Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Gezi parkı eylemlerinde sosyal medyanın rolü

Taksim Gezi Parkı projesine yönelik protestolar çığ gibi büyürken sosyal medya yine baş roldeydi. Üstelik sadece protestocular arasında iletişimi sağlaması değil iktidarın tüm tepkisini üzerine çekmesi ile… İşte başta ‘Twitter belası’ olmak üzere sosyal medyanın Gezi Parkı eylemlerindeki rolü…

sosyal medya ve gezi parkı, gezi parkı eylemleri, gezi parkı

‘Şu Twitter belası!’

Gezi Parkı eylemleri sırasında Twitter İstanbul, Ankara ve İzmir gibi merkezlerde eylemlerin organize edilmesinde, yaralananlara tıbbi müdahalede bulunulmasında büyük işlev görürken 30 milyonu aşan üye sayısıyla Facebook olup bitenlerin Anadolu’da duyulmasında etkiliydi…

 

@ismet_berkan, cuma gecesi Taksim’de on binlerce insan polisin yoğun saldırısına karşı meydana çıkmaya çalışırken şöyle bir tweet attı: “Twitter’da milyon tane yalanın içinde insan yine de yolunu bulabiliyor, bir biçimde sağlama yapabiliyor.” 
Aslında Gezi Parkı’ndaki ağaçların yıkılmasıyla başlayan süreçte Twitter’dan parka çağrı yapan ve bu çağrıyı yayan insanların sayısı çift haneli rakamları geçmiyordu. Parkta sabahlayanlara ikinci gün yapılan saldırının ardından Divan Otel’in önündeki basın açıklamasına çağrı yapan tweet’lerin sayısında artış vardı. Ama bu saldırının ardından Taksim Meydanı’nda basın açıklaması yapmak isteyen gruba yerde oturup sakince dinlerken yapılan sert müdahale bir anda sosyal medyayı patlattı. Medyanın özellikle de televizyonların bu olaya kayıtsız kalmasının ardından başta Sırrı Süreyya Önder’in sedyede hastaneye kaldırılırken ki görüntüleri olmak üzere, birbiri ardına fotoğraf ve video akımı başladı. Esra Arsan’ın da belirttiği gibi ‘Yurttaş Gazeteciliği’ harekete geçmişti. Taksim Meydanı’ndaki insanların can yakan görüntüleri öyle hızlı bir şekilde sanal âlemde yayıldı ki ve öfke bir anda katlandı. Bu etki akşamüzeri yapılan eylem çağrısıyla birleşince öngörülmeyen şey oldu ve bir anda on binlerce insan dört koldan Taksim’i kuşattı. ‘Sanal Kaos’ da o zaman başladı.
 
Uzun gecede fırsat buldukça gelişmeleri takip etmek için ara verip Twitter’da yaşanan gelişmelere baktım. İsmet Berkan’ın o Tweet’i attığı gecenin geç saatlerinde tam bir kaos ortamı yaşanıyordu. Bir yandan eylemi örgütlemeye, yaralıları belirli merkezlere kanalize etmeye yönelik çağrılar yapılırken; diğer yanda bu tür bir şiddet gösterisiyle ilk kez karşılaşmış olanların biraz da dehşet ve paniğe kapılıp attıkları mesajlar yer alıyordu. Öyle ki o gece ‘Arkadaşım ölüyor’… ‘Başında kanama var ne olur yetişin…’ gibi samimi ama panik twittler kitleleri heyecanlandırırken; Esra Arsan’ın ‘profesyoneller’ diye tanımladığı bir kesiminde ‘troll’ mesajlar atmaya başladığına tanıklık ettik.
 
Örneğin “Gece saat üçte özel harekat Taksim’e havadan indirme yapacakmış” mesajı bir anda gerçek olarak algılandı ve tedirginlik yarattı. Ama ‘filanca yerde gerçek kurşunlar atılıyor’, ‘lensi olanlar gitmesin, iki genç kız kör olmuş gazdan’ gibi mesajların bizzat orada bulunanlar tarafından yalanlanması, ortalıkta dolaşan mesajlara kuşkuyla yaklaşılmasını sağladı ve bir süre sonra ‘sağlıklı’ kaynaklar kendilerini diğerlerinden ayırdı. Ama eylemde olanlar ve takip edenler için bu kez yeni bir ‘teknik’ sorun baş gösteriyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde örneğin, “Mis Sokak’ta sıkıştık yardıma gelin” diye bir mesajı düşüyordu telefonlara. Bunun bir Retweet olduğu ve üç saat önce yazıldığına dikkat edilmeden Retweet’lendiği ortaya çıkana kadar yine dalgalanmalar başladı. Ama sistem kendi arızasını yine kendi çözdü ve eski mesajların, Retwett edilmemesi konusunda atılan uyarılarla düzeltti. Eylemin ikinci günü geride kaldığında sağlıklı bir network kurulduğu söylenebilirdi. 
 
Mizah hiç eksik olmadı
 
Sokaklarda eylemler bütün şiddetiyle sürerken, Tweetter’da mizah da eksik olmadı. Metin Üstündağ’ın ‘Sinirlenince çok güzel oluyorsun Türkiyem’ mesajı 17 binden fazla Retwett edildi. İşte eylemler sırasında çok dolaşan Tweetler’den bazıları.. 
-Portakal gazını yedikten sonra,
‘bunun çileklisi yok mu’ diyen bir nesle çattınız.
-Cop, tazyikli su, biber gazı, isyan etmişsen hepsi havagazı!
-Piknik tüpünü çakmakla kontrol eden bir millete, biber gazı işlemez!
-Alkolden korunalım derken, biber gazı bağımlısı olduk.
-Biber gazı cildi güzelleştirir!
-Milli içkimiz bundan böyle biber gazı.
-Kim derdi ki biber gazı, umut
kokacak.
-Biber sevmem. Ama doğru amaçlar için yiyince biber gazı iyiymiş.
-Biber gazı başta biraz tatsız geliyor ama alışıyorsun. 

Sekiz saatte 2 milyon tweet atıldı

Türkiye’de eylemler sırasındaki Twitter kullanımı New York Üniversitesi Sosyal Medya ve Siyasi Katılım Laboratuvarı tarafından masaya yatırıldı. Üniversite tarafından yayımlanan rapora göre, 31 Mayıs Cuma günü saat 16.00 ile 00.00 arasında gösterilerle ilgili 2 milyon tweet atıldı. Etiketlerde #direngeziparkı 950 bin tweet’le birinci sıradayken, ardından #occupygezi (170 bin tweet) ve #geziparki (50 bin tweet) geldi. Raporta gece yarısından sonra bile her dakika 3 bin tweet atılmaya atılmaya devam ettiği belirtilirken, atılan tweet’lerin yüzde 90’ının Türkiye kaynaklı olduğu ifade edildi. Bu rakamların gösterilerin düzenlendiği yerlerde 3G bağlantının kesik ya da zayıf olmasına rağmen ortaya çıktığı hatırlatılan raporda, çevredeki iş yerlerinin kablosuz modem şifrelerini kaldırdıkları da belirtildi. Raporda ayrıca bu yoğunluğun medyanın olayları aktarmaktaki eksikliğinden kaynaklandığının altı çizildi. 

Facebook Anadolu’ya taşıdı

Televizyonların büyük çoğunluğunun cuma tüm gün ve gece sabaha kadar yaşananları yayımlamaması üzerine habercilik görevi üstlenen sosyal medya araçlarından birisi de Facebook oldu. Türkiye’de 30 milyonun üzerinde üyesi bulunan Facebook’a yüklenen resimler ve özellikle videolar hızla paylaşıldı. Twitter kullanımını kolaylaştıran ‘‘akıllı telefon’ kullanımının daha düşük olduğu büyük kentlerin dışında yaşayanlar Facebook üzerinden olup bitenlerden
haberdar oldu. Eylemleri veren ama uydu ve dijital platformlarda yayın yapan TV’ler  bu platformdan takip edildi. Sansür, ‘yurttaş gazeteciliği’ni doğurdu.

 
‘Sosyal medyayı bu kadar güçlü kılan şey nedir?
Sosyal medya ve özelde Twitter otoriter yönetimlerin, basına sansür ve yayın yasağının yaygın olduğu ülkelerde özellikle toplumsal olayların aktarılmasında önemli bir rol oynuyor. Sokak eylemlerinin ortaya çıktığı otoriter toplumlarda ana akım medyanın gerçekleri halktan gizlediği hissedildiği anda, yurttaş gazeteciliği dediğiniz, özellikle akıllı telefonlarla yönlendirilen bir sivil itaatsizlik eylemi başlıyor. Sokakta insanlar gördükleri olayları durumları, fotoğraf, video ve ses kayıtlarıyla kendi küçük medyalarından aktarmaya başlıyorlar. 
 
Ama bir yandan da bilgi kirliliği de ortaya çıkmıyor mu?
Sosyal medyadaki bilgi kirliği bazen, halkın yanlış duyduğu şeyleri aktarmasıyla, bazen de siyasal iletişim sürecini kirletmek isteyen ‘profesyoneller’ eliyle yapıyor. Ama şunu unutmamak lazım, otoriter toplumlarda en büyük bilgi kirliliği ana akım medyada yapılıyor. Ana akım medya görevini düzgün yapsa, olaylar gazeteciliği iyi bilen editörler tarafından yansıtılsa bilgi kirliliği daha aza düşer. Yaygın medya görevini yeterince yapmadığı için bilgi kirliliği olabiliyor. Ama yaşadığımız süreçte gerçekler yer bulabildi. Doğru adresleri bilen insanlar sayesinde bizde olan biteni sosyal medyadan öğrendik izledik. 
 
Bir yandan da bir tür örgütlenme aracına da dönüştü?
Van depreminde de yardımların örgütlenmesinde twitter etkin kullanılmıştı. Bu arada Türkiye’de sosyal medya üzerinden bir aktivizm gelişti. 2007 seçimlerinden sonra halkın taleplerinin büyük medyada aktarılmaması nedeniyle sivil toplum twitter üzerinden bir aktivizm geliştirdi. Bu örneğin; polis baskısına karşı direnişte gelişti. Deneyimli bir kitle, (1 Mayıs, Newroz gibi eylemlerde aktif kullanan) halkı bir şekilde bu eylemler sırasında da koruyucu önlemler konusunda yönlendirdi. Yanlış kullanılan şeyler olmuş dün. Ölü ve yaralı sayısıyla ilgili. Yanlış adresler verilip kitle polise yönlendirilmiş. Farklı isimlerle sosyal medyada yer alanlar da var. Başbakan’ın ‘Twetter diye bir bela var’ sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başbakan kendi yönetemediği her şeyi bela olarak görüyor. Bu anti demokratik bir yaklaşım. Beğenmediği militer ve darbecilerin düşüncesi gibi bu. Otoriteryan bir tutum. Sosyal medyada insanlar çığlık atıyorlar, “Bizi kurtarın” diye. Bir ülkenin başbakanı buna kulak asmıyorsa ciddi bir sorun var demektir. Halkın şiddet gördüğünü duyup işitip onlara “palavra, bela” diyecek bir başbakanı totaliter ülkelerde görüyoruz. Bu anlamda başbakanın bu kontrol takıntısının yansıması olarak görüyorum. Kendisiyle ilgili sosyal medyada yapılan baba eleştirilere kırılabilir. Normal bir şey bu. İnsani bir şeydir. Baskı uyguladığı medyaya alıştığı için özgürce ifade edilen medyaları bela ve problem olarak görüyor. 
 
Peki medyanın tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz son süreçte?
Ben bir gazetecilik akademisyeni olarak yıllarımı toplumsal olaylarda, medyanın gerçeği yansıtmadığını, yanlı olduğunu, görmezden geldiğini anlatmakla geçirdim. Ama inandırıcılık gücümüz zayıftı. Bugün insanlar polis şiddetini gördüğünde kafalarına dank etti. Aynı şey Güneydoğu’da yıllardır vardı. İnsanlar uzaktaki acıyı görmeyince medyaya inanma eğilimi gösterdiler. Ama iş İstanbul’a geldiğinde durumun farkına vardılar. Büyük medya kurumlarına karşı sosyal medyada eylemsellik başladı. Bu şerden bir hayır çıkar ve medya kendisine çeki düzen verir umarım. Halkın yanında olmalı, iktidarların dümen suyuna girerek yayın yapılamayacağını anlaması gerekiyor. Basının da ciddi öz eleştiri yapması gerekiyor. 
Yazar: Şenay Aydemir
Kaynak: www.radikal.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND