Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Girişiminizin başarılı olacağını nasıl anlarsınız?

Yeni bir ürün ya da hizmet ile girişimcilik dünyası için küçük, kendiniz için büyük bir adım attınız… Peki ürün ya da hizmetin tutacağını nasıl anlarsınız? Tamam mı, devam mı kararı hangi verilere göre verilmelidir? İşte yeni bir ürün ya da hizmetin tutacağına dair işaretler…

Tutma işaretleri

 
 
 
Ürün ve hizmette sabır süresi 3 yıla kadar uzanıyor.

2012’nin ilk 6 ayında bisküvi kategorisinde tam bin 911 yeni ürün piyasaya çıktı. Bunun bin 613’ü ise raflardan silindi. Üstelik bu kaderi yalnızca hızlı tüketim ürünleri yaşamıyor. Her yıl onlarca sektörden yüzlerce ürün pazara veda ediyor. Peki şirketler, yeni bir ürünün tutup tutmayacağını nasıl anlıyor? Öyle sinyaller var ki satış rakamlarından bile önce ürünün geleceğine dair fikir veriyor. Müşterinin mağazadaki tavrı, bayilerin teşhir biçimi hatta rakiplerin tutumu en kritik “ürün tutma” işaretlerinden bazıları. Yeni ürün için sabretme süresi de sektörlere göre değişiyor. Otomotivde 2-3 yıl iken mobilya ve beyaz eşyada 1 yıldan fazla beklenmiyor. En sabırsız sektörler ise hızlı tüketim ve GSM. Bayilerin ürünü teşhire koyması, reklamların dillere dolanması ya da sosyal medyada üründen bahsedilmesi… Bunlar, yeni bir ürünün kaderini tayin eden kritik göstergelerden birkaçı. Örneğin müşterinin vitrin önünde uzun süre kalması iyiye işaret. Müşteri ürüne dokunuyorsa daha da iyi. Hele bir de rakipler taklit etmeye yeltendiyse o ürün kesinlikle “tuttu” demek oluyor. Tabii bu sinyaller sektörlere göre değişiyor. Sektör bağımsız her şirketin en fazla önemsediği gösterge ise kuşkusuz satış rakamları ve iade oranları. Onun dışında pazar araştırmaları, tüketici anketleri gibi standart çalışmalar da var. Bir de her şirkete göre değişen nabız yoklama taktikleri. Kimi sosyal medyayı, kimi satış ağından gelen geri bildirimleri, kimi ise tüketici yorumlarını dikkate alıyor. Öte yandan şirketlerin yeni ürüne verdiği “kendini ispatlama süresi” de farklılık gösteriyor. Örneğin otomotiv sektöründe bir modelin tutup tutmayacağı ilk 6 ayda anlaşılıyor. Bu süre hızlı tüketimde 4-6 hafta iken hazır giyimde en fazla bir sezon. Halı ve kuyumda ise şirketler yeni ürüne “tamam mı devam mı” demek için en çok 1 ay sabrediyor. Bu anlamda en aceleci sektör ise GSM. Yeni bir tarifenin kaderi ilk 1 haftada çiziliyor.

EN ÖNEMLİ İŞARETLER
Aslında uzmanlar, bir ürünün tutup tutmayacağını anlamanın hiç de zor olmadığı görüşünde. Örneğin dünyaca ünlü pazarlama gurusu Al Ries’a göre tek gerçek işaret var. O da tüketicinin beğenisi. Ries, “En önemli ve tek gerçek işaret, tüketicinin ürünü sevip sevmemesidir. Birçok başarılı markanın yavaş yol aldığını unutmamak lazım. Örneğin Red Bull, geçen yıl 5,4 milyar dolarlık ciro yaptı. Ama 10 milyon dolar ciroya ulaşması 5 yıldan fazla zamanını aldı” diye konuşuyor. Management Center Türkiye Yönetici Ortağı Tanyer Sönmezer, pilot satışların önemli bir işaret olacağını vurguluyor ve ekliyor: “Pilot bölgelerdeki satışlar, farklı segmentlerdeki geri dönüşler, iadeler, alan müşterinin tekrar ne kadar aldığı ciddi işaretlerdir.”

Danışmanlık şirketi Markam’ın kurucusu ve yöneticisi Güven Borça ise “Deneme oranının yüksekliği fikrin ilgi çektiğini gösterir” diyor ve şöyle devam ediyor: “Tekrar deneme oranının yüksekliği ürünün kötü olmadığını işaret eder. Düzenli alıma geçenlerin oranı yüksekse ürünle ilgili kategorik bir ret olmadığını anlarız. Sadakat yüzdesi ise rakiplerden ne kadar ayrıştığımızı gösteriR.”

İLK SATIŞLAR KRİTİK
En önemli işaretin ilk satış rakamları olduğunu şirketler cephesindeki yöneticiler de doğruluyor. Hayat Kimya Genel Koordinatörü Orhan İdil, “Sadece kendi satışlarımızı değil, müşterilerimizin ve hatta perakende noktalarının da satışlarını takip edebiliyoruz. Bu satış rakamları ürünümüzün tutup tutmadığına dair önemli bir gösterge oluyor” diyor. Step Halı Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şengör, “İlk hafta sonu geçtikten sonra ciddi bir veri alırız” diyor ve ekliyor: “Bizler için 1 ay yeterlidir. İlk hafta sonundan sonra satışa veya siparişe dönmesiyle bize göre ürünün kaderi belli olur. Ufak tefek düzeltmeler, fiyat ayarlaması gerekirse yapılır. O gün satış olmasa bile müşterinin ürün önünde vakit geçirmesi, ürünün dokunma arzusu uyandırmış olması, fiyatının sorgulanması en önemli verilerdir. ” Hızlı tüketimdeki göstergeleri ise Nestle Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Yüce Kaner Atalay özetliyor: “Eğer ürün, lansmanından sonraki aylarda hedeflenen seviyede istikrarlı bir satış grafiğine oturduysa o ürün talep yaratmış demektir. Onun dışında reklam kampanyasının gördüğü ilgi pozitif ya da negatif etkiyi verir. Ayrıca yeni bir ürün tuttuysa sosyal medyada mutlaka yansımaları olur.”

EN ÇOK NEYE BAKILIYOR?
Satış rakamları dışında dikkate alınan başka işaretler de var. Vestel Pazarlama Genel Müdürü Ergün Güler, “Pazar araştırmaları önemli bir işaret. Bayilerimizden aldığımız geri bildirimler çok daha hızlı ve kısa sürede aksiyon almamızı sağlayacak veriler sunuyor” diyor. Altınbaş Genel Müdür Yardımcısı Sedef Ulutürk, “Pazarın ancak yüzde 2’si yenilikçi, yüzde 13,5’i erken benimseyen konumunda. Bu durumda ilk göstergeleri ancak pazarın yüzde 15’inin ilk tepkilerine göre değerlendirebiliriz. Repete (tekrar) siparişi alınan ürün her zaman başarılıdır” şeklinde konuşuyor. Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı da tekrar siparişlerin önemli bir veri olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Stoklara yeni giren ürünün raflarda ön plana çıkarılması gerekiyor. Ürünün tuttuğunu da hızla ikinci siparişlerin gelmesinden anlayabiliriz.” Avea’nın dikkate aldığı sinyalleri ise Avea Bireysel Gelir Yönetimi Direktörü Zeynep Emre Manço özetliyor: “Sunduğumuz hizmetin tercih edip edilmediğini geliştirdiğimiz sistemlerle, müşterilerimizin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebildiğiyle ölçüyoruz.

ASIL TÜYO MAĞAZALARDAN
Uzmanların “tutma işaretleri” konusunda en fazla itibar ettiği kesim ise satış noktaları. Örneğin mağazaların onlarca ürün içinden birkaç tanesini teşhire koyması, o ürün veya modelin daha çok ilgi göreceği anlamına geliyor. Marka danışmanı Güven Borça, “Bence ilk işaretler bayi toplantısında alınır. Ona dikkat etmek lazım. En iyi kokuyu 40 yıllık satıcılar alır” diyor. Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu da Borça ile aynı fikirde. Tunalıoğlu, “İlk müşterimiz satış teşkilatımızdır. Biz onlara satarız, onlar tüketiciye satar. O yüzden satış teşkilatının fikirleri bizim için çok önemli. Satacak kişi ikna olmadıysa çok zor” diye konuşuyor. Alfemo Pazarlama Müdürü Süleyman Zoral da bayi fikrinin kritik olduğuna inananlardan. Zoral, “Ürünü satışa sunmadan önce bir prototipini hazırlayıp bayilerimizin fikirlerini alırız. Onlar bize ön fikir verir” diyor, Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu Pazarlama Direktörleri Başak Cezar Kutlu ve Orçin Egemen ise şunları söylüyor: “Bayiler, mimarlar ve mağazalarımızı ziyaret eden müşterilerden gelen geri bildirimler, bizim için büyük önem taşıyor. Bayilerin teşhir için hangi ürünleri seçtiğini, kaç ürünün teşhire girdiğini, hangilerinin ön planda konumlandırıldığını analiz ederek beğenilecek ürünle ilgili ilk izlenimi edinebiliyoruz.”

TAKLİT VARSA “TUTTU” DEMEK
Sektörlerin dikkate aldığı bir başka “tuttu” işareti ise rakiplerin tavrı. Eğer yeni ürün çıktıktan kısa süre sonra pazarda benzerleri çıkmışsa bu, olumlu bir işaret. Goldaş Kuyumculuk Pazarlama Yöneticisi Gökhan Aydın, “Bir modelin benzerlerinin piyasaya farklı kanallardan hızlıca girdiğine şahit oluyoruz. Ürün ne kadar başarılı olur-
sa taklitleri de o kadar fazla oluyor” diye konuşuyor. Doğtaş Pazarlama Satış Direktörü İlhan Tunçman da benzer yorumları yapıyor ve ekliyor: “Rakiplerin benzer ürünleri yapması, ürün hakkında olumlu görüşlere sahip olmamızı sağlıyor. Müşterilerin ürünü görmezden gelmesi, ürün hakkında yorum yapmaması veya olumsuz yorumlar gelmesi ise ürünün tutmadığı yönünde bizlere bilgi veriyor.” Atlas Halı Ürün Grup Müdürü Tuba Nalbantoğlu, aynı durumun halı sektöründe de söz konusu olduğunu belirtiyor ve şunları söylüyor: “Pazardaki rakiplerin de aynı tür ürüne yönelmeleri bize ‘Bu ürün tuttu’ dedirten özellikler arasında.”

NE KADAR SABREDİLİYOR?
Aslında yeni bir ürüne tanınan süre hem sektörlere hem kategorilere göre değişiyor. Management Center’dan Tanyer Sönmezer, bu sürenin otomotivde 2-3 yıla yayıldığını, hızlı tüketimde ise 4-6 haftaya kadar kısaldığını söylüyor. Sönmezer, “GSM’de yeni bir ürün ya da hizmet bir hafta içinde tutmazsa bir daha tutmaz” diyor.
Kuyumdaki durumu ise Atasay Yönetim Kurulu Üyesi Atasay Kamer özetliyor: “Yeni ürüne en az 1 aylık süre öngörüyoruz. İlk verilerle, ortalama sonuçlar ortaya çıkıyor. Eğer yeterli ilgi yoksa zaten anlaşılıyor.” Gıdada da çok uzun süreler beklenmiyor. Keskinoğlu Şirketler Grubu Pazarlama Grup Başkanı Keskin Keskinoğlu, “3-4 aylık bir bekleyiş dönemi oluyor. Eğer marketlerden yeterli talep gelmiyorsa ürünün tutmadığını anlıyoruz” diyor.

NE ZAMAN ÜMİT KESİLİYOR?
Peki yeni üründen ne zaman ümit kesiliyor? Koç Üniversitesi İşletme Bölümü’nden Yardımcı Doç. Dr. Nükhet Harmancıoğlu, “Ürünün delist edilmesini engellemek için ürün piyasaya sürülmeden bazı veriler toplanmalı ve incelenmeli” diye konuşuyor. Şirketler ise bu konuda oldukça hassas. Alfemo Pazarlama Müdürü Süleyman Zo-ral, “Bir ürüne çok inandıysak daha fazla sabrediyoruz. Ancak satışlar düştüğünde, müşterinin ilgisi bittiğinde satıştan kaldırma kararı alırız” diyor. Goldaş Pazarlama Yöneticisi Gökhan Aydın’ın görüşleri ise şöyle: “3 ay boyunca yeterli ilgiyi görmeyen, satış performansı zayıf olan koleksiyonun yeniden üretimi doğru olmuyor.” 

TIM J. SMITH / PAZARLAMA UZMANI
“VİZYONER KESİMİ YAKALAYIN”
İKİ TİP MÜŞTERİ VAR 

Bir kısım müşteri yeni ürünün kendini ispat etmesini bekler. Diğer bir kesim müşteri ise yenilikçiliği, yeni çözümleri, yaratıcılığı takdir eder. Risk alarak da olsa yeniyi dener. İşte bu ikinci kesim müşteri, “early adapters” dediğimiz vizyonerlerdir. Genelde bu kesim, hedef kitlenin yüzde 1 ila yüzde 10’u arasındadır. Bu kesimi yakalamak, ürünün tutup tutmayacağını ölçmek açısından iyi bir yöntemdir.
ZAMANLAMA ÖNEMLİ 
Ürünün kabul görüp görmediğini anlamak için zamanlama çok önemli. Hızlı tüketim ürünüyse tutup tutmayacağı birkaç ay içinde anlaşılır. Bazı sektörlerde ise yılları bulabilir. Eğer bir ürün piyasaya çıktıktan sonraki bir yıl satmadıysa kesinlikle başarısız demektir. Ama hiçbir yönetici bu kadar uzun süre bekleyemez. O nedenle ilk lansmanın ardından tüketiciden gelen her türlü geri bildirim çok dikkatle ele alınmalı.

HİLAL SUERDEM / KİĞILI CEO’SU
“MÜŞTERİ ÇOK ÖNEMLİ”
SATIŞ DEVİR HIZI KRİTİK 

Hazır giyim sektöründe en çok dikkate alınan işaretler, satış devir hızı ve müşteri talepleridir. Müşterinin ne istediği bizim için çok önemli. İç ve dış müşteri yorumları da nasıl ilerleyeceğimizi belirleyen kilit noktalardandır. Bu yorumlar mutlaka dikkate alınır. Çünkü tüketicinin ya da piyasanın ürünü sevip sevmediğini, ürünün eksi ve artı yönlerini en açık ve net şekilde bu yorumlardan öğrenebiliyoruz.

YENİ ÜRÜNE 2 AY SÜRE 
Yeni ürüne kendini ispat etmesi için maksimum 2 ay süre tanırız. Bu sürede ürün satış takipleri düzenli olarak yapılır. Günlük ve aylık satış hızına bakılır, AR-GE departmanından gelen araştırmalar doğrultusunda nasıl ilerleyeceğimize yön veriyoruz. Gerekli kampanya çalışmaları da yapıldıktan sonra hala olumlu sonuçlar alınmıyorsa ‘tutmadı’ sonucuna varılabilir.

TEHLIKE ÇANLARI
NE ZAMAN ÇALAR?
PAZAR PAYI ARTMIYORSA 

Koç Üniversitesi İşletme Bölümü’nden Yardımcı Doç. Dr. Nükhet Harmancıoğlu, “Eğer pazar büyüyor fakat ürünün pazar payı buna uyum sağlayamıyorsa o ürün başarısızlığa yelken açmış demektir” diyor.

SATIŞLAR YETERSİZSE 

Step Halı Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şengör ise “Bir ay boyunca satış ve sipariş performansı bütçelerin altındaysa bu ürün için doğru zamanlama değildir” diye konuşuyor.
YORUMLAR OLUMSUZSA 

Vestel Pazarlama Genel Müdürü Ergün Güler, tüketici yorumlarına dikkat çekiyor: “Ürün, gelişme dönemine geçiş yapamamışsa ve olumlu geri bildirimler alınmıyorsa üretimi bırakma ihtimalini değerlendirebiliriz.”

İADELER ARTARSA 
Keskinoğlu Şirketler Grubu Pazarlama Grup Başkanı Keskin Keskinoğlu ise iadelere vurgu yapıyor. Ona göre marketlerin iadelerinde gözlenen azalma veya artma oranları, ürünün pazardaki durumu hakkında önemli mesajlar veriyor.

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND