Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Diptekilerin kutsal kitabı çıktı!

Dibe vurmanıza ramak mı var? O zaman, hiç oyalanmayın ve hemen dibi bulun! Çünkü dipte olmak zirve yolcuğunda sondan bir öncesi durak! Nasıl mı? İşte buyurun size dibe vuranların kutsal kitabı “Dip”ten en çarpıcı tespitler…

seth godin, dipten zirveye, dip kitabı

Dibe vurmanıza ramak mı var? O zaman, hiç oyalanmayın ve hemen dibi bulun! Çünkü dipte olmak zirve yolcuğunda sondan bir öncesi durak! Nasıl mı? İşte buyurun size dibe vuranların kutsal kitabı “Dip”ten en çarpıcı tespitler…

Vazgeçmeyi ve vazgeçmemeyi öğreten küçük bir kitap: Dip

Vazgeçmek hep kötü müdür? “Vazgeçenler kazanamaz, kazananlar vazgeçmez” sözü doğru mudur? Godin bu söze itiraz ediyor hatta tam tersini iddia ediyor.

Seth Godin’in mini kitabı “Dip” ne zaman vazgeçmenin gerektiği üzerine bir kitap. Eğer hiçbir şeyden vazgeçmezseniz, hiçbir zaman “en iyi” olamazsınız. Bütün amacımız da bu değil mi; hangi alanda çalışıyorsak o alanın en iyisi olmak. 

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, rekabet içinde olduğunuz pazarımız eskiye göre çok daha net çizgilerle çizili. Örneğin, meyve sebze mi satıyorsunuz, hangi bölgeden alıyorsunuz, hangi semtte, ülkede, coğrafyada satıyorsunuz, organik mi değil mi, vs. birçok kritere cevap vererek kendi niş pazarınızı belirlemişsiniz. İşte amacımız o spesifik pazarda birincilik. 

Peki, burada vazgeçmek nerede diye sorabilirsiniz. Kendi niş pazarınıza karar kılana kadar o kadar fazla seçim yapmış, işinize yaramayacağını düşündüğünüz şeyleri elemişsinizdir ki… Örneğin, iş modelinizi oluşturma aşamasında, sürümden mi kazanacaksınız, butik, kişiye özel bir hizmet mi vereceksiniz? Hangi kapasitelerde depo tutacaksınız? Hangi müşterilere hizmet vereceksiniz? Tüm bu kararları vermeden meyve işine girene kadar, hangi fırsatları geri çevirdiniz, elediniz veya deneyip vazgeçtiniz?   

Dip nedir?

Yeni bir şeyler öğrenirken adeta içimizdeki çocuk ön plana çıkar, henüz her şey yeniyken konuyla ilgili kendimizi motive hissetmemiz kolaydır. Değişiklik hissi ne zaman yerinin monotonluğa bırakır, o zaman “dip”tesiniz demektir. Yeni yeni olmaktan çıkılmış, öğrenilen alanda çok iyi olana dek sürekli çalışma gerektiren durağan döneme geçilmiş demektir. Bu, başlangıç ile uzmanlık arasında süzülen uzun ince bir yoldur. Kimi zaman bürokrasi engelleri, kimi zaman da uzun saatler gerektiren mesailerden oluşan uzmanlaşma serüveni. Örneğin, tipik bir CEO’nun özgeçmişine baktığınızda, bu işe geçene kadar 25 yıl dipte kalmış olduğunu görürsünüz. Sayısal hedeflerine ulaşması hatta o hedefleri ikiye katlayarak geçmesi, herkesten iyi olduğunu kanıtlaması, daha uzun saatler çalışarak özel hayatından ödün vermesi, sırasında patronuna yaranma çabaları… Dip’te geçen yıllar bunları ve daha fazlasını gerektirir. Unutmayın ki, başarılı insanlar dipte oldukları süreyi monotonluğa boyun eğerek geçirmezler. Dipte kendi kurallarını kendileri yazar, kendi oyunlarını kurarlar. Dipte hep ilerlerler ancak adımlarla çalışma disiplinlerini korumaları gerekir.

Bazen de başarı için vazgeçmesini bilmelisiniz

Vazgeçmek veya pes etmek kolay iş değildir. “Ne olursa olsun vazgeçme, yapabilirsin” demiştir, anne babalarımız, öğretmenlerimiz… Nasıl kabul edersiniz başarısız olduğunuzu? Öncelikle bakış açınızı değiştirerek: Ben bu işi yapamadım değil, ben bu işi yapmıyorum çünkü diğer bir işte daha büyük başarılar kazanacağımı biliyorum diyerek. Amacınız, “en iyi olmak” unutmayın, ortalamayla yetinmek size göre değil. Dipte uzun süre uzmanlaşmaya harcayacağınız süre boşa gitmiyor çünkü siz “az bulunur” bir yetenek, bilgi birikimi ve meslek ediniyorsunuz. Kendi markanızı yaratıyorsunuz. Dünyada kaç CEO, kaç Nadal, kaç Branson var… Dip; bu gıpta ettiğimiz insanların başarılarının görünmeyen yüzü, gerçek sırrıdır. Herkesten daha erken kalkar, daha uzun saatler çalışır, hep kendinizi geçmeye çalışırsınız. Her gün en büyük rakibiniz, kendinizle yarışırsınız, bildiğiniz, sevdiğiniz yolda emin adımlarla ilerlersiniz.

Bazı işler çıkmaz sokaklara benzer. Bir hata yapar girersiniz ancak sizi hiçbir yere götürmezler. Böyle durumlarda fazla vakit kaybetmeden manevra yapıp geri dönmelisiniz. Tekrar etmekte yarar var; o sokakta durmayın, hemen çıkın. Hiçbir zaman o sokak ana artere bağlanmayacak, ancak yolunu şaşıran arabalar sapacak o yola ya da orada oturanlar… Siz çıkın yolunuza devam edin. Orada kaldığınız sürece bir başka sokağın nereye çıkacağını keşfetmekten alıkoyuyorsunuz kendinizi.

Dipteki obsesiflik başarı getirir   

Hızla çıkmaz sokaktan çıktıktan sonra, dipte kalmaktan sıkılıp bunalmayacağınız, bir diğer deyişle, severek yapacağınız alanı bulun ve bu konuda obsesif bir şekilde çalışın. Mesleğiniz, yaptığınız iş sizi kaplasın, akşam yatarken sabah kalkar kalkmaz aklınızda hep işiniz olsun. Çeşitlendirme ve çok yönlülük herkese cazip gelir ancak başarı obsesif insanın kazanımıdır. En iyi olma çabası farklı farklı aktivitelerle zaman geçirerek değil, bir işi çok iyi yaparak elde edilir. 

Bir ağaçkakan 20 defa 1000 ağaca kakarsa, bu çabası onu hiçbir yere götürmez ama aynı ağaçkakan aynı ağaca 20.000 defa kakarsa, akşam yemeğini çıkarmış olur. Birçoğumuz pes etmekten ve hiçbir zaman birinci olamayacağımızı kabullenmekten korkarız. Oysa ortalama olmak kaybedenler içindir. Vazgeçmeye cesaretiniz olmazsa, ortalamayı kabul etmek zorunda kalabilirsiniz. 

Mucizeler değil, küçük manevralar ilerlemeyi sağlar 

Dipteyken kimseden sürekli mucizeler yaratmasını bekleyemezsiniz. Bazen de küçük manevralar ilerlemenizde ve küçük engelleri aşmanızda etkili olacaktır. Yani, palyatif tedavi arayışında olmak gerekir. Palyatif tedavi ağrının giderilmesine, hastanın yaşam kalitesinin yükseltilmesine odaklanır. Özellikle iyileştirmenin mümkün  olmadığı hastalıklarda palyatif tedavi hastanın gününü kurtarmayı hedefler. Palyatif tedavi hem bir tedavi felsefesi, hem de detaylı organize edilmiş ve yapılandırılmış bir tedavi sistemidir. Kronik ve dejeneratif hastalıklarda uzun soluklu tedavi süreç ve yaklaşımlarını içerir. Ağrı, yorgunluk, depresyon gibi semptomlarının giderilmesinde etkilidir. 

Palyatif tedavi yaklaşımının bazen iş hayatına uygulanmasıyla önemli yararlar sağlanabilir. Tabii ki, mümkün olduğunda problem çözmek için derinlere inmek, daha iyi bir tasarım veya data yönetimiyle yolumuza temiz bir şekilde devam etmek hepimizin tercihi olacaktır. Ancak, eğer problemi kökünden çözemiyorsanız, ki çoğu zaman zorlu problemlere şık diye getirebileceğiniz bir çözüm yoktur, palyatif bir ara çözüm arayışına girmemiz yerinde olacaktır. Kimi zaman bu ara çözümlerin pek de gözükmediğinden şikâyetçi olabilirsiniz ancak günün sonunda gösterdiğimiz çabanın yerini bulacağını, boşa gitmeyeceğini göreceksiniz. Bir yandan, iç ve dış müşterileriniz getirdiğiniz çözümün kendi iş yapış biçimlerine etkilerinden hoşnut kalacak, diğer yandan da yöneticiniz pratik yaklaşımınızı takdir edecektir. Palyatif çözümler gündelik sıkıntıları hafifletecek, çalışanların iş kalitesini ve verimliliğini arttıracaktır.

Dipteki yolculuğunuz sizin liderliğe hazırlık döneminizdir. Bu zamanı en iyi şekilde kullanın. 

Yazar: Ela Erozan Gürsel

Kaynak: www.dunya.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND