Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Girişimciliği aileler törpülüyor

Anadolu’nun bereketli topraklarında yeterince girişimci yetişmemesi tesadüf değil. Girişimci kuşakların yetişmesinin önündeki en büyük engel aileler. Ailelerin sabit gelir ve düzenli çalışma saati tavsiyesi genç kuşakların girişimcilik cesaretini törpülüyor.

Girişimcilik cesaret isteyen bir iş. Maddi durum, alınan riskler bir yana, içinde bulunulan kültür de girişimciyi etkiliyor. Çocuklarının ‘garanti’ bir işte çalışmasını isteyen aileler, yönlendirmeleri de bu şekilde yapıyor. ‘Aman az da olsa düzenli bir gelir olsun’ veya ‘çalışma saatleri belirli olsun’ gibi düşünceler girişimcileri kültürel yönde etkileyen engeller.

Türkiye’nin toplumsal yapısına bakıldığında da girişimcilikten çok mecburi bir garanticiliğin daha yaygın olduğu görülüyor. Araştırmalar da bu durumu destekliyor. Küresel Girişimcilik Monitör Araştırması’na göre Türkiye girişimcilik konusunda 42 ülke arasında 32. sırada yer alıyor. Buna rağmen Global Girişimcilik Raporu’na göre Türk girişimcilerden sadece yüzde 25’i başarısızlıktan korkuyor. Bu oran diğer ülkelerde ortalama yüzde 32. Yani Türkler girişimcilik konusunda daha cesur. Fakat önlerindeki engeller nedeniyle çok da varlık gösteremiyorlar.

Kendi işini kurmak, hayallerinin peşinden gitmek birçok açıdan cesaret isteyen bir iş. Öncelikle riskli, garantisi yok, büyük para kaybedilebilir. Bütün bunların yanı sıra bir de aile engeli var. Öğretmenlik, askerlik gibi işler, aileler tarafından ‘devlet kapısı’ yani ‘garanti iş’ olarak görülüyor. Çocuklarının da bu meslekleri yapmasını istiyorlar. Özellikle bu işleri yapan ana babalarda çocuklarının da aynı işi yapması, sabit geliri olmasını beklemesi gibi bir istek var. Girişimci ailelerde durum farklı. Onlar zaten bu aşamalardan geçtikleri için çocuklarını destekleyebiliyorlar. Ama böyle ailelere de çok ender rastlanıyor. Özellikle maddi açıdan rahat değillerse riske girmek yerine çocuklarının ‘sabah 9 akşam 6’ bir işte çalışmalarını tercih ediyorlar. Bu istek karşısında girişimci olmak isteyen gençle ailesi arasında çatışma yaşanabiliyor.

Aileler açısından revaçta olan mesleği belirleyen birçok etmen olduğunu belirten Sosyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Birsen Gökçe, zamanla da bu algının değişebildiğini söylüyor: “Toplumumuzda daha önceleri kız çocukları için öğretmenlik, hemşirelik, erkek çocukları için de mühendislik, doktorluk gibi meslekler daha revaçta iken, bu gün bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte bilişim sektöründe çalışmak daha popüler hale geldi.” İş garantili olarak görülen öğretmenlik, doktorluk, mühendislik, avukatlık, askerlik Türkiye’de itibar gören meslekler arasında. Söz konusu meslekler yine kız ve erkek çocuk oluşuna göre bireye farklı şekillerde sunuluyor.

Gençler yenilikçi mesleklere açık
Fakat gençler kendi ilgi ve yetenekleri dahilindeki mesleklere yönelme eğiliminde. Bu seçimi de ileriyi pek düşünmeden, işin maddi boyutunu hesaba katmadan yapıyorlar. Gençler için önemli olan çalıştıkları işte mutlu olmak. Türkiye’nin toplumsal yapısı düşünüldüğünde girişimcilikten çok mecburi bir garanticiliğin daha yaygın bir eğilim olduğu söylenebilir diyen Gökçe, mesleğin toplumun standartlarından çok farklı bir meslekse aile ile çatışmanın çok daha fazla olabileceğini ifade ediyor. Örneğin bir genç müziği çok sevdiği için konservatuvar okumak istiyor, ancak anne ve babası onun geleceği ile ilgili endişe duydukları için onu başka bir mesleğe yönlendiriyor hatta genç ile çatışmaya girebiliyorlar. Bu durumda anne ve baba garantisi olan (ve konu komşu nezdinde itibarı olan) mesleklere yönelirken genç ideallerinin peşinden koşmayı istiyor. Gençlerin yenilikçi mesleklere, girişimlere açık olduğunu belirten Gökçe yeni branşlarda da kapasitelerin çok sınırlı olduğunu bu yüzden tercihlerin daralabildiğini söylüyor.

Kadınların geleneksel rolleri var
Girişimcilerin karşılaşacakları güçlükler cinsiyetlerine göre de değişiyor. Kadınlara toplumda annelik, ev kadınlığı gibi geleneksel roller yükleniyor ve bu roller de iş hayatındaki kadını zorluyor. Erkeğe ise sadece ev dışı roller yüklenmiş. Böylece erkek hem fiziksel hem zihinsel olarak bölünmeksizin kendisini işine verebiliyor. Ayrıca sınıfsal ve kültürel yapı da girişimciliğe engel olabiliyor. Pek çok atasözünün girişimciliği hiç de onamadığını belirten Gökçe: “Eldeki serçe çalıdaki keklikten evladır, gibi örnekler çok” diyor. Zenginliğin, özellikle girişimcilikle oluşturulmuş bir zenginliğin 1980 sonrası Türkiye’de her açıdan onaylanan bir durum olduğunu ifade eden Gökçe söz konusu değişime Türk sinemasından da çok sayıda örnek verilebildiğini söylüyor: “1980 öncesinde pek çok Yeşilçam filminde zengin iş adamının kaçırılan kızının hikayesi görülürdü. Dolayısıyla zenginlik ve bunun sunumu korkulan bir şey olarak sunulmaktaydı. Haliyle girişimcilik de öyle. Fakat bugün bunun tam tersi olduğu söylenebilir.”

Kültürel kodlar etkiliyor
Girişimciliğin istendiğini belirten Gökçe, Türkiye’deki ticaret kanunlarının çok ortaklı kuruluşları işleyişini tam teminat altına alamayışının, kayıt dışı ekonominin çok fazla oluşunun, ortaklar arası ilişkilerin sağlam temellere dayanmasını desteklemediğini ifade ediyor. Bu nedenle sermaye gücü birleşemediğinden, güçlü sermaye oluşamıyor ve yatırımlar da küçük teşebbüslerden ileri gidemiyor. Bu durumda da dünya ile rekabet olanağı kalmıyor. Rastladığı bir duvar yazısında “Ataerkil bir toplumun hataerkil evlatlarıyız” dendiğini belirten Gökçe kültürel kodların neyi ne kadar yapabileceğimizin sınırlarını çizdiğini söylüyor: “Sınırları aştığınızda ise toplumsal yaptırımlarla karşılaşırız. Dolayısıyla girişimci insan tipini üretmede içinde yaşanılan kültürel ortam da etkenlerden biri.”

Aileler girişimciliği kariyer olarak değerlendirsin
Ülkenin sosyo-ekonomik durumu girişimci tiplemesini de etkiliyor diyen Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Erkut, azgelişmiş toplumlarda girişimcilerin büyük çoğunluğunun zaruretten girişimci olduğunu söylüyor. Bilgi toplumlarından çıkan girişimcilerin büyük çoğunluğu ise başka alternatifleri olmasına rağmen bir fırsat görüp girişimci olmaya karar veriyorlar. Erkut, Türkiye’nin bu yelpazede şu anda ortalarda yer aldığını ifade ediyor ve ekliyor: “Son Global Girişimcilik Raporu’na göre ülkemizdeki girişimcilerin yüzde 37’si zaruretten yatırımcı. Bu rakam Türkiye’nin sınıfında olan 24 ülke için (örneğin Brezilya, Rusya, Çin) ortalama yüzde 31. Türkiye’de girişimcilik henüz çok yeni. Toplumun çok önünde giden tek tük örnekleri bir kenara bırakırsak, girişimcilik tarihimiz son 30 yıl ile sınırlı. Şu anda Türkiye’nin iş gücünün yüzde 3.7’si olgunlaşmış girişimci, yüzde 5.1 ise yeni iş sahibi. Türkiye’nin on binlerce yeni girişimciye ihtiyacı var. Bizim ailelere önerimiz, girişimciliği de bir kariyer olarak değerlendirmeleri.”
Türk toplumu tarihinin, sosyolojik ve ekonomik nedenlerle geçmişte meslekler konusunda oldukça tutucu olduğunu ifade eden Erkut, bunun son 20 yılda hızla değiştiğini söylüyor. Türkiye’den başarılı bir teknoloji veya internet şirketinin çıkabilmesi binlerce Türk gencine cesaret veriyor. Türk toplumunun 2000’li yıllarda ciddi bir değişimden geçtiğini söylemek mümkün diyen Erkut, eskiye kıyasla çok daha açık görüşlü ve fırsatları değerlendirmeye çalışan kuşaklar yetiştiğini belirtiyor.

Yüzde 25’i korkuyor
Üç kuşaktır memur olan bir ailenin daha garantici olabildiğini belirten Erkut içinde serbest meslek ile uğraşan bireylerin olduğu ailelerin risk almaya daha yatkın olduğunu söylüyor: “Global Girişimcilik Raporu’na göre Türk girişimcilerinden sadece yüzde 25’i başarısızlıktan korkuyor. Bu oran Türkiye ile aynı grupta olan ülkelerde ortalama yüzde 32. Yani buradan Türk insanının dünya ortalamasına göre daha risk almaya yatkın olduğunu çıkarabiliriz.” Toplumsal değerlere, tarihe ve ekonomi tarihine bakarsak, Türkiye’nin girişimci yetiştirmek için iyi bir ortam olmadığını düşünebiliriz diyen Erkut, öte yandan, Türkiye’deki başarılı girişimcilerin yüksek sosyal statüsünün, başarısız girişimcilere gösterilen toleransın, medyanın girişimcilere pozitif yaklaşımının, ülkede girişimciliği destekleyen faktörler olduğunu söylüyor: “Türk girişimcilerinin ve iş adamlarının son 30 yılda yurt içinde ve dışındaki başarıları da ülkede girişimciliği olumlu yönde etkiledi. Ahmet Nazif Zorlu’nun, Alphan Manas’ın, Ali Sabancı’nın, Nevzat Aydın’ın, Sezai Türkeş’in, Hüsnü Özyeğin’in hikayelerinden etkilenmemek mümkün değil.”

42 ülke içinde 32. sıradayız
Girişimcilerin kişisel özellikleriyle iligili Türkiye’de sistemli bir çalışma yok. Bununla birlikte girişimcilik faaliyetlerinin ve girişimcilere ait genel bilgilerin dünya çapında toplanarak karşılaştırıldığı bir veritabanı var: GEM. Dünya çapında yaklaşık 50 ülkenin girişimciliğini 1999 yılından beri ölçen Global Entrepreneurship Monitor (GEM) (Küresel Girişimcilik Monitör) isimli çalışma 2006 yılından beri Türkiye’de de yapılıyor. Bu veritabanı çok boyutlu olduğu için ve detaylı bir çalışma yayınlanmadığını belirten Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dilek Çetindamar, tek karşılaştırmanın 2006 yılı verisiyle yapıldığını belirtiyor. Buna göre, 42 ülke içinde fırsatları yakalamak ve hayata geçirmek için girişimci olanlar açısından Türkiye 32’nci sırada yer alıyor. Çetindamar, geçimini sağlamak zorunda olan ve iş bulamayan kişilerin ne olursa olsun geçimini sağlayacak faaliyetler yürüttüklerini ifade ediyor. Dünya ortalamasına göre kadın girişimcilerin erkek girişimci oranının ancak yarısı olduğunu beliren Çetindamar, Türkiye’de tüm girişimciler içinde kadınların payının sadece yüzde 10 olduğunu söylüyor: “Çalışma hayatına kadınların katılımının yüzde 22 civarı gibi gelişmiş ülke standartlarının neredeyse yarısına düşmüş bir ülkede girişimci olmak için destekleyici bir altyapı yok. Siyasi ve kültürel birçok engel var. GEM verisiyle elde ettiğim sonuçlara göre Türkiye’de kadınların eğitim seviyesi arttıkça girişimci olma olasılıkları da artıyor, oysa erkeklerde eğitim seviyesinin artması girişimciliklerini etkilemiyor. Her beş kadından birinin okuma-yazma bilmediği bir toplum olan Türkiye’de dolayısıyla kadın girişimci de az.”

Aileler neye göre meslek seçiyor?
Birsen Gökçe ailelerin çocukları için meslek tercihini etkileyen etmenleri ve nedenlerini şu şekilde sıralıyor:
1) Mesleğin iş garantisinin olması: Ailelerin ağırlıklı olarak tercih ettikleri meslekler iş garantisi olan meslekler oluyor. Bu doğrultuda da çocuklarının genellikle kamu kurumlarında çalışmalarını istiyorlar. Son yıllarda aileler için meslek önceliği, mesleğin hangi meslek olduğundan çok, söz konusu mesleğin iş olanağına sahip olup olmadığı. Ailelerin bu yaklaşımı garanticilikle birleştiğinde en uygun alternatif “devlet kapısı” olarak görülüyor. Ayrıca aileler için meslekten çok, o mesleğin hangi üniversitede okunarak elde edileceği de önem taşıyor. Örneğin ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ, Hacettepe vb. üniversitelerden dil vb. donanıma sahip olarak mezun olmak da mesleğin bir iş garantisi olarak algılanabiliyor.
2) Cinsiyet: Türkiye’de aileler kız çocuklar için az riskli, garantili, düzenli çalışma saatleri olan meslekler seçerlerken; erkek çocukları için riskli olabilecek, düzensiz çalışma saatleri olan ancak geliri yüksek askeri veya teknik meslekleri seçiyor. Bu anlayışa göre kadının emeği eve bir katkı olarak görülürken; güçlü erkek imgesinin var olduğu ataerkil toplum yapısında erkeğin emeği evin yegâne geliri olarak görülüyor.
3) Ait olunan sosyal sınıf: Üniversitelerin eğitim fakülteleri, mühendislik fakülteleri ve iktisat, işletme ve kamu yönetimi bölümleri taşra-merkez fark etmeksizin sürekli artan puanlarla daha fazla tercih ediliyor ya da ailelerce çocuklarına tercih ettiriliyor. Yeni orta sınıf ya da orta-üst sınıf denilebilecek kentli profesyoneller ve üst sınıf ailelerin eğilimleri daha farklı olabiliyor. Onlar bilişim sektörüne, modaya, yeni teknolojilere yönelik ve doğrudan iş piyasasına entegre olabilen bölümleri ve üniversiteleri seçiyorlar. Bu bağlamda yeni ve revaçta olan geleceğin meslekleri üzerine eğitim almak da giderek sınıfsallaşıyor. Ayrıca sosyal sınıf kapsamında ailenin sosyo-kültürel yapısı da meslek tercihini doğrudan etkileyen etmenler.

Amerika’da girişimcilik destekleniyor
Sosyal ve kültürel değer farklılıkları nedeniyle girişimciliğin çok kabul görmediği bazı ülkelerde başarısız olma korkusu yüzünden girişimcilik faaliyetinin düşük olduğunu gözleyen Çetindamar, girişimcilik ve yenilik açısından en başarılı örnek olarak gösterilen ABD’de, toplumun girişimcileri desteklediği ve teşvik ettiği bir toplumsal yapı olduğu, bunun ise yeniliklerin temelini oluşturduğu söyüyor. Bu kültürel ortam sayesinde, araştırmacılar üniversite veya araştırma kurumlarındaki görevlerinden ayrılarak şirket kurma cesaretini bulup risk alabiliyor.
Türkiye’nin buluşlara/icatlara açık olmadığını düşünen Çetindamar, açık fikirli olmanın göstergesi olan patent sayıları açısından 100 bin kişi başına mevcut patent sayısının Türkiye’de sadece 37 olduğunu söylüyor. “Türkiye’ye oranla toplam patent sayısının Yunanistan’da 2,5 kat ve Güney Kore’de de 333 kat daha fazla olduğu görülüyor. Ayrıca yenilik yapabilmek için araştırma-geliştirme yapmak gerekir. Türkiye’de sanayi tarafından yapılan araştırma-geliştirme harcamalarının 2000 yılında kişi başına karşılığı 6,9 dolar iken bu rakam İsviçre’de 808 dolar, İsveç’te 778 dolar, Japonya’da 747 dolar ve ABD’de 706 dolar.”

Girişimciliğin avantaj ve dezavantajları

Avantajlar
– Kişisel becerilerin sonuna kadar kullanılmasını sağlayarak kişisel tatmin sağlaması.
– Topluma katkıda bulunmak.
– Geleceğini kendi ellerinle yaratmanın getirdiği mutluluk.
– Zengin olma olasılığı.
– Doğru bildiği yolda ilerleyebilmesi.
– Oturmuş bir hiyerarşi içinde bulunmak zorunda olmama
Dezavantajlar
– Belirsizlik.
– 24 saat 7 gün işi düşünmenin getirdiği stres.
– İşlerin yolunda gitmemesi durumunda tüm maddi birikimlerin kaybedilmesi.
– Başarı güvencesi olmaması.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND