Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Duayenlerden başarı dersleri

Zirveye giden yolda nelere dikkat edilmeli? Başarılı olmak mı zor, başarılı kalmak mı? Türk iş dünyasının duayenleri başarı sırlarını anlattı. İşte duayenlerden başarılı olmak isteyenlere taktikler…

Türk ekonomi dünyasının duayen isimleri “iş” teki sırlarını Capital’le paylaştı.

SON YILLARDA tüm dünyada ekonomik bir çalkalanma söz konusu. İş dünyası eksen kayması, liderlik, süreklilik, globalleşme, kârlılık gibi konulara odaklanmış durumda. Bu alanlarda değişimin kaçınılmaz olduğu düğünülüyor. Bu değişimin nereden başlayacağı ve iş insanlarının bu değişim sırasında nasıl bir rol oynayacağı ise henüz bir netlik kazanmış değil. Uzmanlara göre bu durumda tecrübe ve birikim ön plana çıkıyor.Türk iş dünyası ise bu konuda oldukça şanslı. Ekonomik hayat, yakın tarihte şekillendiği için tecrübesiyle göz dolduran iş insanları, halen iş dünyasının önemli aktörleri olmayı sürdürüyor. Tarık Tara, İshak Alaton, Asım Kocabıyık, Selçuk Yanar gibi duayen isimler halen iş dünyasına yol gösteriyor. Onlar, tecrübeleri ve başarılarıyla iş dünyasının hiç kuşkusuz en değerli isimleri… Çoğu, aktif yönetimden çekilmiş olsa da halen genç kuşaklara ilham vermeyi sürdürüyorlar. Kurumlarının onursal başkanı ya da kurucusu sıfatıyla iş hayatında yer alıyorlar.

Capital olarak duayen isimlerin bugüne nasıl geldikleri iaraştşrdık. Onların ağzından, bugünlere gelmelerini sağlayan kriterlerin neler olduğunu öğrendik.

ALATON’DAN ÖĞÜTLER

İshak Alaton, hiç kuşkusuz Cumhuriyet tarihinin en önemli iş insanlarından biri. Bugüne kadar sürekli başarılarıyla göz dolduran isim, iş dünyasında başarının sırrının güvenilirlik olduğunu söylüyor ve genç iş insanlarına başarı yolunda şu önerilerde bulunuyor: “İş dünyasında size güven duyulursa krediler açılır. Sizinle iş yapmak isteyenler çoğalır. Yeni iş kapıları aralanır. Kapıları açmak sizin becerinize kalır. Verdiğiniz sözü muhakkak tutun. İmzaladığınız senedi vade gününden 2 gün önce ödeyin. Ödeyemeyecekseniz, 10 gün önceden alacaklıya bilgi verin. Faizini kabul ederek yeni bir vade için anlaşın. Saygın ve güvenilir olmak, uzun yıllar boyunca düz bir çizgide var olmayı gerektirir. Bir tek hata, yıllar boyu kazanılmış saygınlığı yıkıp insanı mahveder. İk hedefiniz çok zengin olmak değil, çok saygın olmak olsun. Önemli olan, hayat boyu eğitim. Dünyaya açılmak için bir yabancı dil bilmeniz şart. Mesleğinizle ilgili yerli yabancı yayınları izleyin. Mesleğinizin derinliklerinde ustalık kazanın. Etrafınıza bakın. Daha zeki insanları keşfedip onlarla dostluk geliştirin. Onlarla ortaklık imkanlarını araştırın. Ufku geniş, yaratıcı, üretken ve çalışkan insanları motive edin. Elde edeceğiniz nemayı ve serveti, yola çıktığınız insanlarla paylaşmayı bilin. Sakın hep bana demeyin.‘Pastayı birlikte büyütelim, beraber yiyelim’ deyin.”

BODUR’UN BAŞARISININ SIRRI

İbrahim Bodur, Türk ekonomi tarihine tanıklık eden önemli isimlerden biri. Kurucusu olduğu Kale Grubu ise Türkiye’de seramik sektörünün gelişimine öncülük etmiş önemli bir kuruluş. Şu an Kale Grubu’nun onursal başkanlık görevini yürüten İbrahim Bodur’a göre iş dünyasında başarının sırrı güven, istikrar ve kararlılık…

Çalışana, işçiye ve iş ortaklarına odaklanmak da son derece önemli. “İşinize sımsıkı sarılın ve sizden beklenen hizmeti, gayreti verin. Bilgi, tecrübe ve stratejilerinizi çalışanlarınızla daima paylaşın. Bilgi paylaşılırsa katma değeri artar” diyen Bodur, iş hayatında başarılı olmak için izlenmesi gereken yolu şöyle özetliyor: “Rekabet gücünüzü artırmak için elinizdeki kaynakları rasyonel şekilde kullanmalısınız. Rekabet gücünüzün temelini oluşturan en önemli unsurun insan ve verimlilik olduğunu unutmayın. Rakibinizin Pazar payına göz dikmektense müşterinizin ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vermeyi tercih edin. Müşterinizin dert ortağı akıl hocası olmaya çalışın. Kalitenin düşmesi ne, hizmetin aksamasına izin vermeyin. Birlik ve beraberlik ruhu, karşılıklı sevgi ve saygı, hem huzuru hem gerekli başarıyı sağlar.”

YARIM YÜZYILLIK DENEYİM

Gama Holding, yarım yüzyıla dayanan bir geçmişe sahip.Şirketin kurucusu ve onursal başkanı Erol Üçer, bu süre zarfında holdingi Türkiye’de ilkleri yapan ve dünyanın farklı coğrafyalarında projeler gerçekleştiren önemli bir şirket haline getirdiklerini söylüyor.İş insanlarının yola çıkarken her şeyden önce kendilerine güvenmesi gerektiğini belirtiyor. “Yarım yüzyıla yaklaşan şirket deneyimimiz, eşit koşullar oluştuğunda, Türk insanının zeka, yaratıcılık ve çalışkanlık bağlamında yabancı meslektaşlarına karşı avantajlı olduğunu bize gösterdi. Kendinize güvenin” diye konuşuyor ve şu değerli öğütlerde bulunuyor: “Bana göre insanımızın eleştirilebilecek en önemli eksiği, bireysel davranma alışkanlığı. Türkiye’de ve uluslararası arenada rekabet edebilmenin bir diğer koşulu, bu alışkanlıktan kurtulmak ve birlikte hareket edebilme kültürünü özümsemektir. Bir başka deyişle takım halinde çalışabilme yeteneğini benimsemek gerek. Konunuzda uzmanlaşın, teknik ve teknolojik gelişmelerin gerisinde kalmayın. Kendinizi sürekli geliştirin. Hiçbir zaman edindiğiniz birikimle yetinmeyin. Global düşünebilin ki yabancılarla rekabet edecek ve birlikte çalışabilecek konumda olun.”

POLAT’IN ÇALIŞMA MOTTOSU

İbrahim Polat, çalışma hayatına 16 yaşında başlamış bir girişimci. 1955 yılında Polat Holding’in temellerini atan isim, Şirketin bugün 8’i yurtiçinde, 2’si yurtdışında kurulmuş 10 şirketli bir yapıya dönüşmesini sağladı. İnşaat, turizm ve sanayi sektörlerinde önemli markalara sahip olan şirketin kurucusu ve halen aktif yönetiminde yer alan Polat, “Gençlere en büyük tavsiyem çalışkan olmaları” diyor ve şu önerilerde bulunuyor: “Çalışmak çok önemli. Ben çalışmaya 16 yaşında başladım. Çalışan insan eninde sonunda emeğinin karşılığını alır. Tabii ki dürüst olması da çok önemli. Yalan söyleyen bir insan ne kadar çalışkan olursa olsun başarılı olamaz. İnsanı sevmek, güler yüzlü olmak ve samimi davranmak da önemli. Bir diğer önerim de iş hayatında disiplinli olmanız yönünde. Özellikle randevularınıza çok sadık olun. 60 yılık iş hayatımda en önem verdiğim konuların başında randevularıma gösterdiğim hassasiyet gelir. Tüm randevularıma 5 dakika önce gitmek en önemli iş prensiplerimden biridir. Randevum dünyanın başka bir ülkesinde de olsa ben toplantı saatinden 5 dakika önce orada hazır bulunurum.”

İÇDAŞ’IN KURUCUSUNUN BAŞARI SIRRI

İÇDAŞ, Türkiye’nin en büyük özel sektör çelik üreticisi. Bu dev kuruluşun kurucusu ve halen yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüten Bayram Yusuf Aslan başarılarıyla göz dolduran bir isim. Aslan’a göre yaptığı her işi sevmesi en büyük sırrı. Her zaman dürüst olmanın ve sabırla çalışmanın önemine değinen Bayram Yusuf Aslan, bugünlere nasıl geldiğini ve nasıl başardığını şu sözlerle özetliyor: “Önümüze çıkan engellerin üstesinden sabırla gece gündüz çok çalışarak, ortaklarımı ve çalışanlarımı da ikna ederek geldim. İkincisi yapacağım işi önce araştırdım. Gelecek gördüğüm işlere girdim, onları büyütmeye çalıştım. Yaptığım işi birilerinin bir gün yapacağına ve o işe ihtiyaç olduğuna inandım. Niye ben en iyisini hemen yapmayayım diye düşünerek hareket ettim. Çünkü zaman çok önemli. Üçüncüsüyse teknolojik gelişmeleri çok iyi takip ettim. Dergileri, teknik bültenleri ve konferansları elimden geldiğince ve zamanım oldukça izledim. Seminerlere müdürlerim ve teknik ekibimizle katıldım.Teknolojik gelişmelerden anında haberdar oldum. Araştırdım, bünyemize uygun olanları işimizde uygulamaya başladım. Demir çelik iş kolunda yatırımlar çok pahalı ve riskli olduğu için uygulamaları zor. Bu yüzden yatırımlara karar verirken çok düşündüm. Kısa sürede karar verdim ve uygulamaya hemen geçtim.”

GENÇ GİRİŞİMCİLERE ÖNERİLER

Eğitim hiç kuşkusuz her yöneticinin son derece önem verdiği bir konu. Kazancı Holding’in kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Ali Metin Kazancı ise eğitim alırken çalışmanın da son derece önemli olduğunu söylüyor. Genç girişimcilere özel tavsiyelerini ise şöyle sıralıyor: “Genç girişimciler, öncelikle eğitimleri sırasında yapmayı düşündükleri mesleği biraz olsun öğrenebilmeleri için yaz döneminde staj yapsın. Staj dönemini verimli kullanmalarının faydasını gelecekteki iş yaşamlarında görecekler. Öğrencilikleri süresince en az bir yabancı dili çok iyi öğrenmelerini tavsiye ederim.İmkanları varsa, öğrenim gördükleri alanda doktora da yapsınlar. Bu, kendilerine güvenlerinin artmasını sağlayacak. Hayatın hiçbir döneminde para öncelik olmamalı. Başarıyı yakalamak için çok çalışmak, güvenilir insanlarla diyalog kurmak ve dürüstlüğü her zaman ön planda tutmak gerekiyor.”

BİTLİS’İN KAPISI HERKESE AÇIK

Polisan, Türkiye’nin önde gelen boya devlerinden biri.İlk kez 1945 yılında fason dokuma mal üreterek faaliyete başlayan şirketin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Necmettin Bitlis, uzun yıllara dayanan başarı sının sırrını şöyle özetliyor: “İnsanları iyi dinlemek son derece önemli. Her kademeden çalışanların fikirlerine açığım. İnsanları dinlemediğiniz takdirde hiçbir şey öğrenmeniz, bilmeniz ve ileriye gitmeniz mümkün değil. Ufku geniş tutmak ve hayal etmek gerekir, her şey hayal etmekle başlar. Bana ulaşmak isteyen herkese kapım, sonuna kadar açık. Özel hayatımda ve iş ortamında her zaman alçakgönüllülüğü temel felsefe edindim.İşinize saygı duymalısınız. İşinizin başında olmalısınız. Herhangi bir konuda kanunen haklı olmanız yetmez, vicdanen de haklı olmalısınız.”

“DÜRÜSTLÜKTEN VAZGEÇMEYİN”
Erdoğan Özgörkey, Türkiye’nin hiç kuşkusuz en köklü sınai geçmişine sahip isimlerinden biri. Otomotiv, gıda, inşaat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Erdoğan Özgörkey Grubu’nun yönetim kurulu başkanı Özgörkey, dürüst olmanın kendi başarısında son derece önemli olduğunu söylüyor. “Herkes için dürüst olmak yaşamın ve iş hayatının vazgeçilmez unsuru ve prensibi olmalı” diye konuşuyor ve ekliyor: “Tabii herkes bu konuda kendine toz kondurmaz ama iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırırken yaptığınız davranışın doğruluğunu sorgulayın. Kalite anlayışınız en önemli prensiplerinizden olsun.Bu prensip özel hayatınızdan iş hayatınıza, yaşamınızın her anında kendini göstermeli. Giyiminizden çalışma tarzınıza, üretiminizden kendinizin ve çevrenizin temizlik ve düzenine, özel ve iş arkadaşlığınıza kadar her şeyde büyük bir dikkat ve titizlik ile kalitenizi özenle koruyun. Sabırla ve iyi niyetle çalışın. İnsan her zaman, her şeyde başarılı olamayabilir ama çalışmayı sevin, yılmayın. Sağlığınız elverdiği sürece her ortamda moral bozmadan çalışın. Yaptığınız işi sevin, moral çok önemli. Kendinize düşeni yapın, başarıyı ondan sonra bekleyin.”

“RİSK ALMAYAN BAŞARILI OLAMAZ”

Girişimciliğin ilk kurallarından biri risk alma becerisini gösterebilmektir.
Orhan Holding Onursal Başkanı İbrahim Orhan da başarılı olmak için risk almanın son derece önemli olduğuna vurgu yapıyor ve “Hedefinizi seçin. Ne yapmak istiyorsunuz, onu seçin ve odaklanın” diyerek iş insanlarına şu tavsiyelerde bulunuyor: “Risk almayan kişi hiçbir şey başaramaz. Zamanın kıymetini bilin ve onu iyi kullanın. Kendinize güvenin. Başarılı insanlarda olan her donanım sizde de var. İki kol, iki el, iki göz ve en önemlisi bir beyne sahipsiniz. Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız çoktan kaybettiniz. Başarı istediğiniz takdirde gelir, her şey insanın kafasında biter. Yükselmek için yüksek düşünmelisiniz. Başarı sebat, devamlı çalışma, iyi akıl, tutum ve soğukkanlılıktır. Dünyada hiçbir şey sebatın yerini tutamaz. Dünya yetenekli, eğitimli ama başarısız insanlarla dolu. Yalnızca sebat ve kararlılık mutlak güce sahiptir. Irmakla kayanın savaşını daima ırmak kazanır. Güçlü olduğu için değil sebatkar olduğundan. Gücünüzü bilerek girişimci olun maceracı olmayın. Her yeni girişimde ya da var olanları genişletirken iyi bir tüccar, iyi bir iktisatçı, iyi bir mühendis ve iyi bir finansmancı gibi düşünün. Dürüst, namuslu, saygılı olun, toplum kurallarına uyun.

Duayenler nasıl başardı? Türk ekonomi dünyasının duayen isimleri “iş” teki sırlarını Capital’le paylaştı.

Temiz ve muntazam giyinin Şirket malına ve varlıklarına, ülke değerlerine sahip çıkın. Bireysel değil, ekip çalışmasıyla sonuca varılabileceğine inanın. Gücümüzü aldığımız Türk ekonomisine güç katın.”

“PARA İÇİN ÇALIŞMAYIN”

Turgut Aydın, tekstil sektörünün duayen isimlerinden…
Son yıllarda ise Memorial markası altındaki sağlık yatırımlarıyla adından söz ettirdi. Farklı sektörlerde hızlı büyümesiyle dikkat çeken Aydın, parasal beklentinin girişimcinin sonunu getirebileceğini düşünüyor. Bu konuda ise girişimcilere şu tavsiyelerde bulunuyor:“Bir işi yalnızca parasal beklenti ile yaparsanız, başarınız da kısa vadeli olur. Uzun vadede büyük işler yapabilmek için hedefiniz öncelikle başarılı ve kalıcı olmak olmalı. Başarı için zeka ile şans faktörü çok önemli. Zeka eğer iyi değerlendirilmezse varlığı anlam ifade etmez. Başarı ve maddi kazanım için zekanın yanında birçok şartın bir araya gelmesi gerekir. Burada en önemli faktör de şanstır. Şans çok iyi değerlendirilmeli, iş hayatında akıllıca kullanılmalı. Büyümek, kendini yenilemekten geçer. Kendinizi yenilemiyorsanız, büyümeniz de mümkün değil. İş hayatında zamana, krize ve mevcut durumun getirdiklerine göre hareket etmek esastır. Risk almadan başarı mümkün değil. Başarı kadar hata da iş hayatının bir gerçeği. Çünkü başaıya giden yolda hata yapmadan ilerlemek mümkün değil. Önemli olan hataların bir fırsata dönüştürülmesi. Hatanın telafi edilemeyecek tek yanı, bilinçli olarak yapılmasıdır.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND