Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Emrah Yücel Hollywood’da nasıl tutundu?

Hollywood”un gözde grafik tasarımcılarından Emrah Yücel Hürriyet”in sorularını cevapladı. Bir “sıfırdan zirveye” yükseliş öyküsü. Dünyaya açılmak isteyenlere önemli ipuçları var…

HÜRRİYET
GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR.

Emrah Yücel, şimdilerde Hollywood”un en gözde grafik tasarımcısı. En ünlü film şirketleri, henüz kasting aşamasında onun kapısını aşındırmaya başlıyor. Tom Hanks, Brad Pitt gibi isimlerin web tasarımını da hazırlayan Yücel, dünyaya açıldığımız şu dönemde yıldızı Hollywood”da yükselen bir başka parlak yetenek…

Film şirketleri kısacası ”Movie Posters Entertaintment” diyorlar Emrah Yücel”in mesleğine; yani sinema afişi sanatı…

”İconisus” adlı şirketi, Beverly Hills”in göbeğinde. Afiş deyip geçmemek lazım. Seyirci ile film arasındaki iletişimde afişin rolü çok büyük. Film şirketleri daha kasting aşamasında Emrah Yücel”in kapısını aşındırıyor. Yücel, önce senaryoyu okuyor, gerekirse setlere gidiyor, hatta montajlara giriyor. Bunun yanında reklamcılık, grafik tasarımı, şirket logoları, web sitesi dizaynı, tiyatro ve opera afişleri, kitap kapakları, hatta şirketlere isim bulma uğraşı… Şimdilerde Hollywood piyasası, Emrah Yücel”den soruluyor.

Emrah, Hollywood gibi zorlu bir arenada başarının sırrı ne?

– Öncelikle babamın klasik bir-iki önerisini hep aklımda tuttum: ‘‘Çok çalışmak ve yaptığın işi sevmek.’’ Yaptığın işi sevmezsen çok çalışmak bir kábus haline gelebilir. Her projeyi öncelikle kendin için ele alacaksın. Sonra sık sık kendi kendine soracaksın; ”Acaba doğru hedefte miyim?” diye.

Film afişi hazırlamanın püf noktası nedir?

– Pazar alanı çok önemli. Filmin konusu, çekileceği mekan, senaryo, içerdiği dönem, oyuncular, yönetmenin karakteri… Bütün bu bilgiler, stratejiyi belirleyen unsurlardır. Örneğin çok ünlü sinema oyuncularının adlarına göre bir strateji uygulanır. Tom Cruise, Robin Williams, Tom Hanks, Harrison Ford, Julia Roberts, Cameron Diaz. Bunlar birer ikondur ve satışınızı buna göre yapmanız gerekir. Zaten Hollywood”da Oscar Ödülleri”ne gözünü diken oyuncu ve yönetmenlerin filmleri bir yıl öncesinden belli olur. Doğru analizler yaparsan başarılı olursun. Yönetmenin talepleri, yapımcıların şartları, oyuncuların kaprisleri, film şirketlerinin kararlarından sendikaların yasal haklarına kadar pek çok politik manevra, hatta entrika arasında çalışma süremiz bazen üç ay, bazen de bir yıl kadar sürebiliyor.

Amerika macerasına atılıp bu mesleği seçişin nasıl bir süreç?

– Babam, The Beatles, özellikle de John Lennon hayranı, 68 kuşağından bir Marksistti. Annemse uzun saçlı bir hippi… Babamın mesleği film yönetmenliğiydi; belgesel ve kısa metrajlı filmler yapar, epey de ödül kazanırdı. Bir ara BBC”de çalıştı. Çocukluğumun uzun bir dönemi Londra”da geçti. Annem çok kitap okurdu, bu alışkanlığını bana da aşıladı. Solcu bir ailenin çocuğu olduğum için küçük yaşlarımdan itibaren yaz tatillerinde orada burada çalıştım. Okuldayken pek ders çalışmazdım. Yani büyürken fazla strese girmedim. Hacettepe Grafik Tasarım Bölümü”nü bitirdim. Üniversite döneminde geceleri reklam ajanslarında çalışarak piştim.

Böylece Amerika”ya gittin…

– Türkiye”yi aşmak istiyordum. Kararımı verdikten sonra, kendimi iki bavul ve turist vizesiyle New York”ta buldum. Yaptığım işleri, web siteme indirip ‘‘yahoo’’ya kaydetmek iş hayatımdaki dönüm noktası oldu. Amerika”da ”Headhunter” derler hani, bir gün, bir kafa avcısından telefon aldım. Hollywood”a gidip afiş yapmak isteyip istemediğimi sordu. Bir ay sonra kendimi Beverly Hills”de, kapısının önünde son model bir otomobil park edili, lüks bir evde buldum. İnanılmaz bir çalışma temposuna girdim. Günde 18 saat filan; haftasonu tatili de yok.

Ve birçok ünlü, web sitesi kurmanız için kapınızı çalmaya başladı.

-İlk Tom Hanks geldi. Ardından Brad Pitt, Mel Gibson, Helen Hunt ve niceleri. Hollywood”daki televizyon projeleri tasarım için başvurdular. ”Sopranolar”, ”The Wire”, ”Robin Williams Broadway”, James Bond filmleri, ”Chicago”

Key Art Ödülü”nü bu sayede hak ettin.

– Key Art”ın hayalini bile kurmamıştım. Yüzlerce aday vardı. Yine de son beşe kalınca, kafada ”Acaba?”lar cirit atmaya başlıyor. Adınız açıklanınca, o uğultular arasında spotlar size çevrilince, kendinizi dışarıdan bir gözle, ağır çekimde izliyorsunuz. Ödülü alırken ne dediğinizi bile hatırlamıyorsunuz.

Bir Türk”le evlisin.

– Aşk güzel şey, hele ki doğru insanı bulursan. Üç yıl önce Los Angeles”ta tanıştığım dünyalar güzeli Simla ile geçtiğimiz yıl İstanbul”da evlendik. Kendisi önemli bir şirkette İnsan Kaynakları Müdürlüğü yapan başarılı bir iş kadını. Birbirini tanımayan iki Türk, hiçbir ortak yanları ya da geçmişleri olmadığı halde, dünyanın öteki ucunda karşılaşıp aşık oluyorlar. 35 yaşımda kendimi aşık, romantik ve tutucu buluverdim.
hurriyet

Türk Usulü Başarı :

RÖPORTAJ -2

Oscar hedefleyen iddialı filmlerin afiş ve fragmanlarına bir Türk imza atıyor: Emrah Yücel (34). Hollywood”da kendi kurduğu Iconisus L&Y isimli firmasında dev projeler gerçekleştiriyor.

Becerikli Bay Ripley, Gerçeğin Peşinde, Aile Erkeği, Sayılar, 28 Gün, Enigma, Kasırga, Panama Terzisi, A Long Came With Spider, The Time Machine 2, Charlotte Gray, Framed, No Good Deed, Kiss of The Dragon, U571, RKO 281, Muppets From Space, Dikey Limit filmleri onun son üç yılda yaptığı film motion graphics (jenerikler ve film trailerları) ve afişlerden sadece birkaçı.

Emrah Yücel Bilkent Üniversitesi”nde grafik tasarım mastırını tamamladıktan sonra Türkiye”de iletişim tasarımı sektöründe çalıştı. İstanbul Film Festivali afişlerinden Uğur Mumcu”nun kitap kapaklarına, amblem, ambalaj grafiği, broşür, CD kapaklarından, reklam kampanyalarına kadar farklı alanlarda tasarımlara imza attı. Tasarladığı afişler Kanada, New York, Paris”te sergilendi.

Uluslararası New Mexico ve Varşova afiş bienallerine katıldı. New York”a yerleştikten sonra tiyatro, konser afişleri, CD ve kitap kapakları, kurumsal logo çalışmaları yaptı. Şu anda Beverly Hills, Kaliforniya”da yaşıyor.

Neden Amerika”ya yerleştiniz?

– Sanırım yaşam standartları ve iş fırsatlarının genişliği. Kişisel olarak kendimi Avrupalı kimliği içerisinde hissetsem de New York ve Los Angeles”ta beklediklerimden çok daha fazlasını buldum. Öte yandan Amerikan sinema endüstrisi dünyanın her yanından işini iyi yapmak isteyen insanları çeken bir mıknatıs. Hollywood ne kadar direnseler de eninde sonunda dünyanın her yerinden en iyi yönetmenleri, oyuncuları bu arenaya çıkarıyor. Örnekler sadece sinemadan da değil. Bilgisayar mühendisinden ınternet programcısına, endüstri tasarımcısından müzisyene kadar önemli bir beyin göçü var Kaliforniya”ya. Yüksek standartlar, rahat çalışma olanakları güçlü bir afrodizyak. Pek çok Türk tasarımcısı aynı sebeplerle Amerika”da yaşıyor.

New York”tan Holywood”a geçişiniz nasıl oldu ?

– New York”tayken Avon Cosmetics için yaptığım işleri gören beyin avcıları bana ulaştılar. Hollywood teklifi başta ürkütücü geldi. New York”u bırakmak istemedim. Örnek bir film projesi üzerinde anlaştık. Senaryoyu gönderdiler. Bir hafta içinde üç örnek hazırladım. Cuba Gooding Jr ve Sceet Ulrich ile Chill Factor filmi. Bir ayda kendimi Los Angeles”te buldum. Eşyalarım taşınmış, evim ayarlanmış, arabam hazır, çalışmaya başladım. Daha sonra da kendi şirketim Iconisus”u kurdum.

Mesleğinizin hangi yönlerini en çok seviyorsunuz?

– Tasarladığım projenin sonuçlarını hemen görmeyi seviyorum. Bir mimar gibi projenin sonuçlarını görmek için yıllarca beklemem gerekmiyor. Tasarladığım imajları New York”ta, Los Angeles”te otobüslerin üzerinde, binaların cephelerine dev boyutlarda uygulanmış görmek çok heyecan verici. Türkiye”ye geldiğimde yaptığım işleri gazetelerde, sokaklarda başka isimlerle görmek de çok eğlenceli. Genellikle filmlerin isimlerini değiştiriyorlar ama genel tasarıma bağlı kalıyorlar. Uluslararası platformda büyük kitleler için imajlar tasarlamak, sanırım bu his benim için en önemli itici güç.

Hollywood için en severek yaptığınız iş hangisi?

– Martha Fiennes”in yönettigi Onegin. Başrolleri Ralph Fiennes ve Liv Tyler paylaşıyor. Romanı okuduğum için filmin atmosferi konusunda bir fikrim vardı. Puşkin”in Eugene Onegin adlı romanından uyarlama nefis bir film. Hazırladığım öneriyi ilk sunuşta beğendiler. Ralph Fiennes ben afişi hazırlarken Londra”daydı. Filmin yönetmeni, kardeşi Martha. Diğer kardeşi de filmin müziklerini yaptı. Ticari kaygıları en öne koymadan yaptıkları çok rafine bir film. Filmin açılışını da Hollywood”a inat, Puşkin”e gönderme Moskova”da yaptılar.

BİR AFİŞ İÇİN ALTI AY ÇALIŞTI

Bir film için kaç afiş yapıyorsunuz? Ürettiğiniz imajlar sadece afiş olarak mı kullanılıyor?

– Filmin bütçesine göre değişiyor. Bazen 10 bazen 500. Genellikle tasarlanan afişlerden 3 ya da 4”ü kullanılıyor. ABD en çok para yapan, en önemli piyasa. Diğeri, yani uluslararası piyasa Türkiye”de gördüğünüz afişler. Bazen Amerikan pazarında kullanılan afiş de olabiliyor. Kimi zaman Uzakdoğu için başka bir afiş kullanılıyor. Bir diğer önemli piyasa da video kutuları ve gazete ilanları.

Bir afişin hazırlanması ne kadar sürüyor?

– Önce senaryoyu okuyorum. Şu anda kurgu aşamasında Spielberg”in yeni çektiği Minority Reports”i okuyorum. Eğer şanslıysam ham haliyle filmin video kopyasını izliyorum. Stüdyoların verdiği bilgiler genellikle izlenecek yolu çiziyor: Pazarlama stratejisi, önemli sahneler, karakterlerin sıralanışı, yasal sınırlamalar, kim kimden önce yazılacak, kimin imaji yüzde kaç diğerinden büyük olabilir… Her strateji için ayrı ayrı örnekler hazırlıyoruz. Örneğin Madonna”nın en son filmi The Next Best Thing için trailer”daki (sinema ve TV”lerde gösterilen kısa tanıtım spotları) tüm yazıları 12 kere değiştirdik. Film başta drama iken, komedi olarak satıldı. Afiş için hazırladığımız taslakları film stüdyosuna iletiyoruz. Seçilene göre fotoğraf çekimleri yapılıyor. Fotoğraf çekiminin art direktörü olarak aktör ve aktrislerle çalışmak işin en heyecanlı tarafı. Kimi zaman onların yeteneği ile pek çok yeni fikir o anda oluşuyor. Nicolas Cage, Martin Scorsese”nin Bringing Out the Dead filminin fotoğraf çekiminde, haç şeklindeki pencereden bakan yüz fikrini çok beğendi. Ama bazen bir film afişi üzerinde 6 ay çalışıyoruz. İlk keresinde 20-30 poster örneği sunuluyor. Peşinden gelen yaklaşımlar üzerine bir o kadar daha.

İYİKİ YILMAZ GÜNEY VAR

Çalıştığınız ünlüler arasında seni en çok etkileyen kim oldu?

-Benim için tanıştığım en önemli kişi Gladyatör”ün İngiliz yönetmeni ve yapımcısı Ridley Scott oldu. Belki 100 kere izlediğim ve hala bir numaralı filmim Blade Runner”ın yönetmeni. Üzerinde çalıştığım ”RKO281” HBO filminin yapımcısı Ridley Scott ve abisi Tony Scott. Film Orson Welles”in yönettiği Amerikan tarihinin en büyük filmi Yurttaş Kane”in yapımı ile ilgili. Filmde John Malkovich, Liev Schreiber ve Melanie Griffith oynuyor. Ridley Scott, kendisi de eski bir reklamcı ve grafik tasarımcısı olduğu için her türlü imajın üretimi konusunda çok hassas. Gerçek bir entelektüel.

Hollywood sistemi ve bu büyük pazar sizi nasıl etkiliyor ?

– Bütün bu sistem aslında kendi alternatifini yaratıyor doğal olarak. Amerikan bağımsız filmleri benim açımdan her zaman daha heyecan verici. Pek çok önemli aktör de yüksek bütçeli filmlerin yanısıra bağımsız filmlerde oynuyor. Para kaygısı olmadan gerçek yeteneklerini gösterebilecekleri bir arena burası. Şüphesiz bağımsız filmler, yeni oyuncuların, yönetmen ve senaristlerin keşfedilmeyi bekledikleri bir havuz.

Amerikalılar Türk sinemasına nasıl bakıyor?

– Amerikan toplumu Türk sineması hakkında çok az şey biliyor. Herkesin Türkiye”yle ilgili bildiği tek film, Geceyarısı Ekspresi. Biraz daha entelektüel izleyiciler Yilmaz Güney”i ve Yol filmini biliyor. Video dükkanlarında bulabileceğiniz tek Türk filmi de o zaten. İyi ki bir Yılmaz Güney varmış diyorum.

BEĞENİLMEYİNCE YÜZLERİN PEK GÖRÜNMEDİĞİ AFİŞE DÖNDÜLER

Kadınlar Ne İster için her biri birbirinden farklı 400 afiş tasarladık. 4.5 ay uğraştıktan sonra stüdyo oyuncuların kafasının en büyük gözüktüğü, filmin isminin en kolay okunduğu afişi seçtik. Panama Terzisi için Pierce Brosnan ve Geofrey Rush”ın yüzlerinin büyükçe gözüktüğü bir afiş hazırlamıştım. Stüdyo ve Brosnan beğendi, basıldı. Deneme gösterimleri sırasında filmin beklenildiği kadar iyi olmadığı anlaşılınca filmin afişini de değiştirerek yüzlerinin daha az gözüktüğü başka bir tasarıma dönüldü. Son iki günde herşey tekrar hazırlandı.

CHURCHILL FİLMİNDE ATATÜRK VAR

Ridley Scott şu anda Churchill ile ilgili bir film çekmeyi planlıyor. İngiliz oyuncu Albert Finney”in Churchill”i oynaması planlanıyor. Filmde bir de Atatürk karakteri var. Scott”a Atatürk”ten, Time dergisinin yüzyılın en önemli tarihi kişisi anketinden, bu anketin Türk toplumu için öneminden bahsettim. Atatürk hakkında bildiklerini duysanız şaşarsınız.

GARSONUN DA SENARYOSU VAR

Hollywood”da yaşayıp da sinema endüstrisinde çalışmayan neredeyse yok gibi. Bir komşunuz yapımcı, diğeri özel efektler yapıyor. Her garsonun bir senaryosu var. Konuşulan her şeyin sinemayla ilgili olması bazen saçma bir şaka gibi. Doğal olarak eğlence sektöründe çalışıyorum ama arada kurumsal logo ve şirket web siteleri de yapıyorum.

BULLOCK VE FORD İLE ÇALIŞTIM

28 Gün afişini yaparken Sandra Bullock, Rondom Hearts filminin afişini yaparken de Harrison Ford ile çalışma şansım oldu. Ford”la bir de fotoğraf albümü yaptık. Fotoğrafçı arkadaşı Timothy White ile her yıl tek motorlu iki kişilik uçakla yolculuk yapıyor. Pek az insanın bildiği bu uçuş onun özel zevki. İkinci karşılaşmamız yolculuk sırasında Timothy White”in çektiği fotoğraflardan oluşan bir kitabın tasarımı projesiydi.

STARLARIN WEB SİTELERİ DE ONUN ELİNDEN ÇIKMA

Yaptığım bir proje de celebsites.com. Brad Pitt, Mel Gibson, Diane Lane, Julianne Moore, Stephan Dorff”un ve diğer pek çok ünlünün resmi web sitelerini tasarladım. Bu starlara ait, kendi kontrolleri dışında hayranları tarafından yapılmış pek çok web sitesi var. Benim hazırladığım bu tasarımlar bu sanatçıların resmi siteleri oldu. Hurriyet

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND