Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Efsane carnegie’den etkileme taktikleril

İşte istediğini elde etmek isteyenlere Carnegie’den 11 öneri…

1-ŞİKAYET VE SUÇLAMADAN KAÇININ
Bugüne kadar psikolojide yapılan tüm araştırmalar; eleştiri, suçlama ve şikayetin kişi davranışları üzerinde olumlu değil, olumsuz etki yaptığını ortaya koyuyor. Dünyaca ünlü psikolog B.F. Skinner, hayvan eğitiminde istenileni yaptırmada ödüllendirmenin cezalandırmadan daha etkili olduğunu kanıtladı. Sözünü ettiğim bu durum insanlar için de geçerli. Birilerini eleştirerek kalıcı değişimler yaratamazsınız. Olumlu yanları da ortaya koyarak önerilerde bulunmayı deneyin.Bir diğer ünlü psikolog Hans Selye, “Onaylanmaya ne kadar açsak, kınanmaktan da o kadar ödümüz kopuyor” diyor. Eleştirmek hiçbir şeyi düzeltmediği gibi sorunları da derinleştiriyor. Zorla yaptırılan işler içselleştirilemediği için hatalara açık hale geliyor. Geliştirilemiyor.

2-ELEŞTİRİRKEN DİKKAT EDİN
Mutlaka birini eleştirmek durumunda kalırsanız, bu durumda konuşmaya, doğrudan o kişiyi eleştirmekle başlamayın. Önce kendi hatalarınızı dile getirin. Ardından başkalarına yönelik eleştirileri gündeme taşıyın. Birkaç yıl önce henüz iş hayatına atılmış olan yeğenim Jozefin Carnegie’yi bir noktada eleştirme ihtiyacı duymuştum. Kendi kendime, “Sen onun yaşındayken daha fazla hata yapıyordun” dedim. Ona yaptığı hatayı anlatmak istediğimde de “Ben de senin yaşındayken bu tür hatalar yapıyordum. Tecrübe kazandıkça bu hataları yapmamaya başlayacaksın. Ama bu işi şöyle yapsaydın daha iyi olmaz mıydı?” diye küçük bir konuşma yaptım. Böyle kendi hatalarınızdan bahsetmeniz, başkalarını hatalarını kabul etmeye teşvik eder.

Bu yöntemi tarihte birçok strateji bilen birçok devlet adamı da kullandı. Örneğin, Almanya Şansölyesi Von Bulow, 1909 yılında Kayzer 2’inci Vilhem’i sakinleştirmek için önce kendini onun karşısında yerip sonra yapılan hataları dilE getiriyor, ardından da Kayzer’e övgüler diziyordu. Bu şekilde sinirli yapısıyla ünlü Kayzer’in bile dostluğunu kazanmıştı.

3-SAMİMİ OLUN, DEĞER VERİN
Başarının en büyük etkenlerinden birini, karşınızdaki insanlara istediğinizi yaptırabilmek oluşturur. Bunu yapabilmenin en iyi yolu da onları tehdit ederek değil istediklerini vererek gerçekleşir. Amerika’nın ünlü filozoflarından John Dewey, insanın doğasında bir şeyin çok önemli olduğunu belirtiyor: “Önemli olma isteği”. Lincoln de “Herkes komplimandan hoşlanır” derdi.

Psikologlar kendini önemli hissetmenin, insanları hayvanlardan ayıran özelliklerden biri olduğunu sıklıkla dile getiriyor. İş ve sosyal hayatta başarı elde etmek istiyorsanız, iş yaptığınız ve iletişim kurduğunuz kişilere değer vererek onların önemli olduğunu hissettirin.Amerika’nın en çok kazanan yöneticilerden biri olan US Steel şirketinden Charles Schwab’ın çok yüksek bir ücret almasının arkasında yatan neden, sadece işini çok iyi bilmesi değildi. Onu değerli yapan özelliği, iş arkadaşlarıyla samimi ve dürüst bir iletişim kurmasıydı. Onlara değer verdiğini hissettirirdi. Schwab, “Bu şekilde onları işlerini daha iyi yapma konusunda cesaretlendiriyorum. Çalışma isteklerinin daha üst seviyelere gelmesine yardımcı oluyorum. Değer verildiklerini hissettikleri için şirkete bağlılıkları da artıyor” diyor.

4-İSİMLERİ HATIRLAYIN VE KULLANIN
Her dilde en iyi davranış biçimi, kişilere isimleriyle hitap etmek olarak kabul ediliyor. Kişilerin isimlerini hatırlamak ve kullanmak onlara değer verildiğini göstermenin en basit yöntemi.
İsim hatırlamak bazen inanılmaz başarılar kazandırabilir.

Jim Farley, babası öldüğünde henüz 10 yaşındaydı. Çalışmak zorunda olduğu için okula gidemedi. Ancak, isim hafızası onu çok yüksek bir pozisyona, çok önemli bir başarıya taşıdı. 50 bin kişinin ismini hatırlama yeteneği olan Farley, politikaya atıldı. Roosevelt’in başkanlık kampanyasında çalıştı. Kampanyanın başarısında onun karşılaştığı herkese isimleriyle hitap etmesi ve ardından her birine özel mektuplar yazması da etkili oldu.

3’üncü Napolyon da güçlü iletişim kurmada isimleri hatırlamanın ve kullanmanın önemini kavramış bir devlet adamıydı. Bu konudaki hassasiyetiyle bilinen Napolyon, isimleri hatırlamak için kağıda yazıyor, ardından onlarla ilgili çalışmalar yapıyor ve görsel hafızasına kaydetmeye çalışıyordu.

5-GÜLÜMSEMEYİ İHMAL ETMEYİN
New York’ta Central Park’ta verilen bir ziyafete katılmıştım. Misafirler arasında çok varlıklı bir kadın vardı, üzerindeki kıyafet ve takılardan orada iyi bir izlenim bırakmak istediği anlaşılıyordu. Ancak, bu kadın, herkesin bildiği bir şeyi anlamamıştı: Bir insanın yüzünde taşıdığı ifade, sırtında taşıdığı giysiden daha önemlidir.
Ohio’da bir şirketin bilgisayar departmanında yönetici olan Robert Cryer, bir pozisyon için eleman arıyordu. Cryer, en sonunda genç, doktorasını tamamlamış ve şirketin ihtiyaçlarını karşılayan birini buldu. Birkaç telefon görüşmesinden sonra genç, Cryer’ın teklifini kabul etti.

Cryer, daha sonra aynı dönemde bu gencin birçok iyi şirketten teklif aldığını, ancak onları kabul etmediğini öğrendi. Ona neden diğer iyi şirketleri seçmediğini sorduğunda da şu yanıtı aldı: “O şirketlerdeki kişilerle konuştuğumda, şirketin çok soğuk ve iş odaklı olduğunu gördüm. Ancak, sizin konuşma şekliniz ve davranışınız beni gerçekten bu şirketin bir parçası yapmak istercesine sıcaktı. Bu nedenle sizi seçtim” dedi.

Eğer verimli bir iş ortamı yaratmak istiyorsanız, çalışanlar ve iş arkadaşlarınızla konuşun, onlara gülümseyin. Bu yaklaşım hem iş ortamını daha huzurlu kılar hem verimi artırır.

6-İYİ BİR DİNLEYİCİ OLUN
Harvard Üniversitesi’nin ünlü profesörlerinden Charles W. Eliot, “Başarılı iş görüşmesi için çok önemli bir sır yoktur. Karşıdakini tüm dikkatinizle dinlemek sizi bir adım öne taşıyacaktır” diyor.
Bu sadece iş görüşmesinde değil, iş yapış biçimlerinde de etkili bir unsur. Öyle şirketler biliyorum ki, reklam harcamalarına milyonlarca dolar harcar, ciddi mağaza yatırımı yapar, iyi satış elemanları aldığını düşünür. Ancak, o satış elemanları müşteriyi dinlemediğinde yapılan tüm yatırım boşa gider. İşini iyi bilen her şeyden önce müşteriyi dinleyerek anlamaya çalışan bir satış görevlisi ise bazen şirketleri büyük kayıplardan koruyabildiği gibi şirketin imajını pozitife çevirir.Şirketiniz ya da kendi özel ilişkileriniz için iletişim yeteneğinizi geliştirmek istiyorsanız iyi bir dinleyici olmanız gerekiyor. Bu da kişiyi dinliyormuş gibi davranarak değil, gerçekten ilgilenerek dinlemeniz demektir. İyi bir dinleyici olduğunuzu da karşınızdaki anlatıcıya ilgili soruları sorarak ve pekiştirici yorumlarda bulunarak gösterebilirsiniz.

7-İLGİLİ DAVRANIN
Arkadaş ya da çalışanlarınızın, ilgilendikleri konularla ilgili olarak sizinle konuşmasını sağlayın. ABD’nin eski başkanı Roosevelt, çok yönlü oluşuyla da ön plana çıkan bir devlet adamıydı. Kimle karşılaşırsa karşılaşsın, onun ne iş yaptığını, ona ne söyleyeceğini bilirdi. Çünkü, görüşeceği kişilerle bir araya gelmeden önce hangi konuyla ilgilendiğini tahmin eder, geç saatlere kadar bu konu üzerinde yazılan eserleri gözden geçirirdi.

Roosevelt, her lider gibi insanların ilgilendikleri konular hakkında söz söylemeyi sevdiklerini, birinin kalbine girmenin en kolay yolunun onu ilgilendiren konular üzerine konuşmak olduğunu düşünürdü.

Yale Üniversitesi Profesörü William Lyon Phelps de, iletişim kurulacak kişinin ilgi alanlarını bilmenin ve bunu ortaya koymanın önemli olduğunu belirtiyor. Bu konuda kendi deneyimini şöyle paylaşıyor:
“Sekiz yaşımdayken teyzemin evinde orta yaşlı bir misafiri vardı. O dönem gemilerle çok ilgileniyordum. Bu misafir gemilere ilgimi fark edince benimle bu konuda konuştu, birçok şey anlattı. O gittikten sonra teyzemden onun bir avukat olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. ‘O zaman neden bana hep gemilerden bahsetti?’ diye sordum. Bunun üzerine teyzem, ‘Çünkü o bir centilmendi, senin gemilere karşı olan ilgini anladığı için seni ilgilendirecek olaylar üzerinde konuştu ve bu şekilde kendisini sana sevdirdi’ dedi. O dersi hayatım boyunca unutmadım.”

8-ÖNEMLİ OLDUKLARINI HİSSETTİRİN
Başkalarına ön

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND