Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Dizüstü bilgisayar alma rehberi

Bilgisayarlar hyatımızdaki vazgeçilmezler arasına gireli çok oldu. Kendine uygun dizüstü bilgisayarı seçmek, birçok insan için baş edilmesi zor ve ürkütücü bir süreç. İşte dizüstü bilgisayar alırken dikkat edilmesi gerekenler…

Bilgisayarlar günümüzde en yakın arkadaşlarımız, vazgeçemediğimiz cihazlarımız

Yerine göre eğlence kaynağı, kişisel yardımcı, sırdaş ve arkadaşımız olabiliyor, aile ve arkadaşlarımızla bağlantı içinde olmanızı da sağlıyorlar. Kendine uygun dizüstü bilgisayarı seçmek, birçok insan için baş edilmesi zor ve ürkütücü bir süreç.

Bunun için işlemci, bellek, ağırlık ve aksesuarlar gibi pek çok unsuru dikkate almak gerekiyor. Önceliklerinizi doğru ve net belirleyememek, bazen bütçenizi aşan bir bilgisayar almanıza sebep olabiliyor. Intel, doğru seçim yapmak isteyen tüketicilere yardımcı olmak için bir rehber hazırladı.

Kendiniz için uygun dizüstü bilgisayarı seçerken, öncelikle “Bilgisayarımı ne için kullanacağım?” diye sormak gerekiyor. Bilgisayarınızı kullanma amacınızı doğru tespit etmek, satın alma sürecini kolaylaştırıyor. İşte dizüstü bilgisayar alırken göz önünde bulundurmanız gereken noktalar:

” İşlemci – Bilgisayarın beyni: Dizüstü bilgisayarın stilini, pil ömrünü, tepki hızını ve ağırlığını belirlemede önemli rol oynadığı için doğru işlemciyi seçmek önemlidir. İşlemci ayrıca bilgisayarınızın ne kadar hızlı çalıştığını ve işlemlerinize ayak uydurduğunu belirler. İşlemcinin fiyatı yükseldikçe performansı da artar. Ne kadar güçlü bir işlemciye gereksinim duyacağınızı, bilgisayarınızı kullanma amacınız belirler. Yeni dizüstü bilgisayarınızın içindeki işlemciyi belirlemek için aşağıdakileri dikkate alabilirsiniz:

* Yazı yazma, internette gezme ve basit DVD oynatmayı sağlayacak olan temel, giriş-seviyesi bir sisteme ihtiyaç duyuyorsanız Intel Core i3 işlemci yeterlidir.

* İnternette gezinmenin yanı sıra aynı anda birkaç uygulama kullanıyor, müzik indirip dinliyor, resim paylaşıyor, blog oluşturuyor ve çevrimiçi video izliyorsanız, Intel Core i5 önerilir. Bu işlemci verimlilik ve çoklu uygulama kullanımı için gerekli olan güç artışını getirir. Öğrenciler de dahil olmak üzere birçok dizüstü bilgisayar kullanıcısına önerilen orta seviye işlemci serisidir.

* İleri düzey çoklu kullanım, oyun ve multimedya meraklılarına Intel Core i7 Serisi işlemciler önerilir. Bu işlemciler en talepkar kullanıcılara benzersiz işleme gücünü sağlar.

” Pil Süresi: Pil süresi; bilgisayarın fişe takılı olmadan, tam şarjlıysa ne kadar süre açık kalabileceğini gösterir. Pil süresini belirleyen belli başlı etkenler arasında işlemci, ekran boyutu ve multimedya kullanım miktarı sayılabilir. Eğer bilgisayarınızı sık sık yanınızda taşıyorsanız pil ömrü dikkat etmeniz gereken başlıca unsurlardandır. Tavsiye edilen en az 2 saat ’standart kullanım’ sağlayan ve Intel Core işlemci barındıran bir bilgisayardır. Enerjinin ne zaman gerekip ne zaman gerekmediğini anlayabilecek akıllı teknolojiye sahip Intel Core işlemciler gerektiğinde yavaşlayarak pilden tasarruf eder, böylece tüketicilere daha uzun pil süreleri sağlarlar. Pil süresi konusunda daha iştahlıysanız bilgisayarınızı daha büyük bir pille de alabilirsiniz. Ancak daha büyük pilin daha çok ağırlık demek olduğunu unutmayın.

” Grafik özellikleri: Ekranınızda yazı dışında gözüken resim, fotoğraf, pencereler, video ve oyunlar gibi herşeye grafik denir. Eskiden grafik göstermek için ana işlemciden bağımsız bir görüntü kartı ya da işlemci gerekirdi. Intel 2009 yılında grafik işlemcisini ana Intel Core işlemcinin içine monte etmeye başladı. Günümüzde Intel’in dahili grafik işlemcisi çoğu kullanıcı için yeterli. Intel Core işlemcili dizüstü bilgisayarlar Blu-Ray ya da yüksek çözünürlüklü (HD) videolarını başarılı bir şekilde oynatabiliyor. Intel’in yakında çıkaracağı 2. nesil Intel Core işlemcileri de; HD video, 3D Blu-Ray ve hatta ’World of Warcraft’ ve ’Starcraft 2’ gibi oyunlar da dahil olmak üzere her türlü uygulamayı başarıyla yerine getirecek. Intel’in grafik teknolojileri ayrıca dizüstü bilgisayarınızdaki ekranınızı büyük ekran televizyonlara kablosuz olarak aktarmanızı sağlayacak. Ancak, gerçek bir oyunseverseniz ve çok yüksek çözünürlüklerde, yüksek ayrıntılarla oyun performansı istiyorsanız, Intel Core işlemcinin yanı sıra bağımsız grafik kartı da bulunan bir dizüstü bilgisayar alabilirsiniz.

” Ağ Kullanımı – internet bağlantısı: Günümüzde çoğu kullanıcı internete kablosuz bağlanmayı tercih ediyor. Bugün çoğu dizüstü bilgisayarda bulunan Wi-Fi özelliği ile Wi-Fi erişim noktalarından ya da evinizdeki Wi-Fi ağından internete bağlanabilirsiniz. Intel® WiMAX 4G (4. Nesil) genişbant mobil erişim teknolojisi ise, çok daha geniş alanları, hatta şehirleri kapsar. WiMAX hizmetinin olduğu bir bölgedeyseniz bulunduğunuz herhangi bir yerden internete bağlanabilirsiniz. Intel Core tabanlı bazı dizüstü bilgisayarlar da dizüstü ekranındaki görüntüyü kablosuz olarak HD televizyonunuza aktarmanızı sağlayan yeni Wireless Görüntüleme (WiDi) teknolojisine sahip olabilir. Ek bir adaptörle kolaylıkla kurulabilen WiDi, basit bir şekilde video ve multimedya deneyiminin tadını çıkarmanızı sağlar. Dahili Intel Wi-Fi’ı olan bir dizüstü alabilir, bu bilgisayara Intel WiMAX ekleyebilir, böylece heryerden internete bağlanabilirsiniz. Resim ve videoları kolayca TV’de görüntülemek istiyorsanız, Intel WiDi özellikli bir dizüstü tercih edebilirsiniz.

” Bilgisayarın hafızası – RAM (Bellek): RAM (Random Access Memory – Rastgele Erişimli Bellek), bilgisayarınızın bilgileri kullanım sırasında Hard-Disk’e hiç kaydetmeden ya da kaydetmeden önce geçici olarak hafızasında tutmak için kullandığı bölümüdür. Gigabyte’larla ifade edilen RAM miktarı, özellikle birden çok uygulamayı aynı anda açtığınızda bilgisayarınızın tepkime süresini belirler. Daha çok gigabyte (GB), daha çok geçici hafıza demektir. Temel işlemler için genellikle 1 GB bellek yeterlidir. Birkaç dosya aynı anda açık olacaksa 2 ile 4 GB arası RAM daha önerilir. Video ve fotoğraf işleme, oyunlar için ise 8 GB RAM tercih edebilirsiniz.

” Bilgisayarda veri depolama – Disk Sürücüleri ve SSD’ler (Katı Hal Sürücü): Dizüstü bilgisayarlar normalde disk sürücü aracılığıyla veri depolar. Geleneksel disk sürücülerde mekanik parçalarla dönen bir disk kullanılır. Bu durum, veri erişim hızı ve güvenilirliği olumsuz etkiler. Bilgisayarınızın performansını yükseltmek için geleneksel disk sürücüsü yerine yeni Intel SSD sürücü teknolojisini koyabilirsiniz. SSD sürücülerde hareketli parça bulunmaz. Bu nedenle daha dayanıklıdırlar, daha az güç tüketirler ve sistem tepkimesini yüzde 56’ya varan oranla hızlandırırlar. SSD ile donatılmış bir dizüstü çok daha hızlı açılıp çok daha hızlı dosya erişimi sağlar. Daha güvenilir depolama ve daha hızlı tepkimesi olan bir sistem için SSD özelliğine yükseltme olanağı sunan bir dizüstü seçebilir ya da halihazırda Intel SSD ile gelen sistemler tercih edebilirsiniz.

” Ağırlık: Standart dizüstü bilgisayarlar yaklaşık 2- 3 kg ağırlığındadır. Oyunculuk için tasarlanmış bazı bilgisayarlar 7 kiloya kadar çıkabilirler. Ekran boyutu, işlemci gücü, klavye, disk sürücüleri, pil gibi bileşenler ağırlığı belirleyen unsurlardır. Uygun fiyata hafif bir bilgisayara sahip olmak için bazı işlevlerden vazgeçmek durumunda kalabilirsiniz. Bunun için de yine önceliğinizin hafiflik mi, yoksa yüksek performans ve daha çok özellik mi olduğuna karar vermelisiniz. Evde masaüstü bilgisayarınızın yerini alacak ve sizinle sık seyahat etmeyecekse, dizüstü bilgisayarınızın hafif olması gerekmez. Ama iş, okul, ev ve diğer aktiviteler arasında sizinle birlikte mekik dokuyacaksa, hafiflik sizin için kesinlikle önemli. Öte yandan fiyat konusunda biraz daha esnek davranarak hem hafif hem de tüm özelliklere sahip bir dizüstü bilgisayara da sahip olabilirsiniz.

” Ekran Boyutu: Dizüstü bilgisayar ekranları çaprazlama bir köşeden ters köşeye genellikle 12 ile 20 inç arasında boyutlara sahiptir. Büyük ekranların çözünürlükleri daha yüksektir; böylece görüntü daha keskin olur. Ancak, büyük ekranlar daha çok yer kaplar, daha ağır olur ve pil ömrünü kısaltır. Dizüstü bilgisayarınızı ağırlıklı olarak film izlemek, oyun oynamak, video işlemek için ya da masaüstünüzün yerine kullanacaksanız büyük ekran tercih edebilirsiniz. Daha temel işlemler için kullanacak ya da sıkça yanınızda taşıyacaksanız daha küçük ve hafif bir ekran tercih etmelisiniz.

” Klavye ve fare: Klavyenin boyutu dizüstü bilgisayarın boyutuna bağlıdır. Eğer küçük bir klavyede rahat edemiyorsanız harici bir standart klavye de bağlayabilirsiniz. Dizüstü bilgisayar klavyesinin altında genelde fare görevi gören ’track pad’ veya ’iztopu (track ball)’ bulunur. Bazı bilgisayarlarda ikisi birden de bulunabilir. Dizüstü bilgisayar almadan önce, fare işlevi gören bu parçaları deneyip rahatça kullanıp kullanamadığınızı görmelisiniz. Eğer bunları hiçbir şekilde kullanamıyorsanız dizüstü bilgisayarınıza harici olarak kablolu veya kablosuz bir standart fare takabilirsiniz

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND