Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ey ilham geldiysen haber ver

Yaratıcı işlere imza atanların peşinden koştuğu ilham perisi kimi zaman sokakta, kimi zaman izlenen bir filmde, kimi zaman şarkılarda saklanıyor. Yaratıcılıklarıyla ünlü isimlere ilham perilerini nerede bulduklarını sizin için derledik….

Yaratıcı işlere imza atanların peşinden koştuğu ilham perisi kimi zaman sokakta, kimi zaman izlenen bir filmde, kimi zaman şarkılarda saklanıyor. Yaratıcılıklarıyla ünlü isimlere ilham perilerini nerede bulduklarını sizin için derledik….

İlham perisinin peşinde koşanlar       

Kolay değil öyle bir resmi, senaryoyu, filmi, müziği, heykeli ortaya çıkarmak. Ne büyük sancılar, kıvranmalar barındırır içinde yaratıcılık denen o gizli saklı his… Bazen küçük bir anıdan, bazen toplumu sarsan koca bir olaydan beslenir. Yaratıcısına gece mi, gündüz mü görüneceği belli olmayan bir sevgili gibidir. Oturup beklemekten, sabretmekten, gelmesini ummaktan başka yapacak bir şey yoktur. Belki de bu yüzden yaratıcılık gerektiren işlere hep özenilerek bakılmış, bu işleri yapanlar hayranlıkla izlenmiştir. Yaratıcılık denince akla gelen isimleri bir düşünün… Stephen King’in Korku Ağı adlı romanını çocukluk kabuslarının birinden esinlenerek yazdığını biliyoruz. Salvador Dali’nin, uykuya dalmadan önce eline bir kaşık aldığı, böylece uyuyakaldığında kaşığın yere düşerek çıkarttığı sesle uyanıp zihnindeki rüya imgeleri henüz canlıyken, o muhteşem tablolarını ortaya koyduğu anlatılageliyor… James Cameron’ın Avatar’daki Navileri yaratırken vahşi doğa ve insan arasındaki ilişkiden esinlendiği bir gerçek. Biz de çeşitli sanat dallarından ünlülere yaratıcılık süreçlerini, ilham kaynaklarını sorduk… Birbirinden ilginç cevaplar aldık: 

Sema Ergenekon /Eylem Canpolat – Senarist

Tıkandık mı, birbirimize sıkı sıkı sarılıyoruz…

Yeni bir hikaye çalışmaya başladığımızda sessiz bir ortamda ikimiz bir aradaysak, kahvelerimiz ve keyfimiz yanı başımızdaysa hikayeler kelimelerden dökülmeye başlar. Ofisimizde, karşılıklı masalarda, birbirimizin yüzünü görerek yaratıcı olabiliyoruz. Bazen trafikte pineklerken, evde çocuklarımızla oynarken, yemek hazırlarken, uykudayken ya da bir kafede arkadaşlarımızla sohbet ederken bile aklımıza bir şey gelebiliyor. Yan yanaysak hemen birbirimize söyleriz unutmamak için… Değilsek de hemen mesaj atarız ya da not alırız. Biz çok sıkışmadıkça yazmayı sadece geceye bırakmıyoruz. 

Sema Ergenekon: Çalışırken benim törpüm meşhurdur, uğur getirir! Gümüş’ü yazmaya başladığımızda da puzzle yapıyordum ki o puzzle şu anda ofisimizde asılı. 

Eylem Canpolat: Ben de volta atmayı severim ofiste ve de internette gezinmeyi.. Çünkü çok ilginçtir ki bazen düşünmeniz gereken şeyden uzaklaşırsanız o gelip sizi buluyor. Ofisimizdeki masalarımız ihlam köşelerimiz… Tıkandığımızı hissettiğimizde ofisimizde kara tahtamız var. Bu güne kadar yazdığımız bölüm sayılarını yazıyoruz. Bu kadar hikaye bulduk, bunu da bulacağız diye birbirimizi motive ediyoruz. Sonra derin bir nefes alıp sıkı sıkı sarılıyoruz. Bir kahve, bir gülümsemeyle o anki gerginlik dağılıyor ve biz o gün mutlaka hikayemizi bulmuş halde ofisimizden ayrılıyoruz. 

Sıla/Müzisyen

Yangın varken yazamam!

İlham eğer çat kapı gelmişse mutlaka kayda değer bir söyleyeceği vardır. Buyursun! Uykumu da bölse, müsait olmayan bir ortamda da yakalasa kabul o zaman. Yazmak benim en iyi bildiğim yollardan biri. Beni hasta da eden, tedavi de eden. Hobim zaman içinde profesyonel işim olmaya döndüğü için, herhangi bir vakit otursam da mutlak iki kelam yazarım. Ama elbet diğer trans halinin büyüsü ve çarpıntısı başkadır. En önemlisiyse yangın varken yazamam. Sönmesi lazım önce. Yazarken illa yanımda olsun dediğim bir şey yok. Aklım orda olsun kafi. Ya sabah çok erken zinde kafa, ya gece vakitleri çalışmayı severim… Çok gürültüde ve kalabalıkta yazmayı tercih etmem, mümkün mertebe sessizlik ararım. Ama ortam onu gerektiriyorsa da yapacak bir şey yok. Yaratıcılığımın en önemli motivasyonu korku! Her seferinde “Acaba becerebilecek miyim?” endişesiyle oturup başarabildiğimi görüp kalkmak en büyük motivasyonum. 

Arzum Onan/Heykeltraş

Günü bereketli kullanmayı severim

Bazen Arşimet gibi atölyeye girdiğim oluyor tabii! Şaka bir yana etkilendiğim (daha çok üzüldüğüm) olaylarda kendimi ifade etmem açısından heykel çok kıymetli… Ancak disiplin olmadan bir istikrar yakalamak da pek mümkün değil elbette. Düzenli bir çalışma hayatım olmasına önem veriyorum… Çalışırken heykel yaparken mutlaka yanımda olması gereken özel bir eşya yok! Heykeli hangi materyalle yapıyorsam bizzat onun kendisi ilham kaynağım olabilir. Sabah erken kalkıp, günü bereketli kullanmayı seviyorum. Ama bir an önce bitirmek istediğim yarım kalmış bir iş varsa ya da zaman baskısı olduğunda gece de çalışıyorum tabii… Bence yaratıcılık; yaratma süreci içinde iç yaşantının farklı biçimde dışa vurumu. Dolayısıyla bireysel, ailevi ya da toplumsal meseleler içselleştirildiği zaman bu durum yaratıcı insanın motivasyonunu besler. Bunun yanında heykelde 10 yılı geride bırakmış olmak, bakmakla görmek arasındaki farkı daha iyi anlayıp estetik değerlerle bir form oluşturmak da motivasyonumun bir parçası oluyordur… 

Atıl Kutoğlu /Modacı

Müze ve sergilerden ilham alırım

En sevdiğim zamanlardır yeni tasarımlarımı yaptığım dönemler. Bolca fikrim olur, çok çoşarım tasarım konusunda. Tek sıkıntım onları kağıda dökerken elemektir. Olmazsa olmaz bir malzemem yok, kalem kağıt bana yeterli. O yüzden bazen uzun uçak yolculuklarında bile birçok önemli tasarım çıkardığım olur. Ama müzik benim için çok önemli çizim yaparken. Ya klasik müzik dinlerim ya da sevdiğim güncel parçaları… Yaratıcılığım huzurlu olduğum dönemlerde ve seyahatte artar. Müze ve sergi gezerken çok ilham alırım ve kafamda yeni fikirler, tasarımlar doğar. Uzun yıllardır yurtdışında yaşadığımdan, Türk ve Osmanlı kültürü ve sanatının yanı sıra Viyana’dan çıkan akımlar da beni çok etkiler. Bazen eski bir Hollywood filmi veya Fransız sineması ilham kaynağım olabiliyor. Modern sanat, sanatçılar ve onların eserleri de kafamda sonsuz yenilikler, fikirler doğurur. Evimdeki çalışma masam kadar, şu anda kalmakta olduğum 10Karaköy Otel’in bazı köşeleri ilhamlarımı topladığım, bunları kağıda aktardığım mekanlardır. Aynı bu resimdeki Balıklıhan’ın simgesi balıklı havuzun önünde olduğu gibi.

MURAT ŞEKER/YÖNETMEN

Moğollar, Fenerbahçe ilham kaynaklarım

En önemli kararları alırken genelde yürüyor oluyorum. Moda sahili ve Sultanahmet en önemli ilham kaynaklarım. Evimde büyük bir çalışma masam ve hazinem olarak düşündüğüm kitaplığım var. Kitaplar, filmler ve müzik ilham köşemin en verimli kaynakları. Hem geçmişim hem geleceğim buralarda gizli. Bazen saatlerce sadece müzik dinlediğim oluyor. Klasik müzik her zaman lokomotif. Ama kimi zaman bangır bangır hard rock seansları da yapıyorum. İlk filmimden beri Moğollar en büyük esin kaynağım. Zaten her filmimde muhakkak bir Moğollar eseri bulunur. Az şekerli Türk kahvesi önemli bir itici güç. Rakı ise geç saatlerin eşlikçisi. Sette ise yanımdan ayırmadığım bir tesbihim var, gerginliğimi alıyor. Bir Fenerbahce sevdalısı olduğumdan sporla başka türlü bir temasım var. Eski bir maçın tekrarını izlerken bile gözlerim dolabiliyor ya da sinirlenebiliyorum. Duygusal alanda en büyük zaaflarım bu konuda ortaya çıkıyor. Ama bu konudaki pervasızlığım benim için ilham verici bir yandan da. 

Kezban Arca Batıbeki/Ressam

Gazete haberinden koca bir koleksiyon yaptım

Üzerinde çalışmakta olduğum bir seriden artık sıkıldığımda ve yön değiştirme zamanı geldiğini düşündüğümde bir süre avare dolanırım, yolculuğa çıkarım, başka işlerle ilgilenirim. Derken, bir anda, gördüğüm, duyduğum birşey bana bir pencere açıverir. Aslında tüm bu faktörleri içeren atölye ve ev ortamı benim için çok önemli. Atölyemde de, evimde de yaratıcılığımı tetikleyebilecek, uzun yıllardır topladığım pek çok görsel malzeme var. Düşünün; boş boş sokağa bakınırken, tüm bir fotoğraf serisi ve kısa bir film çıkardım evimden. Bir gazete küpüründen tüm bir Pulp Fiction-Ucuz Roman serisi çıkarmıştım. Bu haber; Facebook’ta tanışan iki genç kızın, zamanla her nedense, ıssız bir yerde buluşup düello yapmaları ve ağır yaralanmaları üzerineydi. Haberi hâlâ saklıyorum. Son sergim; “Manzarasız Bir Oda” nın ilhamını ise teyzemin günlüklerinden aldım. Her yer bir ilhamı tetikleyebilir ama atölyemdeki büyük masamı çok seviyorum. 

Maksut Aşkar/Şef

Mutfaktan pancarı eksik etmem

Bir mönü oluşturmak keyifli bir süreç. Yaşayarak oluşturuyorum menüyü. Günün her saati her anına dağılıyor. Pazarda, tarlada, sokakta yürürken, ekiple sohbet ederken menünüzü uygulayacağınız birçok done elde edebiliyorsunuz. Yaratıcılığımı beslediğini söyleyemem ama mutfakta pancardan vazgeçemem. Mutfaktayken yaratıcılığım artar. Gıdalarla iletişim kurarken, onlarla çalışırken, onlarla ne yapabileceğime dair kesinlikle daha fazla fikir ediniyorum. Benim ilham kaynaklarım toprak ana ve bize bahşettikleri. Elbette geleneklerimiz… İlham köşemse mutfağımın her santimetrekaresi. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND