Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Google İK müdüründen CV’niz için 5 kritik uyarı

İş ararken en büyük önceliğimiz, bizi doğru şekilde anlatan bir özgeçmiş hazırlamaktır. O ilk mülakata çağırıldıktan sonra, gerisi zaten gelecektir. Ama işte o ilk elemeden geçebilmek, aynı pozisyona başvuran yüzlerce, hatta binlerce insanın arasından sıyrılmak çok önemli.

kişisel gelişim

İş ararken en büyük önceliğimiz, bizi doğru şekilde anlatan bir özgeçmiş hazırlamaktır. O ilk mülakata çağırıldıktan sonra, gerisi zaten gelecektir. Ama işte o ilk elemeden geçebilmek, aynı pozisyona başvuran yüzlerce, hatta binlerce insanın arasından sıyrılmak çok önemli.

17 Eylül’de LinkedIn’de bir makale paylaşan Google için işe alımlar yapan İnsan Kaynakları Müdürü Laszlo  Bock, özgeçmişlerde en çok yapılan 5 hatayı ve bunlardan nasıl uzak durulacağını anlattı. İşte LinkedIn üzerinde yayınlanan o makale:

“Özgeçmişlerde karşılaştığım en büyük hatalar ve onları düzeltme yolları”

Kariyerim boyunca yüzlerce kez özgeçmişimi gönderdim. Hemen hemen tüm işler için başvuru yaptım. Şahsen 20 bine yakın özgeçmiş görüntüledim. Google’da bazı haftalar 50 bin özgeçmişin elimize geçtiği bile oluyor.

ÇOK FAZLA özgeçmiş gördüm.

Bazıları çok iyi, bazıları eh işte, ama pek çoğu da felaketti. En fenası da, 15 yıldır adayların aynı hataları yaptığını görmek oldu. Bu hatalardan herhangi birisi, o pozisyona kabul edilmeme sebebiniz olabilir. En mutsuz olduğum nokta da, özgeçmişinden anladığım kadarıyla bu insanlar iyi, hatta harika insanlar. Ancak kıran kırana bir rekabetin olduğu iş piyasasında, işe alım yapan yöneticiler kaliteden ödün vermemek zorunda. Tek bir hata yapmak, oldukça ilginç bir adayın işe kabul edilmemesine yol açabilir.

LinkedIn’de bu tip basmakalıp makalelerle çok karşılaştığınızı biliyorum. Ancak benim bu makaleyi yazmamın sebebi, sizi temin ederim ki, yarınızdan fazlasının bu hatalardan en az 1’ini sürekli yapması. Ben de insanların elenmesindense, iş bulmalarını tercih ederim.

Özgeçmiş aşamasını atlatması için adaylara yardımcı olabilmek için, özgeçmişlerde yapılan en büyük 5 hatayı bir araya getirdim.

1. Yazım yanlışları 

Bu zaten bariz bir şey, ancak herkes bu hataya düşüp duruyor. 2013’te CareerBuilder’da yayınlanan bir ankete göre, özgeçmişlerin yüzde 58’inde yazım yanlışları var.

Aslında özgeçmişlerini en dikkatli şekilde oluşturanlar, bu hatayı yapmaya daha elverişli oluyor. Çünkü CV’lerinin tekrar tekrar üzerinden geçiyorlar. Bunu yaparken de bir konuyla sıfatın beraber iyi görünmediğine karar veriyor, ya da bir zaman diliminin yanlış yere not alındığını görüyor, ya da bazı tarihlerin aynı hizada durmadığını fark ediyorlar. İşletme master’ı yapanların sürekli bu tip özgeçmişler hazırladığını görüyorum. Yazım yanlışları ölümcül olabiliyor çünkü işverenler bunun detaylara önem vermemek anlamına geldiğini, bu adayın kaliteli iş yapmaktan uzak olduğunu düşünüyor.

Çözüm nedir?

Özgeçmişinizi aşağıdan yukarıya doğru okuyun. Normalde yaptığınız şeylerin dışına çıkmak, her bir satıra ayrı ayrı odaklanmanızı sağlar. Ya da sizinle aynı kafadaki birinin özgeçmişinizi okuyup düzeltmesini isteyin.

2. Uzunluk

Herkesçe kabul gören bir kural vardır; her 10 yıllık deneyim için özgeçmişinizde 1 sayfalık yer ayırmalısınız. Her şeyi sığdırmak çok zor değil mi? Ancak 3, 4 ya da 10 sayfalık bir özgeçmişi kimse dikkatle okunmayacaktır. Blaise Pascal’ın da dediği gibi, “Size daha kısa bir mektup yazardım ama ne yazık ki vaktim yoktu.” Gevrek, belli bir odakla yazılmış bir özgeçmiş sayesinde sentez becerisine sahip olduğunuz, önceliklerinizin bilincinde olduğunuz ve hakkınızdaki en önemli bilgileri öne çıakrttığınız mesajını verecektir.

Bir de şöyle düşünün: Özgeçmiş hazırlamanın tek amacı, mülakata çağırılmaktır. Hepsi bu. İşe alım yapan bir yöneticinin sizi işe kabul etmesini sağlamak değildir, zira bu mülakatın amacıdır. Amaç hayat hikayenizi anlatacağınız bir ortam yaratmak da değildir, çünkü sabırlı bir partner zaten bunun için vardır. Özgeçmişiniz, sizin o ilk mülakata çağırılmanız için bir araçtır yalnızca. Odaya girdiğiniz anda, artık özgeçmişinizin bir anlamı kalmaz. O yüzden özgeçmişinizi kısaltın. Çok uzun yazıyorsunuz.

3. Biçimlendirme

Şayet bir tasarımcı ya da sanatçı olarak iş aramıyorsanız, odaklanmanız gereken şey özgeçmişinizi basit ve sade tutmak olmalı. En az 10 puntoluk yazı büyüklüğü kullanın. En az yarım inçlik (1,5 cm) satır arası boşluğu bırakın. Beyaz kağıda, siyah renkle yazı yazın. Satırlar arasında tutarlı boşluklar bırakın, sütunları ayarlayın, isminiz ve iletişim bilgilerinize her sayfada yer verin. Eğer yapabiliyorsanız, hazırladığınız özgeçmişe hem Google Docs’da hem de Word’de bakın. Sonra da bir epostaya kopyalayıp, posta üzerinden önizlemeyi açın. Çeşitli platformlarda paylaşılan özgeçmişinizin formatı değişiklik gösterebilir. PDF olarak kaydetmek de iyi olacaktır.

4. Gizli bilgiler vermek 

Bir keresinde elime bir özgeçmiş geçti. Başvuran kişi en bilinen 3 danışmanlık şirketinden birinde çalışıyordu. Firmanın ise çok sıkı bir gizlilik politikası vardı: Müşterilerin isimleri asla paylaşılmamalıydı. Aday ise özgeçmişinde şöyle yazmıştı; “Redmond, Washington’daki çok büyük bir yazılım şirketi için danışmanlık yaptım.”

Reddedildi!

İşvereninizin ihtiyaçlarıyla sizin ihtiyaçlarınız arasında doğal olarak bir çatışma vardır. İşvereniniz ticari sırları gizli tutmanızı beklerken, siz “ne kadar harika olduğumu göstereyim de daha iyi bir işe gireyim” diye düşünürsünüz. Bu yüzden adaylar gizlilik anlaşmasına uysalar da, anlaşmanın özünde istenen şeyden sık sık saparlar. Bu bir hata. Bu aday açık açık Microsoft’tan bahsetmemişti ama, özgeçmişini inceleyen herhangi birisi, hangi şirketi kastettiğini anlayabilirdi.

Çok kabaca yaptığımız bir araştırma sonrasında, özgeçmişlerin en az yüzde 5 ila 10’unda bu tip gizli bilgilerin ifşa edildiğin fark ettik. Ben de buradan şunu anlıyorum: Bir işveren olarak bu tip adayları işe almamalıyım. Tabii eğer kendi ticari sırlarımın rakiplerime eposta ile gönderilmesini istemiyorsam…

5. Yalan bilgi vermek

Bu gerçekten kalbimi kırıyor. Özgeçmişinize yalandan bir şeyler yazmaya asla ama asla ve de asla değmez. CEO’lar dahil herkes bunlar yüzünden işinden oluyor. (Google’a “CEO özgeçmişinde yalan söylediği için kovuldu” yazın ve sonuçları inceleyin.) İnsanlar diploma notuyla ilgili (okulu bitirmesine sadece 3 kredi kalması, bir diploma notu değildir), ortalamalarıyla ilgili (yüzlerce insanın “kazara” ortalamalarını yuvarladığına şahit oldum, ancak asla aşağıya doğru bir yuvarlama yapılmıyor. Hem de asla!) ve nerede okula gittikleriyle ilgili (kusura bakmayın, ama işverenler internetten alınmış bir “hayat okulu” diplomasını UCLA ve Seton Hall ile aynı seviyede tutmuyor) sürekli yalan söylüyor. Bir şirkette ne kadar çalıştıklarıyla ilgili, takımlarının kaç kişi olduğu hakkında ve satış sonuçlarıyla ilgili sürekli yalan söylüyor, her şey onların aleyhine gelişmiş gibi anlatıyorlar.

Yalan söylemek 3 büyük soruna yol açar: 1.Foyanız kolayca meydana çıkabilir. İnternet, referansların kontrol edilmesi ve geçmişte o şirkette çalışan insanlarla konuşulduğunda yalanınız ortaya çıkacaktır. 2.Yalanlar sizi sonsuza dek takip edecektir. Diyelim ki özgeçmişinizde bir yalan attınız ve 15 yıl sonra büyük bir terfi aldınız. Yalanınız ortaya çıksa ne olacak? Kovulacaksınız. Bunu da bir sonraki mülakatınızda açıklamaya uğraşıp duracaksınız. 3.Annelerimiz bize belli bir terbiye verdi. Cidden.

İşte özgeçmişinizi böyle böyle mahvediyorsunuz. Yapmayın! İşe alım yapan yöneticiler bulabilecekleri en iyi çalışanları bulmak istiyorlar. Ancak çoğumuz ne yazık ki reddedilmeyi garantiliyoruz.

Ancak iyi bir haber de var: Tam da pek çok özgeçmişte bu hatalar bulunduğu için, bunlardan uzak durmak sizin bir adım öne geçmenizi sağlayacaktır. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND