Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Eğitimli işsizlerin sayısı neden artıyor?

Son dönemde iş gücü piyasasında gözlenen eğitimli işsizlik artış oranı endişe veriyor. Hepsi okumuş çocuklardan oluşan işsizler ordusu gerçeğini çeşitli alanlardan uzmanlar analiz etti… İşte nedenleri, sonuçları ve çözüm yolları

Son dönemde iş gücü piyasasında gözlenen eğitimli işsizlik artış oranı endişe veriyor. Hepsi okumuş çocuklardan oluşan işsizler ordusu gerçeğini çeşitli alanlardan uzmanlar analiz etti… İşte nedenleri, sonuçları ve çözüm yolları

Hepsi okumuş çocuklar ama iş bulamıyorlar

Sadece son bir yılda üniversiteli işsizlerin arasına 43 bin kişi daha katıldı. İşsizlik oranı yüksek bölümler ise gazetecilik, bilgisayar, sanat, yaşam bilimleri. Hürriyet İK, akademisyenlerle görüşüp işsizlik sorununun nedenlerini ve çözümlerini araştırdı.

YÜKSEK öğretimdeki sorunlar, doğru işgücü planlamasının olmayışı nedeniyle bugün her 4 işsizden biri üniversite mezunu. Bu sayı, her geçen yıl artıyor.

Açıklanan son verilere göre, 2015’in Ekim ayı itibariyle işgücüne katılan 6,5 milyon üniversite mezunundan 5,8 milyonu iş hayatına atılırken, 768 bini iş bulamadı. Üniversite mezunlarında işgücüne katılım oranı yüzde 80, işsizlik oranı ise yüzde 11,7 civarında. Bir önceki senenin Ekim ayında ise üniversiteli işsizlerin sayısı 725 bin ki, bu da son bir yılda 43 bin kişinin daha işsizler arasına katıldığı anlamına geliyor.

Üniversiteli işsizlerin sayısındaki artış, Meclis gündemine de girdi. TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, 2015 Aralık ayında “Türkiye’de Üniversite Mezunu Nüfusun İşgücü Durumu” raporu hazırladı. Buna göre, her 4 işsizden biri üniversite mezunu. Daha da ilginci, rapor, 15 sene öncesinde her 10 işsizden birinin üniversite mezunu olduğunu ortaya koyuyor.

SAYILARI ARTIYOR

Üniversite mezunları arasında işsizlik oranının en yüksek olduğu alan ise gazetecilik ve enformasyon. Bu alandan mezun olanların yüzde 29,1’i işsiz. Bunu, yüzde 16,6 ile bilgisayar, yüzde 16,3 ile sanat ve yüzde 15,1 ile de yaşam birimleri takip ediyor.
Peki, üniversite mezunları neden iş bulmakta zorluk çekiyor. Hürriyet İK, akademisyenler ve uzmanlar ile görüşüp hem işsizlik sorununun nedenlerini hem de çözümünü araştırdı.

AİLELERİN TUTUMU DA ÖNEMLİ

KADİR Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Türkiye’de zamanında doğru işgücü planlaması ve yükseköğretim yapılanmasının kurulmadığını, ailelerin de seçici olmak yerine çocuklarını herhangi bir konuda yüksek eğitim almaya yönlendirdiklerini belirtiyor. Bu da geleceği olmayan alanlarda alınan eğitime ve iş bulmada gecikmeye neden oluyor. Belirli alanlarda uzmanlaşan üniversiteler yerine çok bölümlü genel üniversiteler açılıyor. Sonuçta, Türkiye’nin ihtiyacından daha fazla sayıda yükseköğrenim mezunu hayata atılıyor.

EĞİTİM İHTİYACA UYGUN DEĞİL
EGE Üniversitesi Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fazilet Vardar Sukan, yaşam bilimleri alanının biyoloji, genetik gibi temel bilimlerden eczacılık, tarım gibi sektörleri de içeren çok geniş bir kapsamı olduğunu belirterek, şunları söylüyor:“Türkiye’de bu alanda endüstriyel gelişmenin yeni başlamış olması, buna karşın üniversitelerin eğitim programlarının sanayinin ihtiyaçlarına göre kurgulanmamış olması söylenebilir. Mezunların kalitesindeki farklılıklar da istihdamı olumsuz etkiliyor. Akademik alanlardaki gelişmeler Türkiye’de sanayiye henüz dönüşmedi. Örneğin, biyoteknoloji ve biyomühendislik gibi alanlardan mezun olan öğrenciler kendi alanında çalışacak çok fazla firma bulamıyor. Öğrenciler ya başka alanlara kayıyor veya yurt dışına gidiyorlar. Tüm bunlara rağmen yatırımlar giderek artıyor. Yaşam bilimleri alanında teknoloji geliştirme bölgeleri oluşturulmalı ve bu alanlarda kurulan start-up firmalar desteklenmeli. Ayrıca, üretilen yerli ürünlerin piyasa rekabetini arttırmak için standardizasyon sistemleri kurgulanabilir.”

SEKTÖRDE YERLİ FİRMA AZ

İZMİR Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kayhan Erciyeş, teknoloji ve bilgi üretme konusunda AR-GE ve mühendislik gereksiniminin yeterli olmadığını söylüyor. Üretim maliyetlerini düşürmek için bilgisayar mühendisliği mezunları yerine yüksekokul ve program mezunları tercih ediliyor. Yerli yazılım, donanım üreten kurum ve sektörler de yeterli değil. Bu duruma yerli firmaların, çok uluslu şirketlerle rekabette zorlanması da eklenince bilgisayar mühendisliği mezunlarının istihdam sorunu daha da büyüyor. Bilgisayar mühendisliği ve ilgili bölümlerde eğitim verilen 200’den fazla bölüm, program var. Yakın geçmiş ile karşılaştırınca, çok daha fazla mezun her yıl iş arayanların arasına katılıyor.”Kayhan Erciyeş, çözüm önerilerini ise şöyle sıralıyor: “Bilgisayar alanındaki işsizlikle savaşabilmek için AR-GE’ye, yerli teknolojilere ve üretime çok daha fazla önem vermek gerekiyor. Daha fazla çokuluslu projeler, işbirlikleri yapmak gerekli. Küçük ve orta büyüklükte işletmelere (KOBİ), zaten var olan destek daha da arttırılabilir.”

MEZUN ÇOK, KURULUŞ AZ

İSTANBUL Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof.Dr. Suat Gezgin, iletişim fakültelerinin sayısının çok fazla olduğunu ve iletişim alanında her yıl fazlasıyla mezun verildiğini belirtiyor. Medya kuruluşlarında ya da iletişim departmanlarında, iletişim mezunu olmayan kişiler de çalışabiliyor. Bu konuyla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmaması gençlerin yolunu tıkıyor. Teknolojinin hızla gelişmesi ise makine karşısında insanın gerilemesi durumunu ortaya çıkardı ve sokaklardaki iletişimci sayısı azaldı. Gezgin’e göre işsizliği azaltabilmek için yasal düzenlemeler yapılması ve iletişim alanındaki kurum ve kuruluşların sayısı artırılmalı. Ayrıca, iletişim fakültelerinin sayılarının daha fazla artmasının önüne geçilmeli. Çeşitli illerde şubeleri olan kuruluşlarda çalışanların büyük bölümünün iletişim fakültesi mezunu olması zorunluğu getirilebilir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ders müfredatlarına koymuş olduğu medya okur yazarlığı dersinin zorunlu bir ders yapılması ve bu dersin iletişim fakültesinden mezun olan kişiler tarafından verilmesi, genç mezunlara yeni bir iş alanı açabilir.

SANATA YATIRIM YAPILMALI

YILDIZ Teknik Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr Aslıhan Eruzun Özel, işsizliğin yüksek olduğu alanlardan biri olan sanatla alakalı kurum sayısının yetersiz olduğunu düşünüyor. Ayrıca, kadroların dolu olması sebebiyle insanlar işsiz kalıyor ve başka işlere yöneliyorlar. Sanat alanından mezun olanların ikinci bir iş ve en çok yaptıkları meslek resim öğretmenliği, müzik öğretmenliği oluyor. Özel, sanatçıların sayısının artması için sanata mutlaka yatırım yapmak gerektiğini belirtiyor.

ÇOĞUNLUK YENİ AÇIULAN ÜNİVERSİTELERDEN

YILDIZ Teknik Üniversitesi ile İK yönetimi sertifika programlarını yürüten Çözüm İK Koordinatörü Betül Atınbaşak, üniversite mezunu işsizlerin çoğunluğunun, yeni açılmış özel üniversitelerden mezun olduklarını belirterek, şunları söylüyor:“Şirketler sadece belli okullardan mezun olanları işe alıyor. Bu da diğer okullardan mezun olanların iş bulmakta zorlanmasına sebep oluyor” Ayrıca, okudukları alandan memnun olmayanların farklı alanlarda iş aramaları, bölgesel iş imkanları da diğer önemli faktörler. Büyükşehirler dışındaki şehirlerde iş imkanları çok daha az oluyor.

SORUNLAR

-Teknoloji ve bilgi üretmede mühendislik gereksinimi yeterli değil.
-Her alanda 200’den fazla bölüm, program var.
-Doğru iş gücü planlaması ve yükseköğretim yapılanması yok.
-Aileler, seçici olmayıp çocuklarını herhangi bir alana yönlendiriyor.
-Uzmanlaşan az programlı üniversiteler yerine çok bölümlü üniversiteler açılıyor.
-İhtiyaçtan fazla üniversite mezunu hayata atılıyor.
-Eğitim programları sanayinin ihtiyaçlarına cevap vermiyor.
-Şirketler belli okullardan mezun olanları işe alıyorlar.

ÇÖZÜMLER

-Geleceğin mesleklerine yönelik üniversite ve bölümler açılmalı.
-İşlevini yitirmiş alanlardaki yapılar kapatılmalı ya da dönüştürülmeli.
-Üniversiteler yetişmiş, nitelikli iş gücü yaratmalı.
-Yaşam bilimlerinde teknoloji geliştirme bölgeleri açılmalı.
-Üniversitelerin niteliklerini arttıracak yasal uygulamalar oluşturulmalı.
-Üniversite mezunlarına bölgesel iş imkanı yaratacak düzenlemeler yapılmalı.
-İletişim fakültelerinin sayısının daha fazla artmasının önüne geçilmeli. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND