Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Görsel çekiç fark yaratıyor

Kalıcı, farklı, dikkat çekici ve bağlılık yaratan markaların ortak noktası görsel çekiç kullanmaları. Peki görsel çekiç nedir? Görsel çekiç kullanmanın faydaları nelerdir? İşte uzmanından cevaplar…

Kalıcı, farklı, dikkat çekici ve bağlılık yaratan markaların ortak noktası görsel çekiç kullanmaları. Peki görsel çekiç nedir? Görsel çekiç kullanmanın faydaları nelerdir? İşte uzmanından cevaplar…

GÖRSEL ÇEKİÇ KULLANANLAR ÖNE ÇIKACAK

Görsel Çekiç kitabının yazarı Ries, görsel çekicin ne olduğunu ve pazarlamada yarattığı farkı Capital’e anlattı.

Konumlandırma bundan yaklaşık 30 yıl önce pazarlama gurusu Al Ries tarafından ortaya atıldı. Yönetim dünyası uzun süre bu konuya odaklandı. Pek çok pazarlama stratejisi bu kapsamda yeniden şekillendirildi. Yeni dönemde ise Al Ries’in kızı LAURA RIES, “Visual Hammer” (Görsel Çekiç) isimli kitabıyla “konumlandırma”ya farklı bir bakış açısı getirmiş durumda. “Görseli bir çekiç, sözcükleri de çivi olarak hayal edin. Çivileri tüketicinin beynine yerleştirmenin en iyi yolu görsel çekiç kullanmaktır” diyen Ries, bu konuda Coca-Cola’nın ikonik şişesini, Marlboro’nun maskülen kovboyunu, KFC’nin ünlü adamını başarılı örnekler arasında gösteriyor ve “Görsel etki markalara rekabet avantajı sağlıyor” diye konuşuyor. MARLBORO PİYASAYA İLK SURULDUGU ZAMAN, tüm sigara markaları cinsiyetsizdi. Ancak Marlboro “maskülen” olmaya karar verdi. Ancak markayı maskülenleştiren kelimeler değil kullanılan kovboy görseli oldu. Bu görselle bir kimlik kazanan dev marka, dünyada en çok satan sigara haline geldi. Bu örnek, başarılı görsel kullanımının markaya olumlu etkisini net şekilde gözler önüne seriyor. Yeni dönemin önde gelen pazarlama uzmanlarından Laura Ries da son kitabı Visual Hammer” da (Görsel Çekiç) bu konuya dikkat çekiyor. Ries, artan marka ve mecra sayısının artık pazarlama uzmanlarını başka bir noktaya taşıdığını düşünüyor. Sadece sözcüklerle müşterinin beyninde yer edinmenin zorluğuna değiniyor.
Görsel çekiçle kazananları görmek için görsele tıklayın.
En iyi yolun görsel etki yaratmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Görseli bir çekiç, sözcükleri de çivi olarak hayal edin. Çivileri tüketicinin beynine kazımanın en iyi yolu görsel çekiç kullanmaktır.” Ries’a göre bugün Coca-Cola’nın ikonik şişesi, KFC’nin ünlü adamı bu konuda en başarılı örnekler arasında yer alıyor. Ona göre dünyada milyonlarca insan, bu görselleri gördüğünde markaya dair birçok fikir elde edebiliyor. Bu da görsel çekiç kullanımını başarılı kılıyor. Yine de yapılan çalışmalar, markaların sadece yüzde 1’inin “görsel çekiç” yaratmakta başarılı olduğunu gösteriyor. İşte Ries da bu nedenle uyarıyor ve “İlk önce neyin görsel çekiç olabileceğine dair inceleme yapmanız gerekiyor. Sektörler arasında görsel çekiçten yararlanma açısından farklılıklar var. Hizmet sektörü, görsel çekiçten daha çok yararlanır. Sigorta ve araç kiralama gibi sektörler bunların başında geliyor” diye konuşuyor.Pazarlama uzmanı ve “Visual Hammer” GÖRSEL ÇEKÎÇLE KAZANANLAR (Görsel Çekiç) kitabının yazarı Ries, görsel çekicin ne olduğunu ve pazarlamada yarattığı farkı Capital’e anlattı:

Capital: 30 yıl önce babanız “Positioning in Mind” (Beyinde Konumlandırma) kitabını yazmıştı. Siz de görsel konumlandırmadan bahsediyorsunuz. Bize bu fikirden bahseder misiniz?
– Konumlandırma, tüketicinin beynine inmeyi amaçlar. Konumlandırmaya başlamak için tüketicinin beyninde var olan açık boşlukları bulmak ve doldurmak gerekir. Konumlandırma stratejisi ortaya çıktıktan sonra da akıllı markalar bu boşluğu doldurmak üzere kolları sıvadı. O dönemde markalar beyinde “bir sözcük’le yer almaya çalıştı. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan otomobil sektöründe küçük ve ucuz araç yoktu. Ardından Volkswagen ortaya çıktı. Volkswagen’in reklam kampanyası öyle bir yankı uyandırdı ki Advertising Age dergisi tarafından 20’nci yüzyılın en başarılı kampanyası seçildi. Konumlandırma stratejisi ve sloganı şuydu: “Küçük düşünün.” Bu, çok zekice bir stratejiydi. Böylece Volkswagen herkesten önce “küçük araba” kelimesi ile tüketicinin beynine girmiş oldu. Konumlandırmada başarılı olabilmek için iki şeye ihtiyacınız vardır: Beyinde açık bir boşluk bulmak ve o boşluktan içeriye ilk giren olmak.

Capital: Peki görsel çekiç nedir?
– Son 10 yıldır, beyinde yer alan açık boşlukları doldurmak gittikçe zorlaşmaya başladı. Etrafta çok fazla ürün, medya aracı ve “pazarlama gürültüsü” var. Babam Al Ries’la birlikte “War in the Boardroom” (Yönetim Kurulundaki Savaş) kitabı için beyinle ilgili çalışmalar yaptık. Bu araştırmanın sonucunda beyinde yer almanın en iyi yolunun sözcükleri kullanmak olmadığını fark ettik. En iyi yolun görsellerle beyinde yer almak olduğunu gördük. “Görsel çekiç” de bu görselleri kullanmanın bir yolu aslında. Advertising Age dergisi için kısa zaman önce yazdığım bir makale var: “Repositioning Positioning” (Konumlandırmanın Yeniden Konumlandırması). Oradaki konsept şuydu: Görseli bir çekiç, sözcükleri de çivi olarak hayal edin. Çivileri tüketicinin beynine yerleştirmenin en iyi yolu görsel çekiç kullanmaktır. Bu marangozluk yapmak gibi bir şey. Pazarlama programının hedefi kelimeyi beyine “çivilemek”. Ve bunu yapmanın en iyi yolu da görsel çekiçle bunu gerçekleştirmek.

Capital: Görsel çekice en iyi örnek marka ve şirketler hangileri size göre?
– Marlboro markasını düşünün. Marlboro’nun ilk çıktığı zamanlarsa neredeyse tüm sigara markaları cinsiyetsizdi. Sigara hem kadın hem erkekti. Ancak Marlboro “maskülen” olmaya karar verdi. Ancak markayı kelimeler oluşturmadı. Markayı oluşturan kovboydu. Kovboy maskülenliğin görsel simgesi oldu ve bu onu dünyada en çok satan marka haline getirdi.

Capital: Görselin markanın konumlandırmasında yarattığı en önemli artı değer nedir?
– Aslında görsel genellikle artı bir değer katmaz. Onun yerine sözle anlatılmak istenen fikirleri hatırlanabilir hale getirir. İşte bu nedenle konumlandırma, markanın hangi kelimeyi seçeceği ya da hangi konsepti benimseyeceğine karar vermesiyle başlar.

SOL BEYİN ETKİSİ
Capital: Görsel çekiç yaratmanın en önemli ipuçları nedir? Neden markaların sadece yüzde 1’i bunu başarabiliyor?
NE ÇEKİÇ OLMALI?
İlk önce neyin görsel çekiç olabileceğine dair inceleme yapmanız gerekiyor. Hemen hemen tüm önemli yöneticilerin sol beyinleri daha kuvvetlidir. Onlar sözel düşünür. Kelimeleri yazarlar. Kelimelerle konuşurlar. Gördüğüm her CEO konuşurken arkasındaki ekranda yazılan yazılara bakarak konuşma yapar.
JOBS’UN YÖNETİMİ
Oysa görsel hafıza için sağ beynin kullanılması gerekir. Ne yazık ki sağ beynini kullanan yönetici yok denecek kadar az. Steve Jobs markasını en üst seviyeye taşıyan sağ beyinli bir yöneticiydi. Ancak bir önceki yönetici tarafından Apple’dan kovulmuştu.
BAKMAZSANIZ GÖREMEZSİNİZ!
Şirket çok kötü duruma düştüğünde tekrar işe alındı ve Apple markasını kurtarmaya çalıştı. İşte bu nedenle dünyadaki markaların belki yüzde 1’i görsel çekici iyi kullanabiliyor. Ancak tüm markalar bunu yapabilir. Eğer bakmazsanız, görsel çekici de göremezsiniz.

Capital: Görsele dayalı bir marka yaratmak ile kelimelerle marka yaratmak arasındaki en büyük fark nedir?
– Sadece sözcükle ya da sadece görselle bir marka yaratmak ya da bir markanın konumlandırmasını sağlamak çok zor. En iyi yöntem ikisinin birleşimi olmalı. Bu da görsel çekiç ile sözel çiviyi kullanmak demek.

Capital: Görsel çekicin yarattığı etkiyle ilgili araştırmalar var mı? Tüketici algısına somut katkıları neler?
– 1973 yılında, psikoloji profesörü Lionel Standing, 5 günlük bir zaman periyodunda 10 bin farklı görseli deneklere göstermiş. Her bir görsel sadece 5 saniye gösterilmiş. 5 gün sonra deneklerin bu görsellerden kaçını hatırladığını test etmiş. Aralarına daha önce göstermediği görselleri de koymuş. Denekler yüzde 70 oranında daha önce gördükleri görselleri hatırlamış. Bu istatistik tam bir fenomen. 10 bin sloganı insanlara gösterdiğinizi düşünün. 5 gün sonra herhangi birini hatırlayabilirler mi sizce? Bir diğer araştırma da görsel çekiçle yapılan markaların hatırlanmasıyla ilgili… Markaların sadece yüzde 1’i görsel çekiç sayesinde hatırlanıyor. Marlboro bunlardan biri mesela. Yani çok az sayıda marka bu gücün farkında.

Capital: Görsel çekici iyi kullanarak bilinirliğini artırmış, rakip şirketi geçmeyi başarmış örnekler var mı peki?
– Evet var. Hollanda bira markası Heineken, Amerikan pazarına ithal edilen lider bira markasıydı. Yaklaşık yüzde 40 gibi bir pazar payına sahipti. Ardından ucuz, Meksikalı işçi sınıfına hitap eden Corona piyasaya sürüldü. Kendine premium bir etiket yaptı ve pazara girdi. Görsellerin çoğunda şişenin ucuna bir limon dilimi konuldu. Marka, Corona şişesinin üzerine limon dilimi koyularak servis edilmesi konusunda da restoranlara ısrar etti. İşte bu limon dilimi Corona’nın “görsel çekici” oldu. Corona markası limon dilimi ile bağdaştı. Meksika içecekleri olan Margarita ve Tekila da limon dilimleri ile servis edilmeye başlandı. Daha sonra Corona, Amerika’nın en çok satılan bira markası haline geldi. Global pazarda da dünyanın en değerli 100 markası arasında yer aldı. Bir de Aflac örneği var. Aflac bir sigorta şirketi. Bir sigorta markasının pazarlamasını yapmak zor bir iştir. Sonuçta tüketiciler genellikle hizmetle ilgilenir. 2000 yılında Aflac’ın isim bilinirliği sadece yüzde 12’ydi. Ardından şirket, ördek görseliyle bir reklam kampanyası başlattı, Bugün Aflac’ın marka bilinirliği yüzde 94. Satışları inanılmaz derecede yükseldi. Ördekli kampanyadan sonra Aflac’ın Amerika pazarında ilk yıl satışları yüzde 29 arttı. Neden ördek? Çünkü İngilizce’de ördek kelimesini telaffuz ederken “quack” diye bir ses çıkar. Aflac kelimesi benzer bir sesi çağrıştırıyor. Bu basit düşünce tüketicilerin markayı beyninde konumlandırmasını sağladı ve başarı getirdi. Görsel çekiç iyi kullanıldığında markalara rekabet avantajı sağlar.

GÖRSEL ÇEKİÇ NASIL YARATILIR?
BMW ÖRNEĞİ
Görsel çekiç yaratmak markanın oluşturmak istediği kimlikle ilgili. Eğer işinize uygun görseli bulamamışsanız, yeniden başlayıp kendinize yeni bir sözcük bulmalısınız. Örneğin BMW, “performans” kelimesini kullanabilirdi. Ama performansı nasıl görsel halde gösterebilirdi ki? Onun yerine “sürüş” kelimesini slogan olarak seçtiler: ““The ultimate driving machine” (Mükemmel Sürüş Makinesi). Reklamlarında ve pazarlama stratejisinde de sürekli sürüş keyfini ön plana çıkaran imajlar kullanıldı.
MARKAYI NEREYE TAŞIDI?
“Sürüş” kelimesi mutlu sürücülerin rüzgarlı yolda BMW ile sürüş yaparken kendilerini hayal edebildiği ve görsele dökülebilir bir kelime oldu. İşte bu markayı yaratan görsel çekiçti. Kampanya başladığında BMW, Amerika’da en büyük 28’inci markaydı. Ama bugün MercedesBenz, Audi ve Lexus gibi markalar arasında yer alan en büyük lüks araç markalarından biri haline geldi.

Capital: Sizce hangi sektörler görsel çekici daha kolay uygulayabilir? Hangi sektörler zorlanır?
– Pazarlamada hiçbir şey kolay değildir. Sözel çivi ile görsel çekici bulmak ve bunları birleştirmek çok çaba ve yaratıcı düşünce istiyor. Ancak sektörler arasında görsel çekiçten yararlanma açısından farklılık var. Görülmeyen, hizmet ürünleri görsel çekiçten daha çok yararlanıyor. Araba gibi gözle görülen ürünlerin zaten görseli vardır. Otomobilin görünüşü satışı artırabilir. Örneğin Chrysler, Amerika pazarında bunu gayet iyi yapan markalar arasında yer alıyor. Sadece görsel çekiç ya da reklam kampanyalarından dolayı değil, tüketiciler Chrysler’in iyi tasarlanmış ve iyi bir görüntüye sahip bir marka olduğunu biliyor.

Capital: Görsel çekiç logo ya da ambalajdışında neden oluşur?
– Aslında logo markanın görsel çekici değil. Ama yine de istisnalar kaideyi bozmaz. Bazı durumlarda logonun da görsel çekiç olduğunu söyleyebiliriz. Bu, genellikle lider markalar için geçerli. Mercedes-Benz’in 3 yıldızı gibi… Visual Hammer (Görsel Çekiç) kitabında detaylı olarak anlattığım bölümler var: Markanın şekli, rengi, ürünün kendisi, ambalaji, ne yaptığı, kurucusu, sembolü, kullandığı ünlü, hayvanı ve tarihi de etkili bir görsel çekiç olabilir. Görüldüğü gibi görsel çekiç için bir sınır yok.

Capital: Peki teknolojinin görsel çekice olan etkisi nedir?
– Teknoloji, özellikle internet ve sosyal medya kelimelerle oluşturulmaya çalışılan markaların işini zorlaştırıyor. Gelecekte şirketler işlerini yapabilmek için görsel çekiçlere ihtiyaç duyacak.

Capital: Uzmanlar marka konumlandırmasının zamanla kazanılacağına inanıyor. Görselin zaman içinde unutulmamasını sağlamak nasıl mümkün?
– Kelimelerle görsel arasında ters ilişki var. Kısa vadede kelimeler görselin güçlü ve şok edici etkisi karşısında zayıf kalır. Biranın üzerindeki limon dilimi gibi. Neden? Çünkü insanlar gördüklerine inanır, duyduklarını ise sorgular. Ancak zamanla, görsel, şok edici etkisini kaybeder. Ancak sözleri nasıl söylediğiniz çok önemli. Görseller duygusal güce sahiptir. Anında tüketiciyle ya da müşteriyle bağ kurmanızı sağlar. Bir bebek resmiyle bebek kelimesi arasındaki fark gibi.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND