Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Duayenlerden başarı dersleri

Zirveye giden yolda nelere dikkat edilmeli? Başarılı olmak mı zor, başarılı kalmak mı? Türk iş dünyasının duayenleri başarı sırlarını anlattı. İşte duayenlerden başarılı olmak isteyenlere taktikler…

Türk ekonomi dünyasının duayen isimleri “iş” teki sırlarını Capital’le paylaştı.

SON YILLARDA tüm dünyada ekonomik bir çalkalanma söz konusu. İş dünyası eksen kayması, liderlik, süreklilik, globalleşme, kârlılık gibi konulara odaklanmış durumda. Bu alanlarda değişimin kaçınılmaz olduğu düğünülüyor. Bu değişimin nereden başlayacağı ve iş insanlarının bu değişim sırasında nasıl bir rol oynayacağı ise henüz bir netlik kazanmış değil. Uzmanlara göre bu durumda tecrübe ve birikim ön plana çıkıyor.Türk iş dünyası ise bu konuda oldukça şanslı. Ekonomik hayat, yakın tarihte şekillendiği için tecrübesiyle göz dolduran iş insanları, halen iş dünyasının önemli aktörleri olmayı sürdürüyor. Tarık Tara, İshak Alaton, Asım Kocabıyık, Selçuk Yanar gibi duayen isimler halen iş dünyasına yol gösteriyor. Onlar, tecrübeleri ve başarılarıyla iş dünyasının hiç kuşkusuz en değerli isimleri… Çoğu, aktif yönetimden çekilmiş olsa da halen genç kuşaklara ilham vermeyi sürdürüyorlar. Kurumlarının onursal başkanı ya da kurucusu sıfatıyla iş hayatında yer alıyorlar.

Capital olarak duayen isimlerin bugüne nasıl geldikleri iaraştşrdık. Onların ağzından, bugünlere gelmelerini sağlayan kriterlerin neler olduğunu öğrendik.

ALATON’DAN ÖĞÜTLER

İshak Alaton, hiç kuşkusuz Cumhuriyet tarihinin en önemli iş insanlarından biri. Bugüne kadar sürekli başarılarıyla göz dolduran isim, iş dünyasında başarının sırrının güvenilirlik olduğunu söylüyor ve genç iş insanlarına başarı yolunda şu önerilerde bulunuyor: “İş dünyasında size güven duyulursa krediler açılır. Sizinle iş yapmak isteyenler çoğalır. Yeni iş kapıları aralanır. Kapıları açmak sizin becerinize kalır. Verdiğiniz sözü muhakkak tutun. İmzaladığınız senedi vade gününden 2 gün önce ödeyin. Ödeyemeyecekseniz, 10 gün önceden alacaklıya bilgi verin. Faizini kabul ederek yeni bir vade için anlaşın. Saygın ve güvenilir olmak, uzun yıllar boyunca düz bir çizgide var olmayı gerektirir. Bir tek hata, yıllar boyu kazanılmış saygınlığı yıkıp insanı mahveder. İk hedefiniz çok zengin olmak değil, çok saygın olmak olsun. Önemli olan, hayat boyu eğitim. Dünyaya açılmak için bir yabancı dil bilmeniz şart. Mesleğinizle ilgili yerli yabancı yayınları izleyin. Mesleğinizin derinliklerinde ustalık kazanın. Etrafınıza bakın. Daha zeki insanları keşfedip onlarla dostluk geliştirin. Onlarla ortaklık imkanlarını araştırın. Ufku geniş, yaratıcı, üretken ve çalışkan insanları motive edin. Elde edeceğiniz nemayı ve serveti, yola çıktığınız insanlarla paylaşmayı bilin. Sakın hep bana demeyin.‘Pastayı birlikte büyütelim, beraber yiyelim’ deyin.”

BODUR’UN BAŞARISININ SIRRI

İbrahim Bodur, Türk ekonomi tarihine tanıklık eden önemli isimlerden biri. Kurucusu olduğu Kale Grubu ise Türkiye’de seramik sektörünün gelişimine öncülük etmiş önemli bir kuruluş. Şu an Kale Grubu’nun onursal başkanlık görevini yürüten İbrahim Bodur’a göre iş dünyasında başarının sırrı güven, istikrar ve kararlılık…

Çalışana, işçiye ve iş ortaklarına odaklanmak da son derece önemli. “İşinize sımsıkı sarılın ve sizden beklenen hizmeti, gayreti verin. Bilgi, tecrübe ve stratejilerinizi çalışanlarınızla daima paylaşın. Bilgi paylaşılırsa katma değeri artar” diyen Bodur, iş hayatında başarılı olmak için izlenmesi gereken yolu şöyle özetliyor: “Rekabet gücünüzü artırmak için elinizdeki kaynakları rasyonel şekilde kullanmalısınız. Rekabet gücünüzün temelini oluşturan en önemli unsurun insan ve verimlilik olduğunu unutmayın. Rakibinizin Pazar payına göz dikmektense müşterinizin ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vermeyi tercih edin. Müşterinizin dert ortağı akıl hocası olmaya çalışın. Kalitenin düşmesi ne, hizmetin aksamasına izin vermeyin. Birlik ve beraberlik ruhu, karşılıklı sevgi ve saygı, hem huzuru hem gerekli başarıyı sağlar.”

YARIM YÜZYILLIK DENEYİM

Gama Holding, yarım yüzyıla dayanan bir geçmişe sahip.Şirketin kurucusu ve onursal başkanı Erol Üçer, bu süre zarfında holdingi Türkiye’de ilkleri yapan ve dünyanın farklı coğrafyalarında projeler gerçekleştiren önemli bir şirket haline getirdiklerini söylüyor.İş insanlarının yola çıkarken her şeyden önce kendilerine güvenmesi gerektiğini belirtiyor. “Yarım yüzyıla yaklaşan şirket deneyimimiz, eşit koşullar oluştuğunda, Türk insanının zeka, yaratıcılık ve çalışkanlık bağlamında yabancı meslektaşlarına karşı avantajlı olduğunu bize gösterdi. Kendinize güvenin” diye konuşuyor ve şu değerli öğütlerde bulunuyor: “Bana göre insanımızın eleştirilebilecek en önemli eksiği, bireysel davranma alışkanlığı. Türkiye’de ve uluslararası arenada rekabet edebilmenin bir diğer koşulu, bu alışkanlıktan kurtulmak ve birlikte hareket edebilme kültürünü özümsemektir. Bir başka deyişle takım halinde çalışabilme yeteneğini benimsemek gerek. Konunuzda uzmanlaşın, teknik ve teknolojik gelişmelerin gerisinde kalmayın. Kendinizi sürekli geliştirin. Hiçbir zaman edindiğiniz birikimle yetinmeyin. Global düşünebilin ki yabancılarla rekabet edecek ve birlikte çalışabilecek konumda olun.”

POLAT’IN ÇALIŞMA MOTTOSU

İbrahim Polat, çalışma hayatına 16 yaşında başlamış bir girişimci. 1955 yılında Polat Holding’in temellerini atan isim, Şirketin bugün 8’i yurtiçinde, 2’si yurtdışında kurulmuş 10 şirketli bir yapıya dönüşmesini sağladı. İnşaat, turizm ve sanayi sektörlerinde önemli markalara sahip olan şirketin kurucusu ve halen aktif yönetiminde yer alan Polat, “Gençlere en büyük tavsiyem çalışkan olmaları” diyor ve şu önerilerde bulunuyor: “Çalışmak çok önemli. Ben çalışmaya 16 yaşında başladım. Çalışan insan eninde sonunda emeğinin karşılığını alır. Tabii ki dürüst olması da çok önemli. Yalan söyleyen bir insan ne kadar çalışkan olursa olsun başarılı olamaz. İnsanı sevmek, güler yüzlü olmak ve samimi davranmak da önemli. Bir diğer önerim de iş hayatında disiplinli olmanız yönünde. Özellikle randevularınıza çok sadık olun. 60 yılık iş hayatımda en önem verdiğim konuların başında randevularıma gösterdiğim hassasiyet gelir. Tüm randevularıma 5 dakika önce gitmek en önemli iş prensiplerimden biridir. Randevum dünyanın başka bir ülkesinde de olsa ben toplantı saatinden 5 dakika önce orada hazır bulunurum.”

İÇDAŞ’IN KURUCUSUNUN BAŞARI SIRRI

İÇDAŞ, Türkiye’nin en büyük özel sektör çelik üreticisi. Bu dev kuruluşun kurucusu ve halen yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüten Bayram Yusuf Aslan başarılarıyla göz dolduran bir isim. Aslan’a göre yaptığı her işi sevmesi en büyük sırrı. Her zaman dürüst olmanın ve sabırla çalışmanın önemine değinen Bayram Yusuf Aslan, bugünlere nasıl geldiğini ve nasıl başardığını şu sözlerle özetliyor: “Önümüze çıkan engellerin üstesinden sabırla gece gündüz çok çalışarak, ortaklarımı ve çalışanlarımı da ikna ederek geldim. İkincisi yapacağım işi önce araştırdım. Gelecek gördüğüm işlere girdim, onları büyütmeye çalıştım. Yaptığım işi birilerinin bir gün yapacağına ve o işe ihtiyaç olduğuna inandım. Niye ben en iyisini hemen yapmayayım diye düşünerek hareket ettim. Çünkü zaman çok önemli. Üçüncüsüyse teknolojik gelişmeleri çok iyi takip ettim. Dergileri, teknik bültenleri ve konferansları elimden geldiğince ve zamanım oldukça izledim. Seminerlere müdürlerim ve teknik ekibimizle katıldım.Teknolojik gelişmelerden anında haberdar oldum. Araştırdım, bünyemize uygun olanları işimizde uygulamaya başladım. Demir çelik iş kolunda yatırımlar çok pahalı ve riskli olduğu için uygulamaları zor. Bu yüzden yatırımlara karar verirken çok düşündüm. Kısa sürede karar verdim ve uygulamaya hemen geçtim.”

GENÇ GİRİŞİMCİLERE ÖNERİLER

Eğitim hiç kuşkusuz her yöneticinin son derece önem verdiği bir konu. Kazancı Holding’in kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Ali Metin Kazancı ise eğitim alırken çalışmanın da son derece önemli olduğunu söylüyor. Genç girişimcilere özel tavsiyelerini ise şöyle sıralıyor: “Genç girişimciler, öncelikle eğitimleri sırasında yapmayı düşündükleri mesleği biraz olsun öğrenebilmeleri için yaz döneminde staj yapsın. Staj dönemini verimli kullanmalarının faydasını gelecekteki iş yaşamlarında görecekler. Öğrencilikleri süresince en az bir yabancı dili çok iyi öğrenmelerini tavsiye ederim.İmkanları varsa, öğrenim gördükleri alanda doktora da yapsınlar. Bu, kendilerine güvenlerinin artmasını sağlayacak. Hayatın hiçbir döneminde para öncelik olmamalı. Başarıyı yakalamak için çok çalışmak, güvenilir insanlarla diyalog kurmak ve dürüstlüğü her zaman ön planda tutmak gerekiyor.”

BİTLİS’İN KAPISI HERKESE AÇIK

Polisan, Türkiye’nin önde gelen boya devlerinden biri.İlk kez 1945 yılında fason dokuma mal üreterek faaliyete başlayan şirketin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Necmettin Bitlis, uzun yıllara dayanan başarı sının sırrını şöyle özetliyor: “İnsanları iyi dinlemek son derece önemli. Her kademeden çalışanların fikirlerine açığım. İnsanları dinlemediğiniz takdirde hiçbir şey öğrenmeniz, bilmeniz ve ileriye gitmeniz mümkün değil. Ufku geniş tutmak ve hayal etmek gerekir, her şey hayal etmekle başlar. Bana ulaşmak isteyen herkese kapım, sonuna kadar açık. Özel hayatımda ve iş ortamında her zaman alçakgönüllülüğü temel felsefe edindim.İşinize saygı duymalısınız. İşinizin başında olmalısınız. Herhangi bir konuda kanunen haklı olmanız yetmez, vicdanen de haklı olmalısınız.”

“DÜRÜSTLÜKTEN VAZGEÇMEYİN”
Erdoğan Özgörkey, Türkiye’nin hiç kuşkusuz en köklü sınai geçmişine sahip isimlerinden biri. Otomotiv, gıda, inşaat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Erdoğan Özgörkey Grubu’nun yönetim kurulu başkanı Özgörkey, dürüst olmanın kendi başarısında son derece önemli olduğunu söylüyor. “Herkes için dürüst olmak yaşamın ve iş hayatının vazgeçilmez unsuru ve prensibi olmalı” diye konuşuyor ve ekliyor: “Tabii herkes bu konuda kendine toz kondurmaz ama iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırırken yaptığınız davranışın doğruluğunu sorgulayın. Kalite anlayışınız en önemli prensiplerinizden olsun.Bu prensip özel hayatınızdan iş hayatınıza, yaşamınızın her anında kendini göstermeli. Giyiminizden çalışma tarzınıza, üretiminizden kendinizin ve çevrenizin temizlik ve düzenine, özel ve iş arkadaşlığınıza kadar her şeyde büyük bir dikkat ve titizlik ile kalitenizi özenle koruyun. Sabırla ve iyi niyetle çalışın. İnsan her zaman, her şeyde başarılı olamayabilir ama çalışmayı sevin, yılmayın. Sağlığınız elverdiği sürece her ortamda moral bozmadan çalışın. Yaptığınız işi sevin, moral çok önemli. Kendinize düşeni yapın, başarıyı ondan sonra bekleyin.”

“RİSK ALMAYAN BAŞARILI OLAMAZ”

Girişimciliğin ilk kurallarından biri risk alma becerisini gösterebilmektir.
Orhan Holding Onursal Başkanı İbrahim Orhan da başarılı olmak için risk almanın son derece önemli olduğuna vurgu yapıyor ve “Hedefinizi seçin. Ne yapmak istiyorsunuz, onu seçin ve odaklanın” diyerek iş insanlarına şu tavsiyelerde bulunuyor: “Risk almayan kişi hiçbir şey başaramaz. Zamanın kıymetini bilin ve onu iyi kullanın. Kendinize güvenin. Başarılı insanlarda olan her donanım sizde de var. İki kol, iki el, iki göz ve en önemlisi bir beyne sahipsiniz. Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız çoktan kaybettiniz. Başarı istediğiniz takdirde gelir, her şey insanın kafasında biter. Yükselmek için yüksek düşünmelisiniz. Başarı sebat, devamlı çalışma, iyi akıl, tutum ve soğukkanlılıktır. Dünyada hiçbir şey sebatın yerini tutamaz. Dünya yetenekli, eğitimli ama başarısız insanlarla dolu. Yalnızca sebat ve kararlılık mutlak güce sahiptir. Irmakla kayanın savaşını daima ırmak kazanır. Güçlü olduğu için değil sebatkar olduğundan. Gücünüzü bilerek girişimci olun maceracı olmayın. Her yeni girişimde ya da var olanları genişletirken iyi bir tüccar, iyi bir iktisatçı, iyi bir mühendis ve iyi bir finansmancı gibi düşünün. Dürüst, namuslu, saygılı olun, toplum kurallarına uyun.

Duayenler nasıl başardı? Türk ekonomi dünyasının duayen isimleri “iş” teki sırlarını Capital’le paylaştı.

Temiz ve muntazam giyinin Şirket malına ve varlıklarına, ülke değerlerine sahip çıkın. Bireysel değil, ekip çalışmasıyla sonuca varılabileceğine inanın. Gücümüzü aldığımız Türk ekonomisine güç katın.”

“PARA İÇİN ÇALIŞMAYIN”

Turgut Aydın, tekstil sektörünün duayen isimlerinden…
Son yıllarda ise Memorial markası altındaki sağlık yatırımlarıyla adından söz ettirdi. Farklı sektörlerde hızlı büyümesiyle dikkat çeken Aydın, parasal beklentinin girişimcinin sonunu getirebileceğini düşünüyor. Bu konuda ise girişimcilere şu tavsiyelerde bulunuyor:“Bir işi yalnızca parasal beklenti ile yaparsanız, başarınız da kısa vadeli olur. Uzun vadede büyük işler yapabilmek için hedefiniz öncelikle başarılı ve kalıcı olmak olmalı. Başarı için zeka ile şans faktörü çok önemli. Zeka eğer iyi değerlendirilmezse varlığı anlam ifade etmez. Başarı ve maddi kazanım için zekanın yanında birçok şartın bir araya gelmesi gerekir. Burada en önemli faktör de şanstır. Şans çok iyi değerlendirilmeli, iş hayatında akıllıca kullanılmalı. Büyümek, kendini yenilemekten geçer. Kendinizi yenilemiyorsanız, büyümeniz de mümkün değil. İş hayatında zamana, krize ve mevcut durumun getirdiklerine göre hareket etmek esastır. Risk almadan başarı mümkün değil. Başarı kadar hata da iş hayatının bir gerçeği. Çünkü başaıya giden yolda hata yapmadan ilerlemek mümkün değil. Önemli olan hataların bir fırsata dönüştürülmesi. Hatanın telafi edilemeyecek tek yanı, bilinçli olarak yapılmasıdır.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND