Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

En popüler köşe yazarları belli oldu

MediaCat’in Nielsen işbirliği ile gerçekleştirdiği “Türkiye’nin en popüler köşe yazarları” araştırmasının sonuncusu tamamlandı. İşte Türk halkının “en çok okuduğu”, “en beğendiği” ve “en güvendiği” köşe yazarları…

MediaCat’in Nielsen işbirliği ile gerçekleştirdiği “Türkiye’nin en popüler köşe yazarları” araştırmasının dördüncüsü tamamlandı. İşte Türk halkının “en çok okuduğu”, “en beğendiği”, “en güvendiği” ve “kendini en yakın hissettiği” köşe yazarları…

Nielsen’in yüz yüze anket yöntemiyle tüm SES gruplarındaki 16-64 yaş arası kadın ve erkekler üzerinde gerçekleştirdiği bu araştırma; İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın, Kayseri, Erzurum, Samsun, Bursa, Kocaeli, Antalya, Gaziantep, Adana ve Trabzon olmak üzere toplam 13 ili kapsıyor. 2010 yılının Nisan, Haziran, Temmuz, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında gerçekleştirilen araştırmanın raporları, toplam 7 bin 246 kişinin sonuçları üzerinden hazırlandı.

TÜRKİYE’DE KÖŞE YAZARI OKUMA ORANI DÜŞÜYOR

Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’nin sadece yüzde 26’sı gazete ve dergilerdeki köşe yazılarını okuyor. Aynı oran 2009 senesinde yüzde 28 idi. Köşe yazılarını okuyanların oranı AB SES grubunda yüzde 39’a, erkekler arasında ise yüzde 31’e yükseliyor. Bu rakamlar, AB SES grubunun yarısından fazlasının erkek olduğunu ve Türk halkının yaklaşık yüzde 60’ının köşe yazısı okumadığını gösteriyor.

EN ÇOK OKUNAN KÖŞE YAZARI, EMİN ÇÖLAŞAN

Köşe yazısı okuduğunu belirten kişilere “Beğenseniz de beğenmeseniz de yazılarını kaçırmadan mutlaka okuduğunuz ilk 3 köşe yazarı kimdir?” şeklinde yapılan sorgulamayla elde edilen ve yüzde 2’nin altında değer alan yazarların dahil edilmediği ‘En Çok Okunan Köşe Yazarları’ listesinde toplam 22 yazar var. Bundan önceki sene bu sayı 25, bir önceki sene ise 27 idi. Yani Türk halkının kaçırmadan okuduğu köşe yazarlarının sayısı gün geçtikçe azalıyor.

Listenin ilk beşi küçük yer değiştirmeler haricinde geçen seneyle benzer. Ancak geçen sene yedinci sırada yer alan Yılmaz Özdil, bu sene ikinciliğe yükselmiş; geçen sene beşincilikteki Ayşe Arman ise sekizinciliğe gerilemiş. Geçtiğimiz iki senedir zirveyi elinde tutan Hıncal Uluç, bu sene zirveyi uzun zamandır ikincilikte görmeye alıştığımız Emin Çölaşan’a bırakıyor ve üçüncülüğe geriliyor. Geçen sene peş peşe gelen Ahmet Altan ve Bekir Coşkun ikilisi ise bu sefer de birer sıra aşağıda yine art arda sıralanıyor.

Listenin altıncı sırasında geçen sene 9. sırada gördüğümüz Fatih Altaylı yer alıyor. Rıdvan Dilmen de tıpkı Altaylı gibi yükseliş sergiliyor ve 6 basamak birden tırmanarak yedinciliğe oturuyor. Geçen seneye göre düşüş yaşayarak sekizinciliğe yerleşen Ayşe Arman’ın ardından yine yükseliş yakalayan biryazar geliyor: Mehmet Barlas. Geçen sene 14. sırada yer alan Barlas’ı bu sene dokuzunculukta görüyoruz.

Gelelim listenin gerileyen yazarlarına… Mehmet Ali Birand bu sene 5 sıra gerileyerek 11.’liğe yerleşirken, Can Dündar 4 sıra birden düşüyor. Benzer şekilde Ahmet Hakan ve Ertuğrul Özkök de 2010’da gerileyen köşe yazarlarından. Listenin daha alt sıralarında yer alan Nazlı Ilıcak, Fehmi Koru ve Hasan Pulur ise geçen seneye göre okunma oranlarını artırmış görünüyor. Bunların içinden özellikle Nazlı Ilıcak, 24.’lükten 15.’liğe yükselmesiyle göze çarpıyor.

EN BEĞENİLEN KÖŞE YAZARLARI

Yazıları en fazla beğenilen köşe yazarları sorgulamasında ilk üç, ufak bir değişiklik haricinde aynı. Emin Çölaşan yine zirvede yer alırken, ikinci sırada geçtiğimiz sene beşincilikte yer alan Yılmaz Özdil’i görüyoruz. En beğenilen köşe yazarı olarak Emin Çölaşan ve Yılmaz Özdil’in belirtilme oranı 2009 senesine kıyasla daha yüksek. Üçüncü sırada ise yine geçen seneki gibi Ahmet Altan bulunuyor.

Listenin dördüncü sırasında, geçen sene ikincilikte gördüğümüz Hıncal Uluç yer alıyor. Uluç, hem en çok okunan hem de en beğenilen köşe yazarları listesinde düşüşte.En çok okunan köşe yazarlarında olduğu gibi söylenme oranı yüzde 2 ve üstünde olan yazarların dahil edildiği listede toplam 10 yazar yer alıyor. Geçen sene aynı liste 14 yazardan oluşuyordu. Listede Ahmet Altan’dan itibaren okunma oranlarının çok yakın olduğunu görüyoruz. Öyle ki Ahmet Altan ve Hıncal Uluç yüzde 4 okunma oranına sahipken, listenin geri kalanı yüzde 2 ile devam ediyor. Listeye tek kadınyazar olarak giren Ayşe Arman, geçen seneye göre 2 basamaklık bir yükseliş yakalıyor ve yedinci sıraya yerleşiyor.

Bunun haricinde Rıdvan Dilmen’in 5 basamaklık yükselişi de göze çarpıyor. Can Dündar, Mehmet Ali Birand, Haydar Dümen ve Mehmet Barlas geçtiğimiz sene listede olup bu sene göremediğimiz isimler olarak karşımıza çıkıyor. Fehmi Koru ise geçen seneden farklı olarak alt sıralardan da olsa listeye giriyor.

EN GÜVENİLEN YAZAR YİNE ÇÖLAŞAN

En güvenilen köşe yazarları araştırmasında zirveye geçen seneki gibi Emin Çölaşan oturuyor. Geçtiğimiz sene ikinci sıradaki Hıncal Uluç, diğer listelerde olduğu gibi bu listede de düşüş yaşıyor ve yerini Yılmaz Özdil’e bırakıyor. Üçüncü sıradaki Ahmet Altan yerini korurken, Hıncal Uluçdördüncülükte karşımıza çıkıyor. Bu senenin beşinci sırasında geçen seneki listede görmediğimiz bir ismi, Fatih Altaylı’yı görüyoruz. Bekir Coşkun iki sıra gerileyerek altıncılığa yerleşirken, tıpkı Yılmaz Özdil gibi tüm listelerde yükseliş sergileyen Rıdvan Dilmen yedincilikte karşımıza çıkıyor. Listenin son sırasında ise Mehmet Ali Birand yer alıyor.

Listedeki yer kıyaslamalarını yaparken, geçen seneki listenin 10, bu senekinin ise 8 kişiden oluştuğunu belirtmekte fayda var. Emin Çölaşan, Yılmaz Özdil ve Fatih Altaylı listenin güven oranlarını artıran yazarları olurken; Hıncal Uluç, Bekir Coşkun ve Mehmet Ali Birand’ın güven oranları düşüş sergiliyor. Geçen sene listede olan Can Dündar ve Rauf Tamer bu sene görülmezken, onların yerine listeye giriş yapan isim Fatih Altaylı oluyor.

EN YAKIN HİSSEDİLEN KÖŞE YAZARLARI

En yakın hissedilen köşe yazarları listesinin ilk dördü, önceki iki listede olduğu gibi Emin Çölaşan, YılmazÖzdil, Ahmet Altan ve Hıncal Uluç olarak sıralanıyor. Beşinci sırada Rıdvan Dilmen yer alırken, onu altıncı sıradan Bekir Coşkun takip ediyor. Aynı liste geçen sene 11 kişiden oluşurken, bu sene yalnızca 6 isim listeye girmeyi başarıyor. “En çok hangi köşe yazarını kendinize yakın hissediyorsunuz?” sorusuna Emin Çölaşan ve Yılmaz Özdil yanıtını verenlerin oranı 2009’a göre artarken; aynı oran Ahmet Altan, Hıncal Uluç ve Bekir Coşkun adına düşüş gösteriyor. Listenin geçen seneye göre daha az isimden oluşmasının da etkisiyle Can Dündar, Rauf Tamer, Mehmet Ali Birand ve Ayşe Arman’ı bu sene göremiyoruz.

ÖZDİL’İN YÜKSELİŞİ DİKKAT ÇEKİYOR

Araştırmanın sonuçlarını kısaca özetlemek gerekirse; Emin Çölaşan, Yılmaz Özdil, Ahmet Altan ve Hıncal Uluç Türk halkının en çok okuduğu, beğendiği, güvendiği ve kendini yakın hissettiği köşe yazarlarının başında yer alıyor. Emin Çölaşan ve Yılmaz Özdil tüm listelerde ilk ikideki yerlerini korurken, en fazla okunan köşe yazarları listesi hariç diğer üç listede onları sırasıyla Ahmet Altan ve Hıncal Uluç takip ediyor. En fazla okunan köşe yazarları listesinde ise Hıncal Uluç Ahmet Altan’ın önüne geçiyor. 2009 senesine kıyasla Hıncal Uluç’un anılma oranında azalma görülürken, Yılmaz Özdil’in ikinci sıraya yükselmesi dikkat çekiyor. Hürriyet’te Bekir Coşkun’un boşalttığı koltuğu doldurması, Yılmaz Özdil’in okunma oranını ciddi şekilde yükseltmiş görünüyor. Listede yükselişiyle göze çarpan bir diğer yazar ise Rıdvan Dilmen. Spor yazarları kategorisinden listelere giren tek isim olmayı başaran Dilmen, üst sıralarda karşımıza çıkıyor.

Kadın köşe yazarlarına baktığımızda Ayşe Arman, tıpkı 2009’da olduğu gibi, diğer tüm kadın yazarları geride bırakarak en çok okunan ve en beğenilen yazarlar listelerindeki yerini alıyor. Ayşe Arman haricinde listelerde gördüğümüz bir diğer kadın yazar, Nazlı Ilıcak oluyor. Ilıcak, en çok okunan yazarlar listesine 15. sıradan giriyor.

Hazel Değer/MediaCat

Yazar: Hazel Değer
Kaynak: www.gazeteciler.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND