Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Doğru yatırım yapmanın incelikleri

Yatırım yapacak olsanız kimin görüşlerini almak isterdiniz? Elbette, başarılı bir yatırımcının. Dünyanın ünlü yatırımcılarından Warren Buffett’ın, yatırım yapmanın ve onları yönetme inceliklerini 5 maddede toplandı….

Yatırım yapacak olsanız kimin görüşlerini almak isterdiniz? Elbette, başarılı bir yatırımcının. Dünyanın ünlü yatırımcılarından Warren Buffett’ın, yatırım yapmanın ve onları yönetme inceliklerini 5 maddede toplandı….

BUFFLETT’İN YÖNETİM DERSLERİ

Buffett ve Clark, yaptıkları bu çalışmada, efsane yatırımcının yönetim sırlarını 5 kritik başlıkta ele alıyor.

1.DOĞRU İŞİ SEÇİYOR

Warren Buffett’ın gözlemlerine göre büyüme potansiyeline sahip bazı şirketlere yatırım yapılırken bazılarına yapılmıyor. Bu şirketler arasında çok önemli farklar var. Daha az yatırım yapılan şirketler, genellikle markalaşanlar. Bu şirketler, markalarını yüksek fiyatlarla satabildikleri için kâr marjları daha yüksek. Ayrıca AR-GE için daha az yatırım yapıyorlar. Bu nedenle farklı alanlara ayırabilecek bütçeleri var. Örneğin, Coca-Cola’nın ürün tasarımı veya üretim şeklini yeniden değiştirmek için milyarlarca dolar harcamasına gerek yok. Bu durum Coca-Cola’ya, başka şirketleri satın alma ve yöneticilerine daha fazla ücret ödeme şansını veriyor. Öte yandan General Motors, her yıl modeli değişen ürünler nedeniyle tasarım ve üretime milyarlarca dolar harcıyor. Bu şirketlerden hangisinde çalışmak isterdiniz? Nakdi olanla mı, yoksa sürekli harcama yapanla mı? Tabii ki nakdi olanla çalışmak daha mutlu sonuçlar doğurur. Warren Buffett, şirketleri seçerken onları bazen de iki kategoriye ayırıyor: Birinci kategoridekiler, iş güvenliği olan, uzun vadede iyi paralar kazanabilecek şirketler. Bu şirketlerin ürün ve hizmetleri çok fazla değişmez, satması kolaydır. Yüksek kâr marjı ve nakde sahiptirler. İkinci kategorideki şirketler, zorlu koşullarda rekabet eder. Bir gün sektörde yıldız olabilecekken diğer gün oyundan çıkabilirler. Birinci kategorideki şirketlere iyi örnekler Coca-Cola, Pepsi, Wrigley, Hershey, Coors, Guiness, Kraft, Merck&Company, Johnson&Johnson, Procter&Gamble ve Philip Morris. Bu şirketler, ürün ve reklamlarını tüketicilerin beynine o kadar kazımışlardır ki sakız istediğinizde aklınıza Wrigley, soğuk bira canınız çektiğinde Coors ya da Budweiser gelir. İşte bunlar, yüksek maaşlar veren, yeni iş yaratan, şirket satın alan şirketler. Böyle şirketlere yatırım olanağı oldukça yüksek. İkinci kategorideki şirketler ise özel servis verenler. Bunlar da Moody’s, H&R Block, Amex, ServiceMaster ve Wells Fargo. Böyle şirketler, ürünlerini yeniden tasarlamaz.

2. OTORİTEYİ DELEGE EDİYOR
Buffett, bir şirketi büyütmek için otoritenin delege edilmesi gerektiğini düşünüyor. Bu özelliği ile batan Berkshire Hathaway’i dev bir uluslararası şirket haline getirdi. Hızlı bir büyüme dönemine giren Berkshire Hathaway’i batma noktasına getiren birçok farklı sektöre girmesiydi. İşte o dönemde Buffett, yönetimin delege edilmesi gerektiğine karar verdi. Her bir işi farklı yöneticilere devretti ve onlara tam sorumluluk verdi. Bugün Berkshire’ın Johns Manville, Benjamin Moore, Fruitof the Loom, Clayton Homes ve Jordan’s Furniture şirketlerinin hepsinin ayrı ayrı CEO’ları var. Hatta CEO’lardan Grady Roiser, Buffett’ı arayıp jet almaları gerektiğini söylediğinde onun yanıtı, “Bana bir şey söyleme bu senin şirketin” olmuştu. Buffett, delegasyon sırasında 3 kurala göre hareket ediyor. Bu kurallardan ilki, her şirketin kendine özgü bir kültürü olduğu. En küçük şirketten en büyüğüne tüm çalışan ve yöneticilerin görevlerini tamamlamak için bazı yetenekleri vardır. Buffett, alanında uzman olan çalışanların özgür bırakılması gerektiğini savunuyor. Çalışanlarına, “Harekete geçiren bir lider gibi düşünün, köleleşmiş bir şoför gibi değil” diyor. Ortaya mükemmel bir iş çıkması için de kendisine düşenin ilham vermek olduğunu düşünüyor. İkinci kural, yöneticilerin yaptıkları işten tatmin olması. Sorumluluğu paylaşan yöneticiler, yaptıkları işi daha fazla sahipleniyor, o işten gurur duyar hale geliyor. Özellikle yöneticilerinin işlerini kendi işleri gibi görmelerini isteyen Buffett, yaratılan sonuçların yöneticilere gurur vermesi gerektiği duygusunu aşılamaya çalışıyor. Üçüncü kural, delegasyon yapılacak kişinin karakteri. Yönetimin delege edileceği kişinin sadece çalışkan olması değil, aynı zamanda dürüst ve şirket kültürünün bir parçası olması gerektiğini savunuyor. Dolayısıyla Buffett’ın delegasyon sistemi oldukça basit: “Çalışanlarınız, kendi işlerini yapmak konusunda sizden daha donanımlı. Eğer işinizin büyümesini istiyorsanız, otoriteyi delege etmelisiniz.”

3.DOĞRU YÖNETİCİYİ BULUYOR
Buffett, iyi bir yönetim için iyi bir yöneticiye ihtiyaç olduğunu biliyor. Yönetici adaylarının şirketle bütünlük sağlamasına, zeki ve işlerine karşı tutkulu olmalarına dikkat ediyor. Warren Buffett, “Yönetimdeki değişiklik, evlilikte yaşanan değişikliğe benzer… Acı dolu, zaman harcayıcı ve sonu ne olduğu belli olmayan bir süreç” diyor. Buffett, bu dersi bazı iş kollarına girerken öğrendi. Bu iş kolları, satın alırken kolay ancak işi büyütürken zorlu bir süreç gerektirdi. Örneğin Dempster Mills Manufacturing şirketini satın aldığında, doğru yöneticiyi bulma konusunda çok zorlanmıştı. Bu süreç acı, zaman harcayıcı ve maliyetliydi. Bu nedenle yönetici değişikliği yapmadan önce bu değişikliğin gerçekten gerekli olup olmadığı konusunda bir karar vermek lazım. Buffett, yel değirmeni ve sulama şirketi olan Dempster Mills Manufacturing’i çok uygun bir fiyatla satın almıştı. Satın aldığı zaman dikkatini çeken şey, şirketin başarısız olmasının kötü yönetimden kaynaklandığıydı. Bu nedenle zor durumda olan şirketleri yönetmesiyle ünlü Harry Bottle’ı yönetime getirdi. Bottle göreve gelir gelmez ürünleri yeniledi. Özel ürünlerin fiyatlarını artırdı. Yıl sonunda şirket, Buffett’ın kâr eden yatırımlarından biri haline geldi.
Buffett, işe alım yaparken en çok işten zevk alan kişileri tercih ediyor. Pozisyon ne olursa olsun böyle kişilerin daha başarılı olacağına inanıyor. Onun için çok çalışmak ya da zeki olmak her zaman başarılı olunacağı anlamına gelmiyor. Buffett’ın dünyasında en mükemmel yöneticiler, takıntılı şekilde işi düşünenler. O sabah kalktığında işini düşünen, gece rüyasında yine iş görenleri takdir ediyor. Örneğin su şirketi sahibi biri eğitimsiz olabilir, ama bu kişi sifonu çektiğinde ne kadar su harcıyor diye düşünüp hesap yapıyorsa işte o Buffett için başarılıdır.

4.İŞGÜCÜNÜ MOTİVE EDİYOR
Mükemmel iş ve bu iş için doğru yönetici seçildi. Geriye bu kişilerin daha etkin çalışabilmesi için motive edilmesi kalıyor. Eğer bir yöneticinin mükemmel olması gereken tek bir tarzı olsaydı, bu hiç şüphesiz motivasyon becerisi olurdu. Buffett, bu anlamda öyle bir motivasyon becerisi geliştirdi ki yöneticileri bir işe odaklarken diğer işleri de kovalayan kişilere dönüştürdü. Şu örnek de Buffett’in tarzını net olarak gözler önüne seriyor:
Buffett, Berkshire şirketinin mücevher bölümü için yönetici arıyordu. Beryl Raff’a teklif götürdü. Raff’la yapacağı görüşme için onu havaalanından bir Cadillac’la aldırdı. Ardından çiftliğe davet etti, birlikte ata binip yemek yediler. O gün yaşananlar Raff’ın o kadar hoşuna gitti ki “Bu adam için çalışmaktan çok mutlu olurum” diye içinden geçirdi. Daha ilk günden kendini Buffett Ailesi’nin bir parçası gibi hissetti. Buffett, herkesin kendini önemli görmek istediğini biliyor. Bu kanıya da birlikte çalıştığı ve değer verdiği Amerikan demir şirketinin yöneticisi Charles Schwab ile çalışırken vardı. Schwab, “Eğer bir kişiyi değerli görür ve onu cesaretlendirirseniz çok daha başarılı işler çıkarır” diyor. Buffett Schwab’ın tavsiyelerini dinledi. Çalışanların hayranlık duyacağı bir yönetici oldu. Birini eleştirmesi gerektiğinde Buffett, ilk önce o kişinin olumlu özelliklerini vurgular, ardından eleştirir. Bu yolla yapılan bir eleştiri çok daha verimli olur. Öbür türlü karşı tarafın tepkisine yol açar.

5.FARKLI GERÇEKLER
Yönetimi dengede tutan, çalışanlarla başa çıkılmasını sağlayan, maliyeti düşük tutan bir dizi Warren Buffett yönetim gerçekleri var. Buffett, kuşkusuz bugün dünyanın en zengin isimlerinden biri. Ancak buraya sıfır hata ile gelmedi. Birçok hata da yaptı. Ona göre önemli olan yapılan hatadan sonra iyi bir sonucun çıkması.
Örneğin batmaya yakın Conoca Philips şirketine o kadar para yatırması yanlıştı. Bazı müdürleri yanlış seçmişti. Ancak daha sonra doğru yöneticiyi bulabildi. Liderler sevilmeyi sever. Bu yüzden yanlarında hep “evet” adamlarını görmek isterler. O kişiler için liderin fikrinin doğru ya da yanlış olması önemli değildir. Onun görevi “Evet” demektir. Bu tip yağcılık hemen her sektörde var. Buffett’ın tavsiyesi bu gibi adamları olabildiğince az tutmak. Kaçırılmış fırsatlardan öğrenmek bir diğer önemli konu. Buffett, Wal-Mart fırsatını daha önce fark edemediği için çok pişman. Sadece iki koşulda fırsat kaçırılacağına inanıyor. Birincisi, kendi alanlarında olmayan fırsatlar. İkincisi, fırsatı fark etmek ama aksiyona geçememek. Bir yönetici, sektörü ne olursa olsun fırsatları görebilmeli ve risk planı yapabilmeli. Önemli yönetim konularından biri de denenmiş doğru stratejileri ve fikirleri uygulayabilmekten geçer. Genç yöneticiler, genellikle parlak fikirli ve yaratıcı olmaya çalışır. Bu, onların yükselmesi açısından çok önemli. Ancak bu risk taşır. Yanlış yapmamak için farklı sektörlerde denenmiş ve başarıya ulaşmış fikirleri çalmakta sorun yok. Eğer parlak bir fikir görüyorsanız, kendi sektörünüzde uygulamak için bu fikri çalabilirsiniz. Örneğin Nebraska Furniture Mart’ın kurucusu Rose Blumkin, 1930’lu yıllarda Rusya’da kurulan bir indirim mağazacılık sistemini taklit ettiği ger- ekçesiyle dava edildi. Ancak dava Blumkin’in lehine sonuçlandı.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND