Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ekmeğini e- ticaretten çıkaran türkler !

Sanal alemin Türk zenginleri, mucizelerle dolu başarı öykülerini SABAH’a anlattılar. Tolga Kabataş ve arkadaşları Türkiye’nin ilk açık artırma sitesi için Amerikalı internet devini örnek aldı. Kurdukları siteyi de aynı Amerikalı’ya sattı… Bursa’da da üç genç 10 bin dolar sermayeyle yola çıkıp milyonlarca dolar cirolu Turkticaret.Net’i yarattı

Sahibinden.com İnternet 1990’ların ortalarından itibaren Türkiye’de evlere ve ofislere girmeye başladı. Önceleri sadece uzmanların kullandığı ayrıcalıklı bir iletişim hizmetiydi. Zamanla her iş için kullanılan vazgeçilmez bir iletişim aracı haline geldi. İnternet kullanıcılarının sayısı 16 milyona ulaştı. İnternet yaygınlaştıkça, internet üzerinden yapılan ticaret de büyüdü. Türkiye’de e-ticaret üzerinden dönen paranın bugün artık yılda 300 milyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor. İnternet büyüdükçe, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kendi zenginlerini de yarattı. Parlak fikirlerin peşinden koşan genç girişimciler göz açıp kapayıncaya kadar dolar milyonerleri oldu.

Elektronik pazarda kendini kanıtlamış başarılı Türk girişimcilere ait web siteleri arasında; sanal açık artırma sitesi gittigidiyor.com, Türkiye’nin ilk “şirketten şirkete ticaret” sitesi turkticaret.net, yemek sipariş sitesi yemeksepeti.com, Türkiye’nin ilk Türkçe portalı mynet.com, sanal elektronik mağazası estore.com.tr, bebekli ailelerin tüm ihtiyaçlarını karşılayan e-bebek.com ve otomobilden “kardan adama” kadar her türlü ürünün satın alınabildiği sahibinden.com bulunuyor.

Gittigidiyor.com

Sanal açık artırma sitesi “gittigidiyor.com” üç okul arkadaşı tarafından 2001 yılında kuruldu. Halen 1.3 milyon kayıtlı kullanıcısı bulunan sitede elektronikten pula, tespihten mücevhere hatta Barış Manço’nun ilk plağına kadar adeta yok yok

OKUL ARKADAŞLARI ’GİTTİGİDİYOR’ DEDİ EBAY’İ ORTAK ETTİ

Burak Divanlıoğlu ve Tolga Kabataş’ın yolları ilk kez Ankara Anadolu Lisesi’nde kesişmişti. Okul sıralarında konuştukları şey elbette ekonomi değil, müzik, spor ve arabalardı. Üniversite için birbirlerinden ayrıldılar. Burak İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık okuduğu yılarda Serkan Borançılı ile tanıştı. Tolga ise ODTÜ’de Makina Mühendisliği eğitimi aldı. Mezun olduktan sonra Amerika’nın yolunu tuttu. ABD’de gencecik girişimcilerin kurduğu internet şirketleri borsaya açılıyor, sahiplerine milyonlarca dolar kazandırıyordu. Bunların içinden biri özellikle Tolga’yı büyülüyordu: İkinci el ürünlerin açık artırmayla satıldığı eBay sitesiydi bu. İşten yorgun argın döndüğü bir akşam telefonu çaldı; arayan Serkan ve Burak’tı.

1.3 MİLYON KULLANICI

Serkan ve Burak, internet işine girmeye karar verdiklerini haber vermek için aramışlardı. Tolga ilk iş ülkeye döndü. Sanal açık artırma sitesi “Gittigidiyor.com” üç okul arakadaşı tarafından 2001’de işte böyle kuruldu. İnternette açık artırma sitesiyle yola çıkan 3 ortak, ısrarlı yatırımlarının meyvesini 6 yıl sonra almaya başladı. Gittigidiyor.com sitesinin azınlık hissesi 2005 yılında, Amerika’daki ilham kaynakları olan eBay’e milyonlarca dolara satıldı!.. Gittigidiyor.com’un 1 milyon 300 bin kayıtlı kullanıcısına her ay 60 binden fazla yeni kullanıcı katılıyor. 2007 yılı sonunda yaklaşık 2 milyon kullanıcıya ulaşmayı hedefliyorlar. Sitede, cep telefonu, fotoğraf makinesi, bilgisayar, giyim ve mücevher ürünlerinden, para, pul, plak, tesbih, eski kitap ve dergi benzeri koleksiyon malzemelerine kadar yaklaşık 500 bin ürün satışa sunuluyor. 50 bine yakın satıcı, sitenin yüksek teknolojik altyapısı ile Türkiye’nin dört bir köşesinde yaşayan yüzbinlerce alıcıya ulaşıyor.

AKMERKEZ’İ BİLE GEÇTİ

Tolga Kabataş, Gittigidiyor.com’un başarı sırrını şu cümlelerle açıklıyor: “2001 krizinde internet sektörüne yatırımlar dururken, biz ilk yıllarda zarar edeceğimizi bile bile yatırım yaptık. En sıkıntılı zamanımızda bile teknoloji yatırımından kaçınmadık. Kısa vadeli kazançların peşinde olmadık.” Gittigidiyor.com’un başarısının arkasında yatan bir başka faktör, “güvenli ticaret” sistemi. Bu sistemde, müşteriler satın aldıkları ürünün bedelini ancak ürünü teslim alıp, inceledikten sonra ödüyorlar. Bu da site kullanıcılarına güven veriyor. Gittigidiyor’un bugün Akmerkez’den çok ziyaretçisi var. Sitede Barış Manço’nun ilk plağından, PlayStation3’ e, elişi örme yatak takımlarına kadar farklı yelpazeden onbinlerce ürün bulmak mümkün. Herkese göre bir şeylerin olması her gün binlerce müşteriyi siteye getiriyor. Tolga Kabataş, site kurulduğundan bu yana 3 milyona yakın ürünün sorunsuz biçimde el değiştirdiğini söylüyor. Sitede her ay 10 binden fazla satıcı da 17 farklı ana kategoride, 500 binden fazla ürün sergiliyor.

Turkticaret.Net

Bursa’da 1998’de küçük bir ofiste 10 bin dolar sermayeyle kurulan Turkticaret.Net, 2001 krizinde patlama yaptı, yüz binlerce üyeye ve milyonlarca dolarlık ciroya ulaştı. Yeni hedef Amerika’da büyümek

2001 KRİZİNİN KÜLLERİNDEN DOĞAN E-PAZAR

Murat Yanıklar, Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi’nin Matematik Bölümü’nden mezun olup Bursa’ya döndüğü 1997 yılında, hayallerine inanan iki arkadaşıyla bir araya geldi. Türkiye’de esen internet fırtınasından etkilenen Yanıklar ve arkadaşları Bursa’nın ilk internet şirketlerinden birini kuracaktı. Turkticaret.Net Bursa’da küçük bir ofiste 1998’de böylece kuruldu. Yanıklar ve arkadaşları, internet sitelerinin adreslerini, yani teknik tabiriyle “alan adı” (domain name) satıyorlardı. Aynı zamanda internet sitelerine bulundurma (hosting) hizmeti veriyorlardı. Bir yandan da Türkiye’nin ilk “şirketten şirkete ticaret” (business to business) sitesi Turkticaret.Net’i oluştumaya koyuldular. Turkticaret.Net sitesine üye olan şirketler, satmak ya da almak istedikleri malları elektronik ortamda birbirlerine bildiriyorlar, böylece aracı olmaksızın ticaret yapıyorlardı. Bu sistem dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de büyük ilgi gördü. Murat Yanıklar ve arkadaşları 2001 krizinde inanılmaz bir hızla büyüdüler. Turkticaret.Net’in üye sayısı bu dönemde 100 bini aştı. Artık ürünlerini tanıtmak isteyen çok sayıda şirket Turkticaret.Net’in kapısını çalıyor. 1998’de küçücük bir ofiste kurulan bu ’pazar’ dev bir genel merkeze ve milyonlarca dolarlık ciroya kavuştu.

HEDEFLERİ 350 BİN ÜYE SAYISI

Turkticaret.Net’in bugün 5 ildeki 6 ofisinde yaklaşık 150 çalışanı var. Şirketin gücü Türkiye sınırlarını çoktan aştı. Dünyanın en büyük web alanı bulundurma ve alan adı şirketlerinden biri haline geldi. Murat Yanıklar ve arkadaşları Amerika’da da bir şirket satın alıp bu şirket aracılığıyla Amerikalılara da alan adı satmaya başladılar. Muhasebe ve finans yazılımı üreten bir Türk şirketini satın aldılar. Yazılımdan sonra marka tescili işine de girdiler. Bir yıl içinde bin 400 marka tescili yaparak, sektörde önemli bir noktaya geldiler. Turkticaret.Net’in üye sayısı ise çoktan 280 bine ulaştı. Murat Yankılar hedeflerini ise, 350 bin üye ve ABD’de büyümek olarak özetliyor.

Yemeksepeti.com
Bin 800 restoranla çalışan ve 260 bin üyesi olan yemeksepeti.com, 6 milyonuncu siparişe koşuyor 3 arkadaş 24 saat boyunca yemek servisi yapıyor

YEMEK SİPARİŞLERİ 6 MİLYONA KOŞUYOR

Nevzat Aydın, üniversiteyi Boğaziçi’nde okuduktan sonra gittiği Amerika’dan aklında yeni bir iş fikriyle döndü. Döner dönmez yaptığı ilk iş Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaşı Melih Ödemiş’e bu fikri açmak oldu. İki arkadaş yanlarına çocukluk arkadaşları Cem Nufusi’yi aldı ve “yemeksepeti.com” adlı bir internet sitesi kurma konusunda çalışmaya başladı. İşin teknik kısmı sorunsuz yürürken, restoranları sepete dahil etme konusunda sıkıntı yaşandı. Amerika’daki modeli uygulamak için harekete geçildive ve ilk aşamada 15 restoran hedef seçildi. Herkes üç restorana gitti ancak sonuç hüsran oldu.. 15 restorandan hiçbiri internetten satışa inanmadığı için bu işe para yatıramayacaklarını söyledi. Kısaca restoranlar “aç karnına internet olmaz” dediler. Akşam, Boğaziçi Üniversitesi’nin kantininde buluşan üç arkadaş, farklı bir model uygulamaya karar verir bu kez. Alışveriş başına küçük bir komisyonla işi yapabileceklerini düşünürler. Bu şekilde restoranlara para kazandırdıkça restoranlar bu işe girmeye başlar. 2000’lerde interneti Banu Alkan’lı reklamlarla tanımaya başlayan restoranlar, birbiri ardına yemeksepeti’nin menüsüne girmeye başlar. Nevzat Aydın, “Bize ’Bu olmaz bununla uğraşmayın’ diyen restoran sahipleri 18 aylık uğraştan sonra bizi aramaya başladı. Siparişler artmaya başladı. Bugün günlük 21 bin kişiyi doyuran bir sepet haline geldik” şeklinde gelinen noktayı özetliyor.

GECE SİPARİŞLERİ ARTTI
Çalışanlardan öğlen saatlerinde sipariş alırken, son dönemde evlerden internet bağlantısının artmasıyla siparişlerin artmaya başladığını söyleyen Aydın, “Öğlen siparişlerinin 1.5 katı siparişi gece almaya başladık” diyor. Şu anda Türkiye’nin beş büyük kentinde bin 800 üye restoranla hizmet veren yemeksepeti.com, yedi yıl içerisinde 260 bin kayıtlı üyeye ulaştı. Geçen yılın sonunda 4 milyonuncu siparişini alan yemeksepeti. com, 2007 yılı sonuna kadar 6 milyonuncu siparişe ulaşmayı hedefliyor. Sipariş verilen yemeğin ücreti, restoranın kabul ettiği şekilde kapıda nakit, kredi kartı veya yemek çeki ile ödenebiliyor.

Mynet.com

Aile şirketi yerine kendi yolunu çizdi. 50 bin dolara aldığı alan adıyla, bugün Türkiye’nin en değerli şirketinin sahibi oldu

KENDİ İŞİ MYNET İLE LİDER OLDU

Ailesi, boş bir hayal olarak gördükleri internet işiyle bu kadar yoğun ilgilenmesini pek onaylamıyordu. Aradan geçen onca yılın ardından küçücük bir adımla başlayan iş, 3.5 milyon email abonesi olan, 30-40 milyon dolara varan online reklam pazarından yüzde 30’la en büyük payı alan bir internet şirketine dönüşür.

İnternetin emekleme dönemi olan 1990’ların ikinci yarısında dahi ne denli büyük fırsatlar sunduğunun en canlı örneklerinden birini Emre Kurttepeli ve şirketi mynet oluşturuyor. Bu girişim Türkiye’de ilklerden ve nadir başarılı örneklerden olduğu için sıradışı bir hikâyeye de sahip. Başlangıçta plan kusursuzdur ancak, küçük bir sorunla karşılaşır: İsim… Bir televizyon dizisi imdadına yetişir ve ortaya “mynet” ismi çıkar. Ancak bu alan adının sahibi 18 yaşında bir üniversitelidir. Uzun süren pazarlıktan sonra 50 bin dolara sitenin isim sorunu çözülür. Ticaret Bakanlığı’nın “Türkçe tarif edin” engelini de zorlukla aştıktan sonra mynet Türkiye’nin ilk Türkçe portalı olarak 1999 sonbaharında faaliyete geçer. Google, Microsoft ve Yahoo gibi dev bütçeli internet şirketlerinin arasından sıyrılarak eposta hizmetinde çıtayı sınırsız depolama alanına taşıyan ilk şirket Türkiye’den mynet oldu. E-mail konusunda pazar liderliğini uluslararası rekabete taşıyan şirket, yeni satın almalar ve yeni teknolojilere yaptığı yatırımlarla 2005’ten itibaren dramatik bir büyüme kaydetti.

Mynet internette iş yapmanın geleceğine inanarak ve ısrarla yatırımlarına devam etmenin meyvesini verdiğinin son örneklerinden biri. Emre Kurttepeli, internete odaklanarak sadece içerik ve e-posta hizmeti sunmaya devam ediyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND