Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Freelance çalışmanın ne gibi zorlukları var

Freelance çalışmak.. Bazılarımız bir çok sektörde serbest çalışma imkanı bulabiliyor. Tasarım, fotoğrafçılık gibi kreatif alanlarda ise bu sayı daha fazla. Freelance yani serbest çalışmanın bir çok avantajı olduğu gibi dezavantajları da var. Peki freelancerlar çalışma hayatlarında hangi zorluklarla karşılaşıyorlar? İşte freelancerların iş hayatındaki sorunları ve çözüm yolları hakkında bilgiler…

Freelance çalışmak.. Bazılarımız bir çok sektörde serbest çalışma imkanı bulabiliyor. Tasarım, fotoğrafçılık gibi kreatif alanlarda  se bu sayı daha fazla. Freelance yani serbest çalışmanın bir çok avantajı olduğu gibi dezavantajları da var. Peki freelancerların çalışma hayatlarında hangii zorluklarla karşı karşıya geliyorlar? İşte freelancerların iş hayatındaki  sorunları ve çözüm yolları hakkında bilgiler…

Serbest çalışmanın zorlukları

Freelance (serbest çalışma) dünyasına yeni atıldıysan ve acemiysen işi sen kovalıyorsun. Sırf bu amaçlı internet siteleri var, oralarda profil açıyorsun, eşe dosta kulaktan kulağa yayıyorsun. Daha sonraları belli bir kemik kitlen oluyor. Bir yerden sonra sen işleri elemeye, seçmeye başlıyorsun. İlk önce karşı taraftan işle ilgili bilgi geliyor. Ona göre bütçe söyleniyor karşı tarafa. Bir şekilde parada anlaşıldıktan sonra teslim tarihi belirleniyor. Şimdiye kadar hiç sözleşme yapmadım. Şirketlerin ve kişilerin freelance çalışan aramasının amacı zaten bu tür prosedürlerden kaçış. Genelde sözlü ve karşılıklı güvenle ilerlenir. Eğer hiç tanımadığın, yeri yurdu belli olmayan, güven vermeyen, kafada soru işareti bırakan kişi veya ajanssa önce para istenir (en azından yarısı). Ardından işe başlanır. En büyük sorun maddiyat. Hiç kimse teklif ettiği ücreti söz verdiği zamanında vermez.

Defalarca telefonda konuşursun, e-posta atarsın. Sürekli ‘şu aralar işler kesat, işten çıkarmalar var şimdilik şu kadar paslıyorum hesabına’ gibi cümleler gelir karşıdan. Alman gereken ücrete ulaşana kadar bu görüşmeleri 4-5 kere yaparsın. Böyle işler yapılırken hukuki anlamda alınacak en önemli önlem sözleşme, paranın veriliş tarihini garantileyecek belgeler vs. Ama bu şekilde freelance iş bulmak çok zor tabii.” Bunları anlatan 27 yaşındaki freelancer (serbest çalışan) Tezer Aktay. 3-4 yıldır reklam sektöründe grafik tasarımcı olarak çalışıyor ayrıca dışarıya freelance olarak da işler yapıyor. 

Yazılı bir sözleşme olmalı

Freelance çalışanlar hali hazırda bir işleri varken de ek iş yapabiliyor veya tamamen bu şekilde para kazanmaya çalışabiliyor. Fotoğrafçılık, yazarlık, iletişim danışmanlığı, çeviri-tercümanlık, bilgi teknolojileri, yazılım gibi çeşitli alanlarda freelance çalışmak mümkün. Fakat geçimi bu şekilde sağlamak biraz zor. Düzenli olarak bir yerle anlaşma yapılmamışsa veya bir şirketin işleri rutin olarak üstlenilmemişse gelir de tehlikeye giriyor. Bir ay ele para geçerken daha sonra aylarca iş yapılamadığı da oluyor.

Freelance olarak çalışanlar, isimleri duyulana kadar çevreleri sayesinde iş yapıyor. Daha çok kulaktan kulağa adlarını duyurarak portfolyo oluşturmaya çalışıyorlar. Veya bu şekilde çalışanların bir araya geldiği internet siteleri var. Freelance çalıştırmak isteyenler projelerini, istedikleri şeyleri bu sitelerde paylaşıyor ve freelancer’lardan teklif bekliyor. Bu aşamada da birbirleriyle yarışıyorlar. Kim işi daha kısa sürede, daha kaliteli ve daha ucuza yapabiliyorsa iş onun oluyor. 

Freelancarlar şirket çalışanı olmadığı için yemek, yol, sigorta primi gibi ödemeler almıyorlar. Bu nedenle de şirketlerin tercih ettiği bir çalışma sistemi. Fakat bu sistem freelance çalışanlar açısından dezavantaj olabiliyor. Bunun en büyük nedeni de ortada bir sözleşme, anlaşma vs olmadığı için ödemelerde sorun yaşanması. Şirketler açısından bakıldığında ise freelancerların kurumsal yapısı olmadığı için referanslarına ulaşmak ve kontrol etmek oldukça zor olabilir. Tüm iletişim bilgilerine sahip olup, işin gerektirdiği her durumda ulaşılabilir olduğunu teyit etmek ve işi zamanında yapan, güvenilir bir çalışan bulabilmek de önemli. 

Ücret riskli bir konu

Freelance işte ücret kararlaştırılması ve ücretin ödenmesinin her iki taraf için de genellikle riskli bir konu olduğunu belirten avukat Gül Banu Kırtok, işin yapılacağı süre ve şartlara göre değişken ücret talepleri olacağından bahsediyor: “Genellikle ücretin bir kısmının, işin başında avans şeklinde verilmesi, geri kalanının taksitlendirilmesi ya da işin sonunda ödenmesi şeklinde anlaşmalar yapılır. Ve çok büyük hacimli bir işten bahsetmiyorsak, taraflar arasında genellikle yazılı bir sözleşme yapılmaz. Bu da her iki taraf için hukuki risk oluşturur ve hukuki ihtilafların çözümsüz kalmasına sebep olabilir. Örneğin, kimi zaman avans ödenmesine rağmen, freelancer söz verdiği tarihte işe başlamaz, kimi zaman da işe başlamasına rağmen, avans veya söz verilen ücretler, işveren tarafından ödenmez. Her iki durumda da taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa, genellikle çözümlenemeyen, işin askıda kalmasına, gecikmesine ya da hiç yapılmamasına neden olan durumlarla karşılaşılabilir.

Freelancerın yazılı bir sözleşmesi olmadan işi doğru ve zamanında teslim ettiğinin ispatı, işveren tarafından bu teslimin kabul edilip, ücretinin sağlanması şartlarının gerçekleştiği vb konuların ispatı oldukça zor olabilir. Ya da işverenin freelancera ödediği avans veya ücret karşılığında yapılması gereken işin doğru ve eksiksiz yapılmaması ve hatta bazen hiç yapılmaması gibi durumlar da sıkça karşılaşılan problemlerdir. Taraflar arasında, genellikle yazılı bir sözleşmenin olmaması, ya işin ve ödemenin vergilendirilmesinden kaçınmak ya da freelancerın kayıtlı, resmi bir çalışan olmaması gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Bu durum da, ortaya çıkacak ihtilafların, tarafların kendi arasında yargıya, mahkemelere taşınmadan çözülmeye çalışılmasına neden olur. Bu aşamada genellikle işverenin hukuki danışmanı olan avukat devreye girip, müvekkilinin isteğine göre freelancerı ya iş tamamlamaya ya da aldığı avansı iade etmeye davet eder. Ya da işi yaptığı halde söz verilen ücreti alamayan freelancerın avukatı, işvereni ücreti ödemeye davet eder. Ancak bu iletişimler genellikle mahkeme yerine telefon ve e-posta yoluyla gerçekleşir. Zira hiçbir yazılı sözleşmeye dayanmayan bu tür akitlerin mahkemede ispatı oldukça zordur. Ender de olsa bazen alacak davası, tazminat davası vb davaların açılması, icra takiplerinin yapılması ile de çözüm sağlanır. ”

Kayıtlı çalışılmalı

Bu soruna çözüm olarak freelance iş yapan kişi ve kurumların, kayıtlı çalışmasının sağlanması, buna karşılık da işverenin yaptırdığı işle ilgili tüm yasal ve vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyi göze alması, böylece, yapılacak işle ilgili, yazılı ve ihtilaflara çözüm sağlayıcı akitler yapılarak işe başlanması gerektiğini belirten Kırtok, bir müvekkiliyle ilgili yaşananları anlatıyor: “Bir müvekkilim, bir yazılım işi ile ilgili anlaştığı freelancera tüm ödemeyi yapmış ancak işin dörtte birini bile teslim alamamıştı. Hatta freelancera iletişim bilgilerinden ulaşmak dahi mümkün olmamıştı. Daha sonra müvekkilim bu şahsın evine giderek kendisine ulaşmış ve kendisi için çok önemli olan o işin bitilmesi için, iş süresince freelancerı kendi şirketinde sigortalı olarak istihdam etmek durumunda kalmıştı, hatta, o dönem eşinden yeni ayrılmış ve evsiz kalmış olan freelancerın verimli çalışmasını sağlamak için, barınacağı yeri bile temin etmişti.”

Freelancer tarafından bakıldığında da benzer sorunlarla sık karşılaşılıyor. Yazılım alanında çalışan T.L., işini vaktinde tamamlayıp teslim etmesine rağmen parasını alamadığını anlatıyor: “Benden istediklerini yaparken sürekli konuştuk, gerekli düzeltmeleri veya geliştirmeleri onların istediği şekilde yaptım. İş bitti, bir daha kendilerinden ses çıkmadı. Haftalar sonra işi beğenmediklerini söyleyerek ödeme yapmayacaklarını belirttiler. Oysa her şey onların gözetiminde ve istedikleri şekilde yapılmıştı. Hoşlarına gitmeyen şeyi söyleselerdi değiştirebilirdim. Onlarla bir sözleşme yapmadım, açıkçası böyle bir taleple gitmeyi de düşünmedim çünkü genelde yanaşmıyorlar. Sözleşme talep eden olursa ondan vazgeçip sözleşmesiz çalışabilecekleri birilerini arıyorlar.”

Şirketi araştırın

Freelancerın herhangi bir şirketle çalışmaya başlamadan önce o şirketle daha önce iş yapmış freelancerları bulmalarını öneren avukat Gizem Gerçek, işveren hakkında güvenilir olup olmadığına dair bir araştırma yapılması hatta mümkünse ortak bir platform oluşturup aralarında bilgi akışı sağlamaları gerektiğini söylüyor: “Freelancer ile işveren şirket ya da şahıslar arasında eğer işin yapılması konusunda anlaştılar ise yazılı olmayan güvene dayalı bir istisna akti yapılmış olur. İstisna akitlerinde herhangi bir yazılı sözleşme olmasına gerek yoktur ancak olası uyuşmazlıklarda konu yargıya intikal ettiğinde yazılı sözleşme yapılması freelancerları hukuki anlamda koruyacak ve alacağını tahsil etmesi bakımından kesin delil oluşturacaktır. Serbest çalışanlar sözleşme yapmalı ve kendilerini bu şekilde korumaya almalıdırlar.”

Neler Yapılabilir?

İletişim ve pazarlama iletişimi danışmanı olarak çalışan Kozan Demircan da uzun yıllardır freelance işler yapıyor. Türkiye’de bu tarz çalışmanın organize olmadığını belirten Demircan, freelancerların da ödemelerini 45 gün içinde aldıklarını, bunun da ellerine taksit taksit geçtiğini anlatıyor ve yapılabilecek şeyleri sıralıyor: 

– Türkiye’de bu işi düzgün yapan aracı organizatörlerin olması lazım. Mesela çeviri işleri üzerine bir ajans olacak. Freelance çalışan çevirmenleri bünyesinde bulunduracak ve böyle çalışan arayanlara yönlendirme yapacak. Birlikte çalışacağı freelancerları ve kurumları iyi seçecek. İşini iyi ve vaktinde yapanlarla çalışacak. Freelancera parasını vermeyen veya geciktiren şirketle de çalışmayı bırakacak. Böylece iki taraf da mağdur olmayacak. 

– İki tarafın da haklarının savunulması gerekiyor. Türkiye’de alacak verecek işlerinin sözleşmeye bağlanması lazım. Freelance çalışanların da bu sistemle çalıştığını denetleyecek bir mekanizma olması önemli. 

– Bu tip alacak verecek işlerinde mahkemelerin hızlandırılması gerekli. Ayrıca her durumun mahkemeye taşınmasına gerek olmayabilir. Bazı durumlarda avukatlar bir araya gelerek anlaşabilir. Anlaşma yapılabilecek bir hakemler kurulu mekanizması olması gerekiyor. 

– İlgili sektörlerde dernekler kurulabilir. Bu derneklerden meslekle ilgili yeterlilik sertifikası alınabilir. 

– Bir şirketle çalışmaya başlamadan düzenli ödeme alıp alamayacaklarını bilsinler. Size 1.000 lira para teklif ediliyorsa, 6 ay geç ödeniyorsa, bunu da 5 taksitle veriyorlarsa ki böyle olmuştur, bu parayı kazanmadınız sayın.

Bir Araya Gelmeliler

Avukat Gizem Gerçek, freelance olarak çalışanların bir araya gelmeleri, platformlar kurmaları gerektiğini düşünüyor: “Bu tarz iş yapanlar bir araya gelip birbirbirlerini tanıyacak platformlar oluşturmalı, olası anlaşmazlıklarda işverene karşı birbirlerini koruyacak şekilde hareket etmelidirler. Freelancerların en çok karşılaştıkları sorun, yaptıkları işin karşılığında ücret alamamaları yahut ücretlerini geç almaları ya da ücretin bir kısmını tahsil etmeleri ve bakiye alacakları kalmasıdır. Böyle durumlarda freelancerlara önerebileceğimiz tek yol ücretlerini tahsil edebilmeleri için icra takibi başlatmalarıdır.

Ellerinde yazılı bir sözleşme yoksa tek yapabilecekleri yol budur. Eğer yazılı bir sözleşme var ise sözleşmeye dayalı alacak davası açmalıdırlar. Davalı işveren ya da şahıs itirazın iptali davası açsa dahi freelancerin elinde iş aktini ispat edebilecek herhangi bir e-posta, belge yahut yaptığı iş karşılığı kestiği makbuz bile mahkemeye delil olarak sunulacak ve davasını bu şekilde ispat edebilecektir.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND