Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Dr. Azime Telli yazdı: Nükleerde nereye gidiyoruz?

Son günlerin çok konuşulan olaylarından biri de olası Üçüncü Dünya Savaşı. Bunun kişisel gelişimle ilgisi ne diyorsanız, hatırlatalım, başarılı olmak için önce ölmemeniz gerekiyor! Dünya krizlerle boğuşurken Türkiye’nin nükleer enerji açılımı hakkında neler biliyoruz? Dr. Azime Telli, nükleer enerjide gelinen son durumu değerlendirdi…

akkuyu nükleer santrali

Son günlerin çok konuşulan olaylarından biri de olası Üçüncü Dünya Savaşı. Bunun kişisel gelişimle ilgisi ne diyorsanız, hatırlatalım, başarılı olmak için önce ölmemeniz gerekiyor! Dünya krizlerle boğuşurken Türkiye’nin nükleer enerji açılımı hakkında neler biliyoruz? Dr. Azime Telli, nükleer enerjide gelinen son durumu değerlendirdi…

Akkuyu-Akliman’a karşı: İki nükleer anlaşmanın içerik kıyaslaması

Enerji güvenliğinin temel parametresi olan kaynak çeşitlendirmenin önemi son dönem Rusya ile yaşanan krizi sonrasında en şiddetli şekilde kendini hissetmiştir. AB’nin, Ukrayna krizi sonrasında Rus doğalgazı konusunda kaynak çeşitlendirme politikasına öncelik vermesine benzer şekilde Türkiye de, Suriye krizi sonrasında Rusya, ve Rusya özelinde tek kaynağa bağımlı enerji politikasının handikaplarını ciddi olarak sorgulamak zorunda kalmıştır. Rusya’nın daha bir yıl öncesinde ilan ettiği ve hemen akabinde henüz hükümetler arası anlaşma bile imzalanmadan inşasına başladığı Türk Akımı Projesi’nin önce kapasitesinin yarı yarıya azaltılması ve sonrasında da tamamen rafa kaldırılması iki ülke arasındaki restleşmenin en somut sonuçlarından biri olmuştur. Türkiye ve Rusya arasındaki enerji ilişkilerinde son on yılda yakalanan tarihi sinerjinin ilk ciddi krizde, ciddi olarak sarsılmasıyla birlikte iki ülke arasındaki enerji anlaşmalarının geleceği tartışma konusu olmuş durumdadır. Türk Akımı Projesi’nin ardından bir diğer dev enerji projesi olan Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’nin geleceği de gerilen ikili ilişkiler nedeniyle belirsiz bir hal almıştır. 

Türkiye’nin kaynak çeşitlendirme hedefi doğrultusunda öncelikli tercih olarak nükleer enerjiye yönelmesi sonrasında biri Akdeniz, biri de Karadeniz’de olmak üzere kapasiteleri hemen hemen birbirine eşdeğer olan iki nükleer santralin (NGS) inşası konusunda uluslararası anlaşmalar imzalanmış durumdadır. Mevcut koşullarda nükleer enerjinin payı ülkemizin birincil enerji tüketiminde yüzde 0 olup iki NGS’nın devreye alınmasıyla bu oranın 2023 sonrasında yüzde 13-14 düzeyine çıkartılması hedeflenmektedir. Ancak, NGS projelerinin planlanan tarihlerde gerçekleşmesi uzun ve yüksek maliyetli yatırım sürecinin yanı sıra, son dönemde ülkemizde ve bölgemizde yaşanan jeopolitik rekabet nedeni ile neredeyse imkansız hale gelmiştir. Akkuyu NGS Projesi’nin ilerlemesi siyasi belirsizlik bariyerine takılmış durumda olup projenin tamamen iptali de son dönemde sürekli olarak gündeme getirilmektedir. Öte yandan Akliman projesinin de, bu alanda ülkemizin ilk tecrübesi olması nedeni ile “örnek proje” olarak lanse edilen Akkuyu’da yaşanacak gelişmelerden etkilenmemesi mümkün değildir. 

Akkuyu NGS’nın geleceğinin tartışmaya açılmasıyla birlikte dikkatler bu alanda imzalanan anlaşmaların içeriklerine yönelmiştir. Rusya’nın “yüklenici-işletici-tedarikçi” olarak Akkuyu’da elde ettiği mutlak hakimiyet, enerjide dışa bağımlılığı zaten yüzde 72 oranında olan Türkiye açısından olası siyasi krizlerde ciddi bir handikap oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye’nin enerjide en çok bağımlı olduğu Rusya ile bağımlılık ilişkisinin iyice perçinlenmesine yol açacak olan Akkuyu’da anlaşma metninin oldukça kısa ve yoruma açık olarak düzenlenmiş olması yaşanacak krizlerin uzlaşma yoluyla çözümünü güçleştirecektir. Türk-Rus ilişkilerindeki yakınlaşmanın tesiri ile oldukça muğlak biçimde hazırlanan anlaşma Türkiye’nin durumunu daha da güçleştirmektedir. Buna mukabil Akliman anlaşması, Akkkuyu anlaşmasına kıyasla oldukça ayrıntılı bir yapıya sahip olup bu durum tarafların sorunların çözümü konusunda elini güçlendirmektedir. 

Çerçeve bir metin olan Akkuyu ile kazuistik (sistematik, kuralcı) bir metin olan Akliman arasındaki farklar muhataplarımızın siyasi ve hukuki kültürlerinin de bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Japon-Fransız ortaklığı adına bu iki kültürünün kural ve düzenlemelere bakış açısının sonucu olarak ayrıntılı bir metin üzerinde mutabakat sağlanırken Rusya ile iki tarafın pragmatist ve kişisel ilişkilere dayalı bakış açılarını yansıtacak şekilde boşluklarla dolu bir anlaşma üzerinde mutabakat sağlanmıştır.

Türkiye’nin artan elektrik enerji ihtiyacının karşılanmasında alternatif ve ucuz enerji kaynağı olarak öne çıkartılan NGS yapımı konusunda Akkuyu ve Akliman’da benzer model tercih edilmiştir. Türkiye’nin gerçekleşmesi halinde birinci ve ikinci NGS olacak olan her iki proje için de ihale yöntemi gibi rekabetçi bir usul yerine “yap-işlet-devret” modeli tercih edilmiştir. Bu modelin bir sonucu olarak Akkuyu’da Rus, Akliman’da ise Japon-Fransız ortaklığı adına Japon hükümeti ile uluslararası anlaşmalar imzalanmıştır. Rusya’nın, Türkiye’yi bölgesel olarak etkisiz hale getirmek için yaptırım kartını kullanmaya başlaması Akkuyu’nun taraflardan biri ya da her iki taraf tarafından iptalinden başlamamış olan inşaatın durduğu iddiasına kadar çeşitli iddialar birbiri ardına gündeme gelmiştir. Bu çalışmada, şu anda doğalgazda Rusya’ya olan yüzde 55’lik bağımlılığı nedeni ile olası bir kesintinin soğuk nefesini ensesinde hisseden Türkiye’nin elektrik üretiminde doğalgaza alternatif olarak gündeme getirdiği iki NGS’nin anlaşmaları içerik olarak kıyaslanacaktır. Her ne kadar bu konuda ana gündem maddesi Akkuyu NGS olsa da, söz konusu projedeki her türlü gelişmenin “çift yumurta ikizi” konumunda bulunan Akliman’ı da etkileyeceği aşikardır. İşte ülkemizin yaklaşık 70 yılını etkilemek üzere imza atılan o iki anlaşmanın kıyaslanmasındaki amaç ise ulusal menfaatlerin ne ölçüde gözetilmiş olduğu analizin yapılmasında mevcut bilgi kirliliğini bir nebze olsa da azaltmaktır.

GEREKÇE: Her iki nükleer santral anlaşması için benzer gerekçe kullanılmıştır. Söz konusu argüman artan enerji açığının kaynak çeşitlendirmesi yöntemiyle karşılanması olup ilgili uluslararası anlaşmaların gerekçelerinde dünyada nükleer enerjinin yükselen trendine ve düşük maliyetlere dikkat çekilmiştir. Türkiye’nin özellikle doğalgaz bağımlılığının azaltılması, sera gazı emisyonunun azaltılması ve nükleer enerji teknoloji ve bilgisine sahip olarak bölgesel güç dengesinde ülkemizin konumunun güçlendirilmesi iki projenin gerekçesinde yer almıştır. 

Akkuyu’da kesin tarih yok, Akliman’da kesin tarih var 

TARAFLARIN ANA YÜKÜMLÜLÜKLERİ: Her iki nükleer anlaşmada da Türk tarafının ana yükümlülüğü NGS’nin inşa edileceği alanı/araziyi ve gerekli olan altyapıyı bila bedel kullanıma sunmak olup inşa sonrasında ise üretilecek elektriği belirli süre TEİAŞ aracılığıyla satın almayı garanti etmektir. Akkuyu için bu süre 15 yıl olup Akliman için 20 yıl olarak tespit edilmiştir. Ayrıca her iki anlaşmada da Türk tarafının izin, lisans ve ruhsatlar konusunda mevzuatın el verdiği ölçüde her türlü kolaylığı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Akkuyu’nun yapımını üstelenen Rusya’nın ana yükümlülüğü 100 Rus sermayeli bir inşa şirketini Türk hukukuna göre kurmak olup bu şirket halihazırda faaliyettedir. Rusya tüm maliyetleri kendine ait olmak üzere (yaklaşık 22 milyar dolar) 4 ünitelik NGS’ni sözleşmede belirtilen tüm izinler alındıktan sonra 10 yıl içinde tamamlayıp devreye alacaktır. Sonrasında ise NGS’nin yaşam ömrü boyunca elektrik üretip bunu Türk tarafına satacaktır. Ayrıca, nükleer atıklar Rusya’nın sorumluluğunda olup Rusya’ya götürülecektir. 

Akliman’da ise Japon şirketi 4 üniteli santrali inşa edecek, devreye aldıktan sonra ise yaşam ömrü boyunca elektrik üretimi yaparak santrali işletecektir. Bu anlaşmada nükleer atıkların sorumluluğu Türk tarafında bırakılmıştır. Her iki anlaşmada da NGS’nin işletmeden çıkarma masrafları proje şirketlerinin sorumluluğuna bırakılmıştır. Ayrıca, Akliman’da nükleer reaktör tipinin ATMEA1 olacağı belirtilmiş olup Akkuyu anlaşmasında reaktör tipinin VVER 1200 olacağı yönünde ifade bulunmamaktadır. Keza, Akkuyu’da ünitelerin tamamlanma süreleri konusunda tarih yerine koşullu sürelere yer verilirken Akliman’da ünite 1’in 2023’te, ünite 2’nin 2024’te, ünite 3’ün 2027’de ve ünite 4’ün 2028’de işletime alınacağı tarih verilerek hüküm altına alınmıştır.  

Akkuyu yüzde 100 Rus, Akliman Japon-Fransız-Türk ortaklığı 

SERMAYE YAPISI: Akkuyu NGS’nin inşası için ilk etapta yüzde 100 sermayeli bir şirket Rus tarafınca Türk kanunlarına göre kurulacaktır. Ayrıca bu şirkette Rusya’nın payı hiçbir koşulda yüzde 51’in altına düşmeyecek olup Rusya altın hisse avantajını garanti altına almıştır. Ayrıca anlaşmada proje şirketinin NGS’de üretilen elektrik de dahil olmak üzere NGS’nin sahibi olduğu ayrı bir maddede belirtilmiştir. Akliman için de yine Türk mevzuatına göre bir A.Ş. kurulmuş olup bu şirketin yüzde 51 hissesi Japon Konsorsiyumu’nun elinde, yüzde 49 hissesi Türk tarafının (EÜAŞ) elinde bulunmaktadır. Anlaşma gereğince fizibilite aşaması tamamlanana kadar hissedarlık yapısında bir değişiklik yapılamayacaktır. Fizibilite aşaması tamamlandıktan sonra elektrik satın alma anlaşması (ESA) sona erme tarihine kadar EÜAŞ’nin hissesinin yüzde 30’dan az olmayan bir orana indirilmesine de proje şirketinin yazılı onayı alınmak şartıyla izin verilmiş olup Japon tarafının bu süre içinde hisse devri de düzenlenmiştir. Türkiye’nin hissedar olmadığı Akkuyu’da hisse devri kurucu sermayenin tamamına sahip olan Rusya’nın kontrolündeyken Akliman’da hisse devri ve temlik durumunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na (ETKB) danışılması hükmü yer almaktadır. 

FİNANSMAN MEKANİZMASI: Proje finansmanı konusunda Akkuyu anlaşmasında ayrıntılı düzenleme yer almamaktadır. Finansman yüzde 100 Rus tarafının sorumluluğunda olduğu için bu konuda hüküm olmaması önemli bir eksiklik olarak kabul edilemez. Akliman anlaşmasında iki tarafın paylı ortaklığı söz konusu olduğu için finansman mekanizması madde 13 ile ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Proje için kredi bulma sorumluluğunun proje şirketine ait olduğu belirtilerek proje finansmanının yüzde 30 özkaynak, yüzde 70 borç (kredi) ile karşılanmasının hedeflendiği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca iş birliği anlaşmasında Japon hükümetinin gerekli finansmanın sağlanması konusunda Japon finans kurumlarını teşvik edeceği belirtilmiştir. 

PROJENİN KAPSAMI: Akliman anlaşmasında projenin kapsamı iki boyutlu olarak düzenlenmiştir. Öncelikli olarak fizibilite çalışması ve ekonomik etki değerlendirmesi raporunun hazırlanması yer almakta olup bu konuda ana sorumluluk Türk tarafında yer almaktadır. İkinci temel sorumluluk ise tasarım, mühendislik, tedarik, inşaat, işletme, bakım, onarım, yenileme, atık yönetimi ve NGS’nin işletmeden çıkarılması olup bu konuda ana sorumlu proje şirketidir. Proje şirketinin NGS’nin başlaması için gerekli tüm izinlerin alınmasının ardından 7 yıl içinde ünite 1’i ticari işletmeye alması gerekmekte olup birer yıl aralıklarla diğer üç ünite işletmeye alınacak olup bu sürecin 10 yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür. Akliman anlaşmasının proje kapsamını düzenleyen 8. maddesinin 2. fıkrasında üçüncü santral projesinin gerçekleştirilmesi durumunda talep edilmesine bağlı olarak tarafların (Japon konsorsiyumu) üçüncü projenin bir parçası olabileceği hükme bağlanmıştır.  

Akkuyu’da satın alma taahhüdü 15 yıl, Akliman’da 20 yıl

ELEKTRİK SATIN ALMA ANLAŞMASI (ESA): Türkiye’nin nükleer enerjiye yönelmesinde doğalgaz bağımlılığını dengeleme etkili olmuştur. ESA yürürlük süresi her bir ünite için 15 yıldır. Yapılan satış anlaşmasına göre, ülkemiz 15 yıl boyunca, üretilen enerjinin yarısını (ilk iki ünitenin %70’i, son iki ünitenin %30’u) KDV hariç 12,35 cent/kWh ortalama fiyattan elektrik satın almayı garanti etmiştir. Bu ünitelerin 15 yıl boyunca tam kapasite çalışması durumunda Rusya’ya ödenecek elektrik faturası 77 milyar Dolar olacaktır. Her bir güç ünitesinin işletmeye giriş tarihinden sonra 15 yıldan erken olmamak kaydıyla NGS ömrü boyunca her bir ünite için Türk tarafına proje şirketinin net karının yüzde 20’si verilecektir.  

Akliman NGS’den elektrik satın alınması hususu madde 14 ile düzenlenmiştir. Her bir ünitenin faaliyete geçmesinden itibaren elektriğin ESA’ya uygun olarak proje şirketince satılacaktır. ESA, uygulama anlaşmasının imza tarihini takiben bir yıl içinde imzalanacaktır. ESA yürürlülük süresi her bir ünite için 20 yıldır. Ortalama tarife bedeli ise yakıt bedeli dahil 11,80 cent. TETAŞ, kendine bildirilen ve/veya taahhüt edilen sabit miktardaki kWh cinsinden elektriğin yüzde 100’ünü tarife yakıt bedeli üzerinden ESA’da belirtilen bedel karşılığında satın alacaktır. Proje şirketinin taahhüt edilen miktardan fazla elektrik üretmesi durumunda TETAŞ’ın ön alım hakkı bulunmaktadır. TETAŞ ön alım hakkını kullanmazsa proje şirketi elektriği piyasa koşullarında satmaya hak kazanacaktır. Ancak proje şirketi fazla elektriği satamazsa TETAŞ bu elektriği satın almak zorundadır. Ayrıca, anlaşmada ESA süresinin dolmasına kadar Türk tarafının Japon konsorsiyumuna göre daha düşük iç karlılık oranlarına tabii olacağı da yer almaktadır. 

YERLİ SERMAYE- İNSAN KAYNAĞI KULLANIMINI TEŞVİK: Akkuyu anlaşmasında yerli sermaye ve istihdam konusunda özendirici olma maddeleri yer almaktadır. Rusya, anlaşma gereğinde Türk tarafına ek yük getirmeden sahada tam teşekküllü simülatör kuracaktır. Yine bu anlaşma gereğince 600 Türk vatandaşının Rusya’da NGS konusunda eğitime alınması kararlaştırılmış olup eğitim çalışması başlamış bulunmaktadır. Halen bir grup Türk üniversite öğrencisinin Rusya’da eğitimi devam etmektedir. Akliman anlaşmasında da bu konuda hükümler bulunmaktadır. Anlaşma doğrultusunda bir insan kaynakları geliştirme planı hazırlanması öngörülmüş olup Akliman’da kurulacak similasyonda Türk çalışanların eğitimi yapılacaktır. Kurulacak Nükleer Teknoloji Eğitim Merkezi (NTEM), temel görevini tamamladıktan sonra eğitsel ve bilimsel çalışmalarda uygulamalı eğitim merkezi olarak kullanılacaktır.  

Akliman’da nükleer sanayi bölgesi kurulacak

TEKNOLOJİ TRANSFERİ: Akkuyu NGS Projesi’nin her türlü fikri mülkiyet hakkı Rusya’ya aittir. Anlaşmada teknoloji transferi konusunda özel bir madde bulunmamakla birlikte Türk çalışanların eğitimi ve istihdamı hususunda düzenlemeler yer almaktadır. Akliman anlaşmasında ve anlaşma gerekçesinde teknoloji transferine yer verilmiştir. Eğitim konusundaki maddelerin yanı sıra teknoloji transferi için fizibilite ve ekonomik etki raporunun hazırlanmasının ardından plan hazırlanması anlaşmada yer almaktadır. Anlaşmada proje için ekipman, malzeme vb. imalatını desteklemek için hükümet tarafından nükleer sanayi bölgesi kurulması da yer almaktadır.

Akkuyu’da atık yönetimi Rusya’da, Akliman’da Türk tarafında

ATIK YÖNETİMİ: Akkuyu NGS anlaşmasında atık yönetimi ve atık bertarafı Rusya’nın sorumluluğundadır. Atıklar Rusya’ya götürülecek olup Türk tarafı isterse bedel karşılığında atıkları alabilecektir. Ayrıca anlaşmada taraflar arasında anlaşma sağlanması durumunda Rusya’ya götürülen Rus menşeli kullanılmış nükleer yakıtın Rusya Federasyonu tarafından yeniden işlenebileceği hükmü de yer almaktadır. Akliman’da kullanılmış yakıt ve radyoaktif atık yönetimi Türk hükümetinin sorumluluğuna bırakılmıştır. Proje şirketi hükümetin sorumluluğundaki nihai bertaraf tesisine taşınmasına kadar atıkların yönetiminden sorumlu olacaktır. Proje şirketi atık yönetiminin tüm masraflarının karşılanması için Türk mevzuatı doğrultusunda fonlara ödeme yapacaktır. 

Akkuyu’ya yakıt üretim tesisi, Akliman’a yakıt imalat fabrikası  

YAKIT TEDARİKİ: Akkuyu anlaşmasında yakıt tedariki konusu amaç ve kapsam bölümünde tarafların işbirliği yapacağı alanlar arasında sayılmıştır. Yakıt tedariği ve fabrikasyonu konusu tamamen proje şirketinin kontrolünde olup, dolayısıyla tamamen Rusya’nın kontrolüne bırakılmıştır. NGS’nin işletmecisi olarak yakıt Rusya tarafından tedarik edilecek olup Rusya’nın nükleer yakıt pazarında önemli bir payı bulunmaktadır. Ayrıca Akkuyu nükleer santralinde kullanılan teknoloji sadece Rus yakıtının kullanımına elverişlidir. Bu da nükleer yakıt konusunda da Rusya bağımlı olmak anlamına gelmektedir. Anlaşma kapsamında Türkiye’de, Rusya tarafından bir nükleer yakıt üretim tesisinin kurulması ve işletmesi de yer almaktadır. Ancak, tesisin kurulması ve nükleer yakıt döngüsünün taraflarca ayrıca sağlanacak mutabakatla düzenlenecek olup tesisler ve yönteme ilişkin ayrıntılar anlaşma kapsamının dışında bırakılmıştır.

Akliman anlaşması yakıt tedarikini proje şirketine bırakmıştır. NGS’de kullanılacak yakıtın satın alma ve tedarik anlaşmalarının yapılması proje şirketinin sorumluluğundadır. OECD tarafından açıklanan nükleer raporunda önemli nükleer yakıt arz ülkelerinden biri Fransa’dır. Bu projede Fransa’dan alınacak yakıtın kullanılması beklenmekte olup bu konuda özel bir madde bulunmamaktadır. Anlaşma kapsamında hükümet tarafından bila bedel tahsis edilecek sahada nükleer yakıt imalat fabrikasının (NYİF) kurulması sorumluluğu Türk tarafı adına EÜAŞ’ye verilmiştir. Proje şirketinin NYİF konusunda yükümlülüğü ise projeyi üstlenen şirket ile taraflar arasında iletişimin sağlanması ve Japonya hükümeti ile iş birliği yapma konusunda azami gayreti gösterme olarak belirtilmiştir.  

Akkuyu’da Rusya halefini seçebilecek

HİSSE DEVRİ: Akkuyu anlaşmasına göre anlaşmanın imza tarihinden itibaren 3 ay içinde yüzde 100 Rus sermayeli bir proje şirketi kurulacak olup Rusya’nın şirket hissesi hiçbir zaman yüzde 51 oranının altına düşmeyecektir. Yüzde 49’luk hisse devri tarafların rızasına bırakılmıştır. Proje şirketinin başarısız olması durumunda Rusya halefi olacak şirketi de kendisi belirleyecektir. Akliman’da Japon ve Türk ortaklığı söz konusu olup ESA yürürlükte kaldığı sürece yüzde 51’lik payın Japon konsorsiyumunda kalacaktır. Türk tarafının payı ise bu süre içinde yüzde 49 ile yüzde 30 oranında değişebilecektir. Akkuyu’da hisse devri kurucu sermayenin tamamına sahip olan Rusya’nın kontrolündeyken Akliman’da hisse devri ve temlik durumunda ETKB’ya danışılması hükmü yer almaktadır. 

UYUŞMAZLIK ve TAHKİM SÜRECİ: Akkuyu anlaşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlıkların ikili görüşmeler yoluyla 6 ay içinde sonuçlandırılamaması durumunda taraflardan birinin tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. Akliman anlaşmasında sorunların barışçıl yöntemlerle çözümüne öncelik verilmiştir. Taraflar arasındaki görüşmeler sonuç vermezse yazılı bildirim tarihinden itibaren 30 gün içinde konu hükümet ve proje şirketinin üst düzey yönetimine iletilecektir. Taraflar arasında 90 gün içinde anlaşma sağlanamazsa her iki taraf sürenin sona ermesinin ardından 6 ay içinde sorunu tahkime taşıma hakkına sahiptir. 

Olası anayasa değişikliği düşünülmüş

HUKUKSAL YAPI: Her iki anlaşmada da izin, ruhsat, lisanslama gibi proje aşamalarında Türk mevzuatının geçerli olacağı ilgili maddelerde belirtilmiştir. Akkuyu anlaşmasında metnin Türkçe, İngilizce ve Rusça olmak üzere 3 dilde hazırlanacağı, ancak uyuşmazlık durumlarında İngilizce metnin esas alınacağı yer almaktadır.  Akliman anlaşmasında, anlaşmanın İsviçre Kanunları’na uygun olarak yürütüleceği ve yorumlanacağı şeklinde bir hüküm bulunmaktadır. Akliman anlaşmasının tanımlar maddesinde dikkat çeken bir diğer husus anayasa kavramıdır. Akkuyu anlaşmasında anayasa tanımına yer verilmezken Akliman anlaşmasında anayasadan kast edilenin; “… üzerinde zaman zaman değişiklik veya ekleme yapılabilen veya başka şekilde tadil edilebilen veya değiştirilebilen haliyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası anlamına gelmektedir.”, olduğu ifadesi yer almaktadır. Değişim konusuna vurgu yapılarak olası yorum sorunsalları da çözülmüştür. Ancak, son dönem ülkemizin gündeminde yer alan olası bir anayasa değişikliği de böylece uluslararası bir anlaşmada karşılığını bulmuştur. 

Akkuyu’da tazminat yok, Akliman’da tazminat var! 

FESİH VE TAZMİNAT: Her NGS anlaşması da yürürlüğe girme tarihinden itibaren NGS’lerin sökümüne kadar geçerli olacak şekilde düzenlenmiştir. Bunun dışında her iki anlaşmada da fesih müessesi yer almaktadır. Akkuyu anlaşması gereğince proje şirketinin anlaşmanın yürürlüğe girmesinden itibaren NGS inşaatının başlaması için tüm başvurularda bulunacak olup bu şart yerine getirilmezse anlaşma ve arazi tahsisi Türk tarafına hiçbir yükümlülük getirmeden feshedilecektir. Akkuyu anlaşmasında fesih maddesinde anlaşmanın tarafların birbirlerine karşılıklı olarak haber vermeleri halinde bir yıl sonra geçerli olmak üzere fesih edilebileceği düzenlenmiştir. Anlaşma karşılıklı fesih müessesesine yer vermiş olup metinde tazminat maddesi bulunmamaktadır. Ayrıca tek taraflı fesih metinde yer almamaktadır, ancak temel hukuk kuralları gereği taraflar istemeleri durumunda tek taraflı fesih hakkını genel ilkeler doğrultusunda kullanabilecektir. Anlaşmada tazminat maddesi olmamakla birlikte fesih hakkını kullanan tarafın diğer tarafın zararını ödemesi temel hukuk ilkeleri gereğince söz konusu olacaktır. Ayrıca anlaşmada fesih durumunun projenin devam eden uygulamasını ve tamamlanmayan program ve projelerin uygulanmasını etkilemeyeceği de yer almaktadır. Akliman anlaşmasında sona erme konusunda proje aşamalarına göre farklı düzenlemeler bulunmaktadır.

Anlaşmanın geçerlilik kazanmasından itibaren (04 Nisan 2015), fizibilite aşamasının 18 ay içinde tamamlanmamış olması durumunda aksi taraflarca kararlaştırılmamış oldukça anlaşma kendiliğinden sona erecektir. Bu durumda taraflar birbirine tazminat ya da bedel ödemeyecektir. Ayrıca, proje şirketinin talebi üzerine hükümet fizibilite aşamasını 18 aylık sürenin sonunda 6 ay uzatabilecek, gerek olursa bu süre daha da fazla uzatılabilecektir. Bu durumun dışında, Türk tarafı fizibilite aşaması tamamlandıktan sonra anlaşmayı herhangi bir nedenle sona erdirmek isterse bildirim tarihinden itibaren anlaşma kendiliğinden sona erecek olup tazminat olarak bilançoya yansıtılmış masraflarla birlikte 10.000.000 Dolar’lık tazimat 180 gün içerisinde ödenecektir. Proje şirketinin aynı şekilde fesih istemesi durumunda da 180 gün içinde aynı tazminatı ödemesi gerekmektedir. Esaslı ihlal ve mücbir sebepler halinde sona erdirmenin düzenlendiği anlaşmada ayrıca Türk hükümetinin sivil nükleer enerji programını sona erdirme kararı alması durumunda da bedel karşılığı sözleşmenin sona erdirileceği yer almıştır. Akliman anlaşmasında tazminat konusunda net hükümler bulunmaktadır.

Ünitelerin ticari işletme tarihinde gecikme olması durumunda gecikme tazminatı ve şartları ETKB ve proje şirketi tarafından karşılanacaktır. Ayrıca, bu anlaşmada tarafların sorumluluklarının üst limiti de belirlenmiştir. Anlaşmanın herhangi bir hükmünün ihlali nedeni ile doğan veya sebep olunan her türlü kayıp ve zarardan hükümet ve proje şirketi birbirlerine karşı sorumlu olacak olup bu sorumluluk fiili maliyet artı 10.000.000 Dolar’ı hiçbir şekilde geçemez. Ayrıca, Akliman projesinde taraflar arasında işbirliği anlaşması da imzalanmış olup, bu anlaşmanın 15 yıl yürürlükte kalacağı, yürürlük süresi dolmadan 6 ay önce taraflardan biri fesih talebinde bulunmazsa kendiliğinden 5’er yıllık süreler için uzayacağı da yer almaktadır. Akliman’da diğer tüm anlaşmalar (proje, ev sahibi ülke, elektrik satın alma, vb.) bu işbirliği anlaşmasına bağlı olarak hazırlanmıştır. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Beyninize format atmak ister misiniz?

zihni boşaltma yolları, zihin detoksu ve olumlu düşüncenin gücü, beyin detoksu

Vücudumuzdaki fazlalıklardan kurtulmak için detoks yapıyoruz. Peki, zihnimizdeki fazlalıklardan nasıl kurtulacağız? İşte kendimizi yenilemek için 10 adımda zihinsel detoks…

10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS!

Toprakla uğraşan insanlar bilirler, onu çer çöpten arındırmadan temizlemeden yeni bir tohum ekemezsiniz. Ancak toprak hazır olduğunda onu ekip verim alabilirsiniz. Zihnimiz de tıpkı toprak gibidir. Onu da hatadan yanlıştan arındıralım ki yeni yaratımlar yapabilelim.

Peki bu arınma nasıl yapılacak? Elbette zihinsel detoksla!

Bu süreçte aynı fiziksel detoksta dışarıdan aldıklarımıza nasıl dikkat ediyorsak, zihnimize kabul ettiklerimize ve dışardan bizi etkileyen olumsuz uyarıcılara da dikkat etmeliyiz.

İşte bunun çözümü aşağıdaki 10 maddede:

1- Enerjinizi olumsuz, negatif insanlara harcamaktan vazgeçin.

2- Geçmiş ilişkilerinizden özgürleşin. Sizi üzmüş akraba, arkadaş, eski sevgili kim varsa hepsini affedin. Ayrıca onlardan kalan hediye, fotoğraf, eşya, mesaj gibi şeylerin tümünden kurtulun.

3- Yaşam alanı detoksu… Öncelikle yakın çevreniz ve evinizden başlamakta fayda var. Evinizin sade, temiz ve karmaşadan uzak olması çok önemli. Hayatınızdaki karmaşa en başta evinizdeki karmaşadan kaynaklanıyor olabilir mi? Bu noktada evde kurumuş çiçekler varsa önce onlardan kurtulun çünkü bunlar düşük enerjilerdir. Cansız hayvanlar, böcekler aynı şekilde temizlenmeli. Ağır tablolar, heykel, maskeler ne varsa hepsinden özgürleşin. Daha hayat enerjisi çağrıştıran ağaç, çiçek, aile tablosu, dünyanın güzel yerleri gibi seçenekleri tercih edin. Baş ucunuza astığınız yalnız kadın tablosu aslında sizi de yalnızlaştırabilir!

4- Yaşamın her boyutuyla barışın. Ayrılıklar, hastalıklar, ölümler yüzünden elbette insanlar çok derin acılar çekiyor fakat yas bittikten bir süre sonra bu durumu kabullenmek gerekir. Aksi halde bu birçok olumsuz sonuca yol açıyor.

5- Enerjisi yüksek müzikler tercih edin. Söylediğimiz şarkılar somut bir şekilde hayatımızda açığa çıkabiliyor. Ayrıca olumsuz şarkı sözlerine sahip şarkılar beynimizi, duygularımızı ve ruh halimizi etkiliyor.

6- Kullandığınız kelimelere, cümlelere dikkat edin. ‘’Her şey kötüye gidiyor.’’ gibi cümleler kullanmak her şeyin kötüye gitmesine neden olur. Çevrenizdeki olayların %10 unu kontrol edemezsiniz fakat %90 ı sizin ona verdiğiniz tepkilerdir. Tutum ve tavırınızı değiştirmeye çalışın. Bu noktada odanızın bir köşesine yapıştıracağınız olumlama notları muhteşem bir etki yaratabilir. (Olumlama notlarından farklı bir yazımda daha bahsedeceğim.)

7- Her şeyin bir bilinci var. Evinizdeki eşyalar bile hayatınızda çok önemli bir fark yaratabilir. Eski, ağır enerjiler taşıyan eşyalardan kurtulun. İkinci el alınan eşyalara çok dikkat etmek lazım. Size iyi hissettirdiğinden emin olun. Evinizin bir köşesine mutlu anılarınızdan oluşan bir fotoğraf köşesi yapabilirsiniz. Ayrıca güzel battaniyeler, doğal kokular, minik ışıklandırmalarla evinizin enerjisini yükseltebilirsiniz.

8- Telefon ekranınızdaki görsellere dikkat! Sürekli gördüğümüz bu fotoğrafların bilinçaltımızı olumlu etkilemesi çok önemli. Başarılı hissettiğiniz bir anın fotoğrafını veya sizi motive eden güzel bir görseli tercih edebilirsiniz. Bilgisayar ekranlarını da unutmamak lazım.

9- Renklerin gücüne inanın. Hayatınızda aşk, cinsellik ihtiyacı varsa kırmızı, huzur, iletişim ise mavi veya tükenmişlik varsa ve rahatlamak istiyorsanız daha çok beyazı tercih etmelisiniz. Bir rahatsızlığınız varsa yeşil şifa rengidir. Pembe ise sizi ciddi anlamda rahatlatan sevgiye açan bir renktir.

10- Hayattaki hedeflerinizi görselleştirin, hayal kurun. Beyniniz inandığı bir şeyi gerçekleştirmeye programlıdır. Özellikle sabah ilk uyanıldığında ve gece uyumadan hemen önceki anlar çok değerli. Sizi mutlu eden şeyleri, hayallerinizi düşünün ve zihninizde yaşayın. Sabır ve azimle birlikte bir süre sonra bunları hayatınıza çektiğinizi fark edeceksiniz.

Yazar: Selin Demiröz
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND