Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Etkili bir sunum yapmak için neler yapmalı?

Sunum yapmadaki temel amaç belli bir topluluğa, iletmek istediğiniz konuları karşı tarafa direkt olarak anlatmaktır. Etkili bir sunum için olmazsa olmaz unsurlardır. Peki bir sunumda kesinlikle yapılmaması gerekenler nelerdir? İşte iyi bir sunum yapmak için kesinlikle dikkat edilmesi gerekenler…

sunum taktikleri

Sunum yapmadaki temel amaç belli bir topluluğa, iletmek istediğiniz konuları karşı tarafa direkt olarak anlatmaktır. Etkili bir sunum için olmazsa olmaz unsurlardır. Peki bir sunumda kesinlikle yapılmaması gerekenler nelerdir? İşte iyi bir sunum yapmak için kesinlikle dikkat edilmesi gerekenler…

Sunum Nasıl Yapılmaz?

Önümdeki sudan zorlanarak bir yudum aldığımı hatırlıyorum. Gözlerimin kapanmasına engel olamıyorum. Kafam sanki otuz kilo. Olacak iş değil. Oysa ayık kalmam lazım.

Odada en az 40 kişiyiz. Ben ve birkaç benim gibi akademisyen hariç katılımcıların hepsi melek yatırımcı. Sunumunu dinledikleri girişimlere yüzbinlerce avro yatırım yapıp yapmama kararını vermeye çalışıyorlar. Proje sahiplerinin yaptıkları sunumlar kararlarını etkileyecek.

En önde oturuyorum. Adam karşımda yarım milyon avro istiyor ama yaptığı sunum aşırı dozda uyuşturucu gibi. Bana dünyanın en önemli bilgisini veriyor olsa kaçıracağım. Anlattığı fikre şaşıracağıma, içinde bulunduğum duruma şaşırıyorum. Adam “bir sunumda şunları yapmamaya dikkat edin” listesindeki tüm maddeleri üstümüzde deniyor. Bayılmak üzereyim.

Sarı bir fon üstüne küçük turuncu yazılar görüyorum duvarda. İmla hataları gözüme çarpıyor, bazen slayt başına iki, üç yerde… Sunumu yapan girişimcinin sesi çıkmıyor pek, tekdüze bir tonda konuşuyor. Bir sonraki slayta geçtiğinde en az bizim kadar o da şaşırıyor duvara yansıyan bilgilere. “ıııııı” “eeeeee” diyor durmadan. Kendisi heyecanlı değil fikri anlatırken, bizim heyecanlanmamıza fırsat tanımıyor. Bitsin istiyor sunum. Neyse ki sona eriyor.

Bir sonraki gelen, gideni de aratıyor. Dünyaca ünlü bir okulun düzenlediği, ciddi sonuçları olan bir oturumdayız. Hayretler içerisindeyim.

Okulda sıkılırdım böyle hatırlıyorum. Aklınızda bir muhasebe yapın. İlkokuldan beri hocalarınızın yüzde kaçı verdiği dersi sizin ilginizi çekecek şekilde işledi? Anlattığı konuya hakim olmanın ötesinde, kaçta kaçı size o konuyu daha iyi anlatmanın yollarının aradı? Bir konuyu anlamak ve bir fikri yaratmak ile bunları anlatmak çok farklı yetenekler. Örneğin, biz akademisyenler araştırma yapıp, bilime katkıda bulunmaya çalışıyoruz. İş yaptıklarımızı anlatmaya gelince bocalıyoruz.

Uyanış!

Bir sonraki sunum boyunca da bu hayal ve düşüncelerin içerisinde kendimi kaybetmişken birden irkildim. Kafamı sağa sola salladım. Şimdi karşımda elli yaşlarında bir adam sessiz duruyor, gözlerini dinleyiciler üzerinde gezdiriyordu. Fazlasıyla uzayan bu sessizlik dikkatimi çekmişti. Uzunca bir süre bekledikten sonra adam arkasında bağdaştırdığı ellerini öne doğru uzattı. Tuttuğu bir şeyi yüzünü ekşiterek hemen önündeki halının üstüne fırlattı.

“Bu ne?” diye bize sordu. Yerde duran cismi hepimiz görür görmez tanıdık. Ama adam bize ısrarla ne olduğunu soruyordu. Birçok dinleyici aynı anda ne gördüğümüzü söyledik. Adam bizi onayladı. Yerdeki şey (plastik) bir köpek dışkısıydı.

Ne yapacağımızı bilemedik. Çoğumuz güldük, hepimiz uyandık. Adamı dinlemeye başladık. “İspanya’da 1 milyon köpek var. Bunların her biri yaz, kış, gece, gündüz, cumartesi, pazar demeden her gün iki kez tuvaletini yapıyor. Sahipleri daha sonra bu yapılanları yerlerden topluyor. Bunları elinize geçirdiğiniz ince bir naylon torba ile toplamak da öyle çok keyifli bir iş değil (adam bu sırada yine yüzünü buruşturarak bir torba ile yerdekini topluyor). Ve her gün sadece bu iş için iki naylon torba demek bu… Yılda 700 milyondan fazla naylon torba!”

Adamın sunduğu girişim, şirketinin yeni dizayn ettiği ekolojik bir torba üzerineydi. Bu torba kepçe şeklinde tasarlandığından el değmeden yerdeki maddeleri toplayabiliyordu. Birkaç gün içerisinde doğada çözülecek bir maddeden yapılmıştı. Sunumda hem yeni birçok bilgi edindik, hem girişimciyi yakından tanıdık hem de yanaklarımız acıyıncaya kadar gülümsedik.

Bir sunum nasıl olsa?

Eğer köpek pisliği ile ilgili bir sunum yapmayı kendi avantajına çevirmek mümkünse, bunu başka konulara uygulamak daha da kolay olsa gerek. İşim nedeniyle her hafta sunum dinleyip, neredeyse gün aşırı bir sunum yapmakla yükümlü olduğumdan, bir sunumu iyileştirecek birkaç tüyo hemen aklıma geliyor. Herkesin sunum tarzı ve zevki farklıdır belki ama konusu ne olursa olsun bir sunumu dikkat çekici hale getirmek için belli başlı bazı noktalara özen göstermek şart…

Soru. Sunuma bir soru ile başlamak katılımcıya konuya dâhil olmak için bir ortam sağlıyor. İnsanlar genelde sunum yaparken ilginç bir bulguyla başlamayı akıl ediyor, ama bu bilgiyi doğrudan paylaşıp bir fırsatı kaçırıyorlar. Söylemek yerine bu bilgi bir soru olarak sorulsa, dinleyicilerin dikkati daha ilk dakikadan sunuma yoğunlaşacak. Sunuma katkıda bulunan dinleyici, daha sonraki dakikalarda da kopmayacak, ilgisi artacak.

Yazı. Sunumlarda genelde çok fazla yazı, satır, madde var. Konuşulacakları yazı halinde göstermek ve bunları okumak sunum yapana kolay geliyor. Dinleyenin ise kafası karışıyor, sunum ile yazı farklılaştığında okuduğunu anlamıyor, okurken dinleyemiyor, karşısına gelen tüm satırları birden hazmedemiyor. Ayrıca sıkıcı… Bir fotoğraf ya da görsel insanların dikkatini çekiyor, sunumu yapanın konuya hâkimiyetini gösteriyor.

İmla. Günümüzde imla hatası kabul edilemez. Office programları tüm kontrolleri bizim için yapıyor. İmla hatası içeren bir sunum, sunumu yapan kişinin konuya gerekli ilgiyi göstermediğine, hazırlıksız yakalandığına işaret ediyor. Bu genelleme doğru olmasa da dinleyicide böyle bir etki yaratıyor! “Bu basit hataları bile düzeltmeye uğraşmadıysa, ben niye bunu dinleyeyim?” dedirtiyor.

Sessizlik. Benim en çok zorlandığım konu sessizlik. Arada bir durmak, dinleyiciyi garipsetecek derecede uzun bir süre bir şey söylememek gerekiyor. Öylesine gözlerinin içine bakmak, onları bir soru ya da bir bilgi ile bir süre baş başa bırakmak önemli. Bağırıp çağırmaktan çok daha başarılı bir uyandırma yöntemi sessizlik. Bir dahaki sunumda ansızın durun, bekleyin. Göreceksiniz, herkesin dikkati üzerinizde toplanacak.

Video. Sunumu görüntülü olarak kaydedip daha sonra izlemek büyük eziyet… İnsan öncelikle kendi sesine tahammül edemiyor. Sağa sola sallandığını, devamlı aksadığını, konuları unuttuğunu vb. görünce morali bozuluyor. Ancak aslında bu kayıt sayesinde bir dahaki sunum çok daha iyi oluyor. İnsan gördüğü ve benimsediği hataları azaltıyor. Bu hataları görmezse, aynılarını tekrarlamaya devam ediyor.

Çalışma. Sunuma çalışmadan çıkmak dinleyiciye yapılan bir haksızlık. İnsanlar sunum neyle ilgili olursa olsun o gün bir şey öğrenmiş olarak toplantıdan ayrılmalı. Sunumu yapan yeni bir slayta geçtiğinde şaşkınlığa düşmemeli. Sunumu baştan sona ezberlemek de hatalı, bir konudan sonra hangi konunun geldiğini bilmemek de.

Heyecan. Eğer anlattığı konu hakkında sunumu yapan kişi heyecanlı ve istekli değilse, dinleyicilerden heyecanlı olmalarını nasıl bekleyebilir? Aynı tonda, kısık sesle, ara vermeden yapılan bir konuşma ister istemez insanda ninni etkisi yapıyor. Bazen büyük harfleri, arada küçük harfleri, yeri geldiğinde sessizliği kullanmayı bilmek önemli…

İnsanların dikkatlerini çekmek, sunum üzerinde tutmak ne kadar zorsa, dikkatlerinin dağılmasına yol açmak da bir o kadar kolay. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Dünya’da en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?

turizm, singapur, seyahat, paris, londra, en çok ziyaret edilen şehirler, dubai, bangkok

“Dünyada en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?” sorusundan hareketle bir araştırma yapılmış. Araştırmanın sonucunda ise öne çıkan ilk 5 şehir belirlenmiş. Peki, sizce hangi şehirler bu listede yer almıştır? İşte yanıtı…

Dünya’da En Çok Ziyaret Edilen Şehirler

Küresel seyahat ve turizm endüstrisi tahmini olarak yılda 8,8 trilyon dolar değerinde. Ziyaretçileri ve harcama alışkanlıklarını izleyen bir araştırmanın sonuçlarına göre son 10 yılda da turizm harcamalarında ortalama %7,4 bir artış görülmekte.

Bu esnada da bazı şehirler öne çıkmakta. Örneğin, önümüzdeki yıl Japonya’da yapılacak 2020 Olimpiyatları ile Tokyo’nun (şu anda 9. sırada) %10’un üzerinde bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

İşte, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler

5.Singapur

2018’de 14.76 milyon ziyaretçi Singapur’a gitti. Listedeki en çok ziyaret edilen şehirlerin yarısı, son 10 yılda büyük artış gösteren Asya-Pasifik bölgesinden. Bölge ağırladığı turist kapasitesi açısından son 10 yılda %9,4 büyüdü.

4.Dubai

60 yıl önce Dubai sadece bir balıkçı köyüydü. Bugün ise Emirlik nüfusu 3 milyondan fazla. Geçen yıl şehrin ağırladığı ziyaretçi sayısı 15.93 milyonu buldu.

Ziyaretçilerin seçtikleri destinasyonda ne kadar para harcadıkları söz konusu olduğunda; alışveriş merkezi, konferanslar ve sergiler ilk sırada. 2018’de ziyaretçiler 30.82 milyar dolar harcadı.

3.Londra

Big Ben, Parlamento, Buckingham Sarayı…
Londra, ünlü simge yapılar ile doludur. Bu sebeple geçen yıl 19.09 milyon insanın oraya gitmesi çok da şaşırtıcı değil.

Ancak, Londra, ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşayan ilk 10’daki tek şehir – geçen yılın sıralamasına göre bu düşü %4 civarında

Tate Modern sanat galerisi (5.86 milyon), İngiliz Müzesi (5.82 milyon) ve Ulusal Galeri (5.73 milyon) şehrin en büyük üç ziyaretçi çeken merkezi.

2.Paris

Londra’nın kayıp yaşaması Paris’e kazanç olarak döndü. Paris, sıralamada üçten ikiye yükseldi; İngiltere’nin başkentinden ziyaretçi çaldı. Paris’te görülecek çok sayıda şey var bunların en başında da dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzesi Louvre geliyor.

Her yıl bu müzeye gelen 10.2 milyon insandan yaklaşık %80’inin de sadece Mona Lisa’yı görmeye geldiği düşünülüyor.

1992’de açılan Disneyland Paris, şehrin diğer turistik yerlerine gölge düşürüyor. 1992 ve 2017’de açılma arasındaki 25 yılda 320 milyon ziyaret ağırlayarak Avrupa’nın en iyi turizm merkezi haline geldi. Fransız ekonomisine 75 milyar dolar (68 milyar €) katkıda bulundu ve Fransa’nın turizm gelirinin %6.2’sini temsil ediyor.

1.Bangkok

Dört yıl boyunca en üst sıralarda yer alan Tayland’ın başkenti geçen yıl 22 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin 2018 verilerine göre, Tayland Güneydoğu Asya’daki en büyük turizm ekonomisine sahip. Turistlerin geçen yıl Bangkok’da bıraktığı 70,1 milyar doların Tayland ihracat gelirlerinin %20,8’ini oluşturduğu düşünülüyor.

Tayland para biriminin güçlenmesi ve küresel ekonomideki yavaşlamanın Tayland’ın turizm gelirini etkilemesi bekleniyor.

Yazar: Büşra Meral
Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Kariyer diyetine var mısınız?

şirket, Manşet, kariyere yön vermek, kariyer diyeti, kariyer, iş hayatı, 90 günlük kariyer diyeti

Patronunuz işinize kattığınız değerin farkında mı? En son ne zaman bir üst pozisyona atandınız? Ekibin kilit oyuncularından biri misiniz? Eğer bu sorulara olumsuz yanıt veriyorsanız doğru yerdesiniz. İşte kariyerini daha doğru yönetmek isteyenler için 90 günlük kariyer diyeti…

90 günlük kariyer diyetiyle kariyerinizi şekillendirin

Milyonlarca kişi her yıl, sağlıklı yaşam için diyete başlıyor ve hayatında bir şeyleri yoluna sokmaya çalışıyor. Global danışmanlık şirketi Korn Ferry’nin CEO’su Gary Burnison’da, çalışanlara kariyerlerini daha iyi yönlendirmeleri için “90 günlük kariyer diyeti” tavsiye ediyor…

Şu anki işiniz ne kadar ilginizi çekiyor?

Sabahları işe gitmekte zorlanıyor musunuz?

Patronunuz işinize kattığınız değeri farkında mı?

En son ne zaman takdir edildiniz?

Son performans değerlendirme notunuz iyi miydi?

Şirketinizde vazgeçilmez biri olarak görülüyor musunuz?

En son ne zaman terfi ettiniz?

En son ne zaman işinizde yeni bir şey öğrendiniz?

Eğer yukarıdaki sorulardan birkaçına olumsuz cevap veriyorsanız, 90 günlük kariyer diyetini yapmak için iyi bir adaysınız demektir. Soruları cevaplarken, kendinize karşı dürüstseniz, süreç sizin için daha kolay ilerleyebilir.

Gary Burnison’ın kariyerine yeni bir yön vermek isteyenlere önerileri şöyle;

1- Kendinizi iyi tanıyın

Kariyerinizi şekillendirmeye çalışırken, disiplinli olmaya ve yeni alışkanlıklar edinmeye ihtiyacınız var. Vücudunuzu şekillendirmek için bir spor salonuna üye olmak gibi, kariyerinizi şekillendirmek için de bir plana ve koçluğa ihtiyacınız var.

Ödeviniz: Mevcut durumu değerlendirme

Kendinizi tanımalı ve kendinizle ilgili bir bakış açısına sahip olmalısınız. Güçlü ve zayıf yanlarınız, becerileriniz ve deneyimleriniz, tutkulu olduğunuz şeyler, amaçlarınız, sizi motive eden şeyler konusunda net olmalısınız.

Kim olduğunuzu farkında olun!

İddialı mısınız yoksa pasif misiniz?

Risk almaktan kaçıyor musunuz?

Tecrübenize ne kadar güveniyorsunuz?

2- Hedeflerinizi belirleyin

Motivaston kaynaklarınızı bilin ve hedefleriniz konusunda net olun. Sizi, motive eden şey ne? Hangi şirket kültüründe çalışmak sizin için daha uygun, bu konuda net bir karar verin. Bu kararı alırken internetten ya da çevrenizden destek alın. Çalışmayı planladığınız şirketle ilgili detaylı bilgi edinin.

3- Network’ünüzü yönetin

Yeni bir iş bulmanın önemli noktalarından biri de güçlü bir network’e sahip olmak. İş hayatında tanıdığınız bir kişinin size ne zaman yardımcı olabileceğini kimse bilemez. Bu nedenle ilişkiler konusunda da iyi olmanız gerekiyor. Belli aralıklarla network’ünüzdeki kişilerle kontakta olun ve ilişkilerinizi sıcak tutun.

4- Özgeçmişinizi güncelleyin

Sizi en iyi şekilde anlatan bir özgeçmişe sahip olmalısınız. Hakkınızda önemli bilgileri içeren ve kendi içinde tutarlı olan bir özgeçmiş hazırlamalısınız. Bugüne kadar farklı deneyimler edinmiş ve farklı görev almış olabilirsiniz. Burada önemli olan başvurduğunuz pozisyona en uygun olan deneyimlerinizi ön plana çıkarmanız.

5- Mülakatlara özenle hazırlanın

Bir mülakat için yapılması gereken en önemli hazırlık “Psikolojik” hazırlıktır. Heyecan seviyenizi kontrol altında tutarak iyi bir görüşme süreci geçirmek için mülakatlarınıza öncelikle ruhsal olarak hazırlanın. Güler yüzlü olun ve sorular sormaktan çekinmeyin. Başvurduğunuz pozisyona uyan yetkinliklerinizin altını çizerek anlatın.

6- İşe alındıktan sonra da diyete devam edin

Tüm bu hazırlıklar sonrasında yeni bir işe başladıktan sonra da kariyeriniz için çalışmaya devam etmelisiniz. Günümüzde aynı şirkette çalışma süresi çok uzun değil. Bu nedenle yeni bir değişikliğine en azından asgari düzeyde hazır olmak için gerekli önlemleri almanız gerekiyor.

Unutmayın, 90 günlük kariyer diyetinin amacı; disiplin kazanmak ve daha fazla başarı elde ederek bu başarıları sürdürecek alışkanlıklar edinmektir.

Yazar:  Özden Yılmaz 
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

İş yerinde istikrar ne kadar önemli?

performans, Manşet, iş yerinde istikrar, iş hayatı, çalışmak, çalışma süresi

Bir iş yerinde ne kadar süreyle çalışmak doğrudur? Çok iş değiştirmek mi yoksa uzun süre aynı iş yerinde çalışmak mı gerekir? Tüm bu soruların ideal bir cevabı var mıdır? İşte www.bbc.com sitesinin yanıtı…

Aynı işte ne kadar çalışmalı?

Bazıları bir işte sekiz ay çalıştıktan sonra ayrılmanın normal olduğunu, bazıları ise 18, 48, hatta 72 ay kalıp yeteneklerinizi kanıtlamanız gerektiğini söylüyor.

Bu konudaki farklı düşünceleri almak için Quora adlı paylaşım sitesine başvurduğumuzda karşılaştığımız cevapları şöyle özetleyebiliriz.

Yeni başladığınız işte ne kadar kalıp kalmayacağınızı belirleyen iki faktör vardır: O işten ne kadar öğrendiğiniz ve kariyeriniz için yaratabileceği fırsatlar.

İşinizi 8, 18, 48 ve 72 aylık dönemler halinde değerlendirmeniz salık veriliyor. İyi bir gerekçeniz olmadan yeni başladığınız bir işten 8 aydan önce ayrılmanız başarısızlık olarak algılanabilir; deneme süresinden ya da ilk performans değerlendirmesinden geçmediğiniz düşünülebilir.

Makul süre

Uzmanlar 18 ayın kabul edilebilir sosyal limit olduğunu, sizin en azından bir değerlendirme dönemini başarılı tamamladığınız anlamına geleceğini belirtiyor.

Performansınızın özellikle kötü olduğuna ya da yerinizde saydığınıza dair bir bilgi yoksa dört yıllık (48 ay) bir süre sizin için “tam not” demektir. Başarınız sürekli artış göstermiş ve en azından bir kez terfi etmişseniz iyi durumdasınız demektir. Bunların hiçbiri henüz olmamışsa iki yıl daha o işte kalıp bu eksikleri gidermek gerekir.

Altı yıl geçmiş ve hala terfi etmemiş ya da daha iyi bir projeye geçmemişseniz artık kaygılanma vakti gelmiş demektir. Altı yıl aynı mevkide kalmak kişinin yeterince hırslı ya da motivasyonlu olmadığının göstergesi olarak algılanır. En azından işten çıkarılmamış olmak da belki bir başarıdır, ama averajdır. Oysa terfi ettiğiniz sürece o işte istediğiniz kadar çalışabilirsiniz demektir.

İstikrarın önemi

İstikrar konusunda da söylenmesi gerekenler vardır. Çok yönlü bir ofis işinde ortalama bir insan en çok iki yılda her şeyi öğrenebilir. İşinizi çok iyi yapıyorsanız terfi edilirsiniz, edilmediyseniz de o işten nefret etmeniz ya da çok daha iyi başka bir fırsat çıkması halinde ancak ayrılmanız tavsiye edilir.

Fakat kısa sürede birçok kez iş değiştirmek de iyi karşılanan bir şey değildir. Çabuk sıkıldığınızın, işten çıkarıldığınızın ya da her an çalışma ekibinizi bırakmaya hazır olduğunuz şeklinde algılanabilir.

İstisnalar da var

Ama her durumda olduğu gibi burada da istisnalar olabilir. Quora’da verilen bir örnek şöyle: Her ikisi de sekiz yıllık tecrübeye, benzer eğitim düzeyine sahip iki aday aynı işe başvuruyor. Biri her işinde ikişer yıl kalarak dört iş değiştirmiş, diğeri ise iki ayrı işte dörder yıl çalışmış. Hangisini seçerdiniz?

Müdür, daha çok sayıda işte çalışarak farklı alanlarda tecrübe edinmiş birinci adayı seçmiş. Onun esneklik, tecrübe çeşitliliği ve uyum sağlama yeteneği sergilediğini düşünmüş.

Yani bir şirkette uzun süre çalışmış ve iş değiştirmek istiyorsanız önce orada somut bir başarı kaydettiğinizden emin olmalı, sonra yeni sorumluluklara hazır olduğunuzu göstermelisiniz.

Kalbinizin sesini dinleyin

Bazıları ise yaptığınız işi sevmiyorsanız ille de belli bir süre tamamlamanız gerektiğini düşünerek o işte kalmanın doğru olmadığını, kendi hayatınızı başkalarının belirlediği kurallara göre değil kendi kurallarınıza göre yaşamak gerektiğini söylüyor.

Yeni başvuracağınız işte önceki işinizden ayrılma nedeniniz sorulduğunda ise eski işinizden neden memnun olmadığınızı, bu işin neden farklı olduğunu anlatmanız, güçlü ve özgüvenli olduğunuzu göstermeniz yeterli olabilir.

Yazar: Maria Atanasov 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND