Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Duygu sömürüsüne izin vermeyin!

Duygusal manipülasyon o kadar yıkıcı bir şeydir ki  bu durumun farkına varılmasında geç kalınması tabloyu daha trajik hale getirebilir.  Unutmayın: Hiç kimse sizin rızanız ve işbirliğiniz olmadan sizi manipüle edemez. Peki duygusal manipülatörleri nasıl tanıyacağız? İşte cevabı…

Duygu Sömürüsü Yapanlarla Başa Çıkma

Duygusal olarak manipüle edilmenin nasıl hissettirdiğini hepimiz biliriz. Son derece etkili olabilen bir şeydir, bu nedenle bazı ahlâksız kişiler bunu çok kullanır. Birkaç yıl önce, Cornell ve Kaliforniya Üniversitelerinden araştırmacılar 689.000 facebook kullanıcısı üzerinde bir deney gerçekleştirdiler. Bu deneyde kasıtlı olarak bazı kullanıcıların haber kaynaklarına negatif hikâyeler diğerlerininkine pozitif hikâyeler gönderildi. Doğal olarak, bu insanların paylaşımları da haber kaynağında gördükleri mesajlardan büyük ölçüde etkilenmişti. Facebook, denemenin üzerinden büyük bir darbe aldı, çünkü öncelikle “katılımcılardan hiçbiri araştırmaya katılmak için onay vermedi. Belki de Facebook’un sahte paslarından daha korkutucu şey insanların duygularının ne kadar kolay manipüle edildiğiydi. Sonuçta, Facebook sadece haber kaynağınızı değiştirerek duygularınızı değiştirebiliyorsa, zayıf yönlerinizi ve tetikleyicilerinizi bilen gerçek, canlı bir kişi için bunun ne kadar kolay olacağını bir hayal edin. Yetenekli bir duygusal manipülatör öz saygınızı zedeleyebilir ve ruh sağlığınızı sorgulamanıza neden olabilir.Duygusal manipülasyon o kadar yıkıcı bir şeydir ki bu yüzden onu gerçek hayatta fark etmek çok önemlidir. Düşünüyor olabileceğiniz kadar kolay değil, çünkü duygusal manipülatörler tipik olarak çok yeteneklidir. Hafif manipülasyonla başlarlar ve zamanla çıtayı yükseltirler, bu o kadar yavaş olur ki bunun olup olmadığını fark etmezsiniz bile. Neyse ki tam olarak neye baktığınızı bilirseniz duygusal manipülatörleri kolaylıkla tespit edebilirsiniz.

Gerçeklik Kavramına Olan İnancınızın Altını Boşaltırlar.

 Duygusal manipülatörler son derece yetenekli yalancılardır. Bir olay olduğunda onun olduğunu inkâr ederler ve söyleyip yapmadıkları hâlde bir şeyi söyleyip yaptıklarını iddia ederler ve bunda ısrarcı davranırlar. Mesele şu ki yalan konusunda o kadar iyidirler ki bu duruma karşı siz kendi akıl sağlığınızdan şüphe duymaya başlarsınız. Probleme neden olan her şeyin sizin hayal gücünüzün bir parçası olduğunda ısrarcı olmak problemden sıyrılmalarının en iyi yoludur.

Sözleri ve Eylemleri Birbirini Tutmaz. 

Duygusal manipülatörler size duymak istediğinizi söyleyeceklerdir, fakat eylemleri başka hikâye. Size destek sözü verirler, ancak sözlerini takip etme zamanı geldiğinde, talepleriniz tamamen mantıksızmış gibi davranırlar. Sizi tanımakla ne kadar şanslı olduklarını söylerler ancak onlara yük oluyormuşsunuz gibi davranırlar. Bu da onlar için sizin akıl sağlığınıza olan inancınızı zedelemenin bir başka yoludur. Gerçekliği olduğu gibi sorgulamanızı fakat algılamanızı kendilerine ne uygunsa ona göre şekillendirmenizi isterler.

Onlar suçluluk duygusunu gidermede ustadırlar. 

Duygusal manipülatörler sizin suçluluk duygunuzu kendi avantajlarına göre arttırırlar. Sizi rahatsız eden bir şeyi gündeme getirdiğinizde bu konuyu açtığınız için kendinizi suçlu hissettirirler. Bunu gündeme getirmediğinizde de kendinize sakladığınızı ve içten içe köpürdüğünüz için sizi suçlu hissettirirler. Duygusal manipülatörler ile uğraşırken, ne yaparsanız yapın, yanılan siz olursunuz ve ikinizin yaşadığı sorun ne olursa olsun, o şeyler sizin suçunuz.

Kurban Rolü Oynamayı Kendilerine Hâk Bilirler. 

Konu bu kişiler olduğunda hiçbir şey onların hatası değildir. Ne yaparlarsa yapsınlar—ya da yapma konusunda başarısız olsunlar—bu başka birinin suçudur. Hata yapmalarına başkaları sebep oldu—ve genellikle, bunu siz yapmış olursunuz. Siz öfkelendiğinizde makul olmayan beklentilerinizden ötürü siz suçlusunuz; onlar öfkelendiğinde onları üzen kişi olarak yine siz suçlusunuz. Duygusal manipülatörler hiçbir şey için sorumluluk almazlar.

Onlar kendileriyle ilgili her şeyi kolaylıkla konuşurlar. 

İster kişisel bir ilişkide olsun ister bir iş ilişkisinde olsun, duygusal manipülatörler her zaman birkaç adım atlayarak ilerlerler. Hemen her şeyi paylaşırlar—ve sizin de aynı şeyi yapmanızı beklerler. Zayıflık ve hassaslık izlenimi verirler ancak bu bir hiledir. Kendi iç dünyalarına kabul edildiğiniz için sizi “özel” hissettirmek için bu taklidi yaparlar fakat bu şekilde amaçları sadece sizin onlar için üzülmeniz değil aynı zamanda o duygularından sizin sorumlu olduğunuzu hissettirmektir.

Onlar Duygusal Kara Deliktir. 

Duygusal manipülatörler ne hissediyor olursa olsun çevrelerindeki herkesi kendi duygusal durumlarının içine çekerler. Diyelim ki kötü bir modda olsunlar çevrelerindeki herkes bu ruh hâllerinin farkındadır bu da yetmezmiş gibi bir de herkes de onların hissettiklerini hisseder. Bu insanların manipülatörlerin ruh hâllerinden sorumlu olma eğilimine götürür ve bu ruh hâllerini düzeltme zorunluluğu hissettirir.

Hevesle yardım etmeyi kabul eder—Belki gönüllü olurlarama işe başladığında isteksiz davranır. 

O ilk yardım etme istekliliği iş başına gelince bir anda iç çekmelere, homurtulara ve önerilerde bulunmaya dönüşür. Çünkü kabul ettikleri yardım her neyse onlar için bir yüktür. Ve siz bu isteksizliği söz konusu ettiğinizde elbette yardım etmek istediklerini ve sizin sadece paranoyak olduğunuzu söyleyeceklerdir. Amaç? Sizi suçlu, onlara borçlu ve hatta deli hissettirmek.

Onlar her zaman senden daha…

Sen hangi problemi yaşamış olursan ol duygusal manipülatörler senden daha kötüsünü yaşamıştır. Bir şikâyetin varsa senin bu şikâyetinin meşruiyeti zedelemek için sana kendi sorunlarının daha ciddi olduğunu hatırlatırlar. Mesaj ne? Şikayet etmek için bir sebebin yok, bu yüzden kapa çeneni.

Bütün damarlarınızı bilirler ve tereddüt etmeden damarınıza basarlar. 

Duygusal manipülatörler zayıf noktanızı bilirler ve bu bilgiyi kolaylıkla size karşı kullanırlar. Kilolarınız size güvensizlik veriyorsa, yediğiniz ya da giydiğiniz kıyafet hakkında yorum yaparlar; Yaklaşmakta olan bir sunumdan endişe duyuyorsanız katılımcıların ne kadar korkutucu ve yargılayıcı olduğuna dikkatinizi çekerler. Duygularınızı fark etme yetenekleri kalıpların dışındadır ancak bunu sizi iyi hissettirmek için değil manipüle etmek için kullanırlar.

Manipülasyon ile Başa Çıkmak

Duygusal manipülatörler sizi çılgına çevirtir çünkü davranışları o kadar mantıksızdır. Bu konuda hataya düşmeyin—davranışları gerçekten mantıkla taban tabana zıt, o halde neden onlara duygusal tepkiler verip o döngünün içine çekilmeye izin veresiniz ki?

Birileri ne kadar mantıksız ve yoldan çıkmış ise sizin kendinizi onların tuzağından kurtarmanız o kadar kolay olur. Onları kendi oyunlarında yenmeyi denemekten vazgeçin. Duygusal olarak onlardan uzak durun ve onlar ile olan etkileşimlerinize yaklaşımınız onları bir bilim projesiymiş gibi görmek olsun (ya da bu terim size daha anlamlı gelecekse varsayın ki psikologsunuz). Duygusal kaosa tepki vermek zorunda değilsiniz—sizin işiniz gerçekler ile.

Duygusal bir mesafenin korunması farkındalık gerektirir. Birilerinin damarına basmasına engel olman için bunun ne zaman olacağını far etmen gerekir. Bazen düzeneği değiştirmeniz ve ilerlemenin en iyi yolunu seçmeniz gereken durumlar yaşayacaksınız. Bu iyidir ve bunu yapmak için biraz zaman ayırmaktan korkmayın.

Çoğu insan, birileri ile çalıştığı ya da yaşadığı için kaosun kontrol altına alınmasının imkânsız olduğunu hissine kapılıyor. Bir şey gerçeklikten ancak bu kadar uzak olur. Bir manipülatörü fark ettiğiniz andan itibaren artık onun davranışlarını öngörmek ve anlamak oldukça kolay olacaktır. Bu sizin ne zaman ve nerede onlarla birlikte olmak zorunda olduğunuz ve ne zaman ve nerede olmayacağınıza ilişkin akılcı düşünmeyi sağlamanıza yardımcı olacaktır. Sınırlar koyabilirsiniz, ancak bunu bilinçli ve proaktif olarak yapmak zorunda kalacaksınız. Eğer bir şeyleri doğal hâline bırakırsanız kendinizi devamlı olarak zor konuşmalara bulaşmış hâlde bulabilirsiniz. Sınırları belirlerseniz ve zor insana ne zaman ve nerede yer vereceğinize karar verirseniz, kargaşanın çoğunu kontrol edebilirsiniz. Buradaki hüner namluları kuşanmak ve insanlar sınırları geçmeye çalıştığında buna engel olarak sınırları korumaktır.

Hepsi Bir Araya Getirildiğinde

Duygusal manipülatörler kim olduğunuz ile ilgili anlayışınızı zayıflatabilir ve hatta sizin akıl sağlığınızdan şüphe etmenize sebep olabilirler. Unutmayın: Hiç kimse sizin rızanız ve işbirliğiniz olmadan sizi manipüle edemez.

Yazar: Azmi Ulaş
Kaynak: linkedin.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND