Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Freelance çalışmanın ne gibi zorlukları var

Freelance çalışmak.. Bazılarımız bir çok sektörde serbest çalışma imkanı bulabiliyor. Tasarım, fotoğrafçılık gibi kreatif alanlarda ise bu sayı daha fazla. Freelance yani serbest çalışmanın bir çok avantajı olduğu gibi dezavantajları da var. Peki freelancerlar çalışma hayatlarında hangi zorluklarla karşılaşıyorlar? İşte freelancerların iş hayatındaki sorunları ve çözüm yolları hakkında bilgiler…

kişisel gelişim

Freelance çalışmak.. Bazılarımız bir çok sektörde serbest çalışma imkanı bulabiliyor. Tasarım, fotoğrafçılık gibi kreatif alanlarda  se bu sayı daha fazla. Freelance yani serbest çalışmanın bir çok avantajı olduğu gibi dezavantajları da var. Peki freelancerların çalışma hayatlarında hangii zorluklarla karşı karşıya geliyorlar? İşte freelancerların iş hayatındaki  sorunları ve çözüm yolları hakkında bilgiler…

Serbest çalışmanın zorlukları

Freelance (serbest çalışma) dünyasına yeni atıldıysan ve acemiysen işi sen kovalıyorsun. Sırf bu amaçlı internet siteleri var, oralarda profil açıyorsun, eşe dosta kulaktan kulağa yayıyorsun. Daha sonraları belli bir kemik kitlen oluyor. Bir yerden sonra sen işleri elemeye, seçmeye başlıyorsun. İlk önce karşı taraftan işle ilgili bilgi geliyor. Ona göre bütçe söyleniyor karşı tarafa. Bir şekilde parada anlaşıldıktan sonra teslim tarihi belirleniyor. Şimdiye kadar hiç sözleşme yapmadım. Şirketlerin ve kişilerin freelance çalışan aramasının amacı zaten bu tür prosedürlerden kaçış. Genelde sözlü ve karşılıklı güvenle ilerlenir. Eğer hiç tanımadığın, yeri yurdu belli olmayan, güven vermeyen, kafada soru işareti bırakan kişi veya ajanssa önce para istenir (en azından yarısı). Ardından işe başlanır. En büyük sorun maddiyat. Hiç kimse teklif ettiği ücreti söz verdiği zamanında vermez.

Defalarca telefonda konuşursun, e-posta atarsın. Sürekli ‘şu aralar işler kesat, işten çıkarmalar var şimdilik şu kadar paslıyorum hesabına’ gibi cümleler gelir karşıdan. Alman gereken ücrete ulaşana kadar bu görüşmeleri 4-5 kere yaparsın. Böyle işler yapılırken hukuki anlamda alınacak en önemli önlem sözleşme, paranın veriliş tarihini garantileyecek belgeler vs. Ama bu şekilde freelance iş bulmak çok zor tabii.” Bunları anlatan 27 yaşındaki freelancer (serbest çalışan) Tezer Aktay. 3-4 yıldır reklam sektöründe grafik tasarımcı olarak çalışıyor ayrıca dışarıya freelance olarak da işler yapıyor. 

Yazılı bir sözleşme olmalı

Freelance çalışanlar hali hazırda bir işleri varken de ek iş yapabiliyor veya tamamen bu şekilde para kazanmaya çalışabiliyor. Fotoğrafçılık, yazarlık, iletişim danışmanlığı, çeviri-tercümanlık, bilgi teknolojileri, yazılım gibi çeşitli alanlarda freelance çalışmak mümkün. Fakat geçimi bu şekilde sağlamak biraz zor. Düzenli olarak bir yerle anlaşma yapılmamışsa veya bir şirketin işleri rutin olarak üstlenilmemişse gelir de tehlikeye giriyor. Bir ay ele para geçerken daha sonra aylarca iş yapılamadığı da oluyor.

Freelance olarak çalışanlar, isimleri duyulana kadar çevreleri sayesinde iş yapıyor. Daha çok kulaktan kulağa adlarını duyurarak portfolyo oluşturmaya çalışıyorlar. Veya bu şekilde çalışanların bir araya geldiği internet siteleri var. Freelance çalıştırmak isteyenler projelerini, istedikleri şeyleri bu sitelerde paylaşıyor ve freelancer’lardan teklif bekliyor. Bu aşamada da birbirleriyle yarışıyorlar. Kim işi daha kısa sürede, daha kaliteli ve daha ucuza yapabiliyorsa iş onun oluyor. 

Freelancarlar şirket çalışanı olmadığı için yemek, yol, sigorta primi gibi ödemeler almıyorlar. Bu nedenle de şirketlerin tercih ettiği bir çalışma sistemi. Fakat bu sistem freelance çalışanlar açısından dezavantaj olabiliyor. Bunun en büyük nedeni de ortada bir sözleşme, anlaşma vs olmadığı için ödemelerde sorun yaşanması. Şirketler açısından bakıldığında ise freelancerların kurumsal yapısı olmadığı için referanslarına ulaşmak ve kontrol etmek oldukça zor olabilir. Tüm iletişim bilgilerine sahip olup, işin gerektirdiği her durumda ulaşılabilir olduğunu teyit etmek ve işi zamanında yapan, güvenilir bir çalışan bulabilmek de önemli. 

Ücret riskli bir konu

Freelance işte ücret kararlaştırılması ve ücretin ödenmesinin her iki taraf için de genellikle riskli bir konu olduğunu belirten avukat Gül Banu Kırtok, işin yapılacağı süre ve şartlara göre değişken ücret talepleri olacağından bahsediyor: “Genellikle ücretin bir kısmının, işin başında avans şeklinde verilmesi, geri kalanının taksitlendirilmesi ya da işin sonunda ödenmesi şeklinde anlaşmalar yapılır. Ve çok büyük hacimli bir işten bahsetmiyorsak, taraflar arasında genellikle yazılı bir sözleşme yapılmaz. Bu da her iki taraf için hukuki risk oluşturur ve hukuki ihtilafların çözümsüz kalmasına sebep olabilir. Örneğin, kimi zaman avans ödenmesine rağmen, freelancer söz verdiği tarihte işe başlamaz, kimi zaman da işe başlamasına rağmen, avans veya söz verilen ücretler, işveren tarafından ödenmez. Her iki durumda da taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa, genellikle çözümlenemeyen, işin askıda kalmasına, gecikmesine ya da hiç yapılmamasına neden olan durumlarla karşılaşılabilir.

Freelancerın yazılı bir sözleşmesi olmadan işi doğru ve zamanında teslim ettiğinin ispatı, işveren tarafından bu teslimin kabul edilip, ücretinin sağlanması şartlarının gerçekleştiği vb konuların ispatı oldukça zor olabilir. Ya da işverenin freelancera ödediği avans veya ücret karşılığında yapılması gereken işin doğru ve eksiksiz yapılmaması ve hatta bazen hiç yapılmaması gibi durumlar da sıkça karşılaşılan problemlerdir. Taraflar arasında, genellikle yazılı bir sözleşmenin olmaması, ya işin ve ödemenin vergilendirilmesinden kaçınmak ya da freelancerın kayıtlı, resmi bir çalışan olmaması gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Bu durum da, ortaya çıkacak ihtilafların, tarafların kendi arasında yargıya, mahkemelere taşınmadan çözülmeye çalışılmasına neden olur. Bu aşamada genellikle işverenin hukuki danışmanı olan avukat devreye girip, müvekkilinin isteğine göre freelancerı ya iş tamamlamaya ya da aldığı avansı iade etmeye davet eder. Ya da işi yaptığı halde söz verilen ücreti alamayan freelancerın avukatı, işvereni ücreti ödemeye davet eder. Ancak bu iletişimler genellikle mahkeme yerine telefon ve e-posta yoluyla gerçekleşir. Zira hiçbir yazılı sözleşmeye dayanmayan bu tür akitlerin mahkemede ispatı oldukça zordur. Ender de olsa bazen alacak davası, tazminat davası vb davaların açılması, icra takiplerinin yapılması ile de çözüm sağlanır. ”

Kayıtlı çalışılmalı

Bu soruna çözüm olarak freelance iş yapan kişi ve kurumların, kayıtlı çalışmasının sağlanması, buna karşılık da işverenin yaptırdığı işle ilgili tüm yasal ve vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyi göze alması, böylece, yapılacak işle ilgili, yazılı ve ihtilaflara çözüm sağlayıcı akitler yapılarak işe başlanması gerektiğini belirten Kırtok, bir müvekkiliyle ilgili yaşananları anlatıyor: “Bir müvekkilim, bir yazılım işi ile ilgili anlaştığı freelancera tüm ödemeyi yapmış ancak işin dörtte birini bile teslim alamamıştı. Hatta freelancera iletişim bilgilerinden ulaşmak dahi mümkün olmamıştı. Daha sonra müvekkilim bu şahsın evine giderek kendisine ulaşmış ve kendisi için çok önemli olan o işin bitilmesi için, iş süresince freelancerı kendi şirketinde sigortalı olarak istihdam etmek durumunda kalmıştı, hatta, o dönem eşinden yeni ayrılmış ve evsiz kalmış olan freelancerın verimli çalışmasını sağlamak için, barınacağı yeri bile temin etmişti.”

Freelancer tarafından bakıldığında da benzer sorunlarla sık karşılaşılıyor. Yazılım alanında çalışan T.L., işini vaktinde tamamlayıp teslim etmesine rağmen parasını alamadığını anlatıyor: “Benden istediklerini yaparken sürekli konuştuk, gerekli düzeltmeleri veya geliştirmeleri onların istediği şekilde yaptım. İş bitti, bir daha kendilerinden ses çıkmadı. Haftalar sonra işi beğenmediklerini söyleyerek ödeme yapmayacaklarını belirttiler. Oysa her şey onların gözetiminde ve istedikleri şekilde yapılmıştı. Hoşlarına gitmeyen şeyi söyleselerdi değiştirebilirdim. Onlarla bir sözleşme yapmadım, açıkçası böyle bir taleple gitmeyi de düşünmedim çünkü genelde yanaşmıyorlar. Sözleşme talep eden olursa ondan vazgeçip sözleşmesiz çalışabilecekleri birilerini arıyorlar.”

Şirketi araştırın

Freelancerın herhangi bir şirketle çalışmaya başlamadan önce o şirketle daha önce iş yapmış freelancerları bulmalarını öneren avukat Gizem Gerçek, işveren hakkında güvenilir olup olmadığına dair bir araştırma yapılması hatta mümkünse ortak bir platform oluşturup aralarında bilgi akışı sağlamaları gerektiğini söylüyor: “Freelancer ile işveren şirket ya da şahıslar arasında eğer işin yapılması konusunda anlaştılar ise yazılı olmayan güvene dayalı bir istisna akti yapılmış olur. İstisna akitlerinde herhangi bir yazılı sözleşme olmasına gerek yoktur ancak olası uyuşmazlıklarda konu yargıya intikal ettiğinde yazılı sözleşme yapılması freelancerları hukuki anlamda koruyacak ve alacağını tahsil etmesi bakımından kesin delil oluşturacaktır. Serbest çalışanlar sözleşme yapmalı ve kendilerini bu şekilde korumaya almalıdırlar.”

Neler Yapılabilir?

İletişim ve pazarlama iletişimi danışmanı olarak çalışan Kozan Demircan da uzun yıllardır freelance işler yapıyor. Türkiye’de bu tarz çalışmanın organize olmadığını belirten Demircan, freelancerların da ödemelerini 45 gün içinde aldıklarını, bunun da ellerine taksit taksit geçtiğini anlatıyor ve yapılabilecek şeyleri sıralıyor: 

– Türkiye’de bu işi düzgün yapan aracı organizatörlerin olması lazım. Mesela çeviri işleri üzerine bir ajans olacak. Freelance çalışan çevirmenleri bünyesinde bulunduracak ve böyle çalışan arayanlara yönlendirme yapacak. Birlikte çalışacağı freelancerları ve kurumları iyi seçecek. İşini iyi ve vaktinde yapanlarla çalışacak. Freelancera parasını vermeyen veya geciktiren şirketle de çalışmayı bırakacak. Böylece iki taraf da mağdur olmayacak. 

– İki tarafın da haklarının savunulması gerekiyor. Türkiye’de alacak verecek işlerinin sözleşmeye bağlanması lazım. Freelance çalışanların da bu sistemle çalıştığını denetleyecek bir mekanizma olması önemli. 

– Bu tip alacak verecek işlerinde mahkemelerin hızlandırılması gerekli. Ayrıca her durumun mahkemeye taşınmasına gerek olmayabilir. Bazı durumlarda avukatlar bir araya gelerek anlaşabilir. Anlaşma yapılabilecek bir hakemler kurulu mekanizması olması gerekiyor. 

– İlgili sektörlerde dernekler kurulabilir. Bu derneklerden meslekle ilgili yeterlilik sertifikası alınabilir. 

– Bir şirketle çalışmaya başlamadan düzenli ödeme alıp alamayacaklarını bilsinler. Size 1.000 lira para teklif ediliyorsa, 6 ay geç ödeniyorsa, bunu da 5 taksitle veriyorlarsa ki böyle olmuştur, bu parayı kazanmadınız sayın.

Bir Araya Gelmeliler

Avukat Gizem Gerçek, freelance olarak çalışanların bir araya gelmeleri, platformlar kurmaları gerektiğini düşünüyor: “Bu tarz iş yapanlar bir araya gelip birbirbirlerini tanıyacak platformlar oluşturmalı, olası anlaşmazlıklarda işverene karşı birbirlerini koruyacak şekilde hareket etmelidirler. Freelancerların en çok karşılaştıkları sorun, yaptıkları işin karşılığında ücret alamamaları yahut ücretlerini geç almaları ya da ücretin bir kısmını tahsil etmeleri ve bakiye alacakları kalmasıdır. Böyle durumlarda freelancerlara önerebileceğimiz tek yol ücretlerini tahsil edebilmeleri için icra takibi başlatmalarıdır.

Ellerinde yazılı bir sözleşme yoksa tek yapabilecekleri yol budur. Eğer yazılı bir sözleşme var ise sözleşmeye dayalı alacak davası açmalıdırlar. Davalı işveren ya da şahıs itirazın iptali davası açsa dahi freelancerin elinde iş aktini ispat edebilecek herhangi bir e-posta, belge yahut yaptığı iş karşılığı kestiği makbuz bile mahkemeye delil olarak sunulacak ve davasını bu şekilde ispat edebilecektir.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND