Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Gezi parkı eylemlerinde sosyal medyanın rolü

Taksim Gezi Parkı projesine yönelik protestolar çığ gibi büyürken sosyal medya yine baş roldeydi. Üstelik sadece protestocular arasında iletişimi sağlaması değil iktidarın tüm tepkisini üzerine çekmesi ile… İşte başta ‘Twitter belası’ olmak üzere sosyal medyanın Gezi Parkı eylemlerindeki rolü…

‘Şu Twitter belası!’

Gezi Parkı eylemleri sırasında Twitter İstanbul, Ankara ve İzmir gibi merkezlerde eylemlerin organize edilmesinde, yaralananlara tıbbi müdahalede bulunulmasında büyük işlev görürken 30 milyonu aşan üye sayısıyla Facebook olup bitenlerin Anadolu’da duyulmasında etkiliydi…

 

@ismet_berkan, cuma gecesi Taksim’de on binlerce insan polisin yoğun saldırısına karşı meydana çıkmaya çalışırken şöyle bir tweet attı: “Twitter’da milyon tane yalanın içinde insan yine de yolunu bulabiliyor, bir biçimde sağlama yapabiliyor.” 
Aslında Gezi Parkı’ndaki ağaçların yıkılmasıyla başlayan süreçte Twitter’dan parka çağrı yapan ve bu çağrıyı yayan insanların sayısı çift haneli rakamları geçmiyordu. Parkta sabahlayanlara ikinci gün yapılan saldırının ardından Divan Otel’in önündeki basın açıklamasına çağrı yapan tweet’lerin sayısında artış vardı. Ama bu saldırının ardından Taksim Meydanı’nda basın açıklaması yapmak isteyen gruba yerde oturup sakince dinlerken yapılan sert müdahale bir anda sosyal medyayı patlattı. Medyanın özellikle de televizyonların bu olaya kayıtsız kalmasının ardından başta Sırrı Süreyya Önder’in sedyede hastaneye kaldırılırken ki görüntüleri olmak üzere, birbiri ardına fotoğraf ve video akımı başladı. Esra Arsan’ın da belirttiği gibi ‘Yurttaş Gazeteciliği’ harekete geçmişti. Taksim Meydanı’ndaki insanların can yakan görüntüleri öyle hızlı bir şekilde sanal âlemde yayıldı ki ve öfke bir anda katlandı. Bu etki akşamüzeri yapılan eylem çağrısıyla birleşince öngörülmeyen şey oldu ve bir anda on binlerce insan dört koldan Taksim’i kuşattı. ‘Sanal Kaos’ da o zaman başladı.
 
Uzun gecede fırsat buldukça gelişmeleri takip etmek için ara verip Twitter’da yaşanan gelişmelere baktım. İsmet Berkan’ın o Tweet’i attığı gecenin geç saatlerinde tam bir kaos ortamı yaşanıyordu. Bir yandan eylemi örgütlemeye, yaralıları belirli merkezlere kanalize etmeye yönelik çağrılar yapılırken; diğer yanda bu tür bir şiddet gösterisiyle ilk kez karşılaşmış olanların biraz da dehşet ve paniğe kapılıp attıkları mesajlar yer alıyordu. Öyle ki o gece ‘Arkadaşım ölüyor’… ‘Başında kanama var ne olur yetişin…’ gibi samimi ama panik twittler kitleleri heyecanlandırırken; Esra Arsan’ın ‘profesyoneller’ diye tanımladığı bir kesiminde ‘troll’ mesajlar atmaya başladığına tanıklık ettik.
 
Örneğin “Gece saat üçte özel harekat Taksim’e havadan indirme yapacakmış” mesajı bir anda gerçek olarak algılandı ve tedirginlik yarattı. Ama ‘filanca yerde gerçek kurşunlar atılıyor’, ‘lensi olanlar gitmesin, iki genç kız kör olmuş gazdan’ gibi mesajların bizzat orada bulunanlar tarafından yalanlanması, ortalıkta dolaşan mesajlara kuşkuyla yaklaşılmasını sağladı ve bir süre sonra ‘sağlıklı’ kaynaklar kendilerini diğerlerinden ayırdı. Ama eylemde olanlar ve takip edenler için bu kez yeni bir ‘teknik’ sorun baş gösteriyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde örneğin, “Mis Sokak’ta sıkıştık yardıma gelin” diye bir mesajı düşüyordu telefonlara. Bunun bir Retweet olduğu ve üç saat önce yazıldığına dikkat edilmeden Retweet’lendiği ortaya çıkana kadar yine dalgalanmalar başladı. Ama sistem kendi arızasını yine kendi çözdü ve eski mesajların, Retwett edilmemesi konusunda atılan uyarılarla düzeltti. Eylemin ikinci günü geride kaldığında sağlıklı bir network kurulduğu söylenebilirdi. 
 
Mizah hiç eksik olmadı
 
Sokaklarda eylemler bütün şiddetiyle sürerken, Tweetter’da mizah da eksik olmadı. Metin Üstündağ’ın ‘Sinirlenince çok güzel oluyorsun Türkiyem’ mesajı 17 binden fazla Retwett edildi. İşte eylemler sırasında çok dolaşan Tweetler’den bazıları.. 
-Portakal gazını yedikten sonra,
‘bunun çileklisi yok mu’ diyen bir nesle çattınız.
-Cop, tazyikli su, biber gazı, isyan etmişsen hepsi havagazı!
-Piknik tüpünü çakmakla kontrol eden bir millete, biber gazı işlemez!
-Alkolden korunalım derken, biber gazı bağımlısı olduk.
-Biber gazı cildi güzelleştirir!
-Milli içkimiz bundan böyle biber gazı.
-Kim derdi ki biber gazı, umut
kokacak.
-Biber sevmem. Ama doğru amaçlar için yiyince biber gazı iyiymiş.
-Biber gazı başta biraz tatsız geliyor ama alışıyorsun. 

Sekiz saatte 2 milyon tweet atıldı

Türkiye’de eylemler sırasındaki Twitter kullanımı New York Üniversitesi Sosyal Medya ve Siyasi Katılım Laboratuvarı tarafından masaya yatırıldı. Üniversite tarafından yayımlanan rapora göre, 31 Mayıs Cuma günü saat 16.00 ile 00.00 arasında gösterilerle ilgili 2 milyon tweet atıldı. Etiketlerde #direngeziparkı 950 bin tweet’le birinci sıradayken, ardından #occupygezi (170 bin tweet) ve #geziparki (50 bin tweet) geldi. Raporta gece yarısından sonra bile her dakika 3 bin tweet atılmaya atılmaya devam ettiği belirtilirken, atılan tweet’lerin yüzde 90’ının Türkiye kaynaklı olduğu ifade edildi. Bu rakamların gösterilerin düzenlendiği yerlerde 3G bağlantının kesik ya da zayıf olmasına rağmen ortaya çıktığı hatırlatılan raporda, çevredeki iş yerlerinin kablosuz modem şifrelerini kaldırdıkları da belirtildi. Raporda ayrıca bu yoğunluğun medyanın olayları aktarmaktaki eksikliğinden kaynaklandığının altı çizildi. 

Facebook Anadolu’ya taşıdı

Televizyonların büyük çoğunluğunun cuma tüm gün ve gece sabaha kadar yaşananları yayımlamaması üzerine habercilik görevi üstlenen sosyal medya araçlarından birisi de Facebook oldu. Türkiye’de 30 milyonun üzerinde üyesi bulunan Facebook’a yüklenen resimler ve özellikle videolar hızla paylaşıldı. Twitter kullanımını kolaylaştıran ‘‘akıllı telefon’ kullanımının daha düşük olduğu büyük kentlerin dışında yaşayanlar Facebook üzerinden olup bitenlerden
haberdar oldu. Eylemleri veren ama uydu ve dijital platformlarda yayın yapan TV’ler  bu platformdan takip edildi. Sansür, ‘yurttaş gazeteciliği’ni doğurdu.

 
‘Sosyal medyayı bu kadar güçlü kılan şey nedir?
Sosyal medya ve özelde Twitter otoriter yönetimlerin, basına sansür ve yayın yasağının yaygın olduğu ülkelerde özellikle toplumsal olayların aktarılmasında önemli bir rol oynuyor. Sokak eylemlerinin ortaya çıktığı otoriter toplumlarda ana akım medyanın gerçekleri halktan gizlediği hissedildiği anda, yurttaş gazeteciliği dediğiniz, özellikle akıllı telefonlarla yönlendirilen bir sivil itaatsizlik eylemi başlıyor. Sokakta insanlar gördükleri olayları durumları, fotoğraf, video ve ses kayıtlarıyla kendi küçük medyalarından aktarmaya başlıyorlar. 
 
Ama bir yandan da bilgi kirliliği de ortaya çıkmıyor mu?
Sosyal medyadaki bilgi kirliği bazen, halkın yanlış duyduğu şeyleri aktarmasıyla, bazen de siyasal iletişim sürecini kirletmek isteyen ‘profesyoneller’ eliyle yapıyor. Ama şunu unutmamak lazım, otoriter toplumlarda en büyük bilgi kirliliği ana akım medyada yapılıyor. Ana akım medya görevini düzgün yapsa, olaylar gazeteciliği iyi bilen editörler tarafından yansıtılsa bilgi kirliliği daha aza düşer. Yaygın medya görevini yeterince yapmadığı için bilgi kirliliği olabiliyor. Ama yaşadığımız süreçte gerçekler yer bulabildi. Doğru adresleri bilen insanlar sayesinde bizde olan biteni sosyal medyadan öğrendik izledik. 
 
Bir yandan da bir tür örgütlenme aracına da dönüştü?
Van depreminde de yardımların örgütlenmesinde twitter etkin kullanılmıştı. Bu arada Türkiye’de sosyal medya üzerinden bir aktivizm gelişti. 2007 seçimlerinden sonra halkın taleplerinin büyük medyada aktarılmaması nedeniyle sivil toplum twitter üzerinden bir aktivizm geliştirdi. Bu örneğin; polis baskısına karşı direnişte gelişti. Deneyimli bir kitle, (1 Mayıs, Newroz gibi eylemlerde aktif kullanan) halkı bir şekilde bu eylemler sırasında da koruyucu önlemler konusunda yönlendirdi. Yanlış kullanılan şeyler olmuş dün. Ölü ve yaralı sayısıyla ilgili. Yanlış adresler verilip kitle polise yönlendirilmiş. Farklı isimlerle sosyal medyada yer alanlar da var. Başbakan’ın ‘Twetter diye bir bela var’ sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başbakan kendi yönetemediği her şeyi bela olarak görüyor. Bu anti demokratik bir yaklaşım. Beğenmediği militer ve darbecilerin düşüncesi gibi bu. Otoriteryan bir tutum. Sosyal medyada insanlar çığlık atıyorlar, “Bizi kurtarın” diye. Bir ülkenin başbakanı buna kulak asmıyorsa ciddi bir sorun var demektir. Halkın şiddet gördüğünü duyup işitip onlara “palavra, bela” diyecek bir başbakanı totaliter ülkelerde görüyoruz. Bu anlamda başbakanın bu kontrol takıntısının yansıması olarak görüyorum. Kendisiyle ilgili sosyal medyada yapılan baba eleştirilere kırılabilir. Normal bir şey bu. İnsani bir şeydir. Baskı uyguladığı medyaya alıştığı için özgürce ifade edilen medyaları bela ve problem olarak görüyor. 
 
Peki medyanın tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz son süreçte?
Ben bir gazetecilik akademisyeni olarak yıllarımı toplumsal olaylarda, medyanın gerçeği yansıtmadığını, yanlı olduğunu, görmezden geldiğini anlatmakla geçirdim. Ama inandırıcılık gücümüz zayıftı. Bugün insanlar polis şiddetini gördüğünde kafalarına dank etti. Aynı şey Güneydoğu’da yıllardır vardı. İnsanlar uzaktaki acıyı görmeyince medyaya inanma eğilimi gösterdiler. Ama iş İstanbul’a geldiğinde durumun farkına vardılar. Büyük medya kurumlarına karşı sosyal medyada eylemsellik başladı. Bu şerden bir hayır çıkar ve medya kendisine çeki düzen verir umarım. Halkın yanında olmalı, iktidarların dümen suyuna girerek yayın yapılamayacağını anlaması gerekiyor. Basının da ciddi öz eleştiri yapması gerekiyor. 
Yazar: Şenay Aydemir
Kaynak: www.radikal.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND