Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Depresyonu hayalle yenin…

Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli bahar aylarında da görülen depresyonun ilacının spor, doğru beslenme ve güzel hayaller kurmak olduğunu söylüyor. Depresyonu yenmek için kendi kendinize uygulayabileceğiniz 25 kural nedir ?

Güzel hayaller beyni rahatlatır

Depresyonda mısınız yoksa depresyona girmek üzere misiniz? Dr. Tanju Sürmeli doğru beslenmenizi ve spor yapmanızı öneriyor. Ve bir de uzmana görünmenizi.

Beynimiz. Aslında en çok önem vermemiz gereken ama aksine, en fazla ihmal ettiğimiz organımız. Oysa yaşadığımız her şeyi ona borçluyuz. Mutlulukları, sevinçleri, üzüntüleri, depresyonları, heyecanları… Çünkü görünen o ki ona ne kadar iyi bakarsak, o da bize o kadar iyi davranıyor.

* Bahar geliyor. Halsizlikler, yorgunluklar, depresif haller baş göstermeye başladı…

Aslında insanlarda kışın olması beklenen şeylerdir bunlar. Güneşin açması, baharın, yaz aylarında gelmesiyle birlikte depresyondan çıkması gerekir insanların. Ama son zamanlarda bahar ve yazın depresyona girip, sonbaharda depresyondan çıkanlar olmaya başladı.

* Neden yaşıyoruz bu depresyonları?

Mevsime göre farklılık gösteren duygusal değişimlerin nedeni; beynin melatonin salgısından ileri geliyor. Melatonin bize mutluluk veren bir salgıdır. Gün ışığıyla bağlantılı olarak salgılanır. Kışın, melatoninin düzensiz salgılanması nedeniyle depresyon oluşabiliyor. Bahar ve yaz aylarında oluşan depresyonun nedeni ise kesin olarak bilinmiyor. Ama bahar aylarında halsizlik, uykusuzluk, yataktan çıkmak istememe gibi depresif şikayetlerle sıkça karşılaşıyoruz.

* İnsan nasıl depresyona giriyor, neler değişiyor beynimizde?

Bir çok faktörün bir araya gelmesi gerek depresyon için. Büyük olasılıkla beyindeki elektriksel ve kimyasal düzensizliklerimiz, ailemizden aldığımız genler, çevre şartları, stres bunun en belli başlı nedenleri. Beyin mekanizmasında bir arıza oluyor kısacası. Hangi genlerin depresyona neden olduğu kesin bilinemiyor. Ancak incelendiğinde, özellikle manik depresif kişilerin aile fertlerinde de aynı bulgulara rastlanıyor.

* Depresyonda olmakla, manik depresif olmak arasındaki fark nedir?

İnsan duygularını normal bir çizgi olarak düşünün. O çizginin altına düştüğünüzde depresyon; üstüne çıktığınızda ise hipo-manik ya da manik olursunuz. Yani depresyonun tam tersi; çok neşeli ve konuşkansınızdır.

* Depresyonda olduğumuzu nasıl anlayacağız?

Hayattan zevk almama, halsizlik, cinsel isteksizlik, iştahsızlık ya da tam tersi aşırı yeme depresyonun başlıca belirtileridir. Ama kimi hastalar ölümü düşünür, hatta ölüm planları bile yapar. Depresyonda olan bir kişiye “Hadi çık bir hava al. Bak dışarısı ne güzel, çiçekler ne güzel, hayat ne güzel” deseniz de o bunu algılayamaz. Beyin her şeyi negatif algılıyordur çünkü. Depresyonda beyin şunu öğreniyor; ben bunu yapamam! Siz söyleseniz de yapamaz ancak tedavi olması lazım. Ama kendini birkaç saat ya da gün depresif hisseden birine iyi gelebilir bu söyledikleriniz. O yüzden depresyonla, depresif hissetmeyi karıştırmamak lazım.

* Daha çok kimler depresyona giriyor?

Yaşam biçiminiz çok önemli. Yalnız mısınız, bekar mısınız, dul musunuz, işiniz var mı..? Bu soruların cevapları sizi depresyona sürükleyen nedenlerden biri olabilir. Özellikle evli olanlar daha korunaklı depresyona karşı. Aile desteği olan kişilerde depresyona çok daha az rastlanıyor. Bunun yanısıra alkol ve uyuşturucu kullananlar depresyon geçirmeye daha yatkın. Çünkü beyinlerinde zaten elektriksel bir düzensizlik var.

* Yani beyin aslında bir makine ve burada gerçekleşen arızalar bizim davranışlarımızı da değiştiriyor…

Kesinlikle öyle. Beyin bir harmony içinde çalışırken gerekli kimyasallar gereken yerlere istediğimiz miktarda ve akımda gitmemeye başlıyor. Bu oluştuğu zaman da hayattan zevk almama, uykusuzluk, takıntı, intihar düşünceleri ortaya çıkıyor. Ama bunlar tamamen beynin kendisindeki değişikliklerden dolayı oluşuyor. Yani psikolojik değişikliklerden değil.

* Zaman içinde yaşanan sıkıntılar, korkular, travmalar yıllar sonra bir depresyona dönüşebilir mi?

Elbette, hatta daha anne karnından çıkarken bile kafamızın sıkışması, az oksijen almamız bile beynimizin gelişimini etkiliyor. Çocukken düşüyoruz, kalkıyoruz… Bilincimizi kaybetmesek bile bunlar beynimizde bir takım elektriksel değişimlere, düzensizliklere neden olabiliyor. Ya da bir trafik kazası geçirip kafamızı çarpıyoruz. Dışardan her şey normal gözüküyor. Taa ki çok sıkıntılı bir dönemimizde bunların hepsi bir araya gelip; pat diye patlayana kadar. Sonra insanlar “Ayşe”ye ne oldu, Fatma”ya ne oldu?” diyor. Halbuki o beynin altında yatan bir çok düzensizlik vardı. Birkaç günde oluşmuyor hiçbir şey.

* Depresyon nasıl tedavi edilir?

En kabul gören yöntem ilaçtır. Ama ilacı kesinlikle kişiye göre vermelisiniz. Yani “X ilaç arkadaşıma iyi gelmiş, ben de kullanayım” demek çok yanlış. Bir de Amerika”da uzun yıllardır, Türkiye”de ise son birkaç yıldır uyguladığımız neurofeedback”le tedavi var. Elektro şok ise artık dünyada hastalara çok nadiren uygulanıyor.

* Neurofeedback nedir?

Burada hiç ilaç kullanmaksızın, beyine nasıl davranması gerektiğini öğretiyorsunuz. Yani beyin koşullandırılmak suretiyle kendi kendini tedavi ediyor. Önce hastanın beyninin elektrik aktivitesi alınıp kaydediliyor. Sonra bunu data bankasında kendi yaş grubuyla karşılaştırıyoruz. Data bankası depresyon ya da manik depresyon olup olmadğı konusunda sizi uyarıyor. Buna göre de hastaya rahatsızlığına yönelik bir takım alıştırmalar vererek, beynin çalışma sistemini düzenleyebiliyoruz.

* Bu gerçekten işe yarıyor mu?

Elbette, hem de ilaç tedavisinden çok daha kısa sürede iyileşmek mümkün. Depresyon, manik depresyon, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu, hiper aktivite, obsesyon gibi birçok rahatsızlık bu yolla tedavi edilebiliyor.

BOL BALIK VE PROTEİN ALIN

* Türkiye”de insanlar psikiyatriste gitmekten çekiniyor. Peki millet olarak depresyona yatkın mıyız?

20 yıl önce Amerika gibi gelişmiş ülkelerde depresyon geçiren; bizde ise nörotik, yani “hastalık hastası” olanların sayısı fazlaydı. Ama hayat şartlarının zorlaşması, ekonomik sıkıntılar, çevresel faktörler nedeniyle artık eskisinden çok fazla depresyon olayı söz konusu. Ama hastaların yüzde 50”sinden fazlası bilerek ya da bilmeyerek zaten ayakta geçiriyor hastalığı. Belki de doktora gitmeden kendi kendine duyduğu bir ilacı alıyor.

* Peki depresyondan korunmak için neler önerirsiniz?

En önemlisi spor ve doğru beslenme. Beynin protein alımını artırıp, karbonhidrat alımını azaltmak gerek. Beyine yüzde 80 civarında protein, yüzde 20 civarında şeker lazım. Omega 3”ün de depresyona çok iyi geldiği kanıtlandı. Bol balık yemek veya balık yağı almak çok yararlı. Bir de yaşadığınız stresi başka yere taşımamayı öğrenmelisiniz. Diyelim stresli bir gün geçirdiniz. Evinize dönerken araba kullanmıyorsanız, yolda gözlerinizi kapatıp bir süreliğine çok güzel bir yerde olduğunuzu hayal edin. Ya da işten çıkmadan bir 5-10 dakika yapın bunu. Güzel, olumlu şeyler düşünmek beynin alfa dalgalarını artırır. Sağlıklı alfa dalgalarının ise beyni rahatlattığını biliyoruz.

Ruh sağlığınız için…

1. Bol su için.
2. Sağlıklı beslenin.
3. Pozitif ve sağlıklı düşünün.
4. Kendinizi her gün hayatınızda şükran ve minnet duyduğunuz şeylere odaklayın.
5. Pollyanna”yı okuyun.
6. Zamanınızı pozitif, sizi yücelten ve kendinizi iyi hissettiren insanlarla geçirin.
7. İnsanlarla sevecen ve yardımsever bir dille konuşun.
8. Bungee jumping yapmayın.
9. Kafanızla topa vurmayın.
10. Egzersiz yapın.
11. Kendi kendinize hipnoz yapmayı ve meditasyonu öğrenin.
12. Diyaframdan nefes almayı öğrenin.
13. Hayatınız için açık hedefler belirleyin (ilişkiler, iş, para)
14. Hayatınıza bir anlam, amaç, heyecan ve hedef katın.
15. Hemen hayır demeden önce, seçenekler üzerinde biraz düşünün. Kendinizi batağa saplanmış ve sıkışmış gibi hissettiğinizde seçeneklerinizi ve çözümlerini bir yere yazın.
16. Çaresiz hissettiğiniz zaman başkalarından yardım almaktan çekinmeyin.
17. Hafızanızı geliştirin.
18. Sesinizin nasıl olduğu önemli değil; şarkı söyleyin ya da mırıldanın.
19. Güzel ve dinlendirici müzikleri hayatınızın bir parçası yapın.
20. Güzel kokuları hayatınızın bir parçası yapın.
21. Dokunmaktan çekinmeyin. Sevdiklerinize sık sık dokunun.
22. Partnerinizle cinsel ilişki yaşayın.
23. Ritimli hareket edin.
24. Kafanıza aldığınız en küçük bir darbeyi bile ciddiye alın, doktora başvurun.
25. Sizi çok rahatsız eden halledemediğiniz bir problem üzerinde sürekli yoğunlaşmayın. Biraz mola verin, dikkatinizi dağıtın. Daha sonra o probleme tekrar geri dönün.

Yazar: İlknur Kızıltoprak
Kaynak: www.sabah.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND