Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Doğru bir tercih için…

LYS sonuçları açıklandı. Hem öğrencileri hem de ailelerini tercih telaşı sardı. Tercih yaparken yapılacak bir hata adayların bütün hayatını etkileyecek. İşte uzmanlardan üniversite adaylarına doğru tercih tüyoları…

LYS sonuçları açıklandı. Öğrencileri tercih telaşı sardı. Öğrenciler hayatlarını etkileyecek bu büyük kararda en doğru seçimi yapmanın yollarını arıyor. Yapılan hatalar adayların tüm hayatını etkileyecek. Uzmanlardan üniversite adaylarına tercih tüyoları.

Sınav stresi bitti derken tercih telaşı başladı. En az adaylar kadar aileler de kaygılı. Adaylar, seçimlerini yaparken sadece üniversite okumuş olmak için değil, kendilerine en doğru mesleği seçebilmek için çabalıyor. Geleceği etkileyecek bu önemli kararda hata yapmamak herkes için önemli. Uzmanlara göre ise güzel bir gelecek kişinin kendine uygun mesleği yapmasından geçiyor. Bunun için de adayın hangi işi yaparsa mutlu olcağını bilip bu yolda çalışması gerekiyor. Ama seçimi her zaman üniversite adayı tek başına yapamıyor. Karar aşamasına aday kadar aileler ve rehber öğretmenler de dahil oluyor. İşte en doğru tercih için uzmanlardan adaya, ailelere ve rehber öğretmenlerine öneriler:

Aileler az konuşmalı yorum yapmamalı
Turgay Polat (Uğur Dershaneleri Genel Müdür Yardımcısı): Eğitim sürecinde öğrencilerin yetenek ve ilgilerinin hangi alana yönelik olduğu belirlenmiyor. Bu sebepten bir üst okula geçerken sıkıntılar yaşıyor. Tercih yaparken öğrenciler kendilerini tanımak adına internette var olan çeşitli kurumların kullandığı kariyer belirleme testlerini mutlaka almalı. Ya da boş bir kağıda nasıl bir ortamda çalışmak istediğini yazmalılar. Daha sonra ise üniversiteleri gezerek alacağı eğitimin nasıl bir işe yarayacağını öğrenmeliler. Aileler de genelde gelecek kaygısı yüzünden çocuklarının mutluluğu ve başarılı olabileceği alanları yerine ileride iş fırsatı daha fazla olan alanlara yönelmesi için çocuklarına baskı kurarlar. Onlar sadece çocuklarının pencerelerini genişletmeli ama o pencereden uzak durmalılar. Az konuşmalı, yorum yapmamalı, çocuklarının bakış açıları daraldığında destek olmalılar.

Başarısız olan tekrar denemeli
Sınavda yeterli başarıyı yakalayamayanlar şansını denemeli. Tekrar deneyip başarılı olabilirsin yaklaşımı en doğru yaklaşım. Tercih yapan adaylar üniversitelerin tanıtım ofislerine gitmeli, internet sayfalarını araştırmalılar. Ayrıca kendilerine uzak üniversitelerin web sayfalarını ziyaret etmeliler. En sonunda rehber öğretmenlerinin yardımlarıyla tercih listesi oluşturmalılar. Bu liste önce istek sonra başarı sırasına göre yapılmalı. Düşük puanlı adaylar da tercih yapmalı. Ancak seçimleri sadece herhangi bir yere yerleşmek adına olmamalı. Sonradan mutsuz olacakları okumayacakları ama sadece çevrelerine bende kazandım demek için tercih yapmamalılar.

Önemli olan ileride mesleği severek yapmak
Celil Vardar (Final Dergisi Dershaneleri Rehberlik Koordinatörü): Öğrenci üniversiteye birkaç amaç için gitmek ister. Ya bilim üretmek için, ya bir mesleğin donanımını alıp meslek sahibi olmak için ya da üniversite kültürü almak için. Ülkemizde ise üniversiteye iyi bir meslek edinmek için gidiliyor. Bu sebeple tercihler de ailelerin tutumu, ekonomik duruma göre farklılık gösteriyor. Kimi aileler çocuklarını seçim konusunda özgür bırakırken kimileri ise kendilerinin istediği programları tercih etmesi konusunda baskı yapıyor. Aileler çocuklarına iş bulma garantisi olan programların tercih edilmesi düşüncesini empoze ediyor. Çocuklarının o programı severek oluyup okumayacaklarını, üniversiteyi bitirdikten sonra edindiği mesleği severek yapıp yapmayacaklarını düşünmüyorlar. Çocukları için en uygun programları çocuk adına seçiyorlar.

İsteğe göre liste hazırlayın
Seçim aşamasında aday, rehber öğretmenlerden yardım almalı. Çünkü bu öğretmenler adayın tercih listesini kendi isteklerine göre hazırlamasına yardım etmenin yanı sıra adayı bilgilendirir ve adayın doğru ve gerçekçi kararlar almasına yardım eder. 12 günlük süre tabii ki tercih için yeterli değil ama öğrenci bu konuda daha önce araştırma yapmış olmalı. Seçim aşamasında öğrenciler önce isteklerine göre bir liste hazırlamalı, sonra rehber öğretmenlerden tercih öneri listesi almalı. Bilgi sahibi olmadığı programlar, üniversiteler hakkında programlar hakkında bilgileri “www.yok.gov.tr” adresinden veya üniversitelerin sayfalarından üniversite ve bölümler hakkında bilgi toplamalılar. Tercihlerde Başarı Sırası’nı esas almak bana göre daha doğru. Kılavuzda 2009 verilerine göre bir program için bulunan Başarı Sırası ile En Küçük Puan bu yılın verilerine göre uyumlu değil. Bu nedenle ya sadece başarı sırasını ya da sadece puanı kullanmalılar.

Bu yıl geçiş yılı, geniş alanda tercih yapın
Doğru tercih için adaylara seslenen ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, “Bu yıl geçiş yılı. Adaylar, ayrıntılara girerek tercih yapmak yerine geniş alanda tercih yapmalı. Kılavuzdaki bilgilerle isteklerini ön plana tutarak seçimler belirlenmeli” dedi. Bu yıl tercih sayısının 30’a çıktığını belirten Yarımağan şunları söyledi: “Yeni sistem öğrencilerin bilgilerini ölçtü ve bu seneki puanlar adayların yetenekleriyle doğru orantılı oldu. Yapılan sınavlarda her dersin önemi arttı. Bilgi ön planda tutulunca orta düzeydeki öğrenciler kenara attığı dersleri çalışmak zorunda kaldı. Her derse ayrı ayrı önem verildi. Böylelikle de ders başarı ortalaması arttı. Adaylar tercih yaparken isteklerini ön planda tutsunlar. Puanları düşük olsa da istedikleri bölüme girmek için küçük de olsa şansları var.”

Özelliğinizi bilerek mesleğinizi seçin
Uzman Psikolog Şeyda Özdalga (DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü): Doğru tercih ancak kişinin kendini tanıması, mesleği tanıması ve bu mesleğin altyapısını oluşturacak okulu tanımasıyla mümkün olur. Yaşamın uzun bir bölümünü eğitim süreci, sonraki bölümünü de mesleki yaşam kapsar. Mesleki kararların oluştuğu dönem ergenlik dönemi ile çakıştığından genç geleceğe yönelik karar verme konusunda kendine güvenli davranamaz. Karar vermeden önce aday öncelikle gerçekçi bir hedef oluşturmalı ve kişilik özelliklerini, ilgi alanlarını, yeteneklerini tespit edilerek kendisinin farkına varmalı. Sosyal alanı güçlü kişinin bilgisayar programcılığı mesleğini seçmek istemesi ya da analitik becerileri olmayan gencin genetik mühendisliğini hedeflemesi gerçekçi olmaz. Ve sadece gerçekçi hedefler öğrenciyi başarıya yaklaştırır. Sonraki aşama ise öğrencinin hedeflediği yüksek okulu, mesleği çok iyi tanıması olmalı. Öğrenci tercihten önce yapmayı düşündüğü mesleği yapanlarla görüşmeli, mesleğin görev ve sorumluluklarını öğrenmeli, iş, kazanç imkanlarını ve çalışma koşullarını araştırmalı. Kişi kendi özelliklerinin farkına en kolay ve çabuk meslek envanteri uygulamalarıyla varabilir. Bu uygulamaları danışma merkezlerinde ya da dershanelerde bulmak mümkün.

Aileler baskı yapmamalı
Çoğu aile tercih aşamasına dahil oluyor. Ama genelde ailelerin yaklaşımı ileride maddi olanağı yüksek ya da zamanında kendilerinin yapamadığı mesleklere çocuklarını yönlendirmek oluyor. Bu yanlış bir tutum. Aile çocuğun kişilik özelliklerini görmeli. Onların artık birer yetişkin olduğunu aileler unutmamalı. Çocuğunun ileride mutlu olacağı mesleği seçmesi için yol göstermeli, baskı yapmamalı. İstemeyerek gittiği okulu birçok öğrenci yarıda bırakıyor. Bunun dışında aday tercih yaparken olabildiğince alternatifli seçim yapmalı.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND