Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Empati neden çok önemli?

Empati sahibi olmak daha iyi insan ilişkileri kurmayı, daha iyi bir takım oyuncusu olmayı, dünyaya daha zengin bir bakış açısından bakmayı sağlıyor. İnsanın kendisiyle çok fazla meşgul olması empatiyi öldüren bir durum…

empati neden çok önemli, empati, çocuklarda empati, çocuğunuzu dinleyin

Empati sahibi olmak daha iyi insan ilişkileri kurmayı, daha iyi bir takım oyuncusu olmayı, dünyaya daha zengin bir bakış açısından bakmayı sağlıyor. İnsanın kendisiyle çok fazla meşgul olması empatiyi öldüren bir durum…

YÜZYILIN BECERİSİ: EMPATİ

Empati neden çok önemli?

“Empati”, en basit ifadesiyle, kendini başkasının yerine koyabilme, karşındakinin hissettiklerini ya da düşündüklerini anlayabilme yetisi olarak tanımlanabilir.
Bir örnekle açıklamaya çalışayım: Bir keresinde bir arkadaşım kız arkadaşının doğum gününde ona kendisinin en sevdiği kitabı almıştı; ama kitap uçuk bir bilim kurgu kitabıydı ve kızın uçuk kaçık bilim kurgu romanlarından hiç hoşlanmadığını hepimiz biliyorduk. Ona onun seveceği bir kitap hediye etmek bir empati örneği olurdu. Bu, Anneler Günü’nde kadınlara mutfak ya da ev aleti almak gibi:  “Bak anne, sana elektrikli süpürge/mutfak robotu/ tost makinesi aldık, sevinç gözyaşlarını sil de bize çift kaşarlı bir tost yapıver!”. “Senin kadın olarak geleneksel rolün ev işi yapmak ve bize hizmet etmek” anlamına gelebilecek böyle bir hediye, her zaman kadının duygularına hitap eden, onun isteklerini ön plana koyan “empatik” bir hediye olmayabilir.

Duygusal zeka dediğimiz kavramın bir ayağını oluşturan empati, 21. yüzyılın en kritik becerilerinden biri olarak gösteriliyor ve gerek özel hayatta gerek iş hayatında “iyi ile müthiş” arasındaki farkı yaratan yetenek olduğunun altı çiziliyor.

Empati neden çok önemli?

Empati sahibi olmak daha iyi insan ilişkileri kurmayı, daha iyi bir takım oyuncusu olmayı, dünyaya daha zengin bir bakış açısından bakmayı sağlıyor. Başkalarının neyi neden yaptığını anlayabilen kişi, negatif durumlarla baş etmede de daha başarılı oluyor. Bunlar, işverenlerin de günümüz dünyasında aradığı temel özellikler. Empatinin iş dünyasında önem taşımasının bir diğer nedeni de, insanların ihtiyaçlarını anlayabilmek ve buna göre ürün ve hizmetler tasarlayabilmek için başlıca kural olması.

Empati aynı zamanda cesareti de körüklüyor. Yakın dönemde 11-13 yaşları arasında 900 çocukla yapılan bir araştırmada* araştırmacılar empati düzeyi yüksek olan çocukların, başka birine yöneltilen zorba davranışa karşı harekete geçme olasılığının daha yüksek olduğunu göstermiş. Bu tür “kurtarma” davranışı gösteren kişilerin aileleriyle yapılan bir araştırmada, anne ya da babadan en az birinin çevrede yardımsever bir insan olarak tanındığı görülmüş. Buradan çıkan sonuç şu: Bir çok davranışta olduğu gibi,  empatinin gelişmesinde de aile çok güçlü bir model teşkil ediyor.

İnsanın kendisiyle çok fazla meşgul olması empatiyi öldüren bir durum. Aslında kişi için de zararlı, çünkü dünyanın bütün sorunu kendi sorunlarından ibaretmiş gibi görüp gereğinden fazla endişe ve acı çekebilir. Sadece kendimize değil de başkalarının da problemlerine odaklandığımızda, sorun ettiğimiz şeylerin aslında o kadar da sorun olmadığını keşfedebiliriz, bu da hayata karşı daha güçlü durmamızı, daha geniş bir açıdan bakmamızı ve daha faydalı işler yapmamızı sağlayabilir. Örneğin ailesi tarafından el bebek gül bebek yetiştirilmiş, hep kendine odaklanmış, narsist bir erkek çocuğunun askere gitmesi, hayatında çok büyük bir şans olabilir; çünkü o güne kadar bilmediği bir dünyayı, bilmediği bakış açılarını görecek, sorun addettiği bazı şeylerin aslında sorun olmadığını, o güne kadar aslında çok rahat koşullarda yetiştiğini anlayabilecektir (tabii bazıları için bu durum askerden geri dönüp eski dünyasına tekrar adapte olana kadar sürer ).

Empati çok önemli. Ancak kısa bir süre önce University of Michigan’da yapılan bir araştırmada üniversite öğrencilerinin empati düzeyleri ile ilgili öz değerlendirmelerinde 1980’lerden itibaren ve özellikle son 10 yılda şiddetli bir düşüş olduğu ortaya konmuş**. Aynı dönemde, San Diego State University’de yapılan başka bir araştırma da, öğrencilerin narsisizm düzeylerinde de önemli bir artış olduğunu rapor ediyor. Yani başkalarını anlamaktan çok, kendilerine, odaklanmış bir gençlik yetişiyor. Facebook’ta gördüğümüz dudak büzmeli selfie patlaması buna somut bir örnek.

Bunun olası nedenleri arasında toplumdan kopuk bir yaşam tarzı, daha çok kendine dönük yaşama, (futbol takımından tutun politik partiye kadar) gruplara daha az katılım gibi durumlar gösteriliyor.  

Bir diğer olası neden de, kitap okuma oranlarındaki düşüş. Okuma oranı genel olarak artmış olabilir; sonuçta herkes sosyal medya ve Internet’te daha çok bilgiye ve metne maruz kalıyor, ama okunan bilginin içeriği değişmiş durumda. Örneğin aynı araştırmaya göre, zevk için edebi eser okuyanların sayısı son 10 yılda ilk kez %50’nin altına inmiş durumda ve en büyük düşüş üniversite gençliğinde görülüyor.

Kitap okumayla empati arasındaki ilişki nedir? Raymond A. Mar’ın, Toronto’da York Üniversitesi’nde yürüttüğü bir araştırmada, okul öncesi çağdaki çocukların okuduğu hikaye sayısının başkalarının duygularını anlayabilme yeteneğini belirlediği ortaya konmuş. Mar, aynı zamanda, daha az kurgu eser okuyan yetişkinlerin daha az empati kurabildiklerini rapor ediyor.

Amerikalı yazar James Baldwin, “Dünyada acı çeken, kalbi kırılan bir siz varsınız diye düşünürken okuduğunuz bir kitapla her şey değişir. Kitaplar bana, bana en çok acı çektiren şeylerin, yaşayan ya da geçmişte yaşamış tüm insanlar için de geçerli olduğunu öğretti.” diyor. Okumak, dünyaya ve insanlara yepyeni açılardan bakmamızı sağlıyor. Başka birinin bilincine yerleşmemizi sağlayarak empati geliştirmemize olanak tanıyor.

    İyi haber, araştırmaların da ortaya koyduğu gibi, empati yeteneği geliştirilebilir. O halde çocuklarda empati duygusunu geliştirmek için neler yapabiliriz?

    •    Yurtdışında, Roots of Empathy gibi kuruluşlar, ilkokul sınıflarına gerçek bebek getirerek öğrencilerin bebekle etkileşime geçmesini sağlıyor. Bebeklerle iletişime geçen çocukların sosyal becerilerinin ve empati becerilerinin arttığı kanıta dayalı çalışmalarla ortaya konmuş.  Kardeş sahibi olan çocuklar bu anlamda şanslı.

Gerçek bebek olmayan ortamda da bunu oyuncak bebeklerle oynayarak yapmak mümkün. Genel olarak çocuklara oyuncak ve giysi seçerken klişelerden uzak durmak önemli: Erkek çocuğunuz varsa, ona arabanın, topun yanında oyuncak bebek de almaktan çekinmeyin. Çocuk, bir yetişkininin de model teşkil ettiği bir ortamda oyuncak bebekle oynayarak; bebeği giydirme, besleme, ona bakma gibi duygusal gelişim sağlayacak davranışları sergileyerek, empati duygusunu geliştirebilir. Erkek adam bebekle oynamaz gibi bir klişeyle hareket etmek, empati yeteneğini geliştirmek adına bir fırsatı kaçırmak olabilir. Kız çocuklarına da aksiyon oyuncakları ya da arabalar almak, farklı dünyaları ve bakış açılarını deneyimlemelerini ve geliştirmelerini sağlayacaktır. Erkekler Mars’tan kadınlar Venüs’ten diye düşünülüyorsa, o zaman erken yaşlardan itibaren kız çocuklarına Mars’ı erkeklere de Venüs’ü gezdirmekte fayda var.

    •    Oyun oynamak, çocukların hayal güçlerini devreye sokarak farklı kişiliklere bürünmeleri, problem çözmeleri, duygularla baş etme mekanizmalarını test etmeleri, başkalarının bakış açılarından bakmalarına ortam yarattığından, empati geliştirmede kritik rol oynar. Ayrıca çocuklar paylaşmayı, sırayla hareket etmeyi, işbirliğini de oyun sırasında öğrenirler.

    •    Hikaye kitapları okumanın empatiyi geliştirdiği araştırmalarla kanıtlanmış. Kitap okuyan çocuk, dünyayı başkalarını gözlerinden görmeyi öğreniyor. Örneğin çocuğunuzla birlikte resimli kitaplar okuyup, karakterlerin beden dilini, yüz ifadelerini, duygularını birlikte çözümleyebilirsiniz. Kitap okurken ara ara durarak “Sence kahraman böyle olunca ne hissetmiştir? Sen olsan nasıl hissederdin? Bu karakter kendini daha iyi hissetmek için ne yapabilir?” gibi sorular sorabilirsiniz.

    •    Çocukların, kendilerinden daha az şanslı insanlara yardım etmeleri için fırsatlar oluşturabilirsiniz. Örneğin, oyuncaklarını ya da kitaplarını Doğu’daki arkadaşlarına ya da bu olanaklara sahip olmayan çevredeki çocuklara göndermek, görme engeli olmayan çocukların görme engeli olan kişiler için kitap okuması, huzurevinde yaşlıları ziyaret etmek, işaret dili öğrenmek, bir felaketten zarar gören insanlara kendi kapasitesinde yardım etmesini sağlamak gibi…

    •    Görme engelli rehberler eşliğinde İstanbul’u görme engelli biri gibi gezme deneyimi yaşatan Karanlıkta Diyalog gibi (http://www.dialogistanbul.com/karanlikta-diyalog-nedir), empati geliştirmeye odaklı sergilere ziyarette bulunabilir veya yaratıcılığınızı kullanarak benzer deneyimleri kendiniz oluşturabilirsiniz.,

    •    Çocuğa yargılamadan dinleme becerisi kazandırmak, empati duygusunun gelişmesinde çok önemli.  Ernest Hemingway, “İnsanlar konuştuğunda, tamamen dinleyin. Çoğu insan asla karşısındakini dinlemiyor” diyor. Bunun için de önce siz, çocuğunuzu yargılamadan sadece dinleyin…

    •    Bir de sürekli “selfie” çekmek yerine, başkalarının duygularını yakalamaya çalışan “empatik çekimler” yapmak güzel bir başlangıç olabilir…

Yazar: Dr. Bahar Eriş
Kaynak: www.bahareris.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND