Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ders çalışırken dikkati artırma yöntemleri

Dikkat eksikliği okul başarısını ciddi oranda etkiliyor. Bir öğrencinin ders çalışırken,ders dinlerken, test çözerken veya sınav olurken dikkat sorunu yaşaması için ortada bir sağlık probleminin olmasına gerek yok. İşte öğrencilerin dikkatlerini toplamalarını sağlayacak yöntemler…

Öğrencinin dikkatini artırma yöntemleri

 

Bir öğrencinin ders çalışırken,ders dinlerken, test çözerken veya sınav olurken dikkat sorunu yaşaması için mutlaka dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yaşıyor olması şart değildir. Ortada böyle bir sorun olmasa da öğrenciler, dikkatlerini toparlamakta zorlanabilirler.

Günümüzde öğrenci olsun olmasın bütün insanların dikkatinin kolayca dağılmasının nedenleri arasında, insanların biyolojik yapısının, avcılık-toplayıcılık dönemindeki her harekete ve sese anında yönelebilen bir özelliğe sahip olduğu ve bu biyolojik yapının bugün de devam ettiği ama günümüzde artan uyaran sayısı karşısında dikkati belirli birkaç unsura vermekten çok, birbirinden farklı olan yüzlerce faktöre yönelme zorunluluğunun ortaya çıktığı kabul edilir. Bunun da, başta öğrencilik olmak üzere, görev ve sorumluluklara dair dikkatin, bu unsurların arasında kaybolduğu gerçeğinin altı çizilir.

Bu nedenle, dikkat sorunu yaşayan öğrencilerin çalışma ortamı ve çalışma planları, yapılandırılırken, dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırılması gerekmektedir.

Karmaşık bir çalışma planı ve karmaşık bir çalışma odasında öğrencilerden yeterince dikkat ve konsantrasyon beklenmemelidir.

Çağımızda hem annenin hem de babanın çalışması, onların çalışmadığı hafta sonları ise çocukların özel kurslara gitmesi, aile-çocuk iletişimini sıfır noktasına kadar geriletmiştir.

Duygusal ihtiyacı karşılanmayan çocuklar ise, sade öfkeli, gergin ve huzursuz olmakla kalmamakta, aynı zamanda dikkatleri de toparlayamamaktadırlar.

Yetiştirme yurtlarındaki çocukların dikkat sürelerinin kısa olmasının nedenlerinin başında, bu duygusal ihtiyacın karşılanmıyor olması gelir. Bu nedenle ailelerin çocukları ile ona duygusal doyum sağlayan gerçekçi ve doğal ilişkiler kurması gerekmektedir.

Diğer yandan günümüzde, çocuklardan eğitim adına çok büyük başarılar beklenmektedir. Bu durum çocukta beklenti baskısı meydana getirmekte ve beklenti baskısı da dikkatin dağılmasına neden olmaktadır.

Aileler çocuklarından, ne tür ve hangi seviyede bir beklenti içerisinde olduklarını sıklıkla dile getirerek onun çalışmasını sağlamayı amaçlarlar. Oysa böyle bir yaklaşım öğrenciyi masada tutmak gibi bir sonuç doğursa da, dikkatin dağılması ve konuları anlayamama gibi asıl olumsuz sonucu da beraberinde getirmektedir.

Öğrencide yaşanan dikkat sorunlarından biri de; ailelerin her şeye olumsuz bakmasından kaynaklanan dikkat sorunudur.

Eğer aile tepkisel bir tutum ile her şeye karşı çıkıyorsa, çocuk olumsuz duyguların etkisi altında kalarak, duygusal enerjisini yitiriyor bu da dikkatin toparlanamamasına yol açıyor.

Bu nedenle ailelerin, sınav sistemini, okulları, kitapları eleştirmekten vazgeçip çocuğu eğitim gerçeklerine odaklamaya çalışmalarında fayda vardır.

Çocuk içinde bulunduğu eğitim gerçekleri ile barışık olursa, duygusal enerjisi artacağından dikkat düzeyi de kendiliğinden artmış olacaktır.

POZİTİF STRES DİKKATİ ARTTIRIR

Dopamin ve dopaminden sentezlenen noradrenalin dikkat, konsantrasyon ve bunların etkisiyle motivasyon, uyanıklık gibi işlevleri arttırmaktadır.

Bugün stres anında salgılanan noradrenalinin öğrencilerin dikkatlerinin artmasındaki etkisi bilim çevreleri tarafından kabul edilmektedir.

Bu nedenle belirli bir düzeydeki stres, öğrencilerin ders ve sınav başarıları açısından gerekli olan bir unsurdur.

Öğrenci, az miktarda da olsa başaramayacağından korkmalı ve noradrenalin salgılamalı ki dikkatinde artışlar olabilsin. Noradrenalin aynı zamanda öğrenciye sorulara karşı meydan okuma gücü vermek gibi artı bir fonksiyon daha kazandırmaktadır.

Bu nedenle, ailelerin çocuklarının faydalı stresini ortadan kaldırmaya çalışmamalarını öneriyoruz.

Peki zararlı stresi faydalı stresten nasıl ayırtedebiliriz?

Eğer çocukta aşırı el terlemesi, mide sancıları, istifra etmek gibi fiziksel belirtiler var ise, bu durum olumsuz stres yaşanmakta olduğunun göstergesidir. Hemen bir uzmana başvurulması gerekmektedir.

Dikkatli Olmamızı Sağlayan Beynimizdeki Frontal Lobu Aktif Halde Tutmalıyız.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocukların frontal loblarında beyin kan akımı ve metabolik hızında azalma olduğu gözlenmiştir (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Prof.Dr.Selahattin Şenol, Doç.Dr.Elvan İşeri, Uzm.Psk.Aylin İlden Koçkar, HYB Yayıncılık).

Frontal lobun görevleri:

– Alınan bilgileri sıraya koyma

– Yeni bilgileri eski bilgilerle ilişkilendirme

– Davranışları kontrol altında tutma

– Uygun olmayan tepkileri baskılama

– Geleceğe ilişkin plan ve program yapma

Bunlar frontal lobun yürütücü işlevleri olarak da bilinmektedir.

Yürütücü işlev, dikkati başlatmak, sürdürmek ve dikkati başka yönlere aktarabilmek anlamına gelir.

Öğrencilerin, frontal lobun işlevini artırmak, ders ve sınav anı dikkatlerini yükseltmek için özellikle şunları yerine getirmeleri gerekmektedir:

I. Öğrenciler gördükleri her yeni konuyu birbiri ile ilişki içerisinde sıraya koyar ise dikkatlerinde artışlar olacaktır. Sistematik bilgi dikkati arttıran en temel unsurlardan biridir. Odamız dağınık iken dikkatimiz dağılıyor da bilgilerimiz dağınık iken dikkatimiz dağılmaz mı? Elbette ki dağılır. Buna mutlaka dikkat etmeliyiz.

II. Öğrenciler mutlaka gördükleri her dersin konusunu önceki derslerin konuları ile ilişkilendirmeliler ve o bilgiyi diğer bilgilere bağlayarak anlamlandırmalıdırlar. Beyin anlamlandırılmamış, ilişkilendirilmemiş olan bilgiye yoğunlaşamaz. Onu kısa sürede bellekten atar.

III. Eğer öğrenciler, ders çalışma planlarına aynen uyarlarsa anne ve babanın uyarısına meydan vermeden çalışmaya başlarlarsa dikkatleri yükselecektir. Çünkü içsel plan ve program beynin dikkat kısmını uyaracak ve öğrenci daha dikkatli olacaktır.

IV. Öğrenci, öğretmenine veya ailesine karşı ani tepki gösterme gibi davranışlarını kontrol altına almaya çalışırsa, dikkati artacaktır. Oysa bu tepkiyi göstermesi halinde, dikkati tamamen dağılacaktır.

V. Öğrencilerin dikkatini arttıran diğer önemli bir etken de, plan ve program yaparak çalışmaktır. Beyin bir sonraki hamleyi göremez ise kişi aşırı strese kapılır ve bu da dikkat dağılmasına yol açar. Bu nedenle dikkati yükseltmenin en pratik ve kısa yollarından biri, plan ve programa uygun halde çalışmaktır.

VI. Diğer yandan beyinde derse karşı ilgi uyanması sağlamak için, mutlaka o gün derste anlatılacak olan konuya on dakika kadar bir göz gezdirip derse öyle gitmek gerekir.

Bu ön çalışma öğrencinin dersi iyi dinlemesine ve konuyu anlamasına yol açmaktadır.

DİKKAT DAĞINIKLIĞI YAŞAYAN ÖĞRENCİ KONULARI ÇABUK UNUTUR

Belirli orandaki dikkat, beynin bilgiyi işlemesi, anlamlandırması ve kullanması için vazgeçilemez temel koşullardan biridir.

Beynin ön bölgesinin yani prefrontal korteksin en önemli işlevlerinden biri yürütücü işlevlerdir.

YÜRÜTÜCÜ İŞLEVLER:

– Hatırlama

– Bir görevi tamamlama

– Bilgileri değerlendirme

– Bilgileri uygulama ve hayata geçirme

– Bunlarla ilgili plan ve program yapma

gibi özelliklerden oluşur.

Öğrenciler, sistematik tekrar yaparak hatırlama fonksiyonlarını artırırken dikkatlerinin de artacağını bilmelidirler.

Öğrenciler yine, hiçbir ödevi yarım bırakmadıkları ve onu kesinlikle tamamladıkları durumda dikkatlerinin artacağını göreceklerdir.

Öğrencilerin, ders tekrarlarını, ezber şeklinde değil de değerlendirme, yorumlama, başka anlamlara ulaşma şeklinde yapmaları halinde dikkatlerinin artacağını bilmeleri gerekir.

Yine bilgileri gerek testlerle gerek deneylerle, gerekse de hayatın içinde uygulayarak dikkatin arttırılması mümkündür.

DEPRESYON VE AŞIRI KAYGI DİKKATİ DAĞITIR

Özellikle ders başarısına ve genel sınavlarla ilgili başarı beklentisine karşı öğrencilerde kaygı ve depresyona bağlı olarak, hırçınlık, huzursuzluk, öfke nöbetleri, aşırı hareketlilik ve dikkatsizlik sorunları ortaya çıkmaktadır.

Öğrencilerin kaygı bozukluğu yaşayanlarında başaramama korkusu, uykusuzluk, güvensizlik, takıntılı düşünce ve davranışlar görülür.

Bu gibi durumlarda çocuklar çoğunlukla gerçek olmayan korkulara kapılırlar, sevilmediklerini ve dışlandıklarını düşünürler.

Bu öğrenciler dikkatlerini toparlayamadıkları için ödevlerini tamamlayamazlar ve bundan dolayı da yoğun bir kaygı yaşarlar.

Okulunu, öğretmenini, arkadaş çevresini reddederek bunlardan uzaklaşırlar.

Oysa yukarda anlattığımız dikkat arttırıcı uygulamaları yaparsa, derslerini de anlayacak, ödevlerini de tamamlayacak ve bu sorunları yaşamayacaktır.

OLUMLU İLETİŞİM ÇOCUĞUN DİKKATİNİ ARTTIRIR

Çocuğun olumsuz tutumu ya da ders başarısındaki düşüş karşısında, ona karşı olumsuz bir duruş sergilemek, onu hep eleştirmek, öfkeye kapılmak, çocuğun dikkat ve konsantrasyonunu tamamen bozmaktadır.

Dikkat sorunu yaşayan çocuklarda öncelikle, özgüven veren ve onun kendi benliğine olan saygısını arttıracak davranışları ortaya koymak gerekir.

Çocuk taktir edildikçe ve zaman zaman anlamlı ödüller aldıkça sevildiğini hissedecek ve kendisini değerli olarak görecektir. Bu da onun dikkatinde kayda değer artışlara yol açacaktır.

Çocuğun dikkati arttıkça ders başarısı artacak, ders başarısı arttıkça da özgüveni artacaktır.

Anne babanın disipline yönelik davranışlarındaki tutarsızlıklar, çelişkiler, reddedici, ilgisiz ya da aşırı cezalandırıcı yaklaşımlar çocuktaki dikkat azalmasını hızlandırmaktadır.

EGZERSİZ VE SPOR DİKKATİ ARTTIRIR

Egzersiz, nefes alma ve sporun dikkati artırmaktaki rolü herkesçe kabul edilen bir durumdur.

Aşırı hareketlilik nedeniyle oluşturulamayan dikkatin spor aktiviteleri sonrasında yerine geldiği saptanmıştır.

Gerek egzersiz gerekse de düzenli ve doğru nefes alıp verme durumunda beyindeki kan dolaşımının bundan olumlu etkilendiği ve dikkatte artışlar olduğu yine bilimsel olarak ispat edilmiştir.

Değerli anne babalar sevgili öğrenciler, her sorun gibi dikkat sorunu da şüphesiz ki üzerine gidildiği zaman çözümlenebilen bir sorundur.

Kaynak: www.etkinyasammerkezi.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND