Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

En büyük yenilgiyi Coca-Cola tattırdı

İstanbul’da konferans veren İngiliz Virgin Group’un başkanı Sir Richard Branson, kendisine hayatındaki en büyük yenilgiyi Coca-Cola’nın tattırdığını söyledi ve “Biz onları ABD’de yeneriz derken, İngiltere’ye girdiler ve sadece bir haftada her yere yayıldılar, biz de pes ettik” dedi.

 

İstanbul’da konferans veren İngiliz Virgin Group’un başkanı Sir Richard Branson, kendisine hayatındaki en büyük yenilgiyi Coca-Cola’nın tattırdığını söyledi ve “Biz onları ABD’de yeneriz derken, İngiltere’ye girdiler ve sadece bir haftada her yere yayıldılar, biz de pes ettik” dedi.

DÜNYACA ünlü işadamı İngiliz Virgin Group Yönetim Kurulu Başkanı Sir Richard Branson, önceki akşam İstanbul’da ‘girişimcilik öyküsünü’ anlattı ve soruları yanıtladı. Türkiye ile ilgili de çok olumlu mesajlar veren Branson, hayatındaki en büyük başarısızlığı ya da yenilgiyi Coca-Cola’ya karşı rekabete kalkıştığında yaşadığını itiraf etti. Sipahiler Event ve Girişimcilik Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği, Mavi Jeans’in de platin sponsorluğu üstlendiği İstanbul Talks konferansları kapsamında Türkiye’ye gelen Branson, “Coca-Cola’yı geçmeye karar vermiştik (Virgin Cola ile). Markamızın onların önüne geçeceğine de inanmıştık ve 2 yıl buna odaklandık. Ancak bir süre sonra Coca-Cola İngiltere’ye geldi ve 1 haftada her yere yayıldı. Bundan aldığımız ders; ‘büyük rakibiniz varsa yenmek için ürününüz çok iyi olmalı” dedi.

British Airways’i öyle yendik

Girişimciliğe ilk adımı attığı havayolu işinde elde ettiği başarının da rakibi büyük olsa da ondan çok daha iyi ürün yapması sayesinde geldiğini anlatan Branson şöyle devam etti: “Havayolu işi o zamanlar berbattı. Ben Portoriko’ya Virgin adalarına gidiyordum. Orada kız arkadaşım beni bekliyordu ama havayolu şirketleri ‘yer yok ancak yarın olur’ diyordu. Çok kızdım ve bir uçak kiraladım, 39 dolara yer satıp birkaç saatte doldurdum. Sonra bana biraz daha işi geliştir başarılı olursun dediler. Boeing’i arayıp ‘ben bir 747 almak istiyorum’ dediğimde  pek güven duymadılar ama yine de bana bir satıcı gönderdiler. Uçağı almayı başardım. Benim bir uçağım vardı British Airways’in 250, rekabet çok zordu ama daha iyi ürün verebildiğim için rekabet edebildim. British Airways ile mahkemelik de olduk ve onu da kazandık.”

Engel tanıma harekete geç

Girişimcilikte genellikle bir zorlukla ve engelle karşılaşınca yeni iş geliştirdiğini ve yeni şirketler kurduğunu anlatan Richard Branson, “Başarmak için ilkem basit; engel tanıma ve bir an önce işe koyul. Ben bir işadamı olma hedefiyle yola çıkmadım. İlk girişimciliğim dergi yayıncılığıdır. 15 yaşındaydım ve Vietnam savaşı korkunç şekilde devam ediyordu. Ben de o zamanlar pek çok genç gibi savaşı durdurmak için kampanyalara katılıyordum. 15 yaşımda oklu bıraktım ve bir dergi kurduk. Dergi savaşa karşı temel yayın oldu. İşin girişimcilik tarafı bir gereklilikti. Derginin hayatta kalması için giren paranın çıkan paradan fazla olması gerekiyordu ve böylece girişimciliğin temel  şartlarını öğrendim. İş bir fikirdir ama insanın hayatını daha iyiye götürecek bir fikir olmalı ki başarılı olsun” dedi.

Dedikodu olan yerden kaçarım

RICHARD Branson, annesinin kendisine hayat boyu rehberlik eden öğütleri olduğunu belirterek, “Bana, ‘insanlardaki iyiyi gör ve onlara iyi davran’ derdi. Dedikoduyu da hiç sevmezdi. Ben birini eleştirirsem ‘geç aynanın karşısında kendine bak’ derdi. Şimdi dedikodu duyunca oradan kaçarım. Televizyon izlemek yerine günlük işlere yardım etmemi isterdi. Çok sevgi vardı ailemizde. Başarımın temelinde bunlar var” dedi.

Uzay turları için testlere başladık

VIRGIN Group Başkanı Sir Richard Branson, Uzay Turları projesinin umduğundan çok daha zor ilerlediğini itiraf etti ve şu bilgileri verdi: “Bunun için önce dünyayı gezdim, dahi mühendisler aradım. Beklentilerimin ötesinde çok zor oldu. Nihayet iki hafta önce yeni uzay gemimizin lansmanını yaptık. Test programı başlattık. Birkaç ay sürecek. Bu dünyadaki insanların yüzde 80’i uzaya gitmek ister, yeter ki güvenli olsun ve paraları yetsin.”

En büyük korkum sağlık yerinde mi

DÜNYANIN en zenginlerinden olan Richard Branson, en büyük korkusunun sorulması üzerene de, “Ailenizin ve arkadaşlarınızın sağlığı yerindeyse korkacak birşey yok. Benim en büyük korkum bu konudadır. Çünkü bugün Virgin kaybolsa korkmam, ailemi alır gider bir yere yerleşir ve orada yaşarım” dedi.

Başkalarını gerçekten umursayanı işe alıyoruz

RICHARD Branson, “çalışanlarınızı nasıl seçiyorsunuz” diye sorulması üzerine; “Bize katılan insanların insan ilişkilerinin çok iyi olması lazım. İnsanların isimlerini hatırlamalılar, diğer insanları gerçekten umursayan kişiler olmalılar. Lider ve iyi dinleyici olmalılar. Biz sadece kendi sesini duymayı sevenleri değil başkalarını da dinlemeyi sevenleri istiyoruz. Mesela bir toplantıda not almıyorsa o toplantıya neden katılmış ki? Ben de Virgin’i kurabildiysem ve bugünlere getirebildiysem bu inanın ki sistematik bir şekilde not almam sayesinde oldu. Mesela uzay turları projem için son üç haftamı not defterimle geçirdim ki 80 sayfa oldu. Acaba 10 uzay gemisini hemen yapsak mı doğru, yoksa her yıl bir tane yapmak mı? Cevap için yöneticilerimi dinlemem ve bir sürü not almak gerekiyor” dedi.

Terör yüzünden ‘iptali’ hiç düşünmedim

SIR Richard Branson, “Türkiye’de bombalı saldırı olunca, konferansa katılımınızı iptali düşünmediniz mi” şeklindeki soruya, “Hayır, hiç düşünmedim. Terör her yerde olabiliyor. Nedense bazı şehirlerde Bali’de ya da İstanbul’da, Ankara’da bomba patlayınca hemen ‘o ülkeye o şehre gitmeyin’ çağrısı yapılıyor. New York’ta, Paris’te, Londra’da olunca bir çağrısı yapılmıyor. Hayat da seyahatler de devam etmeli” diye yanıt verdi.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et

MAKALE

Perennialler: Yaşsız ve hayata bağlı yeni bir kuşak doğuyor!

Dünya genelinde nüfusun yaşlanmasıyla beraber, yaşların taşıdığı anlamlar ve algılanış şekilleri de değişmeye başladı. Bundan elli yıl önce, 50’li yaşlarında şehirli bir kadınla ilgili stereotip belliydi. Ev hanımı ya da emekli, yaşına uygun diz altı etekler ve uzun kollu penyeler giyen, ayakkabı alırken rahatlığına önem veren, arkadaşlarıyla gündüzleri görüşüp gece evde eşiyle ve çocuklarıyla dizi izleyen bir kadın tiplemesiydi bu. Oysa şimdi, global haber ve trendleri takip eden, hobilerine zaman ayıran, modern giyinmeye ve görünmeye özen gösteren, akıllı telefonunu elinden düşürmeyen bir nesille karşı karşıyayız: Perennial, yani yaşsız ve ilgili nesil.

Kalıcı, sürekli ve ilgili: Perenniallar

Perennialler nesli 200x300 - Perennialler: Yaşsız ve hayata bağlı yeni bir kuşak doğuyor!

Perennial, yani yaşsız ve ilgili nesil.

Günlük lugata yeni eklenen bir sözcük olan Perennial, adını Perennializm (daimicilik) adlı felsefeden alıyor. Bu felsefe, evrensel hakikat ilkelerinin tüm insanlar ve kültürlerde ortak olarak mevcut olduğunu öne sürer. Sözcüğün kalıcı, tekrar eden, sürekli, uzun ömürlü gibi anlamları da düşünüldüğünde, bu yeni “yaşsız” insan grubuna neden bu adın layık görüldüğü anlaşılıyor.

Özellikle gelişmiş ülkelerdeki trend, insanları hedef kitle olarak sınıflandırırken biyolojik yaştan çok, dünyayla, hayatla ne kadar ilgili olunduğuna bakma yönünde. Nesillere ve yaş gruplarına göre insan ayrıştırmak eskide kaldı, artık insanlar davranışlarına göre birbirinden ayrılıyor.

The Telegraph’ın yaptığı global ankete göre, 40+ yaşındaki kadınların;

  • yüzde 96’sı orta yaşlı gibi hissetmiyor.
  • yüzde 80’i, orta yaşlı kadınlarla ilgili yaygın görüşün kendi hayatını yansıtmadığına inanıyor.
  • üçte ikisi hayatının doruk noktasında olduğunu düşünüyor.
  • yüzde 59’u hayatı boyunca olduğu kadar genç ve hayat dolu hissediyor.
  • yüzde 84’ü kendisini yaşıyla tanımlamıyor.

Orta yaşlılara dair kabuller günümüzde geçerli değil

Günümüzde, yaygın orta yaşlı insan kabulünü gözden geçirmek gerektiği çok açık. Zira çoğu marka, hedef kitlesini belirlerken bu mevcut ve yanlış öngörüleri kullanıyor. Netflix ve Amazon gibi örnekler hariç: Bu mecralar insanlara seçenekler sunarken yaşlarını değil, beğeni ve zevklerini dikkate alıyor. Böylece ortaya daha sağlıklı bir sonuç çıkıyor. Çünkü artık çoğu orta yaşlı insan, özellikle de kadınlar, hiç de “yaşlarını göstermiyorlar”.

Yapılan araştırmalar, X jenerasyonu olarak bilinen 1960-1980 doğumluların finansal olarak güçlü, alışverişte söz sahibi bir nesil olduğunu ortaya koyuyor. Onlar, yani Perenniallar, hala hayatın içinde, hala “ilgili” olduklarını savunuyorlar. Dolayısıyla hedef kitleleri belirlerken önyargılardan değil, hızla ilerleyen teknolojiye ve şehir hayatına tamamen adapte olmuş insanların görüşlerinden yararlanmak gerekiyor.

Kaynaklar: www.uplifers.com

Okumaya devam et
Advertisement

TREND