Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Golf’ün yaşayan efsanesi tıger woods başarısını kaizen’e borçlu…

Kaizen sıradan bir sporcuyu bir efsane haline dönüştürebiliyorsa, mersedes benz, Toyota ve dünyada pek çok firma gelişme için Kaizen metodunu kullanıyorsa…. siz de yapabilirsiniz. İster sigarayı bırakmak için, ister bir kitap yazmak için, isterseniz daha iyi iyi insan ilişkileri için, ama mutlaka kişisel gelişiminiz için.

kaizen felsefesi

Golf”ün Yaşayan Efsanesi …Tiger Woods ve Kaizen

1997 Masters serisinde sergilediği performans sonrası herkes, bu genç ve inanılmaz yetenekli zenci golfçüyü konuşuyordu. O ise evinde arkadaşları ile turnava maçlarının video bantlarını izliyordu. Kendisini saatlerce izledikten sonra ağzından çıkan tek cümle “vuruşlarım gerçekten çok kötü” oldu.
Dünyanın en çok kazanan sporcusu ünvanını elinde bulunduran Tiger Woods, dünya çapındaki ilk profosyonel turnuvaya katıldığında 20 yaşına daha 7 ay vardı. Ve hiçbir çaylağın tarihte yapamadığını yaparak PGA turnuvasının 15 ayağından dördünü birinci bitirdi. O tarihte bütün dikkatleri üzerine çeken Woods turnuva ödülü olan 1.8 milyon doların dışında 60 milyon dolarlık reklam ve sponsorluk geliri de elde etti.

Masters serisinde, dünyanın en iyi golfçülerine karşı oynadığı oyunda 12 vuruşluk performansı ile -turu- tamamlamasından sonra, kendisinden o tarihe kadar dünyanın gelmiş geçmiş en iyi Golfçüsü kabul edilen Jack Nicklaus”tan sonraki en büyük yetenek olarak bahsedilmeye başlandı.

Woods”un hayatından

2 yaşında babası ile katıldığı TV şovunda Bob Hope”u yendi

3 yaşında California”da babasının gittiği denizciler klubünde 9 deliğe 48 atışta ulaştı

8 yaşında Uluslararası Optimisit Dünya şampiyonasını kazandı. 16 yaşına kadar 5 kez daha şampiyon oldu.

14 yaşında PGA Ulusal Gençler Turnuvasını ikinci olarak bitirdi.

15 yaşında en genç Amerika Genç Amatörler şampiyonu oldu. Ve üç yıl üstüste şampiyon olarak bu konuda bir ilki gerçekleştirdi.

16 yaşında ilk PGA turnuvasını oynadı

17 yaşında Şu andaki koçu Butch Harmon ile çalışmaya başladı ve Standford Üniversitesinden burs kazandı.

18 yaşında Amerikanın en genç Ametör şampiyonu oldu

19 yaşında İlk büyük turnuvası olan Msaters”a katıldı. Tek amatör katılımcı olan Tiger 41.inci oldu.

20 yaşında Tiger Woods vakfını kurdu. Profesyonel oldu. 790,594 dolar kazandı.

21 yaşında Masters”ı 12 atış ile kazandı. We seriyi en genç kazanan kişi oldu.

22 yaşında 13”ten iyi bitiriş yaptı, 20 turnuvaya katıldı, en iyi giyinen sporcu seçildi.

23 yaşında 11 turnuvada şampiyon oldu. 1953”ten bu yana ilk kez dört kez ardarda turnuva kazanan sporcu oldu.

24 yaşında Grand Slam”de beşinci kez ve en genç kariyer sahibi oluşunu kutladı. Bunu İngiltere ve Amerika açık serilerini kazanarak taçlandırdı. Dünya genelinde 1. sırada gösterilirken şu ana kadar sadece katıldığı turnuvalardan kazandığı paranın 17 Milyon dolar olduğu açıklandı.

Ama geldiği nokta Woods için yeterli değildi. O güne kadar sahip olduğu herşeyi riske edecek bir karar aldı ve konuyu koçuna açtı. Atış tekniğini değiştirecekti. Tarih bu tip değişikliklere gittikten sonra kariyerini bitiren yokolan Ian Baker-Finch, Seve Seve Balestetors, Chip Beck… gibi ünlü Golfçüler ile doluydu.

O günlerde, zamanlamam çok iyiydi, ama atışlarımın en iyisi olmadığını biliyiordum. “Vuruşlarınız kötü ama zamanlamanız iyi ise yinede bir maçı kazanabilirsiniz; ancak vuruşlarınız iyi zamanlamanız kötü ise uzun süreli başarı elde edemezsiniz” diyecekti yıllar sonra stilini niye değiştirdiğini soran gazetecilere. Aslında o, daha o tarihlerde rakipleri tarafından bile en iyi olarak gösterilse de gerçek amacı tüm zamanların en iyisi olmaktı.

Amacına ulaşmak için binlerce saat video görüntüsü izledi, bir o kadar koçu ile konuştu, en sonunda birazda zorlanarak Toyota firmasının Japonya”dan gönderdiği mühendislerin yardımı ile bulduğu kendine has tekniği geliştirdi. Japonların “kaizen” dediği bu teknikniğin ilk zamanlar ufak tefek kusurları oluyordu. Zaman içinde mühendisler onları da gidermelerinin ardından, Tiger Woods”a saatlerce çalışmak kaldı.

O günlerde en büyük destekcisi, sporseverlerin sporun farklı bir dalında dünyanın bir numarası olarak kabul ettikleri Michael Jordan”dan başkası değildi. Jordan ona asla pes etmemesini ve hep çalışmasını sürekli söyleyerek Tiger”ı motive etti. Bu süre içinde en rahat olan Koçu Harmon”du. Harmon en başından beri öğrencisinin bu işi başarabileceğini biliyordu. Ancak güçlenmesi gerektiğine inanıyordu. O yüzden “Kaizen”i hayata geçirmek için bir çalışma programı hazırladı.

Tiger, yüzlerce kez topa vurup vuruşlarını video”dan izledikten sonra tekniğini oturtabildi. Bu yeni tekniği çalıştığı dönemde Woods, 19 ay boyunca (1997 -99) sadece bir tek maç kazanabilmişti. Bu sürede turnuvalar sırasında bir çok defa sinirlenmiş, hayal kırıklıkları yaşamış, ve çoğunlukla kaygılanmıştı. Ama kendisinin değimi ile “Tünelin ucundaki ışık” 1999 yılının Mayıs ayında aniden belirmişti.

Serin bir akşamüstü Byron Nelson Classic turunuvası için antreman yaparken birden arka arkaya sıra ile atışlarında başarı kaydettiğini farkeder. Toplar tam istediği gibi gitmektedir. bir kaç tane kaçırır sonra tekrar arka arkaya atmaya başlar. O an büyük bir rahatlama hisseder. Hemen koçunu arar ve ağzından çıkan ilk sözler”Koç sanırım geri döndüm” olur.

Bir de vakıf kurdu

Tiger”ın dünya Golf klasmanında yeralan tek zenci olması ve genelde bu sporu zenciler oynayamaz diye genel bir kanın olması onu bir vakıf kurmaya itmiş. Kendi adını taşıyan vakıf için Tiger “Golf iyi bir spor. Bu vakıf sayesinde bu oyunu oynamaktan geri kalan bir çok zenci, latin, asya kökenli çocuklara destek olup onları birer golf üstadı olmaları yolunda teşvik etmeyi amaçlıyorum” diyor.

Ve zaferler ardardına gelir. O yıl katıldığı 14 turnuvanın 10”nu kazanırken 8 PGA serisi galibiyeti ile 1974 yılından Johnny Miller”ın kırılamayan rekorunu tarihe gömer. Ve bu sezon, son olarak geçen ay İngiltere açık turnuvasını da kazanarak Grand Slam”in 4 ayağını da kazanarak bunu Jack Nickalaous”tan 2 yaş daha erken gerçekleştirir. Artık golfün tartışmasız en büyük ismi olur. Dünya sıralamasındaki ikinci isim hem rakibi hem arkadaşı Ernie Els Tiger”ın geldiği noktayı şöyle yorumluyor. Sanki sıralamadaki oyuncuların performansının toplamı kadar tek başına oynuyor. O apayrı birşey diyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND