Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Dünya bu süper sırrı çözmeye çalışıyor

Reyting konusundaki bildiklerinizi unutun! Çünkü bildikleriniz Amerika’da yılda bir kez yaşanan Super Bowl çılgınlığını açıklamaya yetmiyor. Milyonları ekrana kitleyen müsabakanın sırrı hala çözülebilmiş değil. Ancak skor tabelası ezici gücünü tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor…

Dünya sırrını çözmeye çalışıyor! Amerika’nın kilitlendiği Super Bowl neden bu kadar mühim?

Amerika’da seyir, reklam ve bütçe rekorları kıran Super Bowl, Türk televizyoncuları ve reklamcıları için müthiş bir deney. Tabii orada neler olduğunu anlayabilene. Yener Dilber o geceyi rakamlarla analiz etti..

‘”Koku: Bir Katilin Hikayesi” filminin o meşhur sahnesini hatırlıyor musunuz? Katilin havaya attığı mendildeki kokuyu soluyan binlerce insan kendinden geçiyordu hani… İşte Super Bowl da öyle birşey. Yani neredeyse.

Yılda bir kez, bir Pazar gününde yaşanıyor bu olay. Öyle bir Pazar ki bu, Amerikalılar için eğlencenin ilahi günü halini almış artık. İlahi derken, kilise falan gelmesin aklınıza; evler, sokaklar ve barlar bu eğlence ibadetinin mekanları… Bir ulus bu mekanlarda bir bütün halinde, tek bir şeyi takip ediyor; ilahi üçlemenin yerini, “eğlence-spor-tüketim” üçlemesi alıyor. Çünkü Amerikan Futbolu’nda şampiyonu belirleyen, maçlarötesi maç Super Bowl oynanıyor. Hem de 45 yıldır…

İnsanların –takım tutsun tutmasın– bu kadar angaje oldukları başka bir olay yok. Mesela şu ana kadar seyrederken en çok heyecanlandığınız maçı düşünün. Ya da en unutamadığınızı… Hiçbiri Super Bowl’a yaklaşamıyor bile. Milli bayramlarımız da dahil, katılım oranını karşılaştırabileceğimiz bir spor veya eğlence olayı yaşamadık henüz.

Bu spor olayı, müthiş büyüklükte bir ekonominin de merkezinde tabii. Yıllık televizyon lisans bedeli 1 milyar USD’ın üstünde olan bir ligin finali neticede… Fakat asıl kültürel fenomen, maçın kendisi değil. Devre arası gösterisi de maçın kendisi kadar ilgi çekiyor; maç yayını etrafındaki reklamlar, Oscar Ödülleri kadar merakla bekleniyor. İnandırıcı gelmedi mi? Size izleyicilerin %58’inin reklamları kaçırmamak için maç oynanırken tuvalete gittiğini söylesem?

Biri Reyting mi Demişti?

Bu genel ilgiden en büyük payı medya alıyor tabii. Reytingler çok yüksek. Bu sene sadece Amerika’da 108,4 milyon kişi izledi. 1983 yılında izleyici sayısı rekorunu kıran efsanevi CBS dizisi M.A.S.H.’in final bölümünü geçebilen ilk yayın da yine 2010 yılındaki Super Bowl yayınıydı.

Barlar ve restoranlar gibi halka açık gösterim yerleri bu ölçümlere dahil değil. Süper Pazar’ın ritüeli olarak, milyonlarca insanın dışarıda bira/cips/tavuk kanat tüketip maç seyretmesi, yayının gerçek erişiminin boyutunun anlaşılması adına önemli. Barlar deyince aklınıza erkek erkeğe maç muhabbeti gelmesin. Nitekim izleyicilerin %40’ı bu sporun seyircisi değil; %45’i ise kadın. Profildeki çeşitliliğe bakar mısınız? Zaten bu uçuk rakamlara ulaşılması da başka bir şekilde pek mümkün değil.

Ne kadar güçlü bir yayın olduğu, kendisinden iki saat sonraki yayını bile açık ara zirveye taşımasından da anlaşılabiliyor. Maç ve maç sonrası yayını sırasında, en yakın rakibinin aldığı reyting, 1. (Evet, yazıyla “Bir”) Buna ne kadar rekabet derseniz artık…

Vitrin bu kadar büyük olunca, karşılaşan takımların gücü, hava durumu gibi izlenme oranlarını etkileyen faktörler de kıymete biniyor. Yukarıdaki tablodaki fiyatları ödeyen reklamverenin, yağmur duasına çıkmasının sebebi debu.

Mad Men’lerin Diyarında Super Bowl

Markaların Süper Pazar’daki yarışı en az takımlarınki kadar amansız. Hepsi maça özel reklam filmleri üretiyorlar. Bazıları yeni ürünlerinin lansmanını yine bu güne yetiştirmeye çalışıyor. (Bu sene lansmanlarıyla öne çıkan Anheuser-Busch firmasıydı. Budweiser ve Becks markalarının yeni ürünleri Black Crown ve Sapphire’i yeni reklamlarıyla tanıttı) Ellerinde kuponları, hipodromun son düzlüğünde bastıkları atlarla birlikte koşan kumarbazlar gibi yatırdıkları paranın geri dönüşünü almayı bekliyorlar. Hatta bunun adına agresifleşenler de var aralarında. O kadar ki; CBS televizyonu Soda Stream’in reklamını, Coca-Cola ve Pepsi’yi küçük düşürdüğü gerekçesiyle yayınlanmadı.

Soda Stream’in CBS tarafından reddedilen reklamına buradan ulaşabilirsiniz.

Ortaya çıkan müthiş talep, sanki reklam yeri kıtlığı varmış izlenimi veriyor. Bu senenin maçındaki reklam slotlarının yarısı geçtiğimiz Mayıs ayında satılmış, maç gününe daha iki ay kala da tamamı tükenmişti. CBS Reklam Müdürü de –gözü doysun– ne dese beğenirsiniz? “Slotlarımız doldu ama çok daha iyi bir fiyat veren olursa belki bir miktar daha alan açabiliriz”. 30 saniyenin fiyatı mı? Elinin kiri. 3,8 milyon USD civarı.

Son 14 yıldaki ortalama yıllık %6’lık reklam enflasyonu, Amerika’daki tüketici enflasyonu rakamlarının oldukça üstünde. Bu artışa bakmaksızın reklam veren Super Bowl müptelası devler bile fiyatlardan şikayetçi olmaya başladı artık. Bunlardan General Motors, fiyatları protesto edip reklam vermeyerek stratejisini değiştirdi bu sene. Ama değişmeyen gerçek, CBS reklam departmanının kapısının önünde senelerdir sıra oluştuğuydu yine. Nitekim, Forbes’ın yöneticilerle yaptığı görüşmeler, bu maça reklam vermenin hala en karlı pazarlık olduğunu düşündüklerini gösterdi. E, Mad Men’lerin diyarı neticede… Bizim gibi otuz sene yüksek enflasyonla boğuşmuş, paradan para kazanma tembelliğiyle pazarlamaya bütçe ayırmamış insanların memleketinden bu sonucu beklemek olmazdı.

Markaların sosyal medyadaki Süper Pazar hassasiyetleri, en az televizyondaki kadar ders niteliğindeydi. Örneğin bisküvi markası Oreo’nun sosyal medya ajansının karargaha dönüştürülen Manhattan ofisinde yaşananlar… Maçta elektriklerin kesilmesini fırsata çevirmek için hemen harekete geçen ajans çalışanları, 140 karaktere sığdırdıkları yaratıcı fikirlerini markaya hızlıca onaylatarak tweet butonuna tıkladılar: “Elektrikler mi kesildi? Problem yok. Karanlıkta da bandırabilirsiniz”. Ajansın bu refleksi bir saat içinde 10 bin retweet aldı. Audi, Tide, VW gibi bazı diğer markalar da çok çabuk reaksiyon gösterip karşılıklarını aldılar.

Oreo’nun tweetine buradan ulaşabilirsiniz.

Televizyondaki reklamlar, USA Today’den AdWeek’e onlarca web sitesinde ve blogda canlı oylandı, yorumlandı; üzerlerine haftalarca konuşuldu. Bu işlem yığınının analinizi yapan Bluefin Labs gibi firmalara da markalara karnelerini verdiler. Bana göre bu sene şansını en iyi kullanan, mesajını en net iletebilen markalar Audi ve Chrysler Ram’di.

Super Bowl 2013 sırasındaki reklamların tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Ekran Yetmiyor

CBS televizyonlarda reyting terörü estirirken, ikinci ekranların reytingi de inanılmaz seviyelere ulaştı.

Maçın ikinci ekran’lardaki envanteri de Aralık ayı ortasında tamamen tükendi. Online mecra da televizyon gibi karşılığını verdi. CBS’in internet sitesinden yaptığı canlı yayını bu seneki 3 milyon tekil ziyaretçi izledi. Bu rakam geçen sene maçın ilk olarak online verildiği NBC internet sitesi için 2,1 milyondu.

Buradaki hacmi iyi değerlendiren birçok marka oldu. Star Trek Into Darkness filminin özel aplikasyonunu indirenler, filmin reklamının televizyonda döndüğü sırada, özel içeriğine de erişim hakkına sahip oldular. Bir diğer başarılı örnek de sosyal televizyon aplikasyonu GetGlue ve online video servisi Hulu’nun bu maça özel birlikteliğiydi. Hulu üzerinden Super Bowl’a ve reklamlarına check-in yapan GetGlue kullanıcıları, Hulu’dan 1 ay bedava üyelik kazandılar.

Madonna > Beyonce

Beyonce, Super Bowl’un devre arası için eski Destiny’s Child grubu arkadaşlarını da yanına aldı bu sene. Stadyumdaki elektrik kesintisini bile Beyonce’in elektriğine bağlayacak kadar performansını beğenenler vardı ama nafile… Madonna efsanesi geçen sene daha fazla insana izlettirmişti kendini. Beyonce’u bu sene 48,2 Share / 71 Reyting ile ortalamada 104 milyon vatandaş izlerken; Madonna efsanesi geçen sene 48,1 Share / 72 Reyting izlenme oranlarıyla ortalama 112,5 milyon Amerikalı’yı (ve benimle birlikte en az bir Türk’ü) kendine hayran bırakmıştı.

Devre arası şovu sponsorluğu fiyatlarının da spot fiyatları oranında arttığını varsayarsak; geçen seneki devre arası gösterisinin sponsoru Bridgestone’un, bu senenin Pepsi’sinden, hem fiyat hem de performans anlamında daha karlı bir iş yaptığını söylemek mümkün.

Madonna’nın Super Bowl 2012 performansına buradan ulaşabilirsiniz.

Beyonce’in Super Bowl 2013 performansına buradan ulaşabilirsiniz.

Yani Neymiş?

Yani bu asla tek başına bir spor karşılaşması değil; bir eğlence konsepti… Birden fazla sektörün tek bir işte başarıyla işletilmesi. Başarılı derken elektrik kesintisi hadisesini bir yana bırakıyorum. Öyle şeyler bizde bile oluyor.

Peki, biz neredeyiz bu işlerde hakikaten? Sponsorluk, organizasyon tecrübesi vb. gibi konulara hiç girmeye hiç gerek yok. Daha oralara gelemedik. Maalesef iş spor sponsorluklarına vergi avantajı sağlamakla bitmiyor. Sporun nefret sektöründen uzaklaştırılıp, eğlence sektörüne yaklaştırılması tek çare… İşin çoktan gittiği yer orası çünkü.

Kaynakça:

Reytingler için kaynak: Nielsen.

CBS’in 2013 reytingleri, elektriklerin kesildiği 34dk’yı içermiyor.

Trendrr bileşenleri: Twitter, Facebook, Getglue, Viggle.

İkinci ekran aktivite sayıları, elektriklerin kesildiği 34dk’yı içermiyor.

Spot fiyatları için kaynak: CBS, NBC, FOX.

Sosyal medyada reklamlarla ilgili yorum verileri için kaynak: Bluefin Labs

Sosyal medyadaki reklamlarla ilgili yorumların verileri, spotun yayınlanmasından sonraki 45 dk. içerisindeki aktiviteleri içerir.

Yazan: Yener Dilber

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND