Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Etik liderlik fark yaratıyor

Liderin vizyoner olması, riski üstlenmesi elbette önemli. Ancak yeterli değil… Herkes için daha adil ve mutlu bir dünya için inisiyatif alması da gerekli. Etik liderlik evrensel bazda geçerliliği olan, herkese eşit uygulanan erdemler üzerine kurulur…

Liderin vizyoner olması, riski üstlenmesi elbette önemli. Ancak yeterli değil… Herkes için daha adil ve mutlu bir dünya için inisiyatif alması da gerekli. Etik liderlik evrensel bazda geçerliliği olan, herkese eşit uygulanan erdemler üzerine kurulur…

ERDEMSİZ ZENGİNLİK MUTLULUK GETİRMEZ

Erdemsiz zenginlik anlamdan yoksundur. Bir toplum, eğer maddi kalkınmanın yanında manevi kalkınmayı da sağlayamazsa yaratılan zenginliğin mutluluk sağlaması mümkün olmaz. Toplumların ilerlemesi sadece ekonomik ya da teknolojik gelişmelerle olmuyor. Bir toplumu refah toplumu yapan, onun ahlak seviyesidir.
Ludwig Van Beethoven “Çocuklarınıza erdemli olmayı öğretin, insanlığı ancak bu mutlu kılar.” der.

Ahlaki ya da etik değerlerin tanımı, bir toplumdan diğerine ve zamana göre farklılıklar gösterir. Hırsızlık her toplumda ahlak dışı bir davranıştır. Ancak hangi davranışların “hırsızlık” kapsamına girdiği konusunda anlayış farklılıkları vardır. Mesela fikri mülkiyet haklarının ihlali bir toplumda “hırsızlık” olarak ele alınırken diğerinde “normal” olarak değerlendirilebilir. Türkiye’de bir çok eğitimli insan kopya CD, korsan kitap almakta bir sakınca görmezken ileri batı toplumlarında öğrenciler ders kitaplarından fotokopi bile çekmemeye özen gösterirler.

Erdemli olmayı sadece kendi ilişkilerimiz çerçevesinde sınırlarsak ahlaklı davranmış olmayız. “Komşuluk ahlakı” sadece kendi sokağımızda yaşayan kişiler için geçerli olduğu zaman dünya üzerinde insanlıktan bahsetmemiz mümkün olmaz. Bir insanın dini değerlere sahip olması onun mutlaka ahlaklı olmasının garantisi değildir. Liberal bir görüşe sahip olmak da insanı ahlaksız yapmaz. Üstün ahlaklı insanlar, dindarlar arasından çıkabileceği gibi herhangi bir dine mensup olmayanlar arasından da çıkabilir.

Etik liderlik evrensel bazda geçerliliği olan, koşullara ya da kişilere göre değişmeyen ilkelerle hareket eden, herkese eşit uygulanan erdemler üzerine kurulur.

Erdemle ilgili ilk metinler, Konfüçyüs’ün kıssaları , Atinalı filozofların hayatın anlamı üzerine koydukları düşünceler ve kutsal kitapların öğretileridir. Modern çağda hukuk, etik, ahlak hatta din, aslında birbirine çok yakın değerlere ve ilkelere dayanır. Bunlar adalet, eşitlik, dürüstlük, sorumluluk gibi temel değerlerdir.

Doğruyla yanlışın farkını bilmek önemlidir; ama daha da önemlisi doğruları yapma cesaretini ve iradesini gösterebilmektir. Kişisel çıkarımızın tehdit altında olduğu durumlarda da ilkeli ve etik davranabilmektir.

Ahlak anlayışı mutlak değildir. Zaman içinde evrilir ve gelişir. Nasıl toplumsal ahlak zaman içinde değişime uğruyorsa iş ahlakı da değişime uğrar. Yakın bir zamana kadar iş etiğinden bahsedildiğinde somut bir kalite standardı kasdedilirdi. Müşterileri aldatmamak, onları kandırmamaktan ibaret bir dürüstlük anlayışıydı söz konusu olan. Bundan yirmi yıl önce, süte su katmayan, mücevherin altın ayarıyla “oynamayan” bir şirket, etik kurallara uyan bir şirket olarak değerlendiriliyordu ama bu şirketlerin sigortasız işçi çalıştırmaları ya da çevreye zarar vermeleri hiç sorgulanmıyordu bile.

Şimdi ise dürüst olmak ahlak basamaklarının en alt seviyesinde kaldı. Elbette bu ilk basamakları bile çıkamamış kötü örnekler var; ancak artık toplum şirketlerden bundan çok daha fazlasını talep ediyor. Eskiden bir fabrikanın atıklarını doğaya bırakması normal karşılanırken bugün bu durum, hem suç hem de ahlaksızlık olarak kabul ediliyor. Daha da ötesi bugün şirketlerden doğal kaynakları geliştirecek alternatif yollar bulmaları bekleniyor.

Şirketlerden beklentiler de değişti. Bugün artık iş ahlakı, “ne yapılmaması” gerektiğinden çok “ne yapılması gerektiği” ile ilgili tarif edilmeye başlandı. Bugün bir şirketin itibarlı kabul edilmesi için şirketin ürünlerini pazarladığı ülkelerdeki yerel değerlere ve kültüre saygılı olması bir zorunluluk oldu.
Bugün bir şirketin hammadde tedarik ettiği ülkelerdeki yerel üreticileri suistimal etmemesi o şirketi itibarlı yapmaya yetmiyor. Body Shop’un daha 1990’lı yıllarda Uluslararası Af Örgütü ile işbirliği yaparak müşterilerini insan haklarının sağlanmasına yönelik “iz bırakmaya” çağıran dünya çapında bir kampanyayı başlatması gibi sorumluluklar üstlenmesi gerekiyor.

Bugün şirketler için ahlaklı ve etik olmak, sağduyunun ve vicdanın sesine kulak vermek demektir. İtibarlı bir şirket olmak “dünyayı daha iyi yaşanılır bir yer yapmak” için çaba göstermeyi gerektirir.

Bu sebeple ben gerçekten değerlerle yönetilen bir şirket yaratmanın duvarlara vizyon ve misyon yazıları yazmaktan çok daha anlamlı işler yapmakla mümkün olacağı kanaatindeyim. Değer merkezli olmayan şirketlerin sürdürülebilir bir büyüme sağlayamayacağına inanıyorum. Tıpkı insanlar gibi şirketlerin de pusulası vicdanlarıdır. (Şirketlerin Pusulası Var Mıdır?)

Immanuel Kant “Ahlak, kendimizi nasıl mutlu edeceğimizi değil, mutluluğumuzu nasıl değerli kılabileceğimizi gösteren bir öğretidir.” der.

Howard Gardner, sosyal paylaşım mecralarının dünyayı şekillendirdiği günümüzde, doğruluk, iyilik, hakikat gibi erdemlerle ilgili görüşlerimizin derinden etkilendiğini söyler. Çok kutuplu, çok kültürlü, çok sesli sanayi sonrası toplum, neyin ne kadar erdemli olduğunu “kaygan” bir zemine taşımış ve bu düşüncelerimizi “göreli” bir hale getirmiştir. Gardner’in de dediği gibi “Artık tek bir doğru değil, doğrular vardır ve bunların her biri kendi alanı için uygun, her birinin yanılması mümkün ama her biri sürekli gelişmeye ve iyileştirilmeye açıktır.”

Gardner, bu kaygan zeminde, daha adil ve mutlu bir dünya yaratabilmek için bu çağın ruhuna uygun olan iyi, doğru ve güzel değerleri yeniden bulmak ve erdemli olmayı tekrar tarif etmek zorunluluğu içinde olduğumuzu vurgular.
Küreselleşmenin yol açtığı toplumsal, çevresel, sosyal ve kültürel sorunlara ancak küresel bir etik anlayışının yaygınlaşmasıyla çare bulunabilir. Alman din bilgini Dr. Hans Küng, bu anlayışla 1990 yılında ’Global Etik’ (“weltethos”) fikrini ortaya atar ve ortak etik standartları temelinde bütün uluslara, dinlere ve kültürlere mensup insanların birlikte barış ve huzur içinde yaşamalarının, daha barışçıl ve adil bir dünya için birlikte çalışmalarının hiç de ütopik olmadığını söyler. Bu paralelde de “Şiddetsiz bir kültür ve bütün yaşam biçimlerine saygı; dayanışma kültürü ve adil bir ekonomik düzen; hoşgörü kültürü ve samimi bir yaşam; herkesin insan olma bakımından eşitliği” üzerine kurulan Dünya Etiği Projesi’ni geliştirir. (Projekt Weltethos)

Dr. Hans Küng ‘ün önerdiği küresel anlamda hâkim olan bir etik anlayışı ancak Howard Gardner’in dediği gibi ”etik zihne sahip” kişilerle sağlanabilir.
Howard Gardner’a göre doğru, gerçek ve güzel olan erdemlerin bu kadar kaygan olduğu bir dünyada “etik zihin” sahibi kişi kendisine, “Ben nasıl bir insan, çalışan ve vatandaş olmak istiyorum? Eğer benim işimde çalışanların hepsi aynı bakış açısına sahip olsaydı ya da herkes benim yaptığımı yapsaydı dünya nasıl olurdu?” diye soran kişidir.

Gardner’a göre “ötekileri” anlamaya çalışmak ve onlarla işbirliği kurmanın yollarını aramak gerekir. Herkesin birbiriyle bağlantılı olduğu dünyamızda hoşgörüsüzlük ve saygısızlık artık geçerli seçenekler değildir.
Ancak hoşgörü, anlayış ve empati tek başına yeterli değildir; insanların sadece hoşgörülü olması yetmez. Kendi çıkarlarının da ötesinde, içinde yaşadıkları toplumun ihtiyaç ve talepleri ve herkesin esenliği için nasıl özveriyle çalışabilecekleri üzerine kafa yormaları da gerekir.

Moliere, “Sadece yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.” der. Dolayısıyla sadece üzerimize vazife olanlarla değil, herkes için daha adil ve mutlu bir dünya için etik liderlik konusunda da inisiyatif almalıyız. Unutmamalıyız ki, inisiyatif kullanmak, çoğu zaman başkalarının yapmaya çekindiği ya da direndiği bir konuda “bir adım öne çıkıp” değişimi başlatan kişi olma riskini almak demektir.

Anita Roddick “Bir grup düşünceli ve idealist insanın dünyayı değiştirebileceğinden kuşkunuz olmasın. Aslında dünyayı değiştirenler hep bu bir grup insan olmuştur.” der.

Ben her birimizde bu gücün var olduğuna inanıyorum. Daha ahlaklı bir dünya için her birimizin katkı sağlayabileceğine inanıyorum.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND