Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Dil öğrenen yetişkinler için rehber

Yabancı dil öğrenmek isteyen yetişkinler için, Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı bir rehber.

DİL ÖĞRENEN YETİŞKİNLER İÇİN REHBER

Yeni bir dil öğrenmek zaman ve emek ister. Ancak herkes bunu başarabilir ve sonuçta toplayacağınız meyveler buna değer. Yalnızca birkaç sözcük bile olsa, bir tatile ya da iş gezisine çıktığınızda gittiğiniz yerde daha sıcak karşılanacak ve eğer devam ederseniz her zaman birçok yeni kapının açıldığını göreceksiniz : yeni insanlarla ve yeni fikirlerle karşılaşacak, belki de yeni iş olanakları elde edeceksiniz. Bunun sonucunda da gerçek bir başarı duygusuna ulaşacaksınız.

Bunun da ötesinde, bir çok dil toplumunu ve pek çok kültürü bir arada bulundurması yüzünden Avrupa, dil öğrenmek için mükemmel bir yerdir.

Avrupa Birliğinin ve Avrupa Konseyinin ortak bir ürünü olan bu rehber iyi bir dil eğitimi almanız için bazı öneriler sunmaktadır.

– Konuklarımıza kendi dillerinde birkaç sözcük söyleyerek onlara sıcak karşılandıkları izlenimini duymalarından mutlu oluyorum.

– Internette tarama yapmayı seviyorum – şimdi İspanyolcayı da İngilizce kadar okuyabiliyor, daha fazla bilgiye ulaşabiliyorum.

– Pragda Almanca ve Hollandaca konuşan birçok turist var, bu yüzden benim gibi bir taksi şoförünün onlarla konuşabilmesi çok yararlı oluyor.

– Bu ilkbaharda Yunanca kursu düzenledik. Tatillerimize oldukça büyük bir fark yarattı.

– Slovenya tam sınırda ve oraya daha sık gittikçe dillerini az da olsa anlayabiliyoruz.

– Şirketimiz oldukça önemli bir kontrat imzaladı; resepsiyon görevlimiz Rusça konuşuyor ve ilk temaslarımızda bize epeyce yardımcı oldu.

– Çocuklar okulda Fransızca konuşmaya daha yeni başladılar. Bizde derslere giriyoruz, dolayısıyla ev ödevlerine de yardımcı olabiliyoruz.

MİLYONLARCA SIRADAN İNSAN YABANCI DİL KONUŞUYOR. ANCAK BİRÇOK İNSAN BUNU KENDİSİNİN YAPABİLECEĞİNE İNANMIYOR

Dil öğrenmek için hiç fırsatım olmadı ve artık bunun için çok yaşlıyım.

Öğrenmek için asla yaşlı değilsiniz. İnsanlar genellikle çocukların yabancı bir dili çok çabuk kaptığını söyler. Bu doğru değil aynı zamanda yetişkinler de öğrenmekten zevk alırlar ve bunda oldukça başarılıdırlar da.

Tüm sözcükleri ve grameri öğrenmek yıllar alır.
Her şeyi öğrenmek zorunda değilsiniz – az bir bilgiyle iletişim kurmaya başlayabilir ve zamanla daha çok öğrenirsiniz.

Okuldayken yabancı dil eğitiminde umutsuz bir vakaydım.
Okulda pek de başarılı olmayan birçok insan daha sonra dil öğrenebilir. Modern yöntemler eğlenceli ve iletişim kurmaya yardımcı olmakta ve dili kullanırken keyif de almanızı sağlamaktadır.

Çok hata yaptığımda utanıyorum.
Utanmaya gerek yok. Hata yapmak dil öğrenmenin bir parçasıdır ve insanlar hoş görecektir, dolayısıyla endişe etmeyin. Yalnızca deneyin.

İngilizce bu günlerde ihtiyacınız olan tek şey.
İngilizceyi bilmek size yardımcı olabilir, ancak yeterli değildir. İnsanları ve çevrenizde olup bitenleri anlayacaksınız, elbette onların dilini de biraz biliyorsanız bu çok daha iyi olacaktır.
Nereden başlayacağımı bilmiyorum!
Daha iyi öneriler için okumaya devam edin.

BAŞLAMADAN ÖNCE

Neyi yapabilmek istediğinizi düşünün
– kişisel tatmin için öğrenmek mi?
– Farklı bir kültürü tanımak mı?
– İşyerinde iletişim kurmak mı ? (telefonda, toplantılarda, misafirleri karşılarken)
– Daha iyi bir iş bulmak mı?
– Arkadaşlarınızla ya da aileyle konuşmak mı?
– Yurtdışına yapacağınız kısa bir gezi için mi?
– Gazete okumak için mi?
– İnterneti kullanmak için mi?

Yeni bir dil öğrenmenin aynı zamanda başka şeyleri düşünmeyi ve yapmayı anlamayı öğrenmek olduğunu unutmayın.

Dil öğrenmek için size ve günlük yaşantınıza uygun bir plan yapın. Bu şekilde sonuç daha iyi olacaktır.
Kendinize sorun:
– Her hafta buna ne kadar zaman ayırabilirsiniz?
– Düzenli bir çalışma programı yapabilir misiniz?
– Kaynaklarınız neler-kaset çalar, bilgisayar, video, vs?
– Öğrenmek için gerekli araçları nereden alabilirsiniz – kütüphaneler, kitapevleri,yabancı gazete ve dergi standları, internet siteleri, uydu yayınları, vs?

Önceden de dil öğrenimi üzerine deneyiminiz varsa size en uygun olan eğitim etkinlikleri üzerinde düşünün. Bu size ihtiyaçlarınıza karşılık verecek bir kurs ya da kitap seçmenize yardımcı olacaktır.

ÖĞRENME YAKLAŞIMIMIZI BELİRLEYİN

Nasıl ve nerede öğrenmek istiyorsunuz
– Hızlı ve yoğun olarak mı yoksa daha uzun bir zamanda mı?
– Arkadaşlarınızla mı/ grup içinde mi yoksa kendi başınıza mı?
– Kendi kendinize / uzaktan eğitim yoluyla mı yoksa bir öğretmenin rehberliğinde mi?
– İşte mi yoksa evde mi?
– Yaşadığınız ülkede mi yoksa yurtdışında mı?

Hangi yöntem ve araçlar size uygundur
Örneğin:
– O dili anadili olarak konuşan bir kişiden konuşma dersleri almak
– Seyahat ederken kaset dinlemek
– Ders kitabından çalışmak
– Gazete ve dergi okumak
– Internet kullanmak
– Cd Rom kullanmak
– Video seyretmek
– Konuşma üzerine yoğunlaşmak
– Gramer alıştırmaları üzerinde yoğunlaşmak

Dil öğrenmek için oldukça farklı yaklaşımlar vardır. Farklı seçeneklerin farklı avantaj ve dezavantajları mevcuttur, ve bunlar size farklı zamanlarda uygun gelebilir. Birkaç örnek;

Kendi Ülkenizde

Grup içinde;
– Haftada bir ya da iki kez evinin yanında ya da işyerinin civarında izlenen dersler (ancak, elbette herkes için bu uygun olmayabilir)
– Bir grup içinde öğrenmek eğlenceli olabilir.
– İyi bir öğretmenle pratik yapma fırsatınız olabilir.
– Sınıf dışında da birlikte çalışabileceğiniz arkadaş bulabilirsiniz.
– Genellikle düzenlenmiş bir ders programı vardır.(genellikle öğle yemeği arası, akşam, hafta sonu vb. olmak üzere)

İhtiyacınız varsa yoğunlaştırılmış ve özel amaçlı dil kursları da bulabilirsiniz.

Tek başınıza
Kendi kendinize çalışma kursları ya da radyo ve televizyon programları
– içerik ve ritim sizin ihtiyaç ve amaçlarınıza yönelik hazırlanmıştır.
– Düzenlenmiş bir program yoktur, istediğiniz zaman istediğiniz şekilde öğrenirsiniz.
– Öğrenme ortamında yalnız olursunuz ve kendi kendinizi motive etmek durumunda kalabilirsiniz.

Bazı bireysel eğitim kurslarında hem uzaktan, hem de yüz yüze eğitim olmak üzere eğiticilerden destek de sağlanır.

Yurtdışında

Yurtdışındaki bir dil kursu

– Genellikle yoğundur; dolayısıyla kısa sürede çok şey öğrenebilirsiniz.
– Çevreniz o dil ve kültürle sarılmıştır.
– Civardaki insanlarla iletişim kurar ve yaşam tarzlarını tecrübe edersiniz.
– Pahalı olabilir
– Zaman bulmak zor olabilir.

Yurtdışı tatilleri yoluyla ya da eğer gayret gösterirseniz yurtdışında çalışarak da dil öğrenebilirsiniz.

Sanal Ortamda Dil Öğrenme

Son yıllarda Internet kullanarak dünya çapında insanlarla iletişim kurmak için gittikçe artan olanaklar ortaya çıkmaktadır. Özel dil okullarıyla iletişim kurabilmek için gerekli olan ayrıntılar genellikle telefon rehberlerinde listelenmiştir.

Bunun yanı sıra, daha ucuz pek çok fırsatlar da mevcuttur. Birçok şehir merkezinde yetişkinlere yönelik dil kursları veren eğitim kurumları vardır. Bazı okullar ve üniversiteler bölge sakinleri için haftada birkaç saatlik kurslar düzenlemektedir.

Bölge yöneticileri-belediye saraylarındaki ilgililere sorun -ticaret odaları çok sık hem kendileri için kurs açarlar hem de kimlerin açtığını bilirler. Bu tür bilgiler, halk kütüphanelerinden de elde edilebilir. Yada bölgesel Eğitim Bakanlıkları yardımcı olabilir ya da size tavsiyede bulunabilecek profesyonel kurumlar hakkında bilgi verebilir.

Yaşadığınız yerin adı ve Dil Kursları gibi anahtar sözcükleri kullanarak bir internet araştırması da yapabilirsiniz. Internet erişimi genellikle internet kafelerde daha ucuz olarak sunulmaktadır.

İyi bir dil okulunun çevresinde yaşamayanlar ya da yalnız çalışmak isteyenler için, uzaktan eğitim olanakları yetişkinler için bölgesel eğitim enstitülerinden ya da üniversitelerinden ya da (bazı ülkelerde) milli bir kurum tarafından sağlanır.

Pek çok büyük kitapçılarda kendi-kendine öğrenme kursları konusunda bilgiler bulunmaktadır.

İyi Bir Kurs Seçimi

Kurs seçiminde size yardımcı olacak bilgiler

– Okulun etrafını görmek istediğinizi söyleyin; ya da eğer yurt dışındaysa elde edebileceğiniz kadar çok ayrıntılı bilgi alın, örneğin konaklama ve sosyal etkinlikler gibi

– Okul size programları hakkında açık bilgi veriyor mu? Grupların büyüklüğü ne kadar, devam edeceğiniz düzey nedir?

– Eğitici kadro uygun özelliklere sahip mi?
– Okulda iyi öğrenme kaynakları ve olanakları var mı?
– Okul kabul görmüş bir otorite tarafından onay almış mı? (Eğitim Bakanlığı ya da bir dış kurum gibi) düzenli olarak denetleniyor mu?
– Öğrenciler tarafından tatmin edici referanslar sağlanabiliyor mu?
– Eğer bir sınava girmek isterseniz, bu sınavlara sizi hazırlayabiliyor mu?

Başladıktan Sonra

Dil öğrenmek eğlencelidir, ama başarılı olmak istiyorsanız motive olmanız gerekir. Ne kadar aktif olursanız o kadar çok başarılı olursunuz.

Cesaretiniz kırılsa ya da hayal kırıklığına uğrasanız bile -birçok insanın başına gelir- bir öğretmenle ya da beraber dil öğrendiğiniz biriyle konuşun; ara verin böylece bu size yeni bir enerjiyle tekrar başlamanıza yardımcı olacaktır.

PRATİK BİLGİLER

– Her şeyi hemen öğrenmeye çalışmayın. Açık ve gerçekçi hedefler seçin ve kendi öğrenme hızınızı belirleyin.

– Yeni öğrenme yollarına açık olun -yeni yöntemler yeni teknoloji size yardımcı olabilir.

– Bu dilde iletişim kurabilmek için her fırsatı değerlendirin.

– Hata yapmaktan korkmayın. Düzenli olarak hataları azaltabilirsiniz. Esas konu sizin bildiklerinizi aktarabilmenizdir.

– Öğrendiklerinizi tekrar edin ve gelişiminizi düzenli olarak izleyin.

Okuma ve Dinleme

– Okuma ve dinleme alıştırmalarının olması çok önemlidir. Ne kadar çok dinlerseniz o kadar iyi konuşursunuz. Okumak ise daha iyi yazmanıza yardımcı olur.

– Öğrendiğiniz dilin doğal olarak kullanıldığı metinleri okuyun ve dinleyin (gazete, TV, radyo gibi).

– Okurken her sözcüğün anlamını anlamanın gerekli olmadığıını hatırlayın.

– İlerlemenizi kontrol edin. Üzerinde çalıştığınız bilgilere tekrar bakın. Daha kolay görünmüyor mu?

Konuşma

– Yapabildiğiniz kadar çok konuşma pratiği yapın (Sınıf arkadaşlarınızla, karşılaştığınız yabancılarla, hatta kendi-kendinize)

– Eğer öğrendiğiniz dilin konuşulduğu bir ülkeye giderseniz, ancak insanlar sizinle sizin anadilinizle ya da İngilizce konuşuyorlarsa onlara onların dilinde konuşmayı tercih edeceğinizi açıklayın.

– Daha çok kullanmanız gereken ifadeleri ezberleyin (birisiyle tanıştığınızda, alışveriş yaparken kullanacağınız ifadeler gibi).

– Pek çok insan bir başka dili mükemmel bir aksanla asla konuşamaz. Diğer insanlar sizi anladığı sürece bu çok sorun olmayacaktır.

Yazma

– e-posta, kart, mektup, vs. yazarak, yazı ile iletişim kurma fırsatı bulmaya çalışın.
– Yazdıklarınızı tekrar okuyun. Yazdığınızı kontrol etmek ve yanlışları düzeltmek için daha fazla zamanınız olacaktır.

SÖZCÜK BİLGİSİ

Anlamlarına göre gruplandırdığınız zaman yeni sözcükleri öğrenmek çok daha kolay olacaktır. Öğretmenler öğretir, ama yalnızca öğrenciler öğrenebilir.

Sonunda kendi ilerlemenizden yalnızca siz sorumlusunuz. Dolayısıyla en iyi yöntem, öğrenebilmenizde sizin için en iyi olandır.

© 2002 T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Tüm hakları saklıdır.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND