Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Dev stk’larda kariyer fırsatı

Sivil toplum kurumlarında kariyer yapmak pek çok gencin hayali. Sen de STK’larda çalışmak istiyorsan bu fırsatı kaçırma. UNESCO, UNICEF, WHO gibi dev STK’lar 2011 yaz stajları için düğmeye bastı. İşte başvuru koşulları…

IMF, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler, UNESCO, UNICEF, Dünya Sağlık Örgütü ve daha pek çok yabancı sivil toplum kuruluşu 2011 yaz stajları için düğmeye bastı. Kariyerine yurt dışı tecrübesi katmak isteyen gençler için son başvuru tarihi 30 Ocak!

İş yaşamının en kritik hamlelerinden biri olarak gösterilen staj, pek çok genç için dönüm noktası anlamına geliyor. Zira rekabetin gittikçe arttığı iş hayatında fark yaratmak, öğrencilik yıllarında yapılan stajlara bağlı. Ancak günümüzde şirketler yalnızca çalışanların staj yaptığı kurumlara ve oradaki başarılarına bakmıyor. Sosyal sorumluluk projelerinde ve sivil toplum kuruluşlarında (STK) aktif görev almış adaylar, işverenlerin ilk tercihlerinden oluyor. Nitekim adları birer prestij simgesi olarak anılan pek çok yabancı STK da, her yıl yüzlerce genci kabul ediyor.

Yılda iki dönem açtıkları özel staj programlarıyla finanstan tıbba, uluslararası ilişkilerden kamu yönetimine kadar pek çok bölüm öğrencisine fırsat tanıyan IMF, Dünya Bankası, UNESCO, UNICEF, Dünya Sağlık Örgütü ve daha pek çok kuruluş, 2011 kontenjanlarını açıkladı. Yaz dönemi için stajyer almaya başlayacak bu kurumlar ocak ayı sonuna kadar CV toplayacak.

İngilizce, Fransızca ya da İspanyolca dillerinden en az birini çok iyi kullanma şartı arayan kuruluşlar, 30 yaşını aşmamış kişileri tercih ediyor. Yüksek lisans ya da doktora yapan öğrencilere öncelik sağlayan STK’lar, öğrenciler için altı ila 12 haftalık programlar hazırlıyor.

İşte sizlere kuruluşların başvuru tarihleri ve koşullarını gösteren bir rehber…

Uluslararası Para Fonu (IMF): The Fund Internship Program (FIP) olarak adlandırılan IMF staj programı özellikle ekonomi, işletme veya iktisat eğitimi alan öğrenciler için önemli avantajlar yaratıyor. Her yıl yaklaşık 50 kişinin kabul edildiği program yaz ve kış stajı olmak üzere iki dönemden oluşuyor. Doktora öğrencilerine öncelik tanınan FIP, yaklaşık 13 hafta sürüyor. Mayıs – ekim dönemi döneminde yapılacak yaz stajı için başvurular ocak ayı içinde son bulacak. Başvuru yapacak öğrencilerin 32 yaşını aşmamış olması, bir eğitim kurumunda kaydının bulunması ve iyi derecede bir dil bilmesi ise aranan şartlar arasında. Hemen belirtelim, staj süresince IMF’den hatırı sayılır bir ücret (geçen yıl ayda 4.500 dolardı) alacak öğrencilerin yol masrafları da IMF tarafından karşılanacak. Başvuru için https://imf.taleo.net/careersection/imf_intern adresini ziyaret edebilirsiniz.

Dünya Bankası Grubu (WB): Her yıl ortalama sekiz bin başvuru alan Dünya Bankası da yaz stajı için düğmeye basan kurumlardan. 1 Aralık itibariyle açılan başvuru dönemi 30 Ocak’ta son bulacak. Haziran – eylül ayları arasında yapılacak yaz stajı için bu sene kontenjanını açıklamayan banka, kış dönemi başvurularını da 1 Eylül – 31 Ekim arasında toplayacağını duyurdu. Dünya Bankası’nda staj yapabilmek için İngilizcenin yanı sıra Fransızca, İspanyolca, Rusça, Arapça, Portekizce veya Çince dillerinden en az birini daha akıcı olarak kullanabilme şartı aranıyor. Yaklaşık bir ay süren staj boyunca öğrenciler, saat başı ücret alıyor. Stajyerlerin ulaşım masraflarını karşılayan banka, konaklamaya karışmıyor. Dünya Bankası’nda kariyer yapmak isteyen gençler için ek olarak “Genç Profesyoneller Programı” da bulunuyor. 32 yaşını aşmayan üye ülke vatandaşlarının kabul edildiği programda başarı gösterenler, bankanın çeşitli bölümlerinde görevlendiriliyor. Başvuru için; http://web.worldbank.org/WBSITE/EXTERNAL adresini ziyaret edebilirsiniz.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD): Ekonomi, eğitim, istihdam, göç gibi sosyal konularda araştırma yapan OECD de en çok staj başvurusu alan kurumlardan biri. Ağırlıklı olarak ekonomi, finans ve sosyoloji eğitimi alan öğrencilerin kabul edildiği kurumda İngilizce şartı olmazsa olmazlar arasında. Araştırma ve veri toplama gibi görevlerde çalışan stajyerlere belirli bir ücret ödenmiyor. Kurum yılın her dönemi başvuru kabul ediyor. Başvurularınızı personnel.contact@oecd.org adresine yapabilirsiniz…

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP): Özellikle uluslararası ilişkiler sosyoloji, antropoloji, kamu yönetimi alanlarında eğitim alan öğrencilerin tercih edildiği staj programı yarı ve tam zamanlı olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Stajyerlere herhangi bir ücret ödemeyen UNDP, programa katılacak öğrencilerde İngilizce, İspanyolca veya Fransızca’dan en az ikisini iyi şekilde kullanma şartı arıyor. Başvuru için http://www.undp.org/internships/ adresini ziyaret edebilir ya da ülke ofisiyle irtibata geçebilirsiniz…

Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF): Altı ila 16 hafta arasında değişen staj süresiyle en çok başvuru alan kurumlar arasına giren UNICEF, mezun kabul etmiyor. Üniversite referans mektubu ve İngilizce, Fransızca veya İspanyolca dillerinden birine hakim olma şartı arayan kurum, tüm başvuruları değerlendirmeye almaya çalışıyor. Stajyerlere çalıştıkları süre boyunca maddi destekte bulunmayan UNICEF’in en önemli uyarısı ise adayların başvurularını çalışacakları süreden üç ay önce yapmaları. Bu yıl Hindistan için de özel bir staj programı açan UNICEF tam zamanlı bu program için 21 Ocak Cuma gününe kadar başvuru kabul edecek. Sonuçları ise mart ayı içinde açıklanacak. Başvurularınız için: www.unicef.org/about/employ/index_internship.html

Birleşmiş Milletler Örgütü (UNO): Yaz stajı için son başvuru tarihini 30 Ocak olarak belirleyen UNO, New York, Cenova, Viyana, Nairobi, Addis Ababa, Bangkok, Beyrut ve Santiago’da staj yapmak isteyen adayların başvurularını topluyor. Staj programları, bir yıl içinde iki aylık dönemler halinde üç defa yapılıyor. Ocak – mart, haziran – ağustos, eylül – ekim tarihleri arasında açılan programlara başvurular yaklaşık dört ay önceden başlıyor. Yılda 120 stajyerin kabul edildiği programa katılabilmek için, İngilizce veya Fransızcayı akıcı olarak konuşmak gerekiyor. UNO, staj ücreti ödemediği gibi öğrencilerin giderlerine karışmıyor. Başvuru için www.un.org/Depts/OHRM/sds/internsh/index.htm adresini ziyaret edebilirsiniz.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO): Sağlık alanında dünyadaki en prestijli staj programları arasında gösterilen WHO, en fazla 24 haftalık sürelerle öğrenci kabul ediyor. Genelde altı ila 12 hafta arasında değişen sürelere sahip staj programlarına Cenevre’de bulunan genel merkez ve üye ülkelerde görev yapmak üzere 20 yaş üzeri öğrenciler kabul ediliyor. Yeni mezun yahut ikinci üniversitesine devam eden kişilerin katıldığı programda akıcı yabancı dil ve temel sağlık bilgisi ise olmazsa olmaz koşul. E-kayıt sistemi üzerinden kabul edilen başvurulara ek olarak neden burada staj yapmak istediğinize dair detaylı bir mektup da yazmanız gerekiyor. Staj süresince tüm masraflar öğrenciye ait. Başvuru için: http://www.who.int/employment/internship/interns/en/index.html

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)
UNESCO’nun staj yapmak isteyen gençlere en önemli tavsiyesi, kuruma başvuru yapmadan önce uygun olup olmadıklarına emin olmaları. Zira UNESCO stajı çok kültürlü bir yaşama hazır olmayan öğrenciler için uygun bulunmuyor. Gelecekte çokuluslu şirketlerde kariyer yapmak isteyenlere tavsiye edilen bu programa başvuru yapmak için üniversite eğitimini tamamlama ya da yüksek lisans programlarına kayıtlı olma şartı aranıyor. Öğrenciler bir ila dört ay süren stajları boyunca tüm masraflarını kendileri karşılamak durumunda. Adaylara staj yapmak istenilen tarihten bir ay önce başvuru yapma şartı konuluyor. Başvuru için: http://portal.unesco.org

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND