Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

En çok kazandıran meslekler

DJ’lik, patlayıcı mühendisliği, bilişim suçları avukatlığı, medya ilişkileri danışmanı… Değişen teknoloji ve trendler en çok kazandıran meslekleri de değiştirdi. İşte uzmanından çok kazandıran, geleceği parlak meslekler…

Türkiye’de işsizlik en büyük sorunların başında geliyor. Yıllarca okuyup ‘mezunlar havuzu’na düşen her dört gençten biri işsiz. Hatta süreç uzadıkça işsizlik kronik hale gelebiliyor. Görece şanslı olan kısımda yer alıp, iyi kötü bir iş bulan da bu kez ‘emeğinin karşılığını’ alamamaktan şikâyet ediyor.

Oldukça tanıdık gelen bu hikâyenin bir de diğer yüzü var: Kazancıyla imrendiren günümüzün gözde meslekleri. Mesleklerin kazançları çoğu zaman mevcut koşullara göre değişse de tıp, mühendislikler, uzman avukatlık gibi geleneksel meslekler gelişerek hâlâ popüleritesini koruyor. Ancak uzmanlaşmanın öneminin arttığı son dönemde şef aşçılık, barmenlik, bilişim ve bilişim suçları avukatlığı, nano teknoloji, uzay-uçak mühendisliği, bilgi-inovasyon yönetimi, patlayıcı mühendisliği, kaptan pilotluk, medya ilişkileri, pazarlama ve reklam, danışmanların ‘en çok kazandıran meslekler’ listesinde gitgide parlıyor.

Özellikle bilişim teknolojileri alanında yüksek gelir getiren meslekler olduğunu belirten Randstad Türkiye Genel Müdürü Altuğ Yaka, pazarlama, satış, finans ve bilişim teknolojilerinin halen en çok kazandıran fonksiyonlar olduğunu söylüyor. Finans ve pazarlamada da pozisyon anlamında yukarı çıkıldıkça gelirin katlandığını anlatan Yaka, “Özellikle ilaç, yüksek kazançlı sektörlerin başında. Enerji sektörü de son dönemde yükselişe geçmiş durumda” diyor. Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak Yılmaz da sağlık-tıp, yapı-inşaat, mağazacılık, bilişim, satış-pazarlama, uluslararası finans ve sosyal medya alanlarının popüler olduğunu söylüyor.

İnternet fırsatları kazandırıyor
Tüm bu çok kazandıran son dönemin popüler meslekleri bir yana, aslında çağımızın en çok kazandıran girişimlerinin internette vuku bulduğunu söylemek yanlış olmaz. Yurtdışındaki örneklere bakacak olursak sahibine genç yaşta milyarlarca dolarlık bir servet kazandıran ‘Facebook’tan sonra Türkiye’de de son dönemde gençlerde benzer girişim ataklarını görüyoruz. Ekşisözlük, fizy, yemeksepeti, buldumbuldum.com gibi başarılı internet girişimleri şirket değerlerini kısa sürede milyon lira seviyelerine ulaştırırken, asıl meslekleri farklı da olsa sahiplerini ufak çapta servet sahibi yaptı.

Uzmanından gençlere yıldızı parlayacak meslek tüyoları
Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz, yeni trendlerin iş yapış şekillerini temelden değiştiren teknolojilere işaret ettiğini söylüyor. Yeni trendlerin yaratacağı mesleklerin önemli miktarda profesyonele ihtiyaç duyacağının altını çizen Azoz, “Şimdiden gerekli eğitimi, donanımı planlayıp harekete geçilmeli” diyor. İşte kariyer.net’in Radikal’e özel hazırladığı önümüzdeki 10 yılın en çok aranacak dolayısıyla en çok kazandıracak meslekleri:

Yeşil yaka: Özellikle enerji sektöründe çevre dostu uygulamaların gündeme gelmesiyle ‘yeşil yaka’ olarak adlandırılan çalışanlara büyük ihtiyaç doğdu. Mühendislerden hukukçulara geniş bir çerçevede yer alan yeşil yakalar, önümüzdeki dönemin koşulları bakımından en avantajlı grup içinde olacak.

Biyoteknoloji: Geleceğin en önemli çalışma alanlarından biri olacak. Biyoteknoloji, temel bilim buluşlarını kısa sürede yararlı ticari ürünlere dönüştürebilmesiyle diğer teknolojilerden ayrılıyor.

Nanoteknoloji: Kendini temizleyen kumaşlar ve duvar boyalarıyla gündelik hayatımıza giren nanoteknoloji, hızla gelişecek. Sağlık, tekstil, elektronik, otomotiv, gıda gibi çok farklı alanlarda kullanılacak.

Dijital reklam: İnternetin bir reklam mecrası olarak diğer mecraları giderek geride bırakmasıyla Türkiye’de 5 yılda 10 bin kalifiye elemana ihtiyaç duyacağı belirtilen sektör; web uygulama uzmanı, yazılım ve multimedya uzmanı, dijital medya planlama uzmanı gibi profillere iş imkânı sağlayacak.

Mühendislikler: Robotik ile kritik ameliyatları robotların insanlara göre hatasız ve daha başarılı gerçekleştireceği günler çok yakın. Makine, bilgisayar ve elektronik mühendislerinin birlikte çalıştığı bu alan yeni teknolojiler yaratacak.

Nanoteknolojiye dikkat
TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu Proje Koordinatörü Dr. Umut Ekmekçi de geleceğin meslekleri arasında ‘nanoteknoloji’, ‘bilgi yönetimi’ ve ‘inovasyon yönetimine’ dikkat çekiyor. Ancak bu alanların üniversitelerde bölüm ve ders olarak henüz yaygın olmadığını belirten Ekmekçi, nanoteknoloji eğitiminin ve araştırmalarının Bilkent Üniversitesi, ODTÜ, Sabancı, Hacettepe, Gazi ve Anadolu üniversitelerinde sürdürüldüğünü ve gençlerin bu alana yönlendirildiklerini söylüyor.

Gelecekte bu mesleklerin çok parlayacağını ve yetişmiş eleman sıkıntısından dolayı da bu mesleği seçenlere yüksek kazanç getireceğini anlatan Ekmekçi, “Üniversitelerde bu bölümlerin açılmasını bekliyoruz. Sanayi nanoteknolojiyle yeni tanışıyor ve büyüme potansiyeli çok yüksek” diyor.

ÇOK KAZANANLAR ANLATIYOR

Aşçıbaşı
32 yaşındaki Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otelcilik mezunu Cem Erol, Florida’da 4 yıl boyunca lüks otel ve restoranların mutfağını tecrübe ettikten sonra 2004’te Türkiye’ye dönerek Sous Chef olarak Osmanlı ve Türk mutfağı üzerinde uzmanlaştı. Ardından Executive Chef olarak kariyerine devam eden Erol, 2010 Ocak’ta yönetici eğitmen şef olarak Mutfak Sanatları Akademisi’ne katıldı. Erol’a göre, iyi bir aşçı iyi bir restoranda 4-7 bin TL maaşla çalışırken çok lüks restoranlarda bu ücret 15 bin TL’ye kadar çıkıyor. 5 yıldızlı otellerde ise 7-15 bin TL’yi buluyor.

Kaptan pilot
Tarifesiz uçuş yapan özel bir hava yolu şirketinin deneyimli kaptan pilotu, havacılık sektörünün gelişmesiyle pilot ihtiyacının da arttığını söylüyor. Ortalama 50 bin euroya mal olan pilotluk okulları mesleğin cazibesini arttırıyor. Gençlerin de bu mesleğe ilgisinin hızla arttığını anlatan kaptan pilot, şunları söylüyor: “Yeni başlayan bir pilot için maaşlar 2 bin eurodan başlıyor. Kaptan pilotlar da ortalama 6-7 bin euro civarında maaş alıyor. Host-hosteslerde de maaş ortalaması 1200 euro.”

DJ
Dj’liğe ilk olarak 16 yaşında radyoda prodüksiyonla başlayan Uğur Project, 12 yıldır İstanbul’un belli başlı gece kulüplerinde müziğiyle gençleri eğlendiriyor. Düzenli olarak özel bir kuruluşun ses ve müzik direktörlüğünü de yürüten Uğur, bir radyo kanalında da haftada bir program yapıyor. İyi bir dj’in bir gecede iki saatte ortalama 1.000 TL kazanabileceğini belirten Uğur, bu rakamın şehir dışında katlandığını söylüyor, yurtdışında ise gecelik ücretler 10 bin dolara kadar çıkabiliyor. Uğur, “Bu işi yapacak olanların sağlam bir arşivi ve müzik kulağı varsa ayda 4-15 bin TL’lik kazanç sağlayabilir” diyor.

Medya müzikleri-Aranjör
Medya müziği yapan Bülent Cenkçi, son dönemde bu alana olan ilginin arttığını söylüyor. Cenkçi, “İstanbul’da büyük ajanslarla çalışıyorsanız yıllık 200-250 bin dolar arasında geliri var. Bir reklam jingle’ı ortalama 5 bin TL’ye mal oluyor. Dizi müziklerinde de bölüm başına ortalama 2 bin 500 TL’yi buluyor. Sesi tasarlayan aranjörlerin aylık geliri de ortalama 2-10 bin TL” diyor.

Bilişim suçları avukatı
Bilişim ve Bilişim Hukuku Merkezi’nde çalışan avukat Burcu Erdoğan, bu alanda uzman avukatlara talebin arttığını belirtiyor. Erdoğan, “Son dönemde de şirketlerin bilgi işlemlerinden ticari sırların çalınması şikayetleriyle çok karşılaşıyoruz. Ayrıca istemediği sitelere ismi etiketlenerek kişilerle de çok karşılaşıyoruz” diyor. İstanbul Barosu’nda bir avukatın danışmanlık saati 600 TL olarak yer alsa da aylık kazancın 2-6 bin TL arasında olduğu belirtiliyor. Bazı davalarda ücret 4 bin 500 TL iken, 20 bin TL’ye kadar yükselenler de oluyor.

Barmen
Turizm ve otelcilik meslek lisesi mezunu Gürhan Ağkoç, şu anda bir otelin barı dışında eğitmenlik de yapıyor. 15 yaşında tesadüfen seçtiği barmenlik mesleğini bugüne kadar çok sayıda ödülle taçlandıran Ağkoç, şunları söylüyor: “Turizmin gelişmesi ve özellikle eğlence mekânlarının artmasıyla mesleğin popüleritesi de
yükseldi. Bu da barmenliğin gerek maddi gerek eğlence açısından ne kadar gözde bir meslek olduğunu gösteriyor.” Türkiye’de barmenlerin ortalama maaşları 1800-4 bin TL arasında değişiyor.

Medya ilişkileri danışmanı
İktisat eğitiminden sonra Kıbrıs’ta reklam ve halkla ilişkiler okuyan Mehmet Ustaoğlu, mezun olmadan halkla ilişkiler ajanslarında çalışmaya başlamış. Ajanslarda ortalama aylık kazançların 2-5 bin TL arasında olduğunu belirten Ustaoğlu, “Maaşlar hizmet verdiğimiz müşteri şirketlerin büyüklüğüne göre de değişiyor. Markaların özel röportajlarını, markanın basınla iletişimini sağlıyoruz. Kazancı iyi diye küçük bir ofiste ya da evinde bile artık bu işi yapan var. Bu yüzden son dönemde gözde bir meslek” diyor.

Uçak-Uzay mühendisi
Uçak-Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği mezunu 24 yaşındaki Nurla Bayrak, yüksek lisans eğitimi için Rusya’ya gidecekken vazgeçip İstanbul’da tarifesiz uçuş yapan özel bir hava yolu şirketinde veri analiz mühendisi olarak işe başlamış. Sektörde eleman ihtiyacı fazla olduğu için iş bulma sürecinde çok zorlanmayan Bayrak, başlangıçta ortalama 1.500 euro olan maaşların yükseldikçe 10 bin euro seviyelerine kadar çıktığını belirtiyor. Bayrak, uçak-uzay mühendislerinin sivil havacılık dışında, askeri havacılık ve teknoloji üreten şirketlerde de çalıştıklarının altını çizerek, mesleğin popüleritesinin gitgide arttığını vurguluyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND