Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Duygu sömürüsüne izin vermeyin!

Duygusal manipülasyom o kadar yıkıcı bir şeydir ki  bu durumun farkına varılmasında geç kalınması tabloyu daha trajik hale getirebilir.  Unutmayın: Hiç kimse sizin rızanız ve işbirliğiniz olmadan sizi manipüle edemez. Peki duygusal manipülatörleri nasıl tanıyacağız? İşte cevabı…

Duygu Sömürüsü Yapanlarla Başa Çıkma

Duygusal olarak manipüle edilmenin nasıl hissettirdiğini hepimiz biliriz. Son derece etkili olabilen bir şeydir, bu nedenle bazı ahlâksız kişiler bunu çok kullanır.
Birkaç yıl önce, Cornell ve Kaliforniya Üniversitelerinden araştırmacılar 689.000 facebook kullanıcısı üzerinde bir deney gerçekleştirdiler. Bu deneyde kasıtlı olarak bazı kullanıcıların haber kaynaklarına negatif hikâyeler diğerlerininkine pozitif hikâyeler gönderildi. Doğal olarak, bu insanların paylaşımları da haber kaynağında gördükleri mesajlardan büyük ölçüde etkilenmişti.Facebook, denemenin üzerinden büyük bir darbe aldı, çünkü öncelikle “katılımcılardan hiçbiri araştırmaya katılmak için onay vermedi. Belki de Facebook’un sahte paslarından daha korkutucu şey insanların duygularının ne kadar kolay manipüle edildiğiydi. Sonuçta, Facebook sadece haber kaynağınızı değiştirerek duygularınızı değiştirebiliyorsa, zayıf yönlerinizi ve tetikleyicilerinizi bilen gerçek, canlı bir kişi için bunun ne kadar kolay olacağını bir hayal edin. Yetenekli bir duygusal manipülatör öz saygınızı zedeleyebilir ve ruh sağlığınızı sorgulamanıza neden olabilir.Duygusal manipülasyom o kadar yıkıcı bir şeydir ki bu yüzden onu gerçek hayatta fark etmek çok önemlidir. Düşünüyor olabileceğiniz kadar kolay değil, çünkü duygusal manipülatörler tipik olarak çok yeteneklidir. Hafif manipülasyonla başlarlar ve zamanla çıtayı yükseltirler, bu o kadar yavaş olur ki bunun olup olmadığını fark etmezsiniz bile. Neyse ki tam olarak neye baktığınızı bilirseniz duygusal manipülatörleri kolaylıkla tespit edebilirsiniz.

Gerçeklik Kavramına Olan İnancınızın Altını Boşaltırlar. Duygusal manipülatörler son derece yetenekli yalancılardır. Bir olay olduğunda onun olduğunu inkâr ederler ve söyleyip yapmadıkları hâlde bir şeyi söyleyip yaptıklarını iddia ederler ve bunda ısrarcı davranırlar. Mesele şu ki yalan konusunda o kadar iyidirler ki bu duruma karşı siz kendi akıl sağlığınızdan şüphe duymaya başlarsınız. Probleme neden olan her şeyin sizin hayal gücünüzün bir parçası olduğunda ısrarcı olmak problemden sıyrılmalarının en iyi yoludur.

Sözleri ve Eylemleri Birbirini Tutmaz. Duygusal manipülatörler size duymak istediğinizi söyleyeceklerdir, fakat eylemleri başka hikâye. Size destek sözü verirler, ancak sözlerini takip etme zamanı geldiğinde, talepleriniz tamamen mantıksızmış gibi davranırlar. Sizi tanımakla ne kadar şanslı olduklarını söylerler ancak onlara yük oluyormuşsunuz gibi davranırlar. Bu da onlar için sizin akıl sağlığınıza olan inancınızı zedelemenin bir başka yoludur. Gerçekliği olduğu gibi sorgulamanızı fakat algılamanızı kendilerine ne uygunsa ona göre şekillendirmenizi isterler.

Onlar suçluluk duygusunu gidermede ustadırlar. Duygusal manipülatörler sizin suçluluk duygunuzu kendi avantajlarına göre arttırırlar. Sizi rahatsız eden bir şeyi gündeme getirdiğinizde bu konuyu açtığınız için kendinizi suçlu hissettirirler. Bunu gündeme getirmediğinizde de kendinize sakladığınızı ve içten içe köpürdüğünüz için sizi suçlu hissettirirler. Duygusal manipülatörler ile uğraşırken, ne yaparsanız yapın, yanılan siz olursunuz ve ikinizin yaşadığı sorun ne olursa olsun, o şeyler sizin suçunuz.

Kurban Rolü Oynamayı Kendilerine Hâk Bilirler. Konu bu kişiler olduğunda hiçbir şey onların hatası değildir. Ne yaparlarsa yapsınlar—ya da yapma konusunda başarısız olsunlar—bu başka birinin suçudur. Hata yapmalarına başkaları sebep oldu—ve genellikle, bunu siz yapmış olursunuz. Siz öfkelendiğinizde makul olmayan beklentilerinizden ötürü siz suçlusunuz; onlar öfkelendiğinde onları üzen kişi olarak yine siz suçlusunuz. Duygusal manipülatörler hiçbir şey için sorumluluk almazlar.

Onlar kendileriyle ilgili her şeyi kolaylıkla konuşurlar. İster kişisel bir ilişkide olsun ister bir iş ilişkisinde olsun, duygusal manipülatörler her zaman birkaç adım atlayarak ilerlerler. Hemen her şeyi paylaşırlar—ve sizin de aynı şeyi yapmanızı beklerler. Zayıflık ve hassaslık izlenimi verirler ancak bu bir hiledir. Kendi iç dünyalarına kabul edildiğiniz için sizi “özel” hissettirmek için bu taklidi yaparlar fakat bu şekilde amaçları sadece sizin onlar için üzülmeniz değil aynı zamanda o duygularından sizin sorumlu olduğunuzu hissettirmektir.

Onlar Duygusal Kara Deliktir. Duygusal manipülatörler ne hissediyor olursa olsun çevrelerindeki herkesi kendi duygusal durumlarının içine çekerler. Diyelim ki kötü bir modda olsunlar çevrelerindeki herkes bu ruh hâllerinin farkındadır bu da yetmezmiş gibi bir de herkes de onların hissettiklerini hisseder. Bu insanların manipülatörlerin ruh hâllerinden sorumlu olma eğilimine götürür ve bu ruh hâllerini düzeltme zorunluluğu hissettirir.

Hevesle yardım etmeyi kabul eder—Belki gönüllü olurlarama işe başladığında isteksiz davranır. O ilk yardım etme istekliliği iş başına gelince bir anda iç çekmelere, homurtulara ve önerilerde bulunmaya dönüşür. Çünkü kabul ettikleri yardım her neyse onlar için bir yüktür. Ve siz bu isteksizliği söz konusu ettiğinizde elbette yardım etmek istediklerini ve sizin sadece paranoyak olduğunuzu söyleyeceklerdir. Amaç? Sizi suçlu, onlara borçlu ve hatta deli hissettirmek.

Onlar her zaman senden daha…Sen hangi problemi yaşamış olursan ol duygusal manipülatörler senden daha kötüsünü ysşamıştır. B*ir şikâyetin varsa senin bu şikâyetinin meşruiyeti zedelemek için sana kendi sorunlarınım daha ciddi olduğunu hatırlatırlar. Mesaj ne? Şikayet etmek için bir sebebin yok, bu yüzden kapa çeneni.

Bütün damarlarınızı bilirler ve tereddüt etmeden damarınıza basarlar. Duygusal manipülatörler zayıf noktanızı bilirler ve bu bilgiyi kolaylıkla size karşı kullanırlar. Kilolarınız size güvensizlik veriyorsa, yediğiniz ya da giydiğiniz kıyafet hakkında yorum yaparlar; Yaklaşmakta olan bir sunumdan endişe duyuyorsanız katılımcıların ne kadar korkutucu ve yargılayıcı olduğuna dikkatinizi çekerler. Duygularınızı fark etme yetenekleri kalıpların dışındadır ancak bunu sizi iyi hissettirmek için değil manipüle etmek için kullanırlar.

Manipülasyon ile Başa Çıkmak

Duygusal manipülatörler sizi çılgına çevirtir çünkü davranışları o kadar mantıksızdır. Bu konuda hataya düşmeyin—davranışları gerçekten mantıkla taban tabana zıt, o halde neden onlara duygusal tepkiler verip o döngünün içine çekilmeye izin veresiniz ki?

Birileri ne kadar mantıksız ve yoldan çıkmış ise sizin kendinizi onların tuzağından kurtarmanız o kadar kolay olur. Onları kendi oyunlarında yenmeyi denemekten vazgeçin. Duygusal olarak onlardan uzak durun ve onlar ile olan etkileşimlerinize yaklaşımınız onları bir bilim projesiymiş gibi görmek olsun (ya da bu terim size daha anlamlı gelecekse varsayın ki psikologsunuz). Duygusal kaosa tepki vermek zorunda değilsiniz—sizin işiniz gerçekler ile.

Duygusal bir mesafenin korunması farkındalık gerektirir. Birilerinin damarına basmasına engel olman için bunun ne zaman olacağını far etmen gerekir. Bazen düzeneği değiştirmeniz ve ilerlemenin en iyi yolunu seçmeniz gereken durumlar yaşayacaksınız. Bu iyidir ve bunu yapmak için biraz zaman ayırmaktan korkmayın.

Çoğu insan, birileri ile çalıştığı ya da yaşadığı için kaosun kontrol altına alınmasının imkânsız olduğunu hissine kapılıyor. Bir şey gerçeklikten ancak bu kadar uzak olur. Bir manipülatörü fark ettiğiniz andan itibaren artık onun davranışlarını öngörmek ve anlamak oldukça kolay olacaktır. Bu sizin ne zaman ve nerede onlarla birlikte olmak zorunda olduğunuz ve ne zaman ve nerede olmayacağınıza ilişkin akılcı düşünmeyi sağlamanıza yardımcı olacaktır. Sınırlar koyabilirsiniz, ancak bunu bilinçli ve proaktif olarak yapmak zorunda kalacaksınız. Eğer bir şeyleri doğal hâline bırakırsanız k endinizi devamlı olarak zor konuşmalara bulaşmış hâlde bulabilirsiniz. Sınırları belirlerseniz ve zor insana ne zaman ve nerede yer vereceğinize karar verirseniz, kargaşanın çoğunu kontrol edebilirsiniz. Buradaki hüner namluları kuşanmak ve insanlar sınırları geçmeye çalıştığında buna engel olarak sınırları korumaktır.

Hepsi Bir Araya Getirildiğinde

Duygusal manipülatörler kim olduğunuz ile ilgili anlayışınızı zayıflatabilir ve hatta sizin akıl sağlığınızdan şüphe etmenize sebep olabilirler. Unutmayın: Hiç kimse sizin rızanız ve işbirliğiniz olmadan sizi manipüle edemez.

 

Dr. Travis Bradberry

 

Yazar: Azmi Ulaş
Kaynak: http://www.linkedin.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND