Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Eğitim amaç değil, araç olmalı

Eğitim sorununun önemli bir parçasını diploma almanın gelişimden daha önemli olması oluşturuyor. Diploma vermek üzerine kurulu sistem eğitimi araç değil amaç haline getiriyor. Sonuç; diplomalı işsizler ya da diploma mesleğini yapmayan mezunlar oluyor. Peki çözüm nedir?

kişisel gelişim

Eğitim amaç değil araç olmalı

Türkiye’de üniversite okumayana kız yok, iş yok, para yok! Oysa bir meslek sahibi olmak için mutlaka üniversite okumaya da gerek yok. Ebeveynlerin yeter ki üniversite okusun baskısı, gençlerde kesinlikle üniversiye girmeliyim düşüncesi yaratıyor.

Ancak önemli olan kişinin kendine uygun en iyi işi bulup, mutlu olması. Üniversite diploması peşinde koşmadan, meslek eğitimiyle de iyi bir iş bulunabilir. Aslında bu konuda Türkiye’de kıpırtılar başladı. Ama yetmez… Toplumun tüm kesimleri artık meslek eğitiminin öneminin farkına varılmalı. Çünkü geçerli ve saygın tek diploma, üniversite diploması değildir.

Meslek eğitiminin çoğu zaman göz ardı edildiği ya da tercih edilmediği Türkiye’de çoğu kişi için meslek sahibi olabilmenin tek yolu üniversite eğitimi. Üniversiteye giden yolun bir anlamda kapısını açan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na her yıl binlerce genç katılıyor. ÖSYM’nin düzenlediği ne kapsamlı sınavlardan olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), gelecek hafta Pazar günü yapılacak. Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) ise 15-16 Haziran ve 22-23 Haziran’da düzenlenecek. Bu yıl YGS’ye girecek aday sayısı 1.900.000’lere yaklaştı.

Çok pişmanım!

Sonay, geçen yıl sınava giren adaylardan. Bu yıl Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği’nde okuyor. Bir sitenin “YGS tarihi belirlendi” haberine yorum yapıp içini dökmüş: “Sorun bana ki pişman mısın? Evet pişmanım” diyor. YGS’ye girecek heyecan içindeki genç arkadaşlarına sesleniyor: “Sakın ola kendinizi kasmayın. Bizim başımızda bir bilgili yoktu. Kimse bizi bilgilendirmedi. Tabiri caizse eşşek gibi çalışıp ygs ve lys’de iyi puan alıp ktü makine mühendisliğindeyim. sorun bana ki pişman mısın evet cok pişmanım. Çünkü sınıfımdaki çoğu kişi dikey geçişle gelmiş. Bir tek ben lys ile kazanmışım. Adam yerine konulmaz 2 yıllık bölümler fakat emin olun ki 2 yıllığı okumak her zaman daha kolaydır ve de dgs sınavı öss sınavının yanında cok kolay kalıyor. okuyun 2 yıllık sonra dgs ile geçin 4 yıllığa. Kasmayın kendinizi. Sonuçta 4 yıl okuduktan sonra ikinizin de diplomasında aynı şey yazacak. Daha az stresle daha iyi yerlere gelirsiniz.”

Geleceğin makine mühendisi Sonay, bugünkü üniversite eğitim sisteminin gerçeklerinden birini tecrübe etmiş. Belki de bileğinin hakkıyla geldiği bu okulda kendini çok da iyi hissetmeyecek, belki de bölümünü bitiremeyecek… Oysa tek istediği, bir meslek sahibi olup, iş bulmak ve işini hakkıyla yaparak haysiyetiyle para kazanmak.

2 yıllık mı 4 yıllık mı?

Aslında Sonay, bir anlamda Türkiye’deki iki yıllık meslek yüksek okulu ile dört yıllıklar arasındaki çekişmeyi de gözler önüne seriyor. Çoğu gencin dört yıllık bölümü tutturamayınca meslek yüksek okullarına yöneldiği, iki yıllık okulun genelde üç yılda bitirildiği gerçek.

Sakarya Üniversitesi’nden Yardımcı Doç. Dr. Mustafa Kemal Cerrahoğlu’nun yaptığı araştırma da bu durumu gözler önüne seriyor. Cerrahoğlu’nun belirtiğine göre, Türkiye’deki 650’den fazla Meslek Yüksek Okulları’nda (MYO) bugün 700 bin öğrenci okuyor. MYO’lardaki eğitim üzerine Sakarya örneğinden yola çıkararak yapılan araştırma için Sakarya Üniversitesi’ne bağlı Sakarya MYO, Sapanca MYO, Akyazı MYO, Hendek MYO, Karasu MYO ve Geyve MYO öğrencilerinden toplam 1.150 öğrenci ve 18 işyeriyle anket yapılmış. Anketlerde Sakarya’da sınırları içinde bulunan MYO’lardaki başarısızlığın nedenleri, MYO’u niçin tercih ettiği, İşletmelerde çalışan MYO mezunlarının durumu, ayrıca da işverenlerin MYO mezunları hakkındaki düşünceleri sorulmuş.

Değerlendirmeye alınan öğrencilerin yüzde 85’i, meslek lisesi mezunu olup sınavsız geçiş hakkını kullanarak MYO’lara kayıt yaptıran öğrencilerden oluşmuş. Tercih sebepleri sorulduğunda yüzde 70’i, ailenin isteği ve sınavsız geçişin büyük avantaj olduğunu belirterek bu avantajdan dolayı meslek liselerinde fazla ders çalışılmasına gerek olmadığını söylemiş. Tercih sebeplerine verdikleri diğer yanıtlar ise şöyle sıralanmış:

Yüzde 45’i kısa yoldan işyeri açma, yüzde 82’si devlet kurumlarında teknik eleman olarak çalışmak, yüzde 70’i büyük ölçekli bir işletmede çalışmak, yüzde 18’i kendi işinde ve ailesine ait işletmelerde çalışarak lisan eğitimine devam etmek, yüzde 75’i daha iyi para kazanmak, yüzde 65’i herhangi bir işletmede yönetici olmak ve saygınlık kazanmak, yüzde 72’si alanıyla ilgili herhangi bir lisans programına geçmek.

Çalışmanın mezunlar boyutu incelendiğinde ise Sakarya’daki işletmelerde çalışan mezunların yüzde 5’inin yönetici, yüzde 3’ünün işveren, yüzde 12’si işyerlerinde büro elamanı, yüzde 20’sinin müteahhit elemanı, yüzde 18’inin geçici işçi ve kadrolu elaman, yüzde 15’i formen veya ustabaşı olarak çalıştığı ortaya çıkmış. Ayrıca Sakarya’daki MYO mezunlarının ortalama yüzde 17’sinin işletmelerin çeşitli kademelerinde çalıştığı anlaşılmış.

Öte yandan yapılan araştırmayla işverenlere göre mezunların sanayicinin ihtiyaçlarını karşılamada yeterli olmadığı da ortaya çıkmış. Dolayısıyla mezunların büyük çoğunluğu işsiz veya alanları dışında başka işlerde çalışıyor. Aynı işverenler öğrencilerin 80’inin fazla ücret talep ettiğini, yüzde 75’inin ise verilen ücreti az bulduğunu ifade etmiş.

Yeter ki üniversite okusun!

Gençler, meslek seçerken ebebeynlerin etkisi altında kalıyor. Sakaryalı MYO öğrencilerinin yüzde 70’i ailesinin isteğiyle MYO’yı tercih etmiş. Çünkü genç, bazen üniversite eğitimi almak istemiyor ya da başka dalda eğitim görmek istiyor olabiliyor. Aslında aile de çocuğuna  meslek eğitimi aldırmanın daha önemli olduğu kanısına sahip, fakat sosyal etkiler nedeniyle eğer çocuğu üniversite eğitimi görürse daha iyi bir iş bulacağına inanıyor. Ya da başka nedenlerden dolayı aslında genç, toplumda çok da ihtiyaç olmayan bir mesleğe yönelik eğitim almaya zorlanıyor.

Ayda kaç para kazanırım?

Tercih Danışmanı Serhat Butur, üniversite tercih dönemlerinde ailelerin çocuklara yaklaşımından etkinin gözlemlendiğini söylüyor. Doğuş Üniversitesi’nde doktora yapan Butur, İstanbul ve Anadolu’daki birçok lise ve merkezlerde “Üniversite Seçiminde Aile ve Öğrenci”, “Üniversiteye ilk adımda Motivasyon, Sınav Stresi ve Kaygı” ve “LYS, YGS Nedir? Seçmek İstediğim Bölüm” başlıklı verdiği seminerlerden gözlemlerini anlatıyor:

“Birçok ailede üniversite seçimlerinde masamıza geldiklerinde en önde kendileri çocukların ise bir arkada oturtulduğuna şahit oluyoruz. Aileler çocuklarının hemen işe girebileceği, çok para kazanabileceği işlerde çalışmasını, mavi yakalı değil beyaz yakalı olmalarını istiyorlar. Ya da gençlere komşu veya akrabada her hangi bir meslekte çok para kazanan biri varsa onu örnek gösterip aynı işi yapmaları bekleniyor. Bu dönemde öğrencinin en çok sorduğu soru, bu meslekler bana uygun mu yerine, “Ayda kaç para kazanırım?” oluyor. Bu nedenle lise öğrencileri diğer meslek gruplarını ve bu meslekteki kariyer imkanları araştırmaktansa aile içi konuşmalarla kendine uygun olup olmadığını düşünmeden bir bölüme atlıyor ve sonunda da o işi yapmıyor.”

Ama ebeveynine rağmen kendi doğrusunu bulanlar da var.

Üniversiteyi tercih etmedi

Can Kurdi, onlardan biri. Ailesinin konsoloslukta çalışma telkinlerine karşılık kendi kariyer yolculuğuna çıkmış. Liseden sonra büyük bir GSM şirketinin çağrı merkezinde çalışmaya başlamış. Buradaki başarılı performansına, küçük yaşlardan bu yana gelen bilgisayar ve yazılım düşkünlüğü birleşince, sistemdeki bir açığı tespit eden bir e-postasıyla yöneticilerinin dikkatini çekmiş. Yöneticileri, ‘Roaming Expert’te uluslararası çağrı kalitesini artırımı için rapor hazırlamasını istemesi ve hazırladığı raporun beğenilmesiyle Can, kendini şirketin roaming expert departmanında bulmuş. Can, kısacık kariyer yolcuğulunda merak, yaratıcılık ve yabancı dilin kendisine klavuzluk yaptığını, önünü açtığını söylüyor. Şimdi Can, Almanya’daki bir GSM şirketinin aynı departmanı için teklif aldı ve bir iki aya kadar gideceğini söylüyor. “Gitmemdeki en büyük neden ise yeni keşifler ve yeni bir dil daha öğrenmek” diyor.

Telkinlere kulak asmadı

Başak Kılıç ise farklı bir örnek. Başak lise notlarının yüksek olması ve aynı zamanda deneme sınavlarından çıkan sonuçlarının yüksek olması sonucunda, çevresinden tıp ve sağlık alanlarından bir bölümü seçmesi yönünde telkinler alıyormuş. Ancak yapılan değerlemeler sonucunda Başak’ın aslında tam bir mühendis adayı olduğu ortaya çıkmış. Başak içindeki dinamiklerin farkındalığıyla Endüstri Mühendisliği bölümünü tercih etmiş.

Başak’ın tercih danışmanlığını yapan Serhat Butur, “Üniversite yıllarında Başak ile yaptığımız çalışmalar aslında Başak’ın tam olarak neler istediği ve oluşacak fırsatları ile ilgili bizlere fikirler verdi. Endüstri Mühendisliğinin yanında Bilişim Sistemleri Mühendisliğinden de çift anadal yaparak kariyeri için inanılmaz fırsatlar oluşturdu” diyor. Mezun olmadan işe başlayan Başak, şu an birkaç büyük bankanın veri madenciliği danışmanlığını yapıyor.

 

Gençler ismini bildiği meslekleri tercih ediyor

Gençlere üniversite tercihleri konusunda hizmet veren Destek Eğitim’in Kariyer ve Öğrenci Danışmanı Özlem Arslan Tamimi, çeşitli il ve okullarda verdikleri seminerlerden yola çıkarak liselilerin en çok ismi bilinen meslek gruplarına yöneldiğini söylüyor. Tamimi’ye göre liseliler en çok tıp, moleküler biyoloji ve genetik, hemşirelik, anestezi, fizyoterapi, hukuk, PDR (psikolojik danışmanlı ve rehberlik), psikoloji, okul öncesi öğretmenliği, dış ticaret, lojistik, bilgisayar mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, endüstri mühendisliği, mimarlık mesleklerini tercih ediyor. Liselilerin pek tercih etmediği meslekleri ise çevre mühendisliği, fizik, kimya, biyoloji, matematik, işletme, kimya mühendisliği, peyzaj mimarlığı ve istatistik şeklinde sıralıyor.

Kendi teknik çalışanını eğiten şirketlerden bazıları

– Carrefour, İŞKUR ve İstanbul Aydın Üniversitesi ile birlikte “Et ve Et Ürünleri İşletmeciliği” ve “Ekmek Ustası” sertifika programları uyguluyor.

-Baymak İŞKUR ile birlikte “Gözaltı kaynakçılığı”, “Makine Montaj Elemanı” eğitimleri veriyor.

– Gedik Holding, Gedik Üniversitesi işbirliğiyle kaynakçılığın gelişimi konusunda eğitimler veriyor, “Kaynakçılık Beceri Yarışması” düzenliyor.

-Alfemo Mobilya ve İŞKUR Torbalı Şube Müdürlüğü işbirliğiyle 3. Mobilya Döşeme Teknikerliği Kursu düzenliyor.  Kurs 1 Nisan’da başlayacak.

-Belediyeler de meslek eğitimi veriyor. Örneğin Küçükçekmece Belediyesi. Halk Eğitim ve belediye onaylı sıcak-soğuk mutfak kurslarını bitirip sertifika alanlar, kendi alanlarına yönelik işlerde çalışırken sertifikalı oldukları için öncelik tanınabiliyor. Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, “Özellikle sıcak-soğuk mutfak kurslarımızdan belge alanlar gıda ve yiyecek sektöründe iş bulmakta zorlanmıyor” diyor.

-Türk Telekom ve İŞKUR Genel Müdürlüğü işbirliğiyle 946 gence eğitim verilecek. İŞKUR’un İşbaşı Eğitim Programları kapsamındaki “Stajyer Eğitim Projesi” ile iletişim sektörünün kalifiye eleman ihtiyacı karşılanacak. Eğitilecek gençlerden 473’ü, Ağustos 2013’ten itibaren Türk Telekom’da tekniker olarak istihdam edilecek. Diğer katılımcılar ise sektörde iş bulma şanslarını artıracaklar.

Meslek Lisesi Memleket Meselesi

Koç Holding, Milli Eğitim Bakanlığı ve Vehbi Koç Vakfı işbirliğiyle 2006’da başlayan “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” Projesi ile mesleki teknik eğitimin önemi konusunda toplumun her kesiminde farkındalık yaratmayı amaçlıyor. 81 ilde 264 okulda 8.000’den fazla öğrenciye burs ve staj imkanı sağlanan proje kapsamında, 76 ilde 20 Koç Topluluğu Şirketi’ndeki 550 gönüllü, öğrencilere koçluk yaptı. Staj talebinde bulunan öğrencilerin yüzde 80’ine staj imkanı sağlandı. Proje, ayrıca bursiyerleri mesleki eğitimine devam için de teşvik ediyor. Projenin burs, müfredat, laboratuvar, staj, kişisel ve mesleki gelişim ve istihdam gibi bileşenlerden “Okul İşletme İşbirliği Modeli” oluşturulmuş. Model kapsamında mesleki eğitimin güncel teknolojilere uygun şekilde verilebilmesi için Koç Topluluğu şirketlerinden Arçelik, Fiat, Ford Otosan, Tüpraş ve TürkTraktör tarafından 28 laboratuvar kuruldu. Yine aynı kapsamda 300’ün üzerinde öğretmene hizmet içi eğitim sağlandı. Bu sayede proje okulları öğrencilerine daha nitelikli bir eğitim ve daha geniş olanaklar sunabiliyor. Proje ile kamuoyunda meslek lisesi algısının olumlu yönde değişmesine ve 2006-2010 yılları arasında meslek liselerindeki öğrenci sayısında yüzde 68 artmasına katkı sağlandığı belirtiliyor.

Kayseri Organize eğitim merkezi kurdu

Sanayici, kalifiye çalışan bulamıyor. Özellikle organize sanayi bölgelerindekiler. Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Ahmet Hasyüncü, yeteri kadar vasıflı eleman  bulamamaktan yakınıyor. Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde mobilya ve metal sanayi ağırlıklı 900 şirket bulunuyor. Ahmet Hasyüncü, 60 bin kişinin çalıştığı bölgede en çok döşemeci ve kaynakçı bulmakta güçlük çektiklerini anlatıyor. Bu yıl eğitime açılan Organize Sanayi Sürekli Eğitim Merkezi’nde organize sanayide ihtiyaç duyulan alanlarda çalışacak gençleri eğittiklerini söylüyor.

10 derslikli merkezde bu yıl 212 öğrencileri var. Döşemecilik ve metal işçiliği sınıflarının yanı sıra elektrikçi, elektronikçi ve tornacı sınıfları açmayı da planlıyorlar. Yılda yaklaşık 300 genç mezun etmeyi hedeflediklerini söyleyen Hasyüncü, “Mesleği olan işsiz kalmaz” diyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Başarılı bir kariyer için 50 evrensel öneri

Manşet, julıe bort, iş yerinde başarılı olmanın yolları, iş yaşamı, başarı

İş hayatında takip edilen stratejiler, uzun vadede iyi yerlere gelmek adına büyük önem taşıyor. Bu nedenle iş hayatında başarılı olmanız ve kariyerinizin zirvesinde yer almanız için 50 evrensel önerimiz var. Business Insider’da yayımlanan Julie Bort’un bilgilendirici makalesinden alıntılar sizlerle…

İş hayatında başarılı olmak için 50 evrensel tavsiye

Julie Bort, insanı her tür iş yaşamında daha başarılı yapacak 50 evrensel tavsiyeyi sıralıyor.

Aristoteles’e göre eleştiriden kurtulmanın sadece bir yolu vardır: “Hiçbir şey yapma, hiçbir şey söyleme ve hiçbir şey olma.”

İnsanı iş yaşamında korkuya sürükleyen üç korku kategorisi vardır:

1. Başarısızlık korkusu

2. Yetersizlik korkusu

3. Başkalarını hayal kırıklığına uğratma korkusu.

Geçenlerde Business Insider’da rastladığım bir makale ilgimi çekti. Makalenin yazarı Julie Bort; küçüğünden büyüğüne iş hayatının değişik safhalarında binlerce çalışan ve işadamıyla söyleşi yapmış, eski bir gazeteci. Diyor ki, “iş hayatında başarıyla ilgili iyi tavsiyeler evrenseldir.”

Julie Bort, insanı her tür iş yaşamında daha başarılı yapacak 50 evrensel tavsiyeyi şöyle sıralıyor:

1. “İşiniz için tutkunuz olsun. İşiniz sizin için anlamlıysa, iş hayatınız eğlenceye dönüşür.

2. İşin kendisiyle ilgili tutkunuz yoksa, onu yapma gerekçenizle ilgili tutkunuz olsun. Belki işinizi şirketinizi/kariyerinizi sevmiyorsunuzdur, ama kazandığınız para ve işinizin size sağladığı menfaatler aileniz için ihtiyaçtır. Ailenizi düşünerek doğru olanı yapmakla ilgili tutkunuz olsun.

3. Bazı şeylerin değişmesi gerekiyorsa, değişime liderlik yapan siz olun. İşinizi sevmiyor, ama kopamıyorsanız, ondan kurtulmanıza imkan verecek yetenekler geliştirin. Ofisinizde sorun varsa, sorunu çözen siz olun.

4. Küçükten başlayın ve orası temeliniz olsun.

5. Önce apaçık olanı yapın, daha sonra zora geçin. (Aksi takdirde yaptığınız şey, herkesin koparabileceği meyve peşinde olduğunuz kanaati uyandırır.)

6. Bozuk değilse tamir etmeyin, iyileştirin.

7. Öğrenilmesi zor olan şey, ne zaman devam edileceğini ve ne zaman bırakılacağını bilmektir. Bunu size kimse söylemez. Bir noktada karar vermek zorunda kalacak olan sizsiniz.

8. Akılsızlığın tanımı, aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemektir. Sonuç iyi değilse, bir şeylerin değişmesi gerekiyor demektir.

9. Kimse tek başına başaramaz.

10. Yardım isteyin. İsterken spesifik olun. Yardım geldiğinde zarif ve minnettar olun.

11. Etrafınızda pozitif insanlar olsun, pozif sonuçlar alırsınız.

12. Çeşitliliği kucaklayın. Kendi zayıflıklarınız telafi etmenin en iyi yolu, farklı yetenekleri olan takım arkadaşları oluşturmaktır.

13. İnsanların hayat tecrübeleri farklıdır. İki insan aynı toplantıya katılır ve farklı izlenimlerle ayrılır. Bunun için münakaşa etmeyin. Durumdan istifade edin.

14. Bir insana saygı ve nezaket dairesinde davranmak için onu sevmek zorunda değilsiniz.

15. Kimseye her konuda yapılması gerekeni söylemeyin ve kimsenin size her konuda yapılması gerekeni söylemesine izin vermeyin.

16. Ne kadar çok yaparsanız yapın ya da ne kadar başarılı olursanız olun, her zaman sizden daha fazlasına sahip olanlar çıkacaktır.

17. Daha azına sahip olanlar da.

18. İşte ne kadar sivrilirseniz sivrilin, kimseden daha fazla değerli olamazsınız. Kimse sizden daha fazla değerli olamaz.

19. Zamanını daha çok yeteneklerini kullanmaya ve iyi olduğu şeyleri yapmaya harcayanın mutlu olma şansı artar.

20. Zayıf yönlerini geliştirmeye harcayanınsa hayal kırıklığına uğrama şansı artar.

21. Pratik, yeni bir yetenek geliştirmenin en iyi yoludur. Yeni bir şey öğrenirken kendinizle ilgili sabırlı olun.

22. Zinde olmanın en iyi yolu yeni şeyler öğrenmektir.

23. Yeni şeyler öğrenmek demek bir işin acemesi olmak demektir. Bu da hata yapmak anlamına gelir.

24. Başlangıç hatalarında kendinize ne kadar müsamahalı olursanız yeni şeyleri o kadar çabuk öğrenirsiniz.

25. Projenizin ya da şirketiniz ilk aşamasında hiçbir zaman ihtiyaç duyduğunuz tüm kaynaklara (zaman, para, insan vs.) sahip olamazsınız. Kimse istediği kaynakların tamamına sahip olamaz.

26. Kaynak eksikliği mazeret değil, kılık değiştirmiş bir lütuftur. Yaratıcı olun.

27. Yaratıcılık ve yenilik, hergün yaptığınız şeyleri yeni yöntemler deneyerek öğrenilebilen yeteneklerdir.

28. Hesaplanabilir riskler alın.

29. Şirketinizin, kariyerinizin veya projenizin başlangıç aşamalarında bir sürü şeye “evet” demek zorunda kalırsınız. Daha sonraki aşamalarındaysa “hayır” demek zorunda kalırsınız.

30. Negatif “geridönüş” (feedback) bir ihtiyaçtır. Otomotik olarak reddetmeyin. Gerçeğin meyvelerini toplamak için olumsuz geridönüşü dikkat alın. Meyveleri topladıktan sonra kalanına itibar etmeyin.

31. Eleştiriken iş hakkında konuşun, kişi hakkında değil.

32. Büyük düşünün. Büyük hayal edin. (Alternatifi küçük düşünmek ve küçük hayal etmektir.)

33. Hayalinize nihai bir yol haritası muamelesi yapın. Ona hemen ulaşmak zorunda değilsiniz, ama ulaşmanın tek yolu ona adım adım yaklaşmaktır.

34.  Büyük düşünürseniz “evet”ten çok “hayır” duyarsınız. Kararı verecek olan onlar değil, sizsiniz.

35. Önemli olan basit bir şeyi yaratmanın ne kadar zaman alacağı değil, ortaya çıktığında onun ne kadar değerli ve faydalı olacağıdır.

36. Başarı için sadece bir sır varsa o da şudur: Planlarınızı diğer insanlarla paylaşın ve gelişmeler hakkında onlarla iletişim içinde olun.

37. Network’unuzu geliştirin. Yeni insanlarla tanışmak ve onlarla görüşmek için çaba sarfedin.

38. Şirketinizde hangi teknolojiyi yaratırsanız yaratın, yarattığınız şey bir ürün için değil, insanlar ve iyileştirmeye çalıştığınız hayatlar içindir.

39. Ne kadar başarılı olursanız olun, yine de başarısız olabilir ve büyük başarısızlıklar yaşayabilirsiniz.

40. Başarısızlık kötü bir şey değildir. Sürecin bir parçasıdır.

41. İşler her zaman kötüye gidebilir. Bunun sizi yıpratmaması için yapılması gereken tek şey hazırlıklı olmaktır.

42. Saygılı, ama kararlılıkla insanlara “hayır” demeyi öğrenin.

43. Mümkün olduğunca “evet” demeye çalışın.

44. Sık sık “evet” diyebilmek için, işin kapsamı ve sınırları sizin “evet”inize bağlı olsun.

45. Karşınızdaki insan ne kadar zengin, ünlü ve başarılı olursa olsun; onun da sizin gibi hayalleri, rüyaları ve korkuları olan bir insan olduğunu unutmayın.

46. İstediğinizi almak, mutlu olacağınız anlamına gelmez. Mutluluk, sahip olunanla tatmin olma sanatıdır.

47. Zor karakterlerle çalışmak her işin bir parçasıdır. Saygılı olur, işinizi iyi yaparsanız, onda dokuz o insanı aşarsınız.

48. Onda birinde de kendinizi kurban olarak görmeyin. Onun yerine yeni bir iş bulmak için gerekeni yapın.

49. Bir konuda kendinizi göstermeniz gerektiğinde, projenizi destekleyecek ve size sahip çıkacak bir yönetici bulun.

50. Ne istediğinize odaklanın, ne istemediğinize değil.”

İyi pazarlar diliyorum.

Yazar: Vedat Özdan
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Duygusal zeka ve iş hayatı

verimlilik, performans, Manşet, iş hayatı, duygusal zeka

İş hayatında başarılı olmanızın duygusal zekanızla önemli ölçüde ilişkili olduğunu biliyor muydunuz? İşte duygusal zeka ve iş hayatı arasındaki ilişkiyi bilimsel verilerle açıklayan bilgilendirici bir makale…

İş hayatında başarılı olmak için neye ihtiyaç vardır?

Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu aydınlatmak için duygusal zeka konusunda dünya çapında yaygın olarak kullanılan bir ölçek ile hazırlanmış bir araştırmanın kısa özeti bulunmaktadır. Söz konusu ölçek İsrailli Psikolog Dr. Reuven Bar-On tarafından geliştirilmiştir. Bar-On Duygusal Zeka (EQ) terimini ilk kez 1985’de kullanmıştır. Sosyal ve duygusal zekayı homojenleştirerek 133 sorudan oluşan “EQ-i (Emotional Quotient Inventory)” ölçeğini hazırlamıştır. Bar-On’a göre Duygusal Zeka “Bir kişinin çevresel baskılar ve isteklerle başarılı bir şekilde mücadele edebilme kapasitesine etki eden duygusal, kişisel ve sosyal nitelikteki bilgi ve yetenekler topluluğudur.”

Bar-On’un duygusal ve sosyal zeka modeli aşağıdaki beş ana bölümde 15 bileşene bölünerek verilmiştir. (Stein, Book, 2000)

Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu aydınlatmak için duygusal zeka konusunda dünya çapında yaygın olarak kullanılan bir ölçek ile hazırlanmış bir araştırmanın kısa özeti bulunmaktadır. Söz konusu ölçek İsrailli Psikolog Dr. Reuven Bar-On tarafından geliştirilmiştir. Bar-On Duygusal Zeka (EQ) terimini ilk kez 1985’de kullanmıştır. Sosyal ve duygusal zekayı homojenleştirerek 133 sorudan oluşan “EQ-i (Emotional Quotient Inventory)” ölçeğini hazırlamıştır. Bar-On’a göre Duygusal Zeka “Bir kişinin çevresel baskılar ve isteklerle başarılı bir şekilde mücadele edebilme kapasitesine etki eden duygusal, kişisel ve sosyal nitelikteki bilgi ve yetenekler topluluğudur.” Bar-On’un duygusal ve sosyal zeka modeli aşağıdaki beş ana bölümde 15 bileşene bölünerek verilmiştir. (Stein, Book, 2000)

1. Kişinin iç kapasitesi: Bu kapasite iç irademizi tanımlar. Kendimizi nasıl iyi tanıdığımızı, kendimizi nasıl iyi hissettiğimizi, duygularımızla aramızın nasıl olduğunu tanımlar, hayatta yaptıklarımızdan hangilerinin bize kendimizi iyi hissettirdiğini anlamamıza da yardımcı olur.

• Farkındalık: Kişinin kendinin farkında olması, kendini anlaması, kabul etmesi ve kendine saygı duyması.

• Duygusal Bilinç: İnsanın kendi duygularını bilmesi, tanıması ve birbirinden ayırt edebilme yeteneği.

• Dışavurum: Duyguları, düşünceleri ve inançları kırıcı olmayan bir yolla ifade edebilmek.

• Bağımsızlık: Düşüncede ve eylemde kişinin kendini yönetme ve kontrol etme yeteneği ve duygusal bağımsızlıktan uzak kalmak.

• Kendini gerçekleştirme: Birinin potansiyel yeteneklerini gerçekleştirebilmesi.

2. Kişiler arası yetiler: Bu yeti, başkalarını nasıl anladığımızı, onlarla nasıl ilişkide bulunduğumuzu tanımlıyor.

• Empati: Başkalarının duygularının farkında olmak, anlamak ve takdir etmek yetisi. İnsanların neyi neden yaptığına hassas olmak.

• Sosyal sorumluluk: Sosyal olarak sorumlulukla davranmak ve sosyal grup içinde yapıcı ve işbirlikçi olmak.

• Kişiler arası ilişkiler: Duygusal yakınlık, samimiyet ve etkilenme ile karakterize olan karşılıklı tatminkar ilişkileri kurma ve devam ettirme yetisi.

3. Uyum Sağlama: Bu kapasite sorunsal durumlarla ilişkide esnek olmayı, çevresel isteklerle ve başarıyla baş edebilmeyi tanımlar.

• Gerçeklik testi: Duygusal olarak yaşanmış olanla, subjektif olarak varolan arasındaki farkı anlama yetisi.

• Esneklik: Birinin duygularını düşüncelerini ve inançlarını değişen durumlara ve şartlara göre ayarlayabilme yetisi.

• Problem çözme: Sorunları belirleme, tanıma-tanımlama ve etkili çözümler bulma yetisi.

4. Stres Yönetimi:

• Strese Dayanıklılık: Stresle aktif ve pozitif olarak baş edebilme.

• Tepkilerini Kontrol: Birinin duygularını düzenleme yetisi ve bir baskıya karşı koyabilme ve/veya erteleyebilme yetisi.

5. Genel Ruh durumu: Bu bölge, kişinin hayattan zevk alabilmesini tanımlar ve hayattan memnun olma ile alakalıdır.

• İyimserlik: Hayata parlak tarafından bakabilme ve zor durumlarda bile pozitif tavrı koyabilme yetisi.

• Mutluluk: Kendi ile ve başkalarıyla mutlu olabilmek, hayattan tat ve zevk almak ve eğlenmek.

Bu kısa açıklamadan sonra dönelim başlangıçtaki soruya. Yukarıdaki soruyu kolaylıkla cevaplayabilmenin mümkün olmadığı açıkça ortadadır. İş performansını ölçmek amacıyla duygusal zeka (EQ) ile zihinsel zekayı (IQ) karşılaştıran ilk çalışma büyük bir Asya bankasında yapıldı. Bu çalışmanın sonuçları, işyerindeki başarıyı tahmin etmede EQ’nun, IQ’dan daha önemli olduğunu bilimsel olarak göstermiştir. Araştırmayı yapan Multı-Health Systems Inc. (MHS)’den Dr. Steven Stein, şöyle belirtmektedir:

”Deneyimimizden ortaya çıkan somut delil göstermiştir ki: Duygusal zeka iş performansıyla önemli ölçüde ve yüksek düzeyde ilişkilidir; ancak zihinsel zeka, işyerindeki performans ile önemsiz ve çok düşük düzeyde bir ilişki göstermektedir.”

Konuyla ilgili Filipinler’deki Manila Üniversitesi’nden Joseph Hee-Woo Jae’nin çalışması 100 tane üniversite mezunu banka çalışanını kapsamıştır (%56 kadın, %44 erkek). Hepsi dünyanın ilk bilimsel duygusal zeka çalışması olan BarOn EQ-I uygulamasına kayıt olmuşlardır. Her bir çalışan ayrıca gözetim yapan görevli ile birlikte bağımsız performans incelemesine girmişlerdir. Çalışma sonucunda gerçek iş performansının EQ değerlendirmesi ile, IQ değerlendirmesine göre daha sıkı ilişki içinde bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Aslında IQ değerlendirmesi, iş gelişimi ölçümünde %1’den az hesaplanarak, ölçümle ilgisiz çıkmıştır. Önceki tahminler iş başarısında IQ’yu %20’ye dek ilintili hesaplarken, çoğu araştırma bulguları %6’ya yakın bulmuştur. Ancak EQ sonuçlarının iş performansında etkileyici bir oranda, %27 oranında ilintili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dr. Stein, “Bu önemli bulgu pek çok insanların uzun yıllardır farkında olduğu, ancak bilimsel delillerle desteklenemeyen bir gerçeği ortaya çıkarmıştır.” dedi.

Dr. Reuven Bar-On bu sonucu şöyle karşılamıştır: “Bu, duygusal zekanın önemli olduğunu bilimsel olarak göstermiştir. Önemli olmasa bile, en azından işyerindeki başarının tahmin edilmesinde zihinsel zekadan daha önemlidir.” “Bu, gerçek zeki insanın yalnızca zihinsel olarak zeki değil; aynı zamanda duygusal olarak da zeki olduğu anlamına gelmektedir.”

Klinik Psikolog Steven J.Stein ve Psikiyatrist Howard E. Book tarafından yapılan geniş kapsamlı bir çalışma gösterdi ki; Duygusal Zeka, iş başarısının %15 ile %45’ ini açıklayabilmektedir. Bu çalışma esnasında, çeşitli işlerde çalışan 4888 kişi teste tabi tutuldu. Çalışmaya katılanlardan, işlerinde ne kadar başarılı olduklarını kendilerinin belirtmeleri istendi.

Bu bilgilerin tamamı Multi-Health System Inc. (MHS) tarafından Kuzey Amerika’daki insanlardan toplandı. Hepsinden EQ-i testini tamamlamaları ve işlerinde ne kadar başarılı olduklarını hissettiklerini değerlendirmeleri istendi. Bazı gruplar diğerlerinden daha küçüktü. Sadece istatistiksel önemi bulunmuş bilgiler kaydedildi. Her bir iş grubunda, yüksek performans gösterenler ile düşük performans gösterenleri ayırt edebilmek için, önem sırasına göre ilk beş faktör dikkate alındı.

Bazı gruplar ilk başta bir anlam ifade etmeyebilir. Örneğin, mühendislerden “gerçeklik testi” bileşeninden daha yüksek performans bekleyebilirsiniz. Bununla birlikte, sonunda tüm mühendisler “gerçeklik testi”nde nispeten yüksek puan aldılar ki bu da onların performanslarını birilerinkinden farklı kılmıyor. Bilakis yüksek performansı düşükten ayıran, aşağıda görüldüğü gibi diğer vasıflardır.

Stein ve Book bunları bir kek için tarifler olarak düşünülebileceğini söylüyerek, şöyle devam ediyorlar: “Biz en lezzetli kek için tarifler üretmeye çalışıyoruz. Yetkinlik analizimizde, bakılması gereken her bir faktörün ölçüsünü gösteren bir formül yarattık. Lojistik gerileme adlı süreci kullanarak pek çok iş grubu için EQ (duygusal zeka) faktörlerinin ideal bileşimini tanımladık. Bunlar, çalışanlar, insanlar ve işleri arasında en tatmin edici uyumu bulmayı isteyen işverenler için büyük kârlar sağladı. İşlerinde tatmin olan kişilerin, duygusal yetileri o iş için formüle uyan kişiler olma eğilimi gösterdikleri ortaya çıkmıştır.”

Bu ölçek 30 ayrı iş alanında çalışan toplam 4888 kişiye uygulanmıştır. Aşağıda araştırmaya katılan bütün kişilerin ve 3 iş alanına ait sonuçlar yer almaktadır. Burada her bir meslek için en önemli 5 faktör listelenmiştir. Parantez içindeki sayılar her bir grup için örneklem sayısını göstermektedir.

Genel İş Başarısı:

1- Kendini gerçekleştirme

2- Mutluluk

3- İyimserlik

4- Kendine saygı(öz saygı)

5- Kendine güven

Muhasebeciler:

1- Problem Çözme

2- Sosyal İlişkiler

3- Mutluluk

4- Kendine saygı(öz saygı)

5- Duygusal Farkındalık

Genel Satış Elemanları:

1- Kendini Gerçekleştirme

2- Dışavurum

3- Mutluluk

4- İyimserlik

5- Kendine saygı(öz saygı)

İK Yöneticileri:

1- Mutluluk

2- Kendini Gerçekleştirme

3- İyimserlik

4- Dışavurum

5- Stresle Başa Çıkma

Duygusal Zeka ile ilgili çalışmalar, ülkemizde çok azdır. Konuyla illgili Türkçe bir web sayfasına www.duygusalzeka.net adresinden ulaşılabilir. Ayrıca “Duygusal Zeka” konulu bir mail grubuna ise http://groups.yahoo.com/duygusalzeka adresinden katılabilirsiniz.

Konu ile ilgili paylaşımları gelecek haftalarda bu sayfalarda bulacaksınız. Görüş ve önerilerinizi, deneyim ve yaşadıklarınızı lütfen bizimle paylaşın.

Yazar: Eray Beceren
Kaynak: www.duygusalzeka.net

Okumaya devam et

MAKALE

İş hayatında dış görünüşün önemi

Manşet, iş hayatı, insan kaynakları, dış görünüş, araştırma

Hayatımızın belki de her alanında olduğu gibi, dış görünüşümüze gösterdiğimiz önemin kariyerimize de ciddi derecede etki ettiğini biliyor muydunuz? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırma ve araştırmanın tüm detayları…

Dış görünüş iş hayatında ne kadar etkili?

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Milliyet İK ve İnsankaynaklari.com’un son araştırmasına katılan 62 bini aşkın kişinin yüzde 56’sı iş hayatında dış görünüşün en önemli unsur olduğuna inanıyor.

Kızım daha altı aylık bile değildi; yakın dostumuz olan bir çift ev ziyaretine gelmişti. Başıma geleceği az da olsa hissediyordum ama belki bizim kız uyanmaz da bu karşılaşma gecikir diye umut ediyordum. Fakat maalesef uyandı ve doğal olarak misafirler odasına gidip onu görmek istedi. Önden adam girdi, her şey o noktaya kadar iyiydi; sonra arkasından kadın. Ve işte bizimki o noktada bastı yaygarayı. Susturmamız, abartmıyorum, bir on dakikamızı aldı. Merak ettiniz değil mi?
Acı ama gerçek, söylemesi de toplumca pek münasip değil ama, madem konumuz bu, amaç da bilime hizmet, söyleyeyim: Maalesef kadın oldukça çirkindi. En nazik bir dille: Oldukça esmer, oldukça şişman ve oldukça orantısız bir suratı vardı, bir de üstüne bakımsızdı. “Çirkinlik sübjektiftir, sana göre çirkin olan bana göre güzel olabilir” diye atılmayın hemen. Öyle olmadığı Judith H. Langlois ve Lori A. Roggman adlı iki psikolog tarafından yakın geçmişte bilimsel olarak kanıtlandı. En ‘güzel’ insanlar tahmin edildiği gibi sadece masallarda tasvir edilen ve ender rastlanan güzelliklere sahip olan kişiler değil; aslında tüm insanların suratlarının ‘matematiksel’ bir ortalamasına sahip olan, yani kelimenin tam anlamıyla ‘ortalama’ bir güzellikte olanlarmış meğer!

GÜZELE BAKMAK SEVAPTIR

‘Güzellik algısı’ bir çocuğun daha ilk aylarında gelişiyor ve kısmen doğuştan gelen bazı etkilerle şekilleniyor. Bir yetişkin ile bir bebeğin görmek istediği surat tercihinin aynı olduğu zaten çoktan belirlenmiş çalışmalarda. Aşk ilişkilerinde de, meseleye hangi teorik duruştan bakarsan bak (davranışçı, bilişsel, sosyo-biyolojik, psikodinamik, vb.) sevilenin ‘fiziksel çekiciliği’ insanların söylemekten imtina etmelerine rağmen, genel inanışın tersine çok ama çok önemli. Ünlü Alman Filozof Schopenhauer, ‘Aşkın Metafiziği’ kitabında, aşkın amacının insanın gelecekteki varlığını sürdürme isteği olduğunu öne sürer. Yani üreme ve bir sonraki kuşağı yaratma isteğidir aslında aşk diye bildiğimiz şey. Âşık olacağımız kişiyi seçimimizde de, yaşam irademiz bizi, ‘güzel’ ve ‘zeki’ çocuklar dünyaya getirme şansımızı yükseltebilecek kişilere âşık olmaya doğru iter ona göre.
Peki, bebeklikten itibaren ‘güzel’e eğilim gösteren bizler, iş hayatında, eleman seçimlerinde acaba buna ne kadar önem veriyoruz?
Aslında ifade edilen genel inanış, bir adayın bir işe uygunluğunun sahip olduğu nitelikleriyle ölçülmesi gerektiği. Fakat genel temayül, kuvvetli bilinçaltı etkilerle, görüşme anındaki kıyafetin ve genel bakımın yanı sıra, adayın fiziksel özellikleriyle (boy, kilo, vb) bir bütün olan ‘dış görünüş’ün de bu işte çok etkili olduğu. Özellikle de ‘satış’ alanında çalışacak kişilerde ve iletişimle ilgili sektörlerde (reklam, halkla ilişkiler gibi) ‘fiziksel görünüm’ şartları neredeyse dillendirilmeyen ve yazılmamış bir kod. Bu durum konuya yönelik net bir hukuki yaptırımı olmayan Amerika’da artık sınırları zorlar durumda. Buluttan nem kapan Amerikalılar her türlü olası ayırımcılık ima eden davranışı mahkemeye sevk etmeye devam ediyor. Mesela 2005’te ünlü Abercrombie&Fitch şirketi, işe alımlarda ırk ve yaş ayırımcılığı uygulamaktan dava edildi. Firmanın marka imajına uygun kişileri yani genç, çekici, beyaz, erkek ve havalı kişileri işe aldığı iddia ediliyordu.
Araştırmalar da bu eğilimi doğrular nitelikte. Mesela 2003’te Sosyal Davranış ve Kişilik dergisinde yayınlanan Shannon ve Stark’a ait makale. ‘Personel seçiminde fiziksel görünüş’ meselesini iki boyut özelinde inceleyen akademisyenler, sakallı olmanın ve çekiciliğin işe alımlardaki etkisini tartışmış. Sonuçlar sakallı olmanın genel değerlendirmede değil ama son kertede yönetim pozisyonlarına işe alımda olumsuz etkisi olduğunu gösteriyor.
Solnick ve Schweitzer’in 2002’de Organizasyonel Davranış ve İnsan Karar Verme Süreçleri dergisinde çıkan ‘güzellik’ ve ‘pazarlık’ ilişkisi üzerine çalışmaları da ilginç. Satış ve pazarlama açısından çok önemli olan bulgular, ‘güzel’ kişilere daha güzel (daha avantajlı) teklifler yapıldığını gösteriyor.
Bu hafta İnsankaynaklari.com’la yaptığımız küçük anketimizde de, Türkiye’de yüzde 56’nın iş yaşamında dış görünüşün en önemli unsur olduğuna inandıklarını belirledik. “Önemli ama en önemli değil” diyen kesim ise yüzde 35. Yani gerçeklerin farkındayız gibi.

BOYUN UZUNSA ÜZÜLME!

Malcolm Gladwell, ‘Blink’ adlı meşhur kitabında, hepimizin bilinçaltında, özellikle ‘lider’ kişiliklerin belirli bazı fiziksel özelliklere sahip olması gerektiğini düşündüğümüzü söylüyor. Bu önermesini de, Fortune 500 listesindeki firmaların yarısıyla görüşerek ilginç bir şekilde doğrulatıyor. Görüştüğü şirketlerin neredeyse hepsinin en tepesindeki ismin (CEO) boyunun, ortalama bir Amerikan erkeğinin boyundan daha uzun olduğunu belirliyor. Ve meselenin hiç tartışılmamasının, durumu cinsiyet ve ırk ayrımından bile daha vahim hale getirdiğini söylüyor Gladwell. Haksız da değil aslında.
Bir ‘kısa boylular’ birliği kurulmadıkça pek yol alınamayacak gibi. O zamana kadar, ortalama Türk insanına göre (erkekler için 1,73cm, kadınlar için 1,62cm) boyu daha uzun olanlar (yaşasın ben!), neden olduğunu bilmeden iş hayatı basamaklarını biraz daha çabuk çıkacaklar sanırım!about:blank

Dış görünüşün iş yaşamında önemli olduğuna inanıyor musunuz?

Evet, en önemli unsurlardan biri
55,93%
35 bin 39 oy
Hayır, hiç önemi yok
3,85%
2 bin 414 oy
Evet ama en önemli unsur değil
34,75%
21 bin 771 oy
Hayır ama yükselmek için yardımı oluyor
4,41%
2 bin 761 oy
Fikrim yok
1,05%
660 oy
Toplam: 62 bin 645

Yazar: Umut Sarp
Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND