Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Evli, iki çocuklu bir öğretmendi, 40 yaşından sonra pilot oldu!

Ne olursa olsun yılmadım.

Bazen “sıradan” bir insan, sıra dışı bir karar alır. Hayatını o andan itibaren, köklü bir şekilde değiştirir. Çoğunluk böyle şeyleri düşünür, ama sonra gidip dizi izleyip uyur:) Kendi hayatını renklendirmek yerine, renkli hayatları televizyondan izlemekle yetinir.

Şimdi, bir kadın hayal edin. Evli ve  iki çocuklu bir öğretmen olsun. Gündelik hayatın rutin akışında yaşayıp gidiyor.

Çocukken anneannesi tarafından büyütülmüş. Hep kendisinden beklenenleri yaparak ilerlemiş. Bu kadın hayatının orta yaşlarına gelince, içinden “ben kimin ve gerçekten ne istiyorum?” sorusunu sormaya başlamış. “Hayatımda bir şeyler eksik”, diye tekrarlamış iç sesi “tam olmayan bir şey var!”

Bu dönemde bir kitap okumuş ve rutinlerle dolu hayatını baştan aşağı değiştirmeye karar vermiş. Önce kolay bir adım atıp, spor salona yazılmış. Sonra yabancı dil öğrenmiş. Hobiler yetmemeye başlayınca, daha köklü ve radikal bir karar almış:40 yaşından sonra pilot olmak!

Bir düşünün bakalım: Böyle bir şeyi siz de deneyebilir miydiniz? En iyi devlet okullarından birinde 20 yıllık öğretmenken, öğrencilerinize okumak üzere aldığınız “Her Şey Seninle Başlar” adlı kitabı okuyup, göklerde pilot olmayı hayal edip, bunu gerçekleştirmek için tüm gücünüzle mücadele edebilir miydiniz? İnsan kendine meydan okumazsa, kendi en iyi halini asla öğrenemez.

Mümin Sekman ve Gamze Aster

Öyküsünü yayınladığımız insan, bunu yapabildi. Bir yanda öğretmenlik, bir yanda iki çocuk, bir yanda evlilik olduğu halde, azimli bir mücadeleyle 40’lı yaşlarında pilot olmayı başardı. Başarının yaşının olmadığını gösterdi.

Eski öğretmen yeni pilot Gamze Aster, Mümin Sekman’ın “Başarılı Okurlar Buluşması”na da davet edildi. Orada hikayesini diğer başarılı okurlarla paylaştı.  

Başarı hikayesinin tüm detaylarıyla ilk defa www.kigem.com sitesine anlattı.

Okuyun ve görün: Başka bir hayat mümkün!

Gamze Aster neyi nasıl yaptığını anlatıyor.

“Otuz beş yaşında, evli, mutlu ve çocuklu bir öğretmendim. Dışarıdan bakıldığında hayatıma dair her şey yolunda görünüyordu. Mutlu bir evliliğim, iki güzel çocuğum ve severek yaptığım bir işim vardı. Ancak içimde bir ses, bir şeylerin yolunda gitmediğini söylüyordu!  Hatta ve hatta o ses bana, “Hiçbir şey yolunda değil Gamze”, diye fısıldıyordu.

Hayatı boyunca pek çok zorluğun üstesinden gelmiş ve  kendi ayaklarının üzerinde durmayı başarmış biri olarak ilk kez yaptığım şeylerin işe yaramadığı bir durumdaydım.

Bir sorunum olduğunu hissediyordum, fakat o çözümünü bilmediğim bir sorunun üstüne gitme motivasyonunu kendimde bulamıyordum. Kitap okumayı, kendini geliştirmeyi her daim seven biri olarak, bir gün yine kitapçıda dolaşıyordum.

Tesadüfen gördüğüm bir kitap dikkatimi çekti. Kapağında yer alan ‘en çok satan başarı kitabı’ etiketi dikkatimi çekmişti. Kitabı elime aldığımda, ‘bu kadar insanın bir kitabı okuması tesadüf olamaz’, diye düşündüm.

Kitabın ismi de çok çarpıcıydı: ‘Her Şey Seninle Başlar!’

Öğrencilerini hayata hazırlamak için bir kitap aldı.

İlgimi çeken bu kitabı, hayatımda yeni bir dönemi başlatacağından habersiz bir şekilde aldım. Aslında amacım kitabın içinden bazı öykü ve fikirleri öğrencilerimle paylaşmak ve onlara faydalı olabilmekti.

Hiçbir zaman sadece dersini anlatan bir öğretmen olmadım. Ders konuları dışında da öğrencilerimi hayata hazırlamak için elimden gelen desteği sağlamaya çalıştım. Öğrencilerimin özgüvenlerini geliştirmek, motivasyonlarını yükseltmek için çeşitli yollar arayıp buluyordum. Çünkü ben zaten hayatta bazı şeyleri başarmıştım, sıra gençlerdeydi. Onların da hayallerini gerçekleştirmelerini istiyordum.

Benim için öğretmenlik, asla sadece bir meslek değildi. Bana göre öğretmenlik, gençleri hayata hazırlamanın, onlara bir hayat amacı vermenin en güzel yoluydu. Bu nedenle gençlik yıllarımda sahip olamadığım destek ve motivasyonu öğrencilerime sunmak için çabalıyordum.

Derslerde sık sık kendi hayatımdan örnekler vererek onları geliştirmeye çalışıyordum. Çünkü benim hayatım başlı başına bir hayatta kalma mücadelesiydi. Her Şey Seninle Başlar’ı alıp okumaya başladıktan sonra derslerde de kitaptan bazı bölümleri öğrencilerimle paylaşmaya başladım.

Kırk yaşında pilot olmaya karar verdim!
Kırk yaşında pilot olmaya karar verdim!

Orta yaş krizini fırsata çevirdi!

Her Şey Seninle Başlar, pek çok öğrencimin kişisel gelişim kitaplarına bakışını değiştirmişti. Bunun olması da çok normaldi, çünkü zaten milyonları etkilemiş bir kitaptı. Ancak beklenmeyen, bu kitabın benim hayata bakışımı etkilemesi ve otuz beş yaşından sonra hayatımda yeni bir sayfa açmamı sağlamasıydı.

Üstelik bu yol, artık 40 yaşlarında, 18 yıllık öğretmenlik kariyeri olan, evli ve iki çocuklu bir kadının çıkmayı hayal bile edemeyeceği kadar çetin bir yoldu. Belki milyonlarca insan tıpkı benim gibi “orta yaş krizi” denilen bir durumla karşılaşıyor ve milyonlarcası bu durumu kabullenip mutsuz hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Hatta bu süreçte, evlilikleri bitirme noktasına getirecek olayların yaşandığı bile görülür.

Monoton hayatlarına hareket katmayı isteyen orta yaşlıların çoğu bu veya buna benzer olaylar yaşıyor. Ancak olumsuz koşullar içinde büyümüş biri olan ben, içine girdiğim orta yaş krizini, Her Şey Seninle Başlar sayesinde fırsata çevirdim.

Henüz 18 yaşındayken bir ömür boyu sizi mutlu edecek kariyeri seçme konusunda isabetli olmak elbette kolay değildir. Pek çoğumuz 40 yaşında ne yaparsak daha mutlu olacağımızı bilmeden bu kararları alıyoruz. Gelecekte nasıl biri olacağımıza dair sadece tahminler üzerinden önemli kararlar alıyoruz. Bazıları bu konuda şanslı olabilir, ama herkes için aynı şeyi söylemek ne yazık ki mümkün değil.

Sil baştan başlamaktan korkmadı!

Yıllarını öğretmenlik mesleğine vermiş, işini severek yapmış, milyonlarca güzel anı biriktirmiş bir öğretmendim. Anadolu öğretmen lisesinde çalışmaya hak kazanmış, geleceğin pırıl pırıl öğretmenlerini yetiştiriyordum. İki harika oğlum ve mutlu bir evliliğim vardı.

Ancak 35 yaşından sonra içten içe hayatımda bir şeyin eksik olduğunu hissetmeye başlamıştım. Bunun tam olarak ne olduğunu bilmiyordum, ama bu ‘olmamışlık duygusu’ içimi sürekli kemiriyordu.

Bir gün yine Her Şey Seninle Başlar’ı okurken hayvanlar üzerinde yapılan deneyler ilgimi çekti. Pireler üzerinde yapılan davranış incelemesi, fillerin tutsaklık öyküleri gibi…  Bunlar bizim içine düştüğümüz öğrenilmiş çaresizlik sendromunu çok güzel açıklıyordu. Benim de aynı hisse kapılmış olduğumu ve bunu hiç farkında bile olmadan kabullendiğimi, o satırları okurken fark etmiştim.

Kitapta okuduğum her cümle sanki benim hücrelerime kazınmış ama kendimin bile farkında olmadığım fikirlerin dile gelmiş hali gibiydi. Her satırla birlikte içimde var olduğunu bile unutmuş olduğum motivasyonum harekete geçmişti.

Böyle durumlarda, benim gibi pek çok kişi, yeniden harekete geçen içsel motivasyonunu eşi ya da çocuklarına yönlendirmeyi seçmiştir. Ama sadece bunu yapmak sorunun çözümü olamayacaktı.

Bu yüzden kitaptan edindiğim yöntemlerle ben farklı bir şey daha yaptım. Her Şey Seninle Başlar sayesinde mutsuzluğumun kaynağını bulmuştum. Bu noktadan sonra hayatıma aynı şekilde devam etmeyecektim. Her zaman kendini geliştirmeyi ve değiştirmeyi seven biriydim, yine öyle yapacaktım.

Öğretmen olarak misyonumu tamamlamıştım ve etrafıma yaydığım hayat enerjisini bundan sonra kendim için kullanmaya karar verdim.

Eski öğretmen yeni pilot Gamze Aster
Eski öğretmen yeni pilot Gamze Aster

Tüm rutinlerini yerle bir etti!

Her Şey Seninle Başlar, bana kaybettiğim cesaretimi geri vermişti. Hayatımı değiştirmek üzere minik ama anlamlı adımlar atarak işe başladım. Uzun yıllar boyunca spora başlamak istememe rağmen bunu hep ertelemiştim. Çok zayıf olmam ve yaşam koşullarım, düzenli spor yapmama izin vermemişti.

İlk olarak haftanın beş günü spor yaparak üzerimdeki ataleti yendim. Hatta kilo alıp enerjimi yükselttim. Artık daha enerjik ve pozitiftim. Böylece yorgunluğumun mutsuzluktan kaynaklandığını gördüm.

Sürekli gülümseyen, etrafına neşe saçan biri olduğum için kimse benim aslında ne kadar mutsuz olduğumun farkında bile değildi. Oysa benim içimde sonsuz bir umut duygusu olsa da çözemediğim bir mutsuzluk vardı.

İngilizce öğrenmeye başladı

Hayatım boyunca uğraşmama rağmen İngilizce eğitimimi tamamlamayı başaramamıştım. Bunun için hemen İngilizce kursuna kayıt oldum, haftanın 4 günü pratik yapma imkânı buldum. Gece yarılarına kadar İngilizce çalıştım. Yeni bir dil ve kültür öğrenmek dünyaya bakışımı değiştirdi.

Bir diğer hayalim ise dansa başlamaktı. Bu da yeni hayatımın tarif edilemez bir eğlencesi olmuştu. İçimdeki çocuk giderek mutlu oluyordu. Çocukluk yıllarımda yaşıtlarımdan biraz farklıydım. Yaşıtlarım dışarıda oyunlar oynarken, ben kitap okumayı ya da klasik müzik dinlemeyi tercih ederdim.  

Büyük bir cesaretle birkaç günlük yurt dışı seyahatleri yaptım. Öğrendiğim kadar İngilizce ile kendime aldığım gece kıyafetini de giyip çok güzel bir salonda opera izledim. Dinlediğimiz müziklerin bile aslında düşünce biçimimizi, duygularımızı, onların da motivasyonumuzu nasıl etkilediğini gördüm. Müzik tarzıma yenilerini ekledim, genişlettim, değiştirdim. Hüzünlü melodilerin pozitif bir bakış açısı sağlamayacağı bir gerçekti, bu nedenle daha farklı müziklere yöneldim.

Bir gün çok büyük bir hayal kurdu: Pilot olmak!

Her Şey Seninle Başlar, beni sanki derin bir uykudan uyandırmıştı. Birden bire hızlı bir değişim ve gelişim sürecine girmiştim. Sanki artık elimde bir yapılacaklar listesi vardı ve ben adım adım hayallerimin peşinden ilerliyordum.

Bir yandan rutin yaşantım devam ederken, bir yandan da ‘daha farklı neler yapabilirim’ sorusuna cevap arıyordum. Beni mutlu edecek, hayatımı zenginleştirecek yeni bir hedefe ihtiyacım olduğunu görmüştüm.

 Her Şey Seninle Başlar, benim kendime bir yolculuk yapmamı sağlamıştı. Artık hayata başka gözlerle bakıyordum ve kendim için bir hobiden fazlasını bulmam, yeni bir iş yapmam gerekiyordu. 40 yaşıma girmeme birkaç ay kala ne aradığımı buldum: pilotluk!

Mesleğimi ve öğrencilerimi çok sevmeme rağmen öğretmenlik beni artık motive etmiyordu. Hayattaki birikimimi ve sahip olduğum enerjiyi, başka bir amaç için harekete geçirme zamanı gelmişti. Çünkü her geçen yıl kendimden veriyordum ve tükenen motivasyonumu yeniden güçlendiremiyordum.

Hayata bir kez geldiğimize göre, istediğimiz gibi bir hayat yaşamak bence hepimizin hakkı. Artık 18 yaşında, imkânları ve bilgisi sınırlı bir genç kız değildim. Şimdi 40 yaşına gelmiş, yıllar içinde kendinden yeni bir insan inşa etmiş bir yetişkindim.

Haliyle bu yeni insanın yapabilecekleri ve beklentileri 18 yaşındaki o genç kızdan çok farklıydı. Üstelik artık istediklerimi alacak cesarete de sahiptim.

Hayattaki birikimimi ve sahip olduğum enerjiyi, başka bir amaç için harekete geçirme zamanı gelmişti.
Hayattaki birikimimi ve sahip olduğum enerjiyi, başka bir amaç için harekete geçirme zamanı gelmişti.

Çocukluğu kitapların arasında geçti..

Ben boşanmış bir anne-babanın ilk çocuğuydum. Hayatımı ders çalışarak, kitap okuyarak kurmuştum. Benim hiç hayal kurma şansım olmadı gençliğimde. Hayatın bana sunduklarıyla en iyisini yapma mücadelesi içinde olduğumdan hayallerim ve hayal kırıklıklarım olmadı.

Hayattaki en büyük şansım, anneannemin bakmak için kardeşlerim arasından beni seçmesi oldu. Ben de anneannemi utandırmamak için sürekli çabaladım. İyi bir insan olmak ve kendi ayaklarımın üstünde durabilmek tek düşüncemdi.

Başarı benim yaşama tutunmam için önemli bir motivasyondu. Bir işi yapacaksam en iyi şekilde yapmalıydım. Anneannemin benim için kurduğu hayalleri takip ettim çoğu zaman.

Her Şey Seninle Başlar ile birlikte, hayat sanki bana ikinci bir şans vermişti. Şimdi ikinci kez ve kendi istediğim şekilde bir hayat inşa edecektim. Beni mutlu etmeyen, ancak güvenli bir liman olan hayatımdan tüm zorluklara rağmen kopmayı seçtim. Herkes hayatıma kaldığım yerden, aynı şekilde devam etmemi bekliyordu, ama ben bu kez kendimi de onları da şaşırtmayı seçtim. Ve hayatımın akışını değiştirecek büyük bir risk alarak pilot olmaya karar verdim! Elbette bunu söylemek başarmaktan çok daha kolaydı!

“Mimar Sinan başardıysa ben de başarabilirim!”

Aslında başlarda bende bu yolda nelerle karşılaşacağımın farkında değildim. Eşimin pilot olması bu kararı almamda etkili olmuştu. Eşim ve arkadaşlarıma sorular sorarak bu kararı almıştım, ama yine de bu gerçekten büyük bir meydan okumaydı.

Çok sevdiğim bir öğretmen arkadaşıma pilot olma hayalimi söylediğimde bana Mimar Sinan örneğini verdi. Her daim önemli insanların hayatları ve aldıkları kararlar beni etkilemiştir. Mimar Sinan’ın 40 yaşından sonra mimarlığa başladığını öğrenmek doğru yolda olduğumu görmemi sağladı. O yapabildiyse, ben de başarabilirdim!

Kendimden ve kararımdan emin oldukça çevremdekiler de beni destekledi.

Her adımı milim milim planladı!

Pilot olmaya karar verdikten sonra oturup kendime ayrıntılı bir yol haritası hazırladım. Emek, zaman, bütçe… Akla gelebilecek her şeyi düşünüp ayrıntılı bir plan hazırladım. Elbette plan yapmak, başarmak anlamına gelmiyordu. Büyük bir risk aldığımı biliyordum, ama vazgeçmedim. Bu benim olgunluk hayalimdi, kaderimin bu hayali gerçekleştirmek olduğuna emindim.

Çoğu gün sabahları 3’te kalkıp eğitim için yollara düştüm. Havacılık gibi erkek egemen bir dünyada, kadın pilot adayı olmanın yanı sıra, sorumlulukları çok olan bir anne olmanın da sayısız güçlüğüyle karşılaştım. Çoğu zaman günümün yarısı havaalanlarında geçiyordu. Okulda öğretmen olan ben artık eğitimlerde öğrenciydim.

Hayatımda hiçbir zaman bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum, tabii bu kadar mutlu olduğumu da! Çok çalışıyor, çok yoruluyordum ama bu durum sanki benim enerjimi dengede tutmamı sağlamıştı. Artık hayatımı daha iyi hissediyordum. Pilot olmaya karar vermemin daha fazla para kazanmayla bir ilgisi yoktu, pilot olmak benim için hayatımın geri kalanıydı.

Bu süreçte başarısızlıklar yaşamadım mı? Evet yaşadım! Hayal kırıklıklarım olmadı mı? Evet yaşadım! Yetemediğimi düşünmedim mi? Evet düşündüm! Günlerce ağlamadım mı? Evet ağladım! Haksızlıklara maruz kalmadım mı? Evet kaldım! Ancak şu da var ki, her anında dolu dolu yaşadığımı hissettim.

Önce başarının bedellerini ödedi…

Pilotluk eğitimi almaya başlamak bile dünyamı değiştirmişti. Yeni dünyama da kısa sürede alışmıştım. Süreç boyunca neler feda etmedim ki!

Belime kadar inen saçlarımı kestirdim mesela. Aracımı satmak zorunda kaldım. Hiçbir sosyal faaliyete katılamadım.  

Başarıya giden bu yolda, çocuklarla ilgilenmesi konusunda annemi bizimle yaşamaya ikna ettim. En önemlisi kafa yapımı değiştirdim. Artık öğretmen değil, bir öğrenciydim. Gençlerden, oyunun kurallarına dair ipuçları aldım. İhtiyaç duyan herkese yardımcı oldum. Yaşadığım her olayı avantaj olarak gördüm, her anının tadını çıkardım.

İnsan kendini zorladığı zaman, bilmediği kaynakları ortaya çıkar

Yaşamımı sil baştan dizayn ederken kendime ve insanlara yeni bir gözle bakmaya başladım. Bir zamanlar bir öğretmenim ‘sayısal zekâm olmadığını’ söylemişti. Oysa benim içimde keşfedilmeyi bekleyen bir sayısalcı olduğunu keşfettim!

Altı ay süren sınav döneminde mühendislikten başlayıp da tıbba kadar 15000 İngilizce soru çözdüm. Eğitimimi 97.10’luk bir ortalamayla tamamladım. Şimdi biri bana orsa “Zor muydu?” diye, “Kesinlikle hiçbiri zor değildi” derim.

Aldığım eğitimlerin hepsinden büyük keyif aldım. Onlar sayesinde geliştim ve değiştim. Uçmak ise tarif edilemez bir tutkuymuş, en önemlisi bunu öğrendim.

Bana kalırsa sadece sahne tozu yutanlar değil, göklerde süzülenler de işlerine aşık olup kopamazlar. Şimdi neden insanların mutlu olduklarında  ‘havalarda uçuyorum’ dediklerini çok iyi biliyorum. Bunu her zerremle hissediyorum!

En çok ‘Bu yaşta bu kadar sorumlulukla yapamazsın’ demeleri zorladı!

Pilotluk eğitimi almak her yaşta zor, ama beni en çok zorlayan şey, bana ve hayallerime inanmayan insanlarla mücadele etmekti. Hatta beni tek yoran şey bu oldu.

Orta yaşlarda, evli, çocuklu, kariyer sahibi bir kadının yeni bir mesleğe yönelmesine “macera” gözüyle bakanların negatif etkisini hiç hesaba katmamıştım. Elbette onları da anlayabiliyordum, ama zaman zaman onların olumsuz bakış açıları yüzünden motivasyonumu kaybediyordum.

Pek çok insanın günlük hayatın içinde kendinden ve gelecekten umudu kestiğini, çabalamayı bıraktığını biliyorum. Bunun için de herkesin kendine göre onlarca nedeni olabilir, ama kendileri gibi olmayanlara ön yargılı yaklaşmalarını kabul etmek mümkün değil.

Bu tür insanlar benim gibi yerleşik ezberleri bozmak isteyen insanların önündeki en büyük engel. Kimseye, hiçbir konuda ‘Yapamazsın!’ denilmemelidir. Ben öğretmen olarak bunu çok iyi biliyorum. Başarısız öğrencilerin en büyük mimarı da yine onu motive etmesi gerekirken ‘Başaramazsın’ diyenlerdir.

Sınıflarımda başarısız görülen öğrencilerimin hayatta pek çok başarıya imza attıklarına şahit oldum. Bir kişinin denemeden neler başarabileceği bilinemez. Mesleğim sayesinde elde etmiş olduğum birikimim, pilotluk sürecimi de bu anlamda besledi. Beni destekleyen onlarca insan olduğu gibi bir de sürekli yargılayan, başaramayacağımı söyleyenler vardı.

Benim sıkıntım derslerden, uçuş eğitimlerinden yana değildi. Ön yargılı, sıra dışı azim dolu başarılara inanmayan, inançsız insanlardan çektim. Özgüvenimi kaybetmemek için bu tür negatif insanlardan uzaklaştım, bana inanan ve güvenen insanlarla vakit geçirdim.

Ne olursa olsun yılmadım. Önyargılı insanlara karşı motivasyonumu yükselttim. Artık biliyordum ki benim herkesten daha iyi olmaya ihtiyacım vardı. Defalarca önyargılı insanların yıpratma çabalarıyla karşı karşıya kaldım, elenmeyle yüz yüze kaldım, ama karşımdakileri her seferinde başarabileceğime ikna ederek yoluma devam ettim. Onca insanın arasındaki birkaç insan bana neleri yapabileceğimi gösterdi ve bu benim vazgeçmemem gerektiğini gösterdi.

Ne olursa olsun yılmadım.
Ne olursa olsun yılmadım.

Başardıkça daha fazlasını istedi

Başarılı olduğum her sınavda kendime olan inancım arttı. Her uçuşta bu işi ne kadar çok istediğimi gördüm. Artık kulaklarımı negatif yorumlara kapayıp, gökyüzünde olmanın tadını çıkarttım. Motivasyonumu içimde sakladım.

Bu süreçte insanların kendileri gibi olmayana karşı ne kadar acımasız olabileceklerini, onun ayağını kaydırmak için yetki ve imkânlarını kötüye kullandıklarına çok kez şahit oldum. Benim gibi olgunluk yaşındaki birçok bayanın bu zorlu yolda vazgeçtiklerini, vazgeçirildiklerini gördüm. İnsanların başarısından ya da mutluluğundan mutsuz olan insanlarla karşılaştım. Ancak bu kadar olumsuzluğun arasında az da olsa profesyonel olan, iyi yürekli ve bize inanan kişiler bizlerin en büyük umudu oldu. O bir tek kişinin bile benim gibi binlerce insana umut olabileceğini gördüm.

Benim içimi umutla dolduran bu azınlıktaki insanlar sayesinde yoluma kararlılıkla devam edebildim. Hayatım boyunca elde ettiğim birikimim, bu yolculukta en büyük yardımcım oldu. Sanki bu bir seyahatti ve elimde deneyimlerimle dolu bir valiz vardı. Sevgi, saygı ve ihtiyacı olanlara yardım etmeye olan inancım, disiplinim beni ayakta tutuyordu.

Elimde başarıya giden yolu anlatan bir kılavuzla, tüm okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, biyografiler ve hayat mücadelemden öğrendiklerim bana yol gösterdi. Bana inanmayan insanlar tarafından üzüldüğüm zamanlar olsa bile onlardan da çok şey öğrendiğimi hiçbir zaman unutmadım! Onlar sayesinde vasatın üstünde bir pilot olmayı başardım ve hedefimi yükselttim.

Şunu asla unutmayın ki sizin bir işi başaracağınıza herkesin inanması gerekmez. Sizin inanmanız yeterlidir. Çünkü başarı sizin içindir; başkaları için değil!

Limitlerini test etmekten pişman olmadı!

Yoğun, yorucu ve olumsuzluklarla ancak umutla ve kocaman bir gülümsemeyle dolu bu yolculuğun sonunda ne mi oldu? Hayal bile edemediğim bir başarı gerçeğim oldu. Artık daha donanımlı, daha mutlu, daha güçlü bir kadınım.

 ‘Her Şey Seninle Başlar’ kitabı sayesinde hayatım değişti. Bu kitap sayesinde kendi limitlerimi test ettim ve ‘olabileceğimin en iyisi olma’ yolunda önemli bir adım attım. Hayatın bana sunduklarıyla yetinmek yerine, istediğim gibi bir hayatı inşa etmek üzere harekete geçtim.

Hayat yoluna ilk çıktığında yoksul ve parçalanmış bir ortamda, imkânsızlıklarla büyümüş, çalışmayı ve iyi bir insan olmayı hedeflemiş o küçük kızın, yani benim, bir gün hayata karşı büyük bir zaferle kendini göstereceğini hayal ettim. Annem, eşim, dostlarım, geceleri benimle ders çalışırken uyuyup kalan çocuklarım ve beni idolleri olarak gören öğrencilerim en büyük destekçilerim oldu.

Keşke demek yerine hayalimin peşinden gittim. İki yılın sonunda pilot lisansımı aldım. Öğrencilerimle vedalaşıp 20 yıllık meslek hayatımdan ayrılıp kendi yolumu seçtim.

Hayatınızdan memnun değilseniz, çocuk değilsiniz, onu baştan aşağı değiştirebilirsiniz!

Pilotluk sadece bir lisans ya da üniforma olmayacak benim için. Bu belge ve üniforma bir hayalin gerçekleşmesi demek. Biliyorum ki pek çok kişi pilot olma hayali kuruyor. Bu hayali paylaşanlara, gecelerce okuduğum Mümin Sekman kitaplarından aldığım güçle, nasıl başardığımı anlatmaya devam edeceğim.

Son olarak, benim gibi orta yaş krizine giren milyonlarca insana artık çocuk olmadıklarını ve hayatlarının kontrolünün tamamen kendi ellerinde olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu belki de hepimiz için bir uyarı. Havaalanı deyişiyle ‘Bu hepimiz için son çağrı!’

Henüz hayallerimizden ve kendimizden vazgeçmek zorunda değiliz. Kim bilir neleri başaracaksınız. Çocuk değilsiniz, hayatınızdan memnun değilseniz, onu baştan aşağı değiştirebilirsiniz. Umuyorum bir gün, bu satırları okuyan insanlarla, benim pilotu olduğum uçakta birlikte uçacağız…

Gamze Aster

Eski öğretmen, yeni pilot.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND