Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Gerginim, gerginsin, gergin!

İş yerinde ya da trafikte, hepimiz bazı zamanlar günün bir çoğunu stresli bir şekilde geçiririz. Bu da sinirlilik ve huzursuzluk halini beraberinde getirir. İşte duyguları gerilenler için önemli stratejiler…

kişisel gelişim
İş yerinde ya da trafikte, hepimiz bazı zamanlar günün bir çoğunu stresli bir şekilde geçiririz.  Bu da sinirlilik ve huzursuzluk halini beraberinde getirir. İşte duyguları gerilenler için önemli stratejiler… 
Sinirinizi bozan ne olursa olsun, bu stratejilerle gerilimi alt edin.
Stres Gizlenmeyi Çok İyi Bilen Bir Düşman

Bir gün trafikte, diğer gün doktorun eline geçirdiği lateks eldivenle tetiklenebiliyor. Normalde pek dikkate almayız. Ta ki ısrarla çalan kornalar ve “Şu prostata bir bakalım” diyen doktorun sesi bizi çıldırtana kadar. O an sağlığımız tehlikeye giriyor.

ABD’li stres yönetimi uzmanı fizyolog Dr. David Posen, “Uzun vadede stres, kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskinizi artırıyor. Genelde biri kalp krizi ya da felç geçirdiğinde, tanıdıkları ‘Son zamanlarda çok stresliydi’ diye anlatıyor o kişiyi” diyor. Bu sözlerimizle de strese girmeyin şimdi! Sakin olun lütfen. Bazı durumlara özgü özel tekniklerle, stresi nasıl alt edeceğinizi öğretmek için buradayız.

Trafikte

Camı indirip diğer şoföre bağırmak ne kadar cazip görünse de, kendinizi tutun. Iowa Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, soğukkanlılığınızı kaybetmeniz ne kadar hızlı olursa, kalp hastalığı yaşama riskiniz de o kadar yüksek oluyor. Duke Üniversitesi Davranışsal Tıp Araştırma Merkezi’nden Dr. Redford Williams, “Bazı insanların stres eşiği çok düşük, biri yeterince hızlı gitmiyorsa hemen kornaya asılıyorlar” diyor. Düşük bir eşik, stres hormonlarınız ile adrenalin ve kortizol seviyenizin daha yüksek olduğu anlamına gelir. Bu da sonuçta size birçok farklı sağlık sorunu getirir.

Vitesi Düşürüp Kenara Çek

Bir dahaki sefere trafikte sinirlerinize hâkim olamadığınızı hissettiğinizde, sakinleşmek için durmayı deneyin. Arabanızı güvenli bir noktaya çekin, motoru kapatın, derin bir nefes alın ve kendinize “Sakin” deyin. Sonra nefesi verirken “olmalıyım” diye devam edin. Bunu üç kez tekrarlayın.

Eğer hâlâ sakinleşemediyseniz, direksiyonu sıkarak derin bir nefes alın ve nefes verirken ellerinizi de gevşetin. Dr. Williams, “Fiziksel olarak vücudunuzun sakinleşmeye karşı verdiği tepkiyi taklit ederek, beyninizi sakinleştirin” diyor.

Ofiste

İş stresi tamamen kötü bir şey değil. Eğer o olmasaydı işsiz kalırdınız. Is Work Killing You? kitabının yazarı Dr. Posen, “Orta seviyede stres size enerji verir. Ancak bir noktadan sonra dikkatinizi dağıtır ve duygularınız ile konsantrasyonunuz üzerinde olumsuz etki yaratır” diyor. Eğer sakinleşemiyorsanız, sonuç olarak beyniniz zorlanabilir. İsveç’te yeni yapılan bir araştırmaya göre, kronik olarak iş stresi altında olan insanların beynindeki gri madde miktarı, iş stresi yaşamayanlara göre daha azmış. Bunun sebebi stres hormonlarının nöronlara zarar vermesi, hatta öldürmesi olabilir.

Zamanı Durdur

Beyniniz maratonlar yerine sprintlerde daha iyidir. Dr. Posen, “Üretkenliğinizi uzun süre koruyamazsınız. Aklınız başka yerlere kayar ve enerjiniz zayıflar” diyor. Bu da strese yol açıyor. Daha etkili çalışabilmek için, günde en az 3 kez masanın başından kalkmalısınız.

Günün ortasında 10 dakikanızı iş arkadaşlarınızla sohbet etmek için harcayın. Onlarla iyi bir iletişiminizin olması kariyerinize de olumlu yansır. Yemek için de en az yarım saat ayırmalısınız. Son olarak da, öğleden sonra enerjiniz düştüğünde 10 dakikalık bir yürüyüş yapın.

Doktorda

Doktora gitmekten hoşlanmak için hasta olman lazım. Ancak doktora gitmekten çekiniyor olmanız büyük sağlık problemlerine neden olabilir. The Anti-Anxiety Workbook kitabının yazarı, Ryerson Üniversitesi’nde psikolog Dr. Martin Antony, “Hastane ve doktora gitmekten hoşlanmayan insanlar, böyle yaparak hastalıklarının geri dönülmeyecek seviyeye ulaşmasına sebep olabilir” diye uyarıyor. Hastanede sıra beklemek sıkıcı olabilir ama ihmaliniz yüzünden ilerleyen bir hastalıkla mücadele etmek zorunda kalmak, şüphesiz ki daha büyük bir stres kaynağı olacaktır.

Kendini İyileştir

Dr. Antony, problemin bilinmeyene duyulan korku olduğunu söylüyor: “İhtiyacınız olan tahlillerin bir listesini isteyin, sonra da beyaz önlük korkunuzu yenmek için kendinize meydan okuyun.” Doktorun azarlamasından korkuyorsanız, o muayenehanede trigliserit seviyeleri sizden daha kötü adamların oturduğunu düşünün.

Teşhisten mi korkuyorsunuz? Sinüzit kuş gribinden daha yaygındır, o yüzden sakinleşin. Doktorunuzun yanından ayrılırken bir sonraki ziyaretiniz için de randevu almayı unutmayın. Antony, “Ne kadar sık giderseniz, o kadar kolaylaşır” diyor.

Evde

Ev, baş ağrısı yapan bir yerdir. Çocuklar ağlar, köpekler havlar, yan balkonda komşularınız yüksek sesle konuşur… İnsana yatak odasından hiç çıkmamaya yemin ettirebilir. Hatta bunu hali hazırda yapanlarınız da vardır eminiz. Ancak bunu aşmak gerekiyor. Dr. Aditi Nerurkar, “Eviniz huzur bulduğunuz bir yer olmalı. Ama bazen sonsuz sayıda stres kaynağı ile karşılaşabilirsiniz. Eğer evdeki stresi hafifletmenin bir yolunu bulamazsanız, bu hayatınızın diğer alanlarına da yansıyabilir” diyor. Kimse sürekli patlamaya hazır ve keyifsiz görünen biriyle vakit geçirmek istemez. Aile ve sosyal yaşantınız tehlikeye girebilir.

Sorunları Dışarıda Bırak

İş çıkışı spora gitmeyi deneyebilirsiniz. Maryland Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, 30 dakikalık bir kardiyo egzersizi stresi anında azaltıp, sizi yeni stres kaynaklarından koruyacak bir kalkan görevi görebilir.

Eğer hâlâ evde stres yaşıyorsanız, sessiz bir köşede oturun ve telefonunuzda 5 dakika sonrasına alarm kurun. Alarm çalana dek nefesinize odaklanın (ama doğal akışını bozmayın). Doğru nefes almak sizi sakinleştirir ve vücudunuzdaki stres seviyesini düşürür.

Yatakta

Siz çıplaksınız, o da çıplak, bunda stres olacak ne var? Aile ilişkileri ve cinsellik uzmanı Dr. Robin Milhause, “Yatak odasında stres, büyük oranda erkeğe biçilmiş sosyal rollerden kaynaklanır. Erkeklerin her zaman sekse hazır olması ve inanılmaz cinsel performans sergilemesi gerektiği gibi beklentiler, stres kaynağı olabiliyor” diyor. En kötü ihtimalle ne olabilir? Şey, çoğunuz bunu biliyorsunuzdur; ateş yakmak için odun bulamayabilirsiniz.

Duygularında Yoğunlaş

Kafanızın içinden ve sıkıntılı düşüncelerinizden derhal çıkın ve yatağa dönün. Dr. Milhausen, “Kafanızı toplamanın en iyi yollarından biri beş duyunuza odaklanmaktır” diyor. Örneğin, sevgiliniz kalçaları ile o hareketi yaptığında ne kadar muhteşem hissettiğinize, sevişirken çıkardığı ateşli seslere, teninin tadına ve kokusuna odaklanın.

Eğer hâlâ ereksiyon olamadıysanız, başka yöntemlere geçin! Ona oral seks yapmak ya da seks oyuncaklarından biraz yardım almak, asıl aksiyona geçiş biletiniz olabilir. Seksin stresine ara verip başka bir şeye odaklanmanız ve ona verdiğiniz zevkin yaratacağı heyecan, aşağı tarafta gerekli hareketlenmeyi sağlayacaktır. Ayrıca karşınızdaki kişinin yaratıcılığınız sayesinde iyi (hatta çok iyi) vakit geçirdiğini görmeniz, özgüveninizde de artış sağlar.

Peki ya hareket halindeyken yumuşadığınızı hissederseniz? Öncelikle paniğe kapılmayın, çünkü stres işleri daha da kötüleştirir. Denenmiş ve kanıtlanmış sıkma tekniğini deneyin. Penisinizin başının altındaki bölgeyi hafifçe sıkın ve çekin. Dr. Milhausen, “Bu hareket ereksiyonunuzun düşmesini engellemeye yardım edebilir” diyor.

Uçakta

Size trafik kazasında ölme ihtimalinizin, uçak kazasında ölme ihtimalinden daha yüksek olduğunu hatırlatacak değiliz (ama gerçek bu). Yere çakılma korkusu, uçuş stresinizin tek kaynağı olmayabilir. Dr. Antony, “Uçuş endişesi birçok sebepten meydana gelebilir ve başa çıkma yöntemleri de bu sebeplere göre farklılık gösterebilir” diyor. Dar koltukların meydana getirdiği klostrofobiden, yanınızda sürekli öksüren birinin oturmasına kadar çeşitli sebepler mevcut. Tabii ki, uçağın düşme korkusu da bu sebeplerden biri.

Kabin Basıncından Kurtul

Korkunuzu tetikleyen nedir? Eğer uçağın duvarları üstünüze geliyormuş gibi bunalıyorsanız, muhtemelen uçağa en son binen siz oluyorsunuz. Dr. Antony, “Bu kısa vadede ufak bir rahatlama sağlasa da, içeri erkenden girip kendinize rahatlamak için vakit tanımak daha akıllıca olacaktır” diyor.

Eğer yan koltuğunuzda sürekli öksüren adamın bağışıklık sisteminizi çökerteceğini düşünüyorsanız; Purdue araştırmacılarına göre uçakta bir enfeksiyon kapma ihtimalinizin yüzde 15 olduğunu bilin. Bir şeyler yiyip içmeden önce ellerinizi yıkayarak, bu riski düşürebilirsiniz. Üstelik Michigan Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre, ellerinizi yıkamak solunum yolları hastalıklarına yakalanma riskinizi yüzde 21 düşürüyor.

Son olarak, eğer uçağın düşmesinden korkuyorsanız biraz ev ödevi yapın. Bineceğiniz uçak hakkında araştırma yapmak sizi rahatlatabilir. Uçağın boyutunu ya da koltuk sayısını internetten öğrenebilirsiniz. Dr. Antony, “Eğer uçak sizin için daha az gizemli bir hale gelirse, korkunuz da azalacaktır” diyor.

Stresi Bırakın Gitsin

Piyasada stres topları gibi satın alabileceğiniz birçok stres düşmanı ürün var. Biz de işe yarayan bir tane bulduk; kalbinizin atış hızını ölçen bir monitör! Bu tarz ürünler çoğunlukla bir saat formunda oluyor ve geriliminizi artıran tetikleyicileri belirlemenize yardımcı oluyor (Polar Kalp Atış Hızı Ölçen Entegre Kondisyon Saati, 349 TL, polar.com). ABD’li fizikçi Dr. Melissa Marotta Houser, “Stres ve anksiyete ile ilgili sorunların temelinde, insanların çevrelerini ya da çevrelerine verecekleri tepkiyi kontrol edemedikleri hissi yatar” diyor.

Öyleyse harekete geçin! Önce normalde nasıl olduğunuzu ölçün. Nabzınız stres altında olmadığınızda ve normal aktiviteler sırasında nasıl bir ritimle atıyor? Gün içinde daha gergin hissettiğiniz anlarda ise yeniden kontrol edin. Nasıl bir değişim olmuş? Sonra da bu yazıda anlatılan sakinleşme yöntemlerini uygulamaya çalışarak, başlangıçtaki sakin nabzınıza geri dönmeyi deneyin.

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND