Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Füsun önal ile yaşamak ve başarmak sanatı üzerine

Sanatçı ve yazar Füsun Önal ile yaptığımız bir roportaj…

FÜSUN ÖNAL İLE YAŞAMAK VE BAŞARMAK SANATI ÜZERİNE

Merhaba Kigem’ciler.

Bu ayın konusu Füsun Önal. Sizden aldığımız bazı sorulara kendimiz de birkaç soru katarak Füsun hanıma sorduk. O da çok iyi şekilde yanıtladı. Kendisine teşekkür ediyorum.

Gezmeyi seven Kigemcilere Füsun Önal’yn “Var mısın Benimle Uçmaya” adlı kitabını özellikle tavsiye ediyoruz. Yazarın diğer kitaplarıyla ilgili de www.ideefixe.com dan bilgi alabilirsiniz.

Füsun hanımın yazılarına www.mahmure.com adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca kendisi ile doğrudan iletişim kurmak isteyen kigem.com üyeleri için, kendisinin izniyle, aşağıda (röportajın sonunda) mail adresini yayınlıyoruz. Ona sorularınızı, doğrudan kendiniz de sorabilirsiniz.

>>>> Dünyayı gezmiş kişilere ilk sorulan soru “hayatın anlamını bulabildin mi?” seklinde oluyor. Biz de size sormak istiyoruz, sizce hayatın anlamı nedir? yada söyle soralım, hayat neyden yapılmıştır?

FÖ> Benim için hayatın anlamı gezip, görmek, gördükçe zenginleşmek, değişik insanlar tanımak, onlardan bir şeyler öğrenmek, öğrendikçe bilgilenmek , bilgilendikçe daha da zenginleşmek…… Bunları yaptıkça hayatımın git gide daha çok anlam kazandığını fark ederim.

Bütün bunları yapabilmek için tabii ki sağlıklı olmak şart.
Ve tabii cepte biraz da para olması gerek.

>>>> Füsun Önal ismi neşe, canlılık ve kahkaha ile özdeşleşmiş durumda. Çok sayıda üyemiz bunu sırrının ne olduğunu sordu. Yaşama sevincinizi içinizde nasıl üretiyorsunuz? Enerjinizi emen çevresel negatif unsurlara karşı kendinizi nasıl koruyabiliyorsunuz?

FÖ> Bu soru müziğe başladığım ilk yıllarımdan beri hemen her TV ve radyo programında sorulur. Hani neredeyse bu soru sorulmazsa bozulacağım:))))))

Bu sorunun bende “klasik” bir cevabı var. Onu burada da tekrarlıyorum:

Et ürünlerinden uzak yaşayan bir vejetaryenim. 11 yıl önce sigara içmeyi bıraktım. İçkiyle ve gazlı içeceklerle başım hiç hoş değil. Bahçeyle uğraşırım.Hayvanlarla haşır neşirim. Bol bol yürürüm.

Bu tarz bir yaşamı seçtiğim için de, hayatın utanmazlığına, zorluklarına, acımasızlıklarına rağmen, içimin bir köşesinde daima sakladığım küçüklü, büyüklü sevinçler vardır.

Sevgi arsızıyımdır. Başkası gibi olmaya asla çalışmadım. Daima kendim gibiyimdir. Okulda ki Füsun neyse sahnede ki Füsun da odur. Ayrıca, çocukluğumdan beri hiç aşksız sevgisiz kalmadym:))))

Bütün bunlar bir araya gelince de enerjim had safhaya çıkar.
Daima yanımda olduklarını bildiğim “gerçek arkadaşlarımla” ve sevgilimle birlikte ve ailemden kopmadan sade bir yaşam sürdürdükçe, çevremi sarıp sarmalamış olan negatif unsurlara karşı da kendimi korumuş olurum.

>>>> Hangi yabancı dili biliyorsunuz? Yabancı dilini geliştirmek yada bir yabancı dil öğrenmek isteyen gençlere neler öneriyorsunuz?

FÖ> TED Ankara Koleji mezunuyum ve Ankara Üniversitesi DTCF İngiliz Edebiyatı bölümünde okudum.

Seneler boyunca, tamamı İngiliz hocaların verdiği sıkı bir eğitim aldığımdan, ailemin maddi, benim manevi emeklerimi boşa çıkarmamak ve iyi öğrendiğim dili unutmamak için İngilizce bilen arkadaşlarımla aramızda İngilizce
konuşuruz. Çeşitli İngilizce kitaplar okurum. Beynimde tercüme ederim.

Çevremde ki olayları İngilizce düşünmeye çalışırım. Unuttuğum ya da bilmediğim kelimeler için hemen bilgisayarımın yanında duran lügate baş
vururum.

90’lı yıllarda ki Fransız erkek arkadaşıma, İngilizce’nin dışında onunla kendi dili ile konuşabilmek için, okuldayken kendi kendime çok az öğrendiğim Fransızca bazı bilgilerimi genişleterek, kendi kendime çalıştım. Bazılarını
arkadaşlarıma sordum. Hala da sorarım. Sormak ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Öğrenmenin de yaşı başı yoktur.

Bu söylediklerim, sanırım yabancı dil öğrenmek isteyen genç arkadaşlarıma bir şeyler anlatıyordur.

>>>> Dünyayı gezmek isteyen bir sürü insan var. Onlara ne önerirsiniz? Bu hayallerini nasıl gerçekleştirebilirler?

FÖ> 2000 yılında yazdığım “Var mısın Benimle Uçmaya” adlı anılarımla süslediğim gezi kitabımda, iyi bir gezgin olmanın püf noktalarını yazmıştım Genç arkadaşlarıma bu kitabımı okumalarını tavsiye ederim. Kitap, gezmek
isteyenlere bir rehber kitap gibi oldu. Bir nevi “Yol kılavuzu” da diyebiliriz…

Benim dünyayı gezmek isteyenlere: En fazla bir bavul, bir çantayla yola koyulup, havayolu şirketlerinin indirim yaptığı zamanlardan yararlanarak, ucuz bilet almalarını, gittikleri ülkelerde bol bol yürüyerek her yeri ve her şeyi daha iyi ve yakından görmelerini, gittikleri ülkelerden tren ve otobüse binerek civar ülkelere ucuz yolculuk yapmalarını, böylece bir gidiş-geliş uçak biletiyle başka ülkeleri de görmelerini öneririm.

Ayrıca, iyi bir gezgin çok fazla uyumaz.

Benim seyahatlerde uyguladıığım şeylerin özeti: “Az uyumak, çok yürümek, baktığı yerleri iyice görmek”tir…..Çünkü bakmak ve görmek çok farklıdır.

Ancak “görerek” zenginleşebilirsiniz ve iyi bir gezgin olabilirsiniz. İyi bir gezgin, kolay kolay yorulmaz. Sonra benim öyle çok yıldızlı-pahalı otellerle işim olmaz. Üç yıldızlı harika oteller vardır. Otellerimi de daima şehir merkezinde seçerim. Bunu da herkese öneririm.

Tabii önerecek çok şey var ama dediğim gibi benim “Var mısın Benimle Uçmaya” adlı kitabımı okusunlar. Hem eğlenirler, hem de oturdukları yerde pek çok yer gezerken, pek çok da bilgi edinebilirler.

>>>> Genç ve amatör yazar adayları yazılarınızı nasıl yazdığınızı ve onlara “yazar olmak” için önerilerinizi soruyorlar. Onlara neler tavsiye edersiniz?

FÖ> Yine aynı şeyi tekrarlayacağım. Baktıkları her şeyi çok iyi görmeliler. Gördüklerini beyinlerine iyice kaydetmeliler. Çok iyi birer gözlemci olmalılar.
Tabii, yazarın yazın tarzı da çok önemli.

Aziz Nesin bana“Edebiyat yapmaya özenmeden, konuşur gibi yazıyorsun. Bu da kitaplarının canlı ve kolay okunur olmasını sağlyyor. Ayrıca, çevrende olup bitenleri iyi gözlüyorsun ve bunu sıcak bir anlatımla okuyucuya aktarabiliyorsun” derdi..

Bence Aziz beyin bana dedikleri yazar adaylarına bir anahtar olabilir.Kolay okunabiliyor olmak çok önemli. Zira öyle yazarlar var ki, okurken insan azap çekiyor!!! Anla anlayabilirsen!…..

Çok satmak, ille de çok iyi yazan bir
yazar anlamyna gelmiyor.

>>>> Güçlü olmak ile iyi olmak arasynda bir seçim yapsaydınız, hangisini seçerdiniz?

FÖ> İyi ve güçlü bir insan olmayı seçerdim:))))))))

>>>> Başarılı olmak isteyen ama bunu nasıl yapabileceği konusunda bilgisi olmayanlara neler önerirsiniz?

FÖ> Başarılı olmak insanlara öğretilmez ki…. İnsanın içinde bu arzunun küçük yaşlardan itibaren filizlenmeye başlamış olması gerekir. Ağır kanlılıkla üşengeçlik ve tembellikle başarı kazanılmaz. Sonra düşünceyi aktif tutmak, bedeni de canlandırır. Canlı beden ve canlı düşüncenin yardımıyla, öğrenme arzusunu da birleştirebilenlerin, başarı yolunda ilerleyeceklerini düşünüyorum.

>>>> Aziz Nesin’i tanıyan birisiniz. Sizce Aziz Nesinin başarısının sırrı neydi?

FÖ> Aziz Nesin’i ölümünden 5 yıl önce, ilk kitabımı yazdığım yıl tanıdım. Beş yıl boyunca aramızda çok yakın bir dostluk oluşmuştu. İlk beş kitabımın yazılışı
sırasında beni eleştirdi, yüreklendirdi, yol gösterdi. “ASLINDA HÜZÜNDÜ HEPSİNİN YAŞADIĞI” adlı kitabımın adını koydu. Birey olarak ondan çok şey
öğrendim. Onu tanımış olmanın mutluluk ve gururunu her zaman içimde taşıyacağım.

Aziz Nesin,. o ciddi görünümünün ardında müthiş esprili, son derece zeki ve akıllı ve yaşından çok daha genç düşünen biriydi. Çok iyi bir gözlemciydi.

Yaşadığı toplumu oluşturan bireyleri iyi tanıyordu. Ülkesinin insanlarının ne istediğini çok iyi biliyordu.

Gözlemlerini kıvrak zekasıyla birleştirip, kitap okuyucusunun ve tiyatro seyircisinin dudaklarına tebessüm yerleştirerek, kahkaha attırarak ya da “Evet. Aynen benim içimdekileri söylüyor” dedirterek, mesajlarını halka
aktarmayı, onlara yol göstermeyi, yüreklendirmeyi çok iyi biliyordu.

O bir dünya adamı ve dünya aydınıydı. Onu arıyor ve özlüyorum…….Sizin kanalınızla da tüm site ziyaretçilerine güneş gibi parlak, doğa gibi
bereketli, okyanuslar kadar engin mutluluklar diliyorum…..

FÜSUN ÖNAL

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND