Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Gerçek tasarımcı kendi stilinin en iyi modelidir

Tom Ford, tartışmasız son 10 yılın en etkili tasarımcısı. Günde sadece 2-3 saat uyuyor, gece aklına bir şey gelirse not almak için başucunda not defteri bulunduruyor. Bugün Gucci ve Yves Saint Laurent denince akan sular duruyorsa, onun…

O, tartışmasız son 10 yılın en etkili tasarımcısı. Başarısının kaynağının yeteneği değil, enerjisi olduğunu düşünüyor. Günde sadece 2-3 saat uyuyor, gece aklına bir şey gelirse not almak için başucunda not defteri bulunduruyor.

Defilelerinin sonunda podyuma çıktığında ortalık birbirine giriyor, çünkü modellerine taş çıkartacak kadar yakışıklı ve çekici. Her iki cinsin de hayallerini süsleyen bir adam o. Bugün Gucci ve Yves Saint Laurent denince akan sular duruyorsa, onun sayesinde. 2004’te istifa etmişti. Uzun süreli sessizliğini Estee Lauder’le işbirliği yaparak bozdu. Önce anneannesinin parfümü Youth Dew’ü modernleştirdi. Ardından yepyeni bir koku yarattı. İsmi Tom Ford Black Orchid (Siyah Orkide). Bu parfüm için California’lı bir çiçek üreticisi, dünyanın ilk siyah orkidesini üretti. 14 Nisan’dan itibaren Türkiye’de de satılacak. Bu vesileyle Tom Ford Hürriyet’e konuştu.

Kirli sakalınız, belli belirsiz tebessümünüz, neredeyse göbeğine kadar açık gömleklerinizle tanınıyorsunuz. Siz kendinizi de tasarlıyor musunuz?

– Ben sadece rahat hissettiğim gibi giyiniyorum. Tabii ki tasarımcı olmanın getirdiği bakış açısı kendi stilime yansıyor. Gerçek tasarımcı kendi stilinin en iyi modelidir.

Hem kadın hem erkek milyonlarca hayranınız var. Kendinizi rock star gibi hissediyor musunuz?

– Hayranlarımın ilgisi beni gerçekten çok mutlu ediyor ama star olmadığımın farkındayım. Ben satılacak, pazarlanacak, kullanılacak ve sonrasında da atılacak şeyler yaratıyorum. Gerçek starlar ihtiyaç için yaratmazlar, sadece yaratırlar.

Uzun yıllar yaratıcılık örnekleri sergileyen biri nasıl olur da durur. Elinize hiç kağıt kalem almıyor musunuz?

– Şu anda yaratıcılığım sadece şekil değiştirdi. Güzellik ürünleri ve güneş gözlükleri tasarımları yapıyorum. Ayrıca sinema tutkumun peşindeyim ve kendi yazdığım bir senaryo üzerinde çalışıyorum.

Şu anda nerede yaşıyorsunuz? Çok seyahat ediyor musunuz?

– Günlerim Londra, Paris, NY, LA arasında seyahat etmekle ve Santa Fe yakınlarındaki çiftliğimde geçiyor. Yaratıcılığı besleyen kaçıştır. Çiftliğime gidip kendim ve doğayla başbaşa kalınca, bu popüler kültürle başa çıkma gücünü buluyorum.

Bir sonraki moda hamlenizle ilgili ipucu verir misiniz?

– Öncelikle Tom Ford Beauty koleksiyonunu herkesin kullanmak isteyeceği çok farklı ürünlerle geliştirmeyi hedefliyorum. Ev koleksiyonu ve erkek hazır giyimi konusunda çalışmalarım devam ediyor. Domenico de Sole (Gucci’den birlikte ayrılmışlardı) ile, tamamen kendimizin finanse ettiği ve kendi butikleri olan bir marka yaratıyoruz. Bu marka yüksek kaliteli ürünlerin olduğu Hermes ve Chanel markaları ile aynı noktada konumlandırılacak. Biz geri döndük ve bu ilk adımlar büyük projelerin habercisi. Yüzyılın ilk ve tek gerçek lüks markasını yaratacağız.

Siz hangi olağanüstü özelliğinizle milyonlarca tasarımcının arasından sivrilip Tom Ford oldunuz?

– Yaptığım işe inanmakla ancak hiçbir zaman yaptığımdan tatmin olmamakla sanırım. Ekibimden çok şey beklerim ama kendimden beklediğimden daha çok değil. Cesur ve iddialı olmak sizi insanların gözünde farklı yerlere getirir. Bu iddianın hakkını vermek içinse çok yaratıcı olmak ve çok çalışmak gerekir.

ARKASI YOKSA GÜMLERSİNİZ

Reklam kampanyaları moda ve tasarım dünyasının şovudur. Bu şovla dikkatleri çeker ve koleksiyonunuz hakkında merak uyandırırsınız. Bu iddianın arkasında yaratıcı bir koleksiyon olmak zorunda. Yoksa gümlersiniz.

ÜLKENİZ HAKKINDA HARİKA ŞEYLER DUYDUM

Amerika ve İngiltere’de yaşayan Türk arkadaşlarımdan ülkeniz hakkında harika şeyler duydum. Özellikle Istanbul’un kozmopolit kültürünün tasarımcılara ve sanatçılara ilham kaynağı olduğundan eminim. En kısa zamanda geleceğim.

Natalia Vodianova’yı dünyanın en güzel kadını ilan ettim. Çünkü doğal ve zarif duruşuyla bir kadında olmasını dilediğim her türlü çekiciliğe sahip, sofistike ve son derece etkileyici bir kadın.

Ben parfüm sanatına lüksü geri getirmek istiyorum

Gucci’yi ve Yves Saint Laurent’i dirilten kişisiniz. En şaşaalı döneminizde, 2004 yılında ani bir kararla istifa ettiniz. Dünya kadar teklif vardı ve siz Estee Lauder için makyaj koleksiyonu hazırlayarak karşımıza çıktınız. Neden?

– Diğer markaların profesyonelliğinden şüphem yok ama ben kendimi Lauder ailesine yakın hissediyordum. Ayrıca Lauder hálá ayrıcalıklı bir tarza sahip. Üçüncü ve en önemli neden ise John Dempsey (Estee Lauder’in küresel marka yöneticisi). Harika biri.

Siz nasıl bir parfüm kullanıyorsunuz? Kullandığınız parfümü nasıl buldunuz?

– Oryantal baharatlar, sandal ağacı ve dünyanın en nadir çiçeğinden yaratılan bir kokuyu kullanıyorum. Hayalimdeki erkek kokusunu yarattım. Ama şimdilik yalnızca ben kullanıyorum.

Koku hafızanız nasıldır?

– İnanılmaz bir koku hafızam vardır. Estee Lauder ile işbirliğine girmemde en büyük etken, anneannemin kullandığı “Youth Dew” adlı parfümdür. Estee Lauder için bu lüks kokuyu modern çağın kadını için tekrar yorumladım.

Yeni tanıştığınız birinin nasıl koktuğunu ne kadar önemsersiniz?

– Temiz ve taze bir koku günlük hayatta çok olumlu bir etki yaparken, seksi ve imzasını bırakan bir koku geceleri çok etkileyici olabilir.

Black Orchid pürfümünün en baskın noktası siyah orkide. Sizin için özel olarak üretilmiş…

– Benim için, mükemmel çiçek bu… Lüks, şık, katıksız, sofistike. Var olan en siyah orkideyi istemiştim, tek sorun var olmaması oldu. Yüzyıllar boyu orkide uzmanları siyah bir orkide aradılar. Biz bulduk. Daha doğrusu California’lı bir çiçek yetiştiricisi bizim için buldu. Onu ilk gördüğüm anda, kendi tasarımım olan ilk kadın kokusu için gereken ilhamın ve benim imzamı taşıyacak kokunun o olacağını biliyordum.

Ambalaj sizin için her zaman önemli oldu, değil mi?

– Ben, lüks bir şişe içerisinde unutulmaz bir esans ve modern duyarlılığa sahip bir koku istedim. Şişe Fransız camcı Lalique tarafından yapıldı. Tamamı siyah kristal. “Tom Ford Black Orchid” yazısını 23 ayar altından oyma bir plakaya yazdık. Klasik ve aynı zamanda da modern bir art deco hissi veriyor. Parfüm eski zamanların ısmarlama kokularına benziyor. Bu yüzden kapağında elle bağlanan özel bir kuşağı var.

Bugünün koku dünyasında eksik olan nedir?

– İki kelimeyle, gerçek lüks. Gerek ünlülerin destekleri, gerekse mevcut markaların yeni ürünleri, yan ürünler, sezonluk ürünler ve yardımcı nitelikteki eklentiler, kokunun bir zamanlar sahip olduğu eşsiz konumu aşındırdı. Tüketiciler kaliteye ve lükse aç. Kokunun bütünlüğünü, karmaşıklığını ve sofistikeliğini geri getirmek benim için önemliydi.

“Yeni” veya “şimdi”, beni baştan çıkarmıyor. Beni baştan çıkaran; kalıcılığı olmayan toplumumuzda bulunması zor nitelikler olan tarz, lüks, ebedilik ve göz kamaştırıcılık.

’Julia Restoin-Roitfeld’i çocukluğundan beri tanıyorum. Annesi Carine Roitfeld, Fransız Vogue dergisinin genel yayın yönetmenidir ve benim de en sevdiğim arkadaşlarımdan biridir. Julia mükemmel bir tercih gibi göründü, çünkü Black Orchid kadınının öz niteliği olan doğal cinselliğe ve sessiz gizeme sahip.’

Black Orchid, Türkiye’de Akmerkez Beymen mağazasında satılacak. Her bir şişe imzalı, numaralı. Tom Ford’un deyimiyle bir hakikilik belgesiyle birlikte sunuluyor. Tasarımcı, bu parfümün kristal şişeleri üretilirken cam ustalarıyla birlikte çalıştığını söylüyor.

Reklam fotoğrafları Mert Alas ve Marcus Piggott, ürün fotoğrafları ise dünyanın en ünlü fotoğrafçılarından Irving Penn imzası taşıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND