Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

“dijital aktivizm” bizi de etkiler mi?

Komşu coğrafyalarımızda yaşanan dijital aktivizm eylemleri hızla yayılıyor. Ancak Türkiye henüz bu dalganın etkisi altına girmedi. Bunun nedeni gençlerin ülke sorunlarına duyarsız olması değil. Çok daha farklı…

Bilgi Üniversitesi hocalarından Dr. Özgür Uçkan, internet teknolojilerinin aktivistlerin iletişim biçimlerini değiştirdiğini söylüyor. Ona göre Türkiye’de ‘dijital aktivizm’i gerektirecek bir sürü olay var. Ancak gençlik, interneti daha çok eğlence odaklı kullanıyor. Politika işin içine girmiyor.

SON günlerde kaynayan Ortadoğu, Türkiye’de de benzer bir hareket ortaya çıkarabilir mi sorusunu akıllara getirdi. Özellikle genç ve internet temelli bu hareket, Türkiye’deki gençlik hareketlerini nasıl etkiler? İnternet ve sosyal medya kullanımı, toplumdaki hangi gelişmelere gebe? Bu soruları Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi bölümünde ağ ekonomisiyle ilgili dersler veren, ekonomist, felsefeci, ileri teknoloji iktisadı, ağ ve network ekonomisi mastır ve doktorası yapan Dr. Özgür Uçkan ile konuştuk. İnternette uygulanan sansüre karşı oluşturulan platformun sözcülerinden, çeşitli sendikalara ve Türkiye İhracatçılar Meclisi gibi kamu kurumlarına danışmanlık da yapan Dr. Uçkan, şu an Türkiye’deki gençliğin interneti sadece karşı cinsten arkadaşıyla haberleşmek ve eğlenmek amacıyla kullandığını, dolayısıyla bugün gençliğin “internetin seyirci metası” haline geldiğini vurguluyor. Ancak eğer gençlik olaylara daha politik yaklaşabilirse Türkiye’de dijital aktivizim patlayabilir. Öte yandan Dr. Uçkan’a göre, bugün özellikle (Nijerya’da Prizer gibi) Afrika’da çocuklar üzerinde deney yaptıkları iddia edilen şirketlerin teşhir edilmesinde önemli paya sahip olan “yurttaş medya”sı benzeri yapılar Türkiye’de de çoğalacak. Yumurtacı gençler ve sendikalar, bu amaçla yol almaya başladılar bile…

Dr. Özgür Uçkan ile WikiLeaks ve sosyal medyanın gençlik üzerindeki etkisini, Mısır ve Tunus örnekleriyle birlikte masaya yatırdık. Mısır’ın interneti kapattığı günlerde, ortaya şöyle bir söyleşi çıktı:

Yeni gelişen medya, insanların, şirketlerin ve grupların iletişim sistemleri gibi aktivist grupların da iletişim biçimlerini değiştirdi. Buna “dijital aktivitizm” deniyor. Siz, “Ortadoğu’da dijital aktivizm sokakla buluştu. Çünkü bu, dijital olmayan hedeflere yönelirse, hibrit anlar, sokakta buluştuğu anlar olur” diyorsunuz. Bu anlar, o anlar mı?..

– Kesinlikle öyle. Tunus bunun en güzel örneği. Tunus’taki isyan, tamamen gençlik isyanı olarak doğdu. Ülkedeki dijital aktivizmin köklü bir geçmişi var. Ayrıca ülkede internet sansürü de çok katı. Dijital aktivizmde sosyal ağları kullanmanın çeşitli nedenleri ve yolları vardır. Bunların ilki aralarında iletişimi sağlamaktır. Çünkü çok kolay dinlenemez. Tunus’ta sosyal network üzerinden haberleştiler. Mesela WikiLeaks Tunus’la ilgili çok önemli belgeler yayınlandığında anında Arapça’ya çevrilip, bilgiler taranmış sayfalar haline getirilip “kuşlama” tabir edilen yöntemle yüksek binaların üzerinden atılıyordu. Böylece Facebook’la dağıtılan bilgi, okuma-yazma bilen herkesin okuyabileceği bir şekil alıyordu. Yani dijital aktivitizm, Tunus’ta sokakla bütünleştiği bir anı yaşıyor. Kimileri buna 2011’in başlangıcından bu yana tıpkı Prag Baharı’na benzeterek Arap Baharı diyor. Öte yandan bir domino etkisi de görünüyor. Bunların her birinde internet sosyal ağlar, çok yoğun kullanıldı. Bu anlamda dünya tarihinde çok ilginç bir dönemden geçiyoruz. Benzerini 1968’de görmüştük. Aynı zamanda bu durum, bir sürü dönüşümün de işareti.

Peki bu durum, Türkiye’deki gençlere örnek olabilir mi? Türkiye’deki dijital aktivitizm ne alemde?

– Bizdeki durum oralarla karşılaştırılamaz. Örneğin dijital aktivizm Mısır’da çok güçlü.

Güçlü olması, orada daha çok baskı olmasından mı?

– Evet öyle. Daha kapalılar ve insanlar politika yapıyor. Bu durum aslında biraz da baskıcı politikalara ders olsun. İnsanları ne kadar sıkarsanız o kadar hızlı patlarlar. Fizik yasası gibi, suyun kaynama derecesi gibi. İşte su kaynadı. Şimdi Mısır’da su kaynıyor. Ama su, Türkiye’de bir türlü kaynamıyor. Tabii Türkiye, o ülkeler gibi diktatörlük değil, iktidarı seçimle değiştirmek mümkün. Fakat üniversite gençliği yavaş yavaş kıpırdanıyor. Aslında Türkiye’de de dijital aktivizmi gerektirecek bir sürü olay var. Fakat Türkiye’de internet daha çok eğlence odaklı. Türkiye’de dijital aktivizm, şu an internet sansürüne karşı gelişmiş durumda. Çok hızlı bir şekilde başka alanlara doğru kayacağını düşünüyorum.

Sıra nerelere gelecek?

– Dijital aktivitizmin üniversite öğrencilerinin protestolarında yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanacağını düşünüyorum. İkinci bir alan, gençlerin işsizlik meselesi. Mesela Torba Yasası… Ayrıca sendikaların interneti çok yoğun olarak kullanmayı planladıklarını biliyorum. Çünkü bana danışıyorlar. Bu artarak devam edecek ve daha da gelişecek. Dünyada da böyle bir trend var. Türkiye bunun dışında kalamayacak. Ama Tunus’la Cezayir’le karşılaştırmak diye bir şey olamaz. Bizde seçim var, demokrasi var. Ama önümüzde seçimler var. Ve bu seçimler için sosyal network’ü tabii ki kullanabiliriz.

Sosyal network, üniversite gençliği için ne ifade ediyor?

– Türkiye’dekiler için daha çok eğlendikleri, sosyalleştikleri alan. Türkiye’de ADSL ve mobil internet sosyal network’ü patlattı. Ayrıca toplum olarak internetle ilgiliyiz ve zaman ayırıyoruz. Bunun üzerine bir de politika eklenirse çok iyi bir noktaya gelebiliriz.

Yani ‘politika eksik’ diyorsunuz…

– Evet. Ama bu, internetle ilgili bir durum değil, gençlikle ilgili. Onların hayatında politika eksik. Türkiye’de gençliğin politize olmamasının tek nedeni darbelerle kesilen bir hayatımızın olması. Başka bir nedeni yok. Genlerimizin bozuk olduğundan falan değil tabii ki… Fakat etkileri geçiyor. Son 2-3 yıllık yükselen ivme, açıkça bunu gösteriyor. 10 yıllık dönemi geçtik. Dolayısıyla yan etkileri de bitti bence.

Peki, şimdiki gençliğin bu açıdan profili nasıl?

– Olması gerektiği gibi. Benim üniversite dönemim kan revan içindeydi. Ama üniversitelere politikanın girmesi böyle bir sonuç gerektirmiyor. Bu durumların nasıl ortaya çıktığını çok iyi biliyoruz. Bu, resmen darbe yapmak için işletilmiş bir provakasyon örneğidir. Şu an kimse böyle bir provakasyon yapmazsa, derin devlet falan, gençler de durup dururken kimseyi öldürmez. Bu gelişme de önlenemez bir gelişmedir. Çünkü Türkiye’nin önemli sorunları var. Bu insanlar üniversiteden mezun olacaklar, iş bulamayacaklar, politika yapmayıp da ne yapacaklar? En doğal hakları bu zaten. Polisin tavrı çok mantıksız. Bu, iktidarın ataletinden kaynaklanan bir şey. Ama ben önümüzdeki aylarda bu şiddetin biteceğine ve yerini tavizlerin alacağına inanıyorum.

Tavizler derken…

– Hükümetin gençlere karşı vereceği tavizleri kastediyorum.

Neler onlar?

– Oturup konuşacaklar, dinleyecekler, ayaklarına gidecekler, kabul edecekler, ellerinden geleni yapacaklar. Ki onun için sosyal medyayı kullanacaklar. Aslına bakarsanız Ak Parti, sosyal medyayı en iyi kullanan parti. CHP ile kıyaslanamaz bile. Melih Gökçek’e bakın, bayağı medeni cesaret isteyen bir şey. Kötünün iyisi, ama takdir edilebilir. Elini kolunu sallayarak, tamamen düşman bir ortama giriyor ve cevap veriyor.

“Eminim bir de TurkLeaks kurulacaktır”

Tüm Ak Partililer böyle mi?

– Yoo, ama Ak Parti gençliği, sosyal medyayı çok iyi kullanıyor. Ak Parti Gençlik Kolları, gayet aklı başında gençler. Sosyal medyayı politik olarak iyi kullanıyorlar. Zaten, bir doğa kanunu olarak geleneksel politikacı tipinin değişeceğini hepimiz biliyoruz. Ölümsüz olmadıklarına göre… Yani, aşağıdan gelenler de politika ve dünya görüşleri ne olursa olsun bir şekilde daha dijital yerli olacak. Bunun önünde durma imkanı yok, alemi de yok.

“Medya artık eskisi gibi olamayacak” diyorsunuz. Niçin?

– Eskiden sızıntı gazeteciliği vardı. Türkiye’de kötüymüş gibi görülür ancak gazeteciliğin asıl unsurlarındır. Gizli belgeleri alır yayınlarsınız. Gazeteciliğin amaçlarından biri budur zaten. Ama eskiden buna Washington Times ve NewYork Times karar verirdi. Artık böyle evrakları aklı başında biri, NewYork Times’a değil WikiLeaks gibi bir yere sızdırıyor, ki etkisini garanti altına alsın. Niye bizde Taraf kullanılıyor? Bu bilgiler ana medyaya gittiğinde edit edileceğini, filtre edileceğini biliyorlar.

Peki Türkiye’de de WikiLeaks benzeri yapılar oluşacak mı?

– Tabii. WikiLeaks’in bir sürü türevi çıktı. KübaLeaks bile var. Bizim kadar sırların olduğu bir ülkede bir tane de TürkLeaks kurulacaktır eminim.

O halde Ak Parti’nin, seçim tarihi Haziran’a kadar internete yönelik bir hareketi olacak mıdır? Seçimden sonra gıda krizi mi?

– Hayır. Çünkü aslında Türkiye’de bizi bekleyen daha önemli bir tehlike var. O da gıda krizi. Aslına bakarsanız Ortadoğu’daki olayların yüzde 40’ı da bu nedenledir. Türkiye’de ise şu an gıda krizini hissetmiyoruz. Tek nedeni seçimlere kadar ne kadar fon buluyorsa iktidar, burayı destekliyor da ondan. Aslında dünyada patladı gıda krizi. Yakında yükselen pirinç fiyatları nedeniyle Güneydoğu Asya karışabilir. Dolayısıyla isyanlar Ekvator kuşağına yayılacaktır yani, Araplarla sınırlı kalmayacak. Haiti’de rejim muhtemele değişecektir. Ak Parti, bu durumu hissetmeyelim diye elinden geleni yapacaktır, bayağı da hissetmeyeceğiz bence. Ancak ne kadar geciktirebilir ki; altı ay. Sonra ne zaman olur bilmem, ama öyle bir patlar ki… Bu arada Ak Parti muhtemelen daha düşük oranda da olsa seçimi kazanır ve başı fena halde belaya girer. Bu konuda ne yapacağı konusunda bir fikri olduğunu zannetmiyorum.

Ya CHP, yükselir mi?

– Evet yükselir, ama yükselecek de ne olacak? Seçim geçmiş olur. Bu arada olaylar da yükselir, gençlik olayları, sendikalar, işsizlik, şu bu… Ortalık birbirine girebilir.

Bu durumda, sosyal medya kullanımı ne olur?

– Kesinlikle daha fazla olur.

Ve sansür de artar…

– Tabii mümkün olduğunca engellemeye çalışır iktidar, ama engelleyemez. Türkiye bu konuda önde bir ülke. Youtube’un seyredilmesi gerektiğini annem bile biliyor. 80 küsür yaşında. Dizi izleyeceği zaman, ‘nereden gireceğim?’ falan diyerek buldu, girdi, izledi. Yani dolayısıyla Türkler, bu konuda çok iyidir. Bu anlamda gençliğin durumunu iyi görüyorum.

Ne söylemek istersiniz son olarak?

– Gençlerin kesinlikle dünyanın farkında olmaları gerekiyor. Bunu öncelikle kendileri için yapmalılar. Çünkü artık dünya, hiç olmadığı kadar hızlı dönüşüyor. Şunu da iyi bilsinler; üniversiteden çıktıkları anda, muhtemelen artık üniversiteye girdikleri anda varolmayan bir işte çalışıyor olacaklar. Kimsenin bilmediği bir işte… Dolayısıyla üniversitede öğrendikleri şey, bilgiyi kullanma kapasitesi olur. İnternet bunun artık doğal bir parçası. Bilgiye ulaşmak için en kısa yol. Ama çok da uyanık olmak lazım. Çünkü internette bir o kadar da komplo teorileri var. Sosyal network de artık sosyalleşmenin bir parçası. Nasıl alışveriş merkezleri bugün sosyal hayatımıza doğrudan girdiyse, hoşumuza gitse de gitmese de internet de böyle girdi hayatımıza. Bu arada politik bilinç olmadan hayatta kontrol sağlayamazsın. Bizim zamanımızda takır takır silahlar işlerdi. Ama öyle birşey değil. Bugün politika demek, vatandaş olmak demek. Demokrasi, vatandaşın özne olması demek. Yoksa iktidarlar kendi başlarına bırakıldıklarında sapıtırlar. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Örgütlenmek için, dünyada ne olduğundan haberdar olmak için internet, müthiş bir yol.

YASA, İNTERNET MEDYASINI BASKI ALTINA ALACAK

Dr. Özgür Uçkan, internet medyasının geleceği hakkında da projeksiyonlarda bulunuyor. Ona göre iktidar, çıkartmaya çalıştığı internet yasasıyla, internet medyasını baskı altına almak istiyor ve dava açtığında muhatap bulabilmeyi hedefliyor. Dr. Uçkan, “Türkiye’de Basın Kanunu öyle sakat ki bir sürü para cezalarıyla yerel medyayı bitiriyorlar. Aynı şeyi internet için yapmayı planlıyorlar. Adama dava açacak, ciddi bir para cezası çıkaracak ve kimse de yazamayacak. Otasansür uygulamaya başlayacak. Sonunda bu işi yapanlar, dışarıdan yapmaya başlayacak” diyor.

YURTTAŞ MEDYASI GELİYOR HERKES HABER YAPMAYI ÖĞRENİYOR

Bugün özellikle Nijerya gibi Afrika ülkelerinde var olan ve çocuklar üzerinde deney yapan şirketlerin ortaya çıkarılmasında önemli paya sahip olan “yurttaş medya”sı benzeri yapılar Türkiye’de de çoğalacak. Bugün Bianet, Türkiye’deki yurttaş medya’nın ilk adımı olarak değerlendiriliyor. Afrika’da haber ajansları AP ve AFP’ye benzer çeşitli portalların oluşturulduğunu anlatan Dr. Özgür Uçkan, yurttaşların bu portallare gönüllü olarak haber ve görüntü geçtiklerini, çeşitli yolsuzluk olaylarının ya da Pfizer gibi olayların bu şekilde basına sızdığını, medyanın da artık bu haberleri kullandığını söylüyor. Dr. Uçkan, Türkiye’de ise tüm Türkiye’deki yumurta eylemleriyle gündeme gelen Öğrenci Kollektifleri’nin üniversite öğrencilerine yönelik böyle bir girişimi olduğunu, ayrıca sendikaların sadece genç işçilere yönelik bir haber ajansı kurma çalışmaları yürüttüğünü örnek gösteriyor. “6-7 ay içinde bu girişimler oturmuş olacak ve bunlar hükümetin başını fena halde bela olacak” diyor. Hak-İş, Türk-iş ve DİSK’in de yer aldığı bu emekdunyasi.net isimli platform için genç işçilere yönelik sosyal medya eğitimleri verildiğine dikkat çekerek, “Nasıl haber yaparsın, telefonla nasıl çekersin, şuraya nasıl yollarsın, neyi nasıl yaparsın diye öğreniyorlar” diyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND