Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Emrah Yücel Hollywood’da nasıl tutundu?

Hollywood”un gözde grafik tasarımcılarından Emrah Yücel Hürriyet”in sorularını cevapladı. Bir “sıfırdan zirveye” yükseliş öyküsü. Dünyaya açılmak isteyenlere önemli ipuçları var…

HÜRRİYET
GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR.

Emrah Yücel, şimdilerde Hollywood”un en gözde grafik tasarımcısı. En ünlü film şirketleri, henüz kasting aşamasında onun kapısını aşındırmaya başlıyor. Tom Hanks, Brad Pitt gibi isimlerin web tasarımını da hazırlayan Yücel, dünyaya açıldığımız şu dönemde yıldızı Hollywood”da yükselen bir başka parlak yetenek…

Film şirketleri kısacası ”Movie Posters Entertaintment” diyorlar Emrah Yücel”in mesleğine; yani sinema afişi sanatı…

”İconisus” adlı şirketi, Beverly Hills”in göbeğinde. Afiş deyip geçmemek lazım. Seyirci ile film arasındaki iletişimde afişin rolü çok büyük. Film şirketleri daha kasting aşamasında Emrah Yücel”in kapısını aşındırıyor. Yücel, önce senaryoyu okuyor, gerekirse setlere gidiyor, hatta montajlara giriyor. Bunun yanında reklamcılık, grafik tasarımı, şirket logoları, web sitesi dizaynı, tiyatro ve opera afişleri, kitap kapakları, hatta şirketlere isim bulma uğraşı… Şimdilerde Hollywood piyasası, Emrah Yücel”den soruluyor.

Emrah, Hollywood gibi zorlu bir arenada başarının sırrı ne?

– Öncelikle babamın klasik bir-iki önerisini hep aklımda tuttum: ‘‘Çok çalışmak ve yaptığın işi sevmek.’’ Yaptığın işi sevmezsen çok çalışmak bir kábus haline gelebilir. Her projeyi öncelikle kendin için ele alacaksın. Sonra sık sık kendi kendine soracaksın; ”Acaba doğru hedefte miyim?” diye.

Film afişi hazırlamanın püf noktası nedir?

– Pazar alanı çok önemli. Filmin konusu, çekileceği mekan, senaryo, içerdiği dönem, oyuncular, yönetmenin karakteri… Bütün bu bilgiler, stratejiyi belirleyen unsurlardır. Örneğin çok ünlü sinema oyuncularının adlarına göre bir strateji uygulanır. Tom Cruise, Robin Williams, Tom Hanks, Harrison Ford, Julia Roberts, Cameron Diaz. Bunlar birer ikondur ve satışınızı buna göre yapmanız gerekir. Zaten Hollywood”da Oscar Ödülleri”ne gözünü diken oyuncu ve yönetmenlerin filmleri bir yıl öncesinden belli olur. Doğru analizler yaparsan başarılı olursun. Yönetmenin talepleri, yapımcıların şartları, oyuncuların kaprisleri, film şirketlerinin kararlarından sendikaların yasal haklarına kadar pek çok politik manevra, hatta entrika arasında çalışma süremiz bazen üç ay, bazen de bir yıl kadar sürebiliyor.

Amerika macerasına atılıp bu mesleği seçişin nasıl bir süreç?

– Babam, The Beatles, özellikle de John Lennon hayranı, 68 kuşağından bir Marksistti. Annemse uzun saçlı bir hippi… Babamın mesleği film yönetmenliğiydi; belgesel ve kısa metrajlı filmler yapar, epey de ödül kazanırdı. Bir ara BBC”de çalıştı. Çocukluğumun uzun bir dönemi Londra”da geçti. Annem çok kitap okurdu, bu alışkanlığını bana da aşıladı. Solcu bir ailenin çocuğu olduğum için küçük yaşlarımdan itibaren yaz tatillerinde orada burada çalıştım. Okuldayken pek ders çalışmazdım. Yani büyürken fazla strese girmedim. Hacettepe Grafik Tasarım Bölümü”nü bitirdim. Üniversite döneminde geceleri reklam ajanslarında çalışarak piştim.

Böylece Amerika”ya gittin…

– Türkiye”yi aşmak istiyordum. Kararımı verdikten sonra, kendimi iki bavul ve turist vizesiyle New York”ta buldum. Yaptığım işleri, web siteme indirip ‘‘yahoo’’ya kaydetmek iş hayatımdaki dönüm noktası oldu. Amerika”da ”Headhunter” derler hani, bir gün, bir kafa avcısından telefon aldım. Hollywood”a gidip afiş yapmak isteyip istemediğimi sordu. Bir ay sonra kendimi Beverly Hills”de, kapısının önünde son model bir otomobil park edili, lüks bir evde buldum. İnanılmaz bir çalışma temposuna girdim. Günde 18 saat filan; haftasonu tatili de yok.

Ve birçok ünlü, web sitesi kurmanız için kapınızı çalmaya başladı.

-İlk Tom Hanks geldi. Ardından Brad Pitt, Mel Gibson, Helen Hunt ve niceleri. Hollywood”daki televizyon projeleri tasarım için başvurdular. ”Sopranolar”, ”The Wire”, ”Robin Williams Broadway”, James Bond filmleri, ”Chicago”

Key Art Ödülü”nü bu sayede hak ettin.

– Key Art”ın hayalini bile kurmamıştım. Yüzlerce aday vardı. Yine de son beşe kalınca, kafada ”Acaba?”lar cirit atmaya başlıyor. Adınız açıklanınca, o uğultular arasında spotlar size çevrilince, kendinizi dışarıdan bir gözle, ağır çekimde izliyorsunuz. Ödülü alırken ne dediğinizi bile hatırlamıyorsunuz.

Bir Türk”le evlisin.

– Aşk güzel şey, hele ki doğru insanı bulursan. Üç yıl önce Los Angeles”ta tanıştığım dünyalar güzeli Simla ile geçtiğimiz yıl İstanbul”da evlendik. Kendisi önemli bir şirkette İnsan Kaynakları Müdürlüğü yapan başarılı bir iş kadını. Birbirini tanımayan iki Türk, hiçbir ortak yanları ya da geçmişleri olmadığı halde, dünyanın öteki ucunda karşılaşıp aşık oluyorlar. 35 yaşımda kendimi aşık, romantik ve tutucu buluverdim.
hurriyet

Türk Usulü Başarı : Emrah Yücel Hollywood'da nasıl tutundu?

RÖPORTAJ -2

Oscar hedefleyen iddialı filmlerin afiş ve fragmanlarına bir Türk imza atıyor: Emrah Yücel (34). Hollywood”da kendi kurduğu Iconisus L&Y isimli firmasında dev projeler gerçekleştiriyor.

Becerikli Bay Ripley, Gerçeğin Peşinde, Aile Erkeği, Sayılar, 28 Gün, Enigma, Kasırga, Panama Terzisi, A Long Came With Spider, The Time Machine 2, Charlotte Gray, Framed, No Good Deed, Kiss of The Dragon, U571, RKO 281, Muppets From Space, Dikey Limit filmleri onun son üç yılda yaptığı film motion graphics (jenerikler ve film trailerları) ve afişlerden sadece birkaçı.

Emrah Yücel Bilkent Üniversitesi”nde grafik tasarım mastırını tamamladıktan sonra Türkiye”de iletişim tasarımı sektöründe çalıştı. İstanbul Film Festivali afişlerinden Uğur Mumcu”nun kitap kapaklarına, amblem, ambalaj grafiği, broşür, CD kapaklarından, reklam kampanyalarına kadar farklı alanlarda tasarımlara imza attı. Tasarladığı afişler Kanada, New York, Paris”te sergilendi.

Uluslararası New Mexico ve Varşova afiş bienallerine katıldı. New York”a yerleştikten sonra tiyatro, konser afişleri, CD ve kitap kapakları, kurumsal logo çalışmaları yaptı. Şu anda Beverly Hills, Kaliforniya”da yaşıyor.

Neden Amerika”ya yerleştiniz?

– Sanırım yaşam standartları ve iş fırsatlarının genişliği. Kişisel olarak kendimi Avrupalı kimliği içerisinde hissetsem de New York ve Los Angeles”ta beklediklerimden çok daha fazlasını buldum. Öte yandan Amerikan sinema endüstrisi dünyanın her yanından işini iyi yapmak isteyen insanları çeken bir mıknatıs. Hollywood ne kadar direnseler de eninde sonunda dünyanın her yerinden en iyi yönetmenleri, oyuncuları bu arenaya çıkarıyor. Örnekler sadece sinemadan da değil. Bilgisayar mühendisinden ınternet programcısına, endüstri tasarımcısından müzisyene kadar önemli bir beyin göçü var Kaliforniya”ya. Yüksek standartlar, rahat çalışma olanakları güçlü bir afrodizyak. Pek çok Türk tasarımcısı aynı sebeplerle Amerika”da yaşıyor.

New York”tan Holywood”a geçişiniz nasıl oldu ?

– New York”tayken Avon Cosmetics için yaptığım işleri gören beyin avcıları bana ulaştılar. Hollywood teklifi başta ürkütücü geldi. New York”u bırakmak istemedim. Örnek bir film projesi üzerinde anlaştık. Senaryoyu gönderdiler. Bir hafta içinde üç örnek hazırladım. Cuba Gooding Jr ve Sceet Ulrich ile Chill Factor filmi. Bir ayda kendimi Los Angeles”te buldum. Eşyalarım taşınmış, evim ayarlanmış, arabam hazır, çalışmaya başladım. Daha sonra da kendi şirketim Iconisus”u kurdum.

Mesleğinizin hangi yönlerini en çok seviyorsunuz?

– Tasarladığım projenin sonuçlarını hemen görmeyi seviyorum. Bir mimar gibi projenin sonuçlarını görmek için yıllarca beklemem gerekmiyor. Tasarladığım imajları New York”ta, Los Angeles”te otobüslerin üzerinde, binaların cephelerine dev boyutlarda uygulanmış görmek çok heyecan verici. Türkiye”ye geldiğimde yaptığım işleri gazetelerde, sokaklarda başka isimlerle görmek de çok eğlenceli. Genellikle filmlerin isimlerini değiştiriyorlar ama genel tasarıma bağlı kalıyorlar. Uluslararası platformda büyük kitleler için imajlar tasarlamak, sanırım bu his benim için en önemli itici güç.

Hollywood için en severek yaptığınız iş hangisi?

– Martha Fiennes”in yönettigi Onegin. Başrolleri Ralph Fiennes ve Liv Tyler paylaşıyor. Romanı okuduğum için filmin atmosferi konusunda bir fikrim vardı. Puşkin”in Eugene Onegin adlı romanından uyarlama nefis bir film. Hazırladığım öneriyi ilk sunuşta beğendiler. Ralph Fiennes ben afişi hazırlarken Londra”daydı. Filmin yönetmeni, kardeşi Martha. Diğer kardeşi de filmin müziklerini yaptı. Ticari kaygıları en öne koymadan yaptıkları çok rafine bir film. Filmin açılışını da Hollywood”a inat, Puşkin”e gönderme Moskova”da yaptılar.

BİR AFİŞ İÇİN ALTI AY ÇALIŞTI

Bir film için kaç afiş yapıyorsunuz? Ürettiğiniz imajlar sadece afiş olarak mı kullanılıyor?

– Filmin bütçesine göre değişiyor. Bazen 10 bazen 500. Genellikle tasarlanan afişlerden 3 ya da 4”ü kullanılıyor. ABD en çok para yapan, en önemli piyasa. Diğeri, yani uluslararası piyasa Türkiye”de gördüğünüz afişler. Bazen Amerikan pazarında kullanılan afiş de olabiliyor. Kimi zaman Uzakdoğu için başka bir afiş kullanılıyor. Bir diğer önemli piyasa da video kutuları ve gazete ilanları.

Bir afişin hazırlanması ne kadar sürüyor?

– Önce senaryoyu okuyorum. Şu anda kurgu aşamasında Spielberg”in yeni çektiği Minority Reports”i okuyorum. Eğer şanslıysam ham haliyle filmin video kopyasını izliyorum. Stüdyoların verdiği bilgiler genellikle izlenecek yolu çiziyor: Pazarlama stratejisi, önemli sahneler, karakterlerin sıralanışı, yasal sınırlamalar, kim kimden önce yazılacak, kimin imaji yüzde kaç diğerinden büyük olabilir… Her strateji için ayrı ayrı örnekler hazırlıyoruz. Örneğin Madonna”nın en son filmi The Next Best Thing için trailer”daki (sinema ve TV”lerde gösterilen kısa tanıtım spotları) tüm yazıları 12 kere değiştirdik. Film başta drama iken, komedi olarak satıldı. Afiş için hazırladığımız taslakları film stüdyosuna iletiyoruz. Seçilene göre fotoğraf çekimleri yapılıyor. Fotoğraf çekiminin art direktörü olarak aktör ve aktrislerle çalışmak işin en heyecanlı tarafı. Kimi zaman onların yeteneği ile pek çok yeni fikir o anda oluşuyor. Nicolas Cage, Martin Scorsese”nin Bringing Out the Dead filminin fotoğraf çekiminde, haç şeklindeki pencereden bakan yüz fikrini çok beğendi. Ama bazen bir film afişi üzerinde 6 ay çalışıyoruz. İlk keresinde 20-30 poster örneği sunuluyor. Peşinden gelen yaklaşımlar üzerine bir o kadar daha.

İYİKİ YILMAZ GÜNEY VAR

Çalıştığınız ünlüler arasında seni en çok etkileyen kim oldu?

-Benim için tanıştığım en önemli kişi Gladyatör”ün İngiliz yönetmeni ve yapımcısı Ridley Scott oldu. Belki 100 kere izlediğim ve hala bir numaralı filmim Blade Runner”ın yönetmeni. Üzerinde çalıştığım ”RKO281” HBO filminin yapımcısı Ridley Scott ve abisi Tony Scott. Film Orson Welles”in yönettiği Amerikan tarihinin en büyük filmi Yurttaş Kane”in yapımı ile ilgili. Filmde John Malkovich, Liev Schreiber ve Melanie Griffith oynuyor. Ridley Scott, kendisi de eski bir reklamcı ve grafik tasarımcısı olduğu için her türlü imajın üretimi konusunda çok hassas. Gerçek bir entelektüel.

Hollywood sistemi ve bu büyük pazar sizi nasıl etkiliyor ?

– Bütün bu sistem aslında kendi alternatifini yaratıyor doğal olarak. Amerikan bağımsız filmleri benim açımdan her zaman daha heyecan verici. Pek çok önemli aktör de yüksek bütçeli filmlerin yanısıra bağımsız filmlerde oynuyor. Para kaygısı olmadan gerçek yeteneklerini gösterebilecekleri bir arena burası. Şüphesiz bağımsız filmler, yeni oyuncuların, yönetmen ve senaristlerin keşfedilmeyi bekledikleri bir havuz.

Amerikalılar Türk sinemasına nasıl bakıyor?

– Amerikan toplumu Türk sineması hakkında çok az şey biliyor. Herkesin Türkiye”yle ilgili bildiği tek film, Geceyarısı Ekspresi. Biraz daha entelektüel izleyiciler Yilmaz Güney”i ve Yol filmini biliyor. Video dükkanlarında bulabileceğiniz tek Türk filmi de o zaten. İyi ki bir Yılmaz Güney varmış diyorum.

BEĞENİLMEYİNCE YÜZLERİN PEK GÖRÜNMEDİĞİ AFİŞE DÖNDÜLER

Kadınlar Ne İster için her biri birbirinden farklı 400 afiş tasarladık. 4.5 ay uğraştıktan sonra stüdyo oyuncuların kafasının en büyük gözüktüğü, filmin isminin en kolay okunduğu afişi seçtik. Panama Terzisi için Pierce Brosnan ve Geofrey Rush”ın yüzlerinin büyükçe gözüktüğü bir afiş hazırlamıştım. Stüdyo ve Brosnan beğendi, basıldı. Deneme gösterimleri sırasında filmin beklenildiği kadar iyi olmadığı anlaşılınca filmin afişini de değiştirerek yüzlerinin daha az gözüktüğü başka bir tasarıma dönüldü. Son iki günde herşey tekrar hazırlandı.

CHURCHILL FİLMİNDE ATATÜRK VAR

Ridley Scott şu anda Churchill ile ilgili bir film çekmeyi planlıyor. İngiliz oyuncu Albert Finney”in Churchill”i oynaması planlanıyor. Filmde bir de Atatürk karakteri var. Scott”a Atatürk”ten, Time dergisinin yüzyılın en önemli tarihi kişisi anketinden, bu anketin Türk toplumu için öneminden bahsettim. Atatürk hakkında bildiklerini duysanız şaşarsınız.

GARSONUN DA SENARYOSU VAR

Hollywood”da yaşayıp da sinema endüstrisinde çalışmayan neredeyse yok gibi. Bir komşunuz yapımcı, diğeri özel efektler yapıyor. Her garsonun bir senaryosu var. Konuşulan her şeyin sinemayla ilgili olması bazen saçma bir şaka gibi. Doğal olarak eğlence sektöründe çalışıyorum ama arada kurumsal logo ve şirket web siteleri de yapıyorum.

BULLOCK VE FORD İLE ÇALIŞTIM

28 Gün afişini yaparken Sandra Bullock, Rondom Hearts filminin afişini yaparken de Harrison Ford ile çalışma şansım oldu. Ford”la bir de fotoğraf albümü yaptık. Fotoğrafçı arkadaşı Timothy White ile her yıl tek motorlu iki kişilik uçakla yolculuk yapıyor. Pek az insanın bildiği bu uçuş onun özel zevki. İkinci karşılaşmamız yolculuk sırasında Timothy White”in çektiği fotoğraflardan oluşan bir kitabın tasarımı projesiydi.

STARLARIN WEB SİTELERİ DE ONUN ELİNDEN ÇIKMA

Yaptığım bir proje de celebsites.com. Brad Pitt, Mel Gibson, Diane Lane, Julianne Moore, Stephan Dorff”un ve diğer pek çok ünlünün resmi web sitelerini tasarladım. Bu starlara ait, kendi kontrolleri dışında hayranları tarafından yapılmış pek çok web sitesi var. Benim hazırladığım bu tasarımlar bu sanatçıların resmi siteleri oldu. Hurriyet

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND