Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Gençler ‘sadakatsiz’ çıktı!

Türkiye’de de hizmet veren bir uluslararası online kariyer devinin araştırmasına katılan gençlerin yüzde 65’inin firmalara sadakat ya da bağlılık duymadığı; yüzde 64’ünün mecbur kalmaları halinde ailesinin yanında aile desteğiyle yaşamaya sıcak baktığı; yüzde 50’sinin kendilerini başkalarına karşı üstün gördüğü ve bu nedenle kolay kolay bir yerde sebaat etmediği ve yüzde 50’sinin belirli bir kariyer planı olmadığı ortaya çıktı.

Dünyanın 1 numaralı online kariyer ağı olan ve Türkiye’de de işverenlerle iş arayanları buluşturan Monster, çeşitli alanlardaki araştırma ve makalelerle insan kaynakları dünyasına ışık tutmaya devam ediyor. Monster, bugünün genç yetişkinlerinin işe ve genel hayata karşı yaklaşımlarını anlamak üzere bir anket gerçekleştirdi.

Monster TRAK ve Michigan State Üniversitesi Üniversitelilere Özgü Araştırma Kurumu tarafından ortak çalışma projesi olarak yürütülen araştırmaya 18 ve 28 yaş arasında olan 10.000’in üzerinde genç yetişkin ve ayrıca yaşları 29-61 arası 1,400’ün üzerinde yetişkin katıldığı açıklanıyor. Anketin amacı, genç neslin profilini geliştirmek imiş. Anket bugünün genç yetişkinlerinin önceki nesillere göre oldukça farklı olduğunu ortaya koyuyor. Çoğu, iddialı ve getirisi yüksek kariyerler istediklerini ifade ediyor, ama bu kariyerleri planlamak için gerekli adımları atmıyor ve bu kariyerler için hazırlanmıyorlar.

Bu, gençlerin doğru bilgiyi ararken internette gezinmeleri, sayfadan sayfaya geçmeleri gibi, doğru işi ararken de bir işten çıkıp diğerine girme olasılıkları eski nesille kıyaslandığında daha fazla.Gençler işten işe ya da deneyimden deneyime atlayarak bir dizi tecrübe ediniyorlar. Aileleri ise, istedikleri zaman eve dönmelerine izin vererek ve harcamalarını finanse ederek onlara destek sağlıyor.

Anket sonuçlarına göre, gençlerin çoğu, firmalara karşı sadakat ya da bağlılık duymuyorlar; bu nedenle bir başka firmadan daha iyi bir teklif almaları halinde, diğerini bırakmaya sıcak bakıyorlar. Ankete katılanların yaklaşık %65’i kariyerlerinin başlangıcında farklı iş fırsatlarını tarama ve deneme eğilimine devam ettiklerini belirtti. Geçmiş yıllarda ailelerinin, akrabalarının ya da arkadaşlarının işten çıkarılma ve gelirlerini kaybetmeleri sonucunda kötü durumda kaldıklarına tanık olan gençler, bugün, firmalar çalışanlarına bağlı değillerse, çalışanlar neden kuruluşlarına bağlı olsunlar diye sorguluyor.

Ankete göre, çoğu genç yetişkin her an evlerine geri dönebilecekleri ve aileleriyle beraber yaşayabilecekleri için kendini güvende hissediyor. Ankete katılanların %64’ ümezuniyet sonrası kariyerlerine başladıktan sonra mecbur kalmaları halinde evlerine geri dönebileceklerini belirtti. Aileler, çocukları doğru işi bulana kadar onlara güvenlik sağlıyor. Bu destek sistemi onlara kendi ayaklarının üzerinde durmaya başlamadan önce onlara farklı tecrübeler peşinde koşabilme rahatlığını veriyor. Birçok genç yetişkin evlerine geri dönüp aileleriyle yaşayabilecekleri konusunda güven duyuyorlar. Çoğu zaman, yüksek ev kiraları, gençlerin ailelerinin evlerinden ayrılmalarını engelliyor. Sonuç olarak, hem gençler hem de aileleri, birlikte yaşamanın genç yetişkinklerin para biriktirmelerine daha çok olanak sağlayacağı kanısında. Birçok genç ailesiyle yaşamayı seçiyor ve bir dizi düşük ücretli bağlantısız işlere girip araba, HD televizyon, cep telefonları vb almak için para biriktirmeye kendini kaptırıyor. Ekstra ayrıcalıklara ve ödüllere, özel ilgiye öncelik tanıyorlar ama kendilerini bu ayrıcalıkları hak edebilecek işlere vermeye zorunlu hissetmiyorlar.

Bazı genç yetişkinler kendilerinin diğerlerinden daha iyi ve üstün olduklarını ve bu nedenle, hayatta daha iyi şeylere hakkı olduğunu düşünüyorlar. Ankete katılanların yaklaşık %50’si kendileri hakkında diğerlerinden yüksek bir üstünlüğe sahip oldukları anlayıpşına hakim olduklarını belirtti. Bu da genç yetişkinlerin iş arama süreçlerinde verecekleri tavizleri engelliyor; uzlaşmalardan kaçınmalarına sebep oluyor ve hayallerindeki işi ve kariyeri aramaya devam etme yönünde cesaret veriyor. Ne istediklerini bilmeseler de belli bir işte çalıştıktan bir süre sonra ne istemediklerini biliyorlar; bu yüzden sık iş değiştirmek hangi kariyerin kendilerine uygun olduğuna karar vermelerinde onlara tecrübe kazandırarak yardımcı oluyor.

Anket çoğu genç yetişkinin somut bir kariyer hedefi ya da planını olmadığını ortaya koydu. Ankete katılanların yaklaşık %50’si kariyer-yaşam planlarının hedefsiz olduğunu ya da daha yeni yeni şekillenmeye başladığını belirtti. Bu nedenle genç yetişkinler kendilerine en uygun kariyerin ne olduğunu bulmak amacıyla farklı deneyimler edinmek üzere sık iş değiştirme eğilimi gösteriyorlar. Sosyal bilimler ve iletişim alanlarında eğitim gören gençler arasında sık işdeğiştirmeye daha fazla rastlanıyor. Bunun aksine, tıp ya da bilgisayar teknolojileri gibi daha spesifik uzmanlık gerektiren alanlarda eğitim alan genç yetişkinlerde sık iş değiştirmeye daha az rastlanıyor. Buna ek olarak sosyoekonomik geliri daha yüksek ailelerin çocuklarında sık iş değiştirme eğilimi daha fazla gözleniyor.

ARAŞTIRMA SONUÇLARI
Genç yetişkinleri önceki nesillerle karşılaştırırken 5 farklı kriter üzerinde duruldu: Bunlardan ikisi üstünlük faktörü (Kendini başkalarından üstün görme) ve hedef belirsizliği (birinin kendinden ve isteklerinden emin olamaması veya hedeflerini gerçekleştirebileceği konusunda şüpheleri olması). Üstünlük faktörü “Başkalarından özel ihtimam hak ediyorum” ve “ Çoğundan daha fazla doğal yeteneğim olduğunu biliyorum” gibi maddelerle ölçülürken; Hedef Belirsizliği “Acaba hayatım nereye doğru gidiyor” ve “ Önemli bir şey elde edecekmişim gibi görünmüyor” gibi maddelerle ölçüldü. Diğer üç etken ise genç yetişkinlerin sık iş değiştirmeye, kariyer/hayat görüşlerine ve ertelenen evliliğe dair tutumlarını değerlendirmek için belirlendi. Sık iş değiştirme etkeni “Bir işe bağlanıp kalmaktansa farklı iş tecrübelerini denemeyi tercih ederim” ve “Yeteneklerime ve ilgilerime uyan bir iş bulmak için sıkça iş değişikliğine katlanmaya razıyım” gibi maddelerle ölçüldü. Kariyer/Hayat görüşü etkeni “İyi tanımlanmış bir kariyer planım yok” ve “On yıl sonra hayatım nasıl olur hayal edemiyorum” gibi maddelerle ölçüldü. Son olarak, Ertelenen Evlilik etkeni iki maddeyle ölçüldü: “ Şu noktada evlilik benim için büyük öncelikli değil” ve “ Yuva kurup evlenmeden önce birkaç yıl daha bekâr kalmam gerektiğine inanıyorum”. Bütün etkenler için, cevaplayanlar, katıldıkları ya da katılmadıkları her cümleye 1-5 arası puan verdiler.

Yaş Gruplarına göre Hedef Belirsizliği ve Kendini Üstün Görme
Dört farklı yaş grubunda gençlerin, iki kişilik faktörüne nasıl cevap verdiklerini tarif ediyor: Kendini Üstün Görme ve Hedef Belirsizliği. Her iki durumda da yaşları 18 ve 28 arası genç erişkinler istatistiksel olarak diğer yaş gruplarından fazlalar; kendilerini başkalarına göre daha üstün görüyor ve hedeflerinde bir kararsızlık gözleniyor. Kendini üstün görme ve hedef belirsizliği denince 18-28 yaş grubunu 29-39 yaş grubu takip ediyor.

Yaş Gruplarına göre Sık İş Değiştirme, Hayat Görüşü ve Evlilik
Geri kalan üç etken hakkında dört farklı yaş grubunun eğilimlerini gösteriyor. Bir kez daha, gençler diğer gruplardan önemli farklılıklar gösteriyor ve bu da gösteriyor ki sık iş değiştirmeye ve evliliği ertelemeye daha yatkınlar ve kariyer ve genel hayat için somut bir görüşe sahip olmaktan uzaklar.

“Mecbur kalırsam, ailemin yanına geri döner ve onlarla yaşarım.”
18-28 yaş arası anket katılımcılarına şu cümleye katılıp katılmadıkları soruldu. “Mecbur kalsaydım, ailemin yanına geri döner ve onlarla yaşardım.” Bu cümleye “kesinlikle katılıyorum” diyenler %31, “katılıyorum” diyenler %33, “kararsızım”diyenler %14, “katılmıyorum” diyenler %10,”kesinlikle katılmıyorum” diyenler %12 oldu.

Bu tabloya bakıldığında genç yetişkinlerin % 64’ü mecbur kalırsa ailesinin yanına geri dönüp, onlarla yaşayabileceğini ifade ediyor; bu da gösteriyor ki genç yetişkinlerin çoğu maddi bağımsızlıklarını elde edemese ya da sürdüremeseler bile ailelerinin onları destekleyeceklerini düşünüyorlar. Bazı gençler, daire kiralamanın yüksek bedelini, evde aileleriyle kalmalarına neden olarak gösterdiler. Diğerleri, araba, bilgisayar veya lüks eşya için para biriktirmenin faydalarını örnek olarak verdiler.

Sosyoekonomik duruma göre iş değiştirme eğilimi
Bir başka anket sorusuna göre, düşük gelirli ailelerden gelen gençlerin yüksek gelirli ailelerden gelen gençlerle kıyaslandığında sık iş değiştirmeye daha soğuk baktıkları ortaya çıktı. Ekonomik gereksinimlerin iş değiştirme davranışlarını değiştirebileceğini gösteriyor.

Cinsiyete dayalı farklılıklar
Anket ölçümlerinde cinsiyet farlılıkları az olarak gözlemlendi. Tek farklılık “üstünlük” ve “geç evlilik” kriterlerinde gözlendi. Genç erkeklerin kendilerini genç kadınlara kıyasla başkalarından daha üstün gördükleri ortaya çıktı. Evliliği yüksek ölçüde öncelik olarak görmeyen erkeklerin, geç evlilik kriterinde kadınlara oranla daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Üniversite bölümlerine dayalı farlılıklar
Sık İş Değiştirme faktöründe, genç yetişkinlerin üniversite bölümlerinin rol oynadığı gözlendi. Eğitim, sağlık ve bilgisayar bilimini üniversite bölümü olarak bildiren genç yetişkinler farklı işleri deneyeceklerine en az olasılıkla katılanlar oldu. Diğer taraftan, iletişim, sosyal bilimler, ya da fen-edebiyat bilimleri üniversite bölümleri olarak bildiren genç yetişkinler ise doğru işi bulmak için sık iş değiştirebileceklerine en fazla olasılıkla katılanlar oldu. Bu nedenle, belirli uzmanlık gerektiren mesleklerde eğitim alan yetişkinlere göre, diğer yetişkinlerin sık iş değiştirmeye daha fazla eğilim gösterdikleri ortaya çıktı.

İş sadakatinden kaçınma
Sık İş Değiştirme davranışının bir sonucu iş arayanın hiçbir kuruluşa bağlı ya da sadık olmamasıdır. Ankette genç yetişkinlerden kendilerine sorulan bir cümleyi oylamaları istendi: “Bir iş teklifini kabul etsem ve karşıma daha iyisi çıksa, ilk firmaya fikrimi değiştirdim daha iyi olan teklifi kabul edeceğim demekte güçlük çekmezdim”. Bu soruya cevap veren genç yetişkinlerin % 44’ü bu cümleye katıldığını belirtti. Birçok daha yaşlı yetişkin bu bulguyu genç nesil için olumsuz bir düşünce olarak görüyor ve kabul edilen işin bırakılmasını karaktersizlik ya da etik eksikliğine bağlıyor.

Diğer taraftan, anket yapılan birçok genç, bu yüzdenin daha yüksek olmamasına şaşkınlık gösterdi. Birçoğu, fikir değişikliğinin kolay bir karar olacağını çünkü odağın her zaman daha iyi bir iş teklifi elde etmek olduğunu ve bir teklif kabul edildiğinde daha iyisini arama sürecinin bitmeyeceğini ifade ettiler. Diğerleri, arkadaşlarının ve aile üyelerinin işlerini ve/veya gelirlerini kaybettiklerini gözlemlediklerini ve firmaların çalışanlarına bağlı ya da sadık olmadıkları sonucuna vardıklarını belirttiler. Bu nedenle, bir şirkete neden sadık olmaları gerektiğini sorguluyor ve kariyerlerinde ilerlemenin, iş ve firma değiştirmelerine bağlı olabileceğini düşünüyorlar.

GENÇLERDE 4 FARKLI GRUP PROFİLİ ORTAYA ÇIKTI!
Anket, genç yetişkinlerde 4 farklı grup ortaya çıkardı:

Grup 1 – Sık iş değiştirme niyeti olmayan ve iddiasız kariyer planı olanlar gençler;
Bu grup kariyer seçenekleri üzerinde düşünmeye fazla zaman harcamamış ve henüz kariyerlerinde ilerlemek için ne tür tecrübeler edinmeleri gerektiğini bilemeyenlerden oluşmaktadır. Bunların, daha genç katılımcılar olduklarını ve okul çalışmalarına yoğunlaşıp kariyer planlarına henüz fazla zaman ayırmamış oldukları varsayılıyor. Durumları tecrübe kazandıkça değişecektir ancak ders yükü altında boğulup mezuniyet sonrası planlarını yapmamış olan öğrencilerle çok sık karşılaşmaktayız.

Grup 2 – Sık iş değiştirme niyeti olmayan ve yüksek kariyer beklentili gençler;
Bu grup, motiveli ve yönlendirilmiş grup olarak tanımlanabilir. Nereye gitmek istediklerini bilirler ve erken bir kariyere sahip olmak için ne yapmaları gerektiği hakkında net bir fikre sahiptirler. Bu gruptakilerin işverenler tarafından istekli bir şekilde aranacağını ve kendilerini şirkete, nasıl faydalı olabilecekleri konusunda iyi ve açık bir şekilde ifade edebileceklerini düşünüyoruz.

Grup 3 – Sık iş değiştirmeye niyetli ve iddiasız kariyer planı olan gençler;
Bu grubun üyeleri amaçsız olarak nitelendirilebilir. Mezuniyet sonrasında ne yapmak istediklerine karar veremezler ve kendilerini tanımlama (öz-benlik) konusunda sıkıntı çekerler. Kim olduklarını ve ne istediklerini anlayabilmek için birçok deneyim/tecrübenin içinde yer almak isterler. Tek sorun bu bireylerin kazandıkları bu tecrübelerin kendilerine ve sahip olmak istedikleri kariyere ve kariyer planlarına ayna tutup tutamadığı ve kendilerinin nasıl şekillendiklerini doğru algılamalarıdır. Eğer bu deneyim kazanma çabaları sadece kapağı bir yere atabilmek ve kendilerini şanslı saymaksa, yapılacak ileri düzey çalışmalar bu beklentileri ve kişiliklerini tanımlayabilir ve onlara yardım edebilecek programların şekillenmesini sağlayabilir.

Grup 4 – Sık iş değiştirme ve yüksek kariyer beklentili gençler;
Bu bireyler motiveleri olan ancak bu doğrultuda yönlendirilmemiş olarak tanımlanan gruptur. Nereye gitmek istediklerini bilirler ancak oraya nasıl ulaşacaklarından emin değillerdir. Sık iş değiştirme bu durumda doğru şirkette doğru pozisyonu bulmalarına yardımcı olabilir. Bir bireyin yönlendirilmemiş/hedefsiz olarak geçireceği süre o bireye bağlı olarak değişir. Bazı bireyler birkaç hamleyle yolunu bulabilirken diğerleri doğru işi bulabilmek için sayısız deneyim yaşamak zorunda kalabilir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND