Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Gözden kaçan yatırım fırsatları

İnternet pazarı günden güne büyüyor ve elbette yatırım fırsatları da! Ancak internette kazananlar doğru fırsatları seçenler. İnternette yatırım yapmak istiyorsanız bu yazıya göz atmanızda büyük yarar var…

İnternet pazarı günden güne büyüyor ve elbette yatırım fırsatları da! Ancak internette kazananlar doğru fırsatları seçenler. İnternette yatırım yapmak istiyorsanız bu yazıya göz atmanızda büyük yarar var…

GİRİŞİMCİLER İÇİN GÖZDEN KAÇAN FIRSAT ALANLAR

Türkiye internet pazarının hem ekonomik olarak büyüme evresinde olduğunu hem de yatırımcılar tarafından gözde pazarlar arasında kabul edildiğini biliyoruz. İlginin büyük bölümünün de özellikle online oyun ve e-ticaret girişimlerine yönelik olduğunu görüyoruz.

Hatta biraz daha detaylandırmak gerekirse sosyal oyun şirketleri, özel alışveriş ve grup alışveriş servislerinin içinde bulunduğumuz dönemin popüler girişimleri olduğu artık kesin olarak belli.

Ama tüm dikkatler bir noktaya çevrilmişken Türkiye internet pazarında aslında en az bu alanlardaki girişimler kadar potansiyeli olan başka girişim konuları da var.

Bu sebeple bana göre açık ve başarı potansiyelini yüksek gördüğüm girişim alanlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

İnsan Kaynakları ve Kariyer Servisleri

Dünyada son dönemlerde özellikle teknoloji gibi belirli sektörlere yönelik insan kaynağı ihtiyaçları için yeni kanallar kullanılmaya başlandı. Klasik işe alım siteleri elbette sektördeki yerlerini koruyorlar ama iş ağlarına hatta hedef kitlesi belli sitelerin ilan servislerine de ciddi bir talep gelmeye başladı.

Bu konuda en güzel örnek aslında LinkedIn ve elbette popüler blogların ilan sayfaları. Webrazzi’de de bu konuda önemli bir talep görüyoruz. Son aylarda Webrazzi Kariyer‘e gelen ilan sayısındaki artış bizim de dikkatimizi çekti ve bu konuda farklı seçenekleri değerlendirmeye karar verdik.

Profesyonellerin kontakları ve sahip oldukları network işe alım sürecindeki değerini artırırken, Türkiye internet pazarında da yeni nesil insan kaynakları ve kariyer servislerine talep artmaktadır. Bu açığı ya girişimciler ya da hali hazırda bu alanda hizmet veren popüler şirketlerin kapatması gerekiyor.

Sosyal Medya Hizmetleri

Sosyal medya takip araçları, sosyal medya yönetim araçları gibi sosyal medyaya odaklı birçok alanda halen Türkiye’de yeterli sayıda çözüm bulunmuyor. Bunlar elbette ilk akla gelen çözümler ve bunları sunan az da olsa çeşitli firmalar var. Ama Webrazzi takipçisi sizlerin bu alanda henüz yapılmamış ve ihtiyaç olduğunu farkedeceğiniz başka seçenekler de bulunuyor.

Sosyal medya içeriğin filtrelenmesi, sosyal medyanın etki alanlarının ölçümü, sosyal medya pazarlama araçları gibi birçok konuda inovatif girişimleri kurgulayabileceğinizi biliyorum. En güzeli de bu alanların hepsi şu anda neredeyse ya da tamamen boş.

Sosyal medya araçlarına yönelik talepler hızla artıyor ve sosyal medyayı stratejilerini değerlendiren şirketlerin de sayısı gözardı edilemeyecek kadar fazla. O yüzden bu konuda girişimcilerin çalışmalara başlamalarını ve açık alandaki fırsatları yakalamalarını tavsiye ederim.

Servis Olarak Sunulan Yazılımlar (Saas – Software as a Service)

Kurumsal ya da bireysel olması farketmez ama Türkiye’de servis olarak sunulan yazılımlar konusunda ciddi bir boşluk bulunuyor. Burada SalesForce.com gibi büyük ölçekli girişimlerin yanı sıra 37 Signals‘ın sunduğu Highrise, Basecamp gibi servislerin de kesinlikle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle hangi alanlarda açık var derseniz, CRM, finans, proje yönetimi, ortak çalışma uygulamaları gibi “eğer olsaydı ben kullanırdım” diyebileceğim alanları sayabilirim.

Hem Türkiye hem de dünya çapında piyasaya sunulma şansı olan bu alanda girişimlerin başarı ve yatırım potansiyelinin yüksek olduğuna inanıyorum.

Mobil Oyunlar ve Uygulamalar

Dünyada özellikle App Store’daki popüler oyunlara ve uygulamalara baktığınızda, önemli bir kısmının Avrupa merkezli şirketlerden çıktığını görüyoruz. Bunun sebebi nedir bilemiyorum ancak pazar yeri belli, pazarlama kanalları belli, gelir modeli belli ve kitlesi tanımlı olan bu alanda üretim yerinin önemi olmadığını rahatlıkla görebiliyoruz.

Türkiye’de hem yerel pazara hem de global pazara sunulabilecek başarılı mobil oyun ve uygulamalar hayata geçirebilecek şirketlerin ve kişilerin olduğunu biliyorum. Bu alandaki fırsat çok büyük ve pazar henüz çok açık olduğu için gecikmeden planlarınızı yapmanızı öneririm.

Online Eğitim

Türkiye’de online eğitim alanında o kadar büyük bir açık ve bir o kadar da büyük fırsat var ki, nasıl bu alanın bu kadar boş kaldığını gerçekten anlayamıyorum. Burada bahsettiğim kurumsal online eğitim çözümleri değil, bahsettiğim tamamen bireysel online eğitim servisleri. Yani, bir kişinin istediği bir konuda online olarak gerekirse birkaç saatlik, gerekirse aylarca süren programlara kayıt yaptırabilmesi.

Bu alanda son derece yenilikçi, kolay kullanımlı ve internet kullanıcılarına değer katacak uygulamalar hayata geçirmek mümkün. Video ya da metin içerikli olarak bir ayrıma gitmiyorum ama kısa videolarla desteklenmiş servisler olursa Türkiye pazarı ve yakın coğrafyalara da açılabilecek ciddi bir girişim potansiyeli olduğunu söyleyebilirim.

Eğer online eğitim konusu ilgi alanınıza giriyor ve içerik üretimi konusunda da sermaye ya da insan kaynağı imkanınız varsa, Türkiye pazarında önemli bir boşluğu doldurmak için zaman kaybetmeyin derim.

Servisin detayları sizin akıl gücünüze kalmış ama iş ağları ile entegre online sertifika programları, kullanıcıların yarattığı içeriğe dayalı eğitim programları gibi birçok alternatif seçenek halen hayata geçirilmeyi bekliyor diyebilirim.

Fırsat alanlar bu kadar değil, devamı gelecek…

Yukarıda saymış olduğum bana göre önemli fırsatlar barındıran alanlar bunlarla sınırlı değil. Farklı alanlarda da sektör henüz boş ve hem girişimciler hem de yatırımcılar için potansiyeli yüksek. Ancak hepsini tek seferde paylaşmak bu yazıyı ve elbette sizlerin konsantrasyonunuzu gereksiz yere dağıtacaktır. Bu sebeple farklı alanlarda gördüğüm fırsatları bir sonraki yazılarda paylaşacağım.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et

MAKALE

Perennialler: Yaşsız ve hayata bağlı yeni bir kuşak doğuyor!

Dünya genelinde nüfusun yaşlanmasıyla beraber, yaşların taşıdığı anlamlar ve algılanış şekilleri de değişmeye başladı. Bundan elli yıl önce, 50’li yaşlarında şehirli bir kadınla ilgili stereotip belliydi. Ev hanımı ya da emekli, yaşına uygun diz altı etekler ve uzun kollu penyeler giyen, ayakkabı alırken rahatlığına önem veren, arkadaşlarıyla gündüzleri görüşüp gece evde eşiyle ve çocuklarıyla dizi izleyen bir kadın tiplemesiydi bu. Oysa şimdi, global haber ve trendleri takip eden, hobilerine zaman ayıran, modern giyinmeye ve görünmeye özen gösteren, akıllı telefonunu elinden düşürmeyen bir nesille karşı karşıyayız: Perennial, yani yaşsız ve ilgili nesil.

Kalıcı, sürekli ve ilgili: Perenniallar

Perennialler nesli 200x300 - Perennialler: Yaşsız ve hayata bağlı yeni bir kuşak doğuyor!

Perennial, yani yaşsız ve ilgili nesil.

Günlük lugata yeni eklenen bir sözcük olan Perennial, adını Perennializm (daimicilik) adlı felsefeden alıyor. Bu felsefe, evrensel hakikat ilkelerinin tüm insanlar ve kültürlerde ortak olarak mevcut olduğunu öne sürer. Sözcüğün kalıcı, tekrar eden, sürekli, uzun ömürlü gibi anlamları da düşünüldüğünde, bu yeni “yaşsız” insan grubuna neden bu adın layık görüldüğü anlaşılıyor.

Özellikle gelişmiş ülkelerdeki trend, insanları hedef kitle olarak sınıflandırırken biyolojik yaştan çok, dünyayla, hayatla ne kadar ilgili olunduğuna bakma yönünde. Nesillere ve yaş gruplarına göre insan ayrıştırmak eskide kaldı, artık insanlar davranışlarına göre birbirinden ayrılıyor.

The Telegraph’ın yaptığı global ankete göre, 40+ yaşındaki kadınların;

  • yüzde 96’sı orta yaşlı gibi hissetmiyor.
  • yüzde 80’i, orta yaşlı kadınlarla ilgili yaygın görüşün kendi hayatını yansıtmadığına inanıyor.
  • üçte ikisi hayatının doruk noktasında olduğunu düşünüyor.
  • yüzde 59’u hayatı boyunca olduğu kadar genç ve hayat dolu hissediyor.
  • yüzde 84’ü kendisini yaşıyla tanımlamıyor.

Orta yaşlılara dair kabuller günümüzde geçerli değil

Günümüzde, yaygın orta yaşlı insan kabulünü gözden geçirmek gerektiği çok açık. Zira çoğu marka, hedef kitlesini belirlerken bu mevcut ve yanlış öngörüleri kullanıyor. Netflix ve Amazon gibi örnekler hariç: Bu mecralar insanlara seçenekler sunarken yaşlarını değil, beğeni ve zevklerini dikkate alıyor. Böylece ortaya daha sağlıklı bir sonuç çıkıyor. Çünkü artık çoğu orta yaşlı insan, özellikle de kadınlar, hiç de “yaşlarını göstermiyorlar”.

Yapılan araştırmalar, X jenerasyonu olarak bilinen 1960-1980 doğumluların finansal olarak güçlü, alışverişte söz sahibi bir nesil olduğunu ortaya koyuyor. Onlar, yani Perenniallar, hala hayatın içinde, hala “ilgili” olduklarını savunuyorlar. Dolayısıyla hedef kitleleri belirlerken önyargılardan değil, hızla ilerleyen teknolojiye ve şehir hayatına tamamen adapte olmuş insanların görüşlerinden yararlanmak gerekiyor.

Kaynaklar: www.uplifers.com

Okumaya devam et
Advertisement

TREND