Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

En hızlı büyüten liderlerin sırrı !

Bu haberde yer alan CEO ve genel müdürler inşaattan otomotive, bilişimden, demir çeliğe, gıdadan iş makinelerine kadar farklı farklı sektörlerden. Ortak yönleri ise Türkiye’nin son 5 yılda en hızlı büyüyen şirketlerine yön vermeleri. Değişik sektörlerde, farklı pazarlarda, en zor rekabet koşullarında şirketlerini yönettiler.

En zorlu ekonomik ortamlarda, şirketleri için en doğru rotayı belirleyen bu liderler, yatırım yapmaktan, global vizyondan ödün vermedi. Sonunda ipi göğüslediler. Liderlik ettikleri şirketler, Capital 500 listesindeki şirketler arasında son 5 yılın en hızlı büyüyenleri olarak öne çıktı. 2003-2007 yılları arasındaki rakamlara göre yapılan değerlendirmede yüzde 6 bin 465 gibi rekor büyüme oranlarına ulaşanlar oldu. İşte son 5 yılın en hızlı büyüyenleri ve onları büyüten liderleri…

“Milenyumun dönemecinde, zaten iyi bir rüzgar yakalamıştık. Ama aynadaki resmimizin hipnozuna kapılmadık. Değişen dünyayı doğru algılayıp onunla ve ondan önce değişmeyi düstur edindik. Herkes şirketine sahip çıktı. Yayvan ve çok katmanlı hiyerarşik yapı terk edildi. Piramit sivrildi ve kısaldı. Her bölüm lideri, eskiden sadece kendi sürecine sahip çıkarken şimdi şirketin bütününe de bakıyor. Sistem büyüme içgüdüsüne direnenleri aşıyor, yapay katmanları siliyor. Kurguda rolünü alamayan işlevsizleşip başka yönlere gidiyor. Son 5 yılda yönetim kademesinde önemli değişiklikler olmasına rağmen bu büyüme trendi, yönünü ve yolunu değiştirmedi. Hedefe yönelik yönetim kültürü, katılımcı yönetim, kurumsallaşma ve kurumu geliştirme dilimizden düşmüyor.”

Havelsan Genel Müdürü Faruk Şayman’ın bu şairane değerlendirmesi, son yıllarda büyümede kurumsal yönetimin ve liderin ne denli ön plana çıktığını çok net ortaya koyuyor. Hızlı büyüyen şirketlerin tamamında bunu görüyoruz. Büyüme içgüdüsü, en alttaki çalışandan en üsttekine kadar her bireyin ortak özelliği haline dönüşmüş. Bu dönüşüm ise liderin yetenekleriyle sağlanıyor. Liderler, ekipleriyle beraber hedefe koşan, yüksek performanslı kaptanlar olarak ön plana çıkıyor.

Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi Direktörü Dr. Cüneyt Evirgen de hızlı büyümede liderin yapması gerekenleri şöyle sıralıyor:

“Rotayı doğru çizmek, hedefleri doğru koymak, uygulamadaki gidişatı iyi izlemek etkin bir liderin rolüdür. Lider, yol boyu olabilecek değişimlere uyum sağlamak zorunda. Ekibini ve şirket kültürünü desteklemeli ve bu iki unsurun gelişimine önem vermeli. Kaynak kullanımında da doğru önceliklendirme yapan lider, şirketini hızlı büyütür.”

Bu gerçekten hareket ederek, Türkiye’nin En büyük 500 Özel Şirketi’ni ortaya koyan Capital500 araştırmasında 2003-2007 yılları arasında cirosunu en hızlı artıran 30 şirketi ve liderini mercek altına aldık. Şirketlerini nasıl, ülke büyüme hızının onlarca kat üzerinde büyüttüklerini inceledik:

Farklı Kollarda Uzmanlaştı
Goldaş, son 5 yılda yüzde 1.728’lik büyümesiyle en hızlı büyüyen 2’nci şirket oldu. Şirketin bu başarısına liderlik eden isim Goldaş CEO’su Sedat Yalınkaya. Şirket, bu sürede yıllık ortalama yüzde 107 büyüyerek, her yıl cirosunu 2 katın üzerinde artırdı.

1993’te Hasan ve Sedat Yalınkaya kardeşler tarafından kurulan Goldaş Kuyumculuk, o tarihten bu yana Sedat Yalınkaya tarafından yönetiliyor. Grup şirketlerinin perakende, satış ve üretim operasyonları Sedat Yalınkaya’nın sorumluluğunda. Yalınkaya, Goldaş’ta büyümenin çok sayıda etkenin bir araya gelmesiyle gerçekleştiğini belirtiyor ve “2000’li yıllardan itibaren, sektör odaklı büyümeyi seçtik. Sektörümüzün birden fazla alanında faaliyet göstermeye başladık. Hızlı tüketim ürünleri sektöründen pay almak adına yarattığımız markalar ve geliştirdiğimiz pazarlama stratejileri de büyümemizde etkili oldu” diyor.

Yalınkaya, Goldaş’ın kuruluşundan itibaren hızlı büyümeyi hedeflediklerini söylüyor. Yalınkaya’nın stratejisinin en dikkat çeken kısmı, son 5 yılda Goldaş’ın organizasyon yapısını uluslararası şirket yapısına dönüştürme çabası oldu. 45 ülkeye ihracat yapan Goldaş, iş süreçlerini de ihracat yaptığı ülkelere göre yeniden yapılandırdı. Üretimin yanı sıra madencilik ve perakendecilik gibi sektörün farklı iş kollarında da varlık göstermesiyle dikkat çekti. Türkiye’nin altın ithalatının yüzde 50’sini, gümüşün ise yüzde 80’ini Goldaş gerçekleştiriyor. Yalınkaya, şirketi inovasyona önem veren bir yapıda konumlandırdı. Goldaş da geleneksel altına yeni bir yorum kazandıran ChipGold gibi inovatif ürünler geliştirerek sektöründe farklılaştı.

Kurumsallaşma, Büyüme Getirdi
Türkiye’nin en büyük elektrolitik bakır tel üretim tesislerinden biri olan Er-Bakır, son 5 yılın en hızlı büyüyen 4’üncü şirketi. Cafer Sadık Abalıoğlu (CSA) Holding’in amiral gemilerinden olan şirket, son 5 yılda yüzde 523 oranında büyüme gösterdi. Bu hızlı büyüme öyküsünü yazan isim ise CSA Holding CEO’su Faruk Güler oldu.

Öykü, Abalıoğlu ve Erikoğlu ailelerinin Güler’i tam yetkiyle görevlendirmesiyle başladı. 1996 yılında CSA Holding’de başlayan kurumsallaşma çalışmaları, şirkettin başarısındaki temel unsur. Güler, önce kurumsallaşmayı 3 ayak üzerine oturttu. Şirket yönetimini, yönetim kurullarını ve aile-şirket ilişkilerini kurumsallaştırmaya çalıştı. Güler, 1999 yılında yaptıkları stratejik planda, temel hedef olarak büyümeyi belirlediklerini söylüyor. Bu stratejiye paralel olarak önce ürün çeşitlendirmesi ve kapasite artırımı için yıllık 5 ila 15 milyon dolar civarında yatırım yaptıklarını belirtiyor. Bu yatırımlar sonucunda 1999 yılında 40 bin ton olan üretim, 2007 yılında 116 bin tona çıkarıldı. Katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ise 1999 yılında 11 bin tondan, 2007 yılında 38 bin tona çıktı.

Faruk Güler, bu süreçte ihracat ve pazarlamada da yeni bir strateji uyguladı. Daha kârlı olan Amerika pazarına hakim olabilmek için CN Wire ismiyle bir satış-pazarlama ve depolama şirketi kurdu. Avrupa ülkelerinde ise güçlü bayilerle çalıştı. Böylece Erbakır’ın 1999’da 88,6 milyon dolar olan cirosu 2007’de 886 milyon dolara yükseldi. Tamamen katma değeri yüksek ürünlere kaydırılan ihracat ise 1999 yılında 22 milyon dolar iken 2007 yılında 193 milyon dolara ulaştı.

Yatırımdan Hiç Vazgeçmediler
Son 5 yılda en hızlı büyüme gösteren şirketler arasında kablo sektörünün önde gelen 2 şirketi de yer alıyor. Hes Kablo, yüzde 360 oranındaki büyümesiyle en hızlı 12’nci, Prysmian Kablo ise yüzde 306’lık büyümesiyle en hızlı 17’nci şirket oldu. Hammadde fiyatlarındaki artışın bu 2 şirketin ürünlerinin fiyatlarına yansıması, ciro artışının en önemli nedenlerinden. Ancak her 2 şirket, reel olarak da hızlı bir büyüme gösterdi.

Boydak Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Boydak, Hes Kablo’da her yıl reel büyümelerinin yüzde 15-20 civarında gerçekleştiğini belirtiyor. Boydak, Hes Kablo’ya yön veren lider olarak bu gelişimi şöyle açıklıyor: “2001 krizin etkisi tüm şirketlere yansıdı. Ancak ihracat pazarımızın olması, krizden en az zararla çıkmamızı sağladı. Bu dönemde küçülmeye gitmedik, daha önce planladığımız yatırımları hedeflerimiz doğrultusunda devam ettirdik. Hedeflere de ulaştık.”

Türk Prysmian Kablo ise son 5 yılda yüzde 306 oranında büyüdü. Yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 42 oldu. Büyümeyi yöneten Türk Prysmian Kablo Genel Müdürü Hakan Özmen, bu süreç içinde öncelikle satış organizasyonunu geliştirdiklerini söylüyor. Ardından maliyetleri kontrol altına aldıklarını ve Ar-Ge yatırımlarını artırdıklarını belirtiyor. Tüm bu operasyonlarla şirketin yüzde 60 olan kapasite kullanım oranı tam kapasiteye çıkmış. En dikkat çekici büyüme ise telekom kabloları satışında yakalanmış. Özmen, “Birçok kişinin bitti gözüyle baktığı bir alanı yeniden canlandırdık, Türkiye’yi grubumuz içerisinde telekom kabloları üretim üssü haline getirdik. Bunu maliyet düşürücü ve verimlilik arttırıcı çalışmalarımız sayesinde başardık” değerlendirmesini yapıyor.

Marka Yaratıp İhracatçı Oldu
Temsa, 2001 yılından itibaren kendi markasını taşıyan araçları ihraç ediyor. Şirketin başarısının en önemli nedeni de bu. Daha önce Mitsubishi lisansıyla ticari araç üretip ağırlıklı olarak Türkiye pazarına satış yapıyordu. Ancak şirket, iç pazardaki dalgalanmalardan çok etkilendi. Şirketin genel müdürü Mehmet Buldurgan, işin içinden çıkmak için 2001 yılında rotayı Avrupa’ya çevirdi. Bu karar, bugün 5 yılda yüzde 285 büyüme gösteren ve 1,1 milyar YTL ciroya ulaşan şirketin yeniden doğuşu oldu.

Buldurgan, kendi markasıyla ihracata yönelmek dışında bir diğer stratejik kararını ise üretimi daha etkin yönetmek için aldı. 2004 yılında şirketin genel müdürlüğünü Adana’ya taşıdı. Burada tesislerin yüzde 10’u gibi geniş bir alanı Ar-Ge çalışmalarına ayırdı.

Ayrıca TÜBİTAK MAM Teknoloji Serbest Bölgesi’nde Temsa Teknoloji ve Ar-Ge adlı şirketiyle araştırma-geliştirme yatırımlarına başladı. Avrupa ülkelerinde yer alan araştırma kuruluşlarıyla da işbirliği yaptı. Tüm bu adımların meyvesini kısa sürede aldıklarını söyleyen Buldurga, “2001 yılında 10 milyon dolar olan ihracatımızı, 2006’da 165 milyon dolara ulaştırdık. 2007 yılında 180 milyon doları aştık. Fabrika sayımızı 3’e çıkardık. 11 yurtdışı temsilciliğimiz ve dünyanın 40 ülkesinde 43 bayiden oluşan güçlü satış örgütümüz bulunuyor” diye konuşuyor.

Ciroda 2008 yıl sonunda 1 milyar dolar, 4 yıl içinde de 1 milyar Euro hedeflediklerini belirtiyor. Şirketin, son 4 yıl içinde bu hızlı büyümeyi gerçekleştirmek için yaptığı yatırımın tutarı ise 180 milyon doları aşıyor.

Odaklanarak Derinleşti
Havelsan’da hızlı büyüme, şirketin genel müdürü Faruk Yarman’ın ifadesiyle bilişim alanında seçilmiş uygulamalara odaklanmalarıyla başladı. Son 5 yılda yüzde 292 oranında büyüyen şirketin üst yönetiminde, 2003 yılı başında radikal bir değişim yaşandı. Yarman’ın başında bulunduğu yeni yönetim, bir önceki döneme hakim olan “yayılarak büyüme” stratejisini “odaklanarak derinleşme” stratejisine dönüştürdü. Odaklanmada ise bakış açılarını müşteri odaklı önceliklerden teknoloji odaklı önceliklere çevirdiler. Yayvan ve çok katmanlı hiyerarşik yapıyı terk ettiler. Yarman, gelinen noktayı şöyle özetliyor:

“2000 yılı satışlarımız 20 milyon dolardı. İş hacmi de bunun 2 katı civarındaydı. 2003’te yaptığımız stratejik planda, 2008 satış hedefini 110 milyon dolara çektik. Bu hedef o zaman için o kadar iddialıydı ki çok hayalci olduğumuzu düşündük.”

Havelsan İş Geliştirme Direktörü Mukaddes Burhan da bu süreçte çok etkin rol oynadı. Burhan, hedeflere ulaşmak için temel alanlar tespit ettiklerini belirtiyor. Havelsan’ın komuta kontrol alanındaki gücü bu temel alanlardan biri. Ancak sadece savunma alanında iyi olmakla, bilişim şirketi olunamayacağına karar verdiler. Ardından komuta kontrol ve özellikle lojistik yönetim sistemleri alanındaki birikimlerini kullandılar. Bu da şirketi e-devlet alanında liderliğe taşıdı. Şirket, bugün yönetim bilgi sistemleri alanında da lider. Yarman, bu liderliklere nasıl ulaştıklarını ise şöyle aktarıyor:

“Rakiplerimizi ezmeyelim. Onları tedarikçi zincirimize katalım ki pastanın dilimleri için yürütülen geleneksel kör dövüşünde, pastayı tüketen değil, büyüten şirket olalım istedik. E-dönüşüm Türkiye atmosferi de buna çok yardımcı oldu.”

Odaklandı, Yatırdı, Yurtdışına Açıldı
Hasan Basri Bozkurt, 1978’den bu yana Hidromek’in kurucu genel müdürü. Onun 30 yıllık şirketi, son 5 yılda çarpıcı büyümesiyle dikkat çekti. Bozkurt, iş makinesi üreten Hidromek’i son 5 yılda yüzde 318 oranında büyüttü. Şirket, yıllık ortalama büyüme hızında da yüzde 43 rakamını yakaladı. Kaptan köşkünü hiç terk etmeyen ve başka hiçbir sektöre girmeyen Bozkurt, bu başarıyı sektörüne odaklanmasına bağlıyor. Tam 30 yıldır, kriz zamanlarında bile şirketine yatırım yapmaktan hiç geri durmadığını ifade ediyor. Kuruluşundan bu yana sürekli gelişme gösteren Hidromek, bugün Türkiye’de kazıcı yükleyici pazarının önemli oyuncularından biri.

Şirket, sadece 10 yıl önce ihracata başlamasına rağmen, bugün 5 kıtada, 50 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Bozkurt, ihracat için yaptıkları yatırımlar hakkında, “Bu başarıyı yakalamak için Ankara ve İzmir’de toplam 180 bin metrekare alana kurulu tesislerimizde ileri teknolojiyle üretim yapıyoruz. Büyüme ve global bir şirket olma politikasına paralel olarak Avrupa pazarına yönelik satış-pazarlama şirketimiz Hidromek İspanya SL’i geçen yıl hayata geçirdik” diye konuşuyor. Turquality kapsamına alınan şirket, global marka olmayı hedefliyor. Bozkurt, ihracata yönelmelerinin ve ekonominin en kötü olduğu dönemlerde bile yatırım yapmaktan vazgeçmemelerinin, piyasaların düzeldiği dönemlerde kendilerine yüksek büyüme hızı olarak geri döndüğünü belirtiyor.

Katmadeğerli Ürünler Yarattı
Kastamonu Entegre, Hayat Kimya ile birlikte Hayat Holding’in en önemli 2 şirketinden biri. 2009’da 40’ıncı yılını kutlayacak. 40’ıncı yılına 1,5 milyar dolar ciro hedefiyle girecek. Orman ürünleri ve mobilya sektöründe olan şirket, son 5 yılda tam anlamıyla bir dönüşümden geçti. 2000 yılında, şirketin farklı yönetim kademelerinde 8 yıldır görev alan Haluk Yıldız genel müdürlüğe getirildi. Yönetim kadrosunun bir kısmı feshedildi. Krizin başladığı dönemde görev başına gelen Yıldız, önce şirketin krizi hasarsız atlatmasını sağladı.

Ardından yönetim kuruluna Avrupa’da ve Türkiye’de pazarın muhtemel gelişimi için yapılması gereken yatırımları anlattı. Kurulu ikna ettikten sonra satış ve pazarlama grubunda ve stratejilerinde büyük değişimlere gitti. Gelen başarılar bir sonraki yatırım kararlarının daha kolay alınmasını sağladı. Her zaman en iyi teknolojileri kullanarak, en kaliteli ürünleri üretmeyi hedeflediklerini söyleyen Yıldız, kriz döneminde bunun çok işe yaradığının altını çiziyor. Entegre bir şirket olarak birçok yarı mamul ve girdileri kendileri üretiyorlar.

Yıldız, son 5 yılda yüzde 330’luk ve yıllık ortalama yüzde 44’lük büyüme hızına nasıl ulaştıklarını şöyle açıklıyor: “Yatırımlarımızı 2002 yılında hızlandırdık. Ürün yelpazemizi geliştirdik. Üretim kapasitemizi ve verimliliğimizi artırdık. Katma değerli ürünlerimizi çoğaltarak, her ürünümüzde pazar payımızı büyüttük. Böylece son 5 yılda hızlı büyüyenler arasına girdik.”

Tahsilat Sorununu Lehine Çevirdi
Bilişim sektöründe ana dağıtıcı olarak yüzlerce bayiyle çalışan Penta, yönetim kurulu üyesi Mürsel Özçelik’in öngörülü bir yönetici olmasının meyvelerini topluyor. Şirket, son 5 yılda yüzde 319’luk büyüme hızıyla ve yıllık ortalama yüzde 43’lük büyüme oranıyla sektöründeki pek çok rakibini geride bıraktı. Özçelik, “Bizim hızlı büyümeden anladığımız, pazardan daha yüksek oranda büyümektir. Son 10 yıllık dönemde her yıl, pazarın 2 katı büyüyerek bugünkü konumumuza ulaştık” diyor.

Penta’nın bugünkü noktaya gelmesinde ise 2 uygulama öne çıkıyor. Bunlardan birinin öyküsü şöyle: 2004 yılında Dudullu’daki merkez binalarına taşındıklarında, yeni depolama alanları bir öncekinin 6 katı büyüklüğündeydi. Özçelik, gelecek yıllarda alacakları dağıtıcılıkları ve iş hacmini düşünerek bu radikal adımı attı. Eğer o gün böyle bir öngörüde bulunamasaydı, 2 katı büyük bir depoya geçmelerinin yeterli olacağını düşünseydi, bugün bu hacme ulaşması mümkün olamayacaktı. Özçelik, şirket yönetiminin aldığı bir diğer çarpıcı kararı ve sonuçlarını şöyle aktarıyor:

“Penta cephesinde stratejik ve önemli dönüm noktası 2004 yılında başlatılan web üzerinden kredi kartıyla tahsilat sistemidir. O günlerde Penta cirosunun yüzde 3’ü gibi bir oran, kredi kartı üzerinden elde ediliyordu. Bugün bu oran yüzde 50’yi aştı. Kriz döneminde stratejik kararlardan çok, gerçekleştirilen uygulamalar büyümemize katkı sağladı. Bu dönemlerde sakin ve güven veren bir hareket tarzını benimsedik. Üreticilerin alacaklarını zamanında ödemeye özen gösterdik. Müşterilerimizin üzerinde ise baskı yaratmadan, anlayışla ve birlikte çözüm üretmeye gayret ettik. Bu zor dönemlerde sergilediğimiz dayanışma, bugün bayi kanadındaki gücümüze büyük katkı sağladı.”

“Pazarı Şekillendirdik”
Hakan Bulgurlu / Arçelik-Lg Klima Genel Müdürü

Pazar 10 Yılda 6 Kat Büyüdü
Türkiye klima pazarı, son 10 yılda çok önemli bir değişimden geçti. Bu süreçte, dağıtım kanalından fiyatlara, tüketici algılarından reklamlara kadar pek çok şey değişti. On yıl öncesine baktığımızda, yaklaşık 200 binler mertebesinde seyreden bir klima pazarı söz konusuydu. Bugün ise pazarın büyüklüğü 1,2 milyon adet.

En Hızlı 9’uncu Şirket
Arçelik-LG, son 5 yılda yüzde 429 büyüme oranıyla 9’uncu en hızlı büyüyen şirket. Şirketin genel müdürü Hakan Bulgurlu’nun bu performansta payı çok büyük. Son 10 yılda 6 kat büyüyen pazarda şirketini, her yıl ortalama yüzde 52 büyüten Bulgurlu, bu süreci şöyle anlatıyor:

İnovasyon Temel Prensibimizdi
“Hızlı büyüme ve inovasyon, kuruluşumuzdan bu yana şirketimizin temel prensipleri. Talep artışını, hedef pazarlara yönelik yenilikçi ürünlerle sağladık. 2008 yılına kadar her yıl ortalama 20 milyon dolar yatırım yaptık. Ev tipi klima pazarında yüzde 50 paya sahibiz. Pazarın şekillenmesinde önemli katkılarımız oldu.

Dağıtımda Dengeleri Değiştirdik
Pazardaki konumumuzun güçlenmesiyle birlikte klima dağıtım kanalında dengeler, beyaz eşya bayileri lehine değişmeye başladı. Klima ihtisas bayilerinin pazardaki satış ağırlığı azaldı. Arçelik, yurt çapında yaygın beyaz eşya kanalı sayesinde klimanın ülkenin her köşesine ulaşmasını sağladı. Ürünün penetrasyonu yüzde 1-2’lerden bugün yüzde 11-12’lere ulaştı.”

“Deneyim Ve Sezgiler Büyümeyi Getirdi”
Hayrettin Çaycı / Sarkuysan Genel Müdürü

Talep Hızlı Arttı
Sarkuysan, bugün sektöründe lider konumda. 5 kıtada 50’ye yakın ülkeye ihracat yapıyoruz. 200 bin tonun üzerindeki kapasitemizle dünya ölçeğindeyiz. Her yıl hedef büyütüyoruz. Son 5 yılda yüzde 449 büyüdük. Bu hızlı büyümede, ulusal ve uluslararası piyasalarda gelişen ve hızla artan talep etkili oldu.

Rekabetçi Fiyat
Pazardan pay alacak kapasiteye, fiziki ve organizasyonel altyapıya sahiptik. Büyüme hedefine ulaşmak için elektronik, enerji, uzay, telekomünikasyon, soğutma, beyaz eşya, otomotiv sektörlerine yüksek katma değerli ürün sunduk. Bunun için kapasitemizi yükselten, iyileştiren, ürün çeşidini arttıran yatırımlar yaptık.

Kapasite Artırdık
Son yıllarda özellikle nihai ürünlerdeki kapasitemizi hızla yükselttik. Bugün Avrupa’nın en büyükleri arasına girmiş durumdayız. 2000’li yılların başında, ülkemizde çağdaş anlamda ilk sayılabilecek, sıhhi tesisat ve soğutma sektörünün kullandığı bakır boru üreten fabrikamızı işletmeye aldık.

Deneyim Ve Sezgi Gücü
Geniş bilgi birikimi, deneyim ve sezgi gücüyle yapılan ekonomik ve teknik analizler büyümeyi getirdi. Yönetim olarak bu analizlerin başarıyla hayata geçirilmesi yolunda her alanda doğru seçimlerle sonuca gitmeyi başardık.

Demir Çelik Sektöründen 4 Şirket, En Hızlı 30 Arasında

Büyümede İnşaatın Etkisi
Demir çelik sektörü, son yıllarda Türkiye ekonomisinin büyümesinde en önemli itici güçlerden biri oldu. Son 5 yılda dünyada ve Türkiye’de inşaat sektöründe yaşanan gelişme, demir çelik sektörüne yukarı yönde bir ivme kattı. 2007’de Türkiye’nin ham çelik üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 10,5 oranında artışla 25,76 milyon ton seviyesine ulaştı.

Dünyada 11’inciyiz
Böylece Türkiye, dünya ham çelik üretimi sıralamasında 11’inci, AB ülkeleri arasında ise 3’üncü sıradaki yerini korudu. Türkiye’nin 2010 yılına kadar dünyanın en büyük ilk 10 demir çelik üreticisi arasına girmesi bekleniyor. Şirketlerin hızlı büyümelerinin en büyük nedeni olarak da demir çelik fiyatlarının yükselişi gösteriliyor.

Sektörün En Hızlısı
Son 5 yılda yüzde 368 büyüyen Nursan Çelik, sektörünün 1’inci, Türkiye’nin ise 11’inci en hızlı büyüyen şirketi oldu. Onu Özkan, İçdaş ve Asil Çelik takip etti. Nursan Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Keleş, hızlı büyümelerinin en önemli nedeninin haddeciyken hammadde sıkıntısını aşmak için 2005’te kurdukları çelikhaneleri olduğunu söylüyor. Keleş, öngörüleriyle doğru adımlar atan bir yönetici olarak ön plana çıkıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND