Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Girişimcilerin Türk usulü dünyası…

Yazarımız Faruk Türkoğlu bu kez Türk girişimcilerinde bulunan güçlü ve zayıf özelliklerini yazdı. Bunlar tabii sadece girişimcilerin değil, Türkler olarak bizlerin ortak özellikleri olarak görülebilir. Daha iyi girişimlerin yolu güçlü yanlarımıza odaklanmaktan geçtiğine göre bu yazıyı tıklayalım, okuyalım…

türk usulü girişimcilik, iş hayatı, girişimcilik

Referans gazetesinin üçüncü yılına adım atarken başlattığı “Türkiye”nin Hızlı Balıkları” adlı kapsamlı dizi için genç muhabir arkadaşlarımın yaptığı araştırma ve söyleşiler, iş insanı ve yönetici profilinin hızla değişmekte olduğunu ortaya koyuyor. Geçen ilkbahar ayları süresince ekonomide yaşanan ve zamanla dinmesi beklenen dalgalanmalara karşı verilen tepkinin, geçmiş yıllara göre daha dirençli ve olgun olması da bu gözlemi güçlendiriyor.

Değişen paradigmaya uyum sağlamada büyük mesafe alan girişimcilerimiz ve is insanlarımızın değişen profilinin başlıca karakter çizgilerini şöyle özetlemek mümkün:

-Girişimcilerimiz dünyaya ve iş hayatına eskisine göre daha pozitif bakıyor. Mazeretlerin arkasına saklanmak yerine imkansızlıklarla elinden geldiğince mücadele etmeyi tercih ediyor.

-Yeni iş sahibi ve yönetici kuşağı, geçmiş dönemlere göre daha “dışa dönük ve atak” bir profil veriyor.

-Geçen yüzyılda “Ortadoğu ve Balkanların en büyüğü” olmakla yetinilirken, yeni kuşak girişimciler, yönettikleri kuruluşları bir “Avrupa şirketi” hatta bir “dünya şirketi” durumuna getirmeyi hedefliyor.

– Yeni iş insanı kuşağında eleştirel ve analitik düşünce yeteneği daha yüksek. Bunun en önemli kanıtı, zengin ülkelerde yaşanan 2001-2003 resesyonu sırasında ortaya çıktı. Avrupa”daki farklı tüketici segmentlerinin taleplerine uygun elektronik, beyaz eşya ve konfeksiyon ürünleri ile dış pazarlara giren girişimcilerimiz, dış ülkelerdeki durgunluğa rağmen ihracatlarını hızla artırmayı başardı.

– Krizlerle, iç ve dış ekonomik istikrarsızlıklarla boğuşarak pişen yöneticilerimiz, geçmiş dönemlere göre daha fazla özgüvene sahip görünüyor. Bu özgüven, AB”ye uyum sürecinin zahmet ve sıkıntılarını aşmak konusunda iş dünyasının en büyük kozu olacak.

İddialı hedefler

Zor koşullarda şirketlerinin temelini atıp büyüten “kurucu babalar”ın yerine geçen ikinci kuşak, daha eğitimli ve dışa açık olduğu için, iç ve dış pazarlarda büyüme şansını daha iyi değerlendiriyor. Pazarı okuma yeteneği ve teknolojiyi izleme düzeyi açısından Avrupa”daki meslektaşlarına hızla yaklaşan genç profesyonellerimiz ise küreselleşme döneminin yeni oyun kurallarına uyum konusunda olumlu performans gösteriyor. Çünkü profesyonellerimizi eğitim düzeyi ve yüzde 67 olan yabancı dil bilme oranı, örneğıin Almanya ve Fransa”dakinin gerisinde değil.

Türkiye, bugün 2015 yılında AB”nin tam üyesi olmak ve 2023 yılında AB”nin ortalama refah düzeyine ulaşmak hedeflerine kilitlenmiş durumda. Girişimcilerin ve profesyonellerin değişen profilleri ve küreselleşme dönemine uygun olarak kazandıkları hız, bu hedeflere ulaşılmasını kolaylaştıracak. İşçilerimizin, esnaf ve tüccarın artan verimliliği ile KOBİ”lerin hız kazanarak yapacakları atılım, gelecek dönemde Türkiye”nin önünü açacak.

Bu hedeflere ulaşmak için, kısa vadeli sorunların ve günlük sıkıntıların arada bir üstüne çıkmak ve gözümüzü geleceğe dikmek şart. Kısa vadenin bizi hep zorlayan sırat köprüsünü bir geçebildiğimiz takdirde, Türkiye”nin erişebileceği nokta, en iyimser kişileri olanları bile şaşırtabilecek. Bunun için girişimcilerin aşağıda özetlediğimiz olumlu yönlerini geliştirmeleri, zaaflarını ise azaltması gerekiyor.

Girişimcilerin geliştirmeleri gereken yönleri

İş insanlarımız, aşağıdaki erdem, yetenek ve becerilerini geliştirdikleri takdirde, Türkiye”nin ekonomik kurtuluşuna daha büyük katkıda bulunabilirler:

Varkalım azmi: İnsanımızda yapı olarak en zor koşullarda bile ayakta kalmayı sağlayan bir varkalım azmi var. Amerikalı yazar Mary Lee Settle, Kore”deki bir esir kampında yaşananları bir emekli albay arkadaşının tanıklığı ile naklederken, bu azmin altını çiziyor. “Eğitim düzeyleri daha yüksek olan Amerikalı arkadaşlarım, kısa sürede çözüldü ve sık sık hastalandı. Ölenler. oldu. Biz kendimize bakmayı beceremiyorduk. Türkler ise hayatta kalmayı biliyorlardı. Bizden fazla yiyecekleri yoktu ama neleri varsa paylaşıyorlardı. Örgütlüydüler. Hastalanan Amerikalılara da onlar baktı…” Bu uyum yeteneği , ayakta kalma cesareti ve varkalım azmi, iş insanlarımızda da var. Öyle olmasa, bu kadar krize ve istikrarsızlığa rağmen hâlâ “Yıkılmadım, ayaktayım!” diyebilirler miydi?

Ribaunt yeteneği: Kırılgan ruh hali nedeniyle ikide bir tökezlememize rağmen, girişimcilerimiz sıkıntılı bir dönemden sonra kendilerini çok çabuk toparlayabiliyor. Kriz yıllarının hemen ertesinde yüksek büyüme hızlarına ulaşılması bu yeteneğin en önemli göstergesi sayılıyor. Kocaeli”nde 1999 depreminden hemen üç ay sonra, deprem öncesi kapasite kullanım oranlarına ulaşılması da ribaunt yeteneğinin diğer bir kanıtını oluşturuyor.

Ticari zekâ: Bu topraklarda yaşayan insanların ticari zekâsı hep yüksekti. Dünyanın ilk ticaret merkezi 9000 yıl önce Çatalhöyük”te kurulmuştu. Para ve bankacılık gibi uygulamalar da ilk kez Frigya ve Lidya”da geliştirilmişti. Bunlara Ortadoğu insanının ticari becerileri de eklendiği için girişimcilerimiz alım-satım konularında başarılı bir performans gösterebiliyor. Bu ticaret yeteneğinin, küresel dönemin oyun kurallarına uygun şekilde geliştirilmesi, cari işlemler açığı sorununu çözebilir.

Teknoloji merakı: Girişimcilerimiz yeni bir tesis kurduklarında, en ileri teknolojiyi seçiyor. Fuarlara giden sanayiciler hep en modern makineleri satın alıyor. Bu tercih verimliliğin yükseltilmesini kolaylaştırıyor. Ancak teknoloji üretimi ile araştırma ve geliştirme konusunda maalesef pek istekli görünmüyoruz.

Küresel zihniyet: Büyük bir imparatorluğun mirasçıları olarak, farklı kültürlerden olan insanlarla birlikte yaşamak ve iş yapmak konusunda epey deneyimimiz var. Bu deneyim, gelecek yıllarda ihracatın artırılması, ve yabancı sermaye ile işbirliğinin güçlendirilmesi gibi konularda işe yarayabilir.

Uyum becerisi ve esneklik: Hızlı değişim dönemlerinde ancak değişen ortama ve yeni oyun kurallarına uyum sağlayanlar varlıklarını sürdürebiliyor. Dünya görüşü ve hayat tarzı açısından en gelenekçi girişimcilerimizin bile, ekonomideki yeni trend ve modalara uyum sağlamada gösterdiği başarı, ekonomiye dinamizm kazandırıyor ve gelecek için umut veriyor.

Hızlı olmak: Yeni dönemde yalnız, düşünce, tasarım, karar alma, üretim ve pazarlamada hızlı olanların ayakta kalabileceğini fark eden iş insanlarımız, gerekli önlemleri erkenden alabiliyor. Avrupa Birliği”nde ise 100 yılı aşkın bir sanayi geleneğinin varlığı, iş dünyasının yeniliklere sıcak bakmasını zorlaştırıyor ve üye ülke ekonomilerini yavaşlatıyor.

Cesaret: Ekonomide devlet desteğinin öneminin giderek azalması, iş insanlarımızı gerçek bir kapitalist gibi daha cesur kararlar almaya zorluyor. Bu cesaretin, gözü kara bir iş yapma biçiminden, riskleri de dikkate alan ihtiyatlı bir dinamizme dönüşmesi, gelecek dönemde ekonominin itici gücü haline gelebilir. Cesaretin özellikle, bugüne kadar el atılmamış yeni iş alanlarında gösterilmesi ise ekonominin yıllanmış sorunlarını çözebilir.

Bilgi ve öğrenme açlığı: Geçen yüzyılın 90”lı yıllarına kadar yalnız kendi aklını seven ve kendi bilgisine güvenen girişimcilerimiz son dönemde profesyonellerin, uzmanların ve danışmanları ürettiği bilgilere de değer vermeye başladı. 21. yüzyılda bilginin para ve sermaye kadar önemli bir üretim faktörü olduğunu fark eden girişimcilerin öğrenmeye verdikleri önem, bilgi açığımızı hızla kapatacak gibi görünüyor.

Girişimci ruh: İş insanlarımızın yukarıdaki olumlu yönlerinin verdiği dinamizm sayesinde girişimci bir ruha sahip olduğunu söylemek mümkün. Bu “dışa dönük ve atak” iş yapma biçimi yeni krizlerle törpülenmediği takdirde, Türkiye gelecek 10 yılda AB”nin en dinamik ülkesi olabilir. Eğer iş dünyası diğer yazıda vurguladığımız zaaflarını azaltmayı başarabilirse, bu girişimci ruh sayesinde Türkiye 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bir ekonomik mucizeye imza atabilir.

GİRİŞİMCİLERİN KURTULMASI GEREKEN ZAAFLARI

İş sahipleri, yöneticiler ve girişimciler, kültürümüzden ve ekonomi tarihimizden gelen aşağıdaki zaafların etkisinden kurtuldukları takdirde, performansların en yüksek noktaya yükseltebilir:

Sürekli sızlanma alışkanlığı: Girişimcilerimiz en iyi zamanlarında bile hallerinden şikayet eder. Tarihsel olarak Osmanlı dönemindeki mülke el konma (müsadere) korkusundan kaynaklanan bu sızlanmaların arkasında rakipleri kazançlı bir işten uzak tutma amacı da yatar. İş dünyasındaki dernek ve oda başkanlarının bir bölümü ise ağlaklığı, devletten daha fazla teşvik ve destek koparmak için bir araç olarak kullanır. Mafyanın musallat olmasından korktuğu için işlerini kötü gittiğini söyleyenler de vardır. Maliye”nin genellikle hiç vergi vermeyenlerin değil de başarılı ve iyi kazanç sağlayan mükelleflerin peşine düşmesi de, girişimcilerin “İşler iyi gidiyor” demesini önler.

Taklitçilik: Bizde, küçük esnaftan büyük holding sahiplerine kadar taklitçilik çok yaygındır. İş insanlarımız, yeni ve modern iş alanlarına yatırım yapmak yerine, başarılı olan komşusunu taklit eder. Bu eğilim, atıl kapasitelerin ortaya çıkmasına ve kâr marjlarının gerilemesine yol açar.

Yeni iş alanlarından uzak durmak: Taklitçiliğin bir sonucu olarak, yeni ve ileri teknoloji ürünlerine yönelik iş alanlarına yatırım yapan girişimcilerin sayısı yok denecek kadar azdır. Nitekim, son 10 yılda kendi işlerinde başarılı olan tekstilcilerimiz, ileri elektronik, kimya veya biyoteknolojiye yönelmek yerine, parasını lüks konut projelerine yatırmaya başladı. Oysa Güney Kore tekstilden kazandığını elektroniğe yatırarak büyümesini hızlandırmasını bildi.

Deniz korkusu: Girişimcilerimiz geleneksel olarak deniz ticaretine soğuk bakar. 1082”de yazılmış ve 500 yıl Doğu”da sultanların, şehzadelerin ve vezirlerin başucu kitabı olmuş, Kabusname adlı eserde, tüccara şu öğütler verilir: “10 akçen kuru yer seferinde buçuk kâr (yüzde 5 kazanç) getiriyorsa bir akçe kâr (yüzde 10) için denize girme. Gerçi deniz seferinin kârı bol olur ama zahmeti ve ziyanı fazladır… Deniz ticareti hem mala tehlikelidir, hem cana.. Ama acayip eserlerini görmek için bir kez denize girsen uygundur. O da ibret için, kâr için değil…” Girişimcilerimiz, kitabın yazarı Keykavus”un bu öğütlerini yüzyıllardır dinlediği için üç tarafı denizle çevrilmiş olan Türkiye”de Karadeniz Bölgesi dışında yeni pazarlara yelken açmış armatörlerin sayısı çok azdır.

Ortaklıktan çekinmek: “Ortaklı inekten, buzağı yeğdir”, “Ortak malda hayır yoktur” gibi atasözlerimizde de vurgulandığı gibi, iş kültürümüzde ortaklığa pek sıcak bakılmaz. Girişimcilerimiz, mülkiyet kıskançlığı nedeniyle ortaklık, stratejik ittifak ve işbirliği konusunda kılı kırk yarar. Büyük holdinglerimiz arasında stratejik işbirliğine nadiren rastlanır.

Mikroyönetim: Özellikle küçük ve orta boy işletmelerin sahipleri, büyüme stratejisi geliştirmek yerine, işin her türlü ayrıntısı ile uğraşır. Bu girişimciler, yönetim kadrosuna yetki devrine yanaşmadıkları ve ayrıntılar içinde boğuldukları için yaklaşan riskleri ve fırsatları algılayamaz.

Sistematik düşünme eksikliği: İş insanlarımız herhangi bir sorunla karşılaştıklarında, tablonun bütününe bakıp kalıcı çözümler aramaya pek yatkın değildir. Sorunları kısa görünen ama sapa yollardan çözme alışkanlığı nedeniyle, aynı sorunlarla tekrar karşılaşır.

Güvensizlik: Bazı haklı nedenleri de olsa, girişimcilerimiz, komşusuna, ortağına, iş yaptığı kimselere hatta devlete bile güven duymaz. Oysa iş hayatı ancak güven ortamında gelişebilir. Güvensizlik piyasalardaki normal dalgalanmalara bile abartılı tepkiler verilmesine neden olur. Bu “panik atak” nöbetleri, volatilite ve istikrarsızlığa, istikrarsızlık ise güvensizliğin artmasına yol açar.

Ankara”ya aşırı bağımlılık: İş insanlarımız, bir kapitalist olarak kendi gücüne ve yeteneklerine güvenmek yerine, tüm karar ve eylemlerinde Ankara”ya aşırı ölçüde bağımlıdır. Bu bağımlılık, onun kendi iş yapma biçimini ve kararlarını sorgulamasını ve kendi ayakları üzerinde sağlam durmasını önler. İşleri kötü gittiği zaman, yaptıklarını gözden geçirmek yerine hükümeti suçlar, yatırım yaparken de Ankara”dan bir yönlendirme ve sinyal bekler.

Yalnız kısa vadeye yoğunlaşmak: Zamanın algılanmasında daha çok geçmişe ve bugüne yoğunlaşan bir kültürümüz var. İş dünyasında ise ufkumuz ancak kısa vadeli geleceğe kadar uzanıyor. Girişimcilerimiz fırsatları ve riskleri orta ve uzun vadeli olarak incelemekte zorlanıyor. Kısa vadeli olay trafiği içinde sıkışıp kalanlar ise çoğunlukla kırılgan oluyor, negatif ve karamsar düşüncelere kapılıyor. Yabancı girişimciler ise olaya daha uzun vadede ve tarafsız olarak baktıkları için, fırsatları bizden iyi değerlendiriyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Nasıl teklif etmeliyim?

ilişkiler, ilginç evlilik teklifleri, evlilik teklifi, evlilik, evlenme teklifi

Evlilik teklifi etmeye mi hazırlanıyorsunuz? Nasıl bir teklifte bulunacağınızı bir türlü bulamıyor musunuz? İşte aklınıza yepyeni fikirlerin gelmesini sağlayabilecek en ilginç evlilik teklifleri…

Dünyanın en ilginç evlilik teklifleri

“Benimle evlenir misin?” sorusunu sormak için on binlerce dolar harcamaya hazır insanlar var

“Benimle evlenir misin?” sorusunu sormak için on binlerce dolar harcamaya hazır insanlara hizmet verecek şirketlerin sayısı giderek artıyor.

Londra’da tarihi bir tiyatroda oyuncular Romeo ve Juliet oyununun provasını yapıyor. Shakespeare hayranı New Yorklu Amanda Lynch ve erkek arkadaşı Andrew Smith provanın tek seyircileri. Enstrümanlar çalıp koro şarkı söylemeye başlayınca Andrew Amanda’nın önünde diz çöküp elini tutarak sorusunu soruyor: “Benimle evlenir misin?”

Bir süre sonra kendisini parmağında elmas bir yüzükle ve aşk mektupları arasında bulan Amanda “En güzel evlilik teklifiydi bu” diyor.

Fakat bu sahneyi düzenlemek için iki aylık plan yapılmış, 25 kişilik oyuncu, müzisyen, koreograf tutulmuştu. Bunları 4000 dolar karşılığında The One Romance adlı organizasyon düzenlemişti.

32 yaşındaki Smith’in diğer kardeşleri de böyle ilginç mekânlarda evlilik tekliflerini yapmış, biri Paris’te Eiffel Kulesi’ni, diğeri New York’ta Eockefeller Centre’ı kullanmıştı bunun için.

Hızla gelişen sektör

Evlilik törenleri sektöründe bu alan yeni gelişiyor denebilir. ABD’de geçen yıl bu sektörde 72 milyar dolarlık harcama yapılmış, evlilik planlama şirketleri bundan 1,2 milyar dolarlık pay almıştı.

Los Angeles’ta 2010’da kurulan The Heart Bandits adlı şirketin sahibi Michele Velazquez, bugüne kadar evlilik teklifi planlaması için kendilerine başvuran 2000 müşteriye dikkat çekerek bunun hızla gelişen bir sektör olduğunu ve müşterilerinin çoğunun erkek olduğunu söylüyor.

Evlilik teklifi için 52 bin dolar harcayan bir müşterisi, New York’ta bir teras bahçesi kiralamış, buradaki havuzun tabanına özel olarak sevgilisinin ve kendi isminin baş harflerini yazdırmış, üç metreye yakın orkide buketi hazırlatmış, pahalı bir çift ayakkabı hediye etmiş, orkestra eşliğinde arkadaşlarına ziyafet çekmişti.

2014’te Londra’da kurulan The One Romance adlı organizatör şirket ise bugüne dek 2000 müşteriye hizmet vermiş.

Sosyal medya etkisi

Şirketin kurucularından Tiffany Wrigth, müşterilerinin romantik fikirlerle gelen, ama her şeyi organize edecek zaman bulamayan zenginler olduğunu söylüyor.

En düşük bütçeli evlilik teklifi 1250 dolardan başlıyor. Ama bir müşterisi 700 şarkıcı ve bazı ünlüleri de içeren organizasyon için 625 bin dolar ödemiş.

Bu aşırılıklarda aşkın etkisi kadar, yaşanan anı sosyal medyada paylaşma güdüsü de yatıyor. Wright, sosyal medyanın evlilik teklifine rekabet özelliği kattığını söylüyor.

Özel sinemada özel film

Geçen yıl İngiltere’nin Kent bölgesinden internet tasarımcısı ve dijital pazarlamacı Anthony Williams şimdi karısı olan o zamanki sevgilisi Dembi’ye özel bir teklif yapmak istemiş.

Londra’nın ünlü Covent Garden semtinde bir otelin restoranında yemek yedikten sonra otel çalışanları onları özel sinema salonunda bir film izlemeye davet etmiş. Işıklar sönüp film başladığında ekranda 48 yaşındaki Anthony çıkmış. Dembi’yi neden sevdiğini anlatmış bir süre.

Sonra müzisyenler ve şarkıcılar girmiş salona ve Anthony’nin teklifi yapacağı ortamı hazırlamışlar. Bu hizmet için 6200 dolar ödemiş.

‘Romantik balon’

Paris’teki ApoteoSurprise adlı şirketin sahibi Nicolas Gerreau bunun “romantik bir balon” olduğunu söylüyor. 2006’dan bu yana 1600 evlilik teklifi organizasyonu yapmış.

Ismarlama teklif hazırlıklarının yanı sıra 30 farklı senaryo seçimi sunuyor müşterilerine ve bunların en az masraflı olanı 300 dolardan başlıyor.

Paris’i Rolls Royce Corniche ile dolaşıp Seine Nehri vadisinde bir malikane terasında yemek yedikten sonra jetlerin gökyüzünde çizeceği kalpleri seyretmeyi içeren bir tören ise 21 bin dolara mal oluyor.

En fazla ilgi gören törenlerden biri de 2100 dolara atların çektiği bir Kül Kedisi Sindirella arabası ile Paris turu, çikolatadan yapılma bir ayakkabı ve Seine Nehri’nde kayık gezisi içeriyor.

“Kadınları ağlatan bir işletme işletiyorum” diyor Gerreau. “Gözyaşı akmazsa işimi eksik yapmış gibi hissediyorum.”

Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni bir yıl yeni bir sen

yeni yıl kararları, yeni yıl, hedefler, hedef belirleme

Yeni yıl için kendine yeni hedefler listesi yapmayan var mı? Birçoğumuz bu soruya evet yanıtını veriyor. Fakat yılın sonunda hedeflerimizin çoğunu gerçekleştirememiş oluyoruz. Peki, bu konuda ne yapabiliriz? İşte yeni yıl hedeflerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olabilecek için öneriler…

Yeni yıl hedeflerini gerçekleştirmek için 8 öneri

Yeni bir yıl, gerçekleştirmek istenen hedefler ve alınacak yeni kararlar için önemli bir fırsat… 2019 yılını geride bırakırken, içinizdeki değişim için harekete geçmeli, kendinize ve hayallerinize güvenmelisiniz. Pes etmek ve umutları ertelemek yerine bazı duygu ve davranışlarınızı anlamlandırılmalısınız.

Uzman Psikolog Olcay Geçgel, ‘yeni yıl kararlarının’ uygulanması ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için önerilerde bulundu.

Hedef ve karar için en uygun zaman dilimi yeni yıl

Yeni yılın yaklaştığı günler, pek çok kişi için yaşamına yeni heyecanlar katmak, belirlediği yeni hedeflere ulaşmak ve aldığı kararları uygulamak için bir fırsat oluşturur. Ancak yeni yılın ilk saatleriyle, alınan tüm kararlardan, “basit olarak görülse de” vazgeçilmekte veya bir sebepten ötürü bu planlar ertelenmektedir.

Unutulmamalıdır ki, hedeflere bir günde ulaşmak ya da kararları bir günde gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu nedenle pes etmek ya da umutsuzluğa kapılmak yerine tüm programı belirli bir zamana yayarak beklemek ve çaba göstermek gerekir. Aceleci olmadan mantıklı ve planlı yapılan tüm eylemler, kişiyi daha güvenli ve gerçekçi olan hedefe taşıyacaktır.

İçinizdeki sese kulak verin…

Kararlar ve hedefleri gerçekleştirme yolunda bazı önerileri dikkate almak, kişiyi motive ederek başarı şansını artırmaktadır. İçinizdeki değişimle birlikte hedeflerinizi de yakalayabilirsiniz…

Nasıl mı?

1- Hayata karşı davranış ve tutumlarınızın nasıl olacağını netleştirin

Hedefinizi belirlerken cümlelerinizi olumlu bir dille kurmaya özen gösterin. “Bundan sonra ağır tatlılar yemeyeceğim” demek yerine “Bundan sonra sütlü tatlıları daha çok tercih edeceğim” gibi… Pozitif olun!

2- Dün yaşanılan olaylar yüzünden yarını kaybetmeyin

Geçmişte ciddi problemler yaşanmış olabilirsiniz. Fakat geçmişe takılı kalmak bugünü yok saymak demektir. “Evdeki hesap çarşıya uymadığında” büyük hayal kırıklığına uğramak yerine yeni yollar denemelisiniz. Asla vazgeçmeyin!

3- İsteklerinizi somutlaştırın ve onları gözünüzün önünden ayırmayın

Hayaller ve istekler, günün yorgunluğu ile strese yenilip zaman zaman unutulabilir. Hedeflerinizi aksatmamak için bunları somutlaştırın ve herhangi bir kağıda yazıp görülebilecek bir yere asın. Göz önünde bulundurun ki unutmaya fırsat bulamayın!

4- Ütopik hedefler belirlemek yerine gerçekçi olun

Hedeflerinizi, hayatınızda ulaşılamayacak ve sadece bir dilekte kalacak noktalar arasından görmeyin. Her insan yeteri kadar kendinin ve potansiyelinin farkındadır. Bu farkındalık çerçevesinde daha güçlü ve gerçekçi hedefler belirleyin. Bu gerçeğin peşinden gidin!

5- Hedeflerinizi gerçekleştirirken kendinize inanın

Olumlu tutumunuzu her zaman koruyun. Hedeflerinizi, kendinize yakın hissettiğiniz kişilerle paylaşın. Onlarla, gerçekleşeceğine inandığınız hedefler üzerinden konuşun. Umut ettiklerinizi sevdiklerinize anlatmaktan çekinmeyin!

6- Çevrenizden destek alın

Hedeflerinizi gerçekleştirmek ve kararlarınızı uygulamak için ailenizden, arkadaşlarınızdan veya bir psikologdan destek alabilirsiniz. Bu durum tetikleyicidir ve yükü hafifletmek için önemlidir!

7- Önceliğin her konuda kendinize ait olması gerektiğini unutmayın

Herkesten önce kendinizi mutlu etmelisiniz. Bu durumu bencillik olarak düşünmeyin. Çünkü mutlu olan, sağlıklı düşünen kişi sevdiklerini ve çevresini de mutlu edebilir. Işıltınız çevrenize yansır!

Kaynak:  www.indigodergisi.com

Okumaya devam et

MAKALE

KİGEM GELİŞİM GRUBU: BAŞARIYI CEPTE BİLİN!

psikoloji, mümin sekman iletişim, mümin sekman, Manşet, kişisel gelişim, gelişim grubu, başarı grubu, başarı

Türkiyenin ilk kişisel gelişim sitesi olan Kigem.com 20 yılını yeni bir projeyle kutluyor. Whatsapp Gelişim Grupları kuruyoruz. Gelişimci beyinleri birleştiriyoruz. Artık “bireysel” gelişiminizi “tek başına” yapmak zorunda değilsiniz.

2020 yılı itibariyle geliştirici içerikleri yeni teknolojik imkanlarla sunuyoruz.

Her gün Whatsappınıza geliştirici bir mesaj veya günlük başarı taktiği almak istiyorsanız, bu haberimiz sizi ilgilendiriyor.

Mümin Sekman danışmanlığında bir gelişim grubu ve başarı kulübü kuruluyor. Gelişim odaklı beyinleri birleştiriyoruz. Birlikte gelişebileceğimiz, birbirimizin beynini besleyeceğimiz, benzer kafa yapısına ve mantık kalitesine sahip insanlardan oluşan, “parçası olmak istediğimiz” bir grup oluşturmak istedik.

Sürekli öğrenen, profesyonelce gelişen, akıllı insanlarla sosyalleşen, zamanla aynı şeylere gülüşen bir grup hayal edin. Birbirimizi iyileştireceğiz, birbirimizi geliştireceğiz, birlikte büyüyeceğiz. Birimiz hepimizi, hepimiz birimizi geliştireceğiz!

Sizin için 3 geliştirici seçenek tasarladık:

1- Başarı mentorluk kulübü: Fiziksel buluşmalar, birebir görüşmeler, dijital etkileşim var.

2- Kigem gelişim grubu: Dijital etkileşim ve geliştirici günlük gönderiler var.

3- Eğitici bülten aboneliği: Grup etkileşimi yok, sadece geliştirici gönderiler var.

Aşağıdaki linkte tüm bunların detaylarını bulabilirsiniz.

Seçenekler bizden, seçim sizden.

www.kigem.com/grup

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND