Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Gore vıdal amerika’nın en iyisi

Ünlü yazar ve siyaset yorumcusu Gore Vidal, hayatının son demlerinde, klasik bir figürdü, ki kendi de “bir neslin son temsilcisi” olduğuna inanıyordu

Ünlü yazar ve siyaset yorumcusu Gore Vidal 86 yaşında hayatını kaybetti. Yeğeni Burr Steers, Vidal’in zatürreeye bağlı komplikasyonlar sonucu Hollywood’daki evinde öldüğünü açıkladı. Uzun yıllar İtalya’nın Ravello kasabasında yaşayan Vidal, 2003 yılında Los Angeles’a taşınmıştı.

Gore Vidal, hayatının son demlerinde, klasik bir figürdü, ki kendi de “bir neslin son temsilcisi” olduğuna inanıyordu. Çok az Amerikalı yazar vardı onun kadar çok yönlü ve yetenekli. 25 roman, iki anı kitabı ve kendi sesini taşıyan deneme kitapları yayımladı. Oyunlar, televizyon dizileri ve senaryolar yazdı.

Belki de Norman Mailer ya da Truman Capote dışında, hiçbir Amerikalı yazar Vidal kadar halk figürü olmanın keyfini çıkarmadı. 1960’ta Demokrat Parti Kongre adaylığı, daha sonra 1982’de de California’da Senato’da yer almak için yarıştı. Fakat ikisinde de kaybetti, sık sık seçilmemiş gölge başkan gibi davrandı; bir keresinde “İnsanlar salık verdiğim gibi davranırsa insanlığın çözüme kavuşmayacak tek bir sorunu olamaz” demişti.

Biraz da aktördü aslında

Vidal yalnızca siyasetçi ve yazar da değildi; tadımlık olsa da aktörlük mesleğine bulaştı. The Simpsons’ın animasyon versiyonunda, Family Guy ’da, kendi oyunu The Best Man’in film versiyonunda ve Tim Robbins’in filmi Bob Roberts’ta rol aldı. Soğukkanlılığı, nüktesi, görünüşü ve cazibesiyle talk şovların vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi. İtalyan yazar Italo Calvino dostu Vidal için “Gore bilinçdışı olmayan bir adam” demişti. Kendini ise şu sözlerle tanımlamıştı Vidal bir keresinde: “Tam olarak göründüğüm gibiyim. İçimde sıcak, cana yakın biri yok. Soğuk görünüşümün altında, biri buzu kırıp da içeri girerse soğuk su bulacak” demişti.

İki açıklamadan basit olanını tercih eden bir adam değildi Vidal. Her türlü komplo teorisini sevdi; bilhassa merkezinde kendini hayal ettiği komplo teorilerini. Ünlü bir kavgacıydı da. Mailer, Capote ve Willliam F. Buckley Jr’la yaptığı meşhur televizyon tartışmalarında da başrolde hep Vidal vardı.

Hiçbir zaman birlikte uyumuyoruz

Palimpsest adlı anı kitabında gururla bahsetti 25 yaşına kadar 1000’den fazla adam ve kadınla birlikte olduğundan. Sık sık insanların doğuştan biseksüel olduklarını söyledi. Vidal, alkole olan düşkünlüğü ile tanınıyordu. Dünyadaki tüm içkilerin en az bir kez tadına baktığını ifade eden Vidal, hiç evlenmemiş, uzun süre Howard Austen ile birlikte yaşamıştı. İlişkilerinin sırrını ise şu sözlerle veriyordu Vidal sık sık: “Hiçbir zaman birlikte uyumuyoruz.”

Çağdaşları Norman Mailer ve Truman Capote gibi söyleşi programlarına katılan, gazetelerde köşe yazıları yazan ve eserlerini okumayanların bile tanıdığı son yazarlar kuşağının en ünlü temsilcilerinden biri olan Vidal, siyasî ve edebi kuramlara muhalefeti ile tanındı ve Ulusal Kitap Ödülü dâhil olmak üzere çok sayıda ödüle layık görüldü.

Tüm siyasetçileri acımasız bir dille eleştiren; erdem, fazilet gibi kavramlarla dalga geçen; Vietnam’dan Irak’a ABD’nin katıldığı tüm savaşlara muhalefet eden Vidal, bağımsız bir düşünür olarak çok sayıda kişinin saygısını kazandı.

Okulu hiç sevmedi

Amerikan militarizminin en büyük eleştirmenlerinden biri olan Vidal, kaderin bir cilvesi olarak 1925’te babasının mezun olduğu New York’taki ABD Askeri Akademisi’nde dünyaya geldi. Dedesi Oklahoma senatörü Thomas Pryor Gore olan Vidal’in babası Gene Vidal, Başkan Franklin Roosevelt’in çalışma arkadaşlarından biriydi. Babası Eugene Amerikan futbolu oynuyordu. Daha sonra uçuş öğretmeni ve futbol antrenörlüğü yapan baba Vidal, Trans World Airlines’ın da aralarında bulunduğu üç havayolu şirketi kurdu. Oklahoma’nın Demokrat Parti Senatörü Thomas Pryor Gore’un kızı olan annesi Nina ise sosyetik bir oyuncuydu.

Okul hayatından haz etmemesine karşın Phillips Exeter Academy’den mezun olan Vidal, daha sonra orduya yazıldı. Vidal, bir savaş romanı olan Williwaw adlı ilk kitabını 20 yaşındayken ve orduda çalışırken yayımladı. Dağlardan gelen ani rüzgâr için kullanılan meteorolojik terimden adını alan Williwaw Hemingway’in tarzına benzer biçimde yazılmıştı. Kitap olumlu yorumlar alsa da Vidal’in yazarlığına pek bir şey katmadı. Bir komisyoncu ve İtalyan metresi hakkındaki 1947 tarihli ikinci kitabı In a Yellow Wood da pek başarılı olamadı, fakat Anais Nin’in takip ettiği, Christopher Isherwood ve Tennessee Williams’ın desteklediği genç edebiyatçılar arasında yer aldı. 1948’de Vidal, The City and the Pillar kitabını yayımladı. Sonradan eşcinsel olduğunu keşfeden Virginialı yakışıklı ve atletik bir adamın hikâyesini anlatan roman, bugünün standartlarına göre usturuplu olsa da yayımlandığı dönemde epey tartışma kopardı ve “ahlakdışı ve pornografik” yaftası yedi. Vidal sonraki yıllarda edebiyat ve eleştiri kurumlarının, bilhassa New York Times, kitap yüzünden kendisini kara listeye aldığını iddia etti. Bu kitap yüzünden zor günler geçiren Vidal, takma isimlerle yazmaya başladı, en sonunda da bir süre için roman yazmayı bıraktı.

“Ben sana demiştim”i çok sevdi

1950’li yıllarda ekonomik açıdan rahat bir duruma gelen yazar, Hollywood’dan bezip politikaya girdi. 60’lı yıllarda tekrar edebiyata döndü ve 1964’te Julian, 1967’de Washington, D.C. ve 1968’de Myra Breckenridge’i yazdı. Bazı eleştirmenlerce Vidal’in en iyi kitabı olarak değerlendirilen Julian, Hıristiyanları paganizme döndürmeye çalışan 4’üncü yüzyıl Roma İmparatoru’nun hikâyesini anlatıyor. Washington D.C. ise 40’lı yıllarda geçen siyasi bir roman. Vidal’in favorisi ise ameliyat olup kadın olan bir eşcinselin hikâyesini anlatan Myra Breckenridge.

Belki de bilmeden bir tür yaratmıştı Vidal. Gelecek yıllarda özellikle Amerikan Kronikleri altılısı olarak bilinen Washington D.C, Burr (1973), 1876 (1976), Lincoln (1984), Hollywood (1990) ve The Golden Age (2000) tarihi romanlarıyla büyük başarılar yakaladı.

Diğer yazarlara hakaret derecesine varan eleştiriler yönelten Vidal, İngilizcedeki en talihsiz üç sözcüğü “Joyce Carol Oates” ve en yerinde üç sözcüğü ise “Ben, sana demiştim” olarak sıralamıştı.

Montaigne’nin bilgeliğine, Italo Calvino’nun imgelemine, Henry James ile Edith Wharton’un iç görüsüne duyduğu hayranlığı her fırsatta dile getiren Vidal’in eserleri birçok dile çevrildi. İmparatorluk, Kent ve Tuz, Düello Gayri Resmi Amerikan Tarihi 1, Lincoln Gayri Resmi Amerikan Tarihi 2, 1876 Gayri Resmi Amerikan Tarihi 3, Golgota’dan Canlı Yayın Yeniden Yazılan İncil, Yaratılış, İmparator Julian, Myra ve Ben Cyrus, Zerdüşt’ün Torunu, Vidal’in Türkçeye çevrilen eserlerinden birkaçı.

Gore Vidal’e göre…

Amerika’nın halleri

“Birleşik Devletler ülkedeki en parlak insanlar tarafından kurulmuştu –o zamandan beri o insanları görmedik.”

“Amerikalıların yarısı hayatı boyunca hiç gazete okumamış, yarısı da başkanlık seçimlerinde hiç oy kullanmamış. İkisinin aynı yarı olduğunu ümit ediyor insan.”

“George Bush ve Dick Cheney tabii ki görevden azledilmelerini gerektiren işler yaptılar. Doğru dürüst bir ülkede, hain olarak yargılanırlardı. Bir ülkeye yalan söyleyemezsin; sırf kendi kibrin, petrole duyduğun şehvet ve iş ortaklarına olan hayranlığın uğruna savaşa girip, trilyonlarca doları heba edip, birçok insan öldüremezsin. Bunun adı ihanet değilse; ben de ihanetin ne olduğunu bilmiyorum.”

“Biz Amnezi Birleşik Devletleri’yiz; hiçbir şey öğrenmiyoruz, çünkü hiçbir şey hatırlamıyoruz.”

Üslup sahibi olmak

“Üslup, kim olduğunu, ne söylemek istediğini bilmek ve kimin ne diyeceğini hiç kafaya takmamaktadır.”

“Biliyor musunuz, ben herkes gibi değildim; herkesin yaptığı bir şey varsa, ben onu katiyen yapmazdım.”

Yazarlık ve yazarlar

“Bir şey yaz da, isterse bu bir intihar notu olsun.”

“Bir yazar için hafıza her şeydir. Sonra onu teste tabi tutman gerekir; hakikatte ne kadar güçlüdür hafızan? (Yazdıklarım) doğru mu yanlış mı, artık aldırmıyorum. Neyse o. Norma

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND