Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Geleceğe yön verecek 15 yeni trend!

Çoğu şirket ve kurum, geleceğin kendileri için ne getireceğini öngörmeye çalışır. Yeni dünya dinamiklerine ayak uydurmak, “trend”lerden geri kalmamak ister. Peki bu “değişim çağı”nda liderler nasıl bir yol izlemeli?

1.HERŞEY SOSYALLEŞECEK: Yeni Nesiller Ve Onların Dijital Dünyası Daha İleri Taşınacak

Sosyal teknolojiler gündelik yaşamın merkezinde artık. Sosyal nesiller ise  şirketleri içten dışa doğru   şekillendirirken onların  daha geniş, daha çevik networkler geliştirmesinde ve müşterilerine katma  değerli  hizmetler sunmasında yardımcı olacak. Mobilite, geleceğin iş çevrelerinin tam kalbinde yer alacak. Herkes “ bağlı” olacak ve evrensel ara bağlantılar yoluyla insanlar gelişecek, öğrenecek, ticaret yapacak. Mobil, kalkınma için en önemli dönüştürücü araç olacak. M2M teklonolojisi, toplumun  acil sorunlarıyla savaşacak. İletişim ve pazarlama çoklu ilişkilere geçiş yapacak.

2. DEĞER YENİDEN TANIMLANACAK: Tüketici “ yeni tüketici” kavramının hakkını verecek

Değer kavramı 21. Yüzyılda yeniden tanımlanıyor. Tüketiciler hiç olmadığı kadar seçme özğürlüğüne sahip. Kişiselleştirme talep eden yeni tüketici, değer yatırımında  aktif rol oynayacak. Şirketlere “ kendi başına değil,benimle birlikte yap” diyerek geleneksel zihniyeti değiştirecek. Ekonomideki dengeler değiştikçe değer, “ benimle paylaş” noktasına gelecek. Paylaşım ekonomisi hız kazanırken, sahiplik kavramı değişecek ve sadece geçici kullanım ihtiyacı olan birçok kesim paylaşıma  ve kiralamaya odaklanacak. Bu, özellikle paylaştıkları deneyimlere değer veren ve topluma fayda sağlayan genç nesillerin eseri olacak.

3. HER ŞEYİN PAYLAŞTIRILMASI: Üretimde mobilite ağırlığını koruyacak

Mobilite yeni bir aşama kaydedecek. Sabit telefonun bir zamanlar zengin ülkelerde oynadığı kritik rolü, bugün mobil telefonlar üstleniyor. Gelişen ekonomilerde “ bağlantılılık” aslında “ mobil bağlantılılık” haline gelecek. Mobil sayesinde tüketim, her yerde ve her zaman gerçekleşmekle birlikte, değer yaratmak ve yakalamak üzere araçlar ve kaynaklar da daha geniş bir şekilde dağıtılacak.

4.BİR SONRAKİ ENDÜSTRİYEL DEVRİM : Robotlar ve akıllı makineler toplumu yeniden tanımlayacak. Robotlar; resepsiyonistler,hasta bakıcılar,bankadaki veznedarlar ve hatta gardiyanlar bile yerini alacak. Ve teknoloji sayesinde amatör çalışanlar, bir zamanlar profesyonellerin yaptıkları pek çok işin üstesinden gelecek. Yaşlı nüfusun artışıyla yaşlılara bakım önem kazanacak. Robotların giderek insanların yerini almasının sonucunda ise devasa iş kayıpları olacak. Akıllı makinelerin bir sonraki dalgası, yeni iş kolları yaratacak. İşgücünün bu işlere hazır ve yetkin olacağı ise hep gündemde olacak.

5. YENİ UZAY YARIŞI : Teknolojinin sırlarını sadece dünyada değil, evrende de zorlamak. Ulusal uzay programlarındaki bilimsel gelişmeler, nasıl yaşayacağımız ve nasıl iş yapacağımız üzerinde büyük bir etkiye sahip olacak. Şimdiden ticari uzay gezileri gündemde. Uzay yolculuğunun turizme yönelmesi reddedilemeyen bir gerçek. ÇİN, Avrupa ve ABD arasında uzay rekabeti kızışacak. Ülkeler arasında uzaydaki servete sahip olmayla ilgili sorunlar da artacak. Sorunlar ışığında yeni gelişmeler doğacak ve bu gelişmelerin kamuoyu yararına kullanılıp kullanılmaması konusunda da soru işaretleri artacak. Ülkeler arasındaki uzay yarışlarıyla teknolojinin sınırları zorlanacak.

6. JEOPOLİTİK SAVAŞLAR: Geleceği kontrol etme savaşı başlayacak. Brezilya, Rusya, Hindistan, Güney Afrika ve Çin’i tanımlayan BRICS bölgesi, gelecekteki ekonomik büyümenin ve sosyal gelişimin nerede gerçekleşeceğinin kontrolü üzerinde savaşın yaşanacağı bölge olacak. Bu bölgeler, çarpıcı biçimde farklı ekonomik, sosyal ve politik sistemlere dayalı çok kutuplu Pazar manzarasını yansıtacak. Şirketlerle birlikte politikacılar da hükümetlere olan güven azalsa bile yeni dünya düzeninde kendi yerlerini korumaya çabalayacak. Hem ulusal hem de uluslararası sahada radikal politik değişim potansiyeli yükselecek.

7.KAYNAK SAVAŞLARI YÜKSELİYOR:  Bolluk dünyasından kıtlık dünyasına şirketler daha etkin olacak. Dünya nüfusu 2050’de 9 milyara ulaşınca kaynaklar, iklim değişikliğinin de etkisiyle büyük bir baskı altında kalacak. 2030 yılı itibariyle gezegenin sağlayacağından iki kat daha fazla kaynak talep edeceğiz. Azalan kaynaklara yönelik insanlar ve uluslar arasında rekabet  kızıştıkça sosyal huzursuzlukların ve çatışmaların doğması kaçınılmaz olacak. Kıtlık, kaynakların fiyat değişkenliğini ve sınır ötesi yatırımını körükleyecek. Yeni teknolojiler ve tüketim gelecekte  daha kritik hale gelecek. Hükümetlerden çok şirketler, tüketim gelecekte daha kritik hale gelecek.  Hükümetlerden çok şirketler, tüketime ve yeni teknolojilerin topluma etkisine yön verecek.

8.ŞİRKETLER GÜCÜNÜ ARTIRACAK: sadece kar değil toplumun yararına sosyal amaçlar da önemsenecek. PEK çok şirket, çoğunlukla diğer şirketlerle sosyal ve ekonomik sorunların değerlendirmek üzere yeni bir rol üstlenecek. Sosyal sorumluluk, sürdürülebilirlik çerçevesinde kaçınılmaz olacak. Kurumlar; bağlı oldukları şirketin motivasyonu ve yarattığı etkiye dikkat eden ve bunu talep eden tüketicilerin, çalışanlar ve paydaşlarının göz önünde etkin faaliyet göstermek için meşruiyet inşaa etme etmeninin yollarını arayacak. Şirketler, toplumla karşılıklı fayda sağlamayı fark ettikçe bu iyi sonuçlar verecek. Bu anlamda kurumsal amacını bu yolda yeniden tanımlayan şirketleri iyi inceleyin.

9.BİLGİ GÜÇ OLMAYA DEVAM EDECEK: Güç olmaya devam ediyor: Güvenlik en büyük sıkıntı olarak dikkate alınacak.

Enformasyon kavrama ve çözülmeye yeteneği değerini koruyor. Bu gibi kavrayışları, ulusa, profesyonel ya da toplumsal sınırların ötesine taşıyabilen insanlar, sahip oldukları bilgi ve temelinde kendi ağlarını yaratabilecek. Önümüzdeki 10 yılda bilgi işçilerinin giderek bağımsız aktörler haline gelmesi sanal şirketlere yönelik büyüyen trende hız kazandıracak. Sanal gerçeklik ise güvenlik açısından yeni bir cephe hattı. Siber suçlar ve siber savaşlarla birlikte, mobilite ve toplumların, ticaretin kısacası her şeyin demokratikleşmesi arttıkça kontrolü ele almak zorlaşacak.

10. BANKALARA İHTİYAÇ SORGULANACAK: finansal sistem yeniden inşa edilecek.Geleceğin bankaları, devlete ait kurumlarla ve peşin para kullanmayan, daha çok barter yapan ve toplulukları düşünen şirketlerle çalışacak. Perakendecileri ve kalabalığın sermayesinden faydalanan topluluklar için güven, giriş noktası olurken, dijital cüzdanlar ve mobil bankacılık Telekom ve yazılım oyunlarına kapı açacak. Giderek kalabalıklaşan ve nakdin yok olduğu finansal sistemde bankalar ana oyuncu olmaktan çıkacak. Mobil bağlantıyı temel alan kendini kanıtlamış sistemler ve gittikçe esnekleşen takas araçları, nakitsiz topluma geçişte bir dönüm noktası yaratacak.

11. ÜÇÜNCÜ KÜRESEL PARA BİRİMİ: Ticaret için yeni para birimi Asya’dan çıkacak. Dünyanın değişimi doğrultusunda Batı’ya daha az bağımlı olacak ve küresel finans sisteminin gelecekteki ihtiyaçlarını daha iyi destekleyecek üçüncü bir alternatif para birimine doğru bir yönelim yaşanacak. Asya’nın ekonomik yükselişi ve dünya rezerv para birimi olarak ABD dolarına bir alternatif bulunması gerekliliği geniş bir paralel Asya para birimi sepeti üretecek. Birçok Asya ekonomisinin birbirleriyle ticaret için kullanacak Asya para birimleri sepeti, Asya ekonomilerinin kendi dünyaları üzerinde daha büyük bir kontrol sağlanmasına olanak tanıyacak.

12.İNSANSIZ SAVAŞLAR KAPIDA: Uçakları uçurmak için pilotlara ihtiyaç azalacak. Son birkaç yıldır, Afganistan ve Pakistan’da ABD kara kuvvetleri ve diğer güvenlik kuvvetlerinin insansız uçak kullanımı arttı. Gelecekte, gözetim faaliyetlerinin ve çatışmaların çoğunluğu gittikçe daha gelişen akıllı insansız hava araçları tarafından yürütülecek. Askerler şimdiden tepelerin ardındakileri görmek için elle fırlatılan  binlerce insansız uçak kullanıyor ve bunların kullanımı o kadar kolaylaşıyor ki kontrol edilmeleri için İphone uygulamaları bile var. ABD Savunma Bakanlığı, hedefleri bulup imha edebilen özerk, kendi kendini yöneten silahlı robotlara yönelik çalışmaları finanse etmeye başladılar bile.

13. KURUMSAL LEGO: yetkinlikler yapı bozuma uğrayacak, dönüşecek. Birçok şirket hala kendisini değer yaratıcı ve destekleyici faaliyet yelpazesini kontrol eden çalışanlara sahip kuruluşlar olarak görse de geçtikçe daha çok şirket birer ağ haline gelecek. Şirketlerde insan kaynakları yöneticilerinin sayısı azalırken doğru faaliyetlerin en etkin şekilde yürütülmesini sağlayan proje yöneticilerinin sayısı artacak. Değişen piyasalarda daha çok şirket, projeye dayalı olarak örgütün içindeki ya da dışındaki yetkinlikleri söküp takmayı öğrenecek. Kuruluşlarda çekirdek olmayan işlevler birbirleriyle değiştirilebilir hale geliyor ve kolaylıkla değer yaratan birimler çerçevesinde inşa ediliyor.

14.DAHA ZENGİN, DAHA YOKSUL: Zenginle  yoksul arasındaki gelir uçurumu daha da artacak. Kentsel ve kırsal topluluklar arasında ve içinde, derinleşen zenginlik farklılıkları zengin ve yoksul arasındaki uçurumu genişletiyor. Son yıllarda Çin, Hindistan gibi ülkelerde milyonlarca iş olanağı yaratan güçlü ekonomik büyümeye rağmen daha zenginle daha yoksul haneler arasındaki fark gelecek 10 yılda daha da genişleyecek. Bazı alanlarda ise zenginlik yaratma açısından sosyal yelpaze boyunca karşılıklı bağımlılık artacak. Gelişmiş ekonomilerde, meydan okuma daha korkutucu boyutlara ulaşırken zengin – yoksul kutuplaşmasının artması huzursuzluklara yol açacak. 

15. CROWDSLOVİNIG: Kitle destekli çözüm geleceğin trendi olacak. Yaşamda  yüzleşmek zorunda kaldığımız sorunları adresleyen mevcut kurumlar ve makinelerdense, sorunlara yenilikçi çözümler getiren, insanların işbirliğine ve yaratıcılığına önem veren yenilikçi şirketlere ihtiyaç artacak. Bu yenilikçi şirketler, tamamen yeni çözüm yolları inşa etmek için bürokrasi ve endüstriyel sınıf yapısının geleneksel sınırlarını alt edebilir. Müşterilerin, sağlayıcıların ve çalışanların bir düşünce kuruluşu gibi davranmasını talep etmek anlamına gelen crowdsolving, gelecek yılların en çok  tercih edilen inovasyon trendlerinden biri olacak.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND