdelemeniz şarttır. İletişim imkanlarından yararlanmayan bir çalışanın veya organizasyonun başarılı olma şansı yok denecek kadar azdır.

11. NE TİP İLETİŞİM YÖNTEMLERİNİ TERCİH EDERSİNİZ, NEDEN?

Sözlü ve yazılı iletişim.

Hangi yöntemin sizin için daha önemli olduğunu geçmiş iş tecrübeleriniz ışığında tespit edin. İş hayatında sözlü iletişim her zaman daha hızlı olduğu için tercih edilir. Buna karşın firma içi yapılan sözlü iletişimin her zaman yazılı iletişim vasıtaları ile onaylanması gerektiğini unutmayın.

12. SON POZİSYONUNUZUN FİRMANIZIN GENEL AMAÇLARINA NASIL DESTEK SAĞLADIĞINI BELİRTİNİZ.

Bütün çalışanların seviye farkı gözetmeksizin, firma içerisindeki faaliyetleri ile organizasyonun genel amaçlarına hizmet ettiklerini unutmamaları gerekir. Bu soru ile amaçlanan, firmada en alt seviyede bile olsanız, çalıştığınız firmaya ne boyutta fayda sağladığınızın tespitidir. Ayrıca firmanızın hedeflerinin ne olduğundan haberdar olmayan bir çalışan, başarılı olamaz ve herhangi bir katkı sağlayamaz.

13. SON PROJELERİNİZ HAKKINDA BİLGİ VERİNİZ.

Bu soruya verilecek cevap ile ne kadar yoğun bir iş temposuna sahip olduğunuz imajını karşı tarafa aktarabilirsiniz. İçinde yer aldığınız veya yönettiğiniz projeler, işinizin detayları konusunda mülakatçıya bilgi verir. Projelerin finansal boyutları, zaman dilimleri ile ilgili bilgi aktarmayı ihmal etmeyin. Projelerde kaç kişinin yer aldığı, firma için önemi ve nasıl planlandığı da ilave edilmelidir.

14. İNİSİYATİFİNİZİ NE SIKLIKTA KULLANIRSINIZ?

İnisiyatif kullanabilmek aslında her seviyede çalışanın farkında olmadan yerine getirdiği bir olgudur. Fakat önemli olan çalışan kişinin inisiyatif olgusuna ne sıklıkla başvurduğu ve inisiyatifini bilinçli olarak kullanıp kullanmadığıdır. Bu soruya vereceğiniz cevap kendi başınıza ne sıklıkta karar verebildiğinizi ölçmek ve bu yolla yönetim tarzınız hakkında sağlıklı bilgi edinebilmektir. Mülakat öncesi yapacağınız çalışmada, geçmiş tecrübeleriniz ışığında bu soruyu örneklemenizde fayda bulunmaktadır.

15. HIZLI KARAR VERMEK ZORUNDA KALDINIZ MI?

Bu soruya daha çok hızlı karar verilmesi gereken meslek dallarında faaliyet gösteren adaylar maruz kalırlar. Örneğin finansçılar, borsa uzmanları ve bankacılar gibi stresli ve hızlı karar vermenin çok yoğun olarak yaşandığı meslek kollarında bu yetiye sahip olmak işin tam anlamı ile karakterini belirlemektedir. Ayrıca diğer meslek dallarında çalışan kişilerde çok sık olmamakla birlikte, hızlı karar vermelerini gerektirecek bazı olaylarla karşılaşabilmektedirler. Bu soru ile mülakatçı bir örnek vasıtası ile karşılaştığınız durumu detaylı anlatmanızı talep edebilir. Cevap verirken amacınız hızlı fakat doğru karar verme yeteneğine sahip olduğunuz bilgisini karşı tarafa aktarmaktır.

16. SON POZİSYONUNUZLA İLGİLİ OLARAK HERHANGİ BİR DEĞERLENDİRİLME YAPILDI MI?

Performans değerlendirmeleri son zamanlarda, her iş kolundaki firmanın oldukça yoğun olarak başvurduğu yöntemler arasında yer almaktadır. Ve özellikle terfi ve ücretlendirmede oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Adayın çalıştığı pozisyon dahilinde performans değerlendirme sistemine tabi tutulması başarısını ölçmenin en efektif ve objektif yoludur. Eğer firmanız bu konuda sizle ilgili herhangi bir değerlendirme yapmışsa bunu hangi yöntem vasıtası ile yaptıklarını ve sonucun ne olduğunu gerçekçi bir şekilde belirtin. Çünkü yanıltıcı bilgi daha sonra istihdam aşamasında yapılacak olan referans araştırması sonuçları ile çelişirse zararlı çıkan siz olursunuz.

17. İŞİNİZLE İLGİLİ YERİNE GETİRİLMESİ ZOR OLAN KONULAR NELERDİR?

İşiniz sırasında yerine getirmek için zaman bulmakta zorlandığınız fakat işin temel elementleri arasında yer alan unsurları örnek olarak verebilirsiniz. İşinizin bürokrasi tarafını ihmal ettiğiniz durumlar olabilir veya ofisteki işlerinizin yoğunluğu yüzünden müşteri ilişkilerini ihmal etmiş olabilirsiniz. Örneğin işinizde projeyi takiben tahsilat aşamasında karşılaştığınız sorunları güncel örneklerle belirtebilirsiniz. Ama kesinlikle işinizin en zor tarafının hiç bir şeye tam anlamı ile zaman ayıramamanız olduğu imajını vermeyin. Çünkü bu durum zaman yönetimi yöntemlerini kullanamıyorsanız ve zamanınızı etkin olarak yönetemiyorsunuz demektir.

18. YATAY SEVİYEDE ÇALIŞTIĞINIZ İŞ ARKADAŞLARINIZA GÖRE KENDİNİZİ NASIL SINIFLANDIRIRSINIZ?

Bu soruda da amaçlanan iş arkadaşlarınızı nasıl değerlendirdiğiniz değil kendi iş performansınızı ve insan ilişkilerinizi objektif bir gözle değerlendirme yeteneğine sahip olup olmadığınızın ortaya konulmasıdır. Mülakatçı, objektif değerlendirme yapmanız halinde aradığı cevaba ulaşacaktır. Bunun yanında eğer iş arkadaşlarınızı da negatif veya pozitif yönlerini örnekleyerek objektif bir bakış açısı ile değerlendirebiliyorsanız, bu da sizin profesyonelliğiniz hakkında ipuçları verecektir. İş arkadaşlarınızla ilgili olarak sadece negatif yönlerin açığa çıkarılmamasına dikkat edin. Kendini değerlendirme, insanın kendini tanımasıdır. Benliğiniz ile ilgili objektif düşünceleriniz veya eleştirileriniz, iş hayatınız ve profesyonel ilişkileriniz ile ilgili bilgiler verir.

19. ORGANİZASYON ŞEMASI İÇERİSİNDE NEREDE OLDUĞUNUZU BELİRTİNİZ.

Mülakatı yapan işveren, bulunduğunuz pozisyonun organizasyon şeması içerisinde hangi seviyede veya bölümde yer aldığını belirtmenizi talep edebilir. Bu soruya doğal olarak bir şema ile cevap vermek hem daha profesyonel hem de daha açıklayıcı olur. Özellikle orta kademe veya daha üstü bir pozisyonda çalışıyorsanız bu tip bir soruya hazırlıklı olmanızda büyük fayda vardır. Mülakat esnasında size bu şemayı oluşturarak, raporlama ilişkileri ile ilgili bilgi sorulabilir. Eğer mülakat öncesi bu konuda hazırlık yapar ve yanınızda bulundurursanız oldukça fazla puan toplayacağınızı unutmayın.

20. FİRMA İÇİNDE SIKINTI YARATACAK HERHANGİ BİR KARAR VERMEK ZORUNDA KALDINIZ MI? TANIMLAYINIZ.

Eğer, orta kademe veya üstü bir pozisyonda yer alıyorsanız, firmanın stratejilerini, satışlarını, kısaca geleceğini etkileyen kararlar alıyorsunuz demektir. Örneğin, firma içi mali sıkıntılar, genel ekonomik durum nedeniyle vereceğiniz işten çıkarma kararları bu tip durumları tanımlayabilir. Vereceğiniz örnekler bu tip durumlarda ne tür davranış biçimleri sergilediğinizi tam anlamı ile ortaya koymalıdır. Özellikle bu tip bir durumda nasıl davrandığınız, liderlik yeteneğiniz ile ilgili ipuçları verecektir.

21. YÖNETİCİ OLMANIN EN ZOR YANLARI NELERDİR?

Çok iyi düşünülüp cevap verilmesi gereken bir soru türüdür. Yöneticiliğin en kötü yönü doğal olarak çalışanlara vereceği “kötü haberler” dir. Ayrıca otorite sağlamak, saygı uyandırmak, görev ve sorumluluk dağılımını en sağlıklı şekilde yapmak, takım ruhunu oluşturmak vereceğiniz cevaplar arasında yer alabilir.

22. BAŞARMAK İSTEDİĞİNİZ FAKAT BELİRLİ SEBEPLERDEN DOLAYI BAŞARAMADIĞINIZ PROJELERİNİZ VAR MI?

“Firmanın maliyet muhasebesi sorununun çözümü için ilgili yazılımın seçimi, geliştirilmesi ve uygulanması konusunda ortaya koyduğum projeyi, üst yönetimin yazılım maliyetini yüksek bulması ve uzun vadede firmanın bu proje ile kara geçebileceği gerçeğini gözardı etmesi sonucunda hayata geçiremedim” türü bir cevap yeterli olabilir. Cevaplarınızın doğrudan işle ilgili olmasını özellikle sağlayın. Bu tip bir soru sizin profesyonel bakış açınızı, projelerinizin varlığını ortaya çıkarmak için yöneltilir.

23. ALT KADRONUZDA KAÇ KİŞİ VAR?

Bu soruya duraksayarak veya uzun bir düşünme süresinden sonra cevap verirseniz, mülakatı daha baştan aleyhinize sonuçlandırmış olursunuz. Alt kadrosunda yer alan personelin sayısını veya departmanların dağılımını bilmeyen yuvarlak cevaplar veren bir yönetici asla mülakatta başarılı olamaz. Sadece mülakat için değil, her zaman için bu soruya hazırlıklı olmanızda büyük fayda vardır.

24. ………….YILI FİNANSAL HEDEFLERİNİZ NELERDİR? BU HEDEFLERE ULAŞTINIZ MI?……?..YILI HEDEFLERİNİZ NELERDİR?

Her seviyedeki çalışanın, firmasının finansal hedefleri konusunda bilgi sahibi olması gerekir. Firmanın satışları, yıllık cirosu, hedefleri hakkında detaylı bilgi muhakkak mülakatlar sırasında adaydan istenir. Bu konularda bilgi sahibi olmamak adayın işe olan ilgisizliğinin veya profesyonelliği konusunda şüpheli bir durumun ortaya çıkmasına neden olur. Spesifik olarak satış pozisyonu için başvuruyorsanız ve satış pozisyonunda çalışıyorsanız, şahsi finansal hedefleriniz konusunda herhangi bir yanılgıya düşerek yuvarlak cevaplar verirseniz olumlu bir sonuç alamazsınız. Örneğin; ” 1997 yılı için satış hedefimiz 937.000 Amerikan Dolarıdır” yerine “1997 yılı satış hedefimiz 1.000.000 Amerikan Doları civarında gerçekleşmiştir” cevabını verirseniz tamamen şansınızı kaybedebilirsiniz.

25. ÜST DÜZEY YÖNETİM KABİLİYETİNE SAHİP OLDUĞUNUZA İNANIYOR MUSUNUZ?

Özellikle orta kademe ve üstü yöneticilere yöneltilen bu soruya verilecek cevap gerçekten sahip olduğunuz niteliklerin belirtilmesi olacaktır. Eğer üst düzey bir pozisyona başvuruyor ve bu sorunun cevabı negatif olarak mülakatçıya geri dönüyorsa, bu mülakatı başarı ile bitirme şansınız hiç yok demektir.

26. SEKTÖRÜMÜZ VE SPESİFİK OLARAK İŞİMİZ İLE İLGİLİ NELER BİLİYORSUNUZ?

Mülakatçı, sektörel bilginizi ölçmek ve spesifik olarak bu sektörle ilginizin ne seviyede olduğunu öğrenmek istemektedir. Mülakat öncesinde bu soruya hazırlıklı olmak ve başvuru yaptığınız firmanın sektörü ile ilgili olarak detaylı bilgi toplamanızda büyük fayda vardır.

27. ŞU ANDA BAŞVURDUĞUNUZ POZİSYONUN BOŞ OLDUĞUNU NASIL DUYDUNUZ?

Eğer başvurduğunuz pozisyon ilan edilmemiş bir pozisyonsa bu tür bir soruyla karşılaşabilirsiniz. Vereceğiniz cevap sizin bilgi kaynaklarınızı nasıl değerlendirdiğiniz konusunda karşı tarafa bilgi verecektir. Eğer açık olan pozisyona başvurduğunuz firmada çalışan üst düzey bir kişiden duydunuzsa bunu belirtmekten kesinlikle kaçınmayın. İlişkilerin her konuda olduğu gibi iş ararken de oldukça önemli olduğunu unutmayın ve her türlü kontağınızı kullanmaktan kesinlikle vazgeçmeyin.

28. SON ZAMANLARDA BAŞVURU YAPTIĞINIZ FİRMALARI VEYA ALDIĞINIZ İŞ TEKLİFLERİNİ DETAYLANDIRINIZ. EĞER İŞ TEKLİFİ ALDINIZSA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

İşverenler, diğer firmalar tarafında aranan veya iş teklifi yapılmış adaylara oldukça fazla ilgi gösterirler. Eğer gerçekten böyle bir durum varsa detaylı olarak belirtin. Bu size stratejik bir avantaj oluşturacak ve işveren açısından çekici hale gelmenizi sağlayacaktır. Özellikle maaş yapılarını telaffuz etmeniz, iş teklifi aşamasında işverenin buna göre davranmasına yol açacağını unutmayın.

29. PROFESYONEL İŞ HAYATINIZDAN ARTA KALAN BOŞ ZAMANLARINIZI NASIL DEĞERLENDİRİRSİNİZ?

Mülakatın açılışında sorulan sorulardan biridir. Mülakat belirli bir seviyeye geldikten sonra bu sorunun sorulması, mülakatçının tecrübesiz bir kişi olduğu konusunda size ipucu verecektir. Yine de cevap verirken özgeçmişinizde yer alan bilgilere kesinlikle sadık kalın.

30. MAAŞ BEKLENTİNİZ NEDİR?

Oldukça dikkatli bir şekilde cevap vermeniz ve hazırlıklı olmanız gereken bir sorudur. Mülakatın son aşamasında muhakkak bu soru ile yüz yüze geleceksiniz. Vereceğiniz cevap pazarlık gücünüzün varlığını da ayrıca ortaya koyacaktır.

Eğer mülakat öncesi herhangi bir iş başvuru formu doldurduysanız ve bu konuya bu formda cevap verdiyseniz, farklı bir cevap size eksi puan kazandırır. Eğer bu tip bir başvuru formu doldurmanız talep ediliyorsa, pazarlık gücünüzden herhangi bir şey kaybetmemek için boş bırakmanız daha olumlu olacaktır.

Pozisyonun maaş yapısını daha önceden bir şekilde öğrendiyseniz, bu ücret aralığına yakın bir cevap vermeniz uygun olacaktır. Fakat ücret ile ilgili pazarlığı size bir iş teklifi yapıldığı zaman yapmanızda fayda vardır.

Pozisyonun maaş yapısı ile ilgili herhangi bir bilginiz yoksa, karşı tarafın bu pozisyon için tespit ettiği ücret aralığını öğrenmek isteyin. Ayrıca çıplak ücretin değil ücret ve diğer olanaklar paketinin beraber düşünülmesi gerektiğini belirtin. Eğer bu aşamada herhangi bir rakam söylerseniz ya firmanın tespit ettiği maaş skalasının altında veya üzerinde kalabilirsiniz. Altında kalırsanız pazarlık gücünüzü daha baştan kaybedebilirsiniz. Eğer talep ettiğiniz ücret, şirketin ücretlendirme yapısının çok üzerinde kalıyorsa ve herhangi bir zeminde anlaşma imkanı yoksa, iş teklifi almanız imkansız hale gelecektir. Bu tür bir durumda işveren size klasik bir cevap verecektir; “Talep ettiğiniz ücret firmamızın dengelerini tamamen altüst edecek niteliktedir.” Özellikle yeni mezunların, sektörel bilgi eksikliğinden kaynaklanan deneyimsizlikleri ile bu konuda oldukça yanlış taleplerde bulundukları görülmektedir. Yeni mezun, piyasa bilgilerinden ziyade kulaktan dolma bilgiler doğrultusunda ücret talep etmekte ve firmanın kendisini yanlış yorumlamasına yol açmaktadır. Eğer arzuladığı meslek kolunda ve firmada bir iş görüşmesine katılıyorsa, yeni mezunun vereceği en güzel cevap şu olacaktır: “Firmanız kurumsallaşmanın gereği olarak bu pozisyon için standart bir ücret skalası tespit etmiştir: Buna uyacağımı belirtmek isterim.”

Ücret beklentinizle şu anda veya en son elinize geçen maddi olanakların birbiri ile uyumlu olmasına özen gösterin. Çünkü aradaki büyük farklılıklar, işverenin yanlış düşünmesine yol açacaktır.

Maaş beklentinizi belirtmeden önce firmanın maaş ödemelerini net mi yoksa brüt mü yaptığını öğrenmeye çalışın. Çünkü brüt ödeme durumunda ücretinizin belirli bir oranı vergi olarak kesilecektir.

31. PROFESYONEL HAYATINIZDA HİÇ İŞTEN ÇIKARILDINIZ MI? AÇIKLAYINIZ.

Eğer iş hayatınız boyunca böyle bir durumla karşılaştınızsa samimi olarak karşı tarafa bu durumun neden ortaya çıktığını detayları ile anlatmalısınız. Eğer bu durumu saklarsanız, referans araştırması sonucunda kesinlikle ortaya çıkacaktır.

Bir çalışanın işten çıkarılması için birçok sebep vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

Alt ve üst kademede bulunanlarla iletişimi geliştirememek,

Performans yetersizliği,

Pozisyonun kaldırılması,

Firmanın küçülmesi veya kapatılması,

Yüz kızartıcı suçlar.

32. ÖZGEÇMİŞİNİZDE BAZI TARİH BOŞLUKLARI GÖRÜLÜYOR. AÇIKLAR MISINIZ?

Eğer bu boşlukları açıklayabiliyorsanız, öncelikle bunu özgeçmişinizde yapmaya çalışın. Dikkatli bir mülakatçı, özgeçmişinizdeki tarih boşluklarını hemen fark edecek ve hemen bu konuda derinlemesine sorular soracaktır. Açıklamalarınızda tatmin edici cevaplar vermek zorundasınız. Eğer özgeçmişinizde iki senelik bir boşluk gözüküyorsa ve o dönemde “çalışmak istemediğinizi” belirtirseniz negatif puan alırsınız. Bu durumda işveren mülakatı o an bitirme kararı verebilir.

33. ÖZGEÇMİŞİNİZDE BELİRTTİĞİNİZ REFERANSLARINIZLA VEYA ESKİ İŞVERENLERİNİZLE GÖRÜŞMEMİZDE HERHANGİ BİR SAKINCA VAR MI?

Hiç bir çalışan kendi hakkında olumsuz bilgi verecek kişileri referans listesine koymaz. İşverenin bu soru ile amacı daha önce çalıştığınız iş yerlerinde amiriniz durumunda olan fakat referans olarak isimlerini belirtmediğiniz kişilerle ilgilidir. Bu yolla sizin hakkınızda daha fazla bilgi toplamak istemektedir. Eğer gizliliğin sarsılacağına inanıyorsanız, bu aşamada kesinlikle böyle bir araştırmaya izin vermeyin. Eğer bir iş teklifi aşamasına geliniyorsa ve anlaşma sağlanması kesin görünüyorsa, bu aşamada referans araştırmasından kaçmanız mümkün değildir.

DAVRANIŞSAL DEĞERLENDİRME (MÜLAKAT) SORULARI…

Son zamanlarda, özellikle profesyonel mülakatçılar adayların davranışsal özelliklerini tespit etmeye yönelik sorular sormaktadırlar. Davranışsal değerlendirme “geçmişte gösterilen performansın gelecekte gösterilecek performans için en iyi gösterge olduğu” teorisi üzerine kurulmuştur. Bu sorular ile amaçlanan, adayın daha önce yaşadığı tecrübeleri nasıl özümsediği ve gelecekte karşısına çıkabilecek benzer özellik taşıyan olayları nasıl yorumlayacağıdır. Mülakatçı, mülakat esnasında adayın başvurduğu pozisyonun firma içi gereklerini sınar. Adayın gelecekte ortaya koyacağı davranışsal özellikler için mülakatçı işin üç temel özelliği üzerinde durur. Bunlar: profesyonel beceriler, motivasyon, ve duygusal yaklaşımdır. Davranışsal mülakat tekniği profesyonel iş tecrübesi olan adaylara uygulanır. Yeni mezunlar, profesyonel bir deneyim yaşamadıkları için, davranışsal değerlendirme sorularına sağlıklı cevaplar veremezler. Profesyonel yaklaşım ve iş tecrübesi hakkında detaylı bilgi almaya yönelik davranışsal değerlendirme mülakat sorularına, özellikle üst düzey veya orta kademe bir pozisyonda bulunan adayın hazırlıklı olması gerekir. Davranışsal değerlendirme mülakat sorularına verilecek bilinçli cevaplar adayın işe kabul edilme şansını arttıracaktır.

1. YÖNETİM TARZINIZ NEDİR, UYGULAMAKTA OLDUĞUNUZ YÖNETİM TARZI İLE İLGİLİ YAŞADIĞINIZ BAZI ÖRNEKLER VERİNİZ?

Bu soruya iki yaklaşım dahilinde cevap vermeniz beklenir. Öncelikle tespit etmeniz gereken ve emin olmanız gereken konu kendinizi bir lider mi yoksa bir yönetici mi olarak gördüğünüzdür. Bunu kolaylıkla test edebilirsiniz. Ayrıca yönetim unsurlarının neler olduğu konusunda da kendinizi bilgilendirmelisiniz. Akılda tutulması gereken nokta, davranışsal değerlendirme sorularının geleneksel tip sorulara göre oldukça belirleyici olduğudur. Eğer klasik yönetici sınıfında yer alıyorsanız, risk almayı sevmiyorsanız, sadece statükoyu devam ettirmek için çalışıyor ve bürokrasiyi çok seviyorsanız, davranışsal mülakatlarda başarısız olacaksınız demektir. Buna karşın, risk almayı seven, pro-aktif, problem çözücü bir yönetici iseniz ve girişimcilik yönünüz ön planda ise, davranışsal değerlendirme soruları tam sizin içindir. Bu soruya hazırlanmak için öncelikle, mükemmel bir yöneticinin sahip olması gereken özellikleri göz önüne alın ve bu özellikler ile ilgili yaşadığınız profesyonel tecrübeleri belirleyin. Ayrıca, kötü yöneticilik karakteristiklerini belirleyerek yine yaşadığınız tecrübelerle örnekleyin. Amacınız sadece pozitif değil aynı zamanda negatif yönlerinizin de farkında olmak olmalıdır. Eğer iyi bir takım oyuncusu olduğunuzu düşünüyorsanız, bunu da kesin ve geçerli örneklerle belirtin.
Eğer A tarafındaki Evet cevaplarınız ağır basıyorsa Yöneticilik vasıflarınız, eğer B tarafındaki evet cevaplarınız ağır basıyorsa, Liderlik vasıflarınız ön plandadır. Eşit olma durumunda ise ideal yönetici özeliklerine sahipsiniz demektir. Davranışsal değerlendirme mülakat soruları öncesi muhakkak bu testi kendinize uygulayın.

2. ISRARCI BIR İNSAN MISINIZ, EĞER ÖYLE İSENİZ BUNU KANITLAYAN SON ZAMANLARDA ORTAYA ÇIKAN BIR OLAYI BELİRTİNİZ?

Özellikle satış pozisyonlarına başvuru yapan adayların karşısına çıkacak davranışsal soru örneğidir. Satış pozisyonunda bulunan bir profesyonelin en önemli davranışsal özelliklerinden biri ısrarcı olması ve satışı yapana kadar vazgeçmemesidir.

3. TAKIMINIZIN HERHANGİ BİR PROJEDE BAŞARISIZ OLDUĞU BIR DURUMU ANLATIN?

Eğer bu konuda spesifik bir olay yaşadınızsa, takım çalışmasını nasıl yaptığınızı, bu başarısızlığın üstesinden nasıl geldiğinizi detaylı olarak aktarın. Başarısız olmak iş hayatında daima karşımıza çıkabilecek bir unsurdur. Mülakatçının bu soru ile amacı başarısızlıklarınızı ortaya koymak değil aksine başarısızlık ortaya çıktığında nasıl tepki verdiğinizi tespit etmektir.

DİĞER DAVRANIŞSAL DEĞERLENDİRME MÜLAKAT SORULARI

Son altı aylık dönemde başka bir kişiyi kendi görüşleriniz doğrultusunda ikna ettiğiniz bir durum oldu mu?

Yöneticinizi çok istekli olmadığı bir konuda en son ne zaman ikna ettiniz, detaylandırınız?

İş arkadaşlarınızın işleriyle ilgili yeni bir yaklaşıma adaptasyonu için ne kadar sıklıkta onları ikna etmek durumunda kalırsınız?

Başkalarının sizinle aynı doğrultuda düşünmelerini temin etmek için hangi tür yaklaşımları daha başarılı bulursunuz? Örnekleyiniz.

Zamanınızı nasıl planlarsınız ve önceliklerinizi nasıl belirlersiniz? Örnekleyiniz.

Son altı aylık dönemde geliştirdiğiniz ve uyguladığınız gerçekten çok etkili olan bir plan var mı?

Bütün planlarınızı değiştirmek zorunda kaldığınız bir durumu belirtiniz.

Hiç kendinizi sizin hizmetinizden veya ürününüzden faydalanan bir müşterinin yerine koyar mısınız? Örnekleyiniz.

Sizin veya takım arkadaşlarınızın sunduğu hizmetten veya üründen tatmin olmadığınız bir durumu anlatır mısınız?

Sunduğunuz servisin kalitesini ölçmek için ne tür yöntemler kullanıyorsunuz?

Hizmetinizden yararlanan kişilerin düşüncelerini hangi yolla öğreniyorsunuz? Örnekleyiniz.

Son altı aylık iş döneminde başlattığınız bir proje var mı? Örnekleyiniz.

Son altı aylık dönemde aldığınız profesyonel kararlar nelerdir?

Son dönemlerde yanlış olarak nitelediğiniz bir karar var mı?

Organizasyonunuzun geçen sene içerisinde aldığı en iyi stratejik karar nedir?

Takımınızın, departmanınızın veya organizasyonunuzun performansı ile ilgili verileri hangi vasıta ile alıyorsunuz ve nasıl kullanıyorsunuz?

Son altı aylık dönem içerisinde, müşteri tarafından reddedilme, iş yükünüzdeki artış gibi negatif bir durumla karşılaştınız mı ve nasıl baş ettiniz?

Kendinizi baskı altında hissettiğiniz bir durumu anlatır mısınız? İşinizdeki stresle nasıl başa çıkıyorsunuz? Spesifik bir örnekle açıklayınız.

İş hayatınızda sinirinize hakim olamadığınız bir durum oldu mu?

Şu anda çalıştığınız pozisyonun en çok hangi yönünü stresli buluyorsunuz?

Son altı aylık dönem içerisinde herhangi bir projede takım elemanı olarak çalıştınız mı? Örnekleyiniz.

Çalıştığınız takımdan hiç çıkarıldınız mı?

Bir takım çalışmasına katılmamayı tercih ettiğiniz bir zaman oldu mu?

Beraber çalıştığınız takım arkadaşlarınızın yeterli beceriye veya isteğe sahip olmadığını düşündüğünüz bir çalışmada yer almak zorunda kaldınız mı?

Şu andaki işinizde önünüze çıkan en büyük engel nedir? Açıklayınız.

Şimdiye kadar işinizde amacınıza ulaşmak için aşırı derecede ısrarcı olduğunuz zamanlar oldu mu?

Beraber çalıştığınız grup, organizasyonun genel amacına ulaşmakta nasıl katkı sağlıyor? Açıklayınız.

Beraber çalıştığınız takım arkadaşlarınızın her birinin kendi görev ve sorumluluklarını, üstlendikleri rolleri tam olarak bildiklerini nasıl anlıyorsunuz?

Şu anda çalışmakta olduğunuz işinizde son altı aylık dönem içerisinde beraber çalıştığınız iş arkadaşlarınızın performansına, finansal veya istatistiksel verileri analiz ederek katkıda bulundunuz mu? Açıklayınız.

İstatistiksel verileri analiz etmekten hoşlanır mısınız? Şu andaki işinizde ne kadar sıklıkta istatistiksel veya sayısal veriyi analiz ediyorsunuz?

Şu an çalışmakta olduğunuz pozisyonunuzda son altı aylık dönem içerisinde bütün detayları ve gerçekleri bilmeden çok hızlı düşünüp önemli bir karar vermek zorunda kaldınız mı; sonuç ne oldu açıklayınız?

İş hayatınızda ne kadar sıklıkta hızlı karar vermek zorunda kalıyorsunuz?

Zaman baskısı altındayken aldığınız bir kararı örnekleyiniz?

Şu andaki işinizde son altı aylık dönemde, detayları takip edebilmek için ne gibi prosedürler veya teknikler geliştirdiniz?

Herhangi bir işle ilgili olan detayların üstesinden geldiğiniz, diğerleri başarılı olamazken sizin başarılı olduğunuz bir durumu Örnekleyiniz?

Hepimiz zaman zaman işimizdeki detaylardan sıkılırız. Bu tip bir durumla karşılaştınız mı ve nasıl üstesinden geldiniz? Örnekleyiniz.

Son altı aylık döneminizde, sizden beklenenden daha fazlasını verebilmek için koyduğunuz profesyonel bir hedefiniz oldu mu? Örnekleyiniz.

Kendi hedeflerinizi, amaçlarınızı nasıl belirliyorsunuz?

İşteki amaçlarınıza ulaşmanızı ne sağlıyor (Ne gibi kişisel tatminler işteki amacınıza ulaşmanızı destekliyor?)

Hedeflediğiniz halde, amacınıza ulaşamadığınız bir durum belirtir misiniz?

Kendi motivasyonunuzla iş çevrenizi nasıl etkilediğinizi ve çalışmaya teşvik ettiğiniz bir durumu anlatınız?

İş hayatınızda, istediğiniz ve gerekli olan desteği almadığınızı hissettiğiniz zamanlar oldu mu?

Son altı aylık döneminizde, karşınızdaki kişiyi idare etmek için, kendi yaklaşımınızı ona göre ayarladığınız oldu mu?

İşte en çok hangi tarzdaki insanlarla çalışmayı zor buluyorsunuz? Bu tür durumlarla nasıl başa çıktığınızı örnekleyiniz

Son dönem içerisinde geniş veya önemli bir dinleyici kitlesine yaptığınız bir konuşma veya sunuş var mı?

Ne zaman bir sunuşu yazılı yapmaktansa sözlü yapmayı tercih ettiniz?

Hiç konuşmamanın, yalnızca karşı tarafı dinlemenin daha etkili olduğu bir durumu yaşadınız mı?

Toplantı sırasında soracağınız soruları önceden hazırlar mısınız?

Şu anda çalışmakta olduğunuz işinizde son altı aylık dönem içerisinde yaratıcılığınızı en etkin olarak kullandığınız bir durumu anlatınız.

Şu anda çalıştığınız iş yeni bir şeyler üretmek için ne kadar uygun?

İşiniz yeniliğe açık mı? Örnekleyiniz.

Şu andaki görevinizde, sizden önce bu pozisyonda bulunan meslektaşınızdan farklı olarak neler yapıyorsunuz?

STRES MÜLAKATI VE SORULARI…

Stres mülakat yönteminin adı çok sık olarak geçmesine karşın ülkemizde birçok yönetici, bu yöntemi bilinçsiz olarak kullanmakta, bu yöntemle adaydan, karşılaşabileceği stresli durumlarda nasıl bir tepki göstereceği konusunda maksimum bilgiyi almak yerine, adayı gereksiz yere sıkıştırmakta ve yormaktadır. Maalesef, bu tür mülakat yöntemini kullanan birçok profesyonel, kültürümüzle doğrudan ilgisi olmayan birtakım tercüme sorularla negatif sonuçlara ulaşmaktadır. Buna karşın birçok yönetici de, sorduğu soru tiplerinin stres mülakatı soru tipleri içerisinde yer aldığını bilmeden bu yöntemi yanlış olarak kullanmaktadır. Stres mülakat soruları ile ilgili bazı örnekleri aşağıda göreceksiniz. Bu tip sorulara cevap verirken dikkat etmeniz gereken nokta, sakinliğinizi elden bırakmamanız ve verilecek cevapları iyice düşünmeniz olacaktır.

1. BAŞKA BİR FİRMA İÇİN DAHA UYGUN OLDUĞUNUZU DÜŞÜNMÜYOR MUSUNUZ?

Oldukça klasik bir soru; mülakatçının amacı, sahip olduğunuza inandığınız profesyonel niteliklerin farkında olup olmadığınız ve bu niteliklerin başvurduğunuz firmanın, firma kültürüne uyup uymadığının tespitidir. Vereceğiniz cevap, profesyonel niteliklerinizi ne kadar tanıdığınızın ve başvuru yaptığınız firma ve pozisyon hakkında sağlıklı bilgi toplayıp toplamadığınızın ölçülmesini sağlayacaktır.

2. BU GÖRÜŞMENİN NEGATİF VEYA POZİTİF OLUP OLMADIĞINI BELİRTİNİZ?

Özellikle mülakatın sonunda sorulan bir soru türüdür. Daha çok mülakatların negatif olarak yönlendiği ve mülakatçının başvurduğunuz pozisyona uygun olmadığınızı düşündüğü anlarda sorduğu bir soru türüdür. Eğer başvurduğunuz pozisyonu gerçekten istiyorsanız, kötü giden iş mülakatını kendi lehinize çevirmeniz için en önemli an karşınızdadır. Bu aşamada, mülakatçının sizden almayı arzuladığı bütün bilgileri alıp almadığını tespit etmeye çalışın. Daha fazla bilgi arzuluyorsa ve sizle ilgili tatmin olmadığı konular varsa bunları muhakkak belirtmesini isteyin. Verilen cevaplarda bir yanlış anlaşılma söz konusu ise soruyu tekrar cevaplayın ve hiçbir noktanın karanlıkta kalmadığına emin olun. Böyle bir soruya verilecek en kötü cevap ise, mülakat her iki taraf açısından negatif gidiyor olsa bile, sizin açınızdan oldukça olumlu olduğunu belirtmek olacaktır. Mülakatçı objektif bir değerlendirme yapamadığınız kanaatine varacaktır.

3. NE KADAR SÜREDİR İŞ ARIYORSUNUZ, NEDEN BULAMADINIZ?

Hazırlıklı değilseniz, üzerinizde stres yaratacak bir soru türüdür. Eğer işten ayrıldığınız ve işsiz kaldığınız süre oldukça uzunsa, birtakım gerçekçi açıklamalar getirmek zorundasınız. Vereceğiniz klasik cevapların mülakatçının konuyu daha da derinleştirmesine neden olacağını ve üzerinizde fazladan stres yaratacağını unutmayın. En uygun cevap örnekleri:

En uygun işi bulmak için iş arama süremi uzattım.

İş teklifleri almama rağmen tam anlamı ile niteliklerime uygun bir pozisyon bulamadım.

Birtakım şahsi sorunlarım yüzünden iş arama sürecini aktif olarak değerlendiremedim.

Lisansüstü öğrenimime devam etmeye karar verdim.

İş arama sürecinde bazı firmalara danışmanlık yaptığım ve danışmanlık süresi tahminimden fazla uzadığı için iyi bir iş bulamadım.

Kariyerimde tamamen bir değişiklik yapmak istiyordum ve deneyimsiz olduğum bir konuda iş aradım.

İş aramıyordum, siz beni aradınız(Personel danışmanlığı firmalarına verilecek bir cevap örneği).

Doğal olarak bu tip cevap örnekleri kolaylıkla çoğaltılabilir. Ama en uygunu, cevabın mantıklı olması ve sizi ilerde zor duruma düşürecek türden olmaması gerekliliğidir.

4. FİRMAMIZA GERÇEK ANLAMDA BİR KATKI SAĞLAMANIZ NE KADAR SÜRE ALACAK?

Oldukça uzun bir zaman dilimi belirtirseniz, mülakatçının kafasında soru işareti oluşacaktır. Buna karşın verilecek, bir kaç gün veya bir kaç hafta cevabı doğal olarak ciddiyetten uzak olacaktır. Kendi niteliklerinizin bilincinde olarak mantıklı bir zaman dilimi oluşturabilirsiniz. Herhalde, yeni işinizde sağlayacağınız katkının altı aydan uzun bir zaman dilimini kapsamamasını belirtmeniz yeterli olacaktır.

5. FİRMAMIZIN BAŞARISINA NASIL KATKI SAĞLAYACAKSINIZ?

Yukarıda belirtilen soruyu hemen takip edebilecek bir soru türüdür. Vereceğiniz cevap daha önce belirtiğiniz zaman dahilinde nasıl bir performans prosedürü izleyeceğiniz konusunda karşı tarafa bilgi aktaracaktır. Hayalcilikten uzak durun; gerçekçi ve ikna edici cevaplar verin. “Firmanızın cirosunu iki katına çıkaracağım” gibi gerçekçilikten uzak cevaplar hakkınızda işe bakış açınız ve ciddiyetiniz ile ilgili olarak mülakatçı yönünden soru işaretleri oluşmasına neden olur.

6. FİRMAMIZDA NE KADAR ÇALIŞMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Belki de en fazla stres yaratacak soru örneği. Dikkat edilmesi gereken nokta bu soruya herhangi bir doğru veya yanlış cevabın verilemeyeceğidir. Siz mülakatı yapan kişinin yerinde olsaydınız ne duymak isterdiniz? Eğer, aktif, yenilikçi ve rekabete oldukça açık bir firmaya başvuruyorsanız ve cevabınız; ” Emekli olana kadar firmanıza hizmet vermek istiyorum” türü bir yaklaşım size puan kaybettirecektir. Bu tip bir ortam için verilecek en güzel cevap; “Çok sık iş değiştiren bir kişi değilim, ama çalıştığım firmada ilerleme olanakları kısıtlıysa ve önüm gerçekten kapalı ise derhal yeni iş olanakları araştırırım”. Daha statik ve kamu gibi çalışan büyük organizasyonlara başvuruyorsanız vereceğiniz cevap; ” Eğer firmam performansımdan memnun olursa; emekli olana kadar kalmayı düşünürüm” cevabı oldukça uygun olacaktır.

7. EĞER ŞU ANDA BU MÜLAKATI SİZ YAPIYOR OLSAYDINIZ NE SORARDINIZ?

Cevap verirken yaratıcı olmaya özen gösterin. En uygun cevap profesyonel kariyere yönelik sorular soracağınızı söylemek olurdu. Örneğin, “Yarın itibariyle şirketimizin bir elemanı olsaydınız, ne tip bir zaman diliminde bir üst pozisyona geçmeyi hedeflerdiniz?” Bu tip soruları tahmin etmeye çalışmanız sizde gerçekten stres yaratabilir. Başa çıkmanın yolu oldukça sık karşılaşılan bu tür bir soruya hazırlıklı olmaktır.

8. FİRMAMIZ HAKKINDA NE BİLİYORSUNUZ?

Eğer mülakat öncesi herhangi bir hazırlığınız yoksa ve başvurduğunuz firma hakkında yeterli bilgi toplamadıysanız, bu soruya cevap verebilmek sizin için oldukça stresli olacaktır. En doğru hareket firma hakkında önceden detaylı bilgi toplamaktır.

9. BU YAŞTA DAHA FAZLA PARA KAZANMANIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNMÜYOR MUSUNUZ?

Eğer elinize geçen ücret, piyasa değerlerinin gerçekten altında seyrediyorsa, bu tip bir stres sorusu ile karşılaşmanız kesindir. Aynı sektörde faaliyet gösteren meslektaşlarınızdan daha düşük ücret almanız, mülakatçı için kesinlikle araştırılması gereken bir olgu olarak betimlenir. Düşük ücret almanızın sebebi performansınızın yetersiz olmasından kaynaklanabilir. Mülakatçı bu soruyu derinlemesine irdeleyecek ve maaş yapınızdaki düşüklüğün sizden mi yoksa firmanın maaş skalalarından mı kaynaklandığını belirlemek isteyecektir. Vermeniz gereken olası cevap: “Kariyerime başlarken ücretten ziyade diğer faktörlerin daha önemli olduğunu düşünüyordum, ama burada bulunmamın asıl sebebi aslında hak ettiğim seviyede ücret almamın da önemli bir faktör olarak karşıma çıkmasıdır”.

10. BU POZİSYON İÇİN NİTELİKLERİNİZİN FAZLA / AZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM.

Bu tip bir stres sorusu ile mülakatın sonunda karşılaşabilirsiniz. Mülakatçı sizin hakkınızda vereceği karar konusunda size son bir şans vermek istemektedir. Yani bu pozisyon için nitelikleriniz fazla veya az olduğunu düşünerek, kendinizi daha iyi tanıtmanızı ve başvurduğunuz pozisyona uygun olduğunuz konusunda kendisini ikna etmenizi beklemektedir.

STRES AZALTMA YÖNTEMLERİ…

Hazırlıklı olun; Zayıf yönlerinizi belirleyin ve karşı tarafa belli etmemek için elinizden geleni yapın

Savunma pozisyonuna geçmekten daima kaçının.

Sakin olmaya çalışın.: Terleme, yerinde duramama, gözleri kaçırma gibi belirleyici davranış türleri, mülakatçıya bir şeyler sakladığınız imajını verir. Sakin olun.

Kontrollü ve anlaşılır bir şekilde sorulara cevap verin, hızlı konuşmaktan kesinlikle kaçının.

>Sorulan soruya vereceğiniz cevap konusunda şüpheniz varsa, karşı tarafın hissedemeyeceği şekilde derin bir nefes alın ve mümkün olduğunca kendinizden emin olarak cevap verin.

MÜLAKATLARDA SORMANIZ GEREKEN SORULAR…

Firmanız bir şahıs firması mı ve sahibi kimdir?

Ne kadar süredir faaliyet gösteriyor?

Kaç tane çalışanınız var?

Hangi bÖlgelerde faaliyet gÖsteriyorsunuz?

Firmanızın karşılaştığı en büyük sorun/sorunlar nelerdir?

Organizasyon şemanızı ve iş tanımının bir kopyasını alabilirmiyim?

Bu pozisyon iç kaynaklarınızdan niye doldurulamadı?

Yeni bir pozisyon mu yoksa bu pozisyonda çalışan kişi ayrılıyor mu, neden?

Pozisyonun en önemli beklentilerini sıralarmısınız?

İşe alım kararını kim verecek?

Mülakat kaç aşamalı olarak gerçekleşecektir?

Eğer işe kabul edilirsem ne kadar süre içerisinde işe başlamam gerekiyor?

İş teklifini yazılımı yapacaksınız ve yazılı bir iş tanımım olacak mı?

İşyerinizi gezmemde herhangi bir sakınca varmı?

Firmanızın finansal durumu ile ilgili bana bilgi aktarmanızda bu aşamada sakınca var mı, yok ise satışlar, bütçe ve satış hedefleriniz ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Bu pozisyona kaç tane başvuru aldınız?

Kısa listenize giren kaç aday var?

İstihdam kararının verilmesi sizce ne kadar bir süre içerisinde gerçekleştirilecek?

Firmanızda personel sirkülasyonu var mı, varsa oranı nedir?

Rakipleriniz kimlerdir?

PERSONEL DANIŞMANLIĞI FİRMALARINA SORMANIZ GEREKEN SORULAR…

Danışmanlığını yaptığınız bu kuruluşla kaç senedir çalışıyorsunuz?

Danışmanlığını yaptığınız firma ile ilgili detaylı bilgi verebilir misiniz?

Yazılı bir iş tanımı var mı, varsa bir kopyasını alabilir miyim?

Pozisyon kime rapor veriyor?

Gizliliğe dikkat ediyor musunuz?

Benim onayımı almadan özgeçmişimi herhangi bir firmaya gönderecek misiniz?

Aynı konuyu sizden başka çalışan danışmanlık firması var mı?

Ön eleme ve mülakat prosedürünüz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bu pozisyon neden boş?

Ne kadar süredir doldurulamıyor?

Ne kadar süredir bu pozisyonla ilgili olarak çalışıyorsunuz?

Pozisyonun maddi olanakları ile ilgili bilgi alabilir miyim? (Ücret, firma arabası, performans değerlendirmeleri, sağlık veya hayat sigortası vs.)

Danışmanlığını yaptığınız firmada beni kim iş görüşmesine alacak? ( Pozisyonu, yönetim tarzı, kişiliği ile ilgili bazı temel bilgiler) ve işe alma kararını kim verecek?

Mülakat öncesi firma hakkında daha detaylı bilgi alabileceğim kaynakları söyler misiniz?

Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Müzik: İnsanı geçmişe götürebilen bir güç

popüler müzik makaleleri, müzik, Manşet, anılar

Bazen bir şarkı duyduğumuzda geçmiş zamanlar bir anda gözümüzde canlanır. Peki, bu neden olur? Tam olarak nasıl gerçekleşir? Bu durumun bilimsel bir açıklaması var mıdır? İşte yanıtı…

Müzik neden anıları canlandırır?

Herkesin başına gelmiştir: Eski bir şarkı işitirsiniz; sizi yıllar öncesine götürür. O şarkıyı dinlediğiniz anı yeniden yaşarsınız sanki. Müzikle hafıza arasındaki ilişki böylesine güçlüdür işte. Ve yeni araştırmalar bu anıların terapi amacıyla nasıl kullanılabileceğine dair yöntemler geliştirmeye çalışıyor.

Müziğin anımsatıcı etkisi binlerce yıldır biliniyor. İnsanın kendi hayat hikâyesine dair hafızası ve söylence geleneği alanında uzman olan David C Rubin, Homeros’un İlyada ve Odysseia destanları gibi eserlerin şiir diline ait araçlar yardımıyla sözel olarak kuşaktan kuşağa geçtiğini anlatıyor. Yazılı hale gelmeden önce bu destanlar anlatılıyor ya da şarkı olarak söyleniyordu. Anlatı geleneği de hafızaya bağlıydı.

Beyinde hipokampus ve ön korteks adı verilen iki büyük alan hafızayla ilgilidir ve her an bilgi depolar. Depolanan bilgileri hatırlamak her zaman kolay değildir. Ritim, kafiye ve ses yinelemeleri yoluyla müzik bu bilgileri hatırlamada önemli ipuçları sağlar.

Nörologlar hafızayla ilgili mekanizmayı incelediğinde şarkı sözlerinin hatırlamayı kolaylaştırıcı özelliğini gördü. Müzik eşliğinde öğrenilen metinler, konuşma şeklinde değil de şarkı söylenerek öğrenildiğinde daha akılda kalıcı oluyor.

Hafıza türleri

Müzik ile hafıza arasındaki bağlantıyı biliyoruz da, belli bir şarkıyı dinlediğimizde neden şarkı sözlerini söylemek gelmez de aklımıza, kuvvetli duygulara kapılırız? Örneğin ben Rhythm Is a Dancer adlı parçayı dinlediğimde, tek başıma yaptığım ilk seyahat gelir aklıma hep. Şarkının sözlerini de bilirim ama onları söylemek gelmez aklıma.

Farklı hafıza türleri var: Aleni ve dolaylı hafıza bunlar arasındadır. Aleni hafıza geçmişin bilinçli olarak hatırlanmasıdır. ‘O sırada neredeydim? Kiminle seyahat ediyordum?’ gibi sorular eşliğinde hatırlanır. Dolaylı hafıza ise daha kasıtsızdır.

Alzheimer gibi hastalıklarda aleni hafıza sistemi hasara uğrar. Dolaylı hafıza ise daha sağlamdır. Uzmanlar bizleri bilinç dışından etkileyen şeylerin güçlü etkileri olduğuna inanıyor. Yani dolaylı hafıza daha duygusal ve daha dayanıklıdır denebilir.

Müzik tarafından uyarılan anılar hayatımızın özel noktalarına ilişkindir. Klasik hit şarkılar bizi genellikle gençlik yıllarımıza götürür. Psikologlar bunu ‘anımsama bombesi’ olarak adlandırır. Bunun nedeni gençlik yıllarımızın çoğu şeyi ilk kez denediğimiz, bağımsızlığı ilk tattığımız dönem olmasında yatabilir. Her şey yeni ve anlamlıdır. İleriki yıllarda hayat durağanlaşır. Müzik duyguları uyandırır, ama sizde uyandırdığı duygu onun melodisi değildir; sizin için acıklı bir şarkı mutlu bir anıyı, ya da sevinçli bir melodi üzüntüyü çağrıştırabilir.

Pop şarkılar da ortaya çıktıkları dönemi yansıttığı için ne zaman dinlesek o döneme götürür bizi.

Müziğin sosyal yanı

‘Proust Etkisi: Kayıp Anılara Açılan Kapılar Olarak Duyumlar’ adlı kitabın yazarı Cretien van Campen, Fransız yazar Marcel Proust’un bir dilim keki ısırdığında aldığı tadın ve kokunun kendisini nasıl çocukluğuna götürdüğünü anlatan ifadesinin kaynağını araştırıyor. Beyin üzerine araştırmalar yapan Campen, kokunun şahsi bir anı olduğunu, müziğinse daha sosyal bir yanı olduğunu vurguluyor. Müzikle ilgili anılar genellikle arkadaşları içerir, onlarla dinlenir, onlarla paylaşılır.

Travma sonucu beyin yaralanması geçiren kişilerde genellikle hafıza sorunları ortaya çıkar. Bu insanların yaşamlarındaki özel anılar müzik yardımıyla canlandırılabilir. Demans hastaları müzik dinleyerek gençlik dönemlerine dair anılarını hatırlayabilir.

Campen ayrıca müziğin depresyon tedavisinde kullanımına dikkat çekiyor. Müziğin bazı yaraların iyileşmesine yardımcı olacağına inanıyor.

Yazar: Tiffany Jenkins 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Güldürmek dünyanın en ciddi işlerinden biridir

mizah, Manşet, gülmek, güldürmek, çatışma

Mizah hakkında ne düşüyorsunuz? Sizce bir soruna çatışmalarla mı yoksa mizahla mı yaklaşmak çözümü kolaylaştırır? İşte Temel Aksoy’un tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikteki ‘’Mizah Her Kapıyı Açar’’ başlıklı yazısı…

Mizah Her Kapıyı Açar

Nasıl ki güzellik karşı koyulamaz bir çekim yaratıyorsa mizah da en az güzellik kadar etki yapar. Sadece karşı cinslerin ilişkilerinde değil, bütün ilişkilerde mizahın her kapıyı açan bir işlevi vardır.

Ne kadar ciddi ne kadar öfkeli olursanız olun, zekice yapılmış iyi bir espri sizin içinizdeki güzel insanı ortaya çıkaran bir etki yapar. Egonuzun duvarları aniden yıkılır. Sizi güldüren kişi, ruhunuza ulaşır. Onunla bağ kurmaya hazır hale gelirsiniz.

Hepimiz ergenlik yıllarımızdan başlayarak kendi kimliğimizi oluştururken adına ego dediğimiz kaleler inşa edip içine varlığımızı gizliyoruz. Aradan yıllar geçtikçe varlığımıza kendimiz bile ulaşamaz oluyoruz. Çoğumuz tatsız, tuzsuz insanlar haline dönüşüyoruz. Hayat mücadelesi bizi bizden uzaklaştırıyor.

Nasıl masallar ve öyküler bizi çocukluğumuzun saflığına geri döndürüyorsa mizah da bizim içimizdeki çocuğu ortaya çıkarıyor. Ağız dolusu kahkaha atan, kendinden geçen (egosundan kurtulan)  insanlara bakın, onların içindeki çocuğun ortaya çıktığını görürsünüz.

Güldürmek dünyanın en ciddi işlerinden biridir, keskin bir zekâ gerektirir. Mizah yeteneği olan esprili insanlar, toplumsal değişime öncülük yapabilecek insanlardır. Bir siyasetçinin yıllar boyunca anlatamayacağı bir fikri, iyi bir mizahçı saniyeler içinde anlatma gücüne sahiptir.

Bir toplumun yeni fikirleri sahiplenmesinin en kısa yolu; yeni fikri, senaryo yazarlarının ya da mizahçıların anlatmasıdır. Bir ülkede dönüşümü siyasetçiler başlatır, ama yeni fikirleri topluma benimsetenler sanatçılardır.

Mizah yapanın ayrıcalığı vardır, ona krallar bile karşı gelemez. Krallara kimsenin söylemeye cesaret edemediği sözleri söyleyenler hep soytarılar olmuştur. Bu özelliklerinden dolayı soytarılar, en çok saygı duyulan kişilikler arasındadır.

Mizah, halkın iktidara başkaldırdığı durumlarda yeşermiştir. İnsanlar deviremedikleri iktidarla “alay eden”  mizah hikâyeleri yaratmışlardır. Ortaçağda kiliseyle ve krallarla  alay eden öykü anlatıcıları ve soytarılar, düzeni en sivri dille eleştiren insanlar olmuşlardır.

Eski Yunanda güldürünün babası Aristofanes’tir.  “Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar en iyi yerde otururlar.” sözünün sahibi Aristofanes’tir.  Bizde ise Nasrettin Hoca ve  Bektaşi fıkraları, Marco Paşa hikayeleri, Karagöz Hacivat anlatıları sadece güldürmekle kalmaz, en ciddi söylevlerin iletemeyeceği mesajları bir çırpıda iletir.

Freud, “Yaptığımız espriler sayesinde son derece önemli mesajlar kabul görür, ciddi bir ifadeyle söylenen sözler kabul edilmez.” der.

Mizah, sivri dilli bile olsa kin ve düşmanlık duyguları yaratmaz.

Sadece filozoflar değil psikologlar, sosyologlar, pazarlamacılar, doktorlar, eğitim bilimciler için de mizah başlı başına bir araştırma konusu ve çalışma alanı.  Her geçen gün mizah üzerinde yapılan çalışmalar, bilimsel kanıtlar çoğalıyor. Gülmenin insan bedenine ve ruhuna ne kadar iyi geldiği çok iyi biliniyor. (Ben bundan birkaç yıl önce mizahla ilgili onlarca kitap okudum. Mizahın -insanın bir ömür harcayacağı kadar- uçsuz bucaksız bir konu olduğunu anladım.)

Gülmenin birleştirici bir etkisi vardır. Tanımadığımız birisiyle ilk karşılaşmamızda ona gülümseriz; çünkü gülümseme, bizim karşımızdakini kabul etmemizin göstergesidir.

Yönetim denince ilk olarak akla “otorite ve kurallar” geliyor. Her ne kadar son yıllarda duygusal zeka ve empati gibi kavramlar yönetim pratiğinin parçası olsa da yönetim, mizah ya da gülmeyle ilişkilendirilmez. Aksine gülme ile yönetim kavramının yan yana gelmesi yadırganır ve yöneticinin mizah yapması onun otoritesini zedeleyecekmiş zannedilir. Hâlbuki mizah, hayatımızın her alanında ve her anında vardır.

İş hayatımıza mizahı ne kadar çok sokabilirsek o kadar yaratıcı oluruz. Ciddiyetle, sertlikle, zıtlaşmalarla, çatışmalarla, gerginliklerle çözemeyeceğimiz sorunlara  mizahla yaklaşmak, çözümü kolaylaştırır. Mizah yaşadığımız zorlukları hafifletir, yük olmaktan çıkarır.

Espri, savunma mekanizmalarını ortadan kaldırarak kabul etmeyi ve kabul edilmeyi kolaylaştırır. Daha da ötesi birlikte gülebilen, aynı espri anlayışını paylaşan insanlar arasında çok hızlı bir doğal bağ oluşur. Aynı esprilere gülen insanlar aynı takımın parçası olurlar.

Mizah sadece hayatı neşelendirmekle kalmaz, öğrenmeyi de kolaylaştırır. Gerginlikleri yumuşatır, insanları yakınlaştırır, en ciddi ortamlara insani bir boyut katar. Mizah en ağır durumları hafiflettiği için ruhumuzu dengeye getirir.

Bir insanın kendisiyle “alay edebilmesi”, bir olgunluk ve özgüven işaretidir; kendisiyle barışık olduğunun göstergesidir.

En zor konuları bile mizahla sevimli hale getirerek öğreten hocaların yaptıkları gibi hayatta pek çok işi mizahla birleştirmek mümkündür. İş hayatında da, eğlenerek yapıldığında en zor işler kolaylaşır.

Esprili reklamlardaki mesajların daha etkili olduğunu hepimiz biliyoruz. Daha önce de birçok kez değindiğim gibi, iletişimin dili duygusaldır; en iyi duygusal bağ kurma yollarından biri ise mizahtır.

İnsanların nelere güldükleri kültürel olarak değişse de genel anlamıyla mizahın evrensel bir ortak paydası vardır. İnsanları güldürmenin her külütür için geçerli olan bir yapısı ve mimarisi vardır. Bu anlamda mizah, kendi içinde şaşmaz bir matematiğe sahiptir.

Mizahın özü, mevcut duruma hiç beklenmedik bir anda, hiç akla gelmeyecek farklı bir bakış açısı getirmektir. Hazırlıklı olmadığımız bu ani bakış açısı değişikliği, sinir sistemimiz üzerinde boşaltıcı bir etki yaratır ve gülmeye başlarız.

Gülmeye başladığımızda egomuzun etrafına ördüğümüz duvarlar yıkılır, içimizdeki çocuk ortaya çıkar.

Gülmeye başladığımızda bağ kurmaya hazır hale geliriz; karşımızdaki de bizim içimizdeki insana ulaşma imkânı bulur.

Not:

Temel, uzun yıllar yönetici olarak çalıştıktan sonra danışman olmaya karar vermiştir.  Bir tavuk çiftliği sahibi Temel’i çağırır ve der ki “Bir derdim var, tavuklar hastalanıyor. Son günlerde epeyce bir kayıp verdik. Sizce ne yapmamız gerekir?”  Temel, “Kolayı var, size vereceğim şu ilacı kullanın, faydasını göreceksiniz.” der.  Çiftlik sahibi Temel’in dediğini yapar.

Ertesi hafta Temel tekrar çiftliğe geldiğinde durumu sorar. Adam der ki “Hiç düzelme olmadı. Aksine kayıplar arttı. Tavukların yarısını kaybettik. Zararımız büyük.”  Temel, kendine çok güvenli bir ses tonuyla, “Öyleyse geçen hafta verdiğim ilacı bırakın, size vereceğim bu yeni ilacı kullanın. Bu kesinlikle işe yarayacaktır.” der.

Bir sonraki hafta tekrar buluştuklarında durum daha da kötüleşmiştir. Çiftlik sahibi umutsuzluk içindedir. Temel müşterisini sakinleştirir, panik yapmamasını söyler ve yepyeni bir ilaç verir ve aynı zamanda tavukların yemini değiştirir. Bu yeni yöntemle kesin sonuca ulaşacaklarını söyler; çünkü Temel böyle durumlarla daha önce çok karşılaşmıştır ve hepsinde de çok başarılı olmuştur. Çaresiz çiftlik sahibi Temel’in önerdiği yöntemlerin hepsini uygulayacağını söyler.

Temel tekrar çiftliğe gittiğinde büyük bir heyecanla durumda ne kadar iyileşme olduğunu sorar.

Adam der ki “Bütün tavukları kaybettik. Mahvolduk.”

Ve perişan bir şekilde Temel’e “Şimdi ne yapacağız?” diye sorar.

Temel kafasını kaşır ve der ki,

“Bende daha çok strateji vardı; ama sende tavuk kalmadı.”

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND