Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Delikanlıyı ‘işsizlik’ bozar!

Radyolarla birlikte bir fırtına gibi girmişti hayatımıza. Ardından ortadan süratle kayboldu, yani ”mekândan” ayrıldı…Bir süredir onunla ”yeniden” bir aradayız. Önce kirliydi, şimdi Deli Duran. Kadir Çöpdemir”le kariyerindeki hızlı inişin, güzel ve parlak çıkışın üzerine keyifli bir röportaj…

Radyo aleminin en popüler adamıydı. Yıllarca konuştu. Birden sustu. Zekasıyla, espirileriyle ve göbeğiyle hayatımıza yeniden girdi

Allah bir konuşma kabiliyeti nasip etmiş adama. Sabaha kadar konuşsa insanın sıkılacağı yok. Kadir Çöpdemir’den söz ediyorum. Yıllarca radyolarda konuştu. Birşeyler oldu, birden sustu. Meğer o suskun günlerinde ne sıkıntılar yaşamış. Serdar Erener’in omuz atmasıyla şeytanın bacağını kırıp hayata yeniden sarılmış. Önce Ekmek Teknesi, ardından reklam filmleri. Şimdi de Deli Duran. ‘Absürd bir komedi’ diyor Çöpdemir, senaryosunu yazdığı ve başrolünü oynadığı yeni dizi için. Radyodan dizi starlığına yükselişini anlatırken hayatın absürdlüklerine de sert göndermeler yapıyor. Muzip, zeki ve komik adam onca sıkıntıdan sonra hayatın künhüne varmış gibi. İşte tekmili birden Kadir Çöpdemir’in hikayesi.

-Süper FM’de bir Kadir Çöpdemir fırtınası esiyordu. Birden ne oldu da ortadan kayboldun?

-Kriz ekonomisi, işsizlik, iş bulamama bana çok sıkıntılı günler yaşattı. Aşkszlık, kadınsızlık, futbolsuzluk değil. Erkeği öldüren işsizlik abi. Çünkü bizim genetik kodlarımızda ve dünden aldığımız mirasta, ‘Çalışacağız, iyi kötü kazanacağız ve hayatımızı sürdüreceğiz’ inanışı var. Çorba kaynamayınca herşey bozuluyor.

-Abi sen Süper FM’de hit’tin ya! Radyo aleminde Kadir Çöpdemir’in üzerine var mıydı?

-Radyoculuk hayatımda hep stardım. Süper FM’den sonra Radyo Klass’a geçtim. Kadir Çöpdemir orada da bir fenomendi.

FENA ÇAKILDIM

-Ne oldu da birden efsane yıkıldı? Sefalete düştük?

-RTÜK’le başımız derde girdi. Teknik direktörler üstüste birkaç maç kaybedince başlarına ne geliyorsa bizim başımıza da o geldi. Birkaç ceza alınca tatsızlık oldu. Biz de ayrıldık. Bir hafta sonra Anayasa kitapçığı havada uçuştu. O kitapla beraber ülke uçtu. Biz de havada asılı kaldık. Ne kadar kalacaksın havada? Yere çakılma durumu oldu.

-Starken yere çakıldın. ‘Herşey Allah’tan’ deyip sineye mi çektin olanları?

-O dönemde sadece okudum, yazdım, dinlendim, düşündüm. Gelmişse bir sebebi vardır. Biraz soğukça durup beklemek lazım dedim. Bu gecenin mutlaka bir gündüzü de olur diye düşündüm.

DEMLENDİM

-Gündüz biraz geç oldu anlaşılan.

-Biraz geç oldu. Veren Allah, alan Allah. Sağa sola saldırayım, onunla konuşayım, şununla temasa geçeyim gibi bir derdim olmadı. Sıkıntılı günlerdi benim için. Bu süre içinde demlendik abi.

-Orhan Baba, ‘En büyük dert, dertlerin bitmesidir’ diyor. Dertler Kadir Çöpdemir’i biraz daha kıvama getirmiş gibi..

-Başımıza gelenler bir imtihandı. Bak şimdi telefonumu açayım, bir saniye boş durmaz. Ama o birbuçuk yıl içinde şu telefon hiç çalmadı. İnsanın bunlarla karşılaşması ve aşması çok önemli. Büyük bir imtihan geçirdik.

-Bunları yaşayınca ‘Şu vefasız alemin herşeyine darıldım’ duygusuna kapıldın mı?

-Kimseye darılmadım, kızmadım, isyan etmedim. Hak’tan geliyor, Hak’ka gidiyor diye düşündüm. Zaten maziden de biliyordum. İktidar ışıltılı birşey. Güç herkes için önemli. Sen yaptığın işin starıysan elinde bir güç vardır. Bu işi yapmaz olunca o güç gidiyor elden. Bunu biliyordum.

-O zaman fazla sarsıcı olmamıştır.

-Sarsıcı geçti abi! Paran yok, pulun yok. Bir odaya mahkumsun, dışarı çıkamıyorsun. Kendini demliyorsun ama nefis denen birşey var.

İŞSİZLİK ZOR

-Sokağa ve insanlara küstün mü?

-İlk zamanlar olmadı. Ama birbuçuk yıl uzun bir süre. Son zamanlara doğru duvara boş boş bakan bir adam haline gelmeye başlıyorsun. Hayatla buluştuğun alanları kaybedince kendini kötü hissediyorsun. Küsme oluyor tabi.

-Şeytanın bacağını nasıl kırdın?

-Artık ben ‘Öleyim bari’ diyordum. Tam o günlerde bir arkadaşım ‘Yahu bu Serdar Erener senin ahbabın değil mi?’ dedi. ‘Evet, ahbabım.’ ‘Türkiye’nin en büyük reklamcısı bu adam. Git, birşeyler yapalım de’ dedi. Serdar’a gittim. ‘Ben sana bir sponsor bulayım’ dedi ve buldu da. Radyoculuğa geri döndüm. Radyoculuk sürerken Hasan abiler Ekmek Teknesi’ni başlattı. Sağolsunlar, diziye kattılar beni. Arkasından Serdar reklamları gündeme getirdi. Bu günlere geldik.

-Radyo aleminde stardın ama belli bir kitle tanıyordu. Bence sen Ekmek Teknesi’yle sokağa indin, sokaktaki milyonların starı oldun. Doğru mu?

-Ekmek Teknesi başkaydı abi! Çok başarılı bir projeydi. Hem de herkes benim için ‘Ya ne sevimli, ne sempatik adam demeye başladı. Ekmek Teknesi, içimdeki sempatiyi sokaktaki insanlarla buluşturdu. Ekmek Teknesi büyük bir mühendislik başarısıydı, sağlam bir işti. Bana inanılmaz kapılar araladı.

-Kirli müthiş tiplemeydi ama dizi bitince o da bir kenara çekilmek zorunda kaldı.

-Kirli şimdi Kuzguncuk’ta kulübesinde kaşına kaşına yaşamaya devam ediyor.

-Kimdir bu Deli Duran? Kirli milyonları temsil ediyordu, Deli Duran kimi temsil ediyor?

-Tarih tekerrürden ibarettir derler ya. Biz de ‘Acaba şimdi yaşadıklarımızı daha öncede yaşadık mı?’ fikrinden yola çıkarak, Deli Duran tipini ortaya çıkardık. Bizim bugün yaşadıklarımızın iki yüz yıl önce de farklı bir tezahürü olmuş mudur? Olmuşsa nasıl olmuştura kafa yorup bu senaryoyu yazdım.

-Gerçeğin Ta Kendisi bir geyik proğramı mı? Tepkiler nasıl?

-Vatandaşın gündemini yansıtıyoruz. Hayata dokunuyoruz. Küfretmediği ve kanunlara aykırı bir durum olmadığı sürece konuşulanları ekrana yansıtıyoruz. Sokağın rengi, kokusu budur.

-Vatandaş mikrofon karşısında rol mü yapıyor?

-Valla ben bunu bilemem. Ama bana inanıyorlar ve güveniyorlar. Neticede sindirilmiş bir milletiz. İnsanlarda sindirilmişliğin etkisi kuşkusuz var.

-Konuşmaya çok teşneler ama konuşurken kafalarında farklı tilkileri de dolaştırıyorlar sanki.

-Alt beyinin etkisinde kalıyorlar. Zaman zaman bunu hissediyorum. Tepki, isyan ve öfkeyi hissediyorum ama bunları konuşurken fazla hissettirmiyorlar.

-Hiçbir fikri olmadığı halde sadece abuklamak için konuşanlar var. Onlar çok keyifli.

-O da sokağın bir rengi abi. Bir de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma durumu var. Böyleleri de var ama çok eğlenceli durumlar da oluyor.

RUHUM TEMBEL

-Bu kadar iş Kadir Çöpdemir’in bünyesine fazla değil mi?

-Serdiğim zamanlar da oluyor. Tembellik güzel birşey. İstediğin birşeye ulaşamıyorsan o zaman tembellik güzel birşey değil. Tembel olmak istiyorum ama her istediğime de sahip olmak istiyorum. Tabiki ikisi birarada olmuyor. Çalışıyoruz. Babadan, dededen şöyle okkalı bir miras kalsaydı o zaman sererdim. Cirlop gibi bir hayatım olurdu. Ama çalışmak zorundayım.

-Bu tempo ne kadar sürecek?

-Çalışabildiğim kadar çalışacağım.

-Abi gövdeyi, ruhu dinlendir biraz. Bu işin sonu yok.

-Çok doğru söylüyorsun.

-Yap yığınağını, çekil kenara. Hayatın keyfine bak!

-Olmuyor abi, vergiler mergiler çok yüksek. Belimizi büküyor.

-Kayıtdışı diye birşey var abi bu memlekette! Haberin yok mu?

-Kimse yol göstermiyor. Kayıtdışına kaçayım diyorum, kimse kabul etmiyor!! Herkes belgeye, bilgiye dayalı çalışıyor abi!!

-Bu birikimin, bu jargonun arkasında ne var? Nereden besleniyorsun?

-İlkokul beşinci sınıftan bu yana çalışıyorum. İnşaat ameleliği bile yaptım. Ortaokuldan bu yana aklına kim gelirse okudum. Orta birde Kemal Tahir külliyatlarını yaladık, yuttuk. Ulan piç! Gidip dışarıda birşeyler yapacağına Kelleci Mehmet’i okumak ne lan? Yok abi. Saatlerce, günlerce okuduk. O zaman büyüklerim çok dövmedi, böyle olduk.

-Komik adamın en çok canını sıkan şey ne?

-Sokakta çok dolaşıyorum. Çok renkli ve dimanik bir insan malzememiz var. İçimi burkan birşey var. Hala kendine güvenen bir halk olamadık. Yarınlardan endişeliyiz. Bu beni üzüyor.

BAŞBAKANLA KEBAP YEDİ

-Başbakan’la gecenin bir yarısı kebap yemiş adamsın. Sırtın yere gelmez senin!

-İnşallah gelmez.

-Sofular’ın ara sokaklarında Başbakanla kebap yemek kaç faniye nasip oluyor?

-Doğru diyorsun abi. İnşallah sırtımız yere gelmez. Ama yine de korkuyorum. Yaşadıklarım üzerimde öyle bir etki bırakmış ki bir den atmak mümkün değil.

-Bu popülarite uzun sürer mi?

-Çok uzun sürmez. Bunu biliyorum. Her ne olursa olsun ben hayatta bir standardım olsun istiyorum.

BAZEN İSYAN EDİYORUM

-Sokaktan malzemeyi toparladıktan sonra montaja girerken zihninde acı bir fotoğraf kalıyor mu?

-Olmaz mı abi! Mizahla hayatı örtüştürerek birşey yapmaya çalışıyoruz. Türkçeyi nasıl kullanıyoruz? diye bir program yapıyoruz. Tam bunu konuşurken yanına bir teyze sokuluyor. Üstte yok, başta yok. ‘Oğlum, sen televizyoncusun. Sana birşey söyleyeceğim’ diyor. ‘Söyle teyze’ diyorum. ‘Benim oğlum şöyle, böyle, işsiz, zor durumda’ deyince ben ‘Ulan, yemişim dilini de, mikrofonunu da, hayatı da!’ diye bazen isyan ediyorum.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND