Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ezber bozan beslenme reçetesi!

Sağlıklı beslenme konusunda bilgi bombardımanı sürüyor. Üstelik her yeni bilgi ile kafamız giderek daha çok karışıyor. Prof. Dr. Canan Karatay da, sağlıklı beslenme konusunda ezber bozan isimlerden biri. İşte Karatay Hoca’nın en yeni tavsiyeleri..

kişisel gelişim

Beslenme tuzaklarından kurtulmanın yolları

 

“Doğal yumurta, pastırma, lahmacun yiyin, kilo verin” diyerek sağlıklı beslenme konusundaki bütün ezberimizi bozan Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay yeni kitabıyla beslenme tuzaklarını anlatıyor ve kurtuluş reçetelerini veriyor. 

Beslenme ve kalp sağlığı konusunda ezber bozan Prof. Dr. Canan Karatay, hormonal dengesizliği ve metabolik bozukluğu olan hastalardan gelen yoğun taleple şimdi de 7’den 70’e herkesi ilgilendiren bir kitapla karşımızda: “Karatay Diyeti’ye Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi”. Neyi, niçin yemeli ve yememeli sorularının cevabını veren kitap, sık rastlanan metabolik bozuklukları önlemenin kolay yollarını veriyor. İlk dört kitabı, 550 binlik bir satış rakamına ulaşan Prof. Dr. Canan Karatay ile yeni kitabını konuştuk ve sağlık tavsiyeleri aldık.

İsveç düşük yağlı diyet dogmasını reddetti

“İsveç hükümetinin kurduğu sağlık komitesi, iki yıl boyunca 16 bin bilimsel yayını incelemiş ve düşük karbonhidratla ve sağlıklı doğal yağlarla beslenenlerde HDL kolesterolün yükseldiğini, LDL kolesterolde bir değişiklik olmadığını görmüşler. Günlük kalori ihtiyaçlarının yüzde 40’ını düşük karbonhidrattan alanların kanlarında bulunan yangı, yani inflamasyon belirteçlerinde iyi yönde değişiklikler olmuş. Çok sık karbonhidrat yemeyenlerin de kan şekeri değerleri normalleşmiş. Bu insanlar; tereyağı, zeytinyağı, doğal kaymak ve pastırma yediklerinde hiçbir zarar görülmemiş! Vücudumuzdaki hücreler tepeden tırnağa yağdan ve proteinden yapıldığından doğal yağ yenilince hücreler sağlıklı kalıyor.”

İki yaşındaki bebeklerin bile karaciğerleri yağlı

“En büyük beslenme tuzakları, rafine işlem gören, markete giren, reklamı yapılan gıdalar. Bunlar fabrikada üretilmiş, içine kimyasal katılmış, aroma katılmış, lüzumsuz yapay şekerler katılmış şeyler. Bu nedenle çocuklar hasta. İki yaşındaki bebeklerin karaciğeri, göbekleri yağlı! Çocuklarınızı doğal besleyin, hazır gıda vermeyin! 2 yaşındaki çocukların göbeği ve karaciğeri yağlıysa, bu ilerideki bütün hastalıklara namzettir! Köy yumurtasını, tereyağını arayıp bulacaksınız, çocuklara yedireceksiniz. Köylülerin ürünlerini alın doğal ürünler tüketin. Ayrıca çocuklara fındık, fıstık, ceviz verin. Meyveyi de doğal, mevsimsel ve bütün olarak yedirin. Meyve suyu içirmeyin!

Meyve suyunun alkolden farkı yok

“Meyve suları taze sıkılmış da olsa, karaciğeri yağlandırıyor. Alkolden bir farkı yok. Çünkü früktoz şekeri içeriyor. 5 karbonludur, diğer bütün şekerlerden çok farklıdır. Alkol de 5 karbonludur ve o da içildiğinde şeker olur ve karaciğere gider. Vücut için tehlikelidir, toksiktir. Karaciğerde yağ oluyor.”

Doğal yağ yiyin, doğal olmayanları değil!

“Senelerce yağlar yasaklandı. ‘Yağ yerseniz damarınız tıkanır’ dediler. Esas olay hangi zararlı yağı yemeyeceğimiz! Vücuda zarar veren yağlar, trans-yağlardır. Yani işlenmiş, doğallığını kaybetmiş yağlar, rafine bitkisel yağlar ve margarinlerdir. Piyasadaki işlenmiş gıdalarda bulunan trans yağlar tehlikelidir. İnsan vücudunda ise yağ olarak yalnız trigliseritler tehlikelidir. Trigliseritleri yükselten ve vücuda tehlikeli hale gelmesine sebep olanlar da şeker ve karbonhidratlardır. Yağ yemekle kalp hastalıkları arasında hiçbir ilişki yok!”

Kanda insüline dikkat!

Damar hücreleri, şekerin hücrelerde yaptığı tahribat sonucu hastalanmaya bozulmaya, zayıf düşmeye başlıyor. Ayrıca kandaki insülini yüksekliği damarları da tıkıyor. İnsülin yükselmeye başlayınca hücresel olarak bütün vücutta hücre fonksiyonları bozuluyor. İnsülin yüksek olduğu zaman, bütün hormonlarda dengesizlik oluşuyor, vücutta hastalıklar başlıyor. Yağ damarı tıkıyor diyorlar, asıl yağ olmadığı için o damar tıkanıyor.

Ara öğünler zararlı

“Ara öğünler zararlı, çünkü sık sık yedikçe, yağın dışında ne yerseniz yiyin insülin salgılıyor. İnsülin yükselince her türlü hastalık oluyor. Yarım saat kendinizi iyi hissediyorsunuz, kan şekeriniz bir daha keskin bir şekilde düşüyor ve yine yiyorsunuz. Onun için kan şekerinin ve insülinin dalgalanmasını önleyecek şekilde yavaş yavaş yükselip, yavaş yavaş düşmesini sağlamak lazım. Çünkü insülin, görevi gereği fazla yediğiniz şekeri yağ olarak depolamanızı sağlıyor.”

Şeker en tatlı zehir

“Şeker en tatlı zehir, bu nedenle şekerli içecekler içilmeyecek. Baklava bayramdan bayrama yenilecek… Meyve de ölçülü tüketilmeli. Sağlıklı bir yaşam için her gün bütünüyle mevsimsel bir meyve yemek yeterli.

En önemli hareket yürüyüş

“Vücudu sağlığa kavuşturacak en önemli hareket yürüyüştür. Yürüdüğümüz zaman belimizden aşağıda olan tüm kasları çalıştırıyoruz. Bunlar bütün vücutta en çok enerjiyi kullanan ve enerji ihtiyacı olan kas kitlesidir. Örneğin göğüs kasları, kol kasları çok azdır. Bu yüzden yürüyüş yeterlidir, ama sürekli olursa! Her gün mutlaka dışarıda, açık havada en az 20 dakika yürünecek. Salonda değil! Eğer kilonuz fazla ise ve uzun süre egzersiz yapmadıysanız 10 dakika ile başlayacaksınız ki vücudunuzun adaleleri, kasları, kıkırdakları yavaş yavaş kendini toplasın. Size hangi tempo rahat geliyorsa o tempoda… Koşmayacaksınız, koşma tehlikeli bu bilimsel olarak açıklandı. ‘Az yağlı yiyin, 1200-1500 kalori yiyin ve her gün çıkın koşun’ diyenler var. Enerji almayan biri nasıl koşsun? Bizim bir lafımız var, ‘Aç ayı oynamaz’ diye! Ben kapalı ortamda, oda ışığı altındaki hiçbir egzersizi tavsiye etmiyorum. Yüzmek de çok önemli, ama havuzda değil denizde.”

Lahmacun ve çiğköfte sağlıklı

“Ben tüm yemekleri kısık ateşte pişiriyorum. Pastırma yiyebilirsiniz. Pastırma işlenmemiş et olduğu için iyidir. Çiğköfte de çok sağlıklıdır. Çünkü et pişmemiştir. Lahmacun da sağlıklıdır, mayasız ince bir hamuru var, üstünde et ve sebze var. Üçü bir arada: Sağlıklı karbonhidrat, protein, yağ.”

Tam yağlı peynir daha iyi

“Doğal beslenmiş ve çayırlarda otlamış inek, koyun veya keçinin sütünden, doğal maya ile mayalanıp geleneksel yöntemlerle üretilmiş peynirleri tam yağlı olarak tercih etmek gerekir ki protein ve yağları bir arada alabilelim. Bu ürünlerde ayrıca probiyotik bakteriler de bulunur ve bağışıklığımız için olmazsa olmazdır.”

Günde iki yumurta yiyin

“Doğal özgür olarak gezinen ve doğal yemle beslenen tavukların yumurtası kan kolesterolünü yükseltmez. Aksine günde iki adet bütün doğal yumurta yenmelidir. Yumurta karbonhidrat içermediği için glisemik indeksi sıfırdır. Bu nedenle tokluk hissi verir, uzun süre acıkma hissetmeyiz.”

Protein metabolizmayı hızlandırır

“Kaliteli proteinler metabolizmamızı hızlandıran en önemli besinlerdir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermemizi, vücutta birikmiş yağların enerji olarak kullanılmasını sağlar.”

Kalori hesabı bir tuzak

“Vücudumuz için en büyük tuzaklardan biri kalori hesabıdır ve insan bedeni için geçerli değildir. Termodinamik kuralıdır. Bu kural, kapalı bir kutu için geçerlidir. Mesela bir havuz problemi gibi! Yediğimiz bir şeyin artık kalorisi önemli değil, çünkü o yediğimiz gıdanın vücuda girdiği zaman ne hale dönüşeceği, nereye gideceği, nasıl dışarı çıkacağını kestiremezsiniz. Bu yağ için de, şeker için de, karbonhidrat için de, protein için de aynı. Örneğin düşük kalorili bir kutu meyve suyu içtiğinizde, sıfır kalori giriyor, ama o maddenin içinde şeker var. Şeker hücrelere toksik etki yapıyor. Bir gram yağ 9 kalori, bir gram protein ve karbonhidrat ise 4 kaloridir. Kalorisi düşük ama karbonhidrat kan şekerini yükseltiyor, fakat kalorisi yüksek olsa da yağ kan şekerini yükseltmiyor, insülin salgılatmıyor. Tek şartla; yediğiniz yağ ‘trans yağ’ olmayacak.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND